İspanya ve Belçika'da at eti operasyonunda 41 kişi gözaltına alındı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İspanya ve Belçika'da at eti operasyonunda 41 kişi gözaltına alındı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Avrupa Birliği Polis Teşkilatının (Europol) koordinasyonunda İspanya ve Belçika polisi tarafından düzenlenen operasyonda, Avrupa'da yasa dışı şekilde tüketime uygun olmayan at eti satan şebeke çökertilerek 41 kişi gözaltına alındı.
Europol'den yapılan yazılı açıklamada, İspanya, Belçika, Almanya ve İtalya'daki marketlere at eti satan şebekenin çökertildiği belirtildi.
İspanya ve Belçika polisinin yer aldığı operasyonlar neticesinde şebekeye mensup 35 kişinin İspanya'da, 6 kişi Belçika'da olmak üzere toplam 41 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.
Kestikleri atların etlerini sahte takip numaraları ve belgelerle 6 firma üzerinden piyasaya süren şebekenin İspanya'daki deposunda yarım ton at etine el konulduğu bilgisine yer verildi.
Şebekenin hayvan istismarı, sahte belge hazırlama, kara para aklama gibi suçlarla itham edildiği belirtildi.



Çin, Uluslararası Adalet Divanı’ndan, İsrail’in Filistin topraklarını ‘yasadışı’ işgali hakkında görüş vermesini istedi

Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın duruşması sırasında düzenlenen protestoda bir adam Filistin bayrağını dalgalandırıyor (Reuters)
Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın duruşması sırasında düzenlenen protestoda bir adam Filistin bayrağını dalgalandırıyor (Reuters)
TT

Çin, Uluslararası Adalet Divanı’ndan, İsrail’in Filistin topraklarını ‘yasadışı’ işgali hakkında görüş vermesini istedi

Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın duruşması sırasında düzenlenen protestoda bir adam Filistin bayrağını dalgalandırıyor (Reuters)
Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın duruşması sırasında düzenlenen protestoda bir adam Filistin bayrağını dalgalandırıyor (Reuters)

Çin, Uluslararası Adalet Divanı’ndan, İsrail’in Filistin topraklarını ‘yasadışı’ işgali hakkında görüş vermesini istedi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre, Çin Dışişleri Bakanlığı’nın Hukuk Danışmanı Ma Xinmin, Hollanda’nın Lahey kentindeki mahkemede yaptığı konuşmada, “Adalet uzun süre gecikti, ancak inkar edilmemelidir” dedi.

Ma Xinmin, duruşmadaki konuşmasında ayrıca şunları söyledi:

“İsrail’in Filistin topraklarını işgale başlamasının üzerinden 57 yıl geçti. İşgalin hukuka aykırılığı ve işgal altındaki topraklardaki egemenlik değişmedi.”

Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 2022’de İsrail işgalinin hukuki sonuçları hakkında bağlayıcı olmayan bir görüş yayınlama talebinin ardından, 50’den fazla ülke argümanlarını sunacak.

FOTO: Uluslararası Adalet Divanı, bağlayıcı olmayan bir hukuki görüş yayınlamadan önce, tarafların İsrail’in Filistin topraklarını işgalinin hukuki sonuçlarına ilişkin görüşlerini dinlemek için bir duruşma düzenliyor (Reuters)
Uluslararası Adalet Divanı, bağlayıcı olmayan bir hukuki görüş yayınlamadan önce, tarafların İsrail’in Filistin topraklarını işgalinin hukuki sonuçlarına ilişkin görüşlerini dinlemek için bir duruşma düzenliyor (Reuters)

Duruşmalar, Filistinlilerin İsrail’in tutumunu uluslararası hukuk kurumlarına incelemesi yönündeki çabanın bir parçası.

İsrail’in Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ardından Gazze’ye başlattığı, 29 bini aşkın Filistinlinin öldüğü askeri operasyonu nedeniyle bu durum daha da acil hale geldi.

Duruşmalara katılmayan İsrail, yaptığı yazılı değerlendirmede, mahkemenin konuya katılımının müzakere yoluyla bir anlaşmaya varılmasına zarar verebileceğini öne sürdü.

Filistinli temsilciler, pazartesi günü yargıçlardan, İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesini yasa dışı ilan etmelerini istedi ve bu görüşün iki devletli bir çözüme ulaşılmasına yardımcı olabileceğini söyledi.

Yargıçların taleple ilgili görüş bildirmeleri yaklaşık altı ay sürecek.


G20'de Rusya eleştirilirken Sergey Lavrov dinlemek zorunda kaldı

Sergey Lavrov ((Reuters))
Sergey Lavrov ((Reuters))
TT

G20'de Rusya eleştirilirken Sergey Lavrov dinlemek zorunda kaldı

Sergey Lavrov ((Reuters))
Sergey Lavrov ((Reuters))

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, çarşamba günü Rio de Janeiro'da düzenlenen G20 zirvesinde Vladimir Putin'in Ukrayna'yı istilası nedeniyle Rusya'ya yönelik sert eleştirileri oturup dinlemek zorunda kaldı.

ABD, Birleşik Krallık, Avustralya, Kanada, Almanya, İtalya, Fransa ve Norveç'ten üst düzey diplomatlar bu yıl G20 dönem başkanlığını yürüten Brezilya'da bir araya gelerek Lavrov'un da katıldığı iki günlük toplantının başında Rusya'ya yönelik sert açıklamalarda bulundu.

Kapalı oturumda konuşan Britanya Dışişleri Bakanı David Cameron, Rusya'ya "saldırganlığının bedelinin ödetilmesi gerektiğini" söyledi.

Dünya için, ki burada toplanan tüm dünyadır, bir ülkenin diğerini bu tamamen yasadışı ve kabul edilemez şekilde istila etmesinden daha ciddi bir mesele yoktur. Ve tüm dünya Ukrayna'nın arkasında durmalı, Ukrayna'yı desteklemeli ve Putin'le yandaşlarının yaptıklarının yasadışı olduğunu haykırmalıdır.

Dışişleri Bakanı ayrıca Putin'i eleştiren Rus muhalefet figürü Alexey Navalni'nin geçen hafta bir Rus hapishanesinde ölmesine de dikkat çekti.

Cameron, Rio toplantısı öncesinde Lavrov'a doğrudan "Rusya'nın saldırganlığını dile getirme" sözü vermişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, G20 oturumunun ağırlıklı olarak Gazze ve Ukrayna'da süregelen çatışmalara odaklandığını söyledi.

Eide, "Topraklarında başka bir ordu bulunmayan, özgür, bağımsız ve egemen bir ülke haline gelene kadar Ukrayna'yı desteklemeliyiz" dedi.

Lavrov'un Britanya Dışişleri Bakanı'nın sözlerine Ukrayna'daki olaylarla ilgili "bir dizi alternatif gerçekle" yanıt verdiğini de sözlerine ekledi.

Lavrov gazetecilere konuşmadı ya da zirvede yaptığı açıklamaların detaylarını paylaşmadı.

Rusya iki yıl önce "özel askeri operasyon" diye nitelediği Ukrayna istilasını, Ukrayna'nın Volodimir Zelenski gibi demokratik yollarla seçilmiş bir Yahudi başkan tarafından yönetilmesine rağmen, eski Sovyet ülkesini "Nazilerden arındırma" kampanyası diye gerekçelendirmişti.

Dünya genelinde pek çok ülkenin mali ve askeri yardımlarla Ukrayna'yı desteklemek üzere harekete geçmesinin ardından Rusya, şimdi de Batı'nın saldırganlığına karşı sınırlarını korumak için savaştığını iddia ediyor.

Hindistan'ın ev sahipliğinde düzenlenen bir önceki G20 zirvesinde grup liderleri, Ukrayna'daki savaş nedeniyle Rusya'yı kınamaktan kaçınan ancak tüm devletleri toprak ele geçirmek için güç kullanmamaya çağıran bir bildiriyi kabul etmişti.

Bu hafta Rio'da yapılan toplantının amacı kasımda Brezilya'da yapılacak ana G20 zirvesinin gündemini belirlemek.

BM ve diğer çok taraflı kurumları küresel çatışmaları önlemedeki yetersizlikleri nedeniyle eleştiren Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vierira, küresel kurumda reform yapılması çağrısında bulundu.

Vierira, BM Güvenlik Konseyi'nin Ukrayna ve Gazze Şeridi'nde yaşananlar gibi çatışmaları önleyemediğini ya da durduramadığını söyledi.

Independent Türkçe


Münih'teki İsrail heyetinde dışlanmış hissi hakim

Gazze Şeridi'ndeki Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) ait bir yerleşkeye giren İsrail askerleri. (AFP)
Gazze Şeridi'ndeki Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) ait bir yerleşkeye giren İsrail askerleri. (AFP)
TT

Münih'teki İsrail heyetinde dışlanmış hissi hakim

Gazze Şeridi'ndeki Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) ait bir yerleşkeye giren İsrail askerleri. (AFP)
Gazze Şeridi'ndeki Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'na (UNRWA) ait bir yerleşkeye giren İsrail askerleri. (AFP)

Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı'na katılan İsrail heyetinin bazı üyeleri, Gazze’deki savaş nedeniyle kendilerini dışlanmış hissettiklerini itiraf ettiler.

İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesinin işleri analisti Ronen Bergman, dünkü yazısında Münih Güvenlik Konferansı'ndaki atmosferi ‘İsrail'in gittikçe ağırlaşan, yoğunlaşan ve giderek artan bir hızla gerçekleşen bir dönüşümün zirvesinde olduğunu’ ifade ederek tanımladı. Bergman’a göre durum böyle devam ederse İsrail ‘izole edilmiş, dışlanmış, boykot edilmiş ve nefret edilen bir devlet’ haline gelecek.

Bu izlenimi, Münih Güvenlik Konferansı'nın yapıldığı binanın koridorlarındaki görüşmelerden ve sohbetlerden edindiğini ifade eden Bergman, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog liderliğinde konferansa katılan İsrailli yetkililerin, derin depresyona girenlerle umudunu kaybetmeyip mücadele etmek ve birinin biraz olsun iyimser olması gerektiğini düşündükleri için her durumda dışarıya karşı sakin ve hiçbir şeyden etkilenmiyor gibi görünmek zorunda olduklarına inananlar olarak ikiye ayrıldıklarını belirtti.

Bergman İsrailli ‘çok üst düzey’ bir yetkilinin şu sözlerini aktardı:

“Keşke buradan, Münih'ten birisi İsrail vatandaşlarına ve belki de liderlerine durumun ciddiyetini açıklamak için kırmızı bayrak kaldırsa… Endişeliyim çünkü burada, konferans kapsamındaki tüm etkinliklerde gördüğümüz dönüşümler bizimle ilgili görüşlerde açıkça bir bozulmanın olduğunu gösteriyor. Bu durum, İsrail'in uluslararası konumunu tehdit eden bir çöküşe ve uçurumun kıyısından bir düşüşe dönüşebilir. Uçurumun kıyısını görüyorsunuz ve aşağıya düşmemek için tutunacak bir dal arayışıyla büyük çaba harcıyorsunuz. Eğer o dalı bulmayı başaramazsanız, o zaman uçurumdan aşağıya düşeceksiniz. Şu an o dala yapışmış durumdayız. Eğer ona tutunmaya devam edemezsek Madrid’de yapılacak bir sonraki konferansta geriye dönüp bakacağız ve bu yıl ölüm uçurumuna doğru büyük bir adım attığımızı söyleyeceğiz.”

Fotoğraf Altı: UCM Başsavcısı Kerim Han. (Reuters arşiv)
 UCM Başsavcısı Kerim Han. (Reuters arşiv)

Bergman, Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han’ın X hesabından yaptığı şu paylaşıma dikkat çekti:

“Tüm ilgililere: Ofisim, işlenmiş görünen savaş suçlarını aktif olarak araştırıyor. Hukuku ihlal eden herkes bunun sorumluluğunu üstlenecektir.”

UCM Başsavcısı Han’ın paylaşımıyla ilgili yorum yapan İsrailli üst düzey yetkili şunları söyledi:

“Bu paylaşım, soruşturma açmadan ve belki de iddianame hazırlamadan önce İsrail'e yönelik büyük bir uyarıdır. Hukuk alanında ABD ve İngiltere’nin yaptırımları, bağımsız bir Filistin devletinin tanındığının açıklanmasına dair sinyaller, Hollanda'da İsrail'e silah satışını yasaklayan mahkeme kararı, İtalya'nın İsrail’e silah satışını durdurma kararı, İsrail’in kredi notunun düşürülmesi ve şimdi de UCM Başsavcısının açıklaması gibi çeşitli yansımaları görülmeye başlayan kapsamlı bir siyasi çöküş söz konusu.”

Diğer yandan Bergman, Avrupa Birliği’nden (AB) üst düzey bir yetkiliden AB’nin kendi kara listesi aracılığıyla, İsrailli yerleşimcilere yaptırım uygulayan ABD, İngiltere ve Fransa’ya katılmasının beklendiğini ve bu adımdan sonra İsrailli siyasi liderlere ve belki de subaylara yaptırım uygulanmasının kolaylaşacağını söylediğini aktardı.

Fotoğraf Altı: İsrail’in hava saldırıları sonucu yaralanan, Gazze'deki bir hastanede, yerde yatarak yardım bekleyen Filistinliler. (Reuters)
İsrail’in hava saldırıları sonucu yaralanan, Gazze'deki bir hastanede, yerde yatarak yardım bekleyen Filistinliler. (Reuters)

Bergman ayrıca İsrail’i destekleyen Avrupalı önemli ve tanınmış bir ​​yetkilinin İsrailli üst düzey yetkiliye şunları söylediğini belirtti:

“Ben sizin yanınızdayım. Hamas'ı yenmeniz önemli ama artık bahanelerim bitti. Hükümet yetkilileriniz Gazze'de yeniden yerleşim birimleri inşa etmek istediklerini söylerken, (yerleşimciler) soykırım yapılması, savaş suçları işlenmesi, şehirlerin tahliyesi ve yok edilmesi çağrısında bulunurken ve Başbakan (Binyamin Netanyahu) bu çağrılar karşısında hiçbir şey söylemezken sizi nasıl savunabilirim? Eğer en kısa zamanda bu tutumu değiştirmezseniz kendinizi tek başınıza kalmış halde ya da en azından bazı noktalarda geri dönüp normal bir ülke olmanızın artık çok zor olacağı bir durumda bulacaksınız.”

Fotoğraf Altı: Batı Şeria'nın el-Ceb’a köyündeki yerleşim karakoluna inşaat malzemeleri taşıyan yerleşimciler, Ocak 2023 (AFP)
 Batı Şeria'nın el-Ceb’a köyündeki yerleşim karakoluna inşaat malzemeleri taşıyan yerleşimciler, Ocak 2023 (AFP)

Diğer yandan İsrail Ordusu Askeri Savcısı Yifat Tomer-Yerushalmi, Gazze Şeridi’ndeki İsrailli subaylara ve askerlere hitaben yazdığı açık mektupta, İsrailli askerlerin ve subayların Filistinlilere karşı suç işlendiğini teyit etti. Ancak bunların ‘bireysel’ suçlar olduğunu öne sürdü. Tomer-Yerushalmi’nin mektubundan bir gün önce İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi de İsrailli subaylara bir mektup göndermiş ve Gazze Şeridi'nde cinayet ve soykırım suçu işlediğine dair üstü kapalı bir itirafta bulunmuştu.

Yargı kaynakları, bu iki mektubun yazılmasında, Gazze Şeridi'ndeki sivil can kaybı sayısının 30 bine yaklaştığı, binaların ve altyapının büyük yıkıma uğradığı, Gazze Şeridi nüfusunun üçte ikisinin Refah’ta toplandığı bu günlerde dünya genelinde İsrail'e yönelik artan eleştirilerin ve savaşı durdurması taleplerin, özellikle de Güney Afrika’nın Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail’e karşı açtığı davanın etkili olduğunu vurguladılar.

Ynet haber sitesinin aktardığına göre mektubunda ‘askerlerin genel olarak profesyonel ve hukuki bir şekilde hareket ettiğini’ iddia eden Askeri Savcı Tomer-Yerushalmi, şunları yazdı:

“Bunun yanında İsrail ordusunun değerleri ve askeri emirlerin dışında kalan ve işlenmesinin reddedildiği vakalarla da karşılaştık. Bazı vakaların disiplin kapsamından çıkıp ceza kapsamına giriyor.”

Fotoğraf Altı: İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nı hedef alan bombardımanları sonucu meydana gelen yıkım. (EPA)
 İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nı hedef alan bombardımanları sonucu meydana gelen yıkım. (EPA)

Bahsettiği vakalarla ilgili ayrıntılara değinen Tomer-Yerushalmi, bunları ‘tutuklulara karşı olanlar da dahil olmak üzere kabul edilemez davranışlar ve haksız yere aşırı askeri güç kullanımını teşvik eden uygunsuz ifadeler olarak niteledi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bunları yağma, askeri zorunluluk olmaksızın kamu mülklerinin kullanılması ya da havaya uçurulması, sivil mülklerin askeri emirlere aykırı olarak yıkılması’ şeklinde sıraladı.

Şu an kolluk kuvvetleri tarafından soruşturulan vakaların bulunduğunu ve bu vakalara karışanlar hakkında daha sonra adım atılacağını belirten Askeri Savcı, bu tür vakaları önleyeceğini iddia ederek subaylara ‘vakalar medyaya yansımadan önce müdahalede bulunmaları’ ve ‘bu tür vakalara karşı sıfır toleransın olacağı bir liderlik ve eğitim ortamı yaratmaları’ çağrısında bulundu.

Askeri Savcı’nın ve Genelkurmay Başkanı'nın mektupları, Lahey’deki mahkemelerin ve BM İnsan Hakları Konseyi'ndeki müzakerelerin etkili olmaya başladığının bir işareti olarak görüldü. İsrail'de bazı çevreler, endişeliler ve İsrail'e yönelik kınama kararlarını püskürtmek amacıyla İsrail’i insan haklarını önemseyen bir ülke gibi göstermeye çalışıyorlar.


Kremlin: Biden’ın Putin hakkındaki ifadeleri ABD’yi küçük düşürüyor

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
TT

Kremlin: Biden’ın Putin hakkındaki ifadeleri ABD’yi küçük düşürüyor

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)

Kremlin, ABD Başkanı Joe Biden’ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında yaptığı olumsuz yorumların, ABD’nin kendisini küçük düşürdüğünü vurguladı.

Biden, dün San Francisco’da düzenlediği bağış toplama kampanyasında, Putin hakkında ‘çılgın o. çocuğu’ ifadelerini kullanarak, “Her zaman nükleer çatışma konusunda endişelenmek zorundayız, ancak insanlığa yönelik varoluşsal tehdit iklimdir” dedi.

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, bugün düzenlediği basın toplantısında konuya değinerek, “ABD Başkanı’nın başka bir ülkenin başkanı hakkında bu tür bir dil kullanmasının, başkanımız Putin’i rahatsız etme olasılığı düşük. Bu ancak bu tür bir kelime dağarcığı kullananları küçük düşürüyor” dedi.

Peskov, Biden’ın sözlerinin muhtemelen bir Hollywood kovboyuna benzemeye yönelik bir tür girişim olabileceğini dile getirerek, “Ancak dürüst olmak gerekirse bunun mümkün olduğunu düşünmüyorum” diye konuştu.

Kremlin Sözcüsü ayrıca, “Bay Putin size hitap ederken hiç kaba bir kelime kullandı mı? Bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Bu nedenle bu tür ifadelerin ABD’yi küçük düşürdüğünü düşünüyorum” diye ekledi.

Öte yandan, 2008’den 2012’ye kadar ülkeyi yöneten Rusya’nın eski Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, dünyaya yönelik varoluşsal tehdidin Biden gibi ‘işe yaramaz yaşlı moruklardan’ geldiğini söyledi.

Medvedev, Biden’ın ‘bunak’ ve ‘Rusya ile savaş başlatmaya hazır’ olduğunu da dile getirdi.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi, önde gelen Rus muhaliflerden Aleksey Navalni’nin cezaevinde ölümü ve ABD’nin ‘Rusya’nın uzaya nükleer silah konuşlandırmayı planladığı’ yönündeki iddialar, Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerde Soğuk Savaş’tan bu yana yaşanan en büyük krize yol açtı.

Rusya Cezaevi Servisi’nin geçtiğimiz hafta Navalni’nin ölümünü duyurmasının ardından Biden, onun ölümünden ‘Putin ve haydutlarının’ sorumlu olduğunu söylemişti.

Navalni daha önce Putin’i kendisini öldürmeye çalışmakla suçlamıştı, ancak Kremlin bunu yalanlamıştı.


Ukrayna askeri istihbarat şefi, Rusya'nın "gizli planını" açıkladı

Batılı müttefiklerinin desteğinin azalmasıyla Ukrayna da cephede farklı stratejiler arıyor (Reuters)
Batılı müttefiklerinin desteğinin azalmasıyla Ukrayna da cephede farklı stratejiler arıyor (Reuters)
TT

Ukrayna askeri istihbarat şefi, Rusya'nın "gizli planını" açıkladı

Batılı müttefiklerinin desteğinin azalmasıyla Ukrayna da cephede farklı stratejiler arıyor (Reuters)
Batılı müttefiklerinin desteğinin azalmasıyla Ukrayna da cephede farklı stratejiler arıyor (Reuters)

Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Baş Müdürlüğü (GUR) Şefi Kirilo Budanov, Rusya'nın önde gelen Ukraynalı isimlere suikast hazırlığında olduğunu iddia etti.

Budanov, ABD'nin tanınmış gazetelerinden Wall Street Journal'a (WSJ) verdiği söyleşide, Moskova'nın toplumsal karışıklık yaratmak için dezenformasyon ve suikast planları yaptığını savundu. 

Bugün yayımlanan söyleşide Budanov, Kremlin'in kısa süre önce başlattığını öne sürdüğü bu plan kapsamında, ülkenin askeri kararlılığını zayıflatmayı amaçladığını iddia etti.

Budanov, Rusya'nın ülke içinde anlaşmazlık ve bölünme yaratarak Kiev yönetimini güçsüz düşürme planının özellikle baharda zirve noktasına ulaşacağını ileri sürdü.

Eski Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, geçen hafta sonu Almanya'nın Münih şehrinde düzenlenen güvenlik konferansına katılma planını "suikast tehlikesi" nedeniyle iptal ettiğini duyurmuştu. Poroşenko, uyarının Budanov'dan geldiğini söylemişti. Askeri istihbarat şefiyse söyleşide buna dair yorum yapmadı.

GUR başkanı, Rus bloggerların yürüttükleri dezenformasyon çalışmalarına da işaret etti. Bazı bloggerlar, 14 Şubat'ta Telegram'dan yaptıkları paylaşımlarda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Ukrayna'ya ziyaretini suikast tehlikesi nedeniyle iptal etmek zorunda kaldığını öne sürmüştü. 

Suikast emrinin Ukrayna lideri Volodimir Zelenski tarafından verildiği öne sürülmüş, bunlar deepfake teknolojisiyle hazırlanan bir video aracılığıyla Fransa'nın kamu yayıncısı France 24'ün haber bülteninde çıkmış gibi gösterilmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de iddiaları Twitter hesabından paylaşmıştı. 

Budanov, Rusya'nın yürüttüğü dezenformasyon kampanyasının gelecek aylarda artacağını savunurken, kimlere karşı suikast planlandığına dair bilgi paylaşmadı.

Independent Türkçe


Rusya: Donetsk yönünde Pobeda yerleşim birimi Rus ordusunca ele geçirildi

(AA)
(AA)
TT

Rusya: Donetsk yönünde Pobeda yerleşim birimi Rus ordusunca ele geçirildi

(AA)
(AA)

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Rus askeri güçlerinin Ukrayna-Rusya Savaşı'ndaki faaliyetleri hakkında bilgi verildi.

Rus ordusunun Ukrayna'da saldırılara devam ettiği belirtilen açıklamada, "Güney Kuvvetleri Grubuna bağlı birlikler, Donetsk yönünde Pobeda yerleşim birimini kurtardı, ön saftaki pozisyonlarını iyileştirdi." ifadesi kullanıldı.

Ayrıca, ABD üretimli Patriot Hava Savunma Sistemi'nin vurulduğu belirtilen açıklamada, Ukrayna ordusuna ait 95 insansız hava aracının (İHA) yok edildiği aktarıldı.

Açıklamada, "Askeri operasyonun başlangıcından bu yana Ukrayna ordusuna ait 572 uçak, 266 helikopter, 13 bin 137 İHA, 473 hava savunma füze sistemi, 15 bin 171 tank ve zırhlı araç, 1223 çok namlulu roketatar, 8 bin 138 obüs ve havan topu ile 18 bin 950 özel askeri araç imha edildi." ifadelere yer verildi.


İran Rusya'ya yüzlerce balistik füze sağlıyor

Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, 20 Eylül'de düzenlenen İran füze sergisinde Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (IRNA)
Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, 20 Eylül'de düzenlenen İran füze sergisinde Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (IRNA)
TT

İran Rusya'ya yüzlerce balistik füze sağlıyor

Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, 20 Eylül'de düzenlenen İran füze sergisinde Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (IRNA)
Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, 20 Eylül'de düzenlenen İran füze sergisinde Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (IRNA)

Altı farklı kaynağın Reuters'e verdiği bilgiye göre İran, ABD yaptırımlarına tabi iki ülke arasındaki askeri işbirliğini pekiştiren bir hamleyle müttefiki Rusya'ya çok sayıda karadan karaya balistik füze sağladı.

Üç İranlı kaynak, Tahran'ın, aralarında Zülfikar füzesi gibi Fatih-110 ailesinden birçok kısa menzilli balistik füzenin bulunduğu 400'e yakın füze sağladığını bildirdi. Uzmanlar, bu mobil füzenin 300 ila 700 kilometre arasındaki mesafelerdeki hedefleri vurabildiğini söylüyor.

İran'ın balistik füze programını denetleyen İslam Devrim Muhafızları Birliği ve İran Savunma Bakanlığı yorum yapmaktan kaçınırken Rusya Savunma Bakanlığı ise yorum talebine henüz yanıt vermedi.

İranlı bir kaynağın aktardığına göre bu yöndeki sevkiyatlar, İran ve Rus askeri ve güvenlik yetkilileri arasında geçen yılın sonlarında Tahran ve Moskova'da yapılan toplantılarda anlaşmanın imzalanması ardından Ocak ayında başladı.

Verdiği bilgilerin hassasiyeti nedeniyle isminin gizli kalmasını isteyen İranlı bir askeri yetkili, en az dört füze sevkiyatı yapıldığını, önümüzdeki haftalarda daha fazlasının da geleceğini söyledi. Ancak daha fazla ayrıntı vermeyi reddetti.

Bir başka üst düzey İranlı yetkili, füzelerin bir kısmının Hazar Denizi üzerinden gemiyle Rusya'ya gönderildiğini, diğerlerinin ise hava yoluyla taşındığını söyledi.

Diğer bir İranlı yetkili ise “Daha fazla sevkiyat olacak. Bunu saklamanın bir anlamı yok. İstediğimiz ülkeye silah ihraç edebiliriz” vurgusunda bulundu.

Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, bir deniz seyir füzesi hakkında Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (EPA)
Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade, bir deniz seyir füzesi hakkında Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya açıklamalarda bulunuyor (EPA)

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) İran'ın belirli füze, insansız hava aracı ve diğer teknoloji ihracatına yönelik kısıtlamaları 18 Ekim'de sona erdi.

ABD ve Avrupa Birliği (AB), Orta Doğu'daki vekillerine ve Rusya'ya silah ihracatıyla ilgili endişeleri nedeniyle İran'ın balistik füze programına yönelik yaptırımları sürdürüyor.

Konuyu bilen dördüncü bir kaynak, Rusya'nın yakın zamanda İran'dan çok sayıda füze aldığını doğruladı, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü John Kirby, ABD'nin, Moskova'nın Kuzey Kore'den aldığı füzelere ek olarak Tahran'dan da kısa menzilli balistik füzeler almaya yakın olmasından endişe duyduğunu bildirdi.

ABD'li bir yetkili ise Washington'un görüşmelerin aktif bir şekilde ilerlediğine dair kanıtlar bulundurduğunu, ancak sevkiyatların teslim edildiğine dair henüz bir belirti olmadığını söyledi.

Ukrayna Başsavcısı, Cuma günü yaptığı açıklamada, Kuzey Kore'nin Rusya'ya sağladığı balistik füzelerin savaş alanında güvenilmez olduğunun kanıtlandığını, 24 füzeden sadece ikisinin hedefi vurduğunu bildirdi. Moskova ve Pyongyang, Kuzey Kore'nin Rusya'ya Ukrayna'da kullanılan mühimmatlardan sağladığı iddialarını yalanladı.

Monterey'deki Middlebury Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü uzmanı Jeffrey Lewis, Fatih-110 füze ailesi ve Zülfikar füzelerinin hassas silahlar olduğunu söyledi.

Bunların hassas vuruşlar gerektiren yüksek değerli nesneleri hedeflemek için kullanıldığını belirten Lewis, 400 mühimmat başlığının ciddi hasara yol açabileceğini de sözlerine ekledi.

ABD'nin Ukrayna'ya yardımı ertelendi

Ukraynalı bir askeri kaynak, Kiev'in İran balistik füzelerinin Rus kuvvetleri tarafından kullanıldığını tespit etmediğini söyledi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri Sözcüsü Yuri Ignat, İran'ın Rusya'ya yüzlerce balistik füze sağladığına dair resmi bir bilgi bulunmadığını söyledi. Ukrayna televizyonuna konuşan Ignat, “Şuana dek resmi kaynaklarımızın, özellikle bu kadar büyük sayıda füzenin alındığına dair hiçbir bilgisi yok” vurgusunda bulundu.

Eski Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Zagorodnyuk, Kongre'nin büyük bir ABD askeri yardım paketini onaylamasındaki gecikmenin Ukrayna'nın mühimmat ve diğer malzeme sıkıntısı çekmesine yol açtığı bir dönemde Rusya'nın ise füze cephaneliğini desteklemek istediğini belirtti.

Hükümete tavsiyelerde bulunan bir güvenlik kuruluşu olan Kiev merkezli Savunma Stratejileri Merkezi'nin Başkanı Zagorodnyuk, “Amerikan desteğinin olmayışı, Ukrayna'nın kara hava savunmasında eksikliklere neden oluyor. Bu nedenle Rusya'nın füze stoku oluşturmasını ve Ukrayna hava savunmasını delere geçmesini istiyorlar” ifadelerini kullandı.

Kiev, defalarca kez Tahran'dan Rusya'ya Şahid intihar insansız hava araçları tedarikini durdurmasını istedi. Bu füzeler, Moskova'nın Ukrayna şehirlerine ve altyapısına yönelik uzun menzilli saldırılarının yanı sıra çeşitli füze türlerinde de önemli bir unsur haline geldi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri, Aralık ayında Rusya'nın savaş sırasında yüzlerce kilometre uçabilen ve çarpma anında patlayabilen 3 bin 700 adet Şahid insansız hava aracı fırlattığını söyledi.

Philadelphia merkezli bir düşünce kuruluşu Dış Politika Araştırma Enstitüsü'nden Rob Lee, İran'ın Fatih-100 ve Zülfikar füzelerini tedarik etmesinin savaşta Rusya'ya önemli bir avantaj sağlayacağı belirtildi.

Lee, “Askeri hedefleri derinlemesine vurmak için kullanılabilirler. Balistik füzelerin Ukrayna hava savunması tarafından engellenmesi daha zor” ifadelerini kullandı.

Askeri diplomasi

İran başlangıçta Rusya'ya insansız hava aracı sağladığını reddetmiş, ancak birkaç ay sonra ise Moskova'nın 2022'de Ukrayna'ya savaş başlatmadan önce az sayıda insansız hava aracı sağladığını bildirmişti.

İran’daki radikal muhafazakar yönetim, Rusya ve Çin ile ilişkilerini, bu ilişkilerin Tahran'ın siyasi izolasyonunu sona erdirmesine ve ABD yaptırımlarının etkisini hafifletmesine yardımcı olabileceği düşüncesiyle derinleştirmek istiyor.

İran ve Rusya, Rusya ile Ukrayna arasında savaşın başladığı Şubat 2022'den bu yana savunma iş birliğini yoğunlaştırdı.

İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, geçtiğimiz Nisan ayında yaptığı açıklamada, Tahran'ın ABD yaptırımlarına karşı askeri diplomasiyi harekete geçirme konusundaki çıkarları bağlamında Moskova'ya giden bir askeri heyete başkanlık etmişti.

12 Eylül'de Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Devrim Muhafızları'ndaki füze birliği komutanı Emir Ali Hacızade ile Tahran'da yaptığı askeri görüşmelerin oturum aralarında, Devrim Muhafızları'ndaki füze ve insansız hava aracı sergisini ziyaret etti.

Rusya Kara Kuvvetleri Başkomutanı Oleg Salyukov ve İran Kara Kuvvetleri Başkomutanı Kiyumers Haydari, Ağustos ayında Moskova'daki Meçhul Asker Anıtı’nda (Rusya Savunma Bakanlığı)
Rusya Kara Kuvvetleri Başkomutanı Oleg Salyukov ve İran Kara Kuvvetleri Başkomutanı Kiyumers Haydari, Ağustos ayında Moskova'daki Meçhul Asker Anıtı’nda (Rusya Savunma Bakanlığı)

Geçtiğimiz Aralık ayında Rusya Dışişleri Bakanlığı, Rusya ve İran'ın iki ülke arasında yeni bir büyük ticaret anlaşmasına yönelik çalışmaları hızlandıracağını açıklamıştı. Bir hafta öncesinde ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İranlı mevkidaşı İbrahim Reisi, Moskova'da ayrıntılı görüşmelerde bulunmuştu.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kaani, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Tahran'ın Rusya'ya insansız hava aracı teslim etmesiyle ilgili bir soruya verdiği yanıtta, “İran'ı Ukrayna'daki savaşın taraflarından birine silah sağlamakla suçlayanlar bunu siyasi amaçlarla yapıyor. Biz o savaşa katılmaları için insansız hava aracı sağlamadık” ifadelerini kullandı.

İran Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Rıza Talainik, Salı günü düzenlediği basın toplantısında, “İran ile Rusya arasındaki askeri işbirliği geçmişe dayanıyor. Ukrayna'daki savaşla hiçbir ilgisi yok.

Ukrayna'daki savaş, Rusya ile ilişkilerimizi etkilemedi” vurgusunda bulundu.

Reuters’a konuşan Talainik, “Rusya ile yapılan bu askeri ortaklık, İran'ın savunma kabiliyetini dünyaya gösterdi. Bu, Ukrayna ile yaşanan çatışmada Rusya'nın yanında yer aldığımız anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Bilgili bir Batılı diplomat, İran balistik füzelerinin son haftalarda Rusya'ya teslim edildiğini doğruladı. Ancak daha fazla ayrıntı vermedi. Batılı ülkelerin, Moskova ile Tahran arasındaki silah alışverişinin İran'ın ABD ve İsrail ile herhangi bir olası çatışmada kabiliyetini güçlendirebileceğinden endişelendiğini de ekledi.

İran, Kasım ayında Rusya'nın kendisine Su-35 savaş uçağı, Mi-28 saldırı helikopteri ve Yak-130 eğitim uçağı tedarik etme yönündeki düzenlemeleri tamamladığını bildirmişti.

Siyasi risk analizi danışma grubu Eurasia Group analisti Gregory Brew, Rusya'nın İran için uygun bir müttefik olduğunu söyledi. Aynı zamanda, “İlişki karşılıklı. İran, insansız hava araçları karşılığında daha fazla güvenlik işbirliği ve bilhassa modern uçaklar olmak üzere gelişmiş silahlar bekliyor” ifadelerini kullandı.


İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir yerleşimcilere daha fazla silah dağıtılması çağrısında bulundu

Ben Gvir, bugün Ma’ale Adumim yerleşimi yakınlarındaki bir kontrol noktasında meydana gelen silahlı saldırının gerçekleştiği bölgeyi inceliyor (AFP)
Ben Gvir, bugün Ma’ale Adumim yerleşimi yakınlarındaki bir kontrol noktasında meydana gelen silahlı saldırının gerçekleştiği bölgeyi inceliyor (AFP)
TT

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir yerleşimcilere daha fazla silah dağıtılması çağrısında bulundu

Ben Gvir, bugün Ma’ale Adumim yerleşimi yakınlarındaki bir kontrol noktasında meydana gelen silahlı saldırının gerçekleştiği bölgeyi inceliyor (AFP)
Ben Gvir, bugün Ma’ale Adumim yerleşimi yakınlarındaki bir kontrol noktasında meydana gelen silahlı saldırının gerçekleştiği bölgeyi inceliyor (AFP)

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir bugün, yerleşimcilere kendilerini korumalarını sağlamak için daha fazla silah dağıtmaya devam edeceğini ifade ederek, İsraillilerin yaşam hakkının Filistinlilerin hareket hakkından daha önemli olduğunu söyledi.

Ben Gvir, Ma’ale Adumim yerleşimi yakınlarındaki Al-Za'im kontrol noktasında meydana gelen silahlı saldırıda bir İsraillinin öldürüldüğü ve biri ciddi durumda olan sekiz kişinin yaralandığı bölgeden medyaya açıklamalarda bulundu. İsrailli bakan, Batı Şeria'da daha fazla askeri kontrol noktası oluşturulması çağrısında bulundu.


Eski Birleşik Krallık Başbakanı Truss'tan "derin devlet" çıkışı: "Beni engellediler"

Truss, ABD'de bu yıl düzenlenecek başkanlık seçimlerinde Donald Trump'ı desteklediğini söylemişti (Reuters)
Truss, ABD'de bu yıl düzenlenecek başkanlık seçimlerinde Donald Trump'ı desteklediğini söylemişti (Reuters)
TT

Eski Birleşik Krallık Başbakanı Truss'tan "derin devlet" çıkışı: "Beni engellediler"

Truss, ABD'de bu yıl düzenlenecek başkanlık seçimlerinde Donald Trump'ı desteklediğini söylemişti (Reuters)
Truss, ABD'de bu yıl düzenlenecek başkanlık seçimlerinde Donald Trump'ı desteklediğini söylemişti (Reuters)

Eski Birleşik Krallık (BK) Başbakanı Liz Truss, iktidardayken planlarını gerçekleştirmesinin "derin devlet" tarafından engellendiğini öne sürdü.

ABD'nin Maryland eyaletinde radikal sağcıların çarşamba günü düzenlediği Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'nda (Conservative Political Action Conference -CPAC) konuşan Truss, 50 günlük görev süresi boyunca "derin devletle" mücadele ettiğini savundu. 

Truss, eski Brexit Partisi lideri Nigel Farage'la katıldığı konferansta, iktidardayken yapmak istediği değişikliklerin engellendiğini ileri sürerek, "Müesses nizamın büyük tepkisiyle karşılaştım. Bunun çoğu aslında devletin içinden geliyordu" dedi. 48 yaşındaki eski lider sözlerine şöyle devam etti: 

Britanya'da eskiden politikacıların elinde olan güç aslında son 30 yılda quangolara, bürokratlara ve hukukçulara geçti. Böylece demokratik olarak seçilmiş bir hükümetin politikaları hayata geçiremediğini görüyorsunuz.

"Quango" terimini açıklaması istendiğindeyse Truss, "Quango, yarı sivil toplum kuruluşudur. Amerika'da buna idari devlet ya da derin devlet diyorsunuz. Britanya'da 500'den fazla quango var ve her şeyi onlar yönetiyor" dedi. 

Muhafazakar Partili eski lider, derin devletin parçası olarak Çevre Ajansı, Bütçe Sorumluluk Ofisi, BK Merkez Bankası ve Yargı Atama Komisyonu'nu gösterdi. Truss, daha sonra şunları söyledi:  

Statükonun değişmesini istemeyen bir grup var çünkü bu durumdan epey memnunlar. Britanya'daki ortalama yurttaşın beklentilerini gerçekten umursamıyorlar, bir şeylerin değişmesini ve bu gücün ellerinden alınmasını istemiyorlar.

Diğer yandan Truss, ABD'nin muhafazakar medya kuruluşlarından Fox News'da dün yayımlanan yazısında, Britanya'daki "solcuların derin devlette olduğunu" iddia etti. 

Özellikle ekonomi politikaları büyük tepki toplayan Truss, BK siyasetinde çalkantılı bir dönemde iktidara gelmişti.

24 Temmuz 2019'da göreve başlayan Boris Johnson, 8 Temmuz'da Muhafazakar Parti liderliği ve başbakanlıktan istifa etmişti.

Parti içinde yapılan seçimleri kazanan Truss, 6 Eylül'de ülkenin başına geçmişti. Fakat ekonomik reform planları ciddi direnişle karşılaşınca baskıların ardından 50 gün sonra istifa etmişti.

Bunun üzerine yeniden başlayan parti içi seçimleri kazanan Rishi Sunak, 25 Ekim'de başbakan olarak göreve başlamıştı.

Independent Türkçe


Medvedev: Rus kuvvetlerinin Kiev'e ulaşması gerekebilir

Dmitri Medvedev (DPA)
Dmitri Medvedev (DPA)
TT

Medvedev: Rus kuvvetlerinin Kiev'e ulaşması gerekebilir

Dmitri Medvedev (DPA)
Dmitri Medvedev (DPA)

Rus TASS haber ajansı, Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev’in, Rus kuvvetlerinin, Moskova'nın "özel askeri operasyon" olarak adlandırdığı hedefleri gerçekleştirmek için Ukrayna'nın başkenti Kiev'e ulaşması gerekebileceğini söylediğini aktardı.

Reuters'in haberine göre, Medvedev, Ruslar ve Ukraynalıların tek millet olduğunu ve Moskova'nın "Kiev rejimi" olarak adlandırdığı Ukrayna hükümetinin düşmesi gerektiğini söyledi. Dün yayınlanan bir raporda, BBC Rusya ve bağımsız Rus internet sitesi MediaZona, Rusya'nın bu ülkeyi işgal ettiği 24 Şubat 2022'den bu yana Ukrayna'da öldürülen yaklaşık 45 bin Rus askerinin kimliğini doğruladı. Askeri kayıpların tartışılması, konunun gizli kaldığı Ukrayna'nın yanı sıra Rusya'da da büyük hassasiyet taşıyor. Moskova savaşa yönelik eleştirileri yasakladı ve 2022'den beri kayıplara ilişkin herhangi bir resmi rakam yayınlamadı. BBC Rusya ve MediaZona ortak bir haberde, "bir grup gönüllüyle birlikte Şubat 2022'den bu yana Ukrayna'daki savaşta öldürülen 45 bin 23 Rus askerinin adını tespit edebildiklerini söyledi.

İki medya kuruluşu, yalnızca ölüm raporları, yerel yönetim verilerinin yanı sıra medyada veya sosyal medya ağlarında yer alan ölüm ilanı verileri gibi yalnızca açık kaynaklı verilerde isimleri yer alan askerleri tespit edebildiklerini belirtti. BBC Rusya, Rus ordusundaki gerçek ölüm sayısının bunun iki katı olabileceği konusunda uyarıda bulundu. BBC Rusya, “Tanımladığımız ölenlerin üçte ikisinin işgalden önce orduyla hiçbir bağlantısının olmadığını ve bunların gönüllüler, erler, mahkumlar veya özel şirketlerde çalışan askerler olduğunu tespit ettik” dedi.

Bir yılı aşkın süredir devam eden ve ne Moskova ne de Kiev için toprak kazanımı sağlamayan acımasız siper savaşlarının ardından Kremlin, cepheye takviye kuvvet gönderiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, savaş alanındaki aksaklıkları nadiren kabul ediyor ve iki yıldır süren savaşı, halk arasında vatanseverlik duygusunu canlandırmak amacıyla Rusya'nın hayatta kalması için verilen bir savaş olarak tasvir ediyor.

Buna karşılık Ukrayna, askeri kayıplarını, ölen ve yaralananların sayısını açıklamıyor. Analistler, Ukrayna'daki insan kayıplarının iki yıl süren çatışmalar sonrasında on binlerce kişi olarak tahmin edildiğine inanıyor.