Yunanistan önce sığınmacı statüsü verdi, sonra sokağa attı

İltica başvurusu kabul edilenlerden geçici ikametgahını derhal terk etmesi isteniyor

Atina'da uluslararası sığınmacı statüsü kazanmasına rağmen aç kalmamak için sokaklarda karton toplayanlar, Ege Mültecilerine Destek grubu tarafından kısa belgeselle gündeme getirildi (Twitter/@rspaegean)
Atina'da uluslararası sığınmacı statüsü kazanmasına rağmen aç kalmamak için sokaklarda karton toplayanlar, Ege Mültecilerine Destek grubu tarafından kısa belgeselle gündeme getirildi (Twitter/@rspaegean)
TT

Yunanistan önce sığınmacı statüsü verdi, sonra sokağa attı

Atina'da uluslararası sığınmacı statüsü kazanmasına rağmen aç kalmamak için sokaklarda karton toplayanlar, Ege Mültecilerine Destek grubu tarafından kısa belgeselle gündeme getirildi (Twitter/@rspaegean)
Atina'da uluslararası sığınmacı statüsü kazanmasına rağmen aç kalmamak için sokaklarda karton toplayanlar, Ege Mültecilerine Destek grubu tarafından kısa belgeselle gündeme getirildi (Twitter/@rspaegean)

Yunanistan'da sığınmacı statüsü verilen Afganlardan, geçici koruma statüsündeyken oturdukları evleri tahliye etmelerinin istenmesi tepki çekiyor.
Eski yargıç ve Afganistan Adalet Bakanlığı danışmanı Muhammed Eşraf Resuli ve ailesi, Yunanistan'da sıkışıp kalan Afgan sığınmacılardan. 70 yaşındaki hukukçu, 2004'teki anayasa hazırlığı ekibinde yer almış. Taliban'ın iktidarı ele geçirmesinin ardından gazeteci kızı, savcı damadı ve üç torunuyla Afganistan'da bir süre kaçak hayatı yaşayan 70 yaşındaki hukukçu, ekimde kurtarılarak Yunanistan'a ulaştırılmış:
"Çok derdimiz vardı çünkü Taliban, sivil toplum örgütleriyle veya uluslararası kuruluşlarla çalışan kişilerin öldürüleceğini söylüyordu. Benim için orada olmak çok zordu. Kurtarılana kadar birkaç yerde saklandık."
Britanya'daki akrabalarına kavuşmak için başvuru yapan aileye ilk büyük şoku, geçen ay sığınmacı kimlikleri ulaşınca yaşamış. Çünkü, Yunanistan'daki "Catch-22" denilen sisteme göre, sığınmacı statüsü kazanan kişilerin geçici konutlarını terk etmesi isteniyor. Onun yerine, ev tutup kira yardımına başvurmaları öneriliyor ama ev sahipleri kira yardımına hak kazandıklarını görmeden ev vermek istemiyor. 
İkinci şok, Birleşik Krallık tarafından, Yunanistan'da ailesiyle güvende olduğu ve sağlık hizmetinden faydalandığı gerekçesiyle başvurusunun reddedilmesiyle gelmiş. Şimdi bütün aile bu cevaba gelecek itirazın sonucunu bekliyor. 
Uluslararası Göç Örgütü (IOM), karşılaşılan sorunların çözümü için çaba sarf edildiğini ve şimdiye kadar 19 bin mültecinin kalıcı konuta ulaştığını açıkladı.
Mültecilere Hukuki Destek (RLS) Koordinatörü Lucy Alper, Guardian gazetesine durumu şöyle özetledi:
"Yunanistan'da mülteci olarak kabul edilmiş kişiler için durum berbat. Koruma statüsü verilmiş kişilerin Yunanistan'da olumlu iltica kararından sonra yoksunlukla ve evsizlikle karşılaşması oldukça yaygın. Tek uyum programı olan Helios, AB tarafından finanse ediliyor ve Uluslararası Göç Örgütü tarafından uygulanıyor fakat amaca uygun değil. Helios programına kayıt olan çok sayıda kişi, önce bir Yunan bankasında hesap açıp depozito ödeme ve devletin internet platformunda ev kontratı imzlama zorunlulukları nedeniyle sunulan sınırlı kira yardımına ulaşamıyor. Her adımda karşılarına çıkan engeller Yunan mülteci sisteminin bürokrasisi tarafından daha berbat hale getiriliyor."
Ege Mültecilerine Destek (RSA) gönüllü grubu temsilcisi Minos Muzurakis de, "Yunanistan'da mülteci olarak tanınanlar için mahrumiyet kaçınılmaz gibi" diyor. Muzurakis, sığınmacıların hiçbir sosyal destek sunulmadan kendi kaderine terk edilmesi Avrupa hukukuna aykırı.
RSA'nın yaklaşık 100 kişiyle yaptığı görüşmelerle hazırladığı kısa belgesele göre, mültecilere geçim sağlamak için Atina civarında geri dönüşüm şirketleri için günlük 10-20 euro karşılığında karton toplamak düşüyor. 
Independent Türkçe, Reuters, Guardian



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.