Filistin İsrail'i ‘Utanç Listesine’ sokmaya çalışıyor

Filistin’in İsrail'i ‘Utanç Listesine’ eklemek için Birleşmiş Milletler’de çabaları sürüyor. Videolar, deliller ve canlı tanıklıklar iki tarafın ‘ispat’ ve ‘inkâr’ savaşında sunulacak

İsrail'in Filistinli çocuklara yönelik olağan uygulamalarından biri (Reuters)
İsrail'in Filistinli çocuklara yönelik olağan uygulamalarından biri (Reuters)
TT

Filistin İsrail'i ‘Utanç Listesine’ sokmaya çalışıyor

İsrail'in Filistinli çocuklara yönelik olağan uygulamalarından biri (Reuters)
İsrail'in Filistinli çocuklara yönelik olağan uygulamalarından biri (Reuters)

Filistin ve İsrail’in çatışması Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde de devam ediyor. Taraflar, İsrail ordusunun Filistinli çocuklara yönelik gözaltı, fiziksel ve psikolojik işkence ve katletme gibi ağır ihlallerle ilgili konularda BM Genel Sekreteri’nin Çocuklar ve Silahlı Çatışma Özel Temsilcisi Virginia Gamba’yı ikna etmeye çalışıyorlar. Filistin ve İsrail kendi konumlarının doğruluğuna ikna etme girişimi olan başka bir cephede yeni bir savaş yürütüyorlar.
Filistinliler İsrail ordusunu kınamak için önceden belgelenmiş raporlar, resimler, videolar ve tanıklıklarla seferber olurken, İsrailliler de Filistin suçlamalarını çürütmek için karşı raporlarla hazırlanıyor.
İsrail ordusunun Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde Filistinli çocukları hedef almasına ilişkin delilleri incelemek üzere Pazar gününden cuma gününe kadar bölgeyi ziyarette bulunacak Gamba'ya iki taraf karşılıklı delillerini sunacak. Gamba, dünyanın dört bir yanındaki çatışma bölgelerinde on sekiz yaşının altındaki çocukların istismarına ilişkin yıllık rapor hazırlıyor.
BM Özel Temsilcisi Gamba’nın, İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, üst düzey ordu komutanları, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ve polisle görüşmesi bekleniyor.
İsrail’de yayın yapan ‘Kanal 13’ televizyonu, ordu güçlerinin Filistin bölgelerinde yürüttüğü faaliyetleri haklı çıkarmak için hazırlıkların yapıldığını ve kanıtların toplanarak kısa belgeseller hazırlandığını bildirdi.
Bununla birlikte, İsrail'deki yetkililer arasında, ‘İsrail Devleti'nin Batı Şeria'daki askeri faaliyetler ve çok sayıda Filistinlinin öldürülmesi gerekçesiyle çocuklara zarar veren ülkeler kara listesine dahil edileceğine dair ciddi endişeler’ var. Söz konusu raporda bu faaliyetler kanıtlanırsa İsrail’e yönelik çok sert eleştirilere yol açabilir.
Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığı habere göre İsrail gazetesi Gamba'nın ziyaretinin ayrıntılarına aşina kaynaklardan alıntı yaparak şunları aktardı: “BM Özel Temsilcisi’nin, ordunun savaş operasyonlarına dahil olmayan çocukları hedef aldığı olayları soruşturması bekleniyor.”
İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Yetkililerinin bu konuda Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği ile diyalog yürüttüğü” ifadesi yer aldı.
İsrail tarafında artan endişe, Gamba'nın “Filistinli çocuklara yönelik uygulamalarını değiştirmezse Tel Aviv'i çocukları hedef alan ülkeler kara listesine eklemeyi düşüneceği” şeklindeki daha önceki uyarısından kaynaklanıyor.
İsrailli bir yetkili, “İsrail, Gamba'nın ziyaretini ciddiye alıyor, konuya büyük önem veriyor ve uluslararası hukuka göre hareket ettiğini ve kara listeye alınmaması gerektiğini pekiştiren her şeyi kendisine sunacak.” açıklamasında bulundu.
Gamba, Filistinlilerin İsrail ordusunun Batı Şeria'da çocukları soğukkanlılıkla öldürmesi ve Gazze Şeridi'ni bombalarken diğerlerini de molozların altına gömmesiyle ilgili olarak Birleşmiş Milletler'e sunduğu çok sayıda şikâyet üzerine bölgeye geldi.
Filistinli yetkililer, BM'den İsrail'i çocukları hedef alan ülkeler kara listesine eklemesini istedi. Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki'nin siyasi danışmanı Ahmed ed-Dik, Gamba'nın İşgal güçleri tarafından Filistinli çocuklara karşı işlenen suç düzeyine varan ağır ihlaller ile ilgili Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde Filistinli yetkililer ve Filistinli çocukların aileleriyle görüşeceğini söyledi."
Filistinliler, Gazze Şeridi'nde art arda işlenen suçlar, Batı Şeria'daki yargısız infazlar, çocukların keyfi olarak tutuklanmaları, hapishanelerde veya gözaltında işkence görmelerine ilişkin dosyalar ve raporlar hazırladılar.
Gamba, Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye'nin yanı sıra Eğitim, Sağlık, İçişleri ve Dışişleri Bakanları ile de görüşecek. Ed-Dik, Filistin resmi ajansı ‘WAFA’ tarafından yayınlanan açıklamasında, Gamba'nın “Filistinlilerin elindeki ses ve video ile belgelenen suçları da dosyaya alacağını” söyledi.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, Gamba'nın Filistin Devleti ziyareti için gerekli hazırlıkların tamamlandığını doğrularken, “İsrail işgalinin çeşitli yönleriyle ihlallerinden, özellikle de Güvenlik Konseyi'nin 1612 (2005) sayılı Kararında belirtilen, çocukların öldürülmesi ve sakat bırakılması, okulların ve hastanelerin hedef alınması, çocukların askere alınması, çocukların kaçırılması ve insani ve tıbbi yardıma erişimin engellenmesi ve cinsel saldırılar gibi ihlaller hakkında bilgilendirileceğini” açıkladı.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, İsrail'i uluslararası insan hakları hukuku, uluslararası insancıl hukuk, uluslararası ceza hukuku da dahil olmak üzere uluslararası hukuk kurallarını ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını (silahlı çatışmalarda çocuklara yönelik ağır ihlallere ilişkin 1612 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı) alenen ihlal ederek yıl başından bu yana bir kısmı işgal ordusu tarafından vurulan, bir kısmı yerleşimcilerin saldırıları veya tıbbi ihmal sonucu olmak üzere 52'den fazla çocuğu infaz etmekle suçladı.
Dışişleri Bakanlığı, BM Özel Temsilcisine “yetkisi uyarınca Filistin çocuklarını koruması ve İsrail'i Filistinli çocuklara karşı işlediği ağır suçları durdurması” çağrısında bulunmaya devam edeceğini belirtti. Filistinliler, “İsrail'in, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından her yıl yayınlanan silahlı çatışmalarda çocukların haklarını ihlal eden taraflar ve ülkeler listesine (utanç listesi) dahil edilmesini” umuyorlar. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres geçtiğimiz günlerde, Filistinli çocuklara yönelik işgal devletinin ihlallerine ilişkin bu hipotezi güçlendiren açık formüller kullandığı iki rapor yayınladı.
Ed-Dik, “İşgal güçlerinin 'Utanç Listesi'ne alınması, İsrail söylemini ve ihlallerini ifşa etmede önemli bir başarı oluşturacak ve Filistinli çocuklara karşı işlenen suçların ve ihlallerin failleri hakkında Filistin'in uluslararası mahkemeler nezdindeki yaklaşımını güçlendirerek, hesap verebilirlik ve yargılamaya yol açacaktır” dedi.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.