Filistinli futbol yıldızı İsrail kuvvetlerinin açtığı ateşte yaşamını yitirdi

Olay, yerleşimcilerin İsrail güçleri korumasında Nablus’taki ‘Yusuf Makamı’na girişleri sırasında yaşandı.

Filistinli futbolcu Ahmed Derağime. (Sosyal medya)
Filistinli futbolcu Ahmed Derağime. (Sosyal medya)
TT

Filistinli futbol yıldızı İsrail kuvvetlerinin açtığı ateşte yaşamını yitirdi

Filistinli futbolcu Ahmed Derağime. (Sosyal medya)
Filistinli futbolcu Ahmed Derağime. (Sosyal medya)

Yahudi yerleşimcilerin İsrail kuvvetleri korumasında Nablus şehrindeki Yusuf Makamı’na girişi sırasında, dün çıkan çatışmalarda 23 yaşındaki Filistinli futbolcu Ahmed Atıf Mustafa Derağime İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi. Olayda 37 Filistinli de yaralandı.
İsrail Ordu Sözcüsü, Derağime’nin silah taşıdığını, askerlere ateş açtığını, güvenlik güçlerinin de kendisine karşılık verdiğini iddia etti. Ancak Filistinliler bu açıklamayı yalanlayarak Derağime’nin sporcu arkadaşlarından birinin misafiri olduğunu, tesadüfen bölgede bulunduğunu ve silahlı olmadığını belirttiler.
Yusuf Makamı’na dua etmeye gelen yaklaşık bin Yahudi yerleşimciyi korumak için Nablus’u basan 400 İsrail askerine  bir buldozerin yanı sıra onlarca paletli ve zırhlı askeri araç eşlik etti.
Batı Şeria’nın kuzeyindeki Tubas şehrinden olan Derağime tanınmış bir futbolcu ve Thaqafi Tulkarem takımının en skorer ismiydi. Filistin Profesyonel Ligi’nde en çok gol atan dördüncü oyuncu olmuştu ve bir dünya yıldızı haline gelmeyi hedefliyordu.
Sağlık kaynakları, Derağime’nin sırtından ve bacağından vurulduğunu akatrdı. Arkadaşı Ahmed er-Rucub da şu açıklamada bulundu:
“Bu, Filistin spor camiasının tamamı için çok ama çok üzücü bir haber. Bir futbolcunun hayalleri ırkçı, faşist bir işgalci tarafından çalındı. Tüm dünyada futbolcular onurlandırılır ve uluslararası olarak takdir edilir. Filistin’de ise İsrail işgal güçleri tarafından öldürülürler.”
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye de Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’ne (FIFA) Ahmed Derağime suikastını kınama ve failleri cezalandırma çağrısında bulundu. Aynı zamanda uluslararası insan hakları kurumlarını da Filistin halkına karşı saha infazlarına son verme ve failleri cezalandırıp adalete teslim etme sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.
Filistin Futbol Federasyonu Başkanı Cibril er-Rucub, uluslararası ve bölgesel futbol federasyonlarını insan haklarını desteklemeye çağırdı. Rucub açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Filistinli bir sporcu ve futbolcuya karşı işlenen bu suç, Dünya Kupası’nın sona erdiği ve Noel ile Yeni Yıl’ın gelişinin kutlandığı bir dönemde gerçekleşti. Bu durum, söz konusu işgalin ve aşırılık yanlısı İsrail hükümetinin uluslararası ve insan hakları hukukunu ve anlaşmalarını dikkate almadığını ve sanki kanunların üzerindeymiş gibi kendilerine karşı yöneltilecek caydırıcı cezalardan kurtulacaklarından emin olduklarını doğruluyor.”
Yahudiler Hz. Yusuf’un naaşının Yusuf Makamı’da olduğuna inanıyorlar.  Filistinliler ise buranın Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşamış ve Yusuf ed-Devikat adlı Müslüman bir şeyhin türbesi olduğunu söylüyor.
Filistinliler, Oslo Anlaşmaları’nda tarihi gerçekliğine dair çekincelerine rağmen buranın Yahudiler için kutsal olduğunu kabul etti. Ancak İkinci İntifada ve İsrail’in Oslo hükümlerinin çoğundan geri adım atmasından sonra bölge, Yahudi yerleşimcilerin her ziyaretinde bir çatışma noktasına dönüştü. İsrail güçleri Filistinli protestoculara saldırdı.
Bu kez, onlarca Filistinli genç Yahudilerin girişini protesto etmek için dışarı çıktı ve İsrail askerleri gösterileri dağıtmak için üzerlerine ateş açtı.
Derağime’nin yaşamnı yitirdiği sırada altı genç de vurularak yaralandı. Sırtından vurulan gencin sağlık durumunun kritik olduğu bildirildi. Diğer ikisinin sağlık durumları da ‘ciddi’ olarak tanımlandı. Yaralanan bir deiğer gencin gözünden yaralandığı ve durumunun stabil olduğu bilgisi paylaşıldı. Olay sırasında 19 kişi üzerlerine fırlatılan gaz kapsülleri nedeniyle boğulma tehlikesi geçirirken iki kişi de ellerine ve başlarına plastik mermi isabet etmesi sonucu yaralandı.
Batı Şeria başka çatışmalara da tanık dolu. Bazı bölgelerde Filistinliler, İsrail’i kasıtlı tıbbi ihmal ile tutuklu Nasır Ebu Hamid’in ölümüne neden olmakla ve takas amacıyla cesedine el koymakla suçlayarak protesto düzenlediler. Çatışmaların büyk bölümü, yüzlerce Yahudi yerleşimcinin kutsal saydıkları bir noktaya ziyarete geldiği Eriha bölgesinde gerçekleşti.
İsrail hükümetinin tutuklu Nasır Ebu Hamid’in cesedini alıkoyma kararı İsrail’de de eleştirilere yol açtı. Haaretz gazetesi perşembe günü konuya ilk sayfada yer verdi. Haberde, Filistinlilere ait naaşların takas için kullanılmasının derhal durdurulması, Nasır Ebu Hamid’in ve hükümetin elinde bulunan yüzlerce diğer cenazenin iade edilmesi çağrısında bulunuldu.
Gazete, İsrail’in müzakerelerde Ebu Hamid’in naaşını bir takas aracına dönüştürmesinin, merhuma ve ailesine yönelik saygısızlık olduğunu ve savaş normlarıyla çeliştiğini belirtti.



Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti

Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti
TT

Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti

Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Şam'daki Halk Sarayı'nda Filistin Başkan Yardımcısı Hüseyin el-Şeyh başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti.

Toplantıya Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani katıldı; Filistin tarafından ise Ulusal Konsey Başkanı Rawhi Fattouh, Merkez Komite üyesi Samir al-Rifai ve danışman Wael Lafi hazır bulundu.

Toplantıda, Cumhurbaşkanlığı'nın resmi platformlarında belirttiği üzere, iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet edecek şekilde iki ülke arasındaki ikili ilişkileri güçlendirme yolları ele alındı.

dfd

Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin el-Şeyh görüşmenin ardından "X" platformunda yaptığı paylaşımda, hükümetinin Suriye topraklarının birliğini ve Gazze Şeridi, Batı Şeridi ve Kudüs'teki son gelişmeleri destekleme konusundaki kararlı tutumunu teyit etti.

Geçtiğimiz yıl Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve beraberindeki heyeti Şam'daki Halk Sarayı'nda ağırladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’nun internet sitesinden aktardığına göre, bu gelişme, ülkedeki Filistinli mültecilerin durumuna ilişkin gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşti. Suriye Cumhurbaşkanlığı, geçen yıl Eylül ayında, ülkede yaşayan Filistinlileri tanımlamak için kullanılan “ve benzerleri” ifadesinin yeniden gözden geçirileceğini açıklamış, bunun Suriye’deki Filistinlilerin tekrarlanan taleplerine yanıt olduğu belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu grubun Suriyeli vatandaşlara uygulanan yasal düzenlemelere dahil edilmesini incelemek üzere bir hükümet komitesi kuruldu. Bu adım, son dönemde bazı Filistinlilerin “ikamet eden” ya da “yabancı” olarak tanımlanmasına yol açan idari değişikliklerin ardından ortaya çıkan hukuki sorunları çözme girişimi olarak değerlendirildi. Söz konusu tanımlamalar, Filistinlilerin haklarına ilişkin endişelere neden olmuştu.

Habere göre, Suriye’deki Filistinliler tarihsel olarak özel bir hukuki statüye sahip bulunuyor. 1956 tarihli 260 sayılı yasa kapsamında, siyasi haklar dışında Suriyelilerle büyük ölçüde benzer sivil haklardan yararlanan Filistinliler, son yıllarda ortaya çıkan idari zorluklara rağmen ülkenin toplumsal yapısının temel unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.


Tuaregler Mali'deki hükümeti devirmekle tehdit ediyor

Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)
Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)
TT

Tuaregler Mali'deki hükümeti devirmekle tehdit ediyor

Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)
Libya'nın güneybatı sınırında devriye gezen askeri araçlar (Genel Komutanlık Medya Birimi)

Mali'deki ayrılıkçı Tuareg isyancıları, dün yaptıkları açıklamada, Cemaat Nusrat el-İslam ve-l Muslimin (CNİM)) ile koordineli olarak yürüttükleri saldırılar karşısında askeri cuntanın "çöküş" yaşayacağı tehdidinde bulundu.

Tuareg isyancılarının sözcüsü Muhammed Mevlut Ramazan, Paris ziyareti sırasında AFP'ye yaptığı açıklamada,demeçte, "Bu sistem er ya da geç devrilecek. Bir yanda Azavad Kurtuluş Cephesi'nin kuzeydeki hamleleri, diğer yanda silahlı grupların Bamako ve diğer şehirlere yönelik saldırıları karşısında iktidarda kalmalarının imkanı yok" ifadelerini kullandı.

Rus Güçlerinin Geri Çekilmesi İddiası

Tuaregler, kuzeydeki Kidal bölgesinde bulunan Rus "Afrika Kolordusu" askerlerinin geri çekilmesini öngören bir "anlaşmaya" varıldığını ileri sürdü. Sözcü Ramazan, temel hedeflerini "Rusların Azavad'dan ve tüm Mali topraklarından kalıcı olarak çıkarılmasıdır" şeklinde özetledi.

Fransa Gelişmeleri Uzaktan İzliyor

Öte yandan, bölgedeki nüfuzunu kaybeden Fransa, Mali'deki gelişmeler karşısında etkisiz kalmış görünüyor. Şarkul Avsat’ın edindiği bilgiye göre Paris yönetimi, vatandaşlarına "vakit kaybetmeden" ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Eski sömürgesindeki kaosu uzaktan izleyen Fransız hükümetinin, kendisini ülkeden çıkaran mevcut askeri cuntayı kurtarmaya niyetli olmadığı belirtiliyor. Ancak isyanın Senegal ve Fildişi Sahili gibi Fransa ile yakın bağları olan Batı Afrika ülkelerine sıçrama riski, Paris'teki endişeleri artırmaya devam ediyor.


Libya: Teknelerinin denizde arızalanmasının ardından 17 göçmenin cesedi bulundu, 9 kişi kayıp

Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler (AP)
Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler (AP)
TT

Libya: Teknelerinin denizde arızalanmasının ardından 17 göçmenin cesedi bulundu, 9 kişi kayıp

Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler (AP)
Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler (AP)

Libya Kızılayı ve güvenlik kaynakları dün yaptıkları açıklamada, teknelerinin arızalanmasının ardından sekiz gün boyunca denizde mahsur kalan göçmenlerden en az 17’sinin cansız bedenine ulaşıldığını, 7 kişinin kurtarıldığını, 9 kişinin ise kayıp olduğunu bildirdi.

Kızılay yaptığı açıklamada gönüllülerin, deniz kuvvetleri ve Libya Ulusal Ordusu Sahil Güvenliği ile iş birliği içinde, ülkenin doğusunda Mısır sınırına yakın kıyı kenti Tobruk açıklarında kurtarma ve cenazeleri çıkarma çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

Libya, çoğu Sahra altı Afrika ülkelerinden gelen göçmenler için önemli bir geçiş noktası olmayı sürdürüyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre göçmenler, çatışma ve yoksulluktan kaçarak Avrupa’ya ulaşmak amacıyla çöl ve deniz yolculuklarında hayatlarını riske atıyor.

Güvenlik kaynakları, kayıp 9 kişinin cesetlerinin önümüzdeki günlerde dalgalarla kıyıya vurmasının beklendiğini ifade etti.

Kızılay tarafından paylaşılan görüntülerde, gönüllülerin cesetleri siyah plastik torbalara koyarak araçlarla taşıdığı görülüyor.

Öte yandan Başsavcılık salı günü yaptığı açıklamada, başkent Trablus’taki Ağır Ceza Mahkemesi’nin, ülkenin batısındaki Zuwara kentinde faaliyet gösteren ve insan kaçakçılığı, fidye amacıyla kaçırma ve işkence suçlarına karışan dört kişiyi mahkûm ettiğini, sanıklar hakkında 22 yıla kadar hapis cezaları verildiğini duyurdu.

Ayrıca Başsavcılık Ofisi’nin pazartesi günü, Tobruk’tan Akdeniz’in kuzeyine doğru göçmenleri güvenli olmayan eski bir tekneyle sevk eden bir suç örgütü hakkında yakalama kararı çıkardığı bildirildi. Söz konusu olayda teknenin batması sonucu Sudan, Mısır ve Etiyopya uyruklu 38 kişinin hayatını kaybettiği ifade edildi.