Komünizmle mücadele ettiler, liberalizmle yönettiler, ayrılık kararı almadılar… Etiyopya’nın Tigray sorununun arka planında ne var?

TPLF’nin kendi ordusunu kurması Kasım 2020’de kendisi ile merkezi hükümet arasında savaşın patlak vermesine yol açtı (Sosyal medya organları)
TPLF’nin kendi ordusunu kurması Kasım 2020’de kendisi ile merkezi hükümet arasında savaşın patlak vermesine yol açtı (Sosyal medya organları)
TT

Komünizmle mücadele ettiler, liberalizmle yönettiler, ayrılık kararı almadılar… Etiyopya’nın Tigray sorununun arka planında ne var?

TPLF’nin kendi ordusunu kurması Kasım 2020’de kendisi ile merkezi hükümet arasında savaşın patlak vermesine yol açtı (Sosyal medya organları)
TPLF’nin kendi ordusunu kurması Kasım 2020’de kendisi ile merkezi hükümet arasında savaşın patlak vermesine yol açtı (Sosyal medya organları)

Mahmud Ebu Bekir
Etiyopya’nın Tigray bölgesi, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile merkezi hükümet ordusu arasında Güney Afrika’nın başkenti Pretorya’da 4 Kasım’da barış anlaşması onaylanmadan önce yaşanan çatışmalar nedeniyle iki yıldır uluslararası ilginin merkezinde yer alıyor. Peki TPLF’nin kuruluş tarihi nedir ve aslında Etiyopya’dan ayrılmaya mı çalışıyor?
1940’larda Tigray’ın ilk silahlı isyanıyla başladı. Ancak İngiliz Hava Kuvvetleri ile ittifak halinde olan Haile Selassie rejimi tarafından askeri olarak bastırıldı. Bu durum, yeni bir algının oluşmasına katkıda bulundu. Bazı Tigrayan elitleri, daha büyük bir hayranlıkla ‘kurtuluş hareketlerini’ bekler oldu. Ancak özellikle 1960’lı yılların başlarında silahlı mücadele ilan eden ve büyük bir Arap desteği alan ‘Eritre Kurtuluş Cephesi’nin kurulmasından sonra bu durum, Tigrayanları tecrübelerini tekrarlamayı düşünmeye sevk etti.

Silahlı eylem başlatmak için öğrenci hareketi
Şaerku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Etiyopyalı araştırmacı Teferi Negaş, bu tarihi dönemi ‘modern Tigrayan elitlerinin düşüncelerini şekillendiren ilk çekirdek’ olarak nitelendirdi. Negaş, “Üniversite Öğrencileri Birliği’ne katılarak ve Tigray Öğrenci Birliği’ni kurarak başladılar. Bu dernekten, 1974 yılında ilerici öğrenciler tarafından ‘Ulusal Tigrayanlar Örgütü’ adlı solcu bir örgüt kuruldu. 26 Şubat 1975’te siyasi ve askeri bir örgüt olarak ortaya çıkan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’nin başlangıç ​​noktası oldu” dedi. Bu derneğin, Etiyopya devletindeki çatışmayı etnik bir çatışma olarak yorumladığını belirten araştırmacı, “Dolayısıyla ideolojisi, daha sonra cephenin ideolojisine yansıyacak olan ‘etnik milliyetçiliğin temel ideolojik yönelim olduğu’ düşüncesiyle bu yaklaşıma dayanıyordu” dedi.
Bu öğrenci hareketi, 1974 yılında Haile Selassie hükümetini deviren devrimi ateşledi.
Bu çerçevede Etiyopyalı araştırmacı Mesai Kebede, bu tarihsel dönemle ilgili kapsamlı bir araştırmasında, ‘ülkenin eğitimli çevrelerinin siyasi hırsları harekete geçirilmese ve meşrulaştırılmasaydı’ Marksizm-Leninizm’in, böyle bir etkiye sahip olamayacağını belirtti. Kebede, “Oluşturdukları farklı araştırma ve çalışma disiplinlerindeki öğrenciler, Marx, Engels, Lenin, Mao ve Fanon’un eserlerini içeren solcu literatürü kapsamlı bir şekilde okuyorlardı” dedi.
 Araştırmacı, “Bu çalışma grupları, Etiyopya Halkları Devrimci Partisi (EPRP) ve Tüm Etiyopya Sosyalist Hareketi (MEISON) gibi siyasi partileri yaratan sol örgütler için temel oluşturdu. Bu tarihsel bağlam, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ni üretti” ifadelerini kullandı.
Öte yandan TPLF’nin kurucu liderlerinden Arkavi Berhi, TPLF’nin başından beri Stalin’in milliyetçilik sorununa ilişkin teorisinden nasıl ilham aldığına değindi. Bu bağlamda Berhi, “Stalin’in, ulusu ‘kültürel bir toplulukta kendini gösteren, ortak bir ekonomik hayata ve psikolojik yapıya sahip, tarihsel olarak gelişmiş, dilsel ve bölgesel olarak istikrarlı bir topluluk’ olarak tanımlaması, Tigray etnik grubu örneğine ve temel güç ve zenginlik sorunlarına uygulandı” dedi.
TPLF liderlerinin üniversite döneminde öğrenci Wallen Makonnen’in Etiyopya'daki ‘Milliyetler Sorunu’ üzerine yazdığı bir araştırma makalesi (1969), “Etiyopya, kendi kültürünü ve dilini empoze eden bir Amhara etnik grubu tarafından yönetilen bir grup halktır” iddiasında bulundu. Bu yorum, Lenin’in ve Stalin’in Rusya’daki ırk meselesine ilişkin yorumlarından esinlenmiş gibi görünüyor.

Sınıf ve etnik yorum arasında
Teferi Negaş, “TPLF’nin kimlik ve kendi kaderini tayin hakkı konularında aldığı tavır, Marx’ın İrlanda ulusal meselesine ilişkin tavrına dayanıyordu. Bu nedenle cephenin ilk açıklamasında Etiyopya halkları arasındaki görüş ayrılıklarının ve şüphelerin, Amhara etnik grubunun başta Tigray etnik grubu olmak üzere ezilen Etiyopya halklarına uyguladığı zulmün şiddetlenmesinden kaynaklandığı belirtildi. Artık bu halkların ortak bir sınıf mücadelesi yürütemeyecekleri bir aşamaya geldik” açıklamasında bulundu.
Açıklamada, ‘milliyet baskısı’ konusuna ve özellikle de Tigray etnik grubunun baskıya maruz kalmasına vurgu yapılırken, bağımsız bir cumhuriyetin kurulması çağrısı yapılıyor.
Daha sonra (1978) yerel ve bölgesel etkiler altındaki cephe, özellikle Eritre Halk Kurtuluş Cephesi ile ittifakın ardından,’ ayrılma ve Tigray eyaletinin kurulması’ fikrinden vazgeçmiş olmasına rağmen fikir, bir süre anlaşmazlık kaynağı olarak kaldı ve etnik milliyetçilik, cephenin ideolojik temeli olmaya devam etti.
Araştırmacı Gideon Tesfayo, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada “O dönemin sol aydınlarının gündeme getirdiği ulusal sorun, büyük bir hataydı” dedi. Tesfayo, “Bir grup diğerine karşı etnik ayrımcılık yapmış olsa bile, bu özellikle Tigrayanlara yönelik değildi. Cephe tarafından kışkırtılan Tigrayan milliyetçiliği, hegemonya arzusu ile Amharca dili baskısına karşı mücadelenin bir karışımıydı. Bu, başka yerlerde olduğu gibi, modern entelektüel seçkinlerin bir icadıdır” ifadelerini kullandı.
Tesfayo, “Etnik milliyetçilik, cephenin iddiasının merkezinde yer alıyor. Ancak tüm Etiyopya milletleri arasında eşitlik sağlamaya çalışmadı. İktidardaki bu örgütün pratik tecrübesi (1991/2018), karşı baskı uyguladığını kanıtladı. Bu da zihinsel ve algısal yapıyı ortaya çıkardı” dedi.

Cephenin rotasındaki duraklar ve geçişler
TPLF’nin siyasi tarihini okuyarak, örgütün ideolojik dönüşümlere tanık olduğu en kritik dönüm noktalarını not etmek mümkündür. Öyle ki doğu ve batı kampları arasındaki Soğuk Savaş’ın bir sonucu olarak, 1970’lerin sonunda dünyaya hâkim olan tarihsel bağlam, cephe içinde birkaç yüksek önderlik üyesi tarafından kurulan bir ‘komünist çekirdek’ oluşmasına katkıda bulundu. Bu üyeler, daha sonra örgütün yol gösterici ideolojisi olarak ‘Marksizm-Leninizm’i ilan ettiler.
Bu çekirdek daha sonra Haziran 1985’te Marksist-Leninist Lig’i (MLLT) kurmadan önce, Etiyopya’dan ayrılma fikri altında bir araya geldiğinde ‘ilk ideolojik kayma’ yaşandı.
Bu çerçevede Etiyopyalı araştırmacı Teferi Negaş, “MLLT’nin kurulması, cephenin farklı ideolojik ve siyasi yönelimlere sahip bir cephe olduğu fikrinden vazgeçilip katı bir tek parti mantığıyla değiştirilerek cephenin tam kontrolünün sağlanması arzusundan kaynaklanıyordu” açıklamasında bulundu.
Negaş, “Bu noktada ideoloji, ilk kez cephenin önde gelenlerini pragmatizm, empirizm, çarpıtma veya hedeften sapma suçlamasıyla tasfiye etmek için kullanıldı. Böylece siyasi gücün birkaç liderin elinde toplanması aşaması başladı. Bu dönem aynı zamanda etnosentrik fikirden Marksizm-Leninizm’e resmi geçişe de tanık oldu. Ancak etno-milliyetçilik cephenin söyleminden kaybolmadı” dedi.
Arkavi Berhi ise TPLF’nin ideolojik tavrının ‘insanın insan tarafından sömürülmesinden arınmış, planlı bir sosyalist ekonomi kurmak için ulusal demokratik bir devrim başlatmakla’ özetlendiğini dile getirdi.

Devrimci demokrasi
İkinci belirleyici aşama, partinin Marksizm-Leninizm’den devrimci demokrasiye ideolojik bir kaymaya tanık olduğu 1989 ile 1991 yılları arasındaki dönemdi.
Bu döneme yerel ve küresel değişimler eşlik etti. İçeride TPLF, 17 yıl süren uzun iç savaşın ardından devletin gücünü ele geçirmeye hazırlanıyordu. Küresel olarak Batı, Soğuk Savaş’ta galip geldi. Bu da TPLF’yi, uluslararası sisteme yeniden adapte olmaya sevk etti. Böylece Batılı güçlere ideolojik konumlarından (Marksizm) vazgeçtiği konusunda bilgi verildi. Bu dönüm noktasının sonunda TPLF Genel Sekreteri Meles Zenawi, 1990’da Washington’a ziyarette bulundu. Burada cephenin Marksist ideolojisini devrimci demokrasiye dönüştürme konusunda bir konuşma yaptı. Ertesi yıl Devrimci Demokrasi adlı liberal bir siyasi ve ekonomik program yayınladı.
Teferi Negaş, “Devrimci demokrasinin ideolojik terminolojisini benimsemesinin temeli, iktidardaki konumunu sürdürmek için merkezci bir ideoloji icat etmekti. İlk dönemecin aksine bu kez, gücü devlet düzeyinde merkezileştirme girişimi ortaya koyuldu. En iyi ihtimalle bu ideolojik iddia, Batı’yı ikna etti ve cephe kadrolarının kafasını karıştırdı.
Uzun süredir TPLF liderlerinden biri olan Gebru Asrat, anılarında “Cephe Batı’ya, devrimci demokrasi kavramının tipik liberal demokrasiden temelde farklı olmadığı konusunda güvence verdi. Ancak bu, Etiyopya bağlamı göz önüne alındığında mevcut hakları onaylayan yalnızca siyasi bir yönelimdir” ifadelerine yer verdi.
Aynı şekilde TPLF’nin ilk sorumlusu Meles Zenawi, “Siyasi yönelim, orijinal Marksist-Leninist ilhamı değiştirmeden statükoda devam eden bir yönelimdir” dedi.
Bu yaklaşım, müttefiki Eritre Halk Kurtuluş Cephesi ile arasındaki tarihi ittifaktan ve Albay Mengistu Haile Mariam rejimini devirmedeki başarılarından sonra TPLF’nin Addis Ababa’da iktidara gelmesinin ardından da politikalarında devam etti.

Kalkınmacı demokratik devlet
Dönüşümün üçüncü aşaması, ‘kalkınmacı durum" olarak adlandırılan durumla baş gösterdi. Bu söylem, 2001’de cephe liderliği düzeyinde bir bölünmeye yol açan ve 2005 seçimlerinden sonra derinleşen Eritre- Etiyopya savaşından (1998/2000) sonra Etiyopya siyaset sahnesinde yer almaya başladı.
TPLF, ‘kalkınmacı devlet’ terimini benimsedi ve devrimci demokrasi iddiasından vazgeçti. Bunu, küçük güç yüzdelerine katılmış siyasi parti gruplarını içeren ‘Etiyopya Halkının Devrimci Demokratik Cephesi’ liderliğindeki geniş ittifak takip etti. Bu çerçevede dönemin TPLF lideri ve Başbakanı Meles Zenawi, bu eğilimi “Kalkınmacı devletin ideolojik ve yapısal bileşenleri arasındaki bağ, onu diğer ülkelerden ayıran şeydir” diyerek açıklamıştır.
İdeolojik açıdan kalkınmacı devlet projesinin mesajı, bir meşruiyet kaynağı işlevi gören hızlandırılmış kalkınma idi. Yapısal bileşeni, ‘devletin özerkliğine dayalı olarak politikayı etkin bir şekilde uygulama becerisine’ atıf yapıyordu. Batı, Etiyopya’yı en gelişmiş Afrika ekonomisi için bir model olarak görerek bu projelerin desteklenmesine katkıda bulundu.
Öte yandan cephe ve devlet kadroları, özellikle ayrılma talep eden silahlı hareketlerin varlığı ortasında bu yaklaşımı ‘Etiyopya devletinin parçalanmasını önleyebilecek tek yol’ olarak nitelendirip, haklı göstermeye hevesliydi.
Ancak bu politikaların ana fikirleri, cephenin Etiyopya devletinin yetenekleri üzerindeki kontrolüne dayanan fiili uygulamalarla çelişiyor. Bu durum, otoriteye karşı halk hareketinin gücüne katkıda bulunurken, 2018 yılında TPLF’nin iktidardan dışlanmasına yol açtı.

Cepheye bel bağlama ve Tigray’ın geleceği
Mevcut Başbakan Abiy Ahmed’in iktidara gelmesi ve iktidar koalisyonunun çökmesinin ardından TPLF, başkentten çekilip Tigray bölgesine dönme kararı aldı. Bölgenin geleceğini şekillendirmek için Tigrayan elitleriyle yoğun bir şekilde çalıştı. Seçeneklerin başında ayrılık ve bağımsız bir devlet ilan etmek vardı. Tigray’daki düzenli ordu kamplarını kontrol etme girişimi gibi bazı askeri önlemler de seçenekler kapsamındaydı. Bu askeri önlemler, Kasım 2020’de TPLF ile merkezi hükümet arasında savaşın patlak vermesine yol açtı.
Tigrayan elitlerinin algısında ayrılık sorunu hala esastır. TPLF ise bu konudaki seçeneklerine henüz karar vermiş değil.



Nijer'de askeri isyan bastırıldı

Nijer'in başkenti Niamey'deki "Niamey 101" askeri üssünün genel görünümü (AFP)
Nijer'in başkenti Niamey'deki "Niamey 101" askeri üssünün genel görünümü (AFP)
TT

Nijer'de askeri isyan bastırıldı

Nijer'in başkenti Niamey'deki "Niamey 101" askeri üssünün genel görünümü (AFP)
Nijer'in başkenti Niamey'deki "Niamey 101" askeri üssünün genel görünümü (AFP)

Nijer makamları dün, bir grup askerin başkent Niamey’deki önemli bir askeri üste komutanlarına karşı isyan girişiminde bulunduğunu açıkladı. Askerlerin başkentteki “hassas” noktalara ateş açtığı, girişimin karşılıklı çatışma ve patlamalara neden olduğu bildirildi.

Nijer Savunma Bakanı Korgeneral Salifou Moudy, yaptığı açıklamada, “Disiplin ve askeri düzenlemelere uymayan bir grup asker, Niamey’deki 101 No’lu Üs’te bazı silah arkadaşlarını alıkoyarak başkentteki bazı hassas noktalara ateş açtı” dedi.

Moudy, “Savunma ve güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesi, bu girişimin kontrol altına alınmasını ve söz konusu noktaların kontrolünün kademeli olarak yeniden sağlanmasını mümkün kıldı” ifadelerini kullandı.

İsyan girişiminin, ordu birlikleri ile doğrudan General Abdourahamane Tiani’ye bağlı Cumhurbaşkanlığı Muhafızları başta olmak üzere farklı askeri unsurlar arasında şiddetli çatışmalara yol açtığı belirtildi.


Türk ve Somali güçleri kaçırılan gemiyi kurtardı, 14 korsan öldürüldü

Somali kıyılarında bir geminin kaçırılması sırasında silahlı kişilerden biri (Arşiv- Reuters)
Somali kıyılarında bir geminin kaçırılması sırasında silahlı kişilerden biri (Arşiv- Reuters)
TT

Türk ve Somali güçleri kaçırılan gemiyi kurtardı, 14 korsan öldürüldü

Somali kıyılarında bir geminin kaçırılması sırasında silahlı kişilerden biri (Arşiv- Reuters)
Somali kıyılarında bir geminin kaçırılması sırasında silahlı kişilerden biri (Arşiv- Reuters)

Türk Deniz Kuvvetleri, Somali güçleriyle iş birliği içinde Somali karasularında kaçırılan bir gemiyi kurtardı. Mogadişu hükümetinin dün yaptığı açıklamaya göre, günler süren çatışmanın ardından 14 korsan öldürüldü.

Somali hükümetinin açıklamasında, operasyonun “10 gün sürdüğü, bu süre içinde güçlerin korsanlar tarafından kullanılan dört tekneyi imha ettiği ve operasyonda 14 korsanın öldürüldüğü” belirtildi. Açıklamada, kalan korsanların güvenlik güçlerinin aralıksız baskısı üzerine gemiden kaçtığı ifade edildi.

Güçlerin daha sonra “Lotof” adlı geminin güvenliğini sağladığı ve geminin seyrine güvenli şekilde devam ettiği kaydedildi.

MarineTraffic verilerine göre Kamerun bayraklı gemi, temmuz ayının sonlarında Türkiye’den ayrılarak Tanzanya’daki Darüsselam Limanı’na doğru yola çıktı. Şarku’l Avsat’ın uluslararası basında yer alan haberlerden aktardığına göre gemide Türk yapımı silahlar bulunuyordu.


Nijer: Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na kadar ulaşan askeri isyanın ardından belirsizlik sürüyor

Niamey’deki “101. Üs” (AFP)
Niamey’deki “101. Üs” (AFP)
TT

Nijer: Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na kadar ulaşan askeri isyanın ardından belirsizlik sürüyor

Niamey’deki “101. Üs” (AFP)
Niamey’deki “101. Üs” (AFP)

Nijer Savunma Bakanlığı, bugün bir grup askerin hassas bir askeri üste ateş açtığını ve ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na doğru ilerlediğini, ancak güvenlik güçleri tarafından püskürtüldüğünü açıkladı. Gelişme, 2023’ten beri askeri yönetim altında bulunan ve El Kaide ile DEAŞ saldırıları nedeniyle ciddi güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya olan ülkede, bir isyanın darbe girişimine dönüşmesi olarak değerlendiriliyor.

Savunma Bakanı Korgeneral Salifou Moudy’nin imzasını taşıyan açıklamada, “Disiplin ve askeri yönetmeliklere uymayan bir grup asker, Niamey’deki 101. Üs’te bazı silah arkadaşlarını alıkoydu ve başkentin bazı hassas noktalarına ateş açtı” denildi.  

Devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada, “Savunma ve güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesi, bu hareketin kontrol altına alınmasını ve söz konusu noktaların kontrolünün kademeli olarak yeniden sağlanmasını mümkün kıldı” ifadelerine yer verildi. Bakanlık ayrıca vatandaşlara “sakin olmaları ve günlük faaliyetlerini özgürce sürdürmeleri” çağrısında bulundu.

Niamey’deki Diori Hamani Uluslararası Havalimanı’na gelen yolcular (AFP)
Niamey’deki Diori Hamani Uluslararası Havalimanı’na gelen yolcular (AFP)

Üsten saraya

Saldırı dün gece yerel saatle 01.00 sıralarında başladı. İlk saatlerde silah ve şiddetli patlama sesleri, 101. Askeri Üssü’nün bulunduğu Diori Hamani Uluslararası Havalimanı çevresinde yoğunlaştı. Stratejik öneme sahip üs, orduya ait uçakların yanı sıra Sahel Devletleri İttifakı’nın (Nijer, Mali ve Burkina Faso) ortak gücünün karargâhına ev sahipliği yapıyor. Üste ayrıca Rus ve Avrupalı güçler de konuşlanmış durumda.

Silahlı çatışmalar yedi saatten fazla sürerken, Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresinde yoğun ve kesintisiz silah sesleri duyuldu. Şarku'l Avsat'ın Reuters’ten aktardığına göre bir güvenlik kaynağı, saldırganların cumhurbaşkanlığı yerleşkesinin çevresindeki güvenlik çemberini aşmaya çalıştığını söyledi. Görgü tanıkları da saray çevresinde yoğun çatışmalar yaşandığını bildirdi.

AFP’nin bir güvenlik kaynağına dayandırdığı habere göre, Cumhurbaşkanlığı Muhafızları, Niamey’de “cumhurbaşkanlığı sarayına girmeye” çalışan “silahlı kuvvetlerden isyancıları” püskürttü. Buna rağmen saray çevresinde ve başkentin çeşitli mahallelerinde saatler boyunca silah sesleri gelmeye devam etti.

Nijer’in başkenti Niamey’deki “101. Üs” askeri tesisinden genel görünüm (AFP)
Nijer’in başkenti Niamey’deki “101. Üs” askeri tesisinden genel görünüm (AFP)

Dehşet dolu gece

Sabah saatlerinde ulusal televizyonun yayını bir saatten fazla kesildi. Yerel saatle yaklaşık 08.00’de ekran karardı, yayın 10.00 sıralarında yeniden başladı. Yayının başlamasının hemen ardından Savunma Bakanlığı’nın açıklaması yayımlandı ve durumun kontrol altına alındığı duyuruldu.

Nijer’i 2023’teki darbeden beri yöneten askeri konsey, Ulusal Vatanı Koruma Konseyi de sabah saat 07.00 civarında sosyal medya hesaplarından halka yönelik bir mesaj yayımladı. Mesajda, “Savunma ve güvenlik güçlerimiz vatanı savunmak üzere seferber olmuş durumda” denildi ve vatandaşlardan “sakinliklerini korumaları ve doğrulanmamış bilgileri yaymaktan kaçınmaları” istendi.

Nijer'in başkenti Niamey'de bir sokak (Arşiv - AP)
Nijer'in başkenti Niamey'de bir sokak (Arşiv - AP)

Bu sırada askerlerin cumhurbaşkanlığı yerleşkesine ve ulusal televizyon binasına giden yolları kapattığı, araç sürücülerini geldikleri yöne geri dönmeye zorladığı bildirildi. Niamey sakinleri, havalimanı yakınındaki mahallelerde zırhlı araçların konuşlandırıldığını gösteren görüntüler paylaştı.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı yakınındaki Yantala Mahallesi’nde yaşayan bir kişi öğle saatlerinde “Her şey yeniden sakinleşti, artık silah sesi duymuyoruz” dedi. Bir güvenlik kaynağı ise saldırganların bazılarının “etkisiz hale getirildiğini”, bazılarının kaçtığını ve güvenlik güçlerinin arama-tarama operasyonlarına başladığını belirtti.

Görgü tanıkları çatışmaların şiddetli olduğunu ifade etti. Havalimanına birkaç kilometre uzaklıktaki La Poudrière Mahallesi’nde yaşayan bir kadın, “Çok korktuk. Çok fazla silah sesi vardı, korkudan yatağın altına saklandım” dedi. Havalimanı yakınındaki Taladji Mahallesi’nden bir başka kişi ise “Duvarlar titriyordu, kulaklarım çınlıyordu” ifadelerini kullandı.

Niamey'deki uluslararası havaalanına yapılan saldırının ardından bir banliyönün havadan görünümü (Reuters).
Niamey'deki uluslararası havaalanına yapılan saldırının ardından bir banliyönün havadan görünümü (Reuters).

Cumhurbaşkanlığı Muhafızları belirleyici oldu

Sabah saatlerinde bir güvenlik kaynağı AFP’ye yaptığı açıklamada, “Nijer silahlı kuvvetlerinden isyancılar tarafından cumhurbaşkanlığı sarayına girme girişiminde bulunuldu. Cumhurbaşkanlığı Muhafızları tarafından püskürtüldüler” dedi.

Niamey’de bulunan Afrikalı bir diplomat, mevcut durumda muhafızların General Abdourahamane Tiani’ye bağlılığını koruduğunun açık olduğunu söyledi.

Nijer Danışma Bürosu üyesi ve Sahel Devletleri İttifakı Parlamentosu Milletvekili Bana Wagana Ibrahim de Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, saldırganların 101. Üs’ü hedef aldığını, ancak savunma ve güvenlik güçlerinin üssün kontrolünü yeniden ele geçirdiğini belirtti.

Eski cumhurbaşkanı adayı ve eski Nijer Milletvekili Abderrahmane Oumar ise “Durum tamamen Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’nın kontrolünde” açıklamasını yaptı.

ABD’li subaylar, Bauchi’de Nijeryalı askerlere İHA teknolojisi eğitimi veriyor (AFRICOM)
ABD’li subaylar, Bauchi’de Nijeryalı askerlere İHA teknolojisi eğitimi veriyor (AFRICOM)

Ordu içinde gerilim

Yeni isyan, Nijer silahlı kuvvetleri içinde bir çatlak bulunduğunu ve özellikle ordu ile doğrudan General Abdourahamane Tiani’ye bağlı Cumhurbaşkanlığı Muhafızları arasında şiddetli çatışmalar yaşandığını ortaya koydu.

Kaynaklara göre gerilimin temelinde, ordunun son dönemde El Kaide ve DEAŞ’a karşı yürütülen çatışmalarda ağır kayıplar vermesi bulunuyor. Bazı askerlerin bu durum karşısında başlattığı protesto hareketinin silahlı bir isyana dönüştüğü ve isyanın bazı liderlerinin hâlen havalimanı yakınındaki 101. Askeri Üs’te bulunduğu belirtiliyor.

General Abdourahamane Tiani, Niamey’de Sahel ülkeleri zirvesine başkanlık ederken (Reuters)
General Abdourahamane Tiani, Niamey’de Sahel ülkeleri zirvesine başkanlık ederken (Reuters)

Askeri kaynaklar, General Abdourahamane Tiani’nin talimatları doğrultusunda hareket ettiği düşünülen Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’nın, isyanı yöneten ve havalimanı bölgesinde bulunan asker ve subaylara karşı askeri müdahalede bulunma ihtimalini değerlendirdiğini aktardı.

Kaynaklar, durumun öfkeli askerlerin başlattığı bir “isyan” olmaktan çıkarak ordu içinde bir bölünmeye ve ordu ile Cumhurbaşkanlığı Muhafızları arasında çatışmaya dönüşmesinden endişe ediyor. Ülkenin iç kesimlerinden bazı ordu birliklerinin başkent Niamey’e doğru hareket ettiği yönündeki haberler de bu endişeleri artırıyor.