İranlı Sünni din adamlarından protestocularla dayanışma mesajı

24 Kasım’da Tahran’ın batısındaki Kerec şehrindeki protestolar (Twitter)
24 Kasım’da Tahran’ın batısındaki Kerec şehrindeki protestolar (Twitter)
TT

İranlı Sünni din adamlarından protestocularla dayanışma mesajı

24 Kasım’da Tahran’ın batısındaki Kerec şehrindeki protestolar (Twitter)
24 Kasım’da Tahran’ın batısındaki Kerec şehrindeki protestolar (Twitter)

İran Kürtleri üzerine çalışan insan hakları örgütü Hengaw, İran’da bulunan 22 Kürt şehrindeki tüccarların, şiddetli  baskıyla karşı karşıya kalan bölgelerle dayanışma çerçevesinde 24 Kasım’da greve gittiğini açıkladı. Ayrıca İranlı yetkililer, dün (24 Kasım) ünlü futbolcu Vurya Gafuri’yi ‘milli takıma karşı hakaret ve devlet aleyhinde propaganda yapma’ suçlamasıyla gözaltına aldı.
Hengaw, Kürdistan, Kirmanşah, Batı Azerbaycan ve İlam gibi eyaletlerdeki dükkanların, Kürt siyasi partilerinin İran rejimine muhalefeti üzerine perşembe günü kepenk kapattığını söyledi. Örgüt, dükkanların Kürt şehirlerine yönelik baskıları protesto etme amacıyla geçen çarşamba günü İranlılara yönelik yapılan çağrılara yanıt verdiğini belirtti. Baskı eylemleri, geçen hafta 50’den fazla kişinin ölümüne yol açmıştı.
Şarku’l Avsat’ın HRANA insan hakları aktivistleri ajansından aktardığı habere göre Mahsa Amini’nin ölümünün ardından 17 Eylül’de patlak veren protestolardan bu yana 61’i çocuk olmak üzere 440 protestocunun öldürüldüğünü açıkladı. Ajans, protestolara tanık olan 156 vilayette ve 143 üniversitede 18 bin 59 kişinin tutuklandığını tahmin ediyor.
Öte yandan resmi medya organlarında yayınlanan haberlerde, güvenlik birimlerinin ünlü futbolcu Vurya Gafuri’yi Huzistan Fulad takımının antrenmanı sonrasında adli makamın kararına dayanarak tutukladığı bildirildi.
İran’ın Kürdistan eyaletinin başkenti Senendec’den gelen 35 yaşındaki futbolcu, Instagram hesabında geleneksel Kürt kıyafetleri giydiği bir fotoğraf paylaşmıştı. Ülkenin en ünlü takımı olan ‘İstiklâl’ takımının eski kaptanı, yetkilileri defalarca eleştirdiği için Temmuz ayında takımdan ayrılmak zorunda kalmıştı.
Gafuri, İran milli takımı ve Tahran İstiklâl takımının eski kalecisi Perviz Brumend, eski futbolcu Hüseyin Mahini ve futbolcu Hamid Reza Ali Askari’nin tutuklanmasından sonra tutuklanan dördüncü İranlı futbolcu oldu.
Yetkililer, Persepolis futbol kulübünün teknik direktörü ve milli takımın eski oyuncusu Yahya Gülmuhammedi’yi de soruşturma için çağırırken, İran milli takımının tarihi golcüsü Ali Dayi’nin pasaportuna el konulduğuna dair de haberler yayınlandı. Futbolcu Ali Kerimi de protestoların en önemli destekçisi oldu.
Öte yandan Kürdistan Eyaleti İnşaat İşçileri ve Sanatkarları Sendikası, Kürt şehirlerindeki baskıların sorumlularının yargılanması çağrısı yaptı. Sendikanın Twitter üzerinden yayınladığı bir video klipte görünen yaklaşık 20 işçi, “Bu dönemde yoksulluğu, işsizliği, azalan satın alma güçlerini ve ayrımcılığı protesto eden bazı işçiler güvenlik güçleri tarafından vurularak öldürüldü” dedi.
24 Kasım’da güvenlik güçlerinin çarşamba akşamı Senendec şehrine bağlı Vahdat beldesinde ‘bir grup okul çocuğunun’ üzerine ateş açtığını gösteren videolar yayınlandı. Görgü tanıkları, olayda biri ağır olmak üzere 3 kişinin yaralandığını söyledi. Benzer çerçevede bir grup Sünni din adamı, İran’ın kuzeybatısındaki Urmiye şehrinde toplanarak, son protestolar sırasında tutuklananların derhal serbest bırakılmasını talep eden bir video mesajı yayınladı. HRANA insan hakları aktivistleri ajansı tarafından yayınlanan videoya göre yetkili makamlara, ‘protestolara müdahale şeklini yeniden düşünme, eylemcileri öldürmeyi durdurma, protesto hareketinin taleplerini karşılama ve boğulma, ayrımcılık, baskı ve acımasızca öldürme atmosferini kaldırma’ çağrısı yapıldı.
Zahidan şehrinin cuma vaizi ve İran’daki en önde gelen Sünni din adamlarından Adulhamid İsmail Zahi, İran’daki Kürtlere destek mesajı gönderdi. Reuters’ın haberine göre geçen çarşamba akşamı Twitter üzerinden paylaşım yapan İsmail Zahi, “Aziz Kürtler, etnik ayrımcılık, mezhepsel baskılar, yoksulluk, ekonomik sorunlar gibi birçok sıkıntıya katlanıyor. Onların protestolarına kurşunla karşılık vermemiz adil mi?” ifadelerine yer verdi.
Öte yandan Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (DMTK) Başkanı Sadık Laricani, “Protestoların dinlenmesi gerektiği doğru, ama bu şekli olmamalı” dedi. Yarı resmi İran Öğrenci Haber Ajansı’na (ISNA) göre Laricani, Şerif Teknoloji Üniversitesi’ndeki bir grup öğrenciyle yaptığı görüşmede “Bu ülkelerde ve daha liberal ülkelerde başörtüsü kanundur, kanuna uyulmalıdır” dedi.
Protestoların ilk ayında üniforma giymemiş güvenlik güçlerinin Şerif Üniversitesi’ne baskın düzenlemesi, ülke genelindeki bilim camiasında öfkeye yol açmıştı.
Diğer yetkililer gibi Laricani de ABD’yi İran Kürdistanı sınırlarında ‘terörist grupları silahlandırmakla’ suçlarken, “Bu rejim, kendini yenileme potansiyeline sahip” dedi.
İçişleri Komisyonu Başkanı Muhammed Salih Cokar ise yaptığı açıklamada, “Eğer ülkede reformlar yapılacaksa, bu konuda Batı müdahalesi olmadan, kendi fikirlerimize dayalı bir reform yapılmalıdır” dedi. Cokar, “Bu değişiklikler bir dış kaynağa bağlı ise tehlikeli olur ve olumsuz etkilere sahip olur” ifadelerini kullandı.
Cokar, bir hükümet merkezi tarafından ülkedeki genel hoşnutsuzluğun kökenlerine ilişkin yakın tarihli bir ankete atıfta bulunurken, “Nihai sonuç, bu akımların amacının ekonomik bir mesele olmadığını ve başka kökleri olduğunu gösterdi. Son olaylarda öncelik ekonomik sorunlar olmuştur. Sloganları kadın, yaşam ve özgürlüktür. Ekonomik sorunlarla ilgisi yoktur” şeklinde konuştu. Yetkili, “Kadınlara ve hayata takıntılı olmayan gençler de protestolara dahil oldu. Bu durum, bu sloganın ithal edildiğini gösteriyor” dedi.
Aynı şekilde AFP’nin Devrim Muhafızları’na bağlı Fars haber ajansından aktardığına göre İran’ın kuzeybatısındaki Kürdistan Eyaleti’ne bağlı Merivan’da bir Besic üyesi, ‘devrim karşıtları’ tarafından öldürüldü.
Bu protesto hareketinin çoğunu ‘kargaşa’ olarak tanımlayan Tahran, yüzlerce kişiyi tutukladı ve yabancı güçleri ‘iktidar düzenini istikrarsızlaştırma çabasıyla’ bu hareketin arkasında olmakla suçladı.
Fars haber ajansı, Ali Fattahi’nin Devrim Muhafızları’na bağlı milisler olan Besic’in bir üyesi olduğu için geçen çarşamba akşamı düşman paralı askerleri ve devrim karşıtları tarafından öldürüldüğünü belirtti. Kürdistan bölgesindeki güvenlik yetkilisi Muhammed Rızai, Merivan sakini olan adamın, evinin önünde sırtından bir kurşunla hedef alındığını söyledi.
Fars haber ajansına göre Besic güçlerinin komutanı Golam Reza Süleymani, “İçerideki düşman ajanları tarafından hiçbir Basic üssü ele geçirilmedi ve hiçbir Besic üyesi bu olaylarda geri adım atmadı” dedi.
Öte yandan Rehber Hamaney’in Devrim Muhafızları içerisindeki temsilcisi Abdullah Hacı Sadıgi, İranlı kadınların, özellikle de sanatçı ve sinema oyuncusu gibi tanınmış simaların başörtülerini çıkartmalarını eleştirirken, “Bu davranışları kanserli bezler olarak değerlendiriyoruz” dedi.
Hacı Sadıgi, İranlıların en büyük rejim karşıtı protesto dalgasına yönelmesinden ‘düşmanları’ sorumlu tuttu. Ayrıca “Hedeflerine ulaşamadılar ve ortamı sakinleştirmemeye çalışıyorlar” dedi.



Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
TT

Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

ABD, Hamas'ın silah bırakmasını beklemeden Gazze'de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçmeyi planlıyor.

Tel Aviv yönetimi, Hamas İsrailli polis memuru Ran Gvili'nin naaşını iade edip silah bırakmayı kabul edene kadar Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçmeyeceklerini bildirmişti.

Ancak adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan yetkililer, ABD'nin bunlar gerçekleşmeden ikinci aşamaya bir an evvel geçmek istediğini belirtiliyor.

Kaynaklara göre ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla yaptığı görüşmede hem Hamas'ın silah bırakmasını hem de Gvili'nin cesedinin ailesine geri gönderilmesini istediklerini söyledi. Ancak bunların ateşkesin ikinci aşamasına geçiş için şart olarak görülemeyeceğini ifade etti.

10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve rehine takası anlaşmasının garantörleri Türkiye, Mısır ve Katar'ın, Hamas'ın kademeli bir silah bırakma planını kabul edeceğini Washington'a ilettiği belirtiliyor.

Bu plana göre Filistinli örgüt önce ağır silahlarını teslim edecek, daha sonra hafif silahlar için geri alım programı başlatılacak. Kaynaklar, gelecek haftalarda bu mekanizmanın devreye girmesinin hedeflendiğini söylüyor.

Ancak Tel Aviv'in böyle bir çerçeveyi onaylayıp onaylamayacağı belirsiz. Hamas, Filistin devletinin kurulmasıyla sonuçlanacak bir süreç başlatılmadan silah bırakmayacağını bildirmişti. İsrail ise iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca duyurmuştu.

20 maddelik barış planının ilk aşamasında taraflar arasında rehine takası gerçekleştirilmiş, İsrail askerleri belirlenen "sarı hatta" geri çekilmişti. İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 53'ünü kontrol ediyor.

İkinci aşamadaysa Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinde söz sahibi olmaması isteniyor. Gazze Şeridi'nin yönetiminin Hamas mensubu olmayan Filistinlilerin yer alacağı bir teknokratlar komitesine geçici olarak devredilmesi planlanıyor. Trump'ın başkanlık edeceği Barış Kurulu'na ek olarak bölgeye Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) konuşlandırılması öngörülüyor.

Analizde, Trump'ın Barış Kurulu'nu ve teknokratlar komitesini gelecek hafta açıklamayı planladığı yazılıyor. Beyaz Saray ilk etapta bu açıklamayı geçen ay yapmayı planlamış ancak Hamas'la İsrail arasındaki anlaşmazlıklar çözülemediği için vazgeçmişti.

İsrail medyasında geçen ay çıkan haberlerde, Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'nda görmek istediği aktarılmıştı.

Türkiye'nin hem Barış Kurulu'nda yer alması hem de ISF'ye asker göndermesi için ABD'nin Tel Aviv'e baskıyı artırabileceği belirtilmişti. Washington'ın, Ankara'nın ISF'ye asker göndermese bile güvenlik gücünün komuta yapısında yer almasını istediği de yazılmıştı.

Trump, Azerbaycan ve Endonezya'ya da ISF'ye katılma çağrısı yapmıştı. Azerbaycan lideri İlham Aliyev, bu haftaki açıklamasında "Arap ülkelerinin meselelerini Arap devletleri çözmelidir" diyerek Gazze'deki uluslararası misyonlara katılmayacaklarını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Times of Israel, Caspian Post


Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
TT

Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).

Halep doğumlu Suriyeli aktivist ve gazeteci Akil Hüseyin, bugün Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında çatışmaların yaşandığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine ilişkin tanıklığını Şarku'l Avsat'a anlattı. Hüseyin, Mart 2011’de Suriye devriminin başlamasının ardından sivil harekete katıldığını ve kentin özellikle doğu kesiminde sahada gelişmeleri izlediğini ifade ediyor.

Kısa süre önce Halep’i temsilen Halk Meclisi’ne seçilen Hüseyin’in bu tanıklığı, SDG yanlılarının öne sürdüğü anlatının aksine, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde nüfus çoğunluğunun Kürtlerden değil Araplardan oluştuğunu vurguluyor.

cdfrgt6y
Halep kentinin haritası; üzerinde Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri görülüyor (Sosyal medya)

Son yıllarda “Kürt mahalleleri” olarak tanınan bu iki bölge, yaklaşık 50 yıl öncesine kadar Süryani ve Ermeni yoksul Hristiyanların yaşadığı küçük yerleşim alanlarıydı. Daha sonra Halep kırsalının kuzey ve doğusundan, aralarında Afrin, Cinderes ve Ayn el-Arab (Kobani) sakinlerinin de bulunduğu, şehirde daha iyi bir yaşam arayan aileler için; konut maliyetlerinin görece düşük olması ve sanayi bölgelerine yakınlığı nedeniyle makul bir tercih hâline geldi.

Birçok kişinin bu iki mahalleye Kürt kimliği atfetmesinin temel nedeni, Halep kentinde ilk kez bu denli büyük bir Kürt nüfusunun aynı bölgede bir araya gelmiş olmasıydı.

1970’li yıllara kadar Halepliler, Şeyh Maksud’u “Cebel es-Seyyide” (Meryem Ana Tepesi) adıyla biliyordu. Ancak Kürtlerin yoğunlaşmaya başladığı bu bölgede, Kürt kökenli bir sufi şeyhin adını taşıyan “Şeyh Maksud” camisinin inşa edilmesinin ardından, bu isim mahalle için yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Komşu Eşrefiye Mahallesi ise aynı dönemde, Hristiyanların yaşadığı Süryaniler Mahallesi’nin plansız bir uzantısı olarak ortaya çıktı.

Halepliler, bu iki mahallenin siyasi anlamda Kürtlerin merkezi hâline geldiğini ilk kez 2004 yılında, Kamışlı Olayları olarak bilinen süreçte fark etti. O dönemde Cezire bölgesindeki Kürt ayaklanmasıyla eş zamanlı olarak Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da Kürt siyasi parti kadroları ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı.

dfrgt
Ekim 2024’te Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’nde, PKK lideri Abdullah Öcalan’a ait fotoğraf ve kitapların yer aldığı bir sergi

Bundan önce Kürtlerin bu mahallelerdeki en belirgin görünürlüğü, Suriye’de uzun süre yasaklı olan Nevruz kutlamaları sırasında ortaya çıkıyordu. Kutlamalar esnasında, özellikle Esad rejiminin 1980’lerden itibaren kendisine muhalif Kürt siyasi hareketlerini kontrol altında tutmak için kullandığı PKK unsurlarıyla güvenlik güçleri arasında zaman zaman gerginlikler yaşanıyordu.

2011’de Beşşar Esad rejimine karşı halk ayaklanmasının başlaması ve rejimin Kürtleri muhalefetten uzak tutma çabaları kapsamında, Suriye istihbaratı 2012 yılında bu iki mahalleyi Kürtlere devretti. Böylece bölgeler kademeli olarak rejimin denetiminden çıktı ve sonunda, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt çoğunluklu kentlerde olduğu gibi SDG’nin iç güvenlik gücü olan Asayiş aracılığıyla SDG’nin kontrolüne girdi.

asdfr
2014 yılında Halep’te gerçekleşen bombardıman sonucu oluşan yıkım (Reuters).

Başlangıçta Eşrefiye Mahallesi, Arap ve Kürt önde gelen aktivistlerin yer aldığı “Kardeşlik Koordinasyonu”nun öncülüğünde dikkat çekici bir barışçıl sivil harekete sahne oldu. Ancak üyeleri kısa sürede, rejimden devraldığı bölgelerde devrimle bağlantılı her türlü faaliyeti bastıran PKK’nın Suriye kolu tarafından takibe alındı. Bu yapı, bölgede tam denetim sağlayan güvenlik ve polis aygıtları ile asker devşirme merkezleri kurdu. Bu durum, iki mahallenin “Kürt mahalleleri” olarak algılanmasını daha da pekiştirdi.

yuı
Halep kırsalındaki Tel Rıfat’ta, Eş-Şam rejimi ile SDG ve muhalif gruplar arasındaki çatışmalara sahne olan evinin enkazını kaldıran bir Suriyeli vatandaş (AP)

Ancak SDG ile Suriye muhalefeti arasındaki ilişkilere en ağır darbe, 2016’nın sonunda geldi. Bu dönemde SDG, Beşşar Esad güçleriyle iş birliği yaparak Halep’in doğu kesiminin kontrolünü ele geçirdi. Operasyon, bölge nüfusunun büyük bölümünün yerinden edilmesi ve yapıların büyük ölçüde yıkılmasıyla sonuçlandı.

Daha sonra SDG, Lübnan Hizbullahı ve İran Devrim Muhafızları ile birlikte Halep’in kuzey kırsalındaki Sünni Arap yerleşimlerinin kontrolünü ele geçirdi. Özellikle Tel Rıfat kentinde nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi ve bu bölge de SDG’nin bir parçası olarak anılmaya başlandı.

Bugün ise Halep’te, SDG’nin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini Suriye hükümetine devretmeyi reddetmesi nedeniyle yaşanan gerilim sürerken, SDG yanlıları bu mahallelerin “Kürt kimliğini” kanıtlamaya yönelik yeni bir medya kampanyası yürütüyor. Oysa bölgede, Bakara (Baggara) aşireti ve Batuş kabilesi başta olmak üzere on binlerce Arap yaşarken, varlığı inkâr edilemeyecek ölçüde bir Kürt nüfus da bulunuyor.


Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
TT

Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)

Suriye devlet televizyonu, bugün (perşembe), ordu güçlerinin Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerinde kontrol sağladığını bildirdi. Haberde, bu ilerlemenin bölgedeki halk ve aşiretlerle iş birliği içinde, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yaşanan çatışmaların ardından gerçekleştiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ordu ve iç güvenlik güçlerinin, SDG’nin karşı saldırı girişiminin ardından Eşrefiye Mahallesi’nde ilerlemeyi sürdürdüğünü aktardı. SDG ise hükümet güçlerinin Eşrefiye ve Şeyh Maksud’a yönelik saldırılarında 12 kişinin öldüğünü, 64 kişinin yaralandığını ileri sürdü. Halep’te gerginliğin geçen aydan bu yana sürdüğü belirtildi.

Halep’te bazı mahallelerde sokağa çıkma yasağı

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, perşembe akşamı yaptığı açıklamada Eşrefiye, Şeyh Maksud, Beni Zeyd, Süryan, Helak ve Meydan mahallelerinde ikinci bir duyuruya kadar tam sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu. Açıklamada, kararın “buralarda yaşayanların güvenliğini sağlamak, güvenliği tesis etmek ve can ile mal kaybına yol açabilecek ihlalleri önlemek” amacıyla alındığı belirtildi.

dfrgthy
Suriye itfaiye ekipleri, SDG tarafından atılan mermilerin isabet etmesi sonucu Halep’te Cemiliye ile Sebil mahalleleri arasındaki Faysal Caddesi’nde çıkan yangını söndürmek için çalışma yürütüyor (SANA)

Komutanlık, söz konusu mahallelerde sokağa çıkma yasağı süresince istisnasız her türlü hareketliliğin yasak olduğunu vurguladı.

Daha önce Suriye Arap Haber Ajansı SANA, Halep Müdahale Merkezi Komitesi’ne dayandırdığı haberinde, çatışmalarda ölü sayısının 10’a, yaralı sayısının ise 88’e ulaştığını bildirmişti. Suriyeli bir hükümet yetkilisi de Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde yaşayanların, bu bölgelerin bazı kısımlarını yetkililere teslim etmeye başladığını söyledi.

Aynı yetkili, Suriye televizyonu El-İhbariye’ye yaptığı açıklamada, bu sürecin SDG mensupları arasında art arda yaşanan ayrılıklar ve iç güvenlik güçlerinin bölgede güvenliği tesis etmeye hazırlanmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti.

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, SDG’yi yerleşim bölgelerini hedef alan bombardıman ve rastgele ateş açma eylemleriyle suçlayarak, bu saldırılar sonucu sivil kayıplar yaşandığını belirtti. Komutanlık, SANA aracılığıyla SDG saflarındaki unsurlara derhâl ayrılma ve silahlarını teslim etme çağrısı yaptı; bu amaçla bir iletişim hattı da duyurdu.

Suriye hükümeti ise Kürtlerin “Suriye halkının asli ve temel bir bileşeni” olduğunu vurgulayarak, devleti onları ayrı bir taraf ya da istisnai bir durum olarak değil, ülkenin eşit ortakları olarak gördüğünü kaydetti. Hükümet açıklamasında, çözümün medya söylemleri ya da karşılıklı suçlamalarla değil, ülkenin birliğinin ve tüm vatandaşların güvenliğinin teminatı olan devlet kurumları aracılığıyla sağlanabileceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca sahadaki kargaşa ve tırmanışın, SDG’nin 1 Nisan’da varılan anlaşmayı bozmasının doğrudan sonucu olduğu, bunun önceki mutabakatları zayıflattığı ve istikrarsızlığa kapı araladığı belirtildi. Hükümet, devletin mevcut rolünün Halep çevresini güvence altına almak, saldırı kaynaklarını şehirden uzaklaştırmak ve sivilleri korumak olduğunu vurguladı; Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den “milis güçlerin” çıkarılmasını talep etti.

SANA, ordunun bugün (perşembe) saat 13.30’dan itibaren ikinci bir duyuruya kadar Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini ve SDG unsurlarına yönelik saldırılar düzenleyeceğini bildirdi. SDG ise operasyonu sivillerin zorla yerinden edilmesine yönelik bir girişim olarak nitelendirdi.

Öte yandan Halep Valisi Azam el-Garib, daha önce yaptığı açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de SDG’ye bağlı çok sayıda unsurun ayrıldığını, bazılarının ise bölgeden kaçtığını ve bunun sahada önemli bir değişime zemin hazırladığını söyledi. Vali, Halep halkına resmî duyurular yapılmadan evlerine dönmemeleri çağrısında bulundu.

rgt
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’nde konuşlandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Halep Müdahale Merkezi Komitesi ayrıca kent içinde 10 geçici barınma merkezinin açıldığını, Afrin ve Azez’de de merkezler oluşturulduğunu açıkladı. Alman Haber Ajansı DPA’ya göre, ordu operasyonlar birimi sivillerden SDG mevzilerinden uzak durmalarını isterken, sokağa çıkma yasağının başlamasıyla birlikte SDG hedeflerine yönelik “nokta atışı” saldırıların başlatılacağını bildirdi.

Suriye televizyonu, ordunun Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da beş bölgeyi gösteren haritalar yayımladığını ve bu alanların derhâl boşaltılmasını istediğini aktardı.

Halep’te geçen ay SDG ile hükümet güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiş, taraflar birbirlerini suçlamıştı. SDG, 10 Mart’ta Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile, sivil ve askerî kurumlarını devlet yapısına entegre etmeyi öngören bir anlaşma imzalamış olsa da, bu anlaşmanın uygulanmasında şimdiye kadar kayda değer ilerleme sağlanamadı.