Lübnan Dağı’nda Hristiyanların evlerine çizilen kurukafalar savaşı hatırlatıyor

Yaşananları kınayan siyasi partiler faillerin ortaya çıkarılıp adalete teslim edilmesini istiyor.

Brih kasabasında Hristiyanlara ait evlerin üzerine kimliği belirsiz kişilerce kurukafa resimleri çizildi. (Sosyal Medya)
Brih kasabasında Hristiyanlara ait evlerin üzerine kimliği belirsiz kişilerce kurukafa resimleri çizildi. (Sosyal Medya)
TT

Lübnan Dağı’nda Hristiyanların evlerine çizilen kurukafalar savaşı hatırlatıyor

Brih kasabasında Hristiyanlara ait evlerin üzerine kimliği belirsiz kişilerce kurukafa resimleri çizildi. (Sosyal Medya)
Brih kasabasında Hristiyanlara ait evlerin üzerine kimliği belirsiz kişilerce kurukafa resimleri çizildi. (Sosyal Medya)

Lübnan'ın Eş-Şuf bölgesindeki (Cebel-i Lübnan/Lübnan Dağı) Brih kasabasında Hristiyanlara ait evlerin üzerine kimliği belirsiz kişilerce kurukafa çizimleri ve resimleri yapılması halkın Noel gününü kabusa çevirdi. Aktivistler tarafından sosyal medyada paylaşılan bu çizimlerin görüntüleri, siyasi ve kamuoyu düzeyinde bir huzursuzluk dalgasının fitilini ateşledi. Siyasi partiler ve güçler aynı tutumu sergileyerek, mezhepçiliğe prim vermemek ve savaş sayfasını kapatan Lübnan Dağı’ndaki atmosferde gerginliğe yol açmamak adına güvenlik güçlerine failleri tespit etmeleri çağrısında bulundular.
Durumu kontrol altına almak için harekete geçen Brih Kaymakamlığı yaptığı açıklamada, “Brih kasabasına dönüldüğü ve bununla ilgili ulusal uzlaşmanın sağlandığı 2014'ten bu yana kasabamız istikrarın ve tüm kesimler arasındaki bir arada yaşama duygusunu yaşıyordu” ifadelerine yer verdi. ‘Yaşananların bireysel mi yoksa ortalığı karıştırmak için mi yapılıp yapılmadığına ilişkin gerçeği ortaya çıkarıp nerede ve nereye bağlı olursa olsun failin hesaba çekilmesi için mevzunun diğer güvenlik güçleri ile yakından takip edildiğini’ vurguladı.
Lübnan İlerici Sosyalist Partisi’nin (PSP) Brih ve civarından sorumlu üyesi Süheyl Ebu Salih ‘kasaba sakinlerinin olayı geride bıraktıklarına dair göstergeler ışığında olayın, bu kasabadaki ortak yaşam modelini yeniden kanıtladığını’ belirtti. Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ‘halkın, bu çizimlerin arkasında kim varsa Brih'in Hıristiyan ve Dürzi halkına zarar vermeye çalıştığından emin olduğunu, Hıristiyan ve Dürzi kesimin bu olaydan etkilenmediğini ve etkilenmeyeceğini, ancak adaletin yerini bulmasını ve fail kim olursa olsun cezalandırılmasını istediğini’ söyledi. Süheyl Ebu Salih açıklamasının devamında “Kasabadaki atmosfer sakindi ve halen de öyle. Brih halkını her zaman iyi günde ve kötü günde birleştiren atmosfer ve kutlamalarla herkes Noel ve Yeni Yıl sevincini yaşıyor” ifadesini kullandı.
Lübnan Dağı’nda aktif siyaset yürüten partiler, bu mesajın ciddiyetini ve boyutunu sezerek, konunun yargı ve emniyetin eline bırakılmasında hemfikir oldular. Lübnan Kuvvetleri Partisi’nin bir üyesi milletvekili Pierre Bu Assi, güvenlik servislerini ‘faillerin kimliklerinin tespitini ve tutuklanmasını hızlandırmaya’ çağırdı. Milletvekili, Şarku'l Avsat'a şu açıklamada bulundu:
“Bu eylem, sabote etmeyi, gerginlik çıkarmayı ve Lübnan Dağı’nın içinden çıktığı ve bir daha geri dönmeyeceği kaos ortamını yeniden yaratmayı amaçlıyor. Olay gerginliğe yol açmayacak ve Brih'teki insanlar birbirleriyle olumlu bir şekilde etkileşimde kalmaya devam edecek. Ancak aynı zamanda, yargının gereğini yapmasında ısrar ediyoruz çünkü olay Brih ve Lübnan Dağı’nın güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit teşkil ediyor.”
Hıristiyan ve Dürzilerin yaşadığı Brih kasabası Eş-Şuf bölgesinde yer alıyor. Burası, kasaba halkının uzlaşmasıyla Hristiyanların dönüşünün 17 Mayıs 2014'e kadar ertelendiği tek kasaba. Söz konusu uzlaşma Lübnan Maruni Patriği Mar Beşara Butrus er-Rai ve PSP Başkanı Velid Canbolat’ın gözetiminde yapılmıştı.
PSP Başkanı Genel Sekreteri Zafer Nasır partisinin ‘tüm güvenlik güçlerine hızla hareket etmeleri ve kınama sebebi olan bu eylemi basite almamaları çağrısında bulunduğunu’ vurguladı. Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda ‘olayı kontrol altına almak ve Lübnan Dağı’nın uzlaşmasına zarar verecek partizan veya mezhepsel bir boyuta evrilmesini önlemek için, partinin Lübnan Dağı'ndan sorumlu yetkilisi Ömer Gannam ile Güçlü Cumhuriyet Bloğu'ndan milletvekili George Advan ve Güçlü Lübnan Bloğu'ndan milletvekili Gassan Atallah (eski Cumhurbaşkanı Mişel Avn'a sadık) arasında bir görüşme gerçekleştiği’ bilgisini paylaştı.
Bu olay, PSP ile Avn’ın hareketi arasında, özellikle cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin siyasi görüş farklılıklarının olduğu bir zamanda yaşanıyor. Zafer Nasır, ‘gerek uzlaşmayı baltalamak, gerek Lübnan Dağı’ndaki istikrarı bozmak, gerekse partiler arasındaki ihtilaflar üzerine oynamak isteyenler olsun, Lübnan Dağı’nın güvenliğine karşı pusu kuran çok fazla kişi olduğundan tüm ihtimallerin göz önünde bulundurulması’ çağrısında bulundu. Soruşturma neticelenmeden hemen bir sonuca varmamayı tercih ettiği için ‘esas meselenin, tüm siyasi taraflarla Lübnan Dağı’nın uzlaşmasının kalbini korumak ve kimsenin bu stratejik seçeneği baltalamasına izin vermemek’ olduğunu kaydetti.
Güçlü Lübnan Bloğu’ndan milletvekili Ferid el-Bustani, Şarku’l Avsat’aığı açıklamasında soruşturma sona ermeden herhangi bir tavır göstermekten ve çıkarımda bulunmaktan kaçınmayı tercih ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Bu eylem kabul edilemez. Bunu kim yaparsa yapsın, Lübnan Dağı’nda ve ülkede sivil barışı tehlikeye atıyor (...) Kimsenin kaos çıkması ve bir arada yaşamın bozulması gibi bir isteği ya da bundan bir çıkarı yok. Bu yüzden, güvenlik birimleri failleri ve bunların arkasındakileri hızlı bir şekilde tespit etmelidir.”
Demokratik Buluşma Bloğu'ndan (sosyalist) milletvekili Bilal Abdullah Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Lübnan Dağı’nda gerçek uzlaşma ve bir arada yaşama olgusu çocukça uygulamalarla ve çevremizden uzak sloganların hatırlatılmasıyla bozulamaz” dedi.
Lübnan Kuvvetleri Partisi'nin Başkan Yardımcısı milletvekili George Advan'a gelince; 'Brih'te yaşananların, güvenlik, istikrar ve huzurun hüküm sürdüğü Lübnan Dağı'nda hakim olan genel iklimi yansıtmadığını' söyledi. Olayın 'genel bağlamın dışında geldiğini ve Brih ve Lübnan Dağı'ndaki huzurlu yaşamı bozamayacak kötü niyetli kişiler tarafından yapıldığını' vurguladı.



Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Bu adımın, kadınların polis ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarında daha geniş katılımını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Enstitünün açılışına paralel olarak Suriye İçişleri Bakanlığı, “el-Anud” lakabıyla bilinen ve daha önce rejimden ayrılan subay Yüsra Diyab el-Kata’na’nın albay rütbesine terfi ettirildiğini duyurdu. Kata’na’nın kökeninin Dera kırsalındaki el-Lecat bölgesine dayandığı ve Suriye devriminin ilk dönemlerinde eski rejim ordusundan ayrıldığını açıklayan ilk subaylar arasında yer aldığı ifade edildi.

İçişleri Bakanı Enes Hattab, cumartesi günü açılışta yaptığı konuşmada, enstitünün donatılması ve eğitim programlarının hazırlanmasının yaklaşık bir yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandığını söyledi. Hattab, bu süreçte uzman bir ekibin modern polislik gereksinimlerine uygun bir eğitim ortamı oluşturmak ve kursiyerler için öğrenme ile mesleki eğitim imkânlarını sağlamak amacıyla büyük çaba harcadığını belirtti.

gth
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü yöneticileri İçişleri Bakanı’nı karşılarken (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitünün güvenlik alanında görev alacak kadın kadroların yetiştirilmesi ve eğitilmesi için uzmanlaşmış bir merkez olacağını vurguladı. Ayrıca kursiyerlere görevlerini etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli bilgi, disiplin ve mesleki becerilerin kazandırılacağını ifade etti.

Hattab, İçişleri Bakanlığı’nın “kurtuluştan” sonraki ilk günden itibaren kadınların güvenlik ve polislik çalışmalarına ile toplumsal hizmetlere katılımını güçlendirmeyi görev edindiğini belirterek, bunun kadınların haklarını ve mahremiyetini koruyacak şekilde, toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu biçimde yürütüleceğini söyledi.

gh
Albay rütbesine terfi ettirilen muhalif subay Yüsra Diyab el-Kata’na (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan ayrıca, halkının yanında yer almayı seçen, özgürlük ve adalet değerlerini destekleyerek eski rejimden ayrılan kadın subayları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu subayların bugün kuruma katılmasının kurumun deneyimine önemli katkı sağladığını ve ülke çıkarlarını ve topluma hizmeti her şeyin üzerinde tutan herkese kapı açan ulusal bir sürecin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Enstitü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi ise enstitünün kurulmasının, polislik çalışmalarını geliştirmeyi ve mevcut dönemin ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde modernize etmeyi amaçlayan ulusal bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Sercavi, enstitünün çeşitli toplumsal meselelerle başa çıkabilecek kadın polis kadrolarının yetiştirilmesi için uzmanlaşmış bir eğitim platformu olacağını kaydetti.

vfgbh
Kadın Polis Enstitüsü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Sercavi ayrıca enstitünün, devletin kadınların yeteneklerine ve toplumun korunması ile istikrarın güçlendirilmesindeki rollerine duyduğu inancı yansıtan kurumsal bir model oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Açılış törenine çok sayıda güvenlik ve idari yetkili katıldı. Etkinliğin, polis kurumlarının geliştirilmesi ve en yüksek mesleki standartlara göre eğitilmiş kadın kadrolarla güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Bu adımın güvenlik sisteminin desteklenmesine ve topluma hizmetin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı ayrıca enstitünün çeşitli bölümlerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret sırasında eğitim ve hazırlık salonları ile yönetim ofisleri ve idari birimler gezildi.

67ı
İçişleri Bakanı Enes Hattab ile birlikte Kadın Polis Enstitüsü’nde inceleme yapan bazı Suriye güvenlik yetkilileri (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitü yöneticilerinden uygulanan eğitim programları ile kursiyerlerin polislik görevine hazırlanması ve eğitilmesine ilişkin mekanizmalar hakkında bilgi aldı. Tuğgeneral Sercavi de enstitüde yürütülecek çalışma planları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı.

Enstitünün, kursiyerleri polis ve hukuk bilimleri ile saha becerilerini kapsayan uzmanlaşmış eğitim programları aracılığıyla yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ayrıca kadın polis varlığının gerekli olduğu toplumsal meselelerle başa çıkmaya yönelik yöntemler konusunda da eğitim verileceği ifade edildi.


Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
TT

Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bir Filistinli erkek, eşi ve iki küçük çocuğunun bugün İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı.

Filistin Kızılayı da ekiplerinin, Tubas’ın güneyindeki Tamun beldesinde İsrail güçlerinin ateş açtığı bir araçtan iki yetişkin ile iki çocuğun cansız bedenlerini çıkardığını bildirdi.

İsrail ordusu ise AFP’ye olaya ilişkin haberleri soruşturduğunu açıkladı.

Ramallah merkezli Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, ‘Tamun’da açılan ateş sonucu aynı aileden dört şehidin Tubas’taki Türk Devlet Hastanesi’ne ulaştığını’ belirtti.

Açıklamada hastaneye 37 yaşındaki bir erkek, 35 yaşındaki bir kadın ile 5 ve 7 yaşlarında iki çocuğun cenazelerinin getirildiği, hepsinin kurşun yaraları bulunduğu ifade edildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise çiftin diğer iki çocuğunun, 8 ve 11 yaşlarında olduklarını ve kurşun parçalarıyla yaralandıklarını aktardı. Ajans, İsrail güçlerinin bugün erken saatlerde ailenin bulunduğu araca ateş açtığını bildirdi.

İsrail, Batı Şeria’yı 1967 yılından bu yana işgal altında tutuyor. Bölgede şiddet, 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşından bu yana artış gösterdi.

Yerleşimci şiddeti de artış gösterdi. Özellikle İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olarak nitelendirilen mevcut hükümetin, yerleşim faaliyetlerini hızlandırmasıyla bu artış dikkat çekti. Hükümetin 2025 yılında 54 yeni yerleşim biriminin inşasına onay verdiği, bunun da rekor bir sayı olduğu belirtildi.

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen şiddetin seviyesi düşmedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Gazze savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria’da bazıları savaşçı olmak üzere bin 45’ten fazla Filistinli, İsrail askerleri veya yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Aynı dönemde resmi İsrail verilerine göre, Filistin saldırılarında ya da İsrail askeri operasyonları sırasında aralarında siviller ve askerlerin de bulunduğu en az 45 İsrailli hayatını kaybetti.


El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.