Krizler Suriye Kürtlerini Avrupa’ya kaçmaya itiyor

Suriye Kürtleri Lübnan, Mısır, Libya ve Cezayir üzerinden deniz, hava ve kara yollarını kullanarak İspanya’ya geçiyor.

Misko’nun, Oran kentinden ayrılmadan önce göçmenlerle çektiği selfie (AP)
Misko’nun, Oran kentinden ayrılmadan önce göçmenlerle çektiği selfie (AP)
TT

Krizler Suriye Kürtlerini Avrupa’ya kaçmaya itiyor

Misko’nun, Oran kentinden ayrılmadan önce göçmenlerle çektiği selfie (AP)
Misko’nun, Oran kentinden ayrılmadan önce göçmenlerle çektiği selfie (AP)

Baran Ramazan Misko, Akdeniz’den Avrupa’ya giden bir tekneye binme şansı yakalamak için diğer göçmenlerle birlikte haftalardır Cezayir’in sahil kenti Oran’da gizleniyor.
Kürt kökenli Suriyeli Misko (38) geçtiğimiz günlerde, düzensiz göçmenleri taşıyan bir botun Cezayir sahillerinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra battığı ve yolcuların çoğunun hayatını kaybettiği haberini aldı. Misko’nun bazı arkadaşları da batan bottaydı.
Bu sarsıcı haber, Misko’nun Suriye’den Cezayir’e gidip orada haftalar geçirdikten sonra geldi. Haberin ardından bir ay boyunca bekledi ve akabinde bir kaçakçı kendisini tekneyle Avrupa’ya ulaştırdı.
Suriye’de mühendislik mesleğini icra eden Misko, eşine ve biri 3 diğeri 4 yaşında iki kızına çatışmalardan uzak güvenli bir hayat sağlamak için binlerce dolar harcadıktan sonra küçük bir balıkçı teknesine bindi. Teknede “vatandaş gazeteciliği” işine başlayan Misko beraberindeki onlarca insanla birlikte fotoğrafını çekti ve internet bağlantısı gitmeden fotoğraflarını yakınlarına gönderdi.
Misko, gece boyunca  süren bir yolculuğun ardından 15 Ekim’de İspanya’nın Almeria kentine ve bundan 4 gün sonra da Almanya’ya ulaştı. Misko şu anda Almanya’nın Bielefeld kenti yakınlarındaki bir kampa giderek iltica talebinde bulundu. Ülkedeki soğuk havalara henüz alışmayan Misko, Almanca öğrenmek için telefonundaki tercüme uygulamalarından yardım alıyor. Misko, ailesiyle bir arada kalmak için belgelerinin onaylanmasını beklediğini söyledi.


Kürt göçmenler, Cezayir’in Libya sınırına yakın Ed-Dedeb kasabasında araçların gelmesini bekliyor, (28 Mart 2022 -AP)

Uluslararası Göç Örgütü, 2022’de Batı Akdeniz’i geçerek Avrupa'ya geçmeye çalışan 246 göçmenin kaybolduğunu duyurdu.
Misko; Lübnan, Mısır, Libya ve Cezayir’e araçlarla yolculuk yapan ve daha sonra bot veya teknelerle İspanya’ya geçmek gibi dolambaçlı yollardan Avrupa’ya giden, sayıları giderek artan Suriyeli Kürtler arasında yer alıyor. Göçmenler, Avrupa’ya giden en kısa yol olan Türkiye’ye sızma girişiminde bulunmaları halinde Türk güçleri veya Türkiye’nin Suriye’de desteklediği unsurlar tarafından tutuklanma korkusuyla bu dolambaçlı yolları seçtiklerini söylüyorlar.
Avrupa Birliği (AB) sınır güvenliği ajansı Frontex’in açıklamalarına göre, 2022’de en az 591 Suriyeli, Cezayir ve Fas’ın Akdeniz kıyısından İspanya’ya geçti. Bu sayının, geçen yıl İspanya’ya giden Suriyeli sayısının toplamının altı katı olduğu belirtildi.
Cezayir’deki Suriyeli Kürt kaçakçı, her hafta Suriye’den onlarca Kürtün Avrupa’ya doğru deniz yolculuğuna çıkmak için Cezayir’in sahil kenti Oran’a geldiğini söyledi. Kürt kaçakçı, Cezayir makamları tarafından tutuklanma endişesi nedeniyle kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Associated Press’e (AP) yaptığı konuşmada, “Daha önce hiç bu kadar yüksek rakamlara sahip olmamıştım” dedi.
Çatışmalar ve ekonomik kaosla geçen yıllar, Suriye’nin kuzeyindeki bölgelerde iz bıraktı. Bu bölgede yaklaşık 3 milyon kişi fiilen Kürtlerin kontrolü altında yaşıyor. Bölge, DEAŞ örgütü militanları ve Türk güçleri ile desteklediği Suriyeli muhalif grupların saldırılarına maruz kaldı.
Misko’nun durumunda olduğu gibi, göçmenlerin çoğu 7 yıl önce Kürt militanların DEAŞ’ın acımasız kuşatmasına karşı durduğu sırada manşetlere konu olan Suriye’nin Kobani kentinden geliyor.
İtalya'nın Floransa kentindeki Avrupa Üniversitesi Enstitüsü’nden Profesör olan Joseph Daher, kasabanın harabeye döndüğünü söyledi. Şehri yeniden inşa etmeye çalışmak için “pek bir şey olmadığını” belirten Daher, kalkınma fonunun çoğunun daha doğudaki şehirlere aktarıldığını kaydetti. Suriye’nin kuzeydoğusundaki son olaylar, sakinlerine ülkeyi terk etmeleri için ilave bir teşvik sundu.
Türkiye, Kasım ayında İstanbul'da meydana gelen bombalı saldırının ardından Suriye içindeki Kürt bölgelerine yönelik saldırılarını artırdı. Ankara, terör örgütü listesinde yer alan PKK ile ABD destekli YPG’yi suçluyor. Her iki taraf ise olayın sorumluluğunu reddediyor ancak olayın yaşanmasından bu yana Türkiye Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgeleri bombalayarak zaten çökmekte olan altyapısını imha etti. Hatta Ankara bölgeye kara harekâtı başlatma sözü bile verdi.
Kobanili mühendis Bozan Şahin, geçen ayki Türk hava saldırısını hâlâ hatırlıyor:
“Annemin korkudan titrediğini ve 4 yaşındaki kız kardeşimi sakinleştirme çabasıyla onu tuttuğunu gördüm.”
Şahin şimdi Suriye’den Avrupa’ya yapılan Kürt akınına katılmak istiyor. Şahin, “Bir kaçakçı aracılığıyla Lübnan’a girmenin bir yolunu bulan ve Libya üzerinden bir yere giden bazı arkadaşlarım var. Tüm detaylara vakıf değilim ama bu yolculuğu güvenli bir şekilde yapmanın bir yolunu bulmaya çalışıyorum” dedi.
Haftalar süren ve binlerce dolara mal olan bu süreç, Suriye askerlerine rüşvet veren bir kaçakçılık şebekesi tarafından yönetiliyor. Askerler, göçmenlerin, askerlikten kaçmaları veya hükümet karşıtı faaliyetlere katılmaları sebebiyle gözaltına alınabilecekleri kontrol noktalarından geçmelerini sağlıyor. Göçmenlere ve kaçakçılara göre, daha sonra çok sayıda güvenlik zafiyeti bulunan sınırdan Lübnan’a geçiyorlar.
Göçmenler orada genellikle Beyrut’ta kalabalık apartmanlarda yaklaşık bir hafta kalıyor ve kaçakçıyla çalışan bir aracı üzerinden Suriye büyükelçiliğinden acil pasaport almayı bekliyor.
Ellerinde pasaportları olan göçmenler, Suriyelilerin vizesiz girebileceği Mısır’a gidiyor ve ardından başka bir kaçakçı ağı aracılığıyla Cezayir'e gitmeden önce, savaşın yıkıma uğrattığı Libya’nın Bingazi kentine doğru başka bir yolculuğa çıkıyor.
Misko, “Trablus ve sahil yolu boyunca kamyonetler ve ciplerle Libya üzerinden geçtik. Her 500 kilometrede bir araba değiştirdik” dedi.
Çöl boyunca yaptıkları yolculuk sırasında, Libyalı silahlı grupların kontrol noktalarından geçmek zorunda kaldıklarını aktaran Misko, "Bazı kontrol noktalarında bekçiler Suriyeli olduğumuzu öğrendiklerinde çirkin bir muameleye maruz kaldı. Paramızı ve telefonlarımızı aldılar veya bizi saatlerce sıcakta beklettiler” diye konuştu. Kendisinden önce ayrılan göçmen grubun silahlı bir grup tarafından kaçırıldığını anlatan Misko, grubun göçmenleri serbest bırakılmak için 36 bin dolar talep ettiğini söyledi.
Misko Cezayir’in Oran kentine vardıklarında, kaçakçılara ait bir apartman dairesine sığındığı için rahatladı. Haftalarca beklerken o ve diğer göçmenler zamanlarının çoğunu apartmanın içinde geçirdiler. Misko, “Oran’da rahat hareket edemiyorduk. Çünkü güvenlik güçleri her yerdeydi ve ülkeye yasal yollardan girmedik. Kentte ve hatta kıyılarda göçmenleri soymaya çalışan çeteler vardı” dedi.
Bu arada, insan hakları grupları Cezayir makamlarını göçmenleri gözaltına almakla ve bazı durumlarda onları sınır dışı etmekle suçladı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne (UNHCR) göre Cezayir, 2021’in ilk yarısında 13 binden fazla göçmeni güneydeki komşu Nijer’e sınır dışı etti.
Misko, karısı ve kızları Almanya’ya sağ salim vardığı için rahatlamış olsa da Kobani’den ayrıldığı için pişmanlık duyuyor. Misko, “Göç ve hatta yer değiştirme fikrine her zaman karşı olmuşumdur. Ne zaman savaş nedeniyle taşınmak zorunda kalsak, fırsat buldukça Kobani’ye geri dönerdik” ifadesini kullandı.
Misko, Almanya’da zamanının çoğunu iltica görüşmelerinde geçiriyor, ancak Ailesi ona Avrupa’da eşlik edebilsin diye, aylar önce hayalini bile kurmadığı bir sürece başladığını ve yakın zamanda mülteci statüsü almayı umarak moralini yüksek tutuyor.
Misko, “Suriye savaş, yolsuzluk ve terör yuvası oldu. 10 yıl bu şekilde yaşadık. İki kızımın da bunları yaşamasını istemiyorum” dedi.



BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
TT

BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları ve Filistinli sivillerin zorla yerinden edilmesi nedeniyle Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ‘etnik temizlik’ yaşanabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan raporda, “Yoğun saldırılar, mahallelerin sistematik biçimde tamamen yıkılması ve insani yardımların engellenmesi, Gazze Şeridi’nde kalıcı bir demografik değişim yaratmayı amaçlıyor gibi görünmektedir” ifadesine yer verildi.

Raporda ayrıca, “Kalıcı bir yerinden etmeyi hedeflediği izlenimi veren zorla tahliye uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da etnik temizlik konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır” denildi.

BM’de üst düzey bir yetkili dün yaptığı açıklamada, İsrail’in idari olarak Filistin yönetimine bağlı olması öngörülen Batı Şeria bölgeleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya yönelik adımlarının ‘fiili ve kademeli bir ilhaka’ vardığı uyarısında bulundu. BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Filistin meselesine ilişkin BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, “Sahadaki durumu istikrarlı biçimde değiştiren tek taraflı İsrail adımları nedeniyle Batı Şeria’nın fiili ve kademeli bir ilhakına tanıklık ediyoruz” dedi. Geçen haftadan bu yana İsrail, Batı Şeria’daki kontrolünü pekiştirmeye yönelik bir dizi kararı onayladı. Filistinliler, Oslo Anlaşmaları kapsamında Batı Şeria’da sınırlı bir özerk yönetime sahip bulunuyor.

DiCarlo, söz konusu adımların işgal altındaki Batı Şeria’da, El Halil gibi hassas bölgeler de dahil olmak üzere İsrail sivil otoritesinin tehlikeli biçimde genişlemesi anlamına geleceğini belirtti. DiCarlo, bu adımların bürokratik engellerin kaldırılması, arazi alımının kolaylaştırılması ve İsraillilere inşaat ruhsatı verilmesinin önünün açılması yoluyla yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Yeni düzenlemelerin, hâlihazırda Filistin yönetiminin idari yetki kullandığı Batı Şeria’nın bazı bölümleri üzerindeki İsrail kontrolünü daha da pekiştirmesi bekleniyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, Filistin Yönetimi, karma yönetim ve İsrail yönetimi altındaki A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Batı Şeria’nın, gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin büyük bölümünü oluşturması öngörülürken, İsrail’deki aşırı sağ çevreler bölgeyi İsrail topraklarının bir parçası olarak görüyor.

Oslo Anlaşmaları’nın ilan edilen amacı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açmaktı. BM nezdindeki 85 ülkenin misyonu ise salı günü yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünü genişletmesini kınadı. Açıklamada, ‘İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve uygulamalar’ kınandı.


Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.