Wennesland, yerleşim birimlerinin iki devletli çözümü ‘baltaladığına’ dair endişesini dile getirdi

44 çocuk da dahil olmak üzere 150 Filistinlinin ölümüyle ilgili olarak BMGK’ya brifing verdi.

AB Filistin topraklarındaki temsilcisi Sven Kühn Von Burgsdorff, Batı Şeria’daki Masafer Yatta’da İsrail tarafından yıkılan bir okula ziyarette bulundu (AFP)
AB Filistin topraklarındaki temsilcisi Sven Kühn Von Burgsdorff, Batı Şeria’daki Masafer Yatta’da İsrail tarafından yıkılan bir okula ziyarette bulundu (AFP)
TT

Wennesland, yerleşim birimlerinin iki devletli çözümü ‘baltaladığına’ dair endişesini dile getirdi

AB Filistin topraklarındaki temsilcisi Sven Kühn Von Burgsdorff, Batı Şeria’daki Masafer Yatta’da İsrail tarafından yıkılan bir okula ziyarette bulundu (AFP)
AB Filistin topraklarındaki temsilcisi Sven Kühn Von Burgsdorff, Batı Şeria’daki Masafer Yatta’da İsrail tarafından yıkılan bir okula ziyarette bulundu (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, son birkaç yılın en büyük bilançosu olarak, 2022 yılında işgal altındaki topraklarda yaşanan çatışmalarda, saldırılarda ve İsrail güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 1 İsrailli çocuk dahil 20 İsrailliye kıyasla 44’ü çocuk olmak üzere 150’yi aşkın Filistinlinin ölmesinden dolayı üzüntü duyduğunu belirtti. Wennesland, İsrail’in iki taraf arasında iki devletli bir çözüme ulaşma olasılığını baltalayan yerleşim operasyonlarını sürdürmesiyle ilgili ‘ciddi endişelerini’ dile getirdi.
Özel Koordinatör, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerine İsrail işgali altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerini durdurmaya çağıran 2334 sayılı kararın uygulanmasına ilişkin 24. rapor çerçevesinde ‘Filistin sorunu da dahil Ortadoğu’nun durumu’ hakkında bir brifing verdi. Son aylarda İsrail’in yanı sıra Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria’da tanık olunan yüksek şiddet oranlarından dolayı ‘ciddi endişelerini’ dile getiren Wennesland, “Çatışmalar, diğer saldırılar ve İsrail güvenlik operasyonları, 2022 yılında şu ana kadar 44’ü Filistinli çocuk olmak üzere 150’den fazla Filistinlinin ve 1 İsrailli çocuk da dahil 20’den fazla İsraillinin ölümüne yol açtı” dedi. Tor Wennesland, işgal altındaki Filistin topraklarında şiddet eylemlerinin devam etmesinden dolayı üzüntüsünü dile getirirken, bu sayıların ise yıllardır kaydedilen en yüksek ölü sayıları olduğuna dikkati çekti.
Özel Koordinatör, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria’da İsrail’in yerleşimleri genişletmesinin, ‘son derece endişe verici’ olmaya devam ettiğini söylerken, yerleşim birimlerinin BM kararlarının ve uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu hatırlattı. Wennesland, ayrıca bu ihlalin iki devletli bir çözüme ulaşma olasılığını baltaladığını ve egemen, bitişik, bağımsız ve yaşayabilir bir Filistin devleti kurma olasılığını yok ettiğini söylerken, İsrail’e de ‘tüm yerleşim faaliyetlerini derhal durdurma’ çağrısında bulundu. Aynı şekilde İsrail’in Filistinlilere ait binalara yönelik devam eden yıkım ve el koyma faaliyetlerinden de ‘derin bir endişe’ duyduğunu belirten Wennesland, İsraillilerin uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülükleriyle tutarlı bir şekilde Filistinlilerin mülklerinin yıkımına son verilmesi, Filistinlilerin olası yerinden edilmelerinin ve tahliyelerinin önlenmesi ve ‘Filistinlilerin yasal olarak bina inşa etmelerini ve kalkınma ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlayacak’ planların onaylanması çağrısı yaptı. Tor Wennesland ayrıca, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, özellikle işgal altındaki Batı Şeria’da derinleşen işgal ve terör de dahil artan şiddet ortasında mevcut siyasi ve güvenlik dinamiklerinin kırılganlığından giderek daha fazla endişe duyduğunu söyledi.
Wennesland, işgalcilerin kısıtlamaları, ciddi reformların yokluğu, bağış desteğine dair belirsiz beklentilerle daha da kötüleşen, Filistin Yönetimi’nin karşı karşıya olduğu ekonomik ve kurumsal zorluklara da değindi. Bu çerçevede Özel Koordinatör, “Meşru Filistin hükümetinin Gazze Şeridi’ne dönüşü de dahil, Gazze’nin sorunlarının çözümü siyasi çözümler gerektiriyor. Ayrıca 1860 sayılı karar uyarınca İsrail ambargosunun tamamen kaldırılması ve savaşçıların seferberliğine son verilmesi gerekmektedir” dedi. “BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) mali durumuyla ilgili derin endişelerim devam ediyor” diyen Tor Wennesland, bu durumun işgal altındaki Filistin toprakları ve bölgedeki Filistinli mültecilere temel hizmetlerin sağlanmasını tehlikeye attığı konusunda uyardı. Özel Koordinatör, “Batı Şeria, son yılların en yüksek şiddet eylemlerine tanık olurken UNRWA ise binlerce Filistinlinin hayatındaki en önemli istikrar unsurlarından biri olmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan BMGK, bu çatışmayı dondurmaya çalışmanın veya çatışmanın sürekliliğinin, uygulanabilir seçenekler olmadığı konusunda uyarırken, bu nedenle temel sorunları çözecek meşru bir siyasi sürecin alternatifi olmadığını vurguladı. İki tarafı ‘bölge ülkeleri ve daha geniş uluslararası toplumla birlikte, Filistinliler ve İsraillilerin yaşamları üzerindeki olumsuz gidişatı değiştirecek somut adımlar atmaya’ çağıran BMGK, “Bu adımlar, tarafları iki devletin kurulmasına doğru hareket ettiren bir siyasi çerçeveye dayanmaktadır” dedi. ABD Özel Siyasi İşler Misyonu temsilcisi Robert Wood ise, 16 yaşındaki Filistinli kız Jana Zakarneh’in trajik ölümünün ‘bu çatışmadaki insan kayıplarının bir başka trajik hatırlatıcısı’ olduğunu dile getirdi. Wood, her iki tarafı da Batı Şeria’daki aşırı şiddetin endişe verici düzeylerini azaltmak için acil önlemler almaya çağırırken, İsrailli ve Filistinli liderlere de ‘failin milliyetine bakılmaksızın her türlü şiddeti kınama’ çağrısında bulundu. ABD’nin, Filistin önderliğindeki bir girişimin Genel Kurul’da ‘İsrail’e karşı Uluslararası Adalet Divanı’ndan istişari görüş’ talebi nedeniyle derin hayal kırıklığına uğradığını söyleyen Robert Wood, “Bu önlem ters tepkiye neden olacak” dedi.
Wood ayrıca, “İbrahim Anlaşmaları bölgeye çok büyük faydalar sağlama potansiyeline sahiptir” diyerek, ülkesinin Ortadoğu’daki insanlar arasında ticareti, yeniliği, ortaklıkları ve alışverişi teşvik etmenin bir yolu olarak bu anlaşmaları güçlü bir şekilde desteklemeye devam edeceğini vurguladı. İsrail ve komşuları arasındaki normalleşmenin, İsrailliler ve Filistinliler arasında barış inşa etmenin yerini tutmayacağını da dile getiren Robert Wood, bu hedefe ulaşmak için yeni yollar sağlandığını ve Filistinlilere fayda sağlamak için yeni fırsatlar yaratıldığını vurguladı.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.