Likud, ‘Dini Siyonizm’ ile yaptığı anlaşmanın ardından Knesset'in başkanını değiştiriyor

Dün Batı Şeria'daki bir yerleşim yeri yakınında, araba ile saldırı düzenlenen yerin yakınındaki İsrail askerleri. (EPA)
Dün Batı Şeria'daki bir yerleşim yeri yakınında, araba ile saldırı düzenlenen yerin yakınındaki İsrail askerleri. (EPA)
TT

Likud, ‘Dini Siyonizm’ ile yaptığı anlaşmanın ardından Knesset'in başkanını değiştiriyor

Dün Batı Şeria'daki bir yerleşim yeri yakınında, araba ile saldırı düzenlenen yerin yakınındaki İsrail askerleri. (EPA)
Dün Batı Şeria'daki bir yerleşim yeri yakınında, araba ile saldırı düzenlenen yerin yakınındaki İsrail askerleri. (EPA)

Likud Partisi, Dini Siyonizm Partisi ile müzakereleri ilerletmeyi başardı ve ortak bir açıklamayla çoğu konuda koalisyon anlaşması imzalamanın eşiğine geldiğini duyurdu. Buna göre Dini Siyonizm Partisi, Likud lideri Binyamin Netanyahu’nun talebi üzerine İsrail Parlamentosu’na (Knesset) geçici bir başkan atayabilir.
Netanyahu, Dini Siyonizm Partisi lideri Bezalel Smotrich ile gerçekleştirdiği ve birkaç saat süren görüşmenin ardından ‘her konuda ilerleme’ olabileceğini söyledi. Dini Siyonizm Partisi ile ilgili önemli ilerleme, Likud’un aşırı sağcı Noam Partisi ile anlaşma imzalamasından saatler sonra geldi. Noam, Itamar Ben Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü partisinin ardından koalisyon anlaşmasına imza atan ikinci parti olurken, Likud, Şas ve Tevrat Yahudiliği partileriyle de temaslarını sürdürüyor.
Dini Siyonizm ile müzakereler ilerlerken, Şas ile yapılan görüşmelerde engel ortaya çıkması yeni hükümetin sadakat beyanı yapmasına izin vermeyeceğini açıkça ortaya koyuyor. Bu engellerden başlıcası Aryeh Deri’nin bakan olma konusu.
 Şas milletvekili Moshe Arbel tarafından sunulan bir yasa tasarısına göre, Temel Hükümet Yasası, "yalnızca gerçek hapis bir kişinin bakanlık pozisyonuna sahip olmasını engeller" şeklinde değiştirilecek.
Kudüs Sulh Ceza Mahkemesi, bu yılın başlarında Deri'ye Cumhuriyet Savcılığı ile yaptığı anlaşma kapsamında ertelenmiş hapis cezası ve  180 bin şekel tutarında para cezası verdi. Cumhuriyet Savcısı’nın Deri'nin son yolsuzluk mahkumiyetinin ahlaki yolsuzluk anlamına gelebileceğini ve bunun da kendisini yedi yıl boyunca bakanlık görevinden alıkoyacağını açıklamasının ardından Deri'nin bakanlığa uygunluk konusu yeniden gündemde. Deri’nin İçişleri Bakanlığı görevini üstlenmesi bekleniyor.
Netanyahu, Deri'nin hükümette bakanlık pozisyonunu elinde tutmasına izin veren yasayı ilerletmek için Knesset başkanını değiştirmeye karar verdi. Geçici Knesset başkanlığı için aday olan isimler arasında Yariv Levin e Yoav Kish var. Knesset'teki Likud bloğu kendi aralarından adayı seçecek ve bugün sınırları dahilinde mevcut cumhurbaşkanının değiştirilmesini talep edecek.
Knesset başkanının değiştirilmesi, Deri'ye ‘utancı’ önleyecek olan Temel Hükümet Yasası'nda değişiklik yapılmasına olanak sağlayacak. Zira fiilen tutuklu değil. Savcılık ile yapılan anlaşmanın ardından ertelenmiş hapis cezasına çarptırılmış durumda. Netanyahu, yasalar değişene ve Şas ile bir anlaşmaya varılana kadar bekleyecek. Ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'a hükümetini kurmayı başardığını bildirecek.
Batı Şeria'daki gerginlik artarken İsrail'de sağcı bir hükümet kuruluyor. Bu durum, sağcı hükümetin kurulmasından sonra olayların daha da patlayacağına dair endişeleri artırıyor.
Filistinliler ‘öldürücü’ bir hükümetten korkuyorlar. Bu korkular, Netanyahu'ya Batı Şeria'daki durumun ‘kırılgan’ olduğunu bildiren İsrail güvenlik servislerinde de hakim. İsrail güvenlik kaynakları, aşırı sağcı İsrail hükümetinin karşı karşıya olduğu temel tehdidin, Filistin Yönetimi'nin artan zayıflığı ve devam eden güvenlik artışı olduğunu aktardı.
İsrail İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) Başkanı Ronen Bar, bu ay bir araya geldiği Netanyahu’ya Filistin Yönetimi'nin çökebileceğini ve bunun da güvenliğin bozulmasına neden olabileceğini söyledi. İsrail'deki güvenlik kurumları, Netanyahu'nun yeni hükümetinin kurulmasından önce gerginliğin artacağı görüşünde.
İsrail verilerine göre Batı Şeria’da önceki yıl 91 saldırı gerçekleşirken bu yıl bu sayı en az 281 olarak kayda geçti. Yıl başından bu yana ise 550 saldırı önlendi. Güvenlik teşkilatının verilerine göre son on yılın en yükseği olarak nitelendirilen mevcut operasyonlar sırasındaşimdiye kadar 31 kişi yaşamını yitirirken onlarca kişi de yaralandı.
Haaretz gazetesine, İsrail  ordusu tarafından ordu muhabirlerine Filistin operasyonlarının artmasıyla ilgili verilen bir brifingde sağlanan bilgiler, bir sonraki hükümete güvenlik durumunun kırılgan olduğuna dair bir mesaj niteliğinde. Bu Netanyahu'nun altıncı hükümetinin yemin etmesinden sonra yapılacak toplantı salonlarında daha net bir şekilde aktarılacak.
Gazeteye göre İsrail ordusu, bir sonraki hükümete Batı Şeria'daki durumun kötüye gittiğini ve Filistin Yönetimi’nin kontrolünün zayıfladığına dair hiçbir şüpheye yer bırakmayan bir mesaj iletmeyi seçti. Mart ayından bu yana artan saldırı eğilimi ve gerçek endişeler hakim.
Haaretz, bu faktörlerin bir araya gelmesinin, özellikle ilk kez aşırı sağ partilerin güçlü bileşenlerini içerecek yeni bir hükümetin ortaya çıkmasıyla birlikte herhangi bir siyasi hareketle bütünleşeceğini ve bunlara atıfta bulunulacak çok hassas bir gerçeklik yarattığını aktardı.



Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
TT

Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)

Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde gizlice görüntü çeken Guan Heng'e ABD'de sığınma hakkı tanındı. 

New York şehrinde 28 Ocak'ta düzenlenen duruşmada yargıç Charles Ouslander, Guan'ın Çin'e geri gönderilmesi halinde zulüm göreceğine dair "haklı bir korkusu" olduğunu söyleyerek kendisine sığınma hakkı tanınmasına karar verdi. 

38 yaşındaki Çinli, Sincan'da Uygurların tutulduğu gözaltı merkezleriyle bölgedeki yoğun güvenlik uygulamalarının görüntülerini 2020'de çekmişti. 

Yaklaşık 20 dakikalık videoları yayımladıktan sonra tutuklanma korkusuyla ülkeyi 2021'de terk etmiş, Hong Kong'dan Ekvador'a oradan da Bahamalar'a geçip küçük bir şişme botla ABD'ye ulaşarak iltica başvurusunda bulunmuştu. 

Guan, geçen yıl ağustosta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ekipleri tarafından New York'ta yakalanıp gözaltına alınmıştı. 

Donald Trump yönetimi, Guan'ın Uganda'ya sınır dışı edileceğini duyurmuş, insan hakları örgütleri de karara tepki göstermişti. 

New York Times'ın aktardığına göre Guan henüz serbest bırakılmadı. İç Güvenlik Bakanlığı'nın mahkeme kararına itiraz etmeyi planladığı, bu süre zarfında Çin vatandaşının gözaltında tutulacağı belirtiliyor. 

Guan, videokonferans yöntemiyle katıldığı duruşmada Bahamalar'dan Florida'ya geçerken yaşamını yitirebileceği için videoyu YouTube'dan yayımlama kararı aldığını söyledi. Görüntüleri paylaşmasının ardından, Çin'de yaşayan babasının polis tarafından üç kez sorgulandığını ifade etti. 

Guan'ın avukatı Chen Chuangchuang, ABD'nin müvekkiline sığınma hakkı sağlamakta "ahlaki ve hukuki bir sorumluluğu" olduğunu vurguladı. 

Göçmenlere karşı sert uygulamalarıyla gündemden düşmeyen Trump yönetiminde iltica başvuruları da iyice zorlaştı. 

ABD merkezli kâr amacı gütmeyen Mobile Pathways'in derlediği federal verilere göre, sığınma başvurularının onaylanma oranı 2010-2024'te yüzde 28 iken, bu oran geçen yıl yüzde 10'a kadar geriledi. 

Çin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde zorla çalıştırma, işkence ve "yeniden eğitim kampı" adı altında alıkoyma suçlamalarıyla karşı karşıya.

İnsan hakları örgütleri, bölgedeki yaklaşık 1 milyon kişinin zorla toplama kamplarına ve hapishanelere yerleştirildiğini öne sürüyor. ABD de Uygurlara yönelik muameleyi "soykırım" diye niteliyor.

Pekin yönetimiyse iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunuyor.

Independent Türkçe, Guardian, New York Times


Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
TT

Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)

ABD arabuluculuğundaki ateşkes müzakerelerinden henüz sonuç çıkmazken, Rusya ve Ukrayna karşılıklı saldırıları sürdürüyor. 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) raporuna göre, Rusya'nın Şubat 2022'deki saldırısıyla başlayan savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü, yaralandı ya da kayboldu. 

Çalışmada, Rusya'nın yaklaşık 1,2 milyon kayıp verdiği ifade ediliyor. Ukrayna içinse bu rakam 600 bin civarında. 

Rus ordusunda 275 bin ila 325 bin askerin hayatını kaybettiği, Ukrayna ordusundaysa 100 bin ila 140 bin askerin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

Wall Street Journal, bu yıl savaşın gidişatını değiştirebilecek üç senaryoyu inceledi.

Savaş sürecek, müzakereler devam edecek

Analize göre en muhtemel senaryo, görüşmelerin sonuçsuz kalırken savaşın 5. yılında da devam etmesi. 

Trump yönetimi, müzakereler kapsamında Donbas’ın geri kalanının Rusya’ya verilmesi halinde ateşkes sağlanabileceğini savunuyor ancak Kiev yönetimi toprak tavizine yanaşmıyor. 

Eski Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Zahorodniyuk, “Ukrayna halkı, ABD öncülüğündeki görüşmelere büyük şüpheyle yaklaşıyor” diyor. 

Rusya'daki her askeri, endüstriyel ve siyasi gelişmenin savaşın süreceğini işaret ettiğini, Donbas’ın Moskova tarafından işgali tekrar başlatmak için kullanılabileceğini savunuyor. 

Ukrayna geri adım atacak

Yıllardır savaşan Ukrayna ordusunun gücünün nihayetinde tükenmesi de savaşın gidişatını belirleyecek olasılıklar arasında yer alıyor. 

Ukrayna ordusu, piyade açığını drone geliştirerek kapatmaya çalışsa da bu, Rusya’nın yıpratma taktikleri ve yoğun cephe saldırılarına karşı yeterli olmayabilir. 

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Rusya Avrasya Merkezi'nin direktörü Alexander Gabuev, şu değerlendirmeleri paylaşıyor: 

Yıpratma savaşları önce yavaş yavaş, sonra da aniden kaybedilebilir.

Askeri tarihçiler de I. Dünya Savaşı'nın sonunda Alman ordusunun, çatışmanın büyük bir bölümünde taktiksel üstünlüğüne rağmen yorgun düştüğünü hatırlatıyor.

Rusya saldırıları durduracak 

Analize göre Rus ekonomisi hem Batı yaptırımlarının hem de savaşın etkisiyle güçlük çekiyor.

Ukrayna’nın petrol rafinerilerine yönelik uzun menzilli saldırıları ve ABD’yle Avrupa’nın “gölge filoya” karşı aldığı önlemler de Kremlin’in enerji sektöründen elde ettiği gelirlere darbe vurdu. 

Rus iş insanları da savaşın ekonomiyi kötü etkilediğini, Moskova’yı parça tedariki ve petrol alımında Çin’e bağımlı hale getirdiğini söylüyor. 

Analizde, daha sıkı yaptırımlarla ekonomiye yük bindirilmesi halinde Rusya’nın savaşı uzatma kapasitesinin de zayıflayabileceği yorumu yapılıyor. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


Trump, İran’da “rejim değişikliği” planlıyor

Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
TT

Trump, İran’da “rejim değişikliği” planlıyor

Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'da rejim değişikliği planladığı öne sürülüyor. 

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan ABD'li yetkililer, Washington'ın protestolardan sorumlu tuttuğu İranlı güvenlik kurumları ve komutanlara saldırı planladığını iddia ediyor. 

Bu saldırılarla protestoları kışkırtarak İran'da "rejim değişikliğinin önünü açacak koşulların oluşturulmasının" hedeflendiği savunuluyor. 

Yetkililer, İran'ın misilleme kapasitesini azaltmak için balistik füze tesislerine geniş çaplı saldırıların da masadaki seçenekler arasında yer aldığını söylüyor. Buna ek olarak uranyum zenginleştirilen nükleer tesislerin hedef alınabileceği aktarılıyor.

Diğer yandan kaynaklar, Beyaz Saray'ın askeri harekat da dahil henüz bir eylem planında karar kılmadığını belirtiyor. 

Trump, dünkü açıklamasında Tahran yönetimine nükleer anlaşma için müzakere çağrısı yapmış, herhangi bir saldırının hazirandaki askeri harekattan daha şiddetli olacağı tehdidinde bulunmuştu.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen İranlı bir üst düzey yetkili, Tahran yönetiminin "hem çatışmaya hazırlandığını hem de diplomatik diyaloğu sürdürdüğünü" söylüyor.

Diğer yandan İsrailli bir üst düzey yetkiliyse Tahran yönetiminin sadece hava saldırılarıyla devrilemeyeceğine dikkat çekiyor: 

Rejimi devirmek istiyorsanız, asker göndermeniz gerekir.

Kaynak, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesi durumunda Tahran yönetiminin onun yerine birini geçireceğini belirtiliyor. Yalnızca dış baskı ve ülke içinde örgütlenmiş bir muhalefetin birlikte hareket ederek rejimi yıkabileceğini savunuyor.

"İran hâlâ ölümcül bir güç"

Wall Street Journal'ın analizinde, olası bir saldırıya karşı İran'ın kuvvetli misilleme yapabileceği yazılıyor. 

Devrim Muhafızları'nın elinde İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füze ve önemli miktarda kısa menzilli füze stoku bulunduğu belirtiliyor. 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı'nın İran programının kıdemli direktörü Behnam Ben Taleblu, "Tahran zayıf olabilir ancak füze gücü sayesinde hâlâ ölümcül bir güç" diyor. 

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 6 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, 42 bin 486 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

BBC'nin aktardığına göre eylemlerde yakalananlar, polis tarafından gözaltına alınma endişesiyle hastanelere tedavi olmaya bile gidemiyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Times of Israel, BBC