İklim değişikliği Yemen’i çölleştiriyor

İklim değişikliği Yemen’de çölleşme oranını yüzde 86’ya çıkarma tehdidi oluşturuyor. Bu durum, kırsal kesimde yaşayan nüfusun yüzde 74’ünü etkiliyor

Yemenli bir araştırmacı, Sana’da hidroponik sistemli bir seradaki domatesi inceliyor (Reuters)
Yemenli bir araştırmacı, Sana’da hidroponik sistemli bir seradaki domatesi inceliyor (Reuters)
TT

İklim değişikliği Yemen’i çölleştiriyor

Yemenli bir araştırmacı, Sana’da hidroponik sistemli bir seradaki domatesi inceliyor (Reuters)
Yemenli bir araştırmacı, Sana’da hidroponik sistemli bir seradaki domatesi inceliyor (Reuters)

Yemen hükümeti ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan bir çalışmada, iklim değişikliğinin önümüzdeki yıllarda ülke üzerinde yaratacağı etkiye yönelik güçlü bir uyarı yapılarak, çölleşmiş arazi oranının toplam alanının yüzde 86’sına ulaşmasına yol açacağı belirtildi. Çölleşmenin artmasının nedenlerinin, iklim değişiklikleri, yeraltı sularının yanlış kullanımı, doğal kaynakların bozulması ve kentsel genişleme olduğu ifade edildi.
Yemen Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı’nın Araştırmalar Bölümü BM’nin desteğiyle, iklim değişikliğinin Yemen üzerindeki etkisini incelemeye yönelik bir çalışma hazırladı. Çalışmada son yıllarda sera gazı emisyonlarındaki artışa bağlı olarak, iklim göstergelerinde ve verilerde sıcaklıklarda artış kaydedildiği vurgulandı.
Çalışmada, Yemen’in yüksek su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında 20. sırada yer aldığı belirtildi. Yağış olasılığını azaltan, sellerin ve düzensiz yağışlara neden olan iklim değişiklikleri ve yüksek sera gazı emisyonlarının, geleneksel sulama sistemleri ve çok su tüketen khat bitkisinin yetiştirilmesi ile su stresi yaşanma olasılığını artırdığı ifade edildi.
Çalışmada, Yemen’de çölleşme, birçok biçimde ve farklı derecelerde kendini gösterdiğine dikkat çekildi. Bunlar arasında su ve bitkiler gibi çeşitli doğal kaynakların bozulması, toprağın tuzlanması ve kumul istilasının yanı sıra tarım ve mera alanlarının bozulması, dikilen ağaçların sökülmesi ve çamur kaymalarını da yer alıyordu.
Çölleşmenin nedenleri çalışmada, temel olarak muson yağmurlarının az olmasına, sık görülen kuraklıklara ve son zamanlarda iklim değişikliğinin neden olduğu ani sellerin yol açtığı erozyona bağlandı.
Şarku’l Avsat’ın bakanlıktan aktardığı çalışmada çölleşmenin, çevresel sürdürülebilirlik konusunda teşkil ettiği zorluk bir yana, nüfusun çoğunluğu için ana geçim kaynakları olan bitki örtüsünü, arazi üretkenliğini, sığ ve yeraltı sularını, vahşi yaşamı ve hayvancılığı olumsuz etkilediğine yönelik uyarıda bulunuldu.
Resmi verilere göre, Yemen’de çölleşen arazi alanı yaklaşık 405 bin km’ye yani toplam alanın yüzde 71,6’sına denk gelirken, çölleşme tehdidi altındaki alan toplam alanının yüzde 15,9’unu oluşturuyor. Çalışmada, özellikle de akaryakıt krizlerinde ve yerli gaza ulaşmanın zor olduğu dönemde, aşırı otlatma, ağaç kesme, tarım arazilerinin yanlış kullanımının çölleşmeyi artıran temel faktörler konusunda uyarıda bulunuldu.
Çalışmanın yazarlarının ulaştıkları bilgilere göre, yeraltı suyu rezervlerinin tükenmesi başta olmak üzere tarım arazilerinin kötüye kullanılması, iklim değişikliği, artan su stresi ve sık sık meydana gelen sel ve fırtınalar tarımsal kalkınmayı etkiledi ve gıda üretiminin yüzde 80’ini oluşturan tarımsal kaynaklara ciddi şekilde zarar verdi. Köylerde yaşayan nüfus, Yemen’in toplam nüfusunun yüzde 74’ünü oluşturuyor ve bu nedenle, şu anda Arap bölgesinde ve dünyada en yüksek oranın kaydedildiği yetersiz beslenmeye bağlı yoksulluk ve ölüm oranlarını artıyor.
Çalışmaya göre, olumsuz etkilere en fazla çocuklar, kadınlar, marjinal gruplar, engelliler, yaşlılar ve akıl hastalığı olan kişiler dahil olmak üzere savunmasız gruplar maruz kalıyor. Diğer yandan, yaklaşık 4 bin 609 dönümlük tarım arazisi de, çöl çekirgesi istilasına maruz kalıyor. Zararın 222 milyon dolar olarak tahmin edilen tarımsal kayıplara neden olması bekleniyor zira çekirgeler bitki örtüsünü yok etti, çölleşmeyi artırdı ve önemli bir geçim kaynağı olan tarımsal ürünleri yedi. Bu da, özellikle kuru ve kıyı bölgelerde gıda güvensizliğini daha ciddi bir hale getirdi.
Araştırmaya göre, Yemen tüm bölgelerde yüksek su stresi sıkıntısı çekiyor ve su gerilime oranı, yenilenebilir kaynakların yıllık ikmal oranını çok aşıyor. Yemen’deki su stresi orta dağlık bölgelerde yüzde 444,3’e ulaşıyor ve bu da su azalma oranının yenileme oranından 4,4 kat daha yüksek olduğu anlamına geliyor. Su azalma oranı Sana ve Tuban Abyan’da 4 kat ve kuzey yaylalarında 3,9 kat fazla olarak kaydediliyor. En büyük nüfusa sahip olan Taiz’de ise su sıkıntısı yüzde 295 iken, azalan suyun yenilenme oranının 3 katına yakın olduğu gözlemleniyor.



En çok hangi yaş grupları kanser riski altında?

Kanser vakalarının üçte biri 75 yaş üstü kişilerde teşhis ediliyor (Reuters-Arşiv)
Kanser vakalarının üçte biri 75 yaş üstü kişilerde teşhis ediliyor (Reuters-Arşiv)
TT

En çok hangi yaş grupları kanser riski altında?

Kanser vakalarının üçte biri 75 yaş üstü kişilerde teşhis ediliyor (Reuters-Arşiv)
Kanser vakalarının üçte biri 75 yaş üstü kişilerde teşhis ediliyor (Reuters-Arşiv)

Kanser tanısı, bir kişinin hayatında meydana gelebilecek en travmatik olaylardan biri olabilir, ancak farklı kanser türleri büyük ölçüde yaşa bağlıdır.

Şarku’l Avsat’ın The Telegraph gazetesinden aktardığı habere göre, İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı tarafından yürütülen araştırma, tüm kanser türlerinin üçte birinin 75 yaş üzerinde teşhis edildiğini gösterdi.

Ancak araştırmada, yaşlılıkta insanları etkileyen kanser türlerinin, gençleri etkileyenlere kıyasla farklı organları etkileme eğiliminde ve altta yatan nedenlerinin tamamen farklı olduğu da görüldü.

Surrey Üniversitesi’nden klinik onkolog Dr. Carla Perna araştırmaya ilişkin şunları söyledi;

Belirli bir genetik mutasyon taşıyan insanlar, hayatlarının çok daha erken dönemlerinde kansere yakalanma eğilimindedir ve bu durum çok daha agresiftir. 75 yaş üstü insanları etkileyen kanserler ise, hücrelerimizin yaşlanmasıyla ve yaşam tarzına bağlı hasarın yaşam boyu kümülatif etkisiyle ilişkilidir.

Onkologlar, kanserin geliştiği belirli hücre tiplerinin yaşla birlikte büyük ölçüde değişebileceğini söylüyor.

Bir örnek vermek gerekirse, Minnesota’daki Mayo Clinic Kanser Merkezi’nin Müdür Yardımcısı Dr. Stephen Ansell, çocukluk çağı kanserlerinin, genellikle kök hücreler gibi halen gelişmekte ve büyümekte olan hücre türlerinde ortaya çıkma eğiliminde olduğunu vurguladı.

dsevefv
Çocukluk çağı kanserleri genellikle kök hücreleri etkileme eğilimindedir (Reuters-Arşiv)

Ancak yaşlılıkta en yaygın görülen kanser türlerinden biri, organları kaplayan bezlerde bulunan hücrelerde gelişen kanserler olan adenokarsinomdur.

Dr. Ansell, gazeteye yaptığı açıklamada ayrıca şunları söyledi;

Bu geniş bir genelleme. Adenokarsinomlar, yaşlandıkça bezler zamanla giderek daha fazla uyarıldığı için ortaya çıkar ve bu da onları, kansere yol açan, hücre bölünmesi sırasında ortaya çıkan risklere karşı savunmasız hale getirir.

Peki çeşitli kanser türlerinin riski yaşla birlikte nasıl değişiyor?

Üç farklı yaşam evresine yönelik değerlendirme şöyle;

25-49 yaş

Gençken sonsuza kadar yaşayabileceğinizi varsayarsınız, ancak araştırmalar giderek daha fazla genç yetişkinin kansere yakalandığını gösteriyor.

İngiltere Kanser Araştırmaları Vakfı’na göre, gençlerde kanser oranları, 1990’ların başı ile 2018 arasında yüzde 22 oranında arttı.

Genç erkeklerde sık görülen kanserlerden biri, ortalama başlangıç yaşının sadece 33 olduğu prostat kanseri.

Cambridge Üniversitesi tıbbi onkoloji alanında akademik danışman olan onkolog Dr. Saif Ahmed, konuya ilişkin şu tavsiyelerde bulundu;

Bunu erken teşhis etmenin en iyi yolu gerçekten aylık kendi kendine muayenedir. Bu tümörler genellikle o kadar iyi yuvarlak değildir, bu nedenle sert ve düzensiz şekilli bir şişlik hissedersiniz. Ancak herhangi bir şişkinlik hisseden herkes doktoruna gitmeli.

Kadınlarda baş ve boyun kanserleri ve rahim ağzı kanseri de, cinsel yolla bulaşan insan papilloma virüsü (HPV) türleri ile güçlü bağlantı nedeniyle bu yaş grubunda en sık görülen türler arasında.

Bu suşlar boğaz ve rahim ağzındaki hücrelere zarar vererek sonuçta kansere neden olabilir.

Dr. Ahmed, düzenli rahim ağzı taraması ve erken ergenlik döneminde HPV aşısı yaptırmanın, özellikle birden fazla türe karşı en iyi korunma şekli olduğunu söyledi.

Meme kanserine yakalanan 40 yaşın altındaki kadınların, üçlü negatif meme kanseri olarak bilinen hastalığın özellikle agresif bir formuna sahip olma olasılığı daha yüksek.

Bu, BRCA1 genindeki kalıtsal bir mutasyonla güçlü bir şekilde bağlantılı.

Dr. Perna, bu konuda şunları söyledi;

Ailede meme kanseri öyküsü varsa kadınlar 25, 30 yaşlarında kitleleri kontrol etmeye başlamalı. Eğer endişe verici bir şey fark ederlerse mamografi çektirmelerine gerek yok. Genç bir kadın için basit bir ultrason herhangi bir sorunun tespit edilmesi için yeterlidir.

Bağırsak kanseri oranları da, bilinmeyen nedenlerle genç yetişkinler arasında artıyor.

Ancak olası risk faktörleri arasında yüksek oranda işlenmiş et tüketimi, alkol, hareketsiz yaşam tarzı ve artan obezite oranları yer alıyor.

dfvfde
Bağırsak kanserini tespit etmek için yapılan tıbbi muayene (Reuters-Arşiv)

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, 2020 yılında bağırsak kanserini 50 yaşın altındaki erkeklerde en ölümcül kanser türü, aynı yaş grubundaki kadınlar arasında ise üçüncü en ölümcül kanser türü olarak listeledi. 

Melanom (cilt kanseri) aynı zamanda genç yetişkinlerde, özellikle de kadınlarda teşhis edilen en yaygın kanserlerden biri.

Dr. Ansell, “Yeni bir ben varsa veya cildinizde bir şey ortaya çıkıyorsa, bunu hemen kontrol ettirmenizi tavsiye ederim” dedi.

50-74 yaş

Hem erkekler, hem de kadınlar, orta yaşta büyük hormonal değişimler yaşarlar ve bu da çeşitli kanserlere karşı hassasiyeti tetikleyebilir.

Menopoza 55 yaşından sonra geç başlayan kadınlar, kanser için bir risk faktörü olan hücre üretiminin artmasına neden olan östrojene daha fazla maruz kaldıkları için endometriyal, yumurtalık ve meme kanserine yakalanma riski belirgin şekilde daha fazladır.

Benzer şekilde, 50’li ve 60’lı yaşlarında aşırı kilolu olan menopoz sonrası kadınlarda bu kanserlere yakalanma riski daha yüksektir, çünkü vücut östrojeni vücut yağından elde edebilir.

Bu yaş grubundaki aşırı kilolu erkeklerin agresif prostat kanserine yakalanma olasılıkları da daha yüksektir. Çünkü prostat çevresindeki aşırı yağ katmanları, büyüyen kanser hücreleri için bir besin kaynağı görevi görür.

Imperial College London’daki araştırmacılar, İngiltere’deki ortalama 55-64 yaş arası bir erkeğin vücut kitle indeksini 18,5 ila 24,9 arasındaki ideal aralığa düşürmesi durumunda, yılda bin 300 daha az prostat kanseri kaynaklı ölüm gerçekleşeceğini tahmin ediyor.

Dr. Ahmed, bu yaş aralığındaki kadın ve erkekler için mamogramlardan yumurtalık kanseri için CA125 kan testine kadar çeşitli testlerin mevcut olduğunu bildirdi. 

Dr. Perna ise şu ifadeleri kullandı;

İngiltere’de prostat kanseri için bir tarama programı yok. Bu yüzden aile öyküsü, siyah etnik köken veya Yahudi olmak gibi bilinen herhangi bir risk faktörüne sahip olan her erkeğin 45 ve 50 yaşından itibaren pratisyen hekimden PSA testi yaptırması gerektiğini söylüyoruz.

Araştırmaya göre, akciğer kanseri de orta yaşta daha sık görülmeye başlıyor.

Bu kanser türü, 50-74 yaş arası erkeklerde kanser vakalarının yüzde 12’sini, bu yaş aralığındaki kadınlarda ise yüzde 13’ünü oluşturuyor.

sdv
Akciğer kanseri orta yaşlarda daha sık görülüyor (Reuters-Arşiv)

Royal Marsden Hastanesi, halihazırda sigara içen veya son 15 yılda sigarayı bırakan 50 yaş üstü herkesin, akciğer kanseri taraması için yıllık özel düşük doz bilgisayarlı Tomografi (BT) taraması yaptırmasını öneriyor.

İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), Haziran 2023’ten bu yana, hastalık riski yüksek olan 55-74 yaş arası kişileri belirleyen ulusal bir program olan, hedefe yönelik bir akciğer sağlığı kontrol programını (TLHC) uygulamaya başladı.

Ancak Dr. Perna, taramaların tespit edebileceğinin hala bir sınırı olduğunu, bu nedenle en iyi seçeneğin mümkün olan en kısa sürede sigarayı bırakmak olduğuna dikkat çekerek, şunları ekledi;

Bu taramalarda yalnızca büyük tümörleri tespit edebilirsiniz, ancak küçük tümörleri gerçekten tespit edemezsiniz. Dolayısıyla sigara içmemek hala en iyi korunma yöntemidir.

75 yaş ve üzeri

Genel olarak kanser teşhisleri yaşla birlikte daha yaygın hale gelse de bu, hastalığın her türü için geçerli değildir.

Onkologlar, 75 yaşından sonra gelişen kanserlerin, bazen kötü yaşam tarzı alışkanlıklarının bir sonucu olarak, yaşam boyunca birikmiş DNA hasarıyla büyük ölçüde bağlantılı olduğunu söylüyor.

Erkeklerde mesane ve prostat tanıları oldukça yaygın olmakla birlikte, 75 yaş üstü kadınlarda görülen kanser tanılarının yüzde 21’ini meme kanseri oluşturuyor.

Ancak akciğer ve bağırsak kanseri de oldukça yaygın olmaya devam ediyor.

vbdfe
Sigara içmemek hala akciğer kanserini önlemenin en iyi yolu (Reuters-Arşiv)

Dr. Ansell açıklamasına şu ifadelerle devam etti;

Akciğer kanserinde, eğer sigara içiyorsanız, düzenli olarak birçok kanserojenin solunması söz konusudur. Mesane kanserlerinde ise, idrarla dışarı attığınız çeşitli maddeler olabilir, bu da mesane astarının uzun süreli tahrişine neden olarak sizi riske atabilir. Bağırsak kanseri hakkında öğrenecek çok şeyimiz var, ancak yaşam boyu süren beslenme alışkanlıkları sonuçta bir fark yaratabilir.

Doktor ayrıca, ailesinde bağırsak kanseri öyküsü olan herkesin kolonunun sağlığını incelemek için kolonoskopi taraması yaptırması gerektiğini söyledi.

Bilinmeyen nedenlerle, erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha fazla görülen bir hastalık olan mesane kanseri için de çeşitli testler mevcut.

Aile geçmişinden veya kanında idrar çıkması gibi endişe verici semptomlardan endişe duyan herkes, esnek sistoskopi adı verilen, lokal anestezi ve mesanenin iç yüzeyini incelemek için üretradan ince bir tüpün yerleştirilmesini içeren bir testten geçebilir.

Ancak genel olarak bakıldığında, yaşlanmanın birkaç avantajından biri, herhangi bir kanser türü teşhisi konduğunuzda bunun muhtemelen daha az agresif olmasıdır. 

Dr. Perna, “NHS Meme Tarama Programı’nın 70 yaşında durdurulmasının nedenlerinden biri, bu yaşta meme kanseri tanısı alan herhangi bir kadının agresif kansere yakalanma olasılığının daha düşük olması” dedi.

Doktor ayrıca, 75 ya da 80 yaşında, çok agresif bir hastalığa yakalanma olasılığının çok daha düşük olduğunun da altını çizdi.


Cezayir Camisi Ramazan ayına kadar tam olarak faaliyete geçecek

Cezayir Camiisi (Cami’nin Facebook’taki resmi sayfası)
Cezayir Camiisi (Cami’nin Facebook’taki resmi sayfası)
TT

Cezayir Camisi Ramazan ayına kadar tam olarak faaliyete geçecek

Cezayir Camiisi (Cami’nin Facebook’taki resmi sayfası)
Cezayir Camiisi (Cami’nin Facebook’taki resmi sayfası)

Başkentin doğu tarafında Cezayir Camisi’nin çevresindeki mahalle sakinleri, cami yönetiminin, açılıştan yaklaşık 4 yıl sonra bu Ramazan ayının başlamasından itibaren teravih namazı için caminin kapılarını açma kararı almasını sevinçle karşıladı.

Cami yönetiminin başkanı Şeyh el-Me’mun el-Kasimi’nin açıklamalarına göre, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, hükümetin ‘mutedil dini anlayışın sembolü’ olarak görmek istediği büyük mabedin tüm tesislerindeki çalışmaların başlatılmasını denetledi. Cami yakınındaki Dahliyye mahallesinden İmad Süleymani, Şarku’l Avsat’a, hükümetin ‘nihayet bu yıl Ramazan ayından itibaren Cuma ve Teravih namazlarının camide kılınması yönündeki talebi kabul ettiğini, bu dini ve ilmi yapının İslam dünyasındaki önemi göz önünde bulundurulduğunda günlük ibadetlerle sınırlandırılmasının makul olmadığını’ söyledi. İbadet alanının 28 Ekim 2020’de Cumhurbaşkanı Tebbun tarafından açılmasından bu yana, başkentte çok sayıda vatandaş, ‘Cuma namazı ve teravih namazlarının cami faaliyetlerine dahil edilmemesini’ protesto etmek için Diyanet İşleri Bakanlığı’na defalarca mektup gönderdi. Hükümet, Cezayir Camisi’nin son dönemde kapatılmasının nedeninin ‘tesislerin inşaatının tamamlanmamış olması ve idaresindeki çalışan ve işçi sayısındaki eksiklikten kaynaklandığını’ belirtti. Tebbun pazar günü Cezayir Din İşleri Bakanı Yusuf Bilmehdi, İskan Bakanı Tarık Belaribi ve Şeyh el-Mamun el-Kasimi ile minarenin 23’üncü katında bulunan İslam Medeniyeti Müzesi’ni ziyaret etti. Bakan rütbesindeki caminin müdürü basına, “Cezayir Camii, Cezayir’in dini otoritesinin müstahkem bir kalesidir” dedi. Dini kurumun tüm kanatlarının ve tesislerinin açılmasının ‘Cezayir için bir gurur ve İslam ulusu için bir kazanç’ olduğunu vurguladı. Cezayir Camisi yönetim ofisi müdürü ve din işleri araştırmacısı Bouzid Bumedyen, Şarku’l Avsat’a cami hakkında ‘Sadece ibadet yeri değil, aynı zamanda bilimsel ve bilişsel bir kurum. Cami yönetiminin müdürü, caminin bilim ve din elitlerinin yüksek düzeyde mezun olacağı bir üniversite haline gelmesi için burada bir doktora bölümü kurmayı planlıyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca “Seçkin, elit bir eğitim sağlayacağını ve bunun da ötesinde uluslararası bir manevi ve bilimsel yapı olacağını” belirtti.

rgbtn
Cezayir Camiisi’ndeki ibadet yeri (Cami’nin Facebook’taki resmi sayfası)

Camide çeşitli İslami dini ilimlerdeki el yazmalarının yanı sıra Cezayirli alimler tarafından yazılan Kur’an-ı Kerim nüshaları da bulunuyor. 30 hektarlık bir alanın 400 bin metrekaresi 12 binaya ayrılıyor. 20 bin metrekarelik bir alana sahip olan ibadethane 120 binden fazla kişiyi ağırlayabilecek kapasitede bulunuyor. Salon, kendine özgü mermer desteklerle süslendi ve Şeyh el-Kasimi’ye göre ‘otantik Cezayir dekorasyonunu yansıtan’ sanatsal dokunuşlara göre mermer ve çok renkli alçıdan yapılmış bir mihrap içeriyor. Kasimi Cezayir Camisi’nin ibadethanesi ve çeşitli binalarının dekorasyonunun 6 kilometrelik hat sanatıyla yapıldığını belirtti. Caminin dekanlığı, sosyal medya hesaplarında caminin ‘Afrika’nın en büyük, dünyanın ise en büyük üçüncü camisi’ olduğunu söyledi. Aynı zamanda çok işlevli bir minare olarak kabul edilen mimari karakteri, modernlik ve sadeliği birleştiren, ‘265 metre uzunluğunda ve 60 metre genişliği ile dünyanın en büyük minaresini’ içeriyor. Minare, 15’i Cezayir’in tarihini anlatan müzeye ayrılmış 43 kattan oluşuyor. 10 katta mağazaların yanı sıra dini araştırmalar için bir merkez bulunuyor. Minarenin tepesinde başkentin ve körfezin panoramik manzarasını sunan bir teleskop yer alıyor. Camide ayrıca bir kültür merkezi ve bir milyon kitabın olduğu bir kütüphane de dahil olmak üzere başka alanlar da bulunuyor. Helikopterlerin inmesi için bir alan ve iki katlı inşa edilmiş, 4 bin arabayı barındırabilecek bir garajda yer alıyor.


20 milyar dolarlık hazineyle 1708'de batan İspanyol kalyonunun peşine düşüldü

İspanyol kalyonu San Jose, 1708'de gerçekleşen savaşta battı (Kolombiya Donanması)
İspanyol kalyonu San Jose, 1708'de gerçekleşen savaşta battı (Kolombiya Donanması)
TT

20 milyar dolarlık hazineyle 1708'de batan İspanyol kalyonunun peşine düşüldü

İspanyol kalyonu San Jose, 1708'de gerçekleşen savaşta battı (Kolombiya Donanması)
İspanyol kalyonu San Jose, 1708'de gerçekleşen savaşta battı (Kolombiya Donanması)

Kolombiya hükümeti, 1708'de Karayipler'de batan bir İspanyol gemisinin 20 milyar dolar değerinde altın, gümüş ve zümrüt içeren batık hazineye sahip olabileceğini söyledi ve bu efsanevi kalyonu keşfetme planlarını açıkladı.

Kolombiya hükümeti, "gemi enkazlarının kutsal kasesi" unvanı verilmiş San Jose kalyonunun enkazını araştırmak üzere hükümet tarafından düzenlenen bir keşif gezisi başlattığını belirtti.

Tarihi kayıtlar, geminin Güney Amerika'daki İspanyol kolonilerinden toplanan, 100'den fazla çelik sandık dolusu zümrüt, milyonlarca altın ve gümüş sikke de dahil bir servet taşıdığını öne sürüyor. 

1698'de denize indirilen gemi, Yeni Dünya'dan İspanya Kralı V. Philip'in sarayına giderken Cartagena'nın güneyindeki Barú Adası açıklarında bir savaşta batmıştı. Değerli eşya yüklü gemi, bunları kraliyet hazinesi için taşıyordu.

Tarihçiler geminin Barú yakınlarında bir İngiliz filosuyla karşılaştığını ve ardından çıkan savaşta efsanevi kalyonun barut depoları patlayarak gemiyi yok ettiğini ve 500'den fazla mürettebatın hayatını kaybettiğini söylüyor.

Woods Hole Oşinografi Enstitüsü'nün daha önce yaptığı bir keşif gezisi 2015'te batık kalyonun yerini tespit etmişti ancak hazinenin kurtarılması için henüz bir girişimde bulunulmadı.

Kolombiya cuma günü yaptığı açıklamada, bu kalyonu araştırmak için sadece 2024'te yaklaşık 4,5 milyon dolar yatırım yapacağını söyledi.

Hükümet, amatör hazine avcılarını caydırmak için keşif gezisinin yerini gizli tutuyor.

San Jose kalyonu enkazının Kolombiya Donanması tarafından yayınlanan videosundan bir görüntü (Kolombiya Donanması)
San Jose kalyonu enkazının Kolombiya Donanması tarafından yayınlanan videosundan bir görüntü (Kolombiya Donanması)

Araştırmacılar, yaklaşık 600 metre derinlikteki gemi enkazının etrafındaki suyu keşfetmek için yeni teknoloji kullanmayı umuyor.

Şimdiye kadar okyanus bilimciler, kalyonun içindekileri çıkarmanın en iyi yollarını anlamak için deniz derinliği analizini ve okyanus yatağının toprak çalışmalarını kullandı.

Hükümet, nisan ve mayıs arasında batık geminin yüzeyinden hazinenin bir kısmını çıkarmak için su altı robot teknolojisini kullanmayı planlıyor.

Bu, geminin diğer kısımlarındaki hazinenin sudan çıktığındaki durumunun belirlenmesini de sağlayabilir. 

Geminin keşfi, İspanya'nın ödülün kendilerine ait olduğunu iddia etmesi ve Bolivya'nın hazinelerin, İspanyol sömürgeciler tarafından değerli metaller için madencilik yapmaya zorlanan yerli Qhara Qhara ulusuna ait olduğunda ısrar etmesiyle, geminin velayetiyle ilgili bir çekişmeyi ateşlemişti. 

Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, enkazı kurtarmak ve ülke içinde kalmasını sağlamak için hükümetin kendi kaynaklarını kullanmak istiyor.

Yetkililer, keşif gezisinin batık hazineyi keşfetmekten çok kültürel nedenlerle planlandığını ve asıl amacın gemi batmadan önce gemideki yüzlerce kişinin hayatını anlamak olduğunu söyledi. 

Kolombiya Kültür Bakanı Juan David Correa, Associated Press'e yaptığı açıklamada "Gerçek hazine tarihtir" dedi.

Independent Türkçe


Meksikalı bakan, Meksika-Tokyo-İstanbul hattında "en uzun seyahat canlı video yayını" rekorunu kırdı

Doğal afetler konusunda farkındalık uyandırmak amaçlı seyahatiyle Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeye hak kazanan Meksika Turizm Bakanı Miguel Torruco Marques (AA)
Doğal afetler konusunda farkındalık uyandırmak amaçlı seyahatiyle Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeye hak kazanan Meksika Turizm Bakanı Miguel Torruco Marques (AA)
TT

Meksikalı bakan, Meksika-Tokyo-İstanbul hattında "en uzun seyahat canlı video yayını" rekorunu kırdı

Doğal afetler konusunda farkındalık uyandırmak amaçlı seyahatiyle Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeye hak kazanan Meksika Turizm Bakanı Miguel Torruco Marques (AA)
Doğal afetler konusunda farkındalık uyandırmak amaçlı seyahatiyle Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeye hak kazanan Meksika Turizm Bakanı Miguel Torruco Marques (AA)

Meksikalı Bakan Marques, ülkesinin turistik destinasyonlarını tanıtmak, kasırganın vurduğu Acapulco'nun ayağa kaldırılmasına katkıda bulunmak ve dünya çapında doğal afetlerin sebep olduğu yıkımlar hakkında farkındalık oluşturmak üzere 21 Şubat'ta "en uzun seyahat canlı video yayını"nı yapmak üzere yola çıktı.

Türk Hava Yolları (THY) ve All Nippon Hava Yolları'nın desteğiyle gerçekleştirilen girişimin canlı yayını, Meksika Turizm Bakanlığının sosyal medya hesaplarından yayımlandı.

Marques'in, 23 Şubat'ta tamamladığı, Guinness yetkilileri tarafından değerlendirilen 55 saatlik "en uzun seyahat canlı video yayını"nın 40 saat 2 dakika 20 saniyesi onaylandı ve daha önce Filipinler'de cep telefonuyla kaydedilen 26 saat 15 dakika 29 saniyelik rekoru geride bıraktığı açıklandı.

Böylece Guinness Rekorlar Kitabı'na girmesine ilişkin sertifikasını alan Marques'in farkındalık oluşturma girişimi başarıyla sonuçlandı ve ülkesinin rekora imza atmasını sağladı.

Sınırlı dünya turunda geçen yıl yıkıcı depremlerin yaşandığı Japonya ve Türkiye'yi ziyaret eden, bu kapsamda İstanbul'a gelen Marques, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Ülkesinde 25 Ekim'de Acapulco Limanı'nı yerle bir eden çok büyük bir kasırganın yaşandığını belirten Marques şunları dile getirdi:

Acapulco, sanatçıların, devlet başkanlarının, dünyaca ünlü kişilerin tatil yaptığı, adımızı uluslararası çapta duyuran, turizmin en çok geliştiği yerlerden biriydi. Acapulco, yerle bir oldu ve biz de Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador'un talimatlarını izleyerek özel sektörle beraber tüm yetkililer olarak Acapulco'nun yeniden doğuş sürecini bir dizi eylemle başlattık. Bu kapsamda bu yıl 48'incisi Acapulco'da 8-12 Nisan tarihlerinde düzenlenecek Turistik Tianguis (Meksika'da her yıl düzenlenen turizm fuarı) Festivali için hazırlıklar başladı.

Rekor rotasını niçin İstanbul'dan geçirdiğini anlatan Marques, çok güzel ve tarihi bir şehir olduğunu söyledi.

Marques, "Bu dünya turunda 21 Şubat'ın ilk saatlerinde Meksika'dan yola çıktık. Tokyo'ya vardık ve doğal afetlerden zarar görmüş bir tapınağı ziyaret ettik ve anma töreni düzenledik. Tokyo'da sadece 1,5 saat kaldık anma töreni için. Acapulco'yu yeniden ayağa kaldırmak için Tokyo'dan İstanbul'a, bu dünya turunda payı olan THY ile geldik. Doğal afetlerden zarar gören Türk topraklarına adım atmak önemliydi." diye konuştu.

Kendilerini İstanbul'da Meksika'nın Ankara Büyükelçisi Jose Luis Martinez y Hernandez'in karşıladığını belirten Marques, "en uzun seyahat canlı video yayını"nı yaptıklarını söyledi.

Marques, çeşitli basın kuruluşlarını Meksika'ya davet ettiklerini dile getirerek, THY'ye hem rekora imza attıkları seyahate sponsor olduğu hem de Meksika'ya uçuş sayısını artırdığı için teşekkür etti.

Meksika heyeti temmuzda Türkiye'yi ziyaret edecek

Turizm kapsamında Türkiye-Meksika ilişkilerine de temas eden Marques, temmuzda Türk turistlerle yakından ilgilenen çok sayıda eyaletin turizm yetkilileriyle Türkiye'ye bir ziyaret daha gerçekleştireceklerini, tur operatörleri ve hava yolu şirketleriyle görüşeceklerini, turistik destinasyonlarını tanıtmak için etkinlik düzenleyeceklerini anlattı.

Marques, "Hem Türkiye hem Meksika, dünya çapında turizm alanında ilk 10'dayız. Ekonomi için son derece önemli bir aktiviteyi geliştirmeyi bilen böyle büyük bir ülkede olmak bir ayrıcalıktır." şeklinde konuştu.

Uzmanlara iklim değişikliğiyle ilgili çağrıda bulunan Marques, şunları söyledi:

Acapulco'yu harap eden bu kasırga 1'inci kategoriyle başladı ve katlanarak gitti. Farklı ülkelerden bilim adamları bile niçin 1'inciden 3'üncü ve 5'inci kategoriye yükseldiğini belirleyemediler. Çok dikkatli olmak gerekiyor çünkü bu ne Meksika'da meydana gelen ilk ne de dünya çapında son sıra dışı doğa olayı olur. Bu yüzden çevreyi en iyi koruyan, tarihi, kültürel ve gastronomik kimliğini muhafaza eden ülkeler, turizm konusunda ilerleyen ve güçlenenler olacaktır.

Marques, anlaşmaların her zaman turizm faaliyetlerini artırdığını, Meksika Devlet Başkanı Obrador'un 2019'da bağlantı kurmaya yoğunlaştığını ve 2019’da Cancun'dan İstanbul'a direkt uçuşların başladığını kaydetti.

İki ülke arasındaki turizm faaliyetlerine ilişkin veriler paylaşan Marques, şöyle devam etti:

Geçen yıl yani 2023'te 37 bin 813 Türk, turistik Meksika'yı ziyaret etti, 42 milyon 576 bin dolar harcadılar. Türkiye ile Meksika arasında gidiş geliş yaklaşık 151 bin yolcu taşıyan 1042 uçuş gerçekleşti. THY'nin uçuşlarında Meksikalılar yüzde 39,3, Türkler yüzde 17, Ruslar yüzde 12,1, Hindistanlılar yüzde 5,3, Çinliler yüzde 3,1, İsrailliler yüzde 1,8, ABD'liler yüzde 1,6 doluluk oranı gösterdi.

Türkiye'deki dizi ve sinema sektörünün ülkenin güzelliklerini sergileyen yapımlarla uluslararası düzeyde önemli bir başarıya imza attığını vurgulayan Marques, "Türkiye'nin dünya çapında yetenek sahibi ve örnek olan sinema sektörünü tebrik ediyorum." dedi.

Marques, "Bunu, ülkemizin olumlu yönlerini öne çıkarmak için bizim de yapmamız gerekiyor." dedi.


Ünlü K-pop yapımcısı ölü bulundu

Lee daha önce intihalle de suçlanmıştı (AP)
Lee daha önce intihalle de suçlanmıştı (AP)
TT

Ünlü K-pop yapımcısı ölü bulundu

Lee daha önce intihalle de suçlanmıştı (AP)
Lee daha önce intihalle de suçlanmıştı (AP)

Shinsadong Tiger ismiyle bilinen ünlü K-pop bestecisi ve yapımcısı Lee Ho-yang cuma günü ölü bulundu.

Seul polisinden yapılan açıklamada, 40 yaşındaki Lee'nin stüdyosunda ölü bulunduğu belirtilirken, ölüm sebebine dair bir detay verilmedi.

Güney Kore basınında yer alan haberlerde yakınlarının Lee'yi stüdyosında yere yığılmış şekilde bulduğu ve ardından yetkilileri aradıkları kaydedildi.

Lee son 10 yılda, Roly Poly, NoNoNo, Up&Down ve Bboom Bboom gibi ünlü K-pop şarkılarının yapımcılığını üstlenmişti.

2011 AB Entertainment isimli yapım şirketini kuran Lee Ho-yang, 2017'de mali zorluklar yaşayarak iflas başvurusunda bulunmuştu.

Mahkeme, Lee'nin borçlarının yüzde 70'ini 10 yıl içinde ödemesini öngören bir yapılandırma planını kabul etmiş, Lee de o dönem sahip olduğu telif haklarının bir kısmını elden çıkarmıştı.

K-pop tarihinin en çok dinlenen şarkılarına imzasını atmasına rağmen Lee'nin son dönemde çalışacak yeni sanatçılar bulmakta zorlandığı belirtiliyordu.

Güney Koreli yapımcının ölümünden önce mali olarak yine zor duruma düştüğü ve son dönemde bir arkadaşından borç istediği öne sürüldü.

Lee Ho-yang, son aylarda hayatını kaybeden ikinci Güney Koreli ünlü oldu.

Aralıkta, Oscar ödüllü Parazit filmindeki rolüyle de bilinen Lee Sun-kyun arabasında ölü bulunmuştu. İntihar ettiği düşünülen ünlü aktör, uyuşturucu kullanımı iddiasıyla polis tarafından soruşturuluyordu.

Independent Türkçe


Norovirüs hakkında ne biliyoruz nasıl korunabiliriz?

Hastalığa yılın herhangi bir zamanında yakalanabilirsiniz ancak soğuk aylarda yakalanma ihtimaliniz daha fazla (Reuters)
Hastalığa yılın herhangi bir zamanında yakalanabilirsiniz ancak soğuk aylarda yakalanma ihtimaliniz daha fazla (Reuters)
TT

Norovirüs hakkında ne biliyoruz nasıl korunabiliriz?

Hastalığa yılın herhangi bir zamanında yakalanabilirsiniz ancak soğuk aylarda yakalanma ihtimaliniz daha fazla (Reuters)
Hastalığa yılın herhangi bir zamanında yakalanabilirsiniz ancak soğuk aylarda yakalanma ihtimaliniz daha fazla (Reuters)

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinden (CDC) alınan son verilere göre, kusma ve ishale neden olan oldukça bulaşıcı bir hastalık olan norovirüs vakaları son zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeydoğusunda artış gösterdi.

Gözetim verileri, norovirüs enfeksiyonlarının kış aylarında tipik olarak yaptığı gibi, ülke çapında pozitif test sonuçlarında bir artış olduğunu gösteriyor ancak kuzeydoğu eyaletleri özellikle ağır etkilendi.

Şarku’l Avsat’ın Health web sitesinden aktardığı habere göre Norovirüs hakkında bilmeniz gerekenler ve kendinizi hastalığa yakalanmaktan korumanın en iyi yolları işte bunlar:

Buffalo Üniversitesi'nde bulaşıcı hastalıklar bölümü profesörü ve şefi olan Thomas Russo'ya göre, norovirüs vakalarındaki mevcut artış endişe verici olsa da yılın bu dönemi için tipiktir. Hastalığa yılın herhangi bir zamanında yakalanabilirsiniz ancak soğuk aylarda yakalanma ihtimaliniz daha fazla. Health'e konuşan Russo, "Hastalık genellikle Kasım'dan Nisan'a kadar yayılıyor ancak genellikle Ocak ayında zirveye ulaşıyor" dedi.

Norovirüs oldukça bulaşıcı olarak kabul edilir çünkü bir kişiye hastalığı bulaştırmak için sadece 100'den az miktarda partikül gerekir. Norovirüs ile enfekte olan bir kişi dışkı ve kusmukla milyarlarca virüs partikülü saçabilir.

Virüs enfeksiyonu genellikle kış aylarında insanların yakın yerlerde bulunmasıyla birleşerek vakalarda artışa neden olmaktadır. Johns Hopkins Sağlık Güvenliği Merkezi'nde kıdemli bir akademisyen olan bulaşıcı hastalık uzmanı Dr. Amesh A. Adalja, Health'e konuştu: "Her türlü sosyal etkileşim sizi bu hastalığa sahip insanlarla temas ettirecektir."

Çoğu zaman virüs, hasta bir arkadaşa veya aile üyesine bakmak gibi enfekte bir kişiyle doğrudan temas yoluyla yayılır. Ayrıca, kontamine yiyecekleri yemek veya kontamine sıvıları içmek (bu genellikle restoranlarda olur), enfeksiyon partikülleri içeren yüzeylere dokunmak ve ardından yüzünüze veya ağzınıza dokunmak veya hasta bir kişiyle bardak veya mutfak eşyalarını paylaşmak yoluyla da bulaşır.

Kendinizi ve başkalarını nasıl koruyabilirsiniz?

Russo, norovirüsün "şu anda neredeyse her yere" yayıldığını söylese de uzun süre bu şekilde kalmayacağını umuyor.

Ne olacağını tahmin etmek imkansız olsa da uzmanlar, bahara girerken ABD genelinde artan sıcaklıkların virüsün yayılmasını yavaşlatmaya yardımcı olabileceğini öne sürdü.

Bu arada, kendinizi enfeksiyondan korumanın en iyi yolu iyi hijyen  ve belki de hijyene normalden daha fazla dikkat etmek.

Adalja, "Ellerinizi iyice yıkayın" önerisinde bulunuyor çünkü ona göre el dezenfektanı norovirüse karşı pek işe yaramıyor.

Adalja ayrıca virüs tipik olarak yemek servisi çalışanları tarafından bulaştığından bölgenizde vakalar özellikle yüksekse restoranlarda yemek yemekten kaçınmak isteyebileceğinizi söyledi.

Bulaşıcı hastalıklar konusunda uzmanlaşmış bir doktor ve Vanderbilt Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde profesör olan William Schaffner, evinizdeki birine "norovirüs" bulaşmışsa, kirlenmiş yüzeyleri çamaşır suyu solüsyonu kullanarak iyice temizlemenin önemli olduğunu açıkladı. Kapı kolları ve uzaktan kumandalar gibi sık dokunulan diğer yüzeylerin de temiz tutulması tavsiyesinde bulundu.

Resmi bir tavsiye olmasa da Russo, hasta bir kişiye bakarken maske ve eldiven takmanın yardımcı olabileceğini, çünkü virüsün kusma sırasında damlacıklar ve partiküller yoluyla yayılabileceğini sözlerine ekledi.

Russo, norovirüs için özel bir tedavi olmadığını, ancak hastalanırsanız bol su içmenin önemli olduğunu açıkladı.

Kusma ve ishal yoluyla çok fazla sıvı kaybederseniz, susuz kalabilirsiniz ve rehidrate olmak için intravenöz (IV) sıvılara ihtiyaç duyabilirsiniz.

Kendinizi daha iyi hissetmeye başladıktan sonra iki haftaya kadar virüsü yaymaya devam edebileceğiniz için el yıkama hastalar için de önemli bir tavsiyedir. Norovirüs ile enfekte olmuş kişiler, semptomlar durduktan sonra en az 48 saat boyunca başkalarıyla yakın etkileşimde bulunmamalıdır (yemek hazırlamak, sağlık hizmeti vermek de dahil)

Schaffner, çoğu insanın virüsten nispeten hızlı bir şekilde kurtulmasına rağmen, enfeksiyonun hala çok küçük çocuklarda veya yaşlılarda ciddi hastalıklara veya ölüme neden olabileceğini söyledi.

Ayrıca emetofobi olarak bilinen yoğun kusma korkusu olan kişiler de var ve bu kişiler kusmaları ya da kusan birinin yanında bulunmaları halinde büyük sıkıntı yaşayabilirler.


Gizemli şekilde kaybolan kömür gemisi 120 yıl sonra bulundu

Nemesis'in batmadan önce yapılan bir çizimi (CSIRO)
Nemesis'in batmadan önce yapılan bir çizimi (CSIRO)
TT

Gizemli şekilde kaybolan kömür gemisi 120 yıl sonra bulundu

Nemesis'in batmadan önce yapılan bir çizimi (CSIRO)
Nemesis'in batmadan önce yapılan bir çizimi (CSIRO)

1904'te gizemli bir şekilde kaybolan SS Nemesis isimli kömür gemisi 120 yıl sonra Avustralya açıklarında bulundu.

Geminin enkazının, kayıp kargosunu arayan bir şirket tarafından okyanus dibinde yanlışlıkla bulunduğu belirtildi.

SS Nemesis ve 32 mürettebatı, 9 Temmuz 1904'te Birleşik Krallık'ın Newcastle kentinden kömür yüklü şekilde yola çıkmıştı.

73 metre uzunluğundaki geminin varış noktası Melbourne'dü ancak SS Nemesis yolculuk sırasında kayboldu. Gemi son olarak Sidney'in güneyindeki Wollongong kasabasının açıklarında dalgalarla boğuşurken görülmüştü.

Takip eden haftalarda gemideki Avustralya, Britanyalı ve Kanadalı mürettebattan bazılarının cesetleri, gemi enkazından parçalarla birlikte karaya vurmuştu.

O dönem kamuoyunun yoğun ilgisine rağmen SS Nemesis'in enkazına ulaşılamamıştı.

Ancak 2022'de Sidney açıklarında kayıp kargo konteynerları arayan bir şirket okyanusun dibinde geminin enkazına denk geldi.

SS Nemesis'in kıyıdan 26 kilometre uzakta ve 160 metre derinlikte bulunduğu kaydedildi.

İngiliz Milletler Topluluğu Bilim ve Sanayii Araştırmaları Örgütü (CSIRO) ağır hasarlı geminin eski fotoğrafları ve çizimleriyle su altında çekilen fotoğrafları karşılaştırarak enkazın SS Nemesis'e ait olduğunu teyit etti.

Keşfi yapan şirketin genel müdürü Ed Korber, "Bu enkazı bulmak kesinlikle büyük bir onur. Nihayet kayıp mürettebatın ailelerine bir son sunulabilecek" dedi.

Independent Türkçe


Yaşam tarzı değişiklikleri genlerin kalp hastalığına etkisini azaltıyor

Kan basıncını ölçen cihaz (Reuters)
Kan basıncını ölçen cihaz (Reuters)
TT

Yaşam tarzı değişiklikleri genlerin kalp hastalığına etkisini azaltıyor

Kan basıncını ölçen cihaz (Reuters)
Kan basıncını ölçen cihaz (Reuters)

Avrupa Önleyici Kardiyoloji Dergisi’nde (European Journal of Preventive Cardiology) yayınlanan ve Norveç’te yapılan bir araştırma, yüksek tansiyonla ilişkili genlerin erken çocukluktan itibaren etkilediğini ve yaşla birlikte kardiyovasküler hastalık riskini artırdığını ortaya çıkardı. Bununla birlikte hastalık riskini önemli ölçüde azaltacak yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlar ile önlemler alınarak bu genetik riskin üstesinden gelinebileceği de kanıtlandı.

Yüksek tansiyon, kalp krizi ve felçlerin önde gelen nedeni iken, kardiyovasküler hastalıklar Norveç'te ikinci en yaygın ölüm nedeni olarak 2022’deki tüm ölümlerin yüzde 23’ünü oluşturdu. Çoğu durumunda yüksek tansiyonun doğrudan tıbbi nedeni hala bilinmiyor ancak araştırmalar genlerimizin önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Bir kişinin yüksek tansiyona yakalanma riskinin ne kadar olduğunu öğrenmek için araştırmacılar, geniş popülasyon çalışmalarından elde edilen genetik verileri kullandılar ve bununla açıkça bağlantılı olan yaklaşık bin 500 genetik varyantı belirledi.

Genetik varyantların tanımlanmasının önemini incelemek için, araştırma sırasında araştırma ekibi, doğumundan 20’li yaşlarına kadar yaklaşık 14 bin çocuğa ilişkin verileri inceledi ve kan basıncıyla ilişkili genetik riskleri en yüksek olan çocukların kan basıncı düzeylerini, en düşük risk seviyesindeki akranlarıyla karşılaştırdı.

Araştırmacılar, ilk gruptaki ortalama kan basıncının üç yaşından itibaren ne kadar yüksek olduğunu tespit etti. Bu fark çocuklukları boyunca devam etti ve yetişkinlikte daha belirgin hale geldi.

Katılımcıların risk puanları ve sağlık verileri karşılaştırıldığında, yüksek tansiyona genetik yatkınlığı olan grubun, yaklaşık 37 yaşından 70 yaşına kadar takip ettiklerinde, yaşamları boyunca yüksek tansiyona yakalanma riskinin diğer gruba göre daha yüksek olduğu tespit edildi. Farklılıkların devam ettiğini ve farklı hastalık risklerine yol açtığı gözlemlendi.

Öte yandan araştırmacılar, yaşam tarzını değiştirme ve tansiyonu düşüren ilaçlar kullanma gibi önlemlerin alınması durumunda hastalık riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini ve daha olumlu sonuçlar elde edilebileceğini ortaya çıkardı.

Araştırmanın baş araştırmacısı Carsten Aufreitveit “Kan basıncını düşük seviyede tutarak, genetik risk puanı yüksek olan kişiler hastalık riskini azaltabilir. Kan basıncının kontrolü genlerden daha önemli gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

Yaşam tarzı değişikliği sağlıklı bir diyeti takip etmeyi içeriyor. Tuz, radyoaktif yağ ve kolesterol alımını azaltmak, daha fazla meyve, sebze ve tam tahıl yemeye, düzenli egzersiz yapmaya, sağlıklı kiloyu korumaya, sigarayı bırakmaya ve stresi azaltmaya dayanıyor.


Hafızanızın sağlığı için kaçınmanız gereken 4 alışkanlık

Hafızanızın sağlığı için kaçınmanız gereken 4 alışkanlık
TT

Hafızanızın sağlığı için kaçınmanız gereken 4 alışkanlık

Hafızanızın sağlığı için kaçınmanız gereken 4 alışkanlık

Pek çok kişi yaşlandıkça hafızasının kötüleşeceğinden ve unutkanlığın artacağından korkuyor. Neyse ki bu aşamaya gelmemek için uzak durulması gereken alışkanlıklar bulunuyor.

California Üniversitesi’nden sinir bilimi profesörü Charan Ranganath CNBC’ye verdiği röportajda “25 yıldır nöroloji ile ilgileniyorum ve bana en çok ‘Yaşlandıkça bir aptal mı olacağım?’ sorusu soruluyor” ifadelerine yer verdi.

Ranganath “Bu soruyu soranları suçlamıyorum çünkü birçoğumuz zamanla önemli birçok şeyi unutuyoruz. Bu durumdan kaçınmak için zamanla hafızaya zarar veren 4 alışkanlıktan uzak durmalıyız” dedi.

1- Aynı anda birden fazla görevi yerine getirme

Hepimiz etrafımızdaki dünyaya dikkat etmek için beynin prefrontal korteks adı verilen kısmına bağlıyız. Ne yazık ki, bu korteks yaşlandıkça zayıflayarak konsantrasyon yeteneğimizi zayıflatıyor.

Charan, aynı anda birden fazla görev yapmanın işleri daha da kötüleştirdiğini, hafızanın zayıflamasına ve onu güçlü kılan kaynakların tükenmesine yol açtığını belirtti.

Hafızanızı nasıl geliştirebilirsiniz?

Telefonunuzu uyku moduna alın ve programınızda meditasyon, hayal kurma, dışarıda yürüme veya enerjinizi yeniden şarj eden herhangi bir şeye yönelik belirli görevler için zaman ayırın. Önemli olan bu görevlerin hepsini aynı anda yapmamak.

2- Yeterli uykuya öncelik olarak görmeme

Yaşlandıkça aldığımız uykunun miktarı ve kalitesi çeşitli nedenlerden dolayı azalır. Uyuduğumuzda beyin, gün boyu biriken metabolik atıklardan kurtulmak için harekete geçer ayrıca anılar harekete geçerek, beyinde yaşadığımız farklı olaylar arasında bağlantılar oluşturulur.

Hafızanızı nasıl geliştirebilirsiniz?

Uykusuzluk frontal kortekse zarar verir ve anıların yok olmasına yol açar bu nedenle uykudan hemen önce ekran kullanımını, yağlı yiyecek ve kafein tüketimini azaltmaya çalışın.

Horlama konusunda büyük bir sorun yaşıyorsanız bir uzmana başvurabilirsiniz. Gece yeterince uyuyamıyorsanız, gün içinde kısa bir şekerleme bu eksikliği telafi edebilirsiniz.

3- Rutin faaliyetler

Ne oldu, ne zaman oldu, nerede oldu gibi bilgileri birbirine bağlayarak olayları hatırlayabiliriz, buna epizodik veya olaylar hafızası denir.

Belirli bir şarkıyı dinlemek ile liseye gitmeniz arasındaki bağlantı veya belirli bir yemeğin kokusu ile büyükannenizin yemekleri arasındaki bağlantı gibi, yer ve zamanı benzersiz bir şekilde birbirine bağlayan bir diziden oluşur.

Bu, rutin olaylarla değil, yalnızca farklı bağlamlarla ilişkili farklı deneyimler yaşadığınızda gerçekleşir.

Rutilerinizi ve hafızanızı geliştirin

İş yerinizde günlük e-postalara göz atarak veya TikTok’ta video izleyerek zamanınızı harcamak yerine, rutininizi çeşitlendirin, farklı yerlere gidin, uzun vadeli anılar yaratmak için farklı insan gruplarıyla tanışın.

4- Bir şeyleri hatırlama yeteneğine aşırı güvenme

Charan “Birisiyle tanıştığım ve adını bildiğimden emin olduğum, ancak daha sonra onu hatırlayamadığım için şaşkına döndüğüm anlar oldu” dedi.

Hafızanızı nasıl geliştirebilirsiniz?

Öğrenmenin en iyi yolu, belirli bir anıyı gerçekten hatırlayana kadar hatırlamaya çalışmaktır. Örneğin, yeni bir şey öğreniyorsanız, kendinizi test edin ve birkaç dakika sonra onu hatırlamaya çalışın, ardından bir saat sonra tekrar hatırlamaya çalışın. Bir anıyı hatırlamak için ne kadar çok girişimde bulunursanız o kadar iyi olur.


Hiroşima'nın kalıntılarında bulunan kol saati 31 bin dolara satıldı

(AA)
(AA)
TT

Hiroşima'nın kalıntılarında bulunan kol saati 31 bin dolara satıldı

(AA)
(AA)

ABD'nin Boston kentindeki "RR Auction" müzayedesinde, bombalanan Hiroşima'nın kalıntılarından çıkarılan; yerel saatle patlama anı olan 08.15'te durarak eriyen kol saati, 31 bin 113 dolara satıldı.

Saati satın alan müşterinin ismi açıklanmadı.

Müzayededen yapılan açıklamada, meşhur kol saati "nükleer çağın şafağının işareti ve uygarlığın alacakaranlığının habercisi" olarak nitelendirildi.

Saat, acil yardım malzemeleri götürmek için kente gelen bir İngiliz askeri tarafından bulunmuştu.

"Tarihi dersler taşıyan bir objeden bireylerin kâr elde edebileceği kaygısı"

2017'de Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen İsviçre merkezli Uluslararası Nükleer Silahların İmha Edilmesi Kampanyası (ICAN), saatin satışına karşı çıkmıştı.

"Tarihi dersler taşıyan bir objeden bireylerin kâr elde edebileceği kaygısı nedeniyle" kol saatinin müzayede satış listesinden kaldırılması istenmişti.

ABD, 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya tarihin ilk atom bombasını atmış, kentin yüzde 90'ı yıkılmış, ilk anda 80 bin kişi yaşamını yitirmişti.