Irak ve Kuveyt arasındaki sınır tartışmasında “Parsel 162” ne ifade ediyor?

Irak ve Kuveyt arasındaki sınır tartışmasında uluslararası sınırların çizilmesine yönelik uluslararası arabuluculuk, 2011 yılında iki ülkeden bakanlar komitesinin bir araya gelmesine öncülük etse de Parsel 162’nin ötesinde bir anlaşmaya varılamadı (AFP)
Irak ve Kuveyt arasındaki sınır tartışmasında uluslararası sınırların çizilmesine yönelik uluslararası arabuluculuk, 2011 yılında iki ülkeden bakanlar komitesinin bir araya gelmesine öncülük etse de Parsel 162’nin ötesinde bir anlaşmaya varılamadı (AFP)
TT

Irak ve Kuveyt arasındaki sınır tartışmasında “Parsel 162” ne ifade ediyor?

Irak ve Kuveyt arasındaki sınır tartışmasında uluslararası sınırların çizilmesine yönelik uluslararası arabuluculuk, 2011 yılında iki ülkeden bakanlar komitesinin bir araya gelmesine öncülük etse de Parsel 162’nin ötesinde bir anlaşmaya varılamadı (AFP)
Irak ve Kuveyt arasındaki sınır tartışmasında uluslararası sınırların çizilmesine yönelik uluslararası arabuluculuk, 2011 yılında iki ülkeden bakanlar komitesinin bir araya gelmesine öncülük etse de Parsel 162’nin ötesinde bir anlaşmaya varılamadı (AFP)

Kuveyt ile Irak arasındaki deniz sınırının çizilmesi konusu, her iki taraf için de çok önemli olmuş ve ülke arasında tarih boyunca gerilimlere sebebiyet vermiştir.
Gözlemcilere göre, iki komşu ülke ilişkilerinde hüküm süren diğer gerilimler de buna katkıda bulundu. Bu gerilimler, Ağustos 1990'da Irak'ın Kuveyt'i işgaliyle doruk noktasına ulaşmış ve bunun ikili ilişkilerdeki etkileri günümüze kadar devam etmiştir.
 
 İlk sınır anlaşması
 Irak ve Kuveyt arasındaki ilk sınır anlaşması 1932 yılında resmi bir mektup alışverişi çerçevesinde yapıldı. Irak, 1961'de bu anlaşmayı bozdu. Kuveyt'i Irak toprağı olarak gördüğünü açıkladı ve derhal ilhakını talep etti. Ardından kısa bir süre sonra 1963'te durum yeniden değişti ve Irak Kuveyt'i bağımsız bir devlet olarak tanıdı. Bunun üzerine iki ülkenin 1932’de kabul ettiği sınır anlaşması yeniden teyit edildi.
 
Irak'ın Kuveyt'i işgalinde sınır meselesi
 1990 yılının 8 Ağustos sabahı Irak'ın Kuveyt'i işgalinin patlak vermesinden bir hafta sonra, Irak Devrim Komuta Konseyi, Irak ve Kuveyt arasında kapsamlı ve ebedi bir birleşme ilan etti. Irak ayrıca tek taraflı olarak Kuveyt'in ilhakını ve on dokuzuncu Irak eyaleti olduğunu ilan etti. Böylece her türlü sınır sorunu işgalin karanlığında çözülecekti.
 
Sınırları çizmek için uluslararası karar
 1991 yılında iki ülke arasındaki ilişkilerde esas arabulucu rolü Birleşmiş Milletler üstlenmiştir. Irak kuvvetlerinin Kuveyt'i terk etmesinin ardından iki ülke arasındaki sınırlar resmen çizildi. BM Güvenlik Konseyi'nin 833 sayılı kararına göre 1993'te Birleşmiş Milletler tarafından sınır çizimi gerçekleştirildi. Ancak Birleşmiş Milletler deniz sınırlarının çizimini "Parsel 162" olarak bilinen noktada durdurdu. Bu Irak'ın Kuveyt'i işgali aşamasından önce Kuveytliler ve Iraklıların karşılıklı anlaşma ile sınırlarını belirledikleri son nokta.
 Birleşmiş Milletler Abdullah Körfezi anlaşmasında belirtilen 162 numaralı parselden sonraki belirli noktayı temel hat olarak tanımlayıp ada olarak adlandırıyor. Abdullah Körfezi, Basra Körfezi'nin kuzeyinde, Kuveyt adaları (Bubiyan ve Verbe) ile Irak (El-Fav Yarımadası) arasında yer almaktadır. Ancak bu parselin etrafındaki gerilim, 2010 yılında Kuveyt'in körfezin batı yakasında Mübarek Limanı'nın inşası için temel atmasıyla başladı. Bağdat aynı zamanda, o sırada Kuveyt'in hamlesine bir yanıt olarak karşı yakadaki büyük Fav limanının inşasının temelini attı.

Abdullah Körfezi anlaşmasında ilerleme kaydedilmesi
 Kuveyt tarafına göre Kuveyt hükümeti, Irak hükümetinden birden çok kez deniz sınırları sorununun çözülmesini istedi. Bu istekler, 2005 yılında eski Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonra dile getirilmeye başlandı. İki ülke herhangi bir anlaşmaya varmasa da Abdullah Körfezi anlaşmasından sonra iki taraf 29 Nisan 2012'de körfezde deniz seyrüseferini düzenleme konusunda anlaşmaya yaptı. Anlaşma, 2013 yılının Kasım ayında “Abdullah Körfezi’nde Seyir Güvenliğinin Sağlanmasına Yönelik Ortak Plan Anlaşması” başlığı altında resmi olarak onaylandı. 
Kuveyt-Irak Karma Bakanlar Komitesi'nin ilk toplantısı 2011 yılında Kuveyt'te gerçekleştirildi. Irak tarafı bu toplantıda, Güvenlik Konseyi tarafından yayınlanan tüm uluslararası kararlara özellikle iki ülke arasındaki sınırların çizilmesine ilişkin 833 numaralı karara olan bağlılığını teyit etti.
 
Güvenlik Konseyi'ne resmi bir Irak protestosu
 Irak hükümeti, Güvenlik Konseyi'ne resmi bir şikâyette bulunmadan önce, 2017'nin başlarında anlaşmayı uygulama taahhüdünün tamamlandığını duyurdu. Bağdat 7 Ağustos 2019'da Abdullah Körfezi’nde “Parsel 162”den sonra yer alan deniz alanında Kuveyt'in coğrafi değişiklik yaptığını iddia etti. Irak kendi bilgisi ve onayı olmaksızın Kuveyt’in Fisht Al-Eij bölgesini tahkim edip üzerine tek taraflı olarak bir liman tesisi inşa ederek, körfezde coğrafi değişiklik yaptığını ileri sürdü. Deniz sınırlarının çizilmesi konusunda yapılan tüm ikili görüşmelerde hazır bulunan Kuveytli bir yetkili ise Fisht Al-Eij tesisinin Kuveyt karasuları içinde yer aldığını söyledi.  
Kuveyt Emiri Şeyh Nevaf el-Ahmed es-Sabah'ın Çarşamba günü Ürdün'de düzenlenen "Bağdat 2" konferansında yaptığı konuşmanın ardından iki taraf arasındaki deniz sınırlarının çizilmesiyle ilgili kriz yeniden gündeme geldi. Kuveyt Emiri konuşmasında, “İlişkilerimizi yeni ufuklara taşımak için Parsel 162'den sonra deniz sınırlarının çizilmesi de dahil olmak üzere, çözülmemiş tüm sorunları ortadan kaldırmak için çalışmamız gerekiyor.” İfadelerini kullandı.
 
Kuveyt'in egemenliği ile Körfez dayanışması
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da gerçekleştirilen Körfez Zirvesi’nin son oturumunda, Irak'ın Kuveyt Devleti'nin egemenliğine bağlılığının ve 833 sayılı Güvenlik Konseyi Kararını ihlal etmemesinin önemi vurgulandı. Konsey ayrıca Irak'ı, Parsel 162'nin ötesinde Kuveyt ile deniz sınırlarının çizilmesini tamamlamaya çağırdı. Kuveyt'in egemenliğine yönelik herhangi bir ihlali kesin olarak reddeden konsey, yasal kanallara uygun olarak Kuveyt’in yanıt verme hakkının korunduğunu bildirdi.



Casim el-Budeyvi: Körfez ülkeleri olmadan yapılacak bölgesel düzenlemeler kabul edilemez

Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)
Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)
TT

Casim el-Budeyvi: Körfez ülkeleri olmadan yapılacak bölgesel düzenlemeler kabul edilemez

Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)
Casim el- Budeyvi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatarak “tüm sınırları aştığını” söyledi (Körfez İşbirliği Konseyi)

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi İran ile ABD ve İsrail arasında süren krizle ilgili yürütülecek herhangi bir müzakere ya da anlaşma sürecine Körfez ülkelerinin mutlaka dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Budeyvi, “Bu kriz sonrasında Ortadoğu’nun haritasını değiştirmeyi amaçlayan her türlü çerçeve, girişim veya bölgesel düzenleme kesin olarak reddedilmektedir” dedi.

Budeyvi, çözümde önceliklerinin diplomatik ve siyasi yollar olduğunu belirterek, bunun “en akılcı ve en başarılı seçenek” olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Körfez ülkelerinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi çerçevesinde “tüm seçenekleri değerlendirdiğini” de sözlerine ekledi.

Perşembe günü Riyad’da Arap ve yabancı büyükelçilere verdiği brifingde konuşan Budeyvi, uluslararası ortaklara İran’a yönelik açık ve birleşik bir mesaj verilmesi çağrısında bulundu. Bu mesajın, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını derhal ve koşulsuz olarak durdurmasını içermesi gerektiğini söyledi.

Körfez ülkelerinin hedefinin hiçbir zaman İran’ı zayıflatmak ya da yok etmek olmadığını belirten Budeyvi, amaçlarının karşılıklı saygı, iç işlerine müdahale etmeme ve saldırmazlık ilkelerine dayalı normal ilişkiler kurmak olduğunu dile getirdi.

Mevcut durumun “Ortadoğu’nun karmaşıklığı” çerçevesinde ele alınamayacağını vurgulayan Budeyvi, yaşananların uluslararası hukukun açık ihlali ve herhangi bir çatışmanın tarafı olmayan ülkelere yönelik sistematik saldırılar olduğunu ifade etti. Uluslararası aktörleri gerçekleri doğru değerlendirmeye çağırdı.

Körfez ülkelerinin onlarca yıldır bölgesel ve küresel istikrarın temel unsurlarından biri olduğunu, aynı zamanda güvenilir bir enerji tedarikçisi ve küresel ekonomide sorumlu bir ortak olarak öne çıktığını belirten Budeyvi, buna karşın ülkelerinin saldırı hedefi olmayı ya da bölgesel hesaplaşmaların sahası haline gelmeyi kabul etmeyeceğini söyledi.

brfgb
Casim el-Bedeyvi, mevcut krizin çözümüne yönelik yürütülecek her türlü görüşme ve anlaşmaya Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin mutlaka dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. (KİK)

İran’ın son 25 günde 5 binden fazla balistik füze ve insansız hava aracıyla Körfez ülkelerini hedef aldığını aktaran Budeyvi, savaş süresince fırlatılan füzelerin yüzde 85’inin Körfez’e yöneldiğini kaydetti.

Körfez hava savunma sistemlerinin bu saldırıları “yüksek profesyonellikle” engellediğini belirten Budeyvi, bunun saldırıların ciddiyetini azaltmadığını ve İran’ın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurguladı.

Budeyvi ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ticari gemiler ve petrol tankerlerinin geçişini engellemesi ve geçişlerden ücret talep etmesini uluslararası deniz hukuku ihlali olarak nitelendirdi. Bölgede gemi kaçırma ve saldırıların da tekrarlandığını ifade etti.

Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların yalnızca Körfez’i değil küresel ekonomiyi de etkilediğini belirten Budeyvi, bazı ülkelerin petrol ve gaz tedarikinde sıkıntı yaşadığını söyledi. Uluslararası deniz yollarının hiçbir tarafça engellenemeyeceğini ya da şartlara bağlanamayacağını vurguladı.

fdvfd
Casim el-Budeyvi’ye göre, İran’ın savaş boyunca fırlattığı füzelerin yüzde 85’i Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini hedef aldı. (KİK)

Boğazın kapatılmasının başlangıçta enerji fiyatlarını artırabileceğini, ancak uzun vadede küresel ekonomi, enerji piyasaları, deniz sigortacılığı ve sivil havacılık üzerinde “yıkıcı sonuçlar” doğuracağını ifade eden Budeyvi, “Hürmüz Boğazı’nda olan, sadece orada kalmaz” dedi.

Körfez ülkelerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından habersiz olduğunu belirten Budeyvi, bu operasyonlara katılmadıklarını ve topraklarının İran’a karşı kullanılmasına izin vermediklerini Tahran’a ilettiklerini söyledi. Buna rağmen İran’ın saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti.

Körfez ülkelerinin gerilimi tırmandırmamak için azami ölçüde itidal gösterdiğini ve karşılık vermekten kaçındığını belirten Budeyvi, bunun İran’ın saldırıları durdurması umuduyla yapıldığını dile getirdi.

fvfr
Casim el-Bedeyvi, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin azami ölçüde itidal gösterdiğini ve çatışmanın yayılmasını önlemek amacıyla karşılık vermemeyi tercih ettiğini belirtti. (KİK)

Son olarak Körfez’in küresel ekonomi için stratejik önemine dikkat çeken Budeyvi, bölgenin günlük yaklaşık 16 milyon varil ham petrol üretimiyle dünya üretiminin yüzde 22’sini karşıladığını, küresel petrol ihracatının yüzde 27’sine denk gelen 11,5 milyon varil ihracat yaptığını belirtti. Ayrıca dünya petrol rezervlerinin yüzde 33’üne ve doğal gaz rezervlerinin yüzde 21’ine sahip olduğunu vurguladı.

Bu verilerin Körfez’i küresel ekonomi için vazgeçilmez bir unsur haline getirdiğini belirten Budeyvi, bölgede yaşanacak herhangi bir istikrarsızlığın doğrudan enerji güvenliği ve küresel ekonomik istikrarı etkileyeceğini sözlerine ekledi.


Suudi Arabistan Maliye Bakanı: Savaş devam ederse petrol piyasasındaki çalkantı Kovid-19’dan büyük olabilir

Suudi Arabistan Maliye Bakanı, Miami’de düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Zirvesi kapsamındaki bir oturumda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı, Miami’de düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Zirvesi kapsamındaki bir oturumda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Maliye Bakanı: Savaş devam ederse petrol piyasasındaki çalkantı Kovid-19’dan büyük olabilir

Suudi Arabistan Maliye Bakanı, Miami’de düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Zirvesi kapsamındaki bir oturumda konuşuyor (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı, Miami’de düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Zirvesi kapsamındaki bir oturumda konuşuyor (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, İran ile süren gerilim ve savaşın genişlemesi halinde petrol piyasalarındaki dalgalanmanın, Kovid-19 pandemisinin ekonomik etkilerini aşabileceği uyarısında bulundu.

Miami’de düzenlenen Geleceğe Yatırım Girişimi Zirvesi kapsamında konuşan el-Cedan, mevcut jeopolitik gerilimlerin küresel ekonomi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi. Medyadaki “gürültünün” sahadaki gerçek tabloyu her zaman yansıtmadığını belirten Bakan, günlük ekonomik faaliyetlerin büyük ölçüde sürdüğünü ancak potansiyel riskler karşısında temkinli olunması gerektiğini vurguladı.

El-Cedan, küresel piyasaların söz konusu gerilimlerin bir bölümünü fiyatladığını ifade ederek, çatışmaların sürmesi halinde etkilerin daha da genişleyebileceğine dikkat çekti. Özellikle enerji sektörünün, başta petrol olmak üzere en fazla etkilenen alan olduğunu belirten Bakan, petrokimya ve tedarik zincirleri gibi bağlantılı sektörlerin de risk altında olduğunu kaydetti.

Çatışmaların hızla kontrol altına alınmasının önemine işaret eden el-Cedan, aksi durumda küresel etkilerin geçmiş krizleri, hatta Kovid-19 salgınını dahi aşabileceği uyarısını yineledi. Bu kapsamda özellikle tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksaklıklara dikkat çekti.

Yatırımcı davranışlarına da değinen el-Cedan, bu tür dönemlerde üç temel unsurun öne çıktığını söyledi: belirsizliğin azalması (öngörülebilirlik), ekonomik esneklik ve büyüme beklentileri. Açık vizyon ve istikrarlı ekonomi politikalarına sahip ülkelerin yatırım çekme konusunda daha avantajlı olacağını ifade etti.

Suudi Arabistan’ın bu çerçevede güçlü bir model sunduğunu savunan el-Cedan, ülkenin mali istikrarı ve uzun vadeli vizyonu sayesinde krizleri etkin şekilde yönettiğini belirtti. Pandemi döneminde ve küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen pozitif büyüme oranlarının korunduğunu hatırlattı.

Bakan, ülkenin onlarca yıldır ekonomisini çeşitlendirmek için yatırım yaptığını, bu yatırımların kısa vadede doğrudan getiri sağlamasa da bugün meyvelerini verdiğini ifade etti. Bu sayede enerji piyasalarındaki dalgalanmalara karşı daha dirençli bir yapı oluşturulduğunu söyledi.

Enerji arz güvenliğine yönelik stratejik yatırımlara da değinen el-Cedan, özellikle Doğu-Batı Petrol Boru Hattı projesinin önemine dikkat çekti. Yaklaşık 50 yıl boyunca büyük yatırımlar yapılan hattın bugün küresel petrol arzının yönetilmesinde kritik rol oynadığını ve mevcut enerji krizinin etkilerini sınırlamaya katkı sağladığını belirtti.

Son olarak ekonomik esnekliğin artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk haline geldiğini vurgulayan el-Cedan; insan kaynağına ve teknolojiye yapılan yatırımların artırılmasının, ülkelerin rekabet gücünü yükselteceğini ifade etti. Gelecek dönemde uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Bakan, sürdürülebilir büyüme için proaktif politikaların hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.


Kuveyt: Devletin üst düzey isimlerine ve liderlerine suikast planlayan Hizbullah bağlantılı bir şebeke çökertildi

Tutuklanan altı şüpheliden beşi Kuveyt vatandaşı, biri ise vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu bir kişi (Kuveyt İçişleri Bakanlığı)
Tutuklanan altı şüpheliden beşi Kuveyt vatandaşı, biri ise vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu bir kişi (Kuveyt İçişleri Bakanlığı)
TT

Kuveyt: Devletin üst düzey isimlerine ve liderlerine suikast planlayan Hizbullah bağlantılı bir şebeke çökertildi

Tutuklanan altı şüpheliden beşi Kuveyt vatandaşı, biri ise vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu bir kişi (Kuveyt İçişleri Bakanlığı)
Tutuklanan altı şüpheliden beşi Kuveyt vatandaşı, biri ise vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu bir kişi (Kuveyt İçişleri Bakanlığı)

Kuveyt resmi haber ajansı KUNA, Kuveyt İçişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada devletin önde gelen isimlerine ve liderlerine suikastlar düzenlemeyi planlayan ve bu görevleri yerine getirecek kişileri bulan terör örgütü Hizbullah ile bağlantılı bir şebekenin çökertildiğinin duyurulduğunu aktardı.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Nasır Busalib, bir terör eylemi planının engellendiğini açıkladı. Beş Kuveyt vatandaşı ve vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu bir kişiden oluşan bir şebekenin üyelerinin yakalandığını belirten Busalib, ayrıca beşi Kuveyt vatandaşı ve beşi vatandaşlığı iptal edilen yabancı uyruklu kişi ile ikisi İranlı ve ikisi Lübnanlı olmak üzere ülke dışına kaçan 14 şüphelinin kimliğinin tespit edildiğini açıkladı. Bu kişilerin ülkede yasaklı olan ve ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırılan Hizbullah ile bağlantıları olduğunun tespit edildiğini ifade eden Busalib, örgütün devletin üst düzey isimlerine ve liderlerine suikastlar düzenlemeyi ve bu görevleri yerine getirecek kişileri işe almayı planladığını belirtti.

vfrv
Tespit edilip kimlikleri belirlenen ve ülke dışına kaçan şüpheliler (İçişleri Bakanlığı)

Tuğgeneral Busalib, şüphelilerin terör örgütüyle irtibat kurduklarını ve örgüte katıldıklarını, devletin önemli şahsiyetlerini ve liderlerini suikast hedefine alan kendilerine verilen görevleri yerine getirmeye hazır olduklarını itiraf ettiklerini ekledi. Tuğgeneral Busalib’e göre yakalanan şebeke üyeleri, ülkenin yüksek çıkarlarına zarar vermeyi ve Kuveyt dışında örgütün üyeleri ve liderleri tarafından silah, patlayıcı ve gözetleme yöntemlerinin kullanımı da dahil olmak üzere ileri düzey askeri eğitim aldıklarını da itiraf ettiler. Buna, ülkeye karşı ağır bir ihanet ve sadakat ve aidiyet ilkelerine açık bir ihlal niteliğinde olan suikast düzenleme becerileri de dahil.

Şebeke üyelerinin gerekli yasal işlemlerin başlatılması için savcılığa sevk edildiğini açıklayan Tuğgeneral Busalib, güvenlik güçlerinin bu hücreyle veya diğer terör örgütleriyle bağlantısı ya da iş birliği olduğu tespit edilen herkesi takip etmek üzere soruşturmalarını sürdürdüğünü vurguladı.

fd
Kuveyt İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Nasır Busalib (KUNA)

Kuveyt Devleti’nin güvenliği, egemenliği ve istikrarının asla ihlal edilemeyecek ve hafife alınamayacak sabit bir ilke olduğunu vurgulayan Tuğgeneral Busalib, şebekenin gerçekleştirdiği eylemi ‘son derece ciddi bir suç ve vatan hainliği’ olarak nitelendirdi.

Bunun yanında ülkenin güvenliğini tehlikeye atmaya veya terör örgütleriyle iş birliği yapmaya cüret eden herkese karşı kararlı bir tutum sergileyeceklerinin altını çizen Tuğgeneral Busalib, suçlu olduğu kanıtlanan herkese karşı ne bir istisna ne de bir taviz verileceğini ve en ağır yasal yaptırımların uygulanacağını vurguladı.