Tayvan'da yerel seçimler muhalefetteki Milliyetçi Parti'nin zaferiyle sonuçlandı

KMT, seçim yapılan toplam 21 büyük şehir, vilayet ve kent belediye başkanlıklarının 13'ünü elde ederken iktidardaki DPP, 5 koltuk kazanabildi

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)
TT

Tayvan'da yerel seçimler muhalefetteki Milliyetçi Parti'nin zaferiyle sonuçlandı

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)

Çin ile egemenlik ihtilafı içindeki Tayvan'da yerel seçimlerde muhalefetteki Milliyetçi Parti (Koumintang/KMT), iktidardaki Demokratik İlerici Parti'ye (DPP) üstünlük sağladı.
Merkezi Seçim Komisyonunun ilan ettiği geçici sonuçlara göre, KMT, toplam 21 büyük şehir, vilayet ve kent belediye başkanlıklarının 13'ünü elde ederken iktidardaki DPP, 5 koltuk kazanabildi. İki vilayette bağımsız adaylar bir kentte ise Tayvan Halk Partisi (TPP) ipi göğüsledi.
KMT, Ada'daki müstakil yönetime sahip 6 büyük şehirden başkent Taipei, Yeni Taipei, Taoyuan ve Taichung'u kazanırken iktidar partisinin adayları yalnızca Tainan ve Kaohsiung'da koltuklarını koruyabildi.
KMT adayları, ayrıca, merkeze bağlı yönetilen 11 vilayet ve 2 kentteki yarışlarda DPP adaylarına üstünlük sağladı. Parti merkeze bağlı vilayetlerden 7'sini elde ederken DPP 3 vilayeti, bağımsızlar 1 vilayeti ve TTP de bir kenti kazandı.
Fucien eyaletine bağlı olduğu kabul edilen deniz aşırı vilayetlerden Kinmen'i bağımsız aday ve Lienchiang'i ise KMT adayı kazandı.
DPP'nin kazandığı belediyeler Ada'nın güney kıyısındaki dar bir şeritte sınırlı kaldı.
KMT'nin, ayrıca seçimde yarışan bağımsız adayın vefatı nedeniyle 18 Aralık tarihine ertelenen merkeze bağlı Chiayi kentindeki belediye başkanlığı yarışında da avantajlı görülüyor. Bu seçimi de kazanırsa parti 22 belediyenin 14'ünü elde etmiş olacak.
Seçimlerle yapılan referandumda seçmen yaşının 20'den 18'e düşürülmesini öngören anayasa değişikliği seçmenler tarafından reddedildi.

- Tsai, seçim başarısızlığının ardından istifa etti
Tayvan lideri Tsai Ing-wen, DPP'nin yerel seçimlerdeki başarısız performansı nedeniyle partisinin genel başkanlığından istifa etmişti.
Tsai, DPP merkezinde yaptığı açıklamada, genel başkan olarak partinin yerel seçimlerde aldığı başarısız sonuçların sorumluluğunu üstlenmek zorunda olduğunu belirtmişti.
DPP'nin yerel yönetim düzeyinde siyasi atmosferi değiştirmediğini ve halkın beklentilerine yanıt veremediğini ve nitelikli adaylar çıkaramadığını vurgulayan Tsai, bu yüzden 2020'de liderlik ve parlamento seçimlerinde kaydettiği başarıyı yineleyemediğini ifade etmişti.
Genel başkanlıktan istifa eden Tsai'nin, Tayvan liderliğini bırakması beklenmiyor. 2024'te yapılacak seçimde dönem sınırlaması nedeniyle aday olamayacak Tsai'nin, seçimlere 14 ay kala, süresi dolana kadar görevini sürdüreceği öngörülüyor.

- Çin ile gerilimlerden çok yerel yönetim sorunları öne çıktı
Çin ile artan gerilimlerin gölgesine yapılan seçimlerde kampanyalarında yerel sorunlara ve politika vaatlerine odaklanan adaylar başarılı oldu.
DPP lideri Tsai, her ne kadar partisinin adaylarının seçim kampanyalarına destek için katıldığı etkinliklerde, "seçimlerin Çin'in tehditlerine karşı Tayvan'ın demokrasisini ve egemenliğini koruyacağı mesajını vermesi gerektiğini" ifade etse de yerel yönetim sorunları belirleyici oldu.
22 milyon nüfuslu Tayvan'da genel seçimler ve yerel seçimler 4'er yıl arayla yapılıyor. Tayvan liderinin ve meclis üyelerini belirleyecek genel seçimler, 2024'te yapılacak.



Çin, yolsuzlukla mücadele operasyonunun son aşamasında üst düzey bir Komünist Parti üyesini ihraç etti

Şi Cinping, 1 Temmuz'da Pekin'de Komünist Parti'nin kuruluşunun 105. yıldönümü kutlamalarına katıldı (AP)
Şi Cinping, 1 Temmuz'da Pekin'de Komünist Parti'nin kuruluşunun 105. yıldönümü kutlamalarına katıldı (AP)
TT

Çin, yolsuzlukla mücadele operasyonunun son aşamasında üst düzey bir Komünist Parti üyesini ihraç etti

Şi Cinping, 1 Temmuz'da Pekin'de Komünist Parti'nin kuruluşunun 105. yıldönümü kutlamalarına katıldı (AP)
Şi Cinping, 1 Temmuz'da Pekin'de Komünist Parti'nin kuruluşunun 105. yıldönümü kutlamalarına katıldı (AP)

Resmi medya, Çin Komünist Partisi'nde üst düzey bir yetkilinin ihraç edildiğini bildirdi. Bu karar, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in yıllardır sürdürdüğü yolsuzlukla mücadele kampanyası kapsamında atılan son adım oldu.

Ma Şingrui, partinin en üst düzey karar organı olan ve 24 üst düzey yöneticiden oluşan Politbüro'nun mevcut üyeleri arasında görevden alınan üç isimden biri oldu. Diğer iki ismin ise ordu mensubu generaller olduğu belirtildi. Analistler, operasyonun yolsuzlukla mücadele etmenin yanı sıra Şi Cinping'e bağlılığı güçlendirmek için önemli bir araç olduğunu değerlendiriyor.

Asya Topluluğu Politika Enstitüsü'nde Çin siyaseti uzmanı Neil Thomas, "Şi Cinping'in mevcut bir Politbüro üyesini görevden alma kapasitesi, gelecek yıl düzenlenecek 21. Parti Kongresi öncesinde hâlâ güçlü bir hakimiyete sahip olduğunu gösteriyor" dedi.

Son resmi haberlerde, 2022 yılında Politbüro üyeliğine atanan Ma Şingrui'den artık eski bir kurul üyesi olarak bahsedildi. Ma'nın dosyasının, siyasi sadakat eksikliğinden ziyade yolsuzluk suçlamalarıyla daha fazla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Ma Şingrui'nin görevden alınışı, nisan ayında Komünist Parti disiplinini ve ulusal yasaları ciddi şekilde ihlal ettiği şüphesiyle soruşturma altına alındığının açıklanmasıyla gündeme gelmişti. O dönemde suçlamaların ayrıntıları paylaşılmamıştı.

Dün yayımlanan haberlerde, parti yetkililerinin, Ma'nın bir dizi ihlalde bulunduğu sonucuna vardığı belirtildi. Bu ihlaller arasında para ve hediye kabul etmek ile "güç karşılığında cinsel ilişki ve güç karşılığında para" olarak tanımlanan uygulamalara karışmak da yer aldı.

Diğer suçlamalar arasında, görevini kullanarak bazı kişilerin sözleşme almasını ve terfi etmesini sağlamak, çalışma ekibine yakın kişilerin gerçekleştirdiği iddia edilen ihlalleri ve suç niteliği taşıyan davranışları görmezden gelmek, ayrıca akrabalarının nüfuzunu kullanarak maddi çıkar elde etmesine izin vermek bulunuyor.

Thomas, "Ma Şingrui'nin görevden alınması, Çinli yetkililere yalnızca kendi yolsuzluklarından değil, aynı zamanda yakın akrabaları ve yardımcılarının işlediği ihlallerden de sorumlu tutulabilecekleri yönünde bir uyarı mesajı veriyor" değerlendirmesinde bulundu.


Japonya, Rusya'nın istihbarat toplama platformu haline geldiği yönündeki suçlamaların ardından casuslukla mücadele önlemlerini sıkılaştırıyor

Tokyo'daki Japonya Merkez Bankası genel merkezi (Reuters)
Tokyo'daki Japonya Merkez Bankası genel merkezi (Reuters)
TT

Japonya, Rusya'nın istihbarat toplama platformu haline geldiği yönündeki suçlamaların ardından casuslukla mücadele önlemlerini sıkılaştırıyor

Tokyo'daki Japonya Merkez Bankası genel merkezi (Reuters)
Tokyo'daki Japonya Merkez Bankası genel merkezi (Reuters)

Japon hükümeti, yabancı istihbarat faaliyetlerine karşı kapasitesini güçlendirme ihtiyacının arttığını kabul etti. Bu açıklama, The New York Times gazetesinde yayımlanan ve Rusya'nın Japonya'yı "casuslar için bir üs" ile Ukrayna savaşında kullanılan silahların üretiminde yer alan bileşenlerin temin edildiği başlıca kanallardan biri hâline getirdiğini öne süren haberin ardından geldi.

Pazar günü yayımlanan haberde, Moskova'nın Japonya'nın karşı casusluk sistemindeki zafiyetlerden yararlanarak ülkeyi hem istihbarat toplama merkezi hem de sivil ve askerî amaçlarla kullanılabilen çift kullanımlı teknolojilerin temin edildiği bir platform olarak kullandığı iddia edildi.

Japonya Kabine Baş Sekreteri Minoru Kihara, ülkesinin güvenlik ortamının hızla değiştiğinin farkında olduğunu belirterek, özellikle ulusal güvenliği etkileyebilecek bilgi ve teknolojileri ele geçirmeye yönelik girişimler karşısında yabancı istihbarat faaliyetleriyle mücadelenin her zamankinden daha acil hâle geldiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın The Guardian’dan aktardığına göre Kihara, Amerikan gazetesindeki iddialara doğrudan yanıt vermekten kaçınırken, hükümetin bu konuyu "daha kararlı ve daha sert" bir yaklaşımla ele alacağını belirterek, Tokyo yönetiminin güvenlik önlemlerini sıkılaştırmaya hazırlandığı mesajını verdi.

Bu doğrultuda Japon Parlamentosu, bu yıl içerisinde istihbarat kurumları arasındaki koordinasyonu sağlayacak yeni bir ulusal istihbarat biriminin kurulmasının önünü açan bir yasayı kabul etti. Düzenleme, farklı güvenlik kurumları arasındaki görev dağınıklığını gidermeyi, bilgi paylaşımını hızlandırmayı ve tehditlere karşı müdahale kapasitesini artırmayı amaçlıyor.

Habere göre Ukraynalı yetkililerin değerlendirmeleri, Rusya'nın kullandığı füze ve insansız hava araçlarının (İHA) yaklaşık yüzde 90'ında Japon üretimi bileşenler bulunduğunu ve bu parçaların dolaylı tedarik ağları üzerinden Rusya'ya ulaştırıldığını ortaya koyuyor.

Haberde ayrıca, Japonya'daki Rus istihbarat faaliyetlerinin, Tokyo'daki Rus hava yolu şirketi Aeroflot ofisinde resmî görev kisvesi altında çalışan bir istihbarat görevlisi tarafından koordine edildiği iddia edildi. Aeroflot'un en büyük hissedarı Rus hükümeti konumunda bulunuyor.

Doğrudan Rusya'ya yönelik ihracat kısıtlamalarının ardından tedarik ağlarının Vietnam, Özbekistan ve Sri Lanka gibi üçüncü ülkelerde faaliyet gösteren aracı şirketler üzerinden teknik bileşenleri Rusya'ya ulaştırdığı, böylece Batı yaptırımlarının aşılmaya çalışıldığı öne sürüldü.

Haberde, 2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'yı kapsamlı şekilde işgal etmesinin ardından Batılı ülkelerden sınır dışı edilen yüzlerce Rus istihbarat görevlisinin bir bölümünün Japonya'ya yöneldiği ifade edildi. Bu kişilerin, Japonya'nın gelişmiş teknoloji sektöründen ve Batılı ülkelere kıyasla daha gevşek olduğu öne sürülen karşı casusluk mevzuatından yararlandığı ifade edildi. Haberde söz konusu yasal çerçevenin, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japonya'ya getirilen sınırlamaların bir mirası olduğu değerlendirmesine yer verildi.

Haberde görüşlerine yer verilen iktidardaki Liberal Demokrat Parti milletvekili ve sanayi casusluğu davalarında görev yapmış eski savcı Akihisa Shiozaki, "Gerçek anlamda bir kriz duygusu var" ifadelerini kullandı. Shiozaki'nin sözleri, Japon siyasi ve güvenlik çevrelerinde yabancı casusluk faaliyetlerinin artmasından ve bunun ülkenin ulusal güvenliği ile teknolojik üstünlüğü üzerindeki olası etkilerinden duyulan endişeyi yansıttı.


Bangkok'taki bir barda çıkan yangında 27 kişi hayatını kaybetti

Bangkok'un genel görünümü (Arşiv- Reuters)
Bangkok'un genel görünümü (Arşiv- Reuters)
TT

Bangkok'taki bir barda çıkan yangında 27 kişi hayatını kaybetti

Bangkok'un genel görünümü (Arşiv- Reuters)
Bangkok'un genel görünümü (Arşiv- Reuters)

Associated Press'in (AP) Taylandlı yetkililere dayandırdığı habere göre, başkent Bangkok'ta bir eğlence mekânında dün gece yerel saatle 13 Temmuz Pazartesi) çıkan yangında en az 27 kişi hayatını kaybetti.

Haberde, Tayland Başbakanı Anutin Charnvirakul'un yangının çıkış nedeninin henüz belirlenemediğini ve olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü açıkladığı belirtildi.