Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Ya Yunanistan anlaşmalara uyar ya da biz gereğini yaparız

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan'ın Ege Adaları'nda askeri tatbikat yapmasına yönelik, "Silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlalden vazgeçmesi lazım. Ya Yunanistan geri adım atar ve anlaşmalara uyar ya da biz gereğini yaparız." dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (AFP)
TT

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Ya Yunanistan anlaşmalara uyar ya da biz gereğini yaparız

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (AFP)
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (AFP)

Bakan Çavuşoğlu, Romanya Dışişleri Bakanı Bogdan Aurescu ile bakanlıktaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Çavuşoğlu, Yunanistan'ın Rodos ve Midilli adalarında gerçekleştirdiği askeri tatbikata yönelik soru üzerine, "Maalesef Yunanistan provokasyona devam ediyor. Tabii bizim buna karşı sessiz kalmamız mümkün değil." dedi.
Yunanistan'ın silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlal ettikten sonra Türkiye'nin Birleşmiş Milletlere (BM) hukuki argümanlar içeren mektuplar yazmasının Yunanistan'ı çıldırttığını dile getiren Çavuşoğlu, "Bahsettiğimiz adalar ve bazı adalar 1923 Lozan ve 1947 Paris barış antlaşmalarıyla Yunanistan'a verilmiştir ve bir şartla verilmiştir. Yunanistan buraları silahlandıramaz çünkü bu anlaşmanın adı 'barış antlaşması' ve dolayısıyla Yunanistan buralara silah getiremez." şeklinde konuştu.
Yunanistan'ın ahdi yükümlülüklerini yerine getirmediğine dikkati çeken Çavuşoğlu, "Kime karşı yapıyor? Türkiye'ye karşı yapıyor. Yani barışı aslında istemeyen Yunanistan çünkü barış anlaşmalarını ihlal ediyor. Biz hukuki argümanlarımızı (BM'ye) gönderdikten sonra cevaplarına baktığımız zaman tamamen siyasi, demagoji içeren cevaplar çünkü haksız. Hukuki argüman ortaya koyamıyor." ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, silahsızlandırılmış adaların statüsü ile egemenlikleri arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna da vurgu yaparak, "Yunanistan bu ihlalden vazgeçmezse bunların egemenliği tartışılır. Diğer taraftan Yunanistan bizim güvenliğimize yönelik bu anlaşmalara rağmen olumsuz adımlar atıyor, buraları silahlandırıyor, başka adımlar atıyor. Dolayısıyla bizim buna karşı sessiz kalmamız mümkün değil. Yani silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlalden Yunanistan'ın vazgeçmesi lazım. Ya Yunanistan bu konuda geri adım atar ve bu anlaşmalara uyar ya da biz gereğini yaparız." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bir gece ansızın" sözünü hatırlatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
Yunanistan'ın anlaşmalara uymadığını yineleyerek, "Biz bunlara sessiz kalamayız. Gerekli adımları hem hukuki zeminde hem BM başta olmak üzere uluslararası örgütler nezdinde hem de sahada atmaya devam edeceğiz. Gerekli her türlü tedbiri alacağız. Yunanistan şunu unutmasın, rüzgar eken fırtına biçer. Barış istemiyorsan biz de gereğini yaparız. Bir gece ansızın."
Çavuşoğlu, Rumen mevkidaşıyla, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı için geçen hafta Bükreş'te bir araya geldiklerini hatırlatarak Türkiye-Romanya ilişkilerinin temelinde karşılıklı güven ve müttefiklik anlayışı olduğunu, 2021'de iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın 10'uncu yıl dönümünü kutladıklarını söyledi.
Ticari ilişkilerden savunma sanayisine, kültürel faaliyetlerden enerjiye kadar birçok konuyu mevkidaşı ile ele aldıklarını belirten Çavuşoğlu, "Tabii ilişkilerimizi daha ileri seviyeye taşıyarak Romanya ile yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyi mekanizması kurmayı kararlaştırmıştık ve metini de hazırladık ve metin üzerinde mutabık kaldık. Önümüzdeki süreçte Romanya başbakanını ülkemizde ağırlayacağız ve o ziyaret marjında bu belgeyi imzalamış olacağız, mümkün olduğu kadar çok sayıda belgeyi de ziyaret marjında imzalamak istiyoruz." dedi.

Türkiye-Romanya arasındaki ticaret hacmi 8,5 milyar doları aştı
Bakan Çavuşoğlu, Romanya'nın Güneydoğu Avrupa bölgesinde Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu, geçen sene iki ülkenin ticaret hacminin 8,5 milyar doları aştığını, bu yıl da artışın devam etiğini ve 10 milyar doları geçeceklerini vurguladı.
İki ülke ticaret hacmindeki hedefin ilk etapta 15 milyar dolar olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Bu hedefi de yakalayabileceğimize inanıyoruz. Çok fırsatlar, potansiyeller var. Her iki ülkenin de ekonomisi büyüyor. Romanya'nın ekonomik kalkınması takdire şayan. Türk şirketleri için de önemli fırsatlar sunuyor. Şirketlerimizin Romanya'daki yatırım miktarı 7 milyar doları aştı. 17 bin civarında kayıtlı şirketimiz var." diye konuştu.
Çavuşoğlu, Karma Ekonomi Komisyonu toplantısını 9 yıl aradan sonra tekrar gerçekleştirdiklerini ifade ederek Karadeniz'e kıyısı olan iki ülke olarak deniz taşımacılığında mevcuttan daha fazlasını yapabileceklerini kaydetti.
NATO müttefikleri olarak savunma, savunma sanayisi ve askeri alanda işbirliklerinin olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, "Karadeniz'in güvenliği bizler için çok önemli. Bugünkü görüşmelerimizde de Karadeniz'in güvenliği konusunu da hem baş başa hem de heyetler arası görüşmelerimizde birlikte ele aldık. Savunma sanayisinde işbirliğimizi daha da geliştiriyoruz. Askeri eğitim işbirliği, personel değişimi ve ortak tatbikat ile işbirliğimizi daha da güçlendirmeye kararlıyız." ifadelerini kullandı.
Bakan Çavuşoğlu, Türkiye-Romanya-Polonya üçlü mekanizmasının 10'uncu yılına girdiğini ve bunun NATO bünyesindeki işbirliklerinin somut bir neticesi olduğunu kaydetti.
Mayıs ayında İstanbul'da bir araya geldiklerini hatırlatan Çavuşoğlu, şimdiki hedeflerin liderleri bir araya getirmek ve en kısa süre içinde Türkiye-Romanya-Polonya üçlü liderler zirvesini Türkiye'de gerçekleştirmek olduğunu söyledi.
Çavuşoğlu, terörle mücadele konusunda yakın işbirliklerinin olduğuna işaret ederek şunları söyledi:
"Özellikle PKK ve diğer illegal örgütler, organize suçlar konusunda. Maalesef FETÖ'nün mevcudiyeti var ve bu konuları da özellikle baş başa görüşmemizde ele aldık. Vize konusunda sıkıntılar vardı, Romanya bu sıkıntıların giderilmesi için ilave personel görevlendirdi ve süreci hızlandırmak için adımlar atıyor. Romanya'da yaşayan Kırım-Tatar toplumu da aramızda güçlü bir bağ. Onların temsilcileriyle de bir araya geldik ve onlar da özellikle Romanya'da uzun yıllardır yaşamaktan elde ettikleri haklardan dolayı son derece mutlular."

"Tahıl anlaşmasının aksamaması için Rus tahılının sorunsuz bir şekilde ihraç edilmesi önemli"
Bakan Çavuşoğlu, Rumen mevkidaşıyla Ukrayna'daki savaş başta olmak üzere bazı bölgesel konuları da ele aldıklarını, Ukrayna konusunda tutumlarının tamamen örtüştüğünü vurgulayarak savaşın bir an önce sona ermesini temenni etti.
Ukrayna'ya her türlü insani yardım dahil gerekli desteği vermek konusunda da hemfikir olduklarını belirten Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Tahıl anlaşmasının sorunsuz bir şekilde işlemesi de bizim önemli gündem maddemizdi. Bugün bu konuyu da değerlendirdik ve bu anlamda Romanya'nın da çok önemli bir rol oynadığını takdirle söylemek isterim. Yaklaşık 9 milyon ton tahıl ve diğer ürünler Romanya üzerinden ihraç edildi. Tahıl anlaşmasının bundan sonra da aksamaması için Rusya'nın talebi olan ve anlaşmanın bir parçası olan Rus tahıl ve gübresinin de sorunsuz bir şekilde ihraç edilmesi de önemli ve ilk amonyum Rotterdam limanından ihraç edildi. Bu konuda da Birleşmiş Milletler ile beraber çalışıyoruz."

"İsveç'in atması gereken daha somut adımlar var"
Çavuşoğlu, toplantının soru-cevap kısmında Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliğine yönelik soru üzerine, Türkiye'nin NATO'nun genişlemesini desteklediğini belirterek "İsveç ve Finlandiya'nın üyeliği söz konusu olduğu zaman biz 'NATO'nun genişlemesine karşı değiliz fakat müttefiklik ruhuna uymayacak şekilde bu iki ülkede maalesef terör örgütleri mevcut ve destek buluyorlar' dedik." diye konuştu.
Madrid'deki NATO zirvesinde imzalanan üçlü muhtıraya işaret eden Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu ahitname aslında beklentilerinizin anlaşıldığını ve kabul edildiğini gösteren bir belgedir. Daha sonra bu belgenin yine ahitnamede olduğu gibi uygulamasını takip etmek için üçlü bir daimi komite kurduk. Aslında bu komitenin kurulması teklifi de onlardan gelmişti. (İsveç'teki) Yeni hükümet ile beraber bazı olumlu adımların atıldığını görüyoruz. Bazı yasalar değişti, terörle mücadele yasası ve anayasada değişiklikler yapıldı. Türkiye'ye yönelik silah ambargosunu kaldırdıklarını da söylediler."
Çavuşoğlu, kasım ayında İsveç ile yapılan karşılıklı temaslara da değinerek atılan bazı adımların memnuniyet verici olduğunu ancak hala atılması gereken adımlar bulunduğunu ifade etti.
Finlandiya Savunma Bakanı'nın Türkiye'ye bir ziyaret gerçekleştireceğini de belirten Çavuşoğlu, "Finlandiya Savunma Bakanı'nın Türkiye'ye gelmesi önemli çünkü Finlandiya'dan henüz daha bize yönelik silah ambargosunu kaldırdıklarına ilişkin bir açıklama olmadı. Böyle bir açıklamayı da kendilerinden bekliyoruz." dedi.
Çavuşoğlu, bu ambargoların kaldırılması gerektiğini vurgulayarak "Biz iki ülke arasında uygulamada bir ayrım yapmıyoruz. İkisi de bunu istiyor hem de NATO da böyle bir talepte bulundu. Ama göreceli olarak bizim Finlandiya ile daha az problemimiz var. İsveç'in atması gereken daha somut adımlar var." değerlendirmesini yaptı.
Bakan Çavuşoğlu, İsveç'in Türkiye'ye iade ettiği kişinin talep edilen kişiler listesinde yer almadığını ve listedeki kişilerin de iade edilmesi gerektiğini belirterek bu kişilere ait mal varlıklarının dondurulması talebinin de ciddi bir talep olduğuna işaret etti.
İki ülke tarafından atılacak adımların Meclis'i ve Türk halkını ikna edici olması gerektiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, "Üyelik konusu tamamen onların (Finlandiya ve İsveç) bu üçlü ahitnamedeki şartları yerine tam olarak getirmesine bağlıdır." dedi.

"Yunanistan silahsızlandırılmış adaların statüsünü konuşmak istemediğini her toplantıda söylüyor"
Çavuşoğlu, Aurescu'nun "Sorunların diyalogla çözülmesi" yönündeki değerlendirmelerine katıldığını belirterek Yunanistan'la sorunların çözümü için AK Parti iktidarı öncesi başlatılan istikşafi görüşmelerin bugün de devam ettirildiğini hatırlattı.
İstikşafi görüşmelerin bir dönem durduğunu ancak şimdi "İstişari görüşmeler" adıyla sürdürüldüğünü kaydeden Çavuşoğlu, "Biz sorunları bu mekanizma içinde diyalogla çözmeye çalışıyoruz fakat bu görüşmelerde Yunanistan bu (adaların statüsü) ve diğer konuları kesinlikle müzakere etmek istemediğini söylüyor. Özellikle silahsızlandırılmış adaların statüsünü konuşmak istemediğini her toplantıda söylüyor." dedi.
Çavuşoğlu, diyalogla çözümün olmadığı bir noktada uluslararası hukukun devreye gireceğini vurgulayarak "Burada Uluslararası Adalet Divanı var. Biz buraya götürme teklifinde bulunduk. Yunanistan bu teklife de karşı çıktığı gibi Uluslararası Adalet Divanının silahsızlandırılmış adaların statüsü ile ilgili yargı yetkisine çekince koymuştur." diye konuştu.
Yunanistan'ın diyalog ve Uluslararası Adalet Divanı yollarına yanaşmadığı gibi gerginliği artırıcı adımlar attığının altını çizen Çavuşoğlu, "Bu durumda da bizim sessiz kalmamız mümkün değil." ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, Yunanistan'ın Avrupa Birliği'nden de koşulsuz destek alarak olumsuz adımlar atmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.



İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
TT

Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)

Pakistan, bu sabah erken saatlerde, Afganistan'ın desteklediği silahlı grupların üstlendiği son intihar saldırılarına misilleme olarak Pakistan-Afganistan sınır bölgesindeki yedi noktaya hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan'ın ‘istihbarat bilgilerine dayanarak yedi terörist kampına ve sığınağına askeri operasyonlar düzenlediği’ belirtildi. Açıklamaya göre Ramazan'ın başlamasından bu yana üç intihar saldırısı düzenlendi.

Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan'ın DEAŞ terör örgütünün bir kolunun hedef alındığını söyledi.

Tatar, açıklamada saldırıların yeri veya daha fazla ayrıntı belirtmedi.

Ancak Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mucahid bugün X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Pakistan tarafından Afganistan’ın Nangarhar ve Paktika illerinde sivillerin bombaladığını, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını’ söyledi.

Bakanlık, operasyonların iki hafta önce İslamabad'daki bir Şii camisini hedef alan intihar bombalı saldırı ve son zamanlarda Pakistan'ın kuzeybatısında meydana gelen diğer intihar bombalı saldırılara misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Pakistan tarafından bugün yapılan açıklamada, İslamabad'ın defalarca kez talepte bulunmasına rağmen, Kabil'deki Taliban yetkililerinin Afganistan topraklarını Pakistan'da saldırılar düzenlemek için kullanan silahlı gruplara karşı harekete geçmediği belirtildi.

Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamada, “Pakistan her zaman bölgede barış ve istikrarı korumak için çaba göstermiştir, ancak aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliği ve emniyeti de bizim en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor” denildi.

İslamabad ayrıca uluslararası topluma, Kabil'i geçtiğimiz yıl Doha’da varılan anlaşma kapsamında diğer ülkelere karşı düşmanca eylemleri desteklememe yükümlülüğünü yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırdı.

Afganistan ve Pakistan arasındaki gerginlik, Taliban'ın 2021 yılında Kabil'in kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.

Son aylarda kanlı sınır çatışmalarıyla iki ülke arasındaki ilişkiler keskin bir şekilde kötüleşti.

Ekim ayında patlak veren ve Katar ile Türkiye'nin arabuluculuğunda ateşkesle sona eren çatışmalarda 70'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Ancak, Doha ve İstanbul'da birkaç tur görüşme yapıldıysa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı.