Moskova’dan Batı’ya nükleer gerilimi artırma konusunda uyarı

Lavrov, Ukrayna’yı Rusya’nın taleplerini yerine getirmeye çağırdı.

Rusya 27 Aralık’ta Ukrayna’nın doğusundaki Bahmut şehrini bombaladı. (AP)
Rusya 27 Aralık’ta Ukrayna’nın doğusundaki Bahmut şehrini bombaladı. (AP)
TT

Moskova’dan Batı’ya nükleer gerilimi artırma konusunda uyarı

Rusya 27 Aralık’ta Ukrayna’nın doğusundaki Bahmut şehrini bombaladı. (AP)
Rusya 27 Aralık’ta Ukrayna’nın doğusundaki Bahmut şehrini bombaladı. (AP)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Putin’in Ukrayna konusunda müzakereye hazır olduğunu açıklamasından bir gün sonra sert bir saldırıda bulundu. Kiev ve Batı’nın Rusya’yı yok etmeye çalıştığını söyledi. Lavrov ayrıca, Ukrayna’nın Moskova’nın taleplerini karşılaması gerektiğini, aksi takdirde Rus ordusunun bunu zorla dayatacağını vurguladı.
‘TASS’ haber ajansının aktardığına göre Lavrov geçen pazartesi akşamı geç saatlerde Batı’nın Rusya’yı çevrelemeyi amaçlayan politikasının oldukça tehlikeli olduğunu belirtti. Dışişleri Bakanı, bu politikanın, nükleer güçler arasında doğrudan silahlı bir çatışmaya kayma riski taşıdığını kaydetti. Sergey Lavrov, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı nükleer silah kullanmak üzere olduğuna dair anlamsız spekülasyonlar, Batı'da sürekli olarak yapılıyor” diyerek Moskova’nın ‘bir nükleer savaşta kazananın olamayacağını defalarca tekrarladığını’ ifade etti. Batılı siyasetçileri bu konudaki söylemi keskinleştirmek için çalışmakla suçlarken bu eğilimin 2023’te devam edip etmeyeceğinin sorusuna verdiği cevapta “Nükleer silahlar konusunda ABD ve genel olarak Batı’daki propaganda kampanyasını büyük bir endişeyle takip ediyoruz” ifadesini kullandı.
Rusya Dışişleri Bakanı sözleirni şöyle sürdürdü:
“Rejim tarafından kontrol edilen bölgelerin askerlerden ve Nazilerden arındırılması, yeni topraklarımız da dahil Rusya’nın güvenliğine yönelik buralardan kaynaklanan tehditlerin ortadan kaldırılması yönündeki önerilerimiz düşman tarafından çok iyi biliniyor. Durum çok basit; kendi iyiliğin için yap yoksa Rus ordusu karar verir.”
“ABD ve NATO müttefiklerinin stratejik hedefinin, ülkemizi önemli ölçüde zayıflatmanın ve hatta yok etmenin bir yolu olarak Rusya’yı savaş alanında yenmek olduğu bir sır değil” diyen Lavrov, Rusya ile ABD’nin normal ilişkilere sahip olamayacağını yineleyerek bu durumdan ABD Başkanı Joe Biden yönetimini sorumlu tuttu.
Kiev ve Batılı müttefikleri, Rus kuvvetlerinin Ukrayna şehirlerini füzelerle bombalaması ortasında Putin’in görüşme teklifini reddetti. Moskova, Kiev’den topraklarının beşte birini işgalini tanımasını talep etmeye devam ediyor. Kiev ise Rusya tüm topraklarından çekilene kadar savaşacağını vurguluyor.
Diğer yandan Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy, Ukrayna kuvvetlerinin doğu Ukrayna’daki şiddetli çatışmaların ortasında Rusya’nın ilerleyişini kademeli olarak ‘yok ettiğini’ söyledi. Zelenskiy, Luhansk ve Donetsk bölgelerindeki alanlara atıfta bulunarak, durumlarının zor ve acı verici olduğunu belirtti. Bloomberg ajansına göre Ukrayna kuvvetleri, Bahmut kasabasını savunurken, Kreminna şehrinin kontrolünü yeniden sağlamak için de aylardır mücadele ediyor. Zelenskiy ayrıca Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırılarının, Ukrayna nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan dokuz milyon Ukraynalının evlerinde elektrik kesintisine neden olduğunu söyledi. Ukrayna Cumhurbaşkanı, Rus saldırılarında büyük zarar gören elektrik şebekesinin onarımı için bakım çalışmalarının sürdüğünü, bu nedenle ‘elektrik kesintilerinin sayısı ve süresinin düzenli olarak azaldığını’ dile getirdi. Ancak elektrik arzında halen birçok eksiklik olduğuna dikkati çekti. Enerji ve altyapı durumuyla ilgili olarak hükümet temsilcileriyle istişareler sırasında önemli kararların alındığını belirten Vladimir Zelenskiy, “Sadece kış aylarına değil, gelecek seneye de hazırlanıyoruz. Atılması gereken adımlar var ve devlet mutlaka atacaktır” dedi.
Kiev’e elektrik sağlayan YASNO şirketinin başkanı Sergey Kovalenko, şehirdeki enerji koşullarındaki iyileşmelere rağmen elektrik kesintilerinin devam edeceğini söyledi. Kovalenko, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada “Onarımlar devam ederken, acil durum kesintileri sürecek” ifadesini kullandı.
Diğer yandan Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, AP’ye yaptığı açıklamada Ukrayna’nın Şubat ayında bir barış zirvesi düzenlemek istediğini söyledi. Ancak Rusya’nın zirveye katılımı konusunda şüphelerini dile getirdi. Kuleba, Ukrayna’nın Rusya ile ancak Rusya’nın savaş suçları mahkemesi önüne çıkması halinde doğrudan görüşmelerde bulunacağını belirtirken, zirvenin Genel Sekreteri Antonio Guterres’in olası bir arabuluculuğunda Birleşmiş Milletler (BM) genel merkezinde olmasını istediklerini dile getirdi. Kuleba, anlaşmazlığın sona erdirilmesinde diplomasinin önemli rol oynadığını vuruladığı açıklamasında “Her savaş diplomasiyle, savaş alanında ve müzakere masasında yapılan eylemlerle biter” dedi.
Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitry Peskov ise geçen pazartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın hiçbir zaman başkalarının koşullarına uymadığını, yalnızca ‘kendi hedeflerine ve ölçülü mantığına’ bağlı kaldığını vurguladı. Sputnik haber ajansına göre Peskov düzenlediği basın toplantısında, Moskova’nın Kiev’in belirli koşulları altında müzakere etmeye hazır olup olmadığı sorusuna “Başkalarının koşullarına asla uymadık. Yalnızca kendi koşullarımıza ve sağduyuya odaklandık” cevabını verdi.  
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Ukrayna’daki çatışmanın tüm taraflarıyla kabul edilebilir çözümler üzerinde anlaşmaya hazır olduğunu duyurdu. Ancak taraflar bunu yapmayı reddediyor. Rusya, cephenin mevcut durumu temelinde müzakere etmek istiyor. İşgal altındaki bölgeler, Rus toprağı olarak kabul edilirken Kiev zirvenin ön şartı olarak Rus güçlerinin Ukrayna topraklarından tamamen çekilmesini talep ediyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.