Ukrayna savaşında silah tedariki, ateşkes çağrılarına karşı yarışıyor

Altyapının hedef alınması büyük şehirlerde hayatı felç etti.

Putin, savaşa katılan Rus askerlerinin anneleriyle görüşüyor. (AFP)
Putin, savaşa katılan Rus askerlerinin anneleriyle görüşüyor. (AFP)
TT

Ukrayna savaşında silah tedariki, ateşkes çağrılarına karşı yarışıyor

Putin, savaşa katılan Rus askerlerinin anneleriyle görüşüyor. (AFP)
Putin, savaşa katılan Rus askerlerinin anneleriyle görüşüyor. (AFP)

Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı dün sabah itibariyle onuncu ayına girdi. Özellikle yaklaşan kış mevsimi ve Ukrayna'nın çoğu şehrinde elektrik ve içme suyu sıkıntısıyla ilgili sorunların artmasıyla birlikte, çatışmaya dahil olan taraflar gittikçe fazlalaşan sıkıntılarla karşı karşıya kalıyor. Başta Harkov çevresi olmak üzere Herson ve doğu bölgelerinde kaydedilen ilerlemeden dolayı Ukrayna tarafının taleplerinin çıtası yükseliyor. Aynı zamanda, müzakere sürecini belirtilen şartlara göre başlatmaya istekli olduğuna dair mesajlar ileten Moskova, Ukrayna’ya gönderilen Batı silahlarının akışının devam etmesi ve maruz kaldığı ve gittikçe kötü bir hal alan Batı izolasyonunun yansımaları sonucunda ek zorluklarla karşılaşmaya hazırlanıyor.

Müzakereler için gerçekleştirilmesi imkansız şartlar
Uluslararası arenanın çehresini değiştiren ve çatışmaya dahil olan ana aktörleri öncelik sıralamalarını yeniden düzenlemeye iten savaşın dokuzuncu ayının geride kalmasıyla birlikte tarafların tutumlarındaki ciddi fikir ayrılıkları ve Moskova ile Kiev'in müzakere masasına oturmak için öne sürdüğü ‘imkansız’ şartlar nedeniyle çatışmaları sona erdirmek veya bir barış süreci başlatmak halen uzak görünüyor. Moskova, barış müzakereleri dosyasında ilerleme sağlamak için belirttiği şartlarda ısrar ediyor ve Ukrayna tarafını sahadaki fiili gerçekleri tanımayı reddetmekle suçluyor.
Rus liderliği barış şartlarını defalarca kez dile getirdi. Bunların arasında Rusya'nın Kırım üzerindeki egemenliğinin ve ilhakların sonuçlarının tanınması yer alıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu da Rusya'nın Ukrayna'nın bazı bölgeleri üzerinde egemenlik kurması anlamına geliyor. Moskova bunu ‘fiili gerçeklerle hareket edilmesi’ olarak görüyor. Ancak bu noktada şu dikkatleri çekiyor ki Rusya’nın Herson'dan geri çekilmesi bu konuda soru işaretlerine kapı açabilir. Moskova, geri çekilmenin ilhak kararından geri çekilmek anlamına gelmediğini vurgulasa da askeri yetkililer, Ukrayna'nın bölge üzerindeki kontrolünün uzun süre devam edebileceğini bildirdi. Ayrıca Rusya'nın temel şartları arasında Ukrayna'nın tarafsızlığını beyan etmesi ve herhangi bir askeri ittifaka katılmaya kalkışmaması da yer alıyor. Rusya’nın bir diğer şartı da Donbas'sın ve çevresindeki Rus bölgelerinin korunmasını garanti altına almak. Bu, Ukrayna'nın bölgeye askeri operasyon yapmayacağını kesin olarak ilan etmesi demek. Rusya, önceden açıkladığı bu koşullara ek olarak, askeri operasyonlara katılanların ve Rusları hedef alan kişilerin yargılanmasını talep ediyor.
Diğer yandan Kiev, Rusya ile müzakere masasına oturmak için beş şart belirledi:
- Toprak bütünlüğünün tekrar sağlanması. (Bu, Rusya'nın tüm Ukrayna bölgelerinden çekilmesi anlamına geliyor.)
- Ukrayna'nın toprakları üzerindeki egemenliği ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’na saygı gösterilmesi.
- Savaşın neden olduğu tüm zararın tazmin edilmesi.
- Tüm savaş suçlularının cezalandırılması.
- Yaşananların bir daha tekrarlanmayacağının garantisinin verilmesi.
Zelenskiy tarafından yakın zamanda imzalanan bir kararnameye göre Ukrayna'nın talepleri arasında Devlet Başkanı Vladimir Putin ile müzakere yapılmaması ve ‘yeni bir Rus liderliği ile diyalog kurulmasının’ beklenmesi maddesinin yer almadığı dikkatleri çekti. Görüş ayrılıkları, iki tarafın tutumlarında açıkça görülüyor. Bu durum, müzakere sürecinin durulmasına ve esir takası anlaşmaları veya gıda ihracatını kolaylaştırmak için görüşmeler yapılması gibi sınırlı önlemlerle yetinilmesine yansıyor.

Kış şartları ve sahada artan gerilim
Kar yağışıyla birlikte sahadaki sıkıntıların artması ve geçen ay savaşlarda ciddi şekilde hasar gören enerji tedarik sorunlarının şiddetlenmesi beklenirken Moskova ve Kiev geniş çaplı kazanımlar elde etme çabasıyla birlikte yaklaşan kışla yarışıyor. Ukrayna'da enerji altyapısını hedef alan saldırılar, Ukrayna'nın büyük şehirlerindeki elektrik ve içme suyu tedarik tesislerinin yaklaşık yarısının imha olmasıyla sonuçlandı. Bu yüzden çoğu şehir kışın elektriksiz kalma tehdidiyle karşı karşıya. Bu durum Ukrayna makamlarını geçen haftadan itibaren en çok zarar gören bölgelerdeki halkı tahliye etme hazırlıklarına başlamaya yöneltti. Güneydeki Herson sakinlerini tahliye etme kampanyasının ardından, Kiev Belediye Yönetimi, başkentin nüfusunun büyük bir bölümünü kış aylarında geçici süreliğine başka bölgelere tahliye etme planını açıkladı.
Bu sırada Herson'da kaydedilen ilerlemeden memnun olan Ukrayna tarafı, Donetsk, Luhansk, Nikolayev ve Zaporijya temas hatları boyunca ve Harkov’un güneyindeki bölgelerdeki ön cepheler boyunca saldırıları güçlendirerek askeri taleplerinin çıtasını yükseltmeye başladı. Ukraynalı askeri yetkililerin haftalar içinde Kırım'a karşı saldırı başlatma taahhütleri, Moskova'dan hızlı ve net bir karşılık aldı. Rusya yarımadadaki askeri mevzilerin güçlendirilmesini ve modern silahlarla donatılmasını hızlandırdı. Rusya Devlet Başkanı iki gün önce yapılan bir askeri toplantıda, modern silah modellerinin üretilip askeri birliklere dağıtılması sürecini hızlandırmak ve ikmal operasyonlarının tamamlanması için zaman çizelgesi belirlemek üzere talimat vermişti.
Diğer yandan Rusya'nın Ukrayna'ya silah tedarikini durdurması için Batı'ya peş peşe yaptığı uyarılar, büyük silah ve teçhizat akışını durdurmayı başaramadı. Son haftalarda diplomatik ve askeri yetkililerin Kiev'e yaptığı bir dizi ziyaretin ardından dün başkenti ziyaret eden İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly, ülkesinin Kiev'i dayanıklılığını güçlendirmek için gerekli yardımlar ve silahlarla desteklemeye devam edeceğinin altını bir kez daha çizerek, Ukraynalılara sağlanacak yeni yardım paketini açıkladı. Bunun öncesinde de geçen cumartesi İngiltere Başbakanı, Kiev'i ziyaret ederek 50 milyon sterlin (57,4 milyon euro) askeri yardım ve 16 milyon sterlin (18,3 milyon euro) insani yardım paketini duyurmuştu. Aynı zamanda, şubat ayında Rus saldırısının başlamasından bu yana Kiev'in en büyük destekçilerinden biri olan Londra, çarşamba günü Ukraynalıları desteklemek için helikopter gönderdiğini de duyurdu. Moskova, Batı silahlarının akışının devam etmesinin, yalnızca kış mevsiminde savaşların devam etme riskini değil, aynı zamanda önümüzdeki dönemde barış müzakerelerine devam etme umudunu baltalama riskini de doğurduğunu savunuyor.

Batı cephesinin parçalanmasına ilişkin endişeler
Rusya geçtiğimiz aylarda belirlenen şartlara göre diyalog masasına oturmaya hazır olduğuna dair mesajlar gönderdi ve Kiev’i siyasi diyalogu engellemeye devam etmekle suçladı. Bu mesele, Türkiye'de önde gelen güvenlik yetkilileri düzeyinde gerçekleştirilen Rusya-ABD görüşmelerinde doruk noktasına ulaştı. Moskova’nın gönderdiği mesajların arkasında, tarafların, kışın geçerli olacak ve herkese nefeslenip kapsamlı bir müzakere süreci için alanları yeniden düzenleme fırsatı verecek bir ateşkes anlaşmasına ihtiyaç duyduğunu düşünmesi yatıyor. Moskova'nın askeri konumunu yeniden düzenlemek, gönüllü birlikleri eğitmeye devam etmek ve ayrıca cephelerde savaşın neden olduğu teçhizat ve silah eksikliğini gidermek için bu süreye ihtiyacı var. Rusya, Avrupa'nın enerji arzı sıkıntısı, yüksek fiyatlar ve enflasyon sorunlarının şiddetlenmesi nedeniyle kış mevsimini daha fazla endişeyle beklediğini göz önüne alarak, bunun olası bir fırsat olduğunu düşünüyor. Ayrıca Washington'ın bir sonraki aşamanın düzenlemelerini gözden geçirmek ve Avrupa ve diğer bölgelerdeki müttefiklerinin saflarını birleştirmek için geçici bir ateşkese itiraz etmeyeceğini umuyor.
Buna karşılık Ukrayna liderliği, geçici bir ateşkes fikrini kabul etmenin Kremlin'in sahadaki başarılarını dolaylı olarak da olsa ilan etmesine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Ayrıca Moskova'ya askerlerini yeniden düzenleme ve Ukrayna topraklarındaki askeri konumunu güçlendirme fırsatı verebileceğini bildiriyor. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy cuma günü, Avrupalıları Rus savaşı karşısında birlik olmaya ve Rus petrolünün fiyatını azami ölçüde düşürmeye çağırdı. Bu çağrı Ukrayna liderliğindeki, kış mevsiminin getireceği sıkıntılardan duyulan endişe nedeniyle Batı duruşunda çatlaklar oluşabileceğine ilişkin korkuların düzeyini yansıtıyor.
Litvanya’da düzenlediği bir basın toplantısında Zelenskiy şu ifadeleri kullandı:
“Avrupalılar arasında bölünme ve ayrılık yok. Bunu korumak zorundayız. Bu yılki ilk önceliğimiz bu. Avrupa kendine yardım ediyor, Ukrayna'nın Rusya'ya karşı durmasına değil. Bu, Avrupa'nın Rus saldırganlığına karşı koymasını sağlıyor.”
Zelenskiy aynı zamanda ülkesinin ‘dayanıklı’ olduğunu vurgulayarak, Batı'nın Ukrayna’yı tek başına bırakıp kendi adına savaşmasını bekleyemeyeceğini söyledi. Moskova'nın Ukrayna'yı karanlığa gömmeyi amaçlayan yeni stratejisinin ülkenin dayanıklılığını etkileyemeyeceğini de sözlerine ekledi. Zelenskiy, Financial Times ile yaptığı ve cuma günü yayınlanan röportajında “Bu, kimin daha güçlü olduğunu görmek için yapılan bir güç ve dayanıklılık savaşı” dedi.
Avrupa Birliği (AB) hükümetlerinin Ukrayna savaşına ilişkin tutumlarındaki bölünme, son zamanlarda Moskova'nın savaşı finanse etme kabiliyetini azaltmak amacıyla Rus petrol fiyatlarının tavan seviyesi konusundaki tartışmalar sırasında ortaya çıktı. AB ülkeleri, çarşamba günü Rusya'nın deniz yoluyla taşınan petrolünün fiyatı için bir tavan belirleme konusunda anlaşmaya varamadı.



Washington’da FED depremi: FED Başkanı hakkında cezai soruşturma başlatıldı

Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

Washington’da FED depremi: FED Başkanı hakkında cezai soruşturma başlatıldı

Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

ABD’de federal savcılar, ABD Merkez Bankası (Federal Reserve/FED) genel merkezinin, maliyeti 2,5 milyar dolar olarak açıklanan yenileme projesiyle ilgili FED Başkanı Jerome Powell hakkında cezai soruşturma başlattı. Bu hamle, Trump yönetimi ile FED arasındaki gerilimi daha da tırmandırdı.

Powell dün yaptığı açıklamada, FED'in geçtiğimiz cuma günü büyük jüri celbi aldığını ve geçtiğimiz yaz ABD Kongresi'nde genel merkezi yenileme çalışmalarıyla ilgili verdiği ifadeyle ilişkili olarak Adalet Bakanlığı tarafından hakkında cezai soruşturma başlatmakla tehdit edildiğini söyledi.

bghjuk
Yenileme çalışmalarını incelemek için FED genel merkezini ziyaret eden Trump’ın yanında Powell yer alıyor (Reuters)

Powell, soruşturmanın, FED'in faiz oranlarını belirleme konusundaki bağımsızlığını kısıtlamak için kullanılan bir bahane olduğunu öne sürdü. Bu gelişme, Trump'ın Powell'a yönelik, borçlanma maliyetlerini düşürmeyi reddettiği için onu ‘inatçı’ olarak nitelendirdiği eleştirilerini sürdürdüğü bir dönemde yaşandı.

FED Başkanı, açıklamasında şunları söyledi:

“Bu yeni tehdidin, geçtiğimiz haziran ayında verdiğim ifadeyle veya FED binasının yenilenmesiyle hiçbir ilgisi yok. FED'in faiz oranlarını Başkan’ın isteklerini yerine getirmek yerine, kamu yararına olanı en iyi şekilde değerlendirmemiz sonucunda cezai soruşturmalarla tehdit ediliyoruz.”

Trump: Soruşturmaya karışmadım

Ancak Başkan Trump, Adalet Bakanlığı'nın soruşturmasına karıştığı iddialarını reddetti.

Pazar akşamı NBC News'e konuşan Trump, “Bu konuda hiçbir şey bilmiyorum, ancak Powell'ın FED’i yönetme konusunda kesinlikle iyi olmadığı gibi bina inşa etme konusunda da iyi olmadığını’ söyleyerek, soruşturmanın Powell'ın faiz indirimini reddetmesiyle hiçbir ilgisi olmadığını iddia etti.

Bununla birlikte, soruşturma, ABD ekonomi politikasının temel taşı olan ve finans piyasaları için hayati öneme sahip olduğu yaygın olarak kabul edilen dünyanın en önemli FED’in bağımsızlığı konusunda yatırımcıların endişelerini artıracağı düşünülüyor.

Powell: İstifa etmeyeceğim

Öte yandan Trump'ın defalarca kez ‘seve seve’ kovacağını söylediği Powell dün yaptığı açıklamada, soruşturma nedeniyle FED'den istifa etmeyeceğini söyledi.

Powell, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamu hizmeti bazen tehditler karşısında kararlı durmayı gerektirir. Senato tarafından onaylanan görevimi, dürüstlük ve Amerikan halkına hizmet etme taahhüdüyle sürdürmeye devam edeceğim.”

Dolar düşüşte

Powell'ın açıklamasının ardından, dolar bugün Asya piyasalarında altı ana para biriminden oluşan sepet karşısında yaklaşık yüzde 0,2 değer kaybetti.

Önde gelen hisse senetlerinin S&P 500 endeksini takip eden vadeli işlemler yaklaşık yüzde 0,4 geriledi.

ABD’de büyük jüriler, savcıların bir kişiyi suçlamak için yeterli delil sunup sunmadığını belirler.

Adalet Bakanlığı yönergeleri, savcıların soruşturmaları sırasında bazen suçlamada bulunmadan önce kişilere tanıklık etme fırsatı vermek için bildirimde bulunduklarını belirtir.

Mahkeme celplerinin, Powell'ın ifade hazırlıkları hakkında bilgi taleplerinin yanı sıra genel merkezin yenilenmesiyle ilgili iç belgeleri de içerdiği düşünülüyor.

sfrgtyu7
Temmuz ayında büyük çaplı yenileme çalışmaları sürerken FED binasının ön cephesi (Reuters)

Trump yönetimi, bütçesini önemli ölçüde aşan yenileme projesini, Trump'ın faiz oranlarını yüzde 1'e düşürmeyi reddettiği için ‘aptal’ olarak nitelendirdiği FED ve Başkanı Powell'ı eleştirmek için bir araç olarak kullandı.

Mayıs ayında FED başkanlığı görevinden ayrılacak olan Powell, daha önce Trump'ın yakın müttefiki ve Yönetim ve Bütçe Ofisi başkanı Russell Vought'un, genel merkezin yenilenmesi projesiyle ilgili Kongre'yi yanılttığı yönünde öne sürdüğü iddialarını reddetmişti.

FED Başkanı, Vought'un kendisine Kongre üyelerine yalan söylediği veya planlamacılara bilgi vermediği yönündeki suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını, çünkü değişikliklerin açıklanmayı gerektirecek kadar önemli olmadığını söyledi.

Başkan Trump’ın önümüzdeki haftalarda Powell'ın yerine geçecek kişiyi açıklaması bekleniyor.

Beyaz Saray’ın ekonomi danışmanı ve Trump'ın müttefiki Kevin Hassett, bu görev için en güçlü adaylardan biri olarak görülüyor.

Diğer taraftan Senato Bankacılık Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Elizabeth Warren, Trump'ı ‘FED üzerindeki yozlaşmış kontrolünü tamamlamak için başka bir kukla atamaya çalışmakla’ suçladı.

Trump daha önce, soruşturma altında olduğu gayrimenkul dolandırıcılığı iddiaları nedeniyle FED Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook'u görevden almaya çalışmıştı. Cook, iddiaları reddetmiş ve Trump’a karşı bir dava açmıştı.

Federal mahkeme, yürütme organının FED’in üst düzey yetkililerini görevden alma yetkisine ilişkin potansiyel olarak dönüm noktası niteliğindeki bir davayı görüşürken bu ayın sonlarında tarafların savunmalarının dinlenmesi bekleniyor.


Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
TT

Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)

Şarku’l Avsat gazetesi, bugünden itibaren Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında Hizbullah çevresine yakın isimler arasında yapılan kapsamlı bir söyleşinin metnini yayımlıyor. Söyleşi, Şiilerin yaşadıkları ülkelerde bütünleşmesi gerektiğini savunması ve İran’a bağlı bir proje içinde konumlanmalarına karşı uyarılar içermesi nedeniyle dikkat çekiyor.

Söz konusu metin, yıllar boyunca Hizbullah ve Emel Hareketi’ne yakın çevreler tarafından dışlanan Şemseddin’in, Lübnan’daki İran yanlısı tutumlara karşı geliştirdiği eleştirel yaklaşımı da yansıtıyor. Bilindiği üzere Şemseddin, bu görüşleri nedeniyle Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’deki Haret Hreik semtinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

cdfgth
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi)

Metnin, Şemseddin’in oğlu İbrahim Muhammed Mehdi Şemseddin tarafından “Lübnanlı ve Arap Şiiler: Ötekiyle İlişki ve Öz-Kimlik” başlığıyla kitaplaştırılması planlanıyor. Şarku’l Avsat, metinden geniş alıntıları, Şemseddin’in vefatının 25. yılı dolayısıyla bugün (10 Ocak Cumartesi) yayımlıyor.

“Bu metin hâlâ güncel”

İbrahim Şemseddin, metni yayımlama gerekçesini kaleme aldığı önsözde, babasının düşünsel mirasını yeniden gündeme taşımayı amaçladığını belirtti. Şemseddin’in, Şiilerin kendi ülkelerindeki ulusal, Arap ve İslami bütünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladığını hatırlatan İbrahim Şemseddin, metnin bugün de geçerliliğini koruyan sorunlara ışık tuttuğunu ifade etti.

cdfvgthy
Beyrut’un güneyindeki Şiyah’ta, 2024 yılında Şii Emel Hareketi bayrağı dalgalanıyor (AFP)

Yaklaşık dört saat süren ve 18 Mart 1997 gecesi yapılan söyleşi, İran’ın doğrudan himayesinde 1980’lerin ortasında şekillenen Şii İslami hareketlere yakın kadrolarla gerçekleştirildi. Metin, özellikle Lübnanlı Şiilerin kendi toplumlarıyla, Arap ve İslam dünyasıyla ve İran’la ilişkileri konusundaki tartışmaları ele alıyor.

“Ben değişmedim, değişen başkaları”

Söyleşinin başında Şemseddin’e, İslami hareket içindeki bazı çevrelerin kendisinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirme soruldu. Şemseddin, bu iddiayı reddederek, kendi duruşunda bir değişiklik olmadığını savundu. Yaşanan kopuşun, “katı ve kutsallaştırılmış bir parti zihniyetinden” kaynaklandığını belirten Şemseddin, bu sürecin arkasında çıkar ilişkilerinin bulunduğunu ifade etti.

cvfgrhy
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Lübnan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda verilen bir iftar sırasında (Merhum şeyhin arşivinden)

Şemseddin, İslami Şii Yüksek Konseyi başkanlığının, devlet yanlısı bir pozisyona kaydığı iddialarını da kabul etmedi. Konseyin her zaman “ümmetin tercihlerini” temsil ettiğini söyleyen Şemseddin, devletlerin zorunlulukları ile halkın tercihleri arasındaki ayrımın meşru bir tartışma alanı olduğunu dile getirdi.

İran ve Şiilerin konumu

Şemseddin, Şiilerin İran’la ilişkilerine özel bir başlık açarak, Şiilerin İran’ın uzantısı gibi algılanmasına karşı çıktı. Şiilerin, başka bir devletin himayesinde bir topluluk gibi sunulmasının hem siyasi hem de toplumsal açıdan tehlikeli olduğunu vurguladı.

“Şiiler, kendi ülkelerinde kabul gören yurttaşlar olmalı; başka bir devlet tarafından korunuyor görüntüsü vermemeli” diyen Şemseddin, bu yaklaşımın Şiilere yönelik kuşkuları artırdığını savundu.

“Dünyaya karşı değil, dünyayla birlikte”

Şemseddin, Şiilerde yaygın olan “dışlanmışlık” duygusunun tarihsel kökleri olmakla birlikte bugün sürdürülebilir olmadığını belirtti. “Dünya bize karşı değil; biz dünyaya karşıyız” diyen Şemseddin, Şiilerin kendilerini sürekli bir komplo algısı içinde konumlandırmasının yeni gerilimler yarattığını ifade etti.

cdfgthy
Lübnanlı askerler, 2019 yılında Beyrut’ta Emel Hareketi ve Hizbullah destekçileriyle karşı karşıya (AFP)

Bazı Şii liderlerin bu duyguyu siyasi mobilizasyon aracı olarak kullandığını savunan Şemseddin, bunun ahlaki ve dini açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi.

“Devlet malları haramdır”

Şemseddin, Şiilerin yaşadıkları ülkelerin yasalarına saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak, devlet malının yağmalanmasını kesin bir dille reddetti. Devletin mezhebine bakılmaksızın kamu mallarının dokunulmaz olduğunu belirten Şemseddin, bu yaklaşımın fıkhi bir zorunluluk olduğunu söyledi.

İslami hareketlere eleştiri

Söyleşinin ilerleyen bölümünde Şemseddin, İslami hareketlerin de ciddi hatalar yaptığını ifade etti. Cezayir, Afganistan ve Lübnan örneklerine atıfta bulunan Şemseddin, mezhep içi ve mezhepler arası şiddetin İslam’a zarar verdiğini vurguladı. Lübnan’da Emel Hareketi ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmaları da bu bağlamda değerlendirdi.

“Ana hedef kabul görmek”

Şemseddin, söyleşinin sonunda temel hedefini şu sözlerle özetledi:

“Şiilerin, kendi kimliklerini koruyarak toplumları içinde kabul gören bir unsur olmalarını istiyorum. Başka bir devletin korumasına dayanan bir meşruiyet istemiyorum.”

Şemseddin’e göre Şiilerin geleceği, mezhepsel kapanmada değil; hukuka saygı, toplumsal bütünleşme ve ortak çıkarlar temelinde yurttaşlık anlayışında yatıyor.

 


Çin, İran'da istikrarın sağlanmasını umuyor ve yabancı "müdahaleye" karşı çıkıyor

Bir videodan alınan bu karede, Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen güvenlik güçleri mensupları ve siviller için düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
Bir videodan alınan bu karede, Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen güvenlik güçleri mensupları ve siviller için düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
TT

Çin, İran'da istikrarın sağlanmasını umuyor ve yabancı "müdahaleye" karşı çıkıyor

Bir videodan alınan bu karede, Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen güvenlik güçleri mensupları ve siviller için düzenlenen cenaze töreni (Reuters)
Bir videodan alınan bu karede, Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen güvenlik güçleri mensupları ve siviller için düzenlenen cenaze töreni (Reuters)

Çin bugün yaptığı açıklamada, petrol zengini ülkede yaşanan şiddetli protestolara atıfta bulunarak, İran hükümeti ve halkının mevcut zorlukları aşıp ülkede istikrarı sağlayabileceğini umduğunu belirtti.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a askeri müdahale tehdidine ilişkin basının sorusuna yanıt olarak, Çin'in uluslararası ilişkilerde güç kullanımı veya güç tehdidine karşı olduğunu söyledi.

Mao Ning, “Diğer ülkelerin iç işlerine müdahaleye her zaman karşı çıktık ve tüm ülkelerin egemenliği ve güvenliğinin uluslararası hukuk çerçevesinde tam olarak korunması gerektiğini sürekli olarak savunduk” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas AraKçi bugün yaptığı açıklamada, ülkedeki protestoların 1 Ocak'tan itibaren “başka bir aşamaya” girdiğini ve şiddete dönüştüğünü söyledi.

Tahran'daki diplomatik misyon başkanlarıyla yaptığı toplantıda bakan, yetkililerin protestolara ilk aşamalarında diyalog ve reform önlemleriyle cevap verdiklerini açıkladı.

 

Arakçi, “ABD Başkanı Donald Trump müdahale etmekle tehdit ettiğinden beri, İran'daki protestolar müdahaleyi meşrulaştırmak için kanlı şiddete dönüştü” diyerek, “Teröristlerin protestocuları ve güvenlik güçlerini hedef aldığını” belirtti. Arakçi, “durumun tamamen kontrol altında olduğunu” vurguladı.

İran dün, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde bölgedeki İsrail ve ABD askeri üslerini, merkezlerini ve gemilerini hedef alacağı tehdidinde bulundu. Bu sırada, 28 Aralık'ta başlayan protestolar, yaygın iletişim kesintileri ve şiddetin boyutunu ve kurban sayısını doğrulamada yaşanan zorluklar arasında üçüncü haftasına girdi.

Protestolar, 28 Aralık'ta Tahran'da, kötüleşen döviz kuru ve satın alma gücünü protesto eden Tahran Çarşısı'ndaki tüccarların greviyle başladı ve daha sonra 1979'dan beri iktidarda olan yetkililere karşı siyasi sloganlar atılan bir harekete dönüştü.

İnterneti izleyen sivil toplum kuruluşu NetBlocks'a göre, yetkililer protestolara yanıt olarak interneti 72 saatten fazla süreyle kesintiye uğrattı. İran İnsan Hakları Örgütü, 2 bin 600'den fazla protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.