Suriye’deki ‘felç’ halinin 3 nedeni: Nedenlerden biri de İran’ın öfkesi

İşçiler Eski Halep’te yılbaşı ağacı yapıyorlar (AFP)
İşçiler Eski Halep’te yılbaşı ağacı yapıyorlar (AFP)
TT

Suriye’deki ‘felç’ halinin 3 nedeni: Nedenlerden biri de İran’ın öfkesi

İşçiler Eski Halep’te yılbaşı ağacı yapıyorlar (AFP)
İşçiler Eski Halep’te yılbaşı ağacı yapıyorlar (AFP)

Suriye’de eşi benzeri olmayan bir ekonomik krizin yaşandığı konusunda herhangi bir şüphe yok. Ancak, bu ekonomik krizin fiili ve yeni sebepleri neler? İran geçtiğimiz son on yılda normalde olduğu gibi neden ekonomik krizin çözümüne katkıda bulunmuyor? Ekonomik kriz Şam’ın ‘siyasi tavizler’ vermesine yol açar mı?
Son yıllarda Suriye’deki ekonomik krizin ‘eşi benzeri görülmemiş boyutlara’ ulaştığı defalarca söylendi. Bu abartılı bir söz değil. Doğru bir söz tıpkı şimdi de doğru olduğu gibi. Nitekim Suriyeliler, kış mevsiminin gelişiyle birlikte başta hükümet kontrolündeki bölgeler ve başkent Şam olmak üzere ülke coğrafyasına yayılan, trajedilerden oluşan karanlık bir uçurumda yeni bir derinliğe daldılar. Fiyatlar yüksek, derin bir yoksulluk hâkim, elektrik yok, ekmek az, petrol türevleri kıt, tasarruf yok, gurbetçilerden çok az havale geliyor, dilenciler ve göç arayışında olanlar hariç sokaklar boş.
Bazıları şu anda Şam’da bir ‘felç’ durumunun hâkim olduğundan bahsediyor. İşler öyle bir noktaya gelmiş ki devlet kurumları kapılarını kapatmayı veya mesai saatlerini azaltıp tatil saatlerini uzatmayı düşünüyormuş. Üniversiteler ders saatlerini düşürdü veya durdurdu. Dahası hayat memat meselesi olan hastaneler bile ‘çalışma saatlerini’ düşürmeyi planlıyor. Süveyda’da yaşananlar ve Suriye'nin önde gelen isimlerinin sosyal medyada yazdıkları, krizin ulaştığı derinliğin yeni boyutunu ifade eden bir haykırıştan başka bir şey değil.

Kriz neden şimdi derinleşti?
Savaş boyunca ülke bombalama, göç, tehcir, adam kaçırma, zorla alıkoyma, hapis, yolsuzluk, kötü yönetim, Batı’nın yaptırımları, siyasi izolasyon, abluka ve dış yardım ve yatırım kıtlığı yaşadı. Tüm bu durumlar yeni değil. Suriye içinde yaşayan Suriyelilerin yeni bir uçuruma itilmesinde payı olan yeni üç durum var:
Birincisi, Ukrayna savaşı. Bu savaşla meşgul olması nedeniyle Rusya ister petrol türevleri ister tahıl ve insani yardım malzemeleri açısından olsun Suriye’ye yönelik ilgisini ve zaten az olan yardımlarını daha da azalttı. Savaş aynı zamanda batılı ülkelerin ve bağışçı ülkelerin dikkatini Suriye’den coğrafi ve insani açıdan kendisine yakın olan Avrupa ülkelerine kaydırdı. İnsani yardımların yönünün değişmesi ve bağışçı ülkelerin bir taraftan Ukrayna’ya yönelik askeri ve insani yardımları artırırken diğer taraftan geçen yılın bahar aylarında düzenlenen Brüksel Bağışçılar Konferansı kapsamındaki taahhütlerini yerine getirme oranını üçte bire düşürmesi, bu durumun açık bir göstergesidir.
İkincisi, Türk bombardımanı. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunu bombalama yönündeki son hamlesi, Ankara'nın sınırlarına yakın bir ‘Kürt yapı’ olduğuna ve ulusal güvenliğini tehdit ettiğine inandığı Özerk Yönetim’in sütunlarını zayıflatmak için petrol ve gaz altyapısına odaklandı. Buna ek olarak Şam, Halep’teki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve YPG’nin nüfuz alanlarına abluka uygulayarak gıda maddelerinin bölgeye girişini engelledi. SDG de bu ablukaya, hükümet bölgelerine petrol türevlerinin arzını azaltarak veya durdurarak yanıt verdi. ‘Savaş zenginleri’ ve komisyoncuların, Fırat'ın doğusundaki SDG bölgelerinden tankerlerle on binlerce varil ham petrol ve petrol türevlerini ülkenin batısındaki hükümet bölgelerine taşıdıkları biliniyor.
Üçüncüsü, İran’ın öfkesi ve meşguliyeti. Tahran, 2011’den bu yana Şam’a milis, uzman, savaşçı, silah, mühimmat, askeri destek, Batı’nın yaptırımlarını atlatmak için tecrübe aktarımı, gıda maddeleri ve petrol türevlerini sübvanse etmek için ‘kredi limitleri’ ve petrol ve türevlerini taşıyan çok sayıda gemi dahil olmak üzere her türlü desteği sağladı. Yeni olan, bu yardımların durmuş olmasıdır. İran yönetimi, Suriye yönetimine petrol ve türevleri taşıyan gemiler göndermeye söz verdi ancak gemiler Suriye’ye ulaşmadı. Hatta İran'dan yola çıkmadılar bile. Eskiden Batı’nın prosedürlerine, durdurmalarına ve kovuşturmalarına rağmen gemiler Suriye kıyılarına ulaşırdı. Bu sefer henüz ulaşmadı ve gemilerin hareket etmesi gecikti (yeni bir geminin yolda olduğuna dair bir söylenti var).
Tahran, ülke içindeki protestolarla meşgul ve nükleer anlaşmayı imzalama olasılıklarını gözden geçiriyor. Ayrıca Tahran kızgın. Şam ise bunun nedenini bilmiyor. Bu kızgınlığın, Arapların Şam ile ilişkileri normalleşmesiyle gerçekten bir ilgisi var mı? İsrail'in Suriye'deki İran tesislerine ve silahlarına yönelik tekrarlanan saldırılarıyla bir ilgisi var mı? Şam’daki iç dengeler, karar alma merkezleri ve eğilimleri ile bir ilgisi var mı?
Bunların hepsi tahmin. Bunun net bir cevabı yok. Suriye’nin ‘İran bilmecesini’ çözme arayışının yanı sıra batılı başkentlerde başka sorular da soruluyor: Derin ekonomik kriz Suriye’de büyük çöküşlere yol açar mı? Bu ekonomik kriz, Şam’ın önceki yıllarda askeri alanda yaşadığı gerilemelere rağmen vermediği siyasi tavizler vermesiyle ve hükümetin kontrol ettiği bölgelerin küçülmesiyle sonuçlanır mı? Bu ekonomik kriz, Şam’ın Birleşmiş Milletlerin kendisine sunduğu ‘adıma karşılık adım’ yaklaşımını yani ekonomik veya dış siyasi kazanımlar elde etmeye karşılık ülke içinde siyasi esnekliği sağlamayı kabul etmesini kolaylaştırır mı? Bu ekonomik kriz, reform yapılmasından yana olan ve jeopolitik tavizler yoluyla çözüm arayan Suriyeli yetkililerin konumlarını güçlendirir mi? Savaşın zenginleri tüm bunlardan ilave bir yolsuzluk kaynağı yaratma ve yeni servetler elde etme imkanı bulur mu?
Tüm bu sorulara karşı net cevapların ve belirleyici eğilimlerin ortaya çıkmasını beklerken, Suriyelilerin gündüzleri daha da zorlaşıyor, geceleri daha da karanlıklaşıyor.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.