Husiler, Yemenli kadınlara yönelik baskılarını artırıyor

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ile eşzamanlı olarak

El-Hudeyde’de darbeciler tarafından silahlandırılan Yemenli kadınlar (Husi medyası)
El-Hudeyde’de darbeciler tarafından silahlandırılan Yemenli kadınlar (Husi medyası)
TT

Husiler, Yemenli kadınlara yönelik baskılarını artırıyor

El-Hudeyde’de darbeciler tarafından silahlandırılan Yemenli kadınlar (Husi medyası)
El-Hudeyde’de darbeciler tarafından silahlandırılan Yemenli kadınlar (Husi medyası)

Yemen’deki Husi milisleri son zamanlarda Sana’da ve kontrolü altındaki diğer bölgelerde kadınlara yönelik baskılarının kapsamını artırdı. Diğer yandan, yerel ve uluslararası haberlerde, Husi milislerine kadınlara yönelik baskılara devam etmeleri nedeniyle birçok suçlama yönlendirildi. Husi milislerinin kadınlara yönelik birçok saldırısı geçtiğimiz aylarda haberlerde ‘acımasız saldırılar’ olarak tanımlandı.
Bu bağlamda, Yemen Haklar ve Özgürlükler Ağı, yakın bir zamanda yayınladığı raporda, grubun 14 Eylül 2014 ile 30 Ağustos 2022 arasında kaçırdığı 16 bin 804 sivil arasından 380’den fazlasının Yemenli kadınlar olduğunu açıkladı.
İnsan hakları ağı, aralarında kadınların da bulunduğu 4 bin 201’den fazla sivilin hala grubun cezaevlerinde olduğunu ve bilgilerinin doğrulandığını belirtti.
Raporda, darbeciler tarafından zorla kaybedilen bin 317 Yemenliden 85’inin Yemenli kadın olduğu belirtildi. Ayrıca, kadın ve kız çocukları da dahil olmak üzere gözaltına alınan, kaçırılan ve zorla kaybedilen 4 bin 12 kişinin işkenceye tabi tutulduğuna ve grup tarafından canlı kalkan olarak kullandığına değinirlerken, kaçırılan 147 kişinin cezaevinde tasfiye edildiğine ve 282 kişinin kasten ihmal sonucu hayatını kaybettiğine de yer verildi.
Adam kaçırma olaylarının büyük çoğunluğunun, kamuya açık yollardan ve ulaşım araçlarından, evlerden ve halka açık pazar yerlerinden ve işyerlerinden gerçekleştiği belirtildi. Kaçırılanların kaçırılma mahallinden gözleri bağlı olarak alındığı, böylece tutuklandıkları yeri bilemeyecekleri veya yerini tespit edemeyecekleri vurgulandı. Aynı bağlamda, Yemenli bir insan hakları örgütü olan Amerikan Adalet Merkezi (ACJ), siyasi bir gündem uğruna Yemen’de kaçırılan insanların cezaevlerinde tecavüze uğradığını ve fuhşa zorlandığını ortaya çıkardı.
ACJ, 25 Kasım’a denk gelen Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaptığı açıklamada, bu suçlar nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Husi liderlere uyguladığı yaptırımlara dikkat çekti.
ACJ, hedefli ve cinsiyete dayalı şiddet mağdurlarıyla dayanışma ve desteğini ilan etti. Uluslararası topluma ve dünya hükümetlerine, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin her türlüsüne son vermek için gerçek, sağlam ve ciddi adımlar atma ve bu ihlalleri artıran savaş ve çatışmalara son vermek üzere çalışma çağrısında bulundu. Grup -her zamanki gibi- kontrolü altındaki bölgelerdeki ve küresel durumu görmezden gelirken, Sana’daki hukukçular, grubu siyasi veya mesleki konulardaki görüşlerine karşı çıkan Yemenli kadın aktivistleri gözaltına almaya devam etmekle ve onlara işkence etme ve sakat bırakmaya devam etmekle ayrıca destek ve toplumsal destek almalarına engel olmak için fuhuş ve başka iddiaları kullanmaya devam etmekle suçladı.
Hukukçular, birkaç gün önce Sana’daki merkezlerde gözaltına alınan Yemenli sanatçı Entisar al-Hammadi’nin ‘Zeynebiyat’ Tugaylarının lideri ‘Umm el-Kerar’ lakaplı Kerime el-Maruni tarafından şiddete, dayağa maruz kaldığını ve burnunun kırıldığını belirtti.
Aktivistler, milislerin Hammadi’nin akrabalarına karşı uygulanan büyük baskıdan, onun davası hakkında konuşmama veya kamuoyunu kışkırtmaya yönelik tehditlerinden bahsetti. Söz konusu tehditler, Hammadi’nin milis hapishanelerinde maruz kaldığı işkencenin şiddetini azaltmak için akrabalarını olayla ilgili konuşmaktan kaçınmak durumunda bıraktı.
Yemen Haklar ve Özgürlükler Ağı, bir raporunda Zeynebiyat Tugaylarının (Husi kadın askeri kanadı) son 5 yılda bin 444’ten fazla insan hakları ihlali ve keyfi tutuklama yaptığını belirtmişti.
Bu ihlallerin 2017 Aralık’ta 2022 Ekim’in sonuna kadar Yemenli kadın ve erkeklere karşı yapıldığı belirtildi.
Bu ihlallerin bazıları kadınların keyfi olarak tutuklanması, gözaltına alınması ve gasp edilmesinin yanı sıra gizli gözaltı merkezlerinde cinsel saldırı, dayak, işkence ve tecavüze maruz kalmalarını içeriyordu.
Aynı zamanda ihlaller arasında, Husilerin Yemenli aktivistleri takip etmesi, grubun kontrolündeki bazı vilayetlerde oturma eylemlerine yönelik saldırılar, kontrolü altındaki birçok şehrin giriş ve çıkışlarındaki kontrol noktalarında Zeynebiyat Tugaylarının konuşlanması ve bazı okul ve üniversite çağındaki kızlarının zorunlu olarak silahlandırılması da yer alıyor.
Raporda, Zeynebiyat Tugayları’nın 9 kadının öldürülmesi olayına karıştığı, 6’sının cop ve bakır kablolarla şiddetli darp sonucu öldürüldüğü, 3 kişinin ise doğrudan açılan ateş sonucu öldürüldüğü belirtildi. Ayrıca 42 kadının yaralanmasına neden oldukları da ifade edildi.
Yemen Haklar ve Özgürlükler Ağı aynı dönemde, kadın milis tugayları tarafından sivil mülklerine yönelik 172 ihlal vakasını belgeledi. Söz konusu ihlaller, hizmet ve sağlık tesislerine 31 baskın, çeşitli eğitim tesislerine (okullar ve üniversiteler) yönelik 76 baskın ve arama, ibadet yerleri ve Kur’an-ı Kerim hafızlarının merkezlerine 65 baskına dayanıyordu.
Ağ’a göre, grup ayrıca yaklaşık 571 kadını kaçırdı. Zeynebiyat Tugayları tarafından denetlenen cezaevlerinde tutulan, bilgileri ve verileri doğrulanan 231 tutuklu bulunuyor.
Raporda, Zeynebiyat Tugayları tarafından kaçırılan ve zorla kaybedilen yaklaşık 62 kadına cezaevlerinde psikolojik ve fiziksel işkence uyguladığı belirtildi. Husi grubun Zeynebiyat için 4 binden fazla kişiyi bünyesine kattığı ve Hizbullah ve İran Devrim Muhafızları’ndan uzmanlar tarafından Sana’da, Lübnan ve Tahran’daki diğerlerinde mezhepsel beyinlerinin yıkandığı ve savaş faaliyetleri konusunda eğitildiklerine dikkat çekildi.
Raporda, grubun Zeynebiyat’a çeşitli görevler verdiğini bunların başında, grubun kontrolündeki şehirlerdeki her ilçe, mahalle ve mahallede tüm kadınlara ve kız çocuklarına birçok ders, ders ve kurslar vererek, toplumu kışkırtma, beyin yıkama ve mezhepçi propaganda görevinin yer aldığı belirtildi.



Hamas, Hizbullah ve Husiler Reisi'nin yasını tutuyor

Merhum İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (AFP)
Merhum İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (AFP)
TT

Hamas, Hizbullah ve Husiler Reisi'nin yasını tutuyor

Merhum İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (AFP)
Merhum İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan (AFP)

Helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindekilerin yasını tutan Hizbullah, Reisi’yi ‘ağabey ve güçlü bir destekçi’ olarak tanımladı.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA) tarafından bugün (pazartesi) yayınlanan basın açıklamasında Hizbullah, İran Dini Lideri Ali Hamaney'e, İslam Cumhuriyeti yetkililerine ve İran halkına, ayrıca dünyadaki Müslümanlara ve özgür insanlara başsağlığı dileyerek ‘en içten taziye duygularını’ sundu. Söz konusu açıklamada, “Cumhurbaşkanı’nı uzun zamandır yakından tanıyoruz. Kendisi bir ağabey, güçlü bir destekçi, başta Kudüs ve Filistin olmak üzere davalarımızın yılmaz bir savunucusu, bulunduğu tüm sorumluluk mevkilerinde direniş hareketlerinin ve mücahitlerinin koruyucusu ve sevgili İran halkının sadık ve samimi bir hizmetkârıydı” ifadeleri yer aldı.

Açıklamanın devamında, “Hüseyin Emir Abdullahiyan, en son Dışişleri Bakanlığı'nda olmak üzere tüm sorumluluk pozisyonlarında, dünyadaki tüm siyasi ve diplomatik forumlarda aktif ve fedakâr bir bakan ve bayrak taşıyıcısıydı” denildi.

Hamas tarafından bugün yapılan açıklamada ise şu ifadeler yer aldı: “Kardeş İran halkıyla ortak üzüntü ve acı duygularımızı ifade ediyoruz. Bu acılı ve kederli olayda tam bir dayanışma içinde olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Öyle ki bu olay İran'ın kalkınmasında yoğun gayret sarfetmiş olan İran'ın en iyi liderlerinden bir grubun hayatına mâl oldu. Aynı zamanda bu kişiler Filistin davamızı destekleyen onurlu bir duruş sergilemişti. Halkımızın Siyonist varlığa karşı verdiği meşru mücadeleyi desteklemişlerdi. Filistin direnişine takdire şayan bir destek vermişlerdi. İran'ın -Allah'ın izniyle- bu büyük kaybın yankılarının üstesinden gelebileceğinden eminiz. Sevgili İran halkı bu ağır sınavla başa çıkabilecek kadim kurumlara sahiptir.”

Reisi ve beraberindeki heyeti taşıyan helikopter, İran'ın kuzeybatısındaki Doğu Azerbaycan eyaletinde acil iniş yapmasına neden olan bir kazaya karıştı.

Şarku'l Avsat'ın Husi medya organlarından aktardığına göre Muhammed Ali el-Husi X platformu aracılığıyla yaptığı açıklamada, “İran halkına ve yönetimine en derin taziyelerimizi sunuyoruz. Allah'tan Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindekilerin ailelerine sabır vermesini diliyoruz. Biz Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz” ifadelerini kullandı.


Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu, Gallant, Sinvar, Heniyye ve ed-Dayf hakkında tutuklama kararı çıkardı

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Hollanda'daki genel merkezi (arşiv - Reuters)
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Hollanda'daki genel merkezi (arşiv - Reuters)
TT

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu, Gallant, Sinvar, Heniyye ve ed-Dayf hakkında tutuklama kararı çıkardı

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Hollanda'daki genel merkezi (arşiv - Reuters)
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Hollanda'daki genel merkezi (arşiv - Reuters)

Arap Dünyası Haber Ajansı'na (AWP) göre, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı Kerim Han bugün (Pazartesi) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye, Hamas’ın Gazze sorumlusu Yahya Sinvar ve diğer isimler hakkında tutuklama kararı taleplerinin Ön Yargılama Dairesi'ne sunulduğunu açıkladı.

Han yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Ofisim tarafından toplanan ve incelenen kanıtlara dayanarak, Netanyahu ve Gallant'ın 8 Ekim 2023 tarihinden itibaren Filistin devleti topraklarında (Gazze Şeridi'nde) işlenen aşağıdaki savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan cezai sorumluluk taşıdığına inanmak için makul gerekçelerim var.”

Han’ın yönelttiği suçlamalar arasında, ‘sivillerin bir savaş yöntemi olarak aç bırakılması, kasten büyük acılara veya vücutta ya da sağlıkta ciddi yaralanmalara neden olmak veya zalimce muamele, savaş suçu olarak sivil nüfusa yönelik saldırıları kasten yönetmek, imha etmek ve/veya kasten öldürmek’ suçları yer alıyor.

Açıklamaya göre söz konusu suçlar arasında, ‘insanlığa karşı suç olarak zulüm ve insanlığa karşı suç olarak diğer insanlık dışı eylemleri’ de yer alıyor.

Han, “insanlığa karşı işlendiği iddia edilen bu suçlar, devlet politikası uyarınca Filistinli sivil nüfusa yönelik yaygın ve sistematik bir saldırının parçası olarak işlenmiştir. Bizim değerlendirmemize göre bu suçlar bugün de devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

Han açıklamasının devamında Hamas liderleriyle ilgili olarak şunları söyledi: “Ofisim tarafından toplanan ve incelenen kanıtlara dayanarak, Sinvar, Muhammed Diyab İbrahim el-Mısri nam-ı diğer ed-Dayf (Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları lideri) ve Heniyye'nin 7 Ekim 2023 itibariyle İsrail ve Filistin devleti topraklarında (Gazze Şeridi'nde) işlenen aşağıdaki savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan cezai sorumluluk taşıdığına inanmak için makul gerekçelerim var.”

İsrailli yetkililer bugün UCM Savcısı’nın Netanyahu ve Gallant hakkında tutuklama emri çıkarılması talebini eleştirdi. UCM Savcısı’nın talebini ‘ahlaki körlük’ olarak nitelendiren İsrail Savaş Kabinesi üyesi Benny Gantz, “İsrail Devleti, bir terör örgütünün kendi vatandaşlarına karşı gerçekleştirdiği katliamın ardından en adil savaşı başlatmıştır. İsrail, uluslararası hukuka bağlı kalarak tarihteki en etik şekilde savaşmaktadır. İsrail güçlü ve bağımsız bir yargı sistemine sahiptir. Aatandaşlarını korumak için savaşan bir devletin liderlerini kana susamış teröristlerle aynı kefeye koymak ahlaki bir körlüktür. UCM Savcısı’nın talebini kabul etmek tarihi bir suç olacaktır” ifadelerini kullandı.

Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise şu yorumu yaptı: “Başsavcı'nın Başbakan ve Savunma Bakanı'nı Hamas liderleriyle aynı kefeye koyan açıklaması, İsrailli temsilcilerin mahkemeye gönderilmesinin en başından beri vahim bir hata olduğunu göstermektedir. Başbakan ve Savunma Bakanı antisemit UCM Savcısı'nı görmezden gelmeli ve Hamas tamamen dağıtılana kadar bu örgüte karşı saldırıların artırılması talimatını vermelidir.”

Diğer yandan İsrailli muhalefet lideri Yair Lapid de bugün yaptığı açıklamada, Han’ın açıklamasını kınadı ve ‘felaket’ olarak niteledi.

Hamas yöneticilerinden Sami Ebu Zuhri, UCM'nin hareketin üç lideri için tutuklama emri talep etme kararının ‘kurban ile celladı eşitlediğini’ söyledi. Zuhri ayrıca, UCM’nin kararının İsrail'i ‘imha savaşını’ sürdürmeye teşvik ettiğini belirtti.


Mısır, Katar, BAE ve Ürdün... Arap liderlerinde  art arda taziye mesajları

Merhum İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi (AP)
Merhum İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi (AP)
TT

Mısır, Katar, BAE ve Ürdün... Arap liderlerinde  art arda taziye mesajları

Merhum İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi (AP)
Merhum İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi (AP)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Katar ve Irak bugün (Pazartesi) İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindekilerin ülkenin kuzeybatısında meydana gelen bir helikopter kazasında hayatını kaybetmesi dolayısıyla İran'a başsağlığı diledi.

BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed X platformu aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve beraberindekilerin trajik bir kazada hayatını kaybetmesi dolayısıyla İran İslam Cumhuriyeti liderliği ve halkına en içten taziyelerimizi ve başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz” ifadesini kullandı.

Muhammed bin Zayed, “Merhumlara Allah’tan rahmet, yakınlarına ve ailelerine sabır diliyoruz. BAE'nin bu zor koşullarda İran'la dayanışma içinde olduğunu yineliyoruz” diye ekledi. BAE Devlet Başkanı Yardımcısı ve Başbakan Şeyh Muhammed bin Raşid Âl Mektum da bir tweet atarak şu ifadeleri kullandı: “İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı’nın elim bir kaza sonucu hayatını kaybetmesi dolayısıyla kardeş İran halkına ve yönetimine başsağlığı ve en derin taziyelerimizi sunuyoruz. Bu zor zamanda kalplerimiz sizinle. Yüce Allah'ın onlara merhamet etmesi ve ebedi istirahat bahşetmesi için dua ediyoruz.”

Konuyla ilgili olarak Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi de bir açıklama yaparak, “Mısır, elim bir kaza sonucu vefat eden İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve arkadaşlarının yasını büyük bir üzüntüyle tutmaktadır” dedi.

Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı: “Mısır Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, kardeş İran halkına en derin taziye ve başsağlığı dileklerini sunarken, Yüce Allah'tan İran Cumhurbaşkanı ve beraberindekilere merhamet etmesini ve ailelerine sabır ve teselli vermesini niyaz eder, Mısır Arap Cumhuriyeti'nin bu büyük kayıpta İran yönetimi ve halkıyla dayanışma içinde olduğunu ifade eder.”

Ürdün Kralı 2. Abdullah da “Kardeş Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve onlara eşlik edenlerin vefatı dolayısıyla İran İslam Cumhuriyeti liderliği, hükümeti ve halkına en derin taziyelerimi sunuyorum. Allah hepsine rahmet eylesin. Bu zor durumda İran'daki kardeşlerimizle dayanışma içindeyiz” ifadelerini kullandı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, İran Cumhurbaşkanı'nın vefatı dolayısıyla bir tweet atarak başsağlığı diledi: “İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindeki heyetin helikopterlerinin talihsiz bir şekilde düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi dolayısıyla İran İslam Cumhuriyeti hükümeti ve halkına en derin taziyelerimi ve başsağlığı dileklerimi sunuyorum.”

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani de X platformu üzerinden bir mesaj paylaştı: “Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve beraberindeki yetkililerin elim helikopter kazasında hayatını kaybetmesi dolayısıyla İran İslam Cumhuriyeti hükümeti ve halkına en içten taziyelerimizi sunar, Yüce Allah'tan kendilerine rahmet ve mağfiret, ailelerine sabır ve teselli vermesini dileriz.”

İran'ın İdari İşlerden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhsin Mansuri bugün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı İbrahimi Reisi'nin dün (pazar) öğleden sonra Azerbaycan sınırına yakın dağlık bir bölgede helikopterinin düşmesi sonucu hayatını kaybettiğini doğruladı.

İran devlet televizyonu, Reisi ve onunla birlikte Azerbaycan sınırındaki bir barajın açılışından dönen helikopterde seyahat eden Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan'ın da vefat ettiğini bildirdi.

Böylece, dün öğleden sonra ülkenin kuzeybatısında bir dizi yetkilinin de eşlik ettiği helikopterin düşmesi ve kendisinin ve helikopterde bulunan herkesin öldüğünün açıklanmasının ardından İran Cumhurbaşkanı'nın akıbetiyle ilgili gizem sona ermiş oldu.

Lübnan bugün, merhum İran Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı için üç günlük ulusal yas ilan etti. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed de İran Cumhurbaşkanı’nın yasını tuttu. Suriye Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Esed’in ‘bu acı verici kaza ve sonucunda meydana gelen büyük kayıptan dolayı derin üzüntü duyduğu’ ifade edildi. Açıklamanın devamında, “Suriye ve İran arasındaki stratejik ilişkilerin gelişmesi için merhum cumhurbaşkanıyla birlikte çalıştık ve onun Suriye ziyaretini bu süreçte önemli bir kilometre taşı olarak daima hatırlayacağız” ifadeleri yer aldı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve beraberindekilerin vefatı dolayısıyla İran hükümeti ve halkına en içten taziyelerini sundu.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre Sudani, “İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve beraberindekilerin İran'ın kuzeyinde meydana gelen talihsiz uçak kazasında hayatını kaybettikleri haberini büyük bir üzüntü ve kederle aldık” açıklamasında bulundu.

ed
Merhum İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani 2022 yılında Tahran'da düzenledikleri ortak basın toplantısında (AFP)

Sudani, “İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'e, İran hükümetine ve halkına en içten taziyelerimizi ve başsağlığı dileklerimizi sunarken, kardeş İran halkı ve İslam Cumhuriyeti'ndeki kardeşlerimiz ve yetkililerle bu acı trajedi karşısında dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Allah'tan merhumlara rahmet etmesini, ailelerine ve sevenlerine sabır vermesini diliyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.


Sudan Doktorlar Sendikası: 100 bin  savaş kurbanı var

Doğu Sudan'daki Gedaref Hastanesi'nde tedavi gören hastalar (AFP)
Doğu Sudan'daki Gedaref Hastanesi'nde tedavi gören hastalar (AFP)
TT

Sudan Doktorlar Sendikası: 100 bin  savaş kurbanı var

Doğu Sudan'daki Gedaref Hastanesi'nde tedavi gören hastalar (AFP)
Doğu Sudan'daki Gedaref Hastanesi'nde tedavi gören hastalar (AFP)

Sudan Doktorlar Sendikası yaptığı açıklamada, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında geçen yılın nisan ayından beri devam eden savaşta en az 30 bin  kişinin öldüğünü ve 70 binden fazla kişinin yaralandığını duyurdu.

Sendika dün (Pazar) yaptığı açıklamasında, ancak ölü sayısının bu istatistiklerden daha yüksek olmasını beklediklerini belirtti ve "İnsani yardım ve destek alanında çalışan tüm kuruluşlara, savaş bölgelerinde mahsur kalan binlerce sivili kurtarmak için hızlı bir şekilde müdahale etmeleri" için acil yardım çağrısında bulundu.

Açıklamada, "Bu acil açıklamayla, acil ateşkes ve etkilenen yüz binlerce insana, özellikle de yaralılara yardım etmek için insani yardım yollarının açılması çağrısında bulunuyoruz" ifadeleri yer aldı.

grbtyn
Hızlı Destek Güçleri ile Sudan ordusu arasında Nisan 2023'te Omdurman'daki çatışmalardan (Arşiv-Reuters)

Sendika, "Sendikal cepheden ve uluslararası örgütlerden gelen, Sudan'daki insani krizin devam eden savaş nedeniyle ciddi şekilde kötüleştiğine dair tüm rapor ve istatistikleri derin bir endişeyle" takip ettiğini ifade etti.

Yaklaşık 15 milyon kişi sağlık hizmetlerine erişimden yoksun ve sağlık tesislerinin (hastaneler ve tıp merkezleri) yüzde 80'i tamamen hizmet dışı durumda. Bu istatistiklere Gezira eyaletindeki (orta Sudan) sağlık tesisleri dahil değil.

Sendikaya göre savaşın başlangıcından bu yana 53 sağlık çalışanı öldürüldü, 21 hastane bombalandı ve 22 hastane zorla boşaltıldı.

Açıklamada, sağlık tesislerine ve sağlık personeline yönelik 248 saldırının kaydedildiği belirtildi.

Raporlarda, Sudan ekonomisinin savaş nedeniyle kaybının 120 milyar dolar olduğu ve bunun ülkenin 12 yıllık bütçesine eşdeğer olduğu kaydedildi.

Uluslararası kuruluşların raporlarına dayanarak, 9 milyondan fazla insanın ülke içinde yerinden edildiğini ve yaklaşık 3 milyon kişinin de son derece karmaşık ekonomik ve insani koşullar altında komşu ülkelere sığındığını belirten sendika, bunu "dünyadaki en büyük yerinden edilme vakalarından biri" olarak nitelendirdi.

def
Gedaref'te yerinden edilmiş insanlar (AFP)

Tabipler Birliği'nin raporuna göre savaş nedeniyle, kamu ve yüksek öğretim kurumlarının yüzde 80'i tamamen veya kısmen tahrip edilmiş ve içindekiler yağmalamış durumda. Bu büyük yıkım okul merkezlerinin savaş nedeniyle yerinden edilenlerin barınma merkezleri haline gelmesinin ardından yaklaşık 19 milyon çocuğu eğitimden mahrum bıraktı.

Sağlık sendikası "ilgili tüm taraflara acil ve kalıcı ateşkes talebine destek vermeleri, insani yardımların etkilenen tüm gruplara kısıtlama olmaksızın ulaştırılmasına izin verilmesi ve acil insani yardım sağlanması için güvenli yollar açılması" çağrısında bulundu.

Doktorların açıklamasında, savaşan taraflara "savaşı sona erdirmede ve çatışmayı sona erdirecek, adalet ve barışı sağlayacak barışçıl bir çözüme olan tüm sivil güçler için kapsamlı bir siyasi diyaloga girmeye" çağrıda bulunuldu.

Açıklamada, “Savaş liderleri ve generaller de dahil olmak üzere, savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlediği kanıtlanan herkesin yargılanması ve gelecekte ülke yönetimindeki herhangi bir görevden dışlanmasının" önemini vurgulandı. “Sudan'ı kurtarmanın herkesin sorumluluğu olduğu” vurgulanarak, aktörler “insani felaketi hemen, gecikmeden sona erdirmek için kararlı adımlar atmaya” çağırıldı.


Mısır’ın Gazze kıyısına inşa edilen yüzer limanla ilgili ihtiyatlı yaklaşımı

Gazze Şeridi’nin kuzey sınırındaki İsrail bayrağı (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzey sınırındaki İsrail bayrağı (AFP)
TT

Mısır’ın Gazze kıyısına inşa edilen yüzer limanla ilgili ihtiyatlı yaklaşımı

Gazze Şeridi’nin kuzey sınırındaki İsrail bayrağı (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzey sınırındaki İsrail bayrağı (AFP)

ABD tarafından Gazze Şeridi kıyısında inşa edilen yüzer liman, özellikle Mısır’ın Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne insani yardımların girişi için İsrail ile koordinasyon kurmayı reddetmesinin ardından Kahire’nin limanla ilgili tutumuna dair soru işaretleri yarattı.

Kahire, geçtiğimiz mart ayında ABD Başkanı Joe Biden tarafından duyurulan yüzer limanın inşası hakkında şimdiye kadar herhangi bir yorumda bulunmadı. Fakat Mısır'la liman konusunda bir mutabakat yapılmadığını belirten Mısırlı uzmanlar, limanın Refah Sınır Kapısı’nın yerini tutmayacağını düşünüyorlar. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, ülkelerinin ABD tarafından inşa edilen yüzer liman konusundaki tutumunu şu an için açıklama zorunluluğu olmadığını vurguladılar.

Mısır, İsrail’in Refah'a kara saldırısı sırada Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafının kontrolünü ele geçirmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi’ne insani yardımların ulaştırılması için İsrail’le koordinasyon kurmayı reddediyor. Bu yüzden şu an Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması için yüzer limanının kullanılması, Mısır ve İsrail arasındaki gergin ilişkilerde yeni bir gerilim noktası haline gelebilir.

dscdfv
Gazze Şeridi'nin kuzeyinden kaçan ve Han Yunus'un batısında çadır kuran yerinden edilen Filistinliler (EPA)

Liman cuma günü resmi olarak hizmet vermeye başladı. Başkan Biden, Tel Aviv'in Gazze Şeridi’ne gıda yardımlarının girişini engellemesinden yaklaşık bir ay sonra, mart ayında ABD ordusuna Gazze Şeridi kıyısında yardımların ulaştırılması amacıyla geçici bir yüzer liman inşa etmeleri talimatı vermişti.

ABD, Kıbrıs Adası, Avrupa Birliği (AB), İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar'ın katıldığı ve limanla ilgili düzenlemelerin ele alındığı toplantıya Mısır katılmadı.

Mısır’ın eski dışişleri bakanlarından Nebil Fehmi, Kahire ve Tel Aviv arasındaki anlaşmazlıktan önce kararlaştırılan yüzer limanın ABD ile İsrail arasındaki bir mutabakat ve İsrail'in Gazze’deki kontrolünü artmasını desteklemeyi amaçlayan bir fikir birliği çerçevesinde inşa edilmiş olabileceğini vurguladı. Şu an Gazze’ye açılan tüm sınır kapılarının ya İsrail ya da İsrail'e yakın taraflarca kontrol edildiğini belirten Fehmi, yüzer limanın kim tarafından yönetileceğinin bilinmediğini kaydetti. Mısır'ın İsrail’in Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafının kontrol etmesini meşrulaştırmak istemediğini ifade eden Fehmi, çalışmaları devam eden yüzer limanla ilgili olarak Mısır'la herhangi bir anlaşma yapılmadığının da altını çizdi. Fehmi, yüzer limanın Mısır'ın Refah Sınır Kapısı’nın yerine geçemeyeceğini de sözlerine ekledi.

Kahire'nin taraf olmadığı bir konuda önceden ya da ilaveten onay veremeyeceğini söyleyen Fehmi, yeni limanla ilgili yapılacak düzenlemeler konusunda ‘bekle ve gör yaklaşımının’ benimsenmesi çağrısında bulundu.

dfvrbtgh
Refah’ta ülke içinde yerinden edilen Filistinliler için kurulan geçici çadırlar (EPA)

Mısır Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Mecdi Aşur, Mısır'ın bu limanla ilgili gelişmeleri ve bu gelişmelerin Mısır'ın ulusal güvenliği ve Filistinlilerin hakları üzerindeki etkilerini takip edeceğini belirtti. Aşur, Kahire’nin şu an için tutumunu açıklamak zorunda olmadığını kaydetti.

Mısır’ın Filistin davasını destekleyen tutumu çerçevesinde Filistin halkına zarar verilmesini kabul etmeyeceğini vurgulayan Aşur, İsrail ile Refah Sınır Kapısı’yla ilgili koordinasyon kurmayı reddetmesinin de bu tutumunun bir parçası olduğunu söyledi.

Aşur’a göre önümüzdeki günlerde söz konusu limanın güzergahı netleşecek ve Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması konusunda Refah Sınır Kapısı’nın yerini almayacak.

Öte yandan Filistin'in eski Kahire Büyükelçisi Berakat el-Ferra, yeni limanın İsrail ile ABD’nin Filistinlileri yerinden etmeyi amaçlayan bir oyunu olduğunu söyledi. Limanın Refah Sınır Kapısı’nın yerini alamayacağını vurgulayan Ferra, limanın Mısır üzerinde baskı oluşturmak için yeni bir hamle olabileceğini de göz ardı etmedi.


Libya: UBH’ye bağlı milisler ‘geciken ödemeler’ nedeniyle Misrata'da oturma eylemi yaptı

Libya'nın batısındaki Zaviye Emniyet Müdürlüğü mensupları (yerel medya)
Libya'nın batısındaki Zaviye Emniyet Müdürlüğü mensupları (yerel medya)
TT

Libya: UBH’ye bağlı milisler ‘geciken ödemeler’ nedeniyle Misrata'da oturma eylemi yaptı

Libya'nın batısındaki Zaviye Emniyet Müdürlüğü mensupları (yerel medya)
Libya'nın batısındaki Zaviye Emniyet Müdürlüğü mensupları (yerel medya)

Libya'da Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) bağlı milisler, ‘geciken ödemeler’ nedeniyle oturma eylemi başlatırken, Libya Ambulans ve Acil Servis Birimi başkent Trablus'un batısındaki Zaviye kentinin bir ölü ve 22 yaralıya neden olan çatışmaların ardından sakin olduğunu bildirdi.

Dibeybe hükümetini destekleyen güçlerden biri olan Merkezi Bölge Destek Gücü, UBH’yi ‘kamu parasını kontrolsüz ve denetimsiz harcamakla’ suçlayarak, mali alacakları ödenene kadar Dafniya Kapısı'nda oturma eylemi yapacaklarını duyurdu.

xsdvfbr
Trablus'taki güvenlik personeli (arşiv – Şarku’l Avsat)

Diğer yandan ülkenin batısındaki Mısrata kenti halkı şehrin emniyet müdürünün görevden alınmasını, Ortak Operasyonlar Gücü'nün kurulması kararının yeniden gözden geçirilmesini ve liderliğinin değiştirilmesini talep etti.

Mısrata sakinleri Cumartesi akşamı, yargının bağımsızlığını desteklemek, adaletin işleyişini etkileyen müdahaleleri reddetmek ve Ortak Operasyonlar Gücü'nün kısa süre önce Cumhuriyet Savcılığı’na yaptığı baskına karşı kentin yargı organlarını desteklemek amacıyla Adliye önünde bir gösteri düzenledi.

Libya Ambulans ve Acil Servis Birimi, ileri gelenlerin müdahalesinin ardından Zaviye kentindeki çatışmaların durduğunu duyurdu ve kentte meydana gelen çatışmalarda bir kişinin öldüğünü ve 22 kişinin yaralandığını belirtti.

Zaviye'nin güneyindeki bölgede patlak veren çatışmalar Seyyide Zeynep'ten Ebusra'ya kadar uzanmış ve çatışmaların durmasının ardından çok sayıda aile tahliye edilmişti.

xsdcfvrgb
Trablus'ta silahlı oluşumlar arasındaki çatışmalarda yanan bir araç (AFP)

Zaviye Eşraf ve İhtiyar Heyeti Başkanı Muhammed Ahmac dün (Pazar) yaptığı açıklamada, Cuma günü şafak vakti yaşanan çatışmaların ardından kentte ateşkes anlaşmasına varıldığını duyururken, bunun kentteki eşrafın yerel çabalarıyla gerçekleştiğini ve güvenlik ya da hükümet kurumlarının herhangi bir rolünün olmadığını vurguladı.

Zaviye Emniyet Müdürlüğü’nden bir kaynak, eşraf ve ileri gelenlerin müdahalesi ve tüm güçlerin kışlalarına dönmesinin ardından kentteki çatışmaların tamamen durduğunu ve kent genelinde güvenlik koşullarının normale döndüğünü bildirdi.

Zaviye Eşraf ve İhtiyar Heyeti üyesi İmad Ammar, UBH’nin Zaviye'de yaşananlara verdiği ‘olumsuz’ tepki karşısında şok olduğunu ifade etti. Diğer yandan Libya Temsilciler Meclisi (TM) üyesi Cabullah eş-Şeybani, ‘ulusal uzlaşma’ dosyasından sorumlu Libya Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Lafi'nin ‘karmaşık bir dosya” olarak nitelendirdiği dosyayla ilgilenmeden önce Zaviye'deki halkıyla oturmasını önerdi.

sxdcfev
Trablus'un merkezinde nöbet tutan polis memurları (Şarku’l Avsat)

Zaviye Üniversitesi Öğrenci Birliği Başkanı Muhammed Mustafa, derslerin normal şekilde devam edeceğini açıklarken, şehrin ileri gelenlerinin çatışmanın iki tarafına da ulaştığını ve bunun sonucunda ateşkes sağlandığını kaydetti.

Libya Genel Elektrik Şirketi, Zaviye'deki çatışmaların güney Zaviye bölgesindeki elektrik şebekesinin bazı bileşenlerine zarar verdiğini, istasyonların hizmet dışı kalmasına neden olduğunu, ayrıca tellerin kesildiğini ve yerleşim alanlarını besleyen bazı ahşap direklerin kırıldığını bildirdi.

Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL), ‘çatışmaların derhal durdurulması’ çağrısında bulunarak yetkilileri sivillerin korunması ve güvenliğini sağlamaya davet etti. UNSMIL Cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Zaviye'de sivil kayıplara yol açan münferit çatışmaları yakından takip ettiğini belirtti.

tgynumı
Libya açıklarındaki Türk donanmasından (Milli Savunma Bakanlığı)

Başkent Trablus'un 45 kilometre batısında yer alan ve günde 120 bin varil kapasiteyle Libya'nın en büyük rafinerisine ev sahipliği yapan Zaviye, zaman zaman Tunus sınırına giden sahil yolunun kapanmasına neden olan silahlı çatışmalara sahne oldu.

Diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı Libya açıklarında bir fırkateyn tarafından helikopter eğitim tatbikatı gerçekleştirildiğini duyurdu.

Türk ordusu daha önce Libya'nın geçen hafta Azerbaycan ve Kuzey Makedonya'nın da dahil olduğu ortak bir tatbikata katıldığını duyurmuştu.


Sudan'da ‘devletin laikleştirilmesi’ konusunda anlaşma

Kenya Devlet Başkanı William Ruto, anlaşmayı imzalayan taraflara başkanlık etti. (Şarku'l Avsat)
Kenya Devlet Başkanı William Ruto, anlaşmayı imzalayan taraflara başkanlık etti. (Şarku'l Avsat)
TT

Sudan'da ‘devletin laikleştirilmesi’ konusunda anlaşma

Kenya Devlet Başkanı William Ruto, anlaşmayı imzalayan taraflara başkanlık etti. (Şarku'l Avsat)
Kenya Devlet Başkanı William Ruto, anlaşmayı imzalayan taraflara başkanlık etti. (Şarku'l Avsat)

Sudanlı siyasi çevreler dün (Pazar), Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) Başkanı ve eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk'un Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM) Başkanı Abdulvahid Muhammed Nur ve Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) lideri Abdulaziz el-Hilu ile savaşın sona erdirilmesini, din ve devlet işlerini birbirinden ayıran ‘laik bir devlet’ kurulmasını ve Sudanlı gruplara şartlı olarak kendi kaderlerini tayin hakkı tanınmasını öngören bir siyasi anlaşma imzaladığını açıklamasıyla şaşkınlığa uğradı.

Kenya Devlet Başkanı William Ruto'nun himayesinde imzalanan Nairobi Deklarasyonu, tüm dinlere, kültürlere ve kimliklere eşit mesafede duran, partizan olmayan ‘laik bir devlet’ kurulmasını, tüm Sudanlıların eşit pay aldığı sivil bir hükümet oluşturulmasını, güç ve zenginliğin adil bir şekilde paylaşılmasını ve düşünce ve din özgürlüğünün garanti altına alınmasını öngörüyor.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgiye göre Nairobi Deklarasyonu, devletin laikliği, sivil yönetim ve deklarasyonun diğer ilkelerinin ülkenin kalıcı anayasasına dahil edilmesi konusunda bir anlaşma sağlanamaması durumunda, ‘Sudan halklarına kendi kaderini tayin hakkı’ tanıyor.


İsrail Sullivan'ı Gazze'ye yönelik ağır bombardımanla karşıladı

Gıda yardımı almaya giden Filistinli çocuklar (AFP)
Gıda yardımı almaya giden Filistinli çocuklar (AFP)
TT

İsrail Sullivan'ı Gazze'ye yönelik ağır bombardımanla karşıladı

Gıda yardımı almaya giden Filistinli çocuklar (AFP)
Gıda yardımı almaya giden Filistinli çocuklar (AFP)

İsrail dün (pazar) Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'ı, Gazze Şeridi'ndeki sağlık yetkililerine göre 24 saat içinde 70'ten fazla kişinin ölümüne yol açan yoğun bir bombardımanla karşıladı. Sullivan dün, ABD'nin hedef odaklı askerî harekât çağrısı yaptığı bir ortamda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi. Görüşme öncesinde Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada “Sullivan'ın İsrail'e Hamas militanlarının peşine Gazze Şeridi'nin en güneyindeki şehir olan Refah'a geniş çaplı bir saldırıyla değil, hedef odaklı bir şekilde düşmesi için baskı yapması bekleniyor” denildi.

İsrail, Mısır sınırı yakınlarındaki Refah'a saldırılar düzenlerken, Tel Aviv bu kentin Hamas'ın son kalesi olduğunu iddia ediyor. İsrail ordusu ile Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları arasında Gazze Şeridi'nin kuzey ve orta kesimlerinde büyük çatışmalar yaşanmaya devam ediyor.

Bu arada ABD Başkanı Joe Biden, Gazze Şeridi'nde yaşananların ‘trajik ve durdurulması gereken bir insani kriz’ olduğunu belirterek, Gazze Şeridi'nde derhal ateşkes çağrısında bulundu. Biden dün Georgia'da yaptığı bir konuşmada, “Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için daha fazla yardım almak üzere uluslararası bir çabaya ihtiyacımız var. Ben ateşkes, kalıcı barışın inşası ve iki devletli çözüme giden bir yol olduğundan emin olmak için gece gündüz çalışıyorum” ifadelerini kullandı.

Bu arada Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini dün yaptığı açıklamada, UNRWA personelinin İsrail tarafından gözaltına alındığını, işkence gördüğünü ve işlemedikleri suçları itiraf etmeye zorlandıklarını bildirdi.


Gazze: Acil durumlar için gerekli ilaç ve tıbbi sarf malzemeleri tükenmek üzere

İsrail'in açtığı ateş sonucu yaralanan Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezinde bulunan Aksa Hastanesi'nde tedavi görüyor. (Reuters)
İsrail'in açtığı ateş sonucu yaralanan Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezinde bulunan Aksa Hastanesi'nde tedavi görüyor. (Reuters)
TT

Gazze: Acil durumlar için gerekli ilaç ve tıbbi sarf malzemeleri tükenmek üzere

İsrail'in açtığı ateş sonucu yaralanan Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezinde bulunan Aksa Hastanesi'nde tedavi görüyor. (Reuters)
İsrail'in açtığı ateş sonucu yaralanan Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezinde bulunan Aksa Hastanesi'nde tedavi görüyor. (Reuters)

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı bugün (Pazar) hastanelerde acil hizmetler, ameliyatlar ve birinci basamak sağlık hizmetleri için gerekli olan ilaç ve tıbbi sarf malzemelerinde ciddi bir eksiklik olduğu uyarısında bulunarak bunların hacminin neredeyse ‘sıfıra’ indiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı’ndan (AWP) aktardığı habere göre bakanlık, söz konusu durumun hastaların hayatını tehdit ettiğini belirtti.

Bakanlık, tüm insani yardım kuruluşlarına, Birleşmiş Milletler'e (BM) ve uluslararası örgütlere ‘İsrail'in devam eden saldırganlığı ve Gazze Şeridi'nin tüm sınır kapılarını işgali ışığında’ ilaç ve malzeme sağlamak için çalışma çağrısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsrail'in son tahliye emirlerinin ve yoğun bombardımanın sivillerin hayatını ‘ciddi tehlikeye’ attığını söyledi.

Ghebreyesus X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi'nde temel ilaç ve yakıt tedariki son derece düşük ve güvenlik kısıtlamaları nedeniyle hareket kısıtlı” dedi.

Gazze'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi yakınlarındaki askerî harekât ve yoğun bombardımanla ilgili endişelerini dile getiren Ghebreyesus, “Gazze'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi yakınlarındaki yoğun çatışma haberleri ve hastaneye artan yaralı akını, hastanenin sınırlı bakım kapasitesi göz önüne alındığında son derece endişe verici. Gazze Şeridi'ndeki durumu tarif etmekte zorlanıyoruz. Artık oradaki siviller için ateşkes ve barış zamanı geldi” ifadelerini kullandı.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik savaşında ölen Filistinlilerin sayısının 35 bin 456'ya, yaralı sayısının ise 79 bin 476'ya yükseldiğini duyurdu.


Kudüs sokaklarını kapatan İsrailli protestocular hükümetin düşmesini talep etti

Göstericiler İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetini protesto etmek için Kudüs'te bir yolu kapattı. (Reuters)
Göstericiler İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetini protesto etmek için Kudüs'te bir yolu kapattı. (Reuters)
TT

Kudüs sokaklarını kapatan İsrailli protestocular hükümetin düşmesini talep etti

Göstericiler İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetini protesto etmek için Kudüs'te bir yolu kapattı. (Reuters)
Göstericiler İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetini protesto etmek için Kudüs'te bir yolu kapattı. (Reuters)

Görgü tanıkları bugün (Pazar) Kudüs'ün, Gazze Şeridi'ndeki esirlerin serbest bırakılması için Hamas'la bir esir takası anlaşması yapılmaması halinde Binyamin Netanyahu hükümetinin düşmesi ve erken seçime gidilmesi çağrısında bulunan İsrailliler tarafından düzenlenen gösterilere sahne olduğunu bildirdi.

Arap Dünyası Haber Ajansı'na (AWP) konuşan bir görgü tanığı, yüzlerce göstericinin Kudüs girişlerindeki ana yolları kapatarak trafiği engellediğini ve polisin göstericileri dağıtmaya çalıştığını söyledi.

scdfb g
Kudüs girişinde Netanyahu hükümetine karşı düzenlenen protesto sırasında polis memurları bir adamı yoldan kaldırmaya çalışıyor. (Reuters)

Bir başka görgü tanığı da Kudüs'e onlarca araçla gelen protestocuların seçim sandığını andıran bir maketle erken seçim çağrısı yaptıklarını ifade etti.

İsrail'de muhalefet, Netanyahu hükümetinin düşmesi ve erken seçime gidilmesi çağrısında bulunan gösterilere öncülük ediyor.

dcvfrbt
Bir seçim sandığı maketinin içindeki protestocular (Reuters)

İsrail Savaş Kabinesi bu akşam Refah'taki operasyonu ve Kudüs'teki durumu görüşmek üzere bir toplantı yapacak. Toplantıda alınan kararların bugün İsrail'e gelmesi beklenen ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jack Sullivan'a sunulması bekleniyor.