İsrailli iş insanları, Türkiye'den daha fazla ürün almak istiyor

İsrail Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Uriel Lynn (AA)
İsrail Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Uriel Lynn (AA)
TT

İsrailli iş insanları, Türkiye'den daha fazla ürün almak istiyor

İsrail Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Uriel Lynn (AA)
İsrail Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Uriel Lynn (AA)

İsrail Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Uriel Lynn, coğrafi konumu dolayısıyla süre ve maliyet avantajının bulunması ve ürün çeşitliliği sebebiyle Türkiye'den daha fazla ithalat yapmak istediklerini söyledi.
Lynn, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı açıklamada, geçen haftalarda İsrail Ticaret Odaları Federasyonu öncülüğündeki 60 firmadan yaklaşık 100 kişilik İsrailli alım heyetinin, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) üyeleriyle İstanbul'da gerçekleştirdiği buluşmanın sonuçlarını değerlendirdi.
Türkiye'ye düzenledikleri ziyareti "mükemmel" olarak tanımlayan Lynn, görüşmelerin olumlu bir havada geçtiğini ve iki tarafta da "ticareti artırma arzusunu" gördüklerini belirtti.
Lynn, "Bizim tek bir amacımız var; İsrail'den ihracat yapmak değil, Türkiye'den daha fazla ürün almak" dedi.

İsrail, hayat pahalılığını azaltmak için ithalat yönünde istekli
İsrail ekonomisinde son yıllarda köklü değişimler yaşandığını ve hizmet ihracatının ürünler ihracatını geçtiğini aktaran İsrailli iş insanı, hizmetlerin ithalat ve ihracat dengesinde yaklaşık 40 milyar dolar, ürünlerdeyse yaklaşık 20 milyar dolarlık bir cari fazla bulunduğunu ifade etti.
Lynn, ülkesinin bu nedenle hayat pahalılığını azaltmak için de ithalat yönünde istekli olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
"İsrail, yılda yaklaşık 90 milyar dolarlık ithalat yapıyor. Son yıllarda deniz taşımacılığının maliyetleri fırladı. Uzak Doğu'dan mal ithal ediyorsak nakliye 24 gün sürüyor. Ama bunu Mersin'den ithal ediyorsak denizde geçirdiği süre 12 saat, İstanbul'dan buraya gelmesi 2 gün. Bu yönüyle iki ülke arasında doğrudan çok büyük bir avantajımız olduğunu söyleyebiliriz."

Türkiye'den ürün almak için tüm avantajlar var
Türkiye'nin "demir-çelik, inşaat malzemeleri, tekstil, gıda, plastik" gibi kalemlerde, temel ham maddelerden tüketici ürünlerine geniş bir ürün çeşitliliği sunduğunu vurgulayan Lynn, Türk mallarının "büyük bir çoğunluğunun iyi bir kalitede, Uzak Doğu'dan olmasa bile Batı Avrupa'dan çok daha düşük fiyatlı olduğunu" ifade etti.
Lynn, iki ülke arasında 1996'da bir serbest ticaret anlaşması imzalandığını bu sebeple "Türkiye'den ürün almak için tüm avantajların bulunduğunu" aktardı.
Türkiye'ye "satmaya değil satın almaya gittiklerini" yineleyen Lynn, bunun İsrail'de rekabeti artıracağını ve hayat pahalılığını düşüreceğini söyledi.

İsrail, ithalat koşullarını esnetiyor
Lynn, iki ülke arasındaki ticaretin tüm sektörlerde artmasını beklediğini belirtti.
Bunun için bir engel bulunmadığına dikkati çeken Lynn, "İki ülke arasındaki istikrarlı ilişkiler devam eder ve iş dünyasının çalışmasına izin verirsek artışı hemen göreceğiz. İki ülke arasındaki ticaret hacminde ve ürün bazında 2019'dan itibaren belirgin bir artış yaşandı. İki ülke arasındaki ilişkiler en iyi durumda olmamasına rağmen ticaret hacmi 2019'da 3,4 milyar dolardan 2020'de 6,2 milyar dolara yükseldi" dedi.
Lynn, İsrail'in yakın zamanda ithalatı kolaylaştıracak reformlar yapmaya hazırlandığını belirterek, şöyle konuştu:
"İthalat koşullarımızı esneterek, ithalatçılarımızın İsrail'e ithalat yapmasını kolaylaştıracağız. İthalata ilişkin bürokrasinin büyük bir çoğunluğu hafifletilecek. İsrail'de gümrük dışı bariyer diye tanımladığımız ürün standartları değiştirilecek. İthalatımızdaki reformlar geniş kapsamlı olacak ve İsrail'e ithalat yapmayı kolaylaştıracak. Hükümet, bu sayede rekabeti artırmayı ve buradaki maliyetin düşürülmesini sağlayabilir. Bu nedenle, ithalat, ülkemiz için çok önemli."
Türkiye'nin ihracatındaki İsrail'e düşen payı artırmayı istediklerini belirten Lynn, Türkiye'deki iş dünyası buluşması organizasyonunun başarılı geçmesindeki "etkili" katkılarından dolayı Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Başkanı Mustafa Gültepe'ye teşekkür etti.

Türkiye'den 100 firmanın yer aldığı bir iş heyeti martta İsrail'e gelmişti
TİM'in paylaştığı rakamlara göre 2021 yılında, Türkiye'nin İsrail'e ihracatı yüzde 35 artışla 6,4 milyar dolara ulaştı.
İsrail ise aynı dönemde Türkiye'ye 2 milyar dolar ihracat yaptı. TUİK'in açıkladığı rakamlara göre, Türkiye'nin İsrail'e ihracatı bu yıl kasıma kadar 6,35 milyar dolar olarak kaydedildi.
Türkiye'den 100 firmanın yer aldığı bir iş heyeti mart ayında İsrail'de 400 şirketle 1000'den fazla iş görüşmesi yaptığı bir buluşma gerçekleştirmişti.
 



Suriye hükümeti, Suveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla tutukluları takas etti

Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
TT

Suriye hükümeti, Suveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla tutukluları takas etti

Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)

Suriye’nin güneyindeki Suveyda vilayetinin Medya İlişkileri Birimi Müdürlüğü, hükümet ile kentin kontrolünü elinde bulunduran Dürzi gruplar arasında ‘tutuklu ve esir değişimi’ operasyonu gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu, taraflar arasında geçen yaz kentte yaşanan ve ölümlere yol açan çatışmalardan bu yana yapılan ilk kapsamlı değişim operasyonu oldu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, değişim kapsamında Şam, Adra Cezaevi’nde tutulan 61 Dürzi grup mensubunu serbest bırakırken; karşılığında Şeyh Hikmet el-Hicri’ye bağlı Ulusal Muhafızlar tarafından 25 Suriye hükümeti unsurunun serbest bırakılması sağlandı. Operasyon, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) gözetiminde gerçekleştirildi.

VFEDV
Havadan çekilen bir fotoğrafta, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Suveyda vilayetinde Dürzi savaşçılar ile Bedevi kabileleri arasında yaşanan ölümcül çatışmaların ardından tahrip olmuş bir tankın kalıntıları görülüyor, 25 Temmuz 2025. (Arşiv – Reuters)

Geçtiğimiz temmuz ayında Suveyda’da mezhep temelli çatışmalar yaşandı; olaylar Dürzi savaşçılar ile Bedevi aşiretleri arasında patlak verdi. Çatışmalar, hükümetin kenti kontrol altına almak amacıyla birliklerini göndermesiyle daha da şiddetlendi.

Mücadeleler sırasında, Dürzileri destekleyen İsrail, Şam yönetimine karşı hava saldırıları düzenledi. Günler süren şiddetin ardından aynı ay, çatışmaları sona erdirmek amacıyla kapsamlı bir ateşkes ilan edildi; olaylar sırasında yüzlerce kişi hayatını kaybetti.

FR5TGHT5
Suriye'nin Suveyda kentinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takası töreni sırasında güvenlik görevlileri ve yetkililer, esirleri taşıyan otobüslerin yanında toplandı. (AFP)

AFP ekibi, Suveyda’nın kuzey kırsalındaki el-Metune beldesinde iki büyük otobüsün Şam yakınlarındaki Dera Cezaevi’nden tutukluları indirdiğini gözlemledi. Otobüsler, hükümet güçleri ve ICRC ekipleri eşliğinde kente hareket etti, ardından bir ambulans ve ICRC aracı eşliğinde Suveyda’ya doğru yol aldı.

Kısa bir süre sonra aynı noktaya, hükümet kontrolü dışında kalan bölgelerde faaliyet gösteren Ulusal Muhafızlar’ın elinde bulunan güvenlik ve ordu mensubu esirleri taşıyan bir otobüs ulaştı.

Suriye devlet televizyonu, tutuklu değişim operasyonunun güvenliğini sağlamak için İç Güvenlik Güçleri’nin Şam-Suveyda yolunda yoğun güvenlik önlemleri aldığını bildirdi.

GRB
Suveyda’da Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında gerçekleştirilen esir takasında esirleri taşıyan bir otobüs, 26 Şubat 2026 (AFP)

Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, özellikle Suveyda’daki İç Güvenlik Güçleri’nin devlet ile yasadışı gruplar arasında gerçekleştirilen tutuklu değişimi operasyonunda yoğun çaba sarf ettiğini açıkladı.

El-Baba, Suriye el-İhbariyye televizyonuna yaptığı açıklamada, “Bugün 86 aileye sevinç getiren bir değişim operasyonunu başarıyla gerçekleştirdik. Yasadışı grupların elinde rehin tutulan 25 Suriye vatandaşının serbest bırakılmasını sağladık” dedi.

El-Baba ayrıca, “Devletin elindeki 61 tutuklu serbest bırakıldı” bilgisini vererek, bunun ‘Suveyda’da durumu yatıştırma ve Suriye ulusal birliği çerçevesinde barışçıl ve siyasi çözüm adımlarını öngören Amman Anlaşması’ kapsamında gerçekleştiğini belirtti.

El-Baba, yasadışı grupların hâlâ kayıpların durumu hakkında bilgi vermeyi reddettiğini ifade ederek, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması için uluslararası çabaların sürdüğünü vurguladı.

BFFRGB
Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden (ICRC) bir yetkili, Suriye’nin güneyindeki Suveyda’nın dış mahallelerinde Bedevi kabileleri ile Dürzi gruplar arasında yapılan takası denetliyor. (SANA)

Diğer yandan ICRC Suriye Delegasyonu Başkanı Stephan Sakalian yaptığı açıklamada, ‘aylarca yakınlarını beklerken endişe içinde kalan ailelerin yeniden bir araya gelmesinde rol oynayan tüm taraflara’ teşekkür etti.

Sakalian, “Bu operasyonun, diğer olası serbest bırakma girişimlerine ve tüm taraflar arasında insani konulara ilişkin diyaloğa zemin hazırlamasını umuyoruz. Bu kapsamda, Temmuz 2025’ten bu yana güney Suriye’deki düşmanlıklar nedeniyle kaybolan kişilerin akıbetinin ve yerlerinin belirlenmesi de gündeme gelebilir” dedi.

20 Temmuz’dan itibaren ateşkes sağlanmış olsa da durum halen gerginliğini koruyor ve Suveyda’ya ulaşım güçlüklerle devam ediyor. Dürzi sakinler, hükümetin kontrolü dışında kalan bölgeleri abluka altına aldığını ve buralarda on binlerce yerinden edilmiş kişinin bulunduğunu iddia ediyor; Şam ise bunu reddediyor.


“Gazze Uluslararası İstikrar Gücü” nisan ayında göreve başlayacak

Gazze Şehrindeki sahil yakınlarında geçici çadırların önünde duran yerinden edilmiş Filistinli bir kız çocuğu (EPA)
Gazze Şehrindeki sahil yakınlarında geçici çadırların önünde duran yerinden edilmiş Filistinli bir kız çocuğu (EPA)
TT

“Gazze Uluslararası İstikrar Gücü” nisan ayında göreve başlayacak

Gazze Şehrindeki sahil yakınlarında geçici çadırların önünde duran yerinden edilmiş Filistinli bir kız çocuğu (EPA)
Gazze Şehrindeki sahil yakınlarında geçici çadırların önünde duran yerinden edilmiş Filistinli bir kız çocuğu (EPA)

Filistin asıllı Amerikalı arabulucu Bishara Bahbah dün Şarku’l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, ‘Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’nün ilk grubunun nisan ayı başlarında görevine başlayacağını ve önümüzdeki aylarda daha fazla askerin Gazze Şeridi'ne gireceğini belirtti.

Bahbah, Mısır ve Ürdün'ün Filistin polis güçlerini eğitmek için çalıştığını ve bu güçlere katılmak isteyenlerin kayıt olabilmeleri için bir internet sitesi kurulduğunu açıkladı.

Barış İçin Arap Amerikalılar Komitesi Başkanı Bahbah ayrıca Washington'ın Hamas'a ‘kademeli’ olarak silahsızlanma konusunda bir teklif sunma sürecinde olduğunu söyledi.

Polis gücünü Gazze İdare Komitesi'nin yeni güçlerine entegre etme teklifinin olduğunu açıklayan Bahbah, sürecin ağır silahlarla başlayacağını, Hamas'ın herhangi bir silah geliştirmeyeceğini ve üretmeyeceğini, silah kaçakçılığı yapmayacağını, tünel sorununun çözüleceğini ve ardından Hamas'ın kendini savunma amacıyla elinde tutmak istediği bireysel silahlarla devam edeceğini ekledi.


Eleştirilere karşılık olarak Trump, Robert De Niro’yu ‘hasta ve akıl sağlığı bozuk’ olarak nitelendirdi

Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)
Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)
TT

Eleştirilere karşılık olarak Trump, Robert De Niro’yu ‘hasta ve akıl sağlığı bozuk’ olarak nitelendirdi

Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)
Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump ile usta oyuncu Robert De Niro arasındaki söz düellosu yeniden alevlendi. De Niro’nun bir podcast programında başkan ve destekçilerine yönelik sert eleştirilerde bulunmasının ardından Trump, uzun bir açıklamayla oyuncuya ağır ifadelerle yüklendi. Böylece iki isim arasındaki gerilim bir kez daha gündeme taşındı.

Şarku’l Avsat’ın Independent’tan aktardığına göre tartışma, 82 yaşındaki De Niro’nun pazartesi günü MSNBC kanalında yayımlanan ‘The Best People with Nicolle Wallace’ adlı podcast programına katılmasıyla başladı.

Programda Trump ve destekçilerini sert sözlerle eleştiren De Niro, “O bir aptal. Ondan kurtulmalıyız. Ülkeyi mahvedecek. Herkesin ‘Make America Great Again’ sloganları ve Amerikan bayraklarıyla dolaşmasını istemiyorum, sanki sadece onlar Amerikalıymış gibi… Biz de Amerikalıyız” ifadelerini kullandı.

De Niro bununla da yetinmeyerek, Trump’ın salı günü yaptığı Birliğin Durumu konuşmasına atıfla ‘Bataklığın Durumu’ başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Söz konusu konuşma, Trump’ın Birliğin Durumu hitabına karşı bir mesaj olarak değerlendirildi.

Trump ise dün Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda De Niro’yu ‘hasta ve akıl sağlığı bozuk bir kişi’ olarak nitelendirdi. Başkan ayrıca paylaşımında Temsilciler Meclisi üyeleri İlhan Omar ve Rashida Tlaib’e de değinerek, Birliğin Durumu konuşması sırasındaki tutumlarını eleştirdi.

Trump paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Dün gece son derece önemli ve güzel bir etkinlik olan Birliğin Durumu konuşmasında İlhan Omar ve Rashida Tlaib’i histerik şekilde bağırırken izlediğinizde, gözlerinin kan çanağına dönmüş, adeta akıl hastaları gibi göründüğünü fark edersiniz. Açıkçası bir akıl hastanesine yatırılmaları gerekiyor gibi duruyorlar.”

Trump ayrıca, “Robert De Niro ile birlikte bir tekneye binsinler. De Niro takıntılı, hasta ve akıl sağlığı bozuk bir başka kişi. Son derece düşük bir zekâ seviyesine sahip olduğunu düşünüyorum. Ne yaptığının ya da ne söylediğinin farkında değil; söylediklerinin bazıları ise ağır suç niteliğinde” sözleriyle eleştirilerini sürdürdü.

Öte yandan De Niro, katıldığı podcast programında ‘ülkesi tarafından ihanete uğramış’ hissettiğini dile getirerek, ‘temel değerlere’ dönülmesi gerektiğini vurguladı.

De Niro, “Her şey mükemmel olmak zorunda değil ama bize gücümüzü ve insanlığımızı veren değerlere geri dönmeliyiz. Liderlerimizin hesap verebilir olmasını istiyorsanız, Anayasa’ya ve hukukun üstünlüğüne bağlıysanız ve ABD’nin sevginize layık olmasını istiyorsanız, birlikte sokaklara çıkmaya hazır olun; ülkemizi geri alacağız” dedi.

İki Oscar ödüllü oyuncu De Niro, özellikle 2024’te ikinci kez seçilmesinden önceki süreçte Trump’a yönelik eleştirileriyle biliniyor ve başkana karşı açık muhalefetini sık sık dile getiriyor.