Mısır’ın Müslüman Kardeşler’e mensup medyacıları ‘terör listelerine’ dahil etmesinin önemi

Araştırmacılar, Mısır dışındaki örgüt üyelerinin Kahire’ye iade edilmekten korktuklarına dikkat çektiler.

Kahire'de Müslüman Kardeşler liderlerinin yargılandığı 2018 tarihli bir duruşma. (AFP)
Kahire'de Müslüman Kardeşler liderlerinin yargılandığı 2018 tarihli bir duruşma. (AFP)
TT

Mısır’ın Müslüman Kardeşler’e mensup medyacıları ‘terör listelerine’ dahil etmesinin önemi

Kahire'de Müslüman Kardeşler liderlerinin yargılandığı 2018 tarihli bir duruşma. (AFP)
Kahire'de Müslüman Kardeşler liderlerinin yargılandığı 2018 tarihli bir duruşma. (AFP)

Mısır'ın Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) örgütüne bağlı medya çalışanlarını ‘terör listelerine’ dahil etmesi, örgütün yurt dışındaki unsurlarında bu adımın etkilerine ilişkin soru işaretlerine yol açtı. Araştırmacılarla yapılan görüşmeler, Müslüman Kardeşler’in yurt dışındaki üyelerinin önümüzdeki dönemde sınır dışı edilerek Kahire'ye gönderilmeye ilişkin endişelerini ortaya koydu. Araştırmacılar bu korkunun, İhvan yanlısı gazeteci Husam el-Gamri’nin Türkiye'de tutuklanmasından bu yana, son dönemde  arttığını belirtti.
Türkiye geçtiğimiz aylarda Mısır'ın ‘olumlu’ olarak nitelendirdiği adımlar attı. Bu adımların, kendi topraklarındaki ‘provokatif’ medya ve siyasi faaliyetlerinin durdurulması ile ilgili olduğu biliniyor. Örgüte bağlı medya çalışanlarının Mısır'ı eleştirmesini engelledi. İstanbul'dan yayın yapan Müslüman Kardeşler’e bağlı üç kanaldan biri olan Mekameleen TV, 2021 yılının nisan ayı sonunda Türkiye'den yayınını durdurduğunu duyurdu.
Daha önce, Türk hükümeti, İhvan yanlısı bir gazeteci olan Husam el-Gamri ile örgüte bağlı birçok medya çalışanını tutuklamış ve İhvan liderlerinden birinin müdahalesinin ardından serbest bırakmıştı. İhvan'ın hareketlerini gözlemleyen güvenilir kaynaklar şu açıklamada bulundular:
“Türk yetkililer Gamri'yi talimatlarına uyması konusunda bilgilendirdi. Ancak buna uymadı ve bu da Türk yetkililerin onu tekrar tutuklamasına ve ardından da hapse göndermesine neden oldu."
Mısır'da Resmi Gazete geçtiğimiz pazartesi günü, Kahire Asliye Ceza Mahkemesi 1. Dairesi'nin Cumhuriyet Savcılığı’nın Müslüman Kardeşler örgütünü yeniden terör örgütleri listesine dahil etme ve gazeteciler Mutaz Matar ve Sami Kemaleddin’in de 5 yıl süreyle terör listelerinde yer alması talebini onaylayan kararını yayınladı.
Mısır makamları, Müslüman Kardeşler'i 2014'ten bu yana ‘terör örgütü’ olarak nitelendirerek yasakladı. Genel Rehber Muhammed Bedii liderliğindeki örgütün lider ve destekçileri, şu an ‘şiddete tahrik’ ve ‘ağır ve müebbet hapis’ davalarından yargılanıyor. Bir kısmı hakkında ölüm cezası verilmiş durumda.
Mısır'da 2015 yılında yayınlanan terör örgütleri ve teröristlerin listelerini düzenleyen yasaya göre herhangi bir grubun veya kişinin bu listelere alınmasını otomatik olarak ‘para haczi, seyahat yasağı, gelişten bekleme listelerine alınma ve seyahat yasağı’ takip ediyor. Geçen yıl Müslüman Kardeşler örgütünün 5 yıl süreyle terör örgütleri listesine alınması yönünde iki karar çıkmıştı.
İslami hareketler ve terörizm alanında çalışmalar yürüten Mısırlı araştırmacı Ahmed Sultan, Şarku'l Avsat’a şu açıklamada bulundu:
“İhvan yanlısı medya mensuplarının terörist listelerine alınması, bazılarının Mısır'da şiddet davaları ile itham edilmesi veya haklarında gıyabi cezalar verilmesiyle bağlantılıdır. Bu hükümler kapsamında, terör listelerine dahil edildiler. Özellikle Türkiye'deki Müslüman Kardeşler çevrelerinde, özellikle el-Gamri'nin tutuklanmasının ardından Kahire'ye sınır dışı edilme olasılığına ilişkin bir endişe var. Türkiye'deki Müslüman Kardeşler üyelerinin Kahire'ye tehcir edilme korkuları, özellikle ülkelerden birinin 5 İhvan liderini bu ülkede ikamet etmelerine rağmen sınır dışı etmesinden sonra arttı. Türkiye'de ikamet eden bazı Müslüman Kardeşler üyelerinin Kahire'ye sınır dışı edilmesi söz konusu olabilir. Sınır dışı etme faaliyetlerinde bir genişleme söz konusu. Bu, başta örgütün gençleri olmak üzere yurt dışındaki Müslüman Kardeşler üyeleri üzerinde baskı oluşturuyor.”
Geçtiğimiz ay Katar'da düzenlenen Dünya Kupası'nın açılış oturum aralarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tokalaşması,‘iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da normalleşmesine yönelik ilk adım olduğu ve ardından başka adımların geleceği’ değerlendirmelerine yol açtı. Medyada çıkan bu ve benzeri haberler ‘yurt dışındaki Müslüman Kardeşler unsurların korkularını’ artırdı.
Sisi ve Erdoğan'ın tokalaşmasından önce Türkiye’den geçtiğimiz ekim ayı başlarında yapılan, Mısır ile ilişkilerin ‘ortak çıkarlar temelinde geliştiğine’ dair açıklama da dahil olmak üzere gözlemcilerin ‘olumlu işaretler’ olarak yorumladığı çeşitli işaretler meydana gelmişti. Mısırlı ve Türk diplomatlar, geçtiğimiz yıl iki taraf arasındaki ‘ilişkileri normalleştirme’ olasılığını araştırmak için sırasıyla Kahire ve Ankara'da olmak üzere iki tur görüşme gerçekleştirdiler.
Gözlemcilere göre Sisi ile Erdoğan'ın el sıkışması tarihi olarak nitelendirildi. Ankara ile Kahire arasındaki uzlaşma Türkiye'ni (İhvan liderlerini ve mensuplarını kucaklaması ve Mısır devletine yönelik saldırıda kullandığı medya platformlarını ve kanalları onlara sağlaması nedeniyle bozulan ilişkilerin normale dönmesi yolunda yaşanan en önemli gelişme oldu.
Geçtiğimiz ay Türkiye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Müslüman Kardeşler örgütünün Mısır'daki eski konumunu kaybettiği ve  Mısır halkının büyük bir bölümünün zihninde patlayıcı bombalar ve masumların öldürülmesiyle ilişkilendirildiği, bunun da Mısırlıların İhvan nefretine sebep olduğunu söylemişti.
Gözlemciler, Ankara'nın topraklarında bazı Müslüman Kardeşler unsurlarını tutuklamaya devam etmesinin, son aylarda Arap ülkeleriyle yakınlaşma ve yeni Türk eğilimleri çerçevesinde geldiğine inanıyorlar. Zira Ankara, İhvan unsurlarının Türkiye'nin bazı ülkelerle ilişkilerinde yeniden örgütün kriz olabilecek siyasi gündemini gerçekleştirmek için Türk topraklarını kullanmasını istemiyor.
Sultan burada Sultan, Müslüman Kardeşler unsurlarının Türkiye'den örgüte bağlı bazı kanalları devretmek için bir plan ortaya koyduğuna ve Mahmud Hüseyin Grup tarafından finanse edilen eş-Şu'ub kanalı gibi bazı kanalların zaten Türkiye dışından yayın yaptığına dikkat çekti. Müslüman Kardeşler’e bağlı medya çalışanının birçok ülkede oturma izni aldığını ve bunların Mısır'a teslim edilmesi konusunun şimdilik uzak bir ihtimal olduğunu ama gelecekte gerçekleşebileceğini söyledi. Muhtemeldir ki Müslüman Kardeşler mensupları Türkiye'den sınır dışı edilirlerse üçüncü bir ülkeye nakledilebilirler.



Lübnan, İran Büyükelçisine ve müdahalesine “kırmızı kart” gösterdi

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bu ayın başlarında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bu ayın başlarında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan, İran Büyükelçisine ve müdahalesine “kırmızı kart” gösterdi

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bu ayın başlarında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, bu ayın başlarında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’yi kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan dün, İran’ın Beyrut Büyükelçisine ve ülkesinin Lübnan iç işlerine müdahalesine karşı ‘kırmızı kart’ gösterdi. Lübnan Dışişleri Bakanlığı, İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’yi ‘istenmeyen kişi’ ilan ederken ona önümüzdeki pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesi için süre tanıdı.

Karar, Dışişleri Bakanı Yusuf Recci tarafından alınmış olsa da Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı yetkili bir kaynak, kararın Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam ile istişare edilerek alındığını doğruladı.

Kararın Dışişleri Bakanı’nın yetki alanına girdiğini, ancak ilişkilerin kesilmesinin Bakanlar Kurulu'nun yetki alanına girdiğini belirten kaynak, İran'ın ‘Lübnan'ın istikrarını ve dostlarıyla ilişkilerini tehdit eden’ tutumunun devam etmesi halinde bu senaryonun nihayetinde gündeme gelebileceğine dikkat çekti.

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Şibani'nin akreditasyonuna verilen onayın geri çekilmesinin ‘İran ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, aksine büyükelçinin Lübnan'da atanmış bir büyükelçi olarak diplomatik ilişkilerin kurallarına ve gerekliliklerine uymaması nedeniyle alınan bir önlem olduğunu’ açıkladı.

İç krizin bir göstergesi olarak, karar Şii İkilisi dışında Lübnan'daki siyasi güçler tarafından memnuniyetle karşılandı. Şarku’l Avsat’a konuşan Şii İkilisi’nden (Hizbullah ve Emel Hareketi) kaynaklar, büyükelçiden kalmasını istediklerini ve ‘ayrılmayacağını’ doğruladı.

Hizbullah, kararı ‘büyük bir günah’ olarak nitelendirirken, Meclis Başkanı Nebih Berri, yakın çevresinden sızan bilgiler ‘büyük bir rahatsızlık’ olduğuna işaret ederken, yorum yapmaktan kaçındı.

Öte yandan Beyrut'un kuzeyindeki Keservan bölgesi üzerinde önlenen bir İran füzesinin parçalarının düşmesi, Cünye bölgesinin savaştan uzak bir bölge olması nedeniyle geniş çaplı endişe yarattı.


Enbar'da “Haşdi Şabi” güçlerine düzenlenen hava saldırılarında 7 Irak askeri öldü

Yerel halk tarafından çekilen fotoğrafta, dün Musul'da bombalanan bir bölgeden yükselen duman görülüyor. Yetkililer, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını söyledi
Yerel halk tarafından çekilen fotoğrafta, dün Musul'da bombalanan bir bölgeden yükselen duman görülüyor. Yetkililer, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını söyledi
TT

Enbar'da “Haşdi Şabi” güçlerine düzenlenen hava saldırılarında 7 Irak askeri öldü

Yerel halk tarafından çekilen fotoğrafta, dün Musul'da bombalanan bir bölgeden yükselen duman görülüyor. Yetkililer, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını söyledi
Yerel halk tarafından çekilen fotoğrafta, dün Musul'da bombalanan bir bölgeden yükselen duman görülüyor. Yetkililer, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını söyledi

Irak Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ülkenin batısındaki Enbar'da “Haşdi Şabi” güçlerinin bir mevzisini hedef alan hava saldırısında 7 askerin öldüğünü, 13 askerin ise yaralandığını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, “Savunma Bakanlığının Habbaniye bölge komutanlığına bağlı Habbaniye askeri kliniği ve Habbaniye inşaat departmanı, ulusal ve insani görevlerini yerine getirirken, 7 kahraman savaşçımızın şehit olmasına ve 13'ünün yaralanmasına yol açan alçakça bir hava saldırısına ve ardından uçaktan açılan top ateşine maruz kaldı. Kurtarma ekipleri olay yerinde arama çalışmalarına devam etmektedir” denildi.

Savunma Bakanlığı, bu saldırının «tıbbi tesislerin ve buralarda görev yapan personelin hedef alınmasını yasaklayan tüm uluslararası hukuk ve teamüllere yönelik bariz ve ciddi bir ihlal» olduğunu vurguladı ve «bu suç eyleminin, kararlılıkla durdurulması ve sorumlularının hesap vermesi gereken ciddi bir tırmanış» olduğunu belirtti. Çünkü tıbbi tesislerin hedef alınması, hayat kurtarmak ve savaşçılara bakım sağlamakla görevli kurumları hedef aldığı için her açıdan iğrenç bir suçtur."

Bakanlık şöyle devam etti: “Bu alçakça saldırılar, personelimizi görevlerini yerine getirmekten alıkoymayacak, aksine vatan ve vatandaşlarına hizmet etme görevlerini sürdürme konusundaki kararlılıklarını ve azimlerini artıracaktır. Savunma Bakanlığı, onaylanmış yasal çerçeveler dahilinde bu saldırıya yanıt vermek için gerekli tüm önlemleri alma hakkını tamamen saklı tutmaktadır.”

"Savunma Bakanlığı'na bağlı Habbanye Askeri Reviri ve Habbanye İşleri Şubesi, günahkar bir hava saldırısına maruz kaldı. Saldırının ardından uçaktan topçu atışı yapıldı. Bu saldırı, vatansever ve insani görevlerini yerine getirirken 7 kahraman savaşçımızın şehit olmasına ve 13 kişinin yaralanmasına neden oldu. Kurtarma ekipleri olay yerinde arama çalışmalarını sürdürüyor."

Irak makamları dün, resmi güçlerin bir parçası olan güvenlik birimlerine ve «Haşdi Şabi» güçlerine, “karşılık verme ve meşru müdafaa” hakkı tanıdı. Bu karar, Salı dün şafak vakti, Washington'a atfedilen ve Irak'ın batısındaki operasyon merkezlerini vuran bombardıman sırasında, aralarında bir komutanın da bulunduğu 15 “Haşdi Şabi” üyesinin öldürülmesinin ardından alındı.

Irak, yıllar boyunca Washington ile Tahran arasındaki nüfuz mücadelesinin sahnesi oldu ve 2003'te Saddam Hüseyin rejimini deviren ABD işgalinden bu yana, art arda gelen hükümetleri, bu iki güçle ilişkilerinde hassas bir denge kurmak için çaba gösterdi.

Savaş Irak’a sıçradığından beri, “Haşdi Şabi” ve Tahran’a bağlı Iraklı silahlı grupların karargahları, ABD ve İsrail’e atfedilen hava saldırılarına maruz kalırken, Iraklı gruplar tarafından üstlenilen saldırılar ABD çıkarlarını hedef alıyor. İran ise ülkenin kuzeyindeki muhalif Kürt gruplara yönelik saldırılar düzenliyor.

“Haşdi Şabi” ise 2014 yılında “DEAŞ” ile savaşmak için kurulan bir milis ittifakıdır ve daha sonra Irak ordusuna katılarak silahlı kuvvetlerin bir parçası haline gelmiştir. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Enbar, yüzölçümü bakımından Irak'ın en büyük vilayetidir. Nüfusunun çoğunluğu Sünnilerden oluşmaktadır. Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan sınırlarına komşudur. Uçsuz bucaksız çöllerinde, 2017 yılında aşırılıkçı örgütün yenilgiye uğratılmasından bu yana hala aktif olan bazı “DEAŞ” hücrelerine karşı “Haşdi Şabi” tarafından operasyonlar yürütülmektedir.


Irak'ta Washington ve Tahran'a karşı protesto gösterisi düzenlendi

Haşdi Şabi mensupları, 24 Mart 2026'da Bağdat'ta Enbar Operasyonları Komutanı'nın cenaze töreninde tabutu taşıyor (AFP)
Haşdi Şabi mensupları, 24 Mart 2026'da Bağdat'ta Enbar Operasyonları Komutanı'nın cenaze töreninde tabutu taşıyor (AFP)
TT

Irak'ta Washington ve Tahran'a karşı protesto gösterisi düzenlendi

Haşdi Şabi mensupları, 24 Mart 2026'da Bağdat'ta Enbar Operasyonları Komutanı'nın cenaze töreninde tabutu taşıyor (AFP)
Haşdi Şabi mensupları, 24 Mart 2026'da Bağdat'ta Enbar Operasyonları Komutanı'nın cenaze töreninde tabutu taşıyor (AFP)

Irak Başbakanı Muhammed Şiya el-Sudani dün Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin'e, İran'ı hedef alan saldırılarla ilgili resmi bir protesto notası iletmek üzere İran büyükelçisini ve ABD maslahatgüzarını çağırması talimatını verdi.

Güvenlik kaynakları, ABD-İsrail ortak operasyonu olarak nitelendirilen bir saldırıda, Haşdi Şabi Güçleri'nin Enbar Operasyonları Komutanı Saad Devay ile birlikte 15 savaşçının öldüğünü doğruladı. Diğer hava saldırıları Musul'daki Haşdi Şabi mevzilerini hedef aldı. Kürdistan Bölgesi yetkilileri, Erbil yakınlarında Peşmerge güçlerini hedef alan bir İran balistik füze saldırısında kayıplar olduğunu bildirdi. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesud Barzani, saldırıyı "hiçbir şekilde haklı gösterilemeyecek bir saldırganlık eylemi" olarak nitelendirdi.

Ulusal Güvenlik Konseyi dün, Haşdi Şabi ve güvenlik güçlerine, karargahlarını hedef alan askeri saldırılara karşı koymak amacıyla, karşılık verme ve kendilerini savunma hakkı ilkesine dayanarak hareket etme yetkisi vermişti.