Libya: Başbakan Dibeybe Kaddafi yandaşlarıyla ittifak arayışında mı?

Libyalı politikacılar, Dibeybe’nin Kazazife kabilesi heyetiyle görüşmesini ittifak arayışı olarak niteliyor

UBH Başbakanı Dibeybe, Kazazife heyetiyle bir araya geldi (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe, Kazazife heyetiyle bir araya geldi (UBH)
TT

Libya: Başbakan Dibeybe Kaddafi yandaşlarıyla ittifak arayışında mı?

UBH Başbakanı Dibeybe, Kazazife heyetiyle bir araya geldi (UBH)
UBH Başbakanı Dibeybe, Kazazife heyetiyle bir araya geldi (UBH)

Libya’da Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin devrik rejimin omurgasını oluşturan Kazazife kabilesinden bir heyet ile görüşmesi Libya’da farklı tepkilere yol açtı. Öyle ki politikacılar, toplantıyı ‘Dibeybe’nin yeni müttefikler arama girişimi’ olarak nitelendirirken, bazı kesimler ise ‘Libya’daki bir kabilenin taleplerini bir başbakana sunması için yapılan sıradan bir toplantı’ olarak gördü.
Dikkatler büyük ölçüde geçen çarşamba akşamı Libya Başbakanı’nın başkent Trablus’taki karargahında gerçekleştirilen ve bir saatten kısa süren toplantıya odaklandı. Görüşme, devrik lider Muammer Kaddafi rejimini deviren Şubat 2011 devriminden sonra kabile ile üst düzey bir devlet görevlisi arasındaki ilk resmi görüşme oldu.
Libya Siyasi Diyalog Forumu üyesi Ahmed eş-Şarkasi, toplantının Muammer Kaddafi’nin doğum yeri olan Sirte şehrindeki toplumsal bileşenlerden birine kur yapma amacı taşıdığını söyledi. Şarkasi, “Dibeybe’nin hedefleri arasında, son zamanlarda siyasi düşmanlarının çoğalması ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri ile kendisi arasındaki anlaşmazlık sonrasında Kaddafi’nin yandaşlarıyla, özellikle de Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam ile koordinasyon sağlamaya çalışmak yer alıyor” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Ahmed eş-Şarkasi, “Dibeybe ve Seyfülislam Kaddafi, Şubat 2011 devriminden önce yıllarca ortak çalışmalar kapsamında bir araya geldi. Evet, her iki isim de geçen yılın sonunda yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimleri için yarıştı. Ancak her biri, cumhurbaşkanlığını kazanması durumunda birbiriyle çalışma ve destekçilerinden yararlanma olasılığını değerlendiriyordu” dedi. Şarkasi, sözlerinin devamında “Dibeybe’nin ana düşmanı Hafter’dir. Belki de Dibeybe’nin şu anda Kaddafi’nin oğlu ve destekçileri ile koordineli olarak ana hedefi, Hafter’i güneyde zayıflatmaktır” ifadelerini kullandı.
Gözlemcilere göre yıllardır ülkenin doğusu gibi askeri olarak Ulusal Ordu’nun (LUO) kontrolünde olan güneyi de son dönemde Hafter ile eski rejim yanlıları arasında siyasi nüfuz dayatması üzerinden bir çatışma alanına dönüştü.
Hafter’in oğulları ile Dibeybe’ye yakın isimler arasındaki iletişimin varlığını kabul etmesine rağmen Şarkasi, bu durumu ‘bazı acil çıkarlara ulaşmak için geçici bir ittifak’ olarak nitelendirdi. Ahmed eş-Şarkasi ayrıca, “Dibeybe, kendisine herhangi bir çıkar sağlarsa, herhangi bir zamanda bu ittifakı sürdürmemeye karar verebilir” dedi.
Silvium Araştırma ve Çalışmalar Vakfı Başkanı Libyalı Cemal Şeluf ise toplantıyı ‘siyasi bir rekabet’ ve Dibeybe’den herkese yönelik ‘Sirte halkının tamamının Hafter’e sadık olmadığını’ gösteren bir mesaj olarak nitelendirdi. Şeluf, şu anda Kazazife mahkumlarının Dibeybe tarafından serbest bırakılması ihtimalini reddederken, bu durumun Dibeybe’nin ‘Kazazife mahkumlarının çoğunun tutulduğu Misrata kentindeki askeri hapishaneleri yöneten silahlı oluşumlar üzerinde’ herhangi bir kontrole sahip olmamasından kaynaklandığını söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Cemal Şeluf, “Özellikle Şubat devrimine katılanlar olmak üzere Misrata oluşumlarının liderlerinin çoğu, mesele özellikle eski Halk Muhafızları Komutanı Mansur Dav gibi Kazazife sembollerinin veya istihbarat teşkilatının başı ve Kaddafi’nin damadı Abdullah es-Senusi ve İç Güvenlik Teşkilatı Başkanı Abdullah Mansur gibi genel olarak eski rejimin sembollerinin serbest bırakılmasıyla ilgiliyse, bu durumu kabul etmeyecek” şeklinde konuştu. Şeluf ayrıca, “Ancak Dibeybe, mahkemeden uzun zaman önce tahliye kararı almış, ama hakkındaki bu karar uygulanmamış olan bazı meçhul isimleri çıkarabilir” dedi.
Öte yandan Kazazife kabilesinin ‘Toplumsal Konsey’ Başkanı Muhammed Halife Nayel Kaddafi, “Toplantı, sosyal ve insani nitelikteydi” ifadelerini kullandı. Nayel Kaddafi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Toplantı, on gün önce planlandı. Şubat 2011 olaylarının arka planında Kazazife mahkumlarının ve Libya hapishanelerinde tutulan diğer kabile üyelerinin dosyalarının sunulmasıyla sınırlıydı. Özellikle ilk yıllardaki ziyaret kısıtlamaları ortasında, bazı tutukluların ve çektikleri acıların arka planını sunduk” dedi.
Kazazife Konseyi heyetinin serbest bırakılması için çağrıda bulunduğu en önemli isimler hakkında ise Nayel, “Abdullah es-Senusi, Mansur ed-Dav, Abdullah Mansur, Ahmed İbrahim el-Kaddafi, Velid Dibnon’dan bahsettik. Tabi Kaddafi’nin oğullarından mı yoksa eski rejimin destekçilerinden mi olduğu bilinmeyen onlarca ismi de ele aldık” değerlendirmesinde bulundu. Nayel, “Yaklaşık beş yıl önce Yüksek Mahkeme’nin temyiz davalarını kabul etmesine rağmen haklarında idam cezası verilen ve tüm davaların mütalaaya dönmüş olması nedeniyle anılan isimler üzerinde durulmuştur” dedi.
Nayel Kaddafi, bazılarının ‘ziyaretin siyasi amaçlar için olduğu’ yönündeki iddialarını reddederken, “Kazazife kabilesi, Libya arenasındaki tüm çatışma taraflarına aynı mesafeden yaklaşıyor” diyerek, Muammer Kaddafi’nin oğulları ile şahsi temaslarının akrabalık ilişkileri çerçevesinde gerçekleştiğine dikkati çekti.
Dibeybe’nin kabile heyetinin taleplerine verdiği cevaplara ilişkin olarak ise Nayel, “Musa es-Sadr’ın 1978’de Libya’da kaybolması davasıyla bağlantılı olarak 2015 yılından bu yana Lübnan’da alıkoyulan Hannibal Muammer Kaddafi konusunu gündeme getirmemizin bir sonucu olarak Dibeybe, meseleyi inceleme, davanın yavaşlığının nedenleri bulma ve bu mahkumlardan herhangi biri hakkında verilmiş olabilecek serbest bırakma kararlarını harekete geçirme sözü verdi. Ayrıca ilgili Lübnanlı yetkililerle temaslarını yenileme ve Libya vatandaşı olduğu için Hannibal’ın durumunu takip etme sözü verdi” ifadelerini kullandı.
Aynı şekilde Libya Temsilciler Meclisi üyesi Cabullah eş-Şeybani ise “Dibeybe’nin Kazazife ile görüşmesi, kabilenin ihtiyaçlarının tespit edilmesi ve geçmiş yıllarda yaşadığı zor dönemlerin tesellisi veya telafisi bağlamında ona hizmet vermeye çalışılması çerçevesinde geldi” dedi. Şeybani, “Bu toplantının hedeflerinden biri olarak ileri sürülen ‘Dibeybe’nin eski rejim yandaşları arasında veya genel olarak kabileler arasında kendisine yeni siyasi müttefikler aradığı’ gibi iddialar, onun meşru hakkıdır” şeklinde konuştu. Şarku’l Avsat’a konuşan Şeybani, “İktidarı elde etmek veya elinde tutmak isteyen herkes, popüler ve toplumsal ağırlığı olan güçlü ve aktif partilerle ittifak arama hakkına sahiptir” dedi.
Cabullah eş-Şeybani ayrıca, “Dibeybe’nin cumhurbaşkanlığı adayı olmasının yanı sıra mevcut konumunu korumak istediği göz önüne alındığında, özellikle Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi ile mevcut rekabeti ortasında böyle bir ittifak, aslında onun yararına olabilir” açıklamasında bulundu.
Dibeybe’nin geçen yılın Eylül ayında Muhammed Kaddafi’nin oğlu Es-Saadi Kaddafi liderliğindeki eski rejimin bir dizi sembolünü ele aldığını söyleyen Şeybani, “Bu tür kararlar için uygun zamanlamayı seçme konusundaki açık yeteneği ortasında daha fazla kişiyi serbest bırakmaktan çekinmeyecek” dedi.



Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.