İran’da protestolar grevler eşliğinde sürüyor

İran parlamentosunda göstericilere karşı gerçek mermi kullanımına yönelik eleştiri

Tahran’daki Hoca Nasreddin Tusi Üniversitesi öğrencilerinin protestolarından (İran Öğrenci Sendikası)
Tahran’daki Hoca Nasreddin Tusi Üniversitesi öğrencilerinin protestolarından (İran Öğrenci Sendikası)
TT

İran’da protestolar grevler eşliğinde sürüyor

Tahran’daki Hoca Nasreddin Tusi Üniversitesi öğrencilerinin protestolarından (İran Öğrenci Sendikası)
Tahran’daki Hoca Nasreddin Tusi Üniversitesi öğrencilerinin protestolarından (İran Öğrenci Sendikası)

İran’da protesto hareketine eşlik eden grevler, petrol sektöründeki fabrika ve şirket işçilerinin grevine kamyon şoförlerinin katılmasıyla yeni boyutlar kazandırıyor. Bir milletvekili, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve içişleri bakanının protestoculara karşı gerçek mermi kullanmaktan sorumlu tutulmasını talep etti. Göstericiler, ülke genelinde uygulanan sıkı güvenlik önlemlerine rağmen çeşitli biçimlerde eylemlerini sürdürüyor.
Başkent Tahran, İsfahan ve Reşt dahil olmak üzere protestolar on birinci haftasına girerken, Cumartesi akşamı İran'ın birçok şehrinde gece protestoları yenilendi. Öğrenci Birlikleri Koordinasyon Komitesi tarafından yayınlanan video görüntülerinde, Pazar günü öğrencilerin çeşitli üniversitelerde protesto toplantılarına devam ettiği görüldü.


Göstericiler Batı Tahran’ı ateşe verdi (Twitter)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, “Ne yazık ki içerdekilerin bir kısmı düşmanların hezeyanı ile aynı safta. Rüya görürler, serap görürler. Rejim ve Besic büyük hezimete uğratacak” ifadelerini kullandı.
İran rejiminin lideri “Rehber” Ali Hamaney, önceki gün DMO’nun alt kolu Besic güçlerine, yetkililerin protestoculara karşı başlattığı baskıdaki rollerini yoğunlaştırmaları için yeşil ışık yaktı.
Diğer yandan Mahabad Milletvekili Celal Mahmudzade, özellikle 10 haftadır ülkeyi sarsan gösterileri bastırmak adına yetkililerin başlattığı baskılarla Kürt şehirlerinde protestocuların vurulması konusunda, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve İçişleri Bakanı General Ahmed Vahidi'nin son ayaklanmaları yönetmekten sorumlu tutulması çağrısında bulundu.
İranlı Öğrenciler Haber Ajansına (ISNA) göre, milletvekilinin belirttiği sayıya atıfta bulunmadan Mahmudzade konuşmasında Mahabad ve Kürt şehirlerindeki ölü sayısına atıfta bulunduğunu bildirdi. Etemadonline haber sitesine göre, milletvekili, İran’ın Kürt kentlerinde 105 kişinin güvenlik güçlerince öldürüldüğünü duyurdu.
Açıklamasında İçişleri Bakanı’nın ülkenin güvenlik komitesi başkanı sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiğini söyleyen milletvekili, protestoculara karşı gerçek mermi kullananların tutuklanması çağrısı yaptı.
Mahmudzade, Mahabad da dahil olmak üzere Kürt kentlerine güvenlik ortamı dayatılmasını eleştirerek, İçişleri Bakanı'nı bu koşullara son vermesi ve Vahidi’den ülkenin güvenlik konseyi başkanı olarak “buna cevap vermesini” istedi.
İran parlamentosundaki İçişleri Komisyonu Komitesi’ne Devrim Muhafızları’nın generallerinden Milletvekili Muhammed Salih Jokar başkanlık ediyor. Tahran belediyesine bağlı Hemşehri Gazetesi, Jokar’ın Mahmudzade’ye yanıt olarak, “Neden insanları rahat bırakmıyorsunuz? İsyan, şiddet, fitne çıkartmak vatanın ve milletin çıkarına değil. Milletvekillerinden yabancı medyayı beslemelerini değil sorunları çözmelerini bekliyorlar. Güvensizlik ülke ekonomisine zarar verdi… Hiçbir şekilde fitne çıkarmak ve halkın huzurunu kaçırmak için meclise girmemeliyiz” ifadelerini kullandı.


Bir kız öğrenci din adamının takkesini düşürürken (Twitter)

Mahmudzade Etemadonline haber sitesine yaptığı açıklamada, “Mahabad ve Kürt kentlerinde güvenlik ortamı oluşturmak, silahsız sivilleri tutuklamak, yerleşim yerlerine gece saldırıları yapmak, halkın imkanlarını baltalamak, devrimin başlangıcındaki gibi binaların iç duvarlarında 1979 yazmak, sloganlar atmak, kişisel eşyaları aramak ve Kürt şehirlerinin girişlerine çok sayıda kontrol noktası kurmak ne anlama geliyor?” şeklinde konuştu.
Mahmudzade'nin bu eleştirisi, geçtiğimiz Çarşamba günü protestoları destekleme duruşundan dolayı defalarca adli celpler aldığını açıklamasının ardından geldi. Mahmudzade konuyla ilgili Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Adli makamlar, Mahabad ve Kürt şehirlerinde protestocuların ve kurbanların ailelerinin yasal haklarını korumak yerine, yas tutanların temsilcisi olarak hakkımda dava açtı” dedi.
İran Kürdistanı İnsan Hakları Örgütü geçtiğimiz Cumartesi yaptığı açıklamada, Cuma akşamı itibariyle Kürt şehirlerinde ölü sayısının 104’e ulaştığını aktararak, Batı Azerbaycan’ın güneyindeki Kürt şehirlerinde 41, Mahabat’da 13 ve 11 çocuğun öldürüldüğünü bildirdi. Açıklamada, İran'ın Kürdistan bölgesindeki Kürt muhalefet partilerinin sitelerine düzenlediği saldırılarda da 21 kişinin öldürüldüğü belirtildi.
İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı (Hrana) tarafından yayınlanan istatistiklerde, 63’ü çocuk olmak üzere göstericiler arasındaki ölü sayısının 450’ye ulaştığı kaydedildi.
İnsan hakları örgütleri tarafından yayınlanan video kayıtları, bir grup tutuklunun ailesinin Evin Cezaevi önünde toplandığını gösteriyor.
Diğer yandan Hrana, İran Savcılığıın eski reformist milletvekili Mahmud Sadıki’yi Evin Cezaevi’ndeki karargahına çağırdığını aktardı. Milletvekili "rejim aleyhinde propaganda yapmak" ve "yalan yaymak" suçlamalarıyla yargılanıyor. Sadıki, istihbarat ve güvenlik servislerinin yargı işlerine ve mahkemelere "yasadışı" müdahalesini durdurmak için İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei’ye açık bir mektup gönderdi.
Şarku’l Avsat’ın İran merkezli internet haber sitelerinden aktardığı bilgilere göre Sadıki, İran yargısının, mahkemeye çıktıktan sonra eski Milletvekili Pervane Silahşori hakkında suç duyurusunda bulunduğu ve hakimin onu serbest bırakmaya karar vermesinin ardından mektubunu yayınladı.
Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi, geçtiğimiz hafta, Devrim Muhafızları istihbarat teşkilatı üyeleri, çalışma teşkilatı ILNA'da gazeteci olan Rıza Esedabadi’nin gözaltına alındığını duyurdu.
Yetkililer insan hakları aktivisti Hüseyin Ronqi'yi ise kefaletle serbest bıraktı. Geçtiğimiz hafta sağlık durumu kötüleşen ve açlık grevine başlayan eylemcinin ailesi hastaneye kaldırıldığını duyurdu.
Başörtüsüz bir video yayınlayan oyuncu Henjama Kadiani, güvenlik güçlerinin 9 yaşındaki Kian Pirfalak’ın öldürmesinin ardından protestolara desteğini açıkladıktan sonra tutuklanmış, geçtiğimiz hafta ise serbest bırakılmıştı.
Cumartesi günü ise Kürt futbolcu Raya Gafuri'nin serbest bırakılacağına dair çelişkili haberler geldi. Devrim Muhafızları’na bağlı Tesnim tutuklunun cezaevinden çıktığı bilgisini aktarırken, resmi IRNA haber ajansı bu bilgiyi yalanladı.
Öte yandan kamyon şoförlerinin İsfahan, Kaşan, Kirmanşah, Kazvin ve Bender Abbas kentlerinde greve gittiği bildirildi. Bir grup sürücü, kendilerine fazladan yakıt sözü verilmesine rağmen greve gitmeye karar verdiklerini söyledi. Y etkililer de mobil servis üzerinden sürücülere mesaj göndererek, "Temel emtia yüklü gemiler limanlara yanaşıyor, sürücülere ek yakıt tahsis edilecek" dedi.
Ayrıca, protestolar Tahran'ın merkezindeki Alama Üniversitesi'ndeki devam etti. Öğrenciler, Zen, Zendegi, Azadi! (Kadın, Yaşam, Özgürlük!) sloganını attı. Eylemlerin ilk ayında güvenlik güçlerinin saldırısına uğrayan Şerif Endüstri Üniversitesi'nde ise öğrenciler, arkadaşlarının ders çalışmaktan mahrum bırakılmasına karşı çok sayıda protesto eylemi düzenledi.
Bu bağlamda Tahran Üniversitesi'nden Avukat Prof. Dr. Muhsin Burhani, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, İran rejimi lideri Ali Hamaney'in yetkilerine tabi olan Kültür Devrimi Yüksek Komitesi tarafından disiplin yönetmeliklerinin değiştirildiğini açıkladı ve ek önlemler konusunda uyarıda bulundu. Burhani, yeni düzenlemenin 100 üyeyi aşan sosyal ağlarda öğrenci odası kurulmasını engellediğini söyledi.
Hengaw Organizasyonu, İran'ın kuzeybatısındaki Kürdistan eyaletinde bir edebiyat profesörünün tutuklandığını ve şu an nerede olduğunun bilinmediğini bildirdi. Hengaw, gözaltına alınan akademisyenin adının Behruz Şamanara olduğunu ve eyalet başkenti Senendec Üniversitesi'nden olduğunu açıkladı.



ABD'nin Salt Lake City kentinde meydana gelen silahlı saldırıda iki kişi hayatını kaybetti

Olay yerinin yakınındaki ABD polis memurları (AP)
Olay yerinin yakınındaki ABD polis memurları (AP)
TT

ABD'nin Salt Lake City kentinde meydana gelen silahlı saldırıda iki kişi hayatını kaybetti

Olay yerinin yakınındaki ABD polis memurları (AP)
Olay yerinin yakınındaki ABD polis memurları (AP)

Yerel medya dün, ABD’nin Utah eyaletindeki Salt Lake City kentinde bir kilisede düzenlenen cenaze töreni sırasında meydana gelen silahlı saldırıda iki kişinin hayatını kaybettiğini, bazı kişilerin de yaralandığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Deseret News’ten aktardığına göre saldırı, kiliseye ait otoparkta gerçekleşti. KUTV televizyonu ise şüphelinin henüz yakalanamadığını aktardı.

Saldırı sırasında kilise içinde onlarca kişinin bulunduğu, hayatını kaybedenlerin ve yaralananların tamamının yetişkin olduğu kaydedildi.

AP’nin aktardığına göre polis, saldırganın herhangi bir dine karşı özel bir husumet taşıdığına dair bulgu olmadığını açıkladı.

xsdfrgt
Kilise binasının yanındaki polis aracı (AP)

Salt Lake City Polis Şefi Brian Reid, “Bunun belirli bir dine veya benzer bir şeye yönelik hedefli bir saldırı olduğunu düşünmüyoruz” dedi.

Polis, olayın rastgele gerçekleştiğine de inanmadıklarını açıkladı. Yetkililer, hâlâ herhangi bir şüphelinin yakalanmadığını bildirdi.

Brennan McIntyre, eşi Kina ile birlikte otoparkın bitişiğindeki dairelerinde televizyon izlerken silah seslerini duyduklarını söyledi. McIntyre, “Koltuktan fırladım ve durumu görmek için dışarı koştum” dedi.

McIntyre, “O anda yerde birini gördüm. İnsanlar ona yardım etmeye çalışıyor, ağlıyor ve bağrışıyordu” şeklinde konuştu.

juı
Olay yerinin yakınındaki ABD polis memurları (AP)

Olayın ardından yaklaşık 100 polis ve güvenlik aracı bölgeye sevk edildi, helikopterler ise havadan gözetleme yaptı.

Belediye Başkanı Erin Mendenhall, “Böyle bir şeyin asla ibadet yerinde olmaması gerekirdi. Asla bir cenaze töreni alanında yaşanmamalıydı” ifadelerini kullandı.

Kilisenin sözcüsü, kurumun kolluk kuvvetleriyle iş birliği içinde olduğunu ve kurtarma ekiplerinin çabalarına minnettar olduklarını açıkladı.

xcdfgth
Olayın meydana geldiği kilisenin yakınında sevdiklerinin yasını tutan yakınları (AP)

Kilisenin merkezi Salt Lake City’de bulunuyor ve Utah eyaletinin 3,5 milyonluk nüfusunun yaklaşık yarısı bu dine mensup. Silahlı saldırının yaşandığı kiliseye benzer ibadet yerleri, eyalet ve şehir genelinde farklı bölgelerde de yer alıyor. Geçen ay Michigan eyaletinde eski bir deniz piyadesinin bir kilisede ateş açıp yangın çıkarmasının ardından, bu kilise de en yüksek güvenlik alarmı durumuna geçirildi. Federal Soruşturma Bürosu (FBI), saldırganın motivasyonunun ‘dine yönelik düşmanca inançlar’ olduğunu belirledi.


WSJ: Trump, Venezuela petrolünü kontrol altına almayı ve varil fiyatını 50 dolara düşürmeyi düşünüyor

Petrol, minyatür petrol varilleri ve ABD doları banknotları (Reuters)
Petrol, minyatür petrol varilleri ve ABD doları banknotları (Reuters)
TT

WSJ: Trump, Venezuela petrolünü kontrol altına almayı ve varil fiyatını 50 dolara düşürmeyi düşünüyor

Petrol, minyatür petrol varilleri ve ABD doları banknotları (Reuters)
Petrol, minyatür petrol varilleri ve ABD doları banknotları (Reuters)

Wall Street Journal (WSJ) dün yayımladığı haberde, ABD Başkanı Donald Trump ve danışmanlarının önümüzdeki yıllarda Venezuela petrol sektöründe hakimiyet kurmayı planladığını bildirdi. Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre Trump, çabalarının petrol fiyatlarını varil başına 50 dolara düşürmeye yardımcı olabileceğine inandığını yardımcılarına iletti.

Haberde, konuya yakın kaynaklara dayandırılarak, ABD’nin, devlet şirketi Petreleos de Venezuela (PDVSA) üzerinde belirli bir kontrol sağlamayı, şirketin petrol üretiminin büyük bir kısmını ele geçirip pazarlamayı içeren bir plan üzerinde çalıştığı öne sürüldü. Reuters, haberin doğruluğunu henüz bağımsız olarak teyit edemedi.


Çin silahları Sahel bölgesine hâkim: Peki neden?

Çin'in Batı Afrika ülkelerine silah satışları artıyor (AFP)
Çin'in Batı Afrika ülkelerine silah satışları artıyor (AFP)
TT

Çin silahları Sahel bölgesine hâkim: Peki neden?

Çin'in Batı Afrika ülkelerine silah satışları artıyor (AFP)
Çin'in Batı Afrika ülkelerine silah satışları artıyor (AFP)

Ali Yahi

Sahel bölgesi, askeri cuntaları iktidara getiren darbeler nedeniyle ülkeleri her düzeyde kırılganlık yaşarken, uluslararası çatışmanın ve büyük güçlerin savaş arenası haline geldi. Askeri darbeler, silahlı hareketlerin ve terör örgütlerinin yeniden canlanmasının yanı sıra, uluslararası organize suç ağlarının da oluşmasına yol açan bir güvenlik boşluğuna neden oldu. Bu durum, Çin de dahil olmak üzere dış tarafları, silah anlaşmaları dahil çeşitli kanallar aracılığıyla “yumuşak” müdahaleye teşvik etti.

Silah ithalatının yüzde 26'sı Çin'den

Fransız “Jeune Afrique” dergisinde yayınlanan bir haber, Çin'in Batı ülkelerine kıyasla sunduğu sayısız avantajın gölgesinde, Pekin'in Batı Afrika ülkelerine silah satışlarındaki artışı ortaya koydu. Haber ayrıca 2020-2024 yılları arasında Batı Afrika'daki silah ithalatının dörtte birinden fazlasının, yani askeri teçhizatın yaklaşık yüzde 26'sının Çin'den ithal edildiğini de açıkladı. Burkina Faso, Fildişi Sahili, Mali, Moritanya, Nijer ve Senegal’in talebin en yüksek talebin en yüksek olduğu ülkeler olduğu belirtildi.

hyjukıl
Bölge ülkelerinin Çin askeri teçhizatı alımları ihtiyaçlarına göre değişiyor (AFP)

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nde (SIPRI) araştırmacı olan Simon Wezeman, Pekin'in Sahel bölgesi de dahil olmak üzere Batı Afrika'da önde gelen silah ve askeri teçhizat tedarikçisi haline geldiğini vurguladı. Jeune Afrique dergisinin haberi bağlamında, bu değişimin iki faktörden kaynaklandığını belirtti; birincisi, Pekin'in kıtanın kaynaklarına olan stratejik ilgisi ve ekonomik varlığını güçlendirme ve bölge pazarlarına erişimi güvence altına alma çabaları. İkinci faktör ise rejimlerin zayıflığından kaynaklanan kırılgan güvenlik durumu nedeniyle bölgede silaha olan talebin artması. Çin silahları, Batılı muadillerine kıyasla daha düşük maliyetleri nedeniyle güçlü bir rakip haline geldi. Dahası, Fransa ve ABD gibi Batılı ortakların insan hakları endişeleri nedeniyle bazı Batı Afrika ülkelerine silah ihracatı üzerindeki kontrollerini sıkılaştırmaları gibi siyasi ve insan haklarıyla ilgili kısıtlamalardan da muaflar.

Artan bölgesel talep

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü, bölge ülkelerinin Çin askeri teçhizatı alımlarının ihtiyaçlarına göre değiştiğini, ancak zırhlı araçlar ve insansız hava araçlarının en çok talep edilen ürünler olduğunu vurguladı. Burkina Faso, 2015 ile 2024 yılları arasında 122 araç ile her türden zırhlı aracın en büyük alıcısı olurken, onu 118 araçla Nijerya takip etti. Enstitü ayrıca, Afrika ordularının yaklaşık yüzde 70'inin Çin zırhlı araçlarına sahip olduğunu belirtti.

Haberde, bölgedeki Amerikan nüfuzunun gerilediği, Pekin'in askeri varlığının ise genişlediği ifade edildi. Son yirmi yılda Çin, 20 ortak askeri tatbikat gerçekleştirdi, Afrika limanlarına 44 ziyaret yaptı ve üst düzey askeri yetkililer arasında yüzlerce karşılıklı ziyaret gerçekleştirildi. Haber, Çin'in askeri varlığında yaşanan bu genişlemeyi, 2015-2019 yılları arasında bölgesel silah talebinde yüzde 100'lük bir artış ile 2010-2014 dönemine kıyasla yüzde 82'lik artışa bağladı. En yüksek artışlar Burkina Faso, Fildişi Sahili, Mali, Moritanya, Nijer ve Senegal'de kaydedildi. Haberde, Rusya'nın Ukrayna'ya yapılan saldırıdan bu yana ihracatını azaltmasına rağmen, Afrika kıtasında önemli bir silah tedarikçisi olmaya devam ettiği de belirtildi.

Ekonomiden stratejik güvenlik ortaklıklarına

Bu bağlamda, Uluslararası İlişkiler Profesörü Selim Talis, kendisi ile özel röportajda, Afrika'da her düzeyde yaşanan dönüşümlerin Pekin'i nüfuzunu güçlendirmeyi amaçlayan proaktif adımlar atmaya sevk ettiğini belirtti. Bu adımlar, sık sık ziyaretler yoluyla Afrika ülkeleriyle, özellikle Sahel bölgesindekilerle, askeri iş birliğini genişletmeyi, Afrikalı subayların eğitimini ve yetiştirilmesini denetlemeyi, çeşitli silah türleri satmayı ve ortak askeri tatbikatlar yapmayı içeriyor. Çin'in Cibuti'deki üssüne ilave olarak Batı Afrika'da ikinci bir kalıcı askeri üs edinme çabalarına işaret eden haberlerin, Pekin'in Afrika ile ilgili niyetlerini ortaya koyduğunu açıkladı.

Talis, saldırıların artması ve bilhassa can kayıplarının boyutu ile terör örgütlerinin kontrolünün genişlemesi göz önüne alındığında, Sahel bölgesinin küresel terörizmin merkezi haline geldiğini, buna karşılık iktidardaki askeri cuntaların başarısız olduğunu belirtti. Bu durum, Çin'i bir dayanak noktası arayışı içinde bölgeye sızmaya itti. Pekin'in Sahel bölgesinde büyük güçlerin tek başlarına nüfuz için rekabet etmelerine izin vermediğini, bunun yerine, Mali, Nijer ve Burkina Faso Batı'nın yerini alacak yeni müttefikler ararken, Pekin’in hızla odağını ekonomik yönden stratejik güvenlik ortaklıkları kurmaya kaydırdığını söyledi.

Dünyanın dördüncü büyük silah ihracatçısı

Çin, dünyanın dördüncü büyük silah ihracatçısı sayılıyor ve çeşitli silahlı çatışmalarda yaygın kullanımı nedeniyle Çin silah satışları hızla artıyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'ne göre 2020-2024 yılları arasındaki beş yıllık dönemde ortalama silah ihracatı, 2000-2004 yılları arasındaki döneme kıyasla üç kattan fazla arttı.

Enstitü, Çin'in askeri sanayisinin büyük dönüşümler geçirdiğini, seri silah üretimine odaklanmaktan niteliksel verimliliği artırmaya doğru kaydığını açıkladı. Bu durum Pekin'e modern savaşlarda rekabet avantajı sağladı, çatışmalardaki konumunu güçlendirdi ve Washington ile bölgesel müttefiklerine yeni caydırıcılık denklemleri dayattı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre ayrıca, özellikle nispeten düşük fiyatlar ve ithalat üzerindeki siyasi kısıtlamaların azlığı nedeniyle, Çin bazı Afrika ve Asya ülkeleri için önemli bir silah tedarikçisi haline geldi.

Çin'in bölgede artan varlığının arkasındaki hesaplar

Sahel bölgesinde güvenlik konularında uzman bir gazeteci olan Hüseyin Lansari, Çin'in Sahel'deki artan varlığının ardında çeşitli hesaplar olduğunu değerlendiriyor. Bunlar arasında, özellikle Çinli şirketlerin ekipmanlarına yönelik saldırılar, vatandaşlarının ve işçilerinin kaçırılmasının ardından terör örgütlerinin Çin'in bölgedeki özellikle madencilik ve enerji sektörlerindeki büyüyen çıkarlarına yönelik artan tehditlerinin yanı sıra, Pekin'in bölgenin doğal kaynaklarına olan artan ilgisi de yer alıyor. Bu kaynaklar, Çin'in devasa ekonomisinin ihtiyaç duyduğu stratejik hammaddeler için hayati bir kaynak. Mali, Burkina Faso, Nijer ve bölgedeki diğer ülkeler, Çin'in teknolojik ve askeri endüstrileri için hayati önem taşıyan altın, uranyum, lityum ve diğer mineraller açısından zengin rezervlere sahip. Lansari, Pekin'in kendisini yeni bir sömürgeci güç olarak göstermemeye özen gösterdiğini ve ortaklıklarının karşılıklı fayda ve ulusal egemenliğe saygıya dayalı olduğunu vurguladığını belirtti.

Lansari, özellikle Fransız ve Amerikan varlığının gerilemesiyle birlikte, Çin'in askeri alanda yer edinmek için öncelikle ekonomik ve kalkınma yönlerine odaklandığını açıkladı. Pekin'in stratejisinin, bölgesel hükümetlerin Çin'i katı siyasi koşullar olmaksızın yatırım ve finansman alternatifleri sunabilen önemli bir ekonomik ortak olarak görmelerini sağladığını belirtti. Pekin'in eğitim, askeri ve askeri olmayan teçhizat ve istihbarat paylaşımı sağlayarak bölgedeki ülkelerle güvenlik iş birliğini geliştirdiğini ifade etti. Pekin'in bilhassa bölge hükümetleri tarafından memnuniyetle karşılanan ekonomik ve kalkınma yönlerine odaklanmasıyla, Sahel'de Çin varlığını güçlendirme fırsatlarının umut verici göründüğünü açıkladı. Uluslararası rekabetin Çin'in etkisini genişletme hevesini körüklediğini, ancak en önemli zorluğun ön siyasi koşullar veya sahada askeri varlığa sahip olmadan karşılıklı fayda sağlayabilen, güvenilir bir ortak olarak kendini sunabilme yeteneği olmaya devam ettiğini vurguladı.