Pakistan güçleri Terörle Mücadele Merkezi’ni ele geçiren teröristleri öldürerek rehineleri kurtardı

İslamabad, radikalizmle mücadelede, ABD yardımını kabul etmeye hazır olduğunu ifade etti.

Taliban militanlarının Bannu’daki polis merkezini ele geçirmesinin ardından kapalı bir okulun kapısının önünden geçen çocuklar. Bölgedeki yetkililer kaçırma eylemlerinin yaşanmasından endişe ederek okulları kapatma talimatı verdi. (AFP)
Taliban militanlarının Bannu’daki polis merkezini ele geçirmesinin ardından kapalı bir okulun kapısının önünden geçen çocuklar. Bölgedeki yetkililer kaçırma eylemlerinin yaşanmasından endişe ederek okulları kapatma talimatı verdi. (AFP)
TT

Pakistan güçleri Terörle Mücadele Merkezi’ni ele geçiren teröristleri öldürerek rehineleri kurtardı

Taliban militanlarının Bannu’daki polis merkezini ele geçirmesinin ardından kapalı bir okulun kapısının önünden geçen çocuklar. Bölgedeki yetkililer kaçırma eylemlerinin yaşanmasından endişe ederek okulları kapatma talimatı verdi. (AFP)
Taliban militanlarının Bannu’daki polis merkezini ele geçirmesinin ardından kapalı bir okulun kapısının önünden geçen çocuklar. Bölgedeki yetkililer kaçırma eylemlerinin yaşanmasından endişe ederek okulları kapatma talimatı verdi. (AFP)

Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammed Asif, Pakistan güvenlik güçlerinin iki gün önce ülkenin kuzeybatısında Terörle Mücadele Merkezi’ni ele geçiren, güvenlik personelini ve birkaç tutukluyu rehin alan 33 militanı dün (Salı) etkisiz hale getirdiğini açıkladı. Pakistan merkezli Geo News haber kanalının aktardığına göre, Bakan Asif Ulusal Meclis’te yaptığı konuşmada, Pakistan ordusu Özel Kuvvetlerinin dün sabahın erken saatlerinde düzenlediği operasyonda iki askerin hayatını kaybettiğini ve en az 10 askerin yaralandığını belirtti. Asif, “Özel Kuvvetler yerel saatle 14.30’da binayı temizledi. Tüm rehineler kurtarıldı” dedi. Merkezi ele geçiren militanların tek bir örgüte mensup olmadıklarını, bilakis yasaklı çeşitli örgütlerin mensubu olduklarına işaret eden Asif, binada gözaltında tutulan 33 teröristin bulunduğunu, içlerinden birinin binadaki bir askeri etkisiz hale getirdiğini, askerin silahını aldığını ve böylece teröristlerin binayı ele geçirdiğini söyledi. Yasaklı Tehrik-i-Taliban Pakistan (TTP) ile bağlantılı teröristler operasyona dahil edildi ve Pakistan hükümeti krizi sona erdirmek için silahlı grubun liderliğiyle müzakerelerde bulundu. Bakan Asif, binayı kontrol eden yerel yönetimin sorumluluğunu yerine getirmede ‘tamamen başarısız’ olduğunu kaydetti. Asif, “Pakistan güvenlik güçleri, pazar gecesinden beri bir grup militanın sığındığı Hayber Pahtunhva bölgesindeki Terörle Mücadele kompleksinin kontrolünü ele geçirdi, tüm teröristleri öldürdü ve kompleksin kontrolünü yeniden ele geçirdi” dedi. Güvenlik yetkilileri, Pakistan medyasına yaptığı açıklamada, cezaevi binasında 3 gün rehine alınan Terörle Mücadele personeli polislerini kurtarma operasyonu sırasında, TTP’ye bağlı 26 militanı öldürdüklerini belirtti. Pakistan medyasına konuşan bir istihbarat kaynağı, militanların cezaevi yetkililerine karşı üstünlüğü ele geçirmeyi başardıklarını, yetkililerin silahlarına el koyduklarını, Afganistan’a güvenli geçiş talep ettiklerini ve saatler süren operasyon sırasında öldürüldüklerini kaydetti. İstihbarat kaynağı, “Soruşturmayı yürütenlerin korumalarının silahlarına el koyan ve pazar gününden bu yana onları rehin alan Tehrik-i-Taliban Pakistan militanların ellerindeki rehineleri kurtarma operasyonunun düzenlenmesinin ardından güvenlik güçleri, ülkenin kuzeybatısındaki Bannu beldesinde bulunan Terörle Mücadele kompleksini temizlemeyi dört gözle beklemeye devam ediyor” ifadesini kullandı.
Basına bilgi ve demeç verme yasağı nedeniyle kimliklerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan çeşitli kaynaklar, komplekste 6 güvenlik yetkilisi ve birkaç tutuklunun bulunduğunu aktardı. Bir güvenlik yetkilisi, “İyi haber şu ki, bütün rehineleri teröristlerden kurtarmayı başardık. Bazı rehineler hafif yaralandı ancak durumları iyi. Güvenlik personelinden bazıları da yaralandı. Operasyon sonlandırılıyor ve daha fazla direniş yok. Güvenlik güçleri komplekse girdi. Güvenlik güçleri Bannu’da Terörle Mücadele Merkezi’ni de içine alan askeri karargâhı kuşattı. Şemsiyesi altında birçok radikal grubun olduğu Tehrik-i-Taliban Pakistan’ın militanlarından birkaçı burayı kendine sığınak haline getirmişti” dedi. İsmi açıklanmayan üst düzey bir güvenlik yetkilisi, operasyon öncesinde yaptığı açıklamada, “Tüm seçenekler başarısız oldu ve teröristler masumları serbest bırakmayı reddediyor. Bu nedene güç kullanmaya karar verdik. Rehinelerin can güvenliğinden endişe duyduğumuz için operasyon başlamadı” ifadelerini kullanmıştı.
Teröristler rehineleri serbest bırakma karşılığında Afganistan’a güvenli geçiş talep ediyorlardı. TTP’nin bir üyesi yaptığı açıklamada, TTP liderliğinin kompleksteki kişilerle iletişimi kaybettiğini söyledi. TTP üyesi, “Askeri operasyonun başladığını öğrendik” dedi.
TTP, Afgan Taliban Hareketi’nin Pakistan hükümeti ile TTP liderliği arasında geçen aydan bu yana arabuluculuk yaptığı ateşkesin sona erdiğini ilan etmesinin ardından saldırılarını yoğunlaştırdı. TTP ülkede kontrolü ele geçirmek ve İslam’la ilgili radikal görüşlerini dayatmak amacıyla şiddeti bir yöntem olarak kullanıyor. Cezaevinin bulunduğu bölgedeki yerel yönetimin sözcüsü, militanların Afganistan’a güvenli geçiş talebinde bulunduğunu söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan yetkililer, Pakistanlı yetkililerin ülkenin kuzeybatı bölgelerinde yeni terör dalgasına karşı mücadelede ABD’nin yardımını kabul etmeye hazır olduklarına işaret ettiklerini bildirdi.
Pakistan güvenlik güçleri 2004’ten bu yana kabile bölgelerinde teröristlerle ve silahlı gruplarla mücadele ediyor. Bu süreç boyunca, ABD’li ve İngiliz güvenlik yetkilileri terör ve ayaklanmayla mücadele alanlarında Pakistan güvenlik güçlerini eğitti. Ancak bu eğitimler, ABD’nin Mayıs 2011’de Usame Bin Ladin’in öldürüldüğü Abbottabad’daki hava saldırısının ardından durduruldu. ABD yönetimi daha önce TTP ve diğer radikal örgütlerle mücadelesinde Pakistan’a ön şartsız destek veriyor ve terörizmi yenmenin her iki ülke için ortak bir hedef olduğunu belirtiyordu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Pakistanlıların ABD’nin desteğini kabul etme teklifinin, “Bannu’da bir grup militanın Terörle Mücadele Merkezi’nin kontrolünü ele geçirmesiyle yaşanan son terör saldırısının ardından geldiğini” söyledi. Price, Pakistan tarafının ilettiği bu teklifi, Pakistan Dışişleri Bakanı Bilawal Butto Zerdari’nin Washington’a ulaşmasından birkaç sonra düzenlediği basın toplantısında duyurdu. Yaralılar için acil şifa temennisinde bulunan Price, sorumlulara, şiddet eylemlerine son verilmesi, rehinelerin serbest bırakılması ve ele geçirilen Terörle Mücadele Merkezi’nin kurtarılması çağrısında bulundu. Price, bir soruya verdiği yanıtta, “Pakistan hükümeti, Afganistan içindeki terör gruplarıyla mücadele de dahil olmak üzere aynı endişeleri paylaşıyor. Aynı durum Afganistan-Pakistan sınırındaki terör grupları için de geçerli. Biz ister şu anki durumda ister başka durumda yardım etmeye hazırız.” ifadelerini kullandı.



Yakalanmaktan kaçınmak için... Kim Jong Un, Ukrayna'daki savaşçılarının intihara başvurduğunu açıkladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (Reuters)
TT

Yakalanmaktan kaçınmak için... Kim Jong Un, Ukrayna'daki savaşçılarının intihara başvurduğunu açıkladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (Reuters)

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ülkesine bağlı askerlerin esir düşmemek için savaş alanında intihar saldırılarına başvurduğunu açıkladı.

Pyongyang çıkışlı habere göre Kim’in açıklamaları, Kuzey Kore’nin Rusya-Ukrayna savaşındaki doğrudan rolüne ilişkin tartışmaların arttığı bir dönemde geldi.

Independent gazetesine göre, Kim Jong Un ilk kez Kuzey Kore askerlerinin Rus güçleriyle birlikte Ukrayna'ya karşı savaşırken esir düşmekten kaçınmak için kendilerini savaş alanında havaya uçurma politikasını izlediklerini doğruladı.

Kuzey Kore resmi ajansı KCNA’ya göre Kim, çatışmalarda hayatını kaybeden askerler için düzenlenen anıt müzenin açılışında yaptığı konuşmada, bu askerlerin “olağanüstü kahramanlık” sergilediğini belirterek, “tereddüt etmeden kendilerini feda ettiklerini” söyledi.

Kuzey Kore, Rusya-Ukrayna savaşında cephe hattına doğrudan asker gönderen üçüncü taraf olarak öne çıkarken, bu durum Vladimir Putin liderliğindeki Rusya ile Pyongyang yönetimi arasındaki ilişkilerin daha da güçlenmesine katkı sağladı.

Güney Kore istihbaratına göre yaklaşık 15 bin Kuzey Kore askeri Rusya topraklarında konuşlandırıldı ve özellikle Kursk bölgesindeki operasyonlara katıldı. Kesin rakamlar bilinmemekle birlikte yaklaşık 2 bin askerin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

KCNA, dünkü haberinde, söz konusu askerler için başkent Pyongyang’da bir anıt açıldığını ve törene Kim Jong-un ile birlikte Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov’un da katıldığını bildirdi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (ortada), Pyongyang'daki "Savaş Başarıları Müzesi" anıtının açılış törenine katılıyor (AFP)Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (ortada), Pyongyang'daki "Savaş Başarıları Müzesi" anıtının açılış törenine katılıyor (AFP)

Öte yandan The Independent, Ocak 2025’te yayımladığı bir haberde Kuzey Kore askerlerinin esir düşmemek için kendilerini feda etmeye hazır olduklarını belirtti. Ekim 2024’ten bu yana Rusya’da bulunduklarına dair haberler çıkmasına rağmen yalnızca iki Kuzey Kore askerinin sağ olarak ele geçirildiği belirtiliyor.

Gazeteye konuşan Ukraynalı bir askeri kaynak, bu askerlerden birinin Kursk bölgesinde yaralandıktan sonra esir düşmemek için bileklerini ısırmaya çalıştığını ifade etti.

Kim Jong-un, daha önce de savaş alanında yaşanan intihar vakalarına değinerek, bu eylemlerin ülkenin onurunu korumak amacıyla gerçekleştirildiğini savundu. Ayrıca söz konusu askerlerin “kendilerini patlatarak yaptıkları fedakârlık” karşılığında herhangi bir ödül ya da tazminat beklemediklerini söyledi.

Kim, askeri harekâtı “kanla yazılmış yeni bir Rusya dostluğu tarihi” ve “silahlı Ukraynalı işgalcileri ortadan kaldırmayı amaçlayan kutsal bir savaş” olarak nitelendirdi.

Siyasi ve askeri düzeyde ise Kim ile Rusya Savunma Bakanı Belousov’un, 2027-2031 dönemini kapsayacak yeni bir askeri iş birliği anlaşması imzalanmasını görüştüğü belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre iki ülke, 2024 yılında karşılıklı savunma maddesi içeren kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma, taraflardan birinin silahlı saldırıya uğraması halinde diğerinin derhal askeri destek sağlamasını öngörüyor.


Kuzey Kore, Japonya Başbakanı'nın Yasukuni tapınağında adak sunmasını eleştirdi

Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)
Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)
TT

Kuzey Kore, Japonya Başbakanı'nın Yasukuni tapınağında adak sunmasını eleştirdi

Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)
Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)

Kuzey Kore, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’yi, Tokyo’daki tartışmalı bir savaş anıtına adak sunması nedeniyle bugün eleştirerek, bunu “uluslararası hukuka meydan okuma” olarak nitelendirdi.

Takaichi, geçtiğimiz salı günü, aralarında İkinci Dünya Savaşı sonrası Müttefik güçler tarafından A sınıfı savaş suçlusu olarak mahkûm edilen 14 kişinin de bulunduğu Japon savaş ölülerinin anıldığı Yasukuni Tapınağı’na adak gönderdi. Diğer bazı önde gelen Japon siyasetçiler de tapınağı ziyaret etti.

Kuzey Kore’nin resmi gazetesi Rodong Sinmun’da yayımlanan bir makalede, bu adım “tarihin açık bir şekilde çarpıtılması ve uluslararası hukuk ile barışa meydan okuma” olarak değerlendirildi. Yazıda, söz konusu yerin “onarılamaz acılara yol açan saldırganları ve savaş suçlularını yüceltmek için kullanıldığı” ifade edildi.

Gazete ayrıca Tokyo yönetimini, bu tür ziyaretler aracılığıyla militarizmi teşvik etmeye çalışmakla suçlayarak, geçmişiyle yüzleşmeye çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Japon siyasetçilerin Yasukuni Tapınağı’na adak göndermesi veya burayı ziyaret etmesi, Güney Kore ve Çin gibi komşu ülkeler tarafından, Japonya’nın askeri geçmişini yüceltme girişimi olarak görülüyor ve sık sık eleştiriliyor.

Kore, 1910-1945 yılları arasında Japon sömürge yönetimi altında bulunurken, Çin de İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon işgaline maruz kalmıştı.


Washington, Katar'daki Afganlara geri dönme veya Kongo'ya göç etme seçeneği sunuyor

ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)
ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)
TT

Washington, Katar'daki Afganlara geri dönme veya Kongo'ya göç etme seçeneği sunuyor

ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)
ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)

ABD, Katar’da mahsur kalan Afganlara “Kongo ya da Taliban yönetimindeki ülkeye dönüş” seçeneği sunmayı değerlendiriyor

ABD’nin, kendisiyle iş birliği yapmış ve Katar’da mahsur kalan Afganlara, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne göç ya da Taliban yönetimindeki ülkelerine geri dönüş arasında seçim sunmayı planladığı öne sürüldü.

Eski ABD askeri ve Afgan müttefiklerine yardım etmeyi amaçlayan “Afghan Evac” adlı kuruluşun başkanı Shawn VanDiver, dün yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin Afganlara Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne gitme veya ülkelerine dönme seçeneği sunmayı değerlendirdiği yönünde bilgilendirildiğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, daha önce Katar’daki eski bir ABD üssünde barınan bin 100’den fazla Afganın kaldığı kampın kapatılması için 31 Mart’a kadar süre tanımıştı. Bu kişiler, 2021’de ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ve Batı destekli hükümetin çöküşünün ardından Taliban tarafından zulme uğrama korkusuyla ABD’ye yerleşmek üzere yasal işlemlerini tamamlamak için bu üsse alınmıştı.

VanDiver, Afganların, halihazırda yıllardır süren çatışmalar nedeniyle mülteci krizi yaşayan Afrika ülkesine gitmeyi reddetmesini beklediğini belirtti. Yazılı açıklamasında, “Aralarında 400’den fazla çocuğun da bulunduğu ve ABD’nin koruması altındaki savaş müttefikleri, devlet yapısının ciddi şekilde zayıfladığı bir ülkeye gönderilmez” ifadelerini kullandı.

ABD yönetiminin bu durumu bildiğini savunan VanDiver, bunun Afganları ülkelerine geri dönmeye zorlamaya yönelik bir yöntem olduğunu ileri sürdü.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin olası bir yerleştirme noktası olarak değerlendirildiğini doğrulamazken, Katar’daki El-Udeyd Üssü’nden “gönüllü yeniden yerleştirme” seçeneklerinin incelendiğini açıkladı.

Bakanlık sözcüsü, “Kamp sakinlerinin başka bir ülkeye götürülmesi, bu kişilere Afganistan dışında yeni bir hayat kurma imkânı sunan olumlu bir çözümdür ve aynı zamanda Amerikan halkının güvenliğini korur” dedi.

Demokrat Senatör Tim Kaine ise öneriyi “çılgınca” diye nitelendirerek, “Bu Afganlara bize yardım ettikleri için güvenliklerini sağlayacağımızı söyledik” dedi. Kaine, ABD’nin verdiği sözleri tutması gerektiğini vurgulayarak, aksi halde gelecekte ulusal güvenlik için gerekli olabilecek uluslararası ortaklıkların zarar görebileceğini ifade etti.

Taliban’ın yeniden iktidara gelmesinin ardından, eski Başkan Joe Biden döneminde başlatılan program kapsamında 190 binden fazla Afgan ABD’ye yerleştirildi. Ancak Trump, söz konusu programı iptal etti ve başvuruların işleme alınmasını durdurdu. Bu kararın, geçen yıl Washington’da daha önce ABD istihbaratıyla çalışmış ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bir Afganın iki Ulusal Muhafız askerine ateş açması ve birinin ölmesi sonrası alındığı belirtildi.