Cezayir: Beş tarihçi, ‘hafıza’ üzerine bir Fransız raporunun ‘yanlışlıklarına’ yanıt verecek

Fransa ve Cezayir cumhurbaşkanları, Şarm El-Şeyh'te (Cezayir Cumhurbaşkanlığı) son iklim zirvesinin oturum aralarında bir araya geldi
Fransa ve Cezayir cumhurbaşkanları, Şarm El-Şeyh'te (Cezayir Cumhurbaşkanlığı) son iklim zirvesinin oturum aralarında bir araya geldi
TT

Cezayir: Beş tarihçi, ‘hafıza’ üzerine bir Fransız raporunun ‘yanlışlıklarına’ yanıt verecek

Fransa ve Cezayir cumhurbaşkanları, Şarm El-Şeyh'te (Cezayir Cumhurbaşkanlığı) son iklim zirvesinin oturum aralarında bir araya geldi
Fransa ve Cezayir cumhurbaşkanları, Şarm El-Şeyh'te (Cezayir Cumhurbaşkanlığı) son iklim zirvesinin oturum aralarında bir araya geldi

Fransa ve Cezayir sömürgecilik ve Bağımsızlık Savaşı hakkındaki arşivleri incelemek üzere her iki ülkeden de tarihçilerden oluşan ortak bir komite kurdu. Cezayirli kaynaklar, komitede yer alan 5 tarih araştırmacısının isimlerini duyurdu.
Geçtiğimiz Ağustos ayında Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Cezayir'e yaptığı ziyarette, sömürgecilik ve Bağımsızlık Savaşı hakkındaki arşivleri incelemek üzere her iki ülkeden tarihçilerden oluşan ortak bir komite kurulacağını duyurmuştu.
Cezayir tarafında komitede yer alan isimler şöyle: 8 Mayıs 1945 Derneği Eski Başkanı ünlü tarihçi Muhammed El-Korso, Mücahid Müzesi Eski Müdürü tarihçi Hasan Zegidi, Ulusal Hareket ve Bağımsızlık Devrimi Araştırma Merkezi Direktörü Cemal Yahyavi, sömürgecilik üzerine pek çok kitap kaleme alan Prof. Dr. Abdülaziz Filali ve bağımsızlık sonrası kuşaktan olan ve tarih alanında uzmanlaşmış bir araştırmacı İdir Haşi.
Cezayir cumhurbaşkanlığı Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun'un 5 Cezayirli tarihçiyi kabul ettiğini bildirdi. Cezayirliler bu tarihçilerin bir kısmını veya çoğunu tanımıyor.
Geçen yıl büyük Fransız tarihçi Benjamin Stora ile “hafıza dosyası” üzerinde çalışmak üzere görevlendirildiğini açıklayan Cumhurbaşkanlığı Tarih İşleri Danışmanı Abdülmecid Şeyhi de objektiflere yansıdı.
Macron, (Yahudi asıllı ve Cezayir doğumlu) Stora'dan, “hafıza sorununu ele almak” için çözümler sunan bir rapor hazırlamasını istedi. Cezayir, Stora'nın 2021'in başlarında açıklanan raporunda, "sömürgeci uygulamaları insanlığa karşı bir suç olarak görmediğini" belirterek, raporun içeriğini reddettiğini ifade etti. Ayrıca Elysee Sarayı o dönemde Cezayirlilerin arzusunun aksine “özür meselesini” tamamen ihtimal dışı görüldüğünü söylemişti.
5 araştırmacı, 1930'daki Fransız işgalinden 19. yüzyılda işgale karşı yürütülen halk devrimlerine ve 1920'lerde ulusal hareketin bağımsızlık mücadelesine kadar, sömürgecilik tarihi üzerinde çalışan en önde gelen uzmanlar arasında yer alıyor.
Tarihçiler Komitesi’nden ismini vermeyi reddeden bir kaynak, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Ekibin görevi, birçok gerçeği gözden kaçıran Fransız hafıza raporunda yer alan yanlışlıkları çürütmektir.” dedi. Cezayir Cumhurbaşkanlığı'na atıfta bulunarak, "Çalışmanın sonuçları ilgili tarafça zamanında açıklanacaktır." diye konuştu.
Aynı kaynak, "Stora'nın raporunda, Fransa'nın sömürge dönemindeki yapılanlardan ötürü Cezayir'den özür dilemesini tavsiye etmemesi halk olarak bizi çileden çıkarıyor. Aslında bu, bütün bu meseledeki püf noktasıdır." dedi. Diğer bir deyişle Cezayir, Fransa'dan korkunç suçlar işlediğine dair samimi ve alenen bir itiraf, ardından bir özür ve tazminat ödeme taahhüdü istiyor. Paris ise bu yaklaşımı üstlenilemeyecek bir “pişmanlık” olarak ele alıyor. Fransa'nın bütün cumhurbaşkanları, böyle bir adım konusunda, seçim tarihlerinde “hesabını ödeyememek” ve Fransız siyasi çevrelerinde özellikle eski koloniyle ilişkileri normalleştirme girişimlerine her zaman hassas bakan sağda, tatsız sonuçlar doğuracak bir tepki ile karşılaşmamak için bin bir hesap yapıyorlar. Cezayir'deki pek çok gözlemcinin görüşüne göre, Paris'te bir nesil etkili siyasetçiler var. Bunlar hâlâ ‘Fransız Cezayiri’ni’ özlüyorlar. Gözlemcilere göre bu durum iki ülkenin yakınlaşmasına engel oluyor.
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’un Arşiv ve Ulusal Hafızadan Sorumlu Danışmanı Abdulmecid Şeyhi'nin Stora'nın Cezayirli muadili olduğu belirtilirken, Tebbun'un talebi üzerine "Hafıza" konulu bir rapor hazırlayacağı daha önce duyurulmuştu. Ancak görünüşe göre bu görev "5 kişi" tarafından devralınmak üzere terk edildi.
Ortak Komite’nin Fransız üyelerinin ise kim olduklarının bilinmemesi, bu görevi Stora'nın tek başına üstlendiği kanısını güçlendiriyor. Cezayir'de yaşananları bir 'savaş' olarak tanımlayan 'Stora Raporu', 'tavsiye' şeklinde 22 madde içeriyor.



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.