Netanyahu hükümetinin programı ve koalisyon anlaşmalarında 'aşırı sağ politikalar' öne çıktı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Netanyahu hükümetinin programı ve koalisyon anlaşmalarında 'aşırı sağ politikalar' öne çıktı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail'de Binyamin Netanyahu liderliğindeki "ülke tarihinin en sağcı" hükümetinin programı ve koalisyon ortaklarıyla imzalanan anlaşmalarda "işgal altındaki Batı Şeria'da yasa dışı Yahudi yerleşimlerin artırılması, Filistinlilere yaptırımlar, Ultra Ortodoks cemaatine geniş bütçe ayrılması, yasama üzerindeki yargı denetiminin azaltılması" gibi tartışmalı politikalar öne çıkıyor.
Likud Partisi lideri Netanyahu'nun 6. kez başbakanlık koltuğuna oturacağı ülkenin 37'nci hükümeti dün İsrail Meclisinden güvenoyu aldı. Netanyahu'nun 5'i kadın 30 bakandan oluşan kabinesi, aşırı sağcı ve Ultra Ortodoks partilerin ortaklığıyla ülke tarihinin "en sağcı" hükümeti olarak gösteriliyor.
Netanyahu'nun partisi Likud, koalisyon ortakları aşırı sağcı Dini Siyonizm, Yahudi Gücü ve Moaz'ın yanı sıra Ultra Ortodoks Partiler Şas ve Birleşik Tevrat Yahudilik ile koalisyon anlaşmaları imzaladı. Bu anlaşmaların yasal olarak bağlayıcılığı yok ancak koalisyon ortaklarının programı ve hükümetten talepleri olarak görülüyor.
Filistinlilere karşı "ayrımcı ve şahin" tavrıyla bilinen aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir, polis ve orduya bağlı kolluk gücü üzerindeki yetkileri genişletilerek Ulusal Güvenlik Bakanlığına getirildi.
İsrail siyasetinde ırkçı ve ayrımcı söylemleri, yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerine yönelik desteğiyle tanınan Dini Siyonizm Partisi lideri Bezalel Smotrich, Netanyahu ile yaptığı koalisyon görüşmelerinde Maliye Bakanlığı koltuğu için anlaştı.
Smotrich'in İsrail ordusuna bağlı "Sivil İşleri İdaresi" ile "Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi"nde (COGAT) söz sahibi olma talebi de karşılandı. Kamuoyunda "Smotrich yasası" olarak da bilinen COGAT ve Sivil İşler İdaresinde Smotrich'e önemli yetkiler tanıyacak tasarı 28 Aralık Çarşamba günü İsrail Meclisinden geçerek yasalaştı.
Netanyahu'nun sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı hükümet programının başında "Yahudilerin İsrail'in tüm topraklarında ayrıcalıklı ve sorgulanamaz yaşama hakkı olduğu" ifadesi yer aldı. Ardından hükümetin işgal altındaki Batı Şeria ve Golan Tepeleri dahil Necef Çölü ve Celile bölgesinde Yahudi yerleşim yerleri kuracağı ve genişleteceği aktarıldı.
Askerlerin maaşlarının yüzde 20 artırılması, zorunlu askerliğini tamamlamış kişilere üniversitede avantaj sağlanması, belediye vergileri, elektrik, su bedellerinin 2023 boyunca sabit kalması hükümet programında yer aldı.

Yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerine ek bütçe
İsrail'in işgali altındaki Batı Şeria'da 2011'den önce inşa edilen İsrail nezdinde de ruhsatsız ve yasa dışı kabul edilen "gecekondu" yerleşim yerleri hakkında "düzenli altyapı, su, elektrik ve kamu tesisleri" göz önüne alınarak 60 gün içinde bir adım atılması kararlaştırıldı.
Bunun yanı sıra hükümetin 6 ay içinde yasa dışı Yahudi yerleşim yerleri içindeki kaçak yapılarla ilgili karar alması planlanıyor.
Yasa dışı Yahudi yerleşim yerlerinin inşaatına ilişkin Savunma Bakanlığının yürüttüğü sürecin değiştirilmesi de hükümet programına girdi.
Askeri ve idari kontrolün İsrail ordusunun elinde bulunduğu Batı Şeria'daki bölgelerde Filistinlilere ait yapılaşmanın engellenmesi adına "yasa dışı toprak gaspının önlenmesi için çalışılması" ifadesi de koalisyon anlaşmalarında geçti.
Ulaştırma Bakanlığına işgal altındaki Batı Şeria'da yolların plan ve inşaatı için yaklaşık 450 milyon dolar bütçe ayrılması öngörüldü.
Koalisyon sözleşmelerinde, Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşim yerlerinde yaşayan İsraillilerin aldığı hizmetlerin bakanlıklara bağlanması, inşa ve mülk edinmede bürokratik engellerin kaldırılması, buradaki kuruluşlara ek bütçeler ayrılması gibi maddeler dikkati çekti.

Filistinlilere ek yaptırımlar
Likud ve Dini Siyonizm partileri arasındaki koalisyon anlaşması, "Filistinli bir kişinin vatandaşlığının veya ikamet izninin geri alınmasına, İsrail'den sınır dışı edilmesine izin veren yasa taslağının onaylanmasını" içeriyor.
Söz konusu yasa taslağı, "İsrail vatandaşı olan veya Doğu Kudüs'te ikamet eden bir Filistinlinin, düşmanca bir faaliyette bulunması veya hapis cezasına çarptırıldığında Filistin yönetiminden mali kazanç elde etmesi halinde Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki Filistin yönetimi bölgelerine sınır dışı edilmesini" öngörüyor.
Aynı anlaşmada "yabancı hükümetlerden İsrail sivil toplum kuruluşlarına aktarılan bağışların vergilendirilmesi için 180 gün içinde bir kanun çıkarılması" şeklinde bir madde de yer aldı. Smotrich, İsrail'deki sivil toplum kuruluşlarını "İsrail için varoluşsal bir tehdit" diye tanımlamıştı.
Aşırı sağcı Yahudi Gücü ile imzalanan koalisyon anlaşmalarında ise "tarımla ilgili suçlara en az 3 yıl hapis cezası" getirilmesi maddesi yer aldı.
Yahudi Gücü Partisi, koalisyon görüşmelerinde İsrail askerleri ve güvenlik güçleri için dokunulmazlık talep ederken Filistin bayrağının eğitim kurumları ve yerel idarelerde yasaklanmasının kanunlaşması için de anlaştı.
Terör suçları için "idam cezasının getirilmesini" talep eden Yahudi Gücü, "ırkçı, tahrik edici söylemde bulunanların milletvekili adaylığının engellenmesine" ilişkin maddenin değiştirilmesini koalisyon anlaşmalarına aldı.

Ultra Ortodoks partilerin talepleri karşılandı
İsrail'de Maliye Bakanlığı ve Merkez İstatistik Enstitüsünün raporları, seküler İsraillilerin Ultra Ortodoks Yahudilere göre 6 kat fazla vergi ödediğini ortaya koydu.
İsrailli ekonomi haber sitesi Catalyst'in, Maliye Bakanlığı ve Merkez İstatistik Enstitüsünün raporlarından derlediği habere göre, ülkedeki toplam vergilerin yüzde 90'ı seküler Yahudiler tarafından ödeniyor.
İsrail'deki vergi mükelleflerinin yüzde 7'sini oluşturan Ultra Ortodoks Yahudiler, İbranice ismiyle Harediler ise toplam gelir vergisinin sadece yüzde 2'sini üstlendi. Buna göre, seküler Yahudiler, Haredilere oranla 9 kat fazla gelir vergisi ödedi.
Tüm vergiler dikkate alındığında ise Ultra Ortodokslara kıyasla seküler Yahudilerin cebinden 6 kat fazla para çıktı.
Dolayısıyla, Netanyahu'nun koalisyon anlaşmalarında ortaklık yaptığı Ultra Ortodoks partilerin taleplerinin geniş bütçelerle karşılanacağına ilişkin maddeler basında yoğun biçimde eleştirildi.
Koalisyonun 11 milletvekiliyle büyük Ultra Ortodoks ortağı Şas Partisi lideri Arya Deri, Sağlık Bakanlığını almasının yanı sıra sağlık sisteminin geliştirilmesi için yaklaşık 1,65 milyar dolarlık bir bütçeyi koalisyon anlaşmasında imza altına aldı.
Hakkında vergi usulsüzlüğü nedeniyle verilmiş hüküm bulunan ve bu nedenle bakan olabilmesi için Mecliste yasa değişikliği yapılan Ultra Ortodoks siyasetçi Deri'nin başına geçtiği İçişleri Bakanlığının da ihtiyaç sahibi ailelere gıda yardımı için yaklaşık 280 milyon dolarlık bir bütçe alması konusunda anlaşma sağlandı.
Haaretz gazetesinden Or Kashti, konuyu ele aldığı makalesinde, "Eşi benzeri olmayan koalisyon anlaşmaları milyarlarca İsrail şekelinin dindar ve Ultra Ortodoks cemaatinin tecridine, İsrail toplumunun kalanına hakimiyetini güçlendirmeye harcanıyor" ifadelerini kullandı.
Makalede, Ultra Ortodoksların taleplerinden birinin "dini eğitimin Yahudi halkı mirası için temel değer" olarak görülmesi ve "Tevrat öğreniminin temel hak olarak yasalaşması" olduğuna işaret edildi. Kashti, bu sayede hem Tevrat okulları Yeşivalara fon aktarımı hem de Haredi erkeklerinin İsrail'de 3 yıl olan zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulması konusunun yasayla temellendirileceğini belirtti.
Kashti, koalisyon anlaşmalarına göre Yeşiva öğrencilerinin harçlıklarının iki katına çıkacağını, dini kültürel faaliyetlere devlet bütçesinin katkı sağlayacağını belirterek İsrail'deki dini mahkemelerin artık sadece "medeni değil ticari davalara da bakacağını" ifade etti.

Yargıya müdahale tartışmaları
Anayasanın bulunmadığı ülkede, İsrail Yüksek Mahkemesi, bir tür "Anayasa Mahkemesi" görevi yapıyor. Yüksek Mahkeme, Meclisten geçen yasaları "temel haklara aykırı olduğu" gerekçesiyle iptal yetkisine sahip.
Netanyahu hükümetinin programında, "İsrail Yüksek Mahkemesinin, Meclisin çıkardığı yasaları iptal yetkisine son verilmesi" ve "yasamaya öncelik verilmesi" planı dikkati çekti.
İsrail Başsavcısı Gali Baharav-Miara da yeni hükümetin Meclisten geçirdiği yasaların "iktidar üzerindeki tüm denetimi kaldırmayı amaçladığını" söyleyerek, bunun çoğunluğun azınlık üzerinde hüküm sağlayacağı "totaliter bir rejim doğuracağı" uyarısında bulundu.
Baharav-Miara, "Yasal denetim, bağımsız yasal istişare olmaksızın İsrail sadece çoğunluğun hükmettiği bir düzenle baş başa kalacak. Esasta değil sadece sözde bir demokrasi" ifadesini kullandı.
 



ABD'li yetkililer, İran savaşındaki taktik hatasına işaret ediyor

ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
TT

ABD'li yetkililer, İran savaşındaki taktik hatasına işaret ediyor

ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)

Geçen yılın ortalarında, Trump yönetiminin, İran'ın yaygın kullandığı ölümcül drone'a karşı savunma sistemlerini güçlendirme konusunda Ukrayna'dan gelen yardım teklifini reddettiği bildirildi.

Şimdiyse, İran drone'larının çok sayıda ABD askerini öldürmesinin ardından, Amerikalı yetkililer ilk girişimin göz ardı edilmesini büyük bir hata olarak görüyor.

Bir ABD yetkilisi Axios'a, "Eğer bu [İran'daki savaş] öncesinde yaptığımız taktiksel bir hata veya yanlış varsa, işte buydu" diye konuştu

Geçen ağustosta, Ukraynalı yetkililerin, Rusya'nın Ukrayna'daki savaş için cephaneliğinin önemli bir parçası haline getirdiği İran'ın düşük maliyetli, isimsiz, kamikaze Şahid drone'larına karşı koymak için ABD'ye savaşta kendini kanıtlamış teknolojiyi satmaya çalıştığı bildirildi.

Ukraynalıların bu teklifi, 18 Ağustos'ta Beyaz Saray'da kapalı kapılar ardında yapılan toplantıda dile getirdiği ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski'nin Trump'a ilişkileri güçlendirmenin bir yolu olarak önleyici drone teklif ettiği bildirildi. Hatta iddialara göre teklif, o dönemde varsayım olan bir İran savaşı sırasında drone'ların Ortadoğu'da nasıl bir tehdit oluşturabileceğini anlatan slaytları içeren PowerPoint sunumuyla son buldu.

Başkanın ekibinden Ukrayna'dan gelen teklifi incelemesini istediği ancak teklifin sonraki aylarda ele alınmadığı ve Trump yönetimindeki bazı isimlerin Zelenski'nin gösteriş yaptığını düşündüğü bildiriliyor.

Ağustosta gerçekleştiği bildirilen görüşmeden aylar önce, Trump ve Zelenski arasında Oval Ofis'te yapılan bir görüşme, Ukrayna liderinin ABD yardımına yeterince minnettar olmadığı yönünde gergin bir tartışmaya dönüşmüş, üstelik tüm bunlar haber kanallarının kameraları önünde yaşanmıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, The Independent'a, "İran'ın misilleme saldırıları yüzde 90 azaldı çünkü balistik füze kabiliyetleri tamamen yok ediliyor" dedi.

Bu korkak isimsiz kaynakların yaptığı bu betimleme doğru değil ve sadece dışarıdan baktıklarını kanıtlıyor. Bakan Hegseth ve ordu, İran rejiminin olası tüm tepkilerine karşı planlama yaparken inanılmaz bir iş çıkardı ve Destansı Öfke Operasyonu'nun tartışmasız başarısı ortada.

Artık durum tersine döndü. ABD, İran Şahidleri'nin doğrudan tehdidi altında ve Ukrayna'nın dronesavar teknolojisi, Ortadoğu'daki ABD ve müttefik üslerindeki birçok yüksek maliyetli, geleneksel hava savunma sistemine göre çok daha ekonomik bir yol sunuyor.

sdfgrthyj
Rusya'nın ülkeye karşı savaşında düşük maliyetli drone'ları önemli bir unsur haline getirmesi nedeniyle Ukrayna, drone saldırılarına karşı koymada öncü hale geldi (AP)

Askeri liderlerin geçen hafta meclis üyelerine, İran drone'larının beklenenden daha fazla zorluk çıkardığını çünkü ABD hava savunmasının hepsini durduramadığını söylediği bildirildi.

Zelenski'ye göre ABD yardım için kendisine başvurdu ve Ukrayna lideri, Ürdün'deki ABD üslerini korumaya yardımcı olmak için drone ve uzmanlar gönderdiğini söyledi.

Ukrayna, kamuoyunda müttefik ülkelerden daha fazla ABD yapımı Patriot füzesi talep etti.

Ayrıca ABD, düşük maliyetli İran yapımı Şahid drone'larından esinlenerek geliştirdiği Lucas drone'larını da sahaya sürdü.

Başkanın oğulları Eric ve Donald Trump Jr.'ın, orduya tedarik sağlayabilecek Florida merkezli bir drone şirketini desteklediği bildiriliyor.

İran drone'larıyla ilgili zorluklara rağmen ABD, İran ordusunun büyük bir bölümünü felç ettiğini ve kamuoyu desteğini giderek kaybeden savaşın yakında sona ereceğini savunuyor ancak başkan ve ekibi ayrıntı vermiyor.

Independent Türkçe 


Trump ve Epstein'i "Titanik yaparken" gösteren heykel Washington'a dikildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
TT

Trump ve Epstein'i "Titanik yaparken" gösteren heykel Washington'a dikildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump ve ölü pedofil Jeffrey Epstein'i ünlü bir film sahnesini canlandırırken tasvir eden yeni heykel, salı günü ABD Kongre Binası yakınındaki National Mall’a yerleştirildi.

Dünyanın Kralı adlı büyük heykel, 1997 yapımı gişe canavarı Titanik'teki (Titanic), kahramanlarının batacak geminin pruvasında birlikte durdukları ünlü sahneye gönderme yapıyor.

Heykelin kaidesindeki levhada, "Jack ve Rose'un trajik aşk hikayesi lüks bir yolculuk, gürültülü partiler ve gizli çıplak çizimler üzerine kurulmuştu" deniyor.

Bu anıt, Donald Trump'la Jeffrey Epstein arasındaki bağı onurlandırıyor.

Turistler, Trump ve Epstein'in fotoğraflarının yanı sıra "Amerika'yı Yeniden Güvenli Yap" ifadesinin yer aldığı bir dizi pankartın önünde bulunan heykelin fotoğraflarını çekerken görüldü.

The New Republic'e göre bu, üyeleri anonim olan Secret Handshake adlı grup tarafından National Mall'a yerleştirilen en yeni protesto sanat eseri.

dsfbhtyj
Heykelin arkasında, Trump ve Epstein'in fotoğrafının yanı sıra "Amerika'yı Yeniden Güvenli Yap" ifadesini gösteren bir dizi pankart vardı (AFP)

Eylülde grup, Cumhuriyetçi başkan ve Epstein'in el ele tutuştuğu bir heykeli Kongre binasının önüne dikmiş, bu heykel hızla kaldırılmıştı.

6 Ocak isyancılarını eleştiren bir dışkı heykeli ve Trump'ın Epstein'e yazdığı iddia edilen doğum günü mektubunun büyük bir kopyasının da arkasında bu grup vardı.

Trump'ın Epstein'le ilişkisi, Adalet Bakanlığı'nın kasımda yürürlüğe giren Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası uyarınca ölen cinsel suçlu hakkındaki dosyalarını yayımlamaya başlamasından bu yana yoğun bir şekilde inceleniyor. Dosyaların birçoğunda Trump'ın yanı sıra diğer üst düzey isimlerin de adı geçiyor.

ABD Adalet Bakanlığı bu ay 79 yaşındaki başkanın adını içeren yeni bir dosya grubu yayımladı. Bu belgeler arasında Trump'ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia eden bir kadınla FBI'ın yaptığı görüşmeleri detaylandıran üç not da bulunuyor. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, iddia hakkında "tamamen asılsız" ve "hiçbir güvenilir kanıtla desteklenmiyor" dedi.

Birçok Demokrat da başkanın, Bill ve Hillary Clinton'ın yanı sıra Epstein'in uzun süredir ortağı olan Les Wexner'ı da sorgulayan Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade vermesi çağrısında bulundu. Ancak komitedeki Cumhuriyetçiler, Trump'ın herhangi bir yanlış yapmadığının kanıtlandığını söyledi.

Trump, 1990'lar ve 2000'lerde Epstein'i sosyal olarak tanıyordu ve ikili, Mar-a-Lago ve New York'taki Plaza Oteli de dahil birçok yerde birlikte fotoğraflandı. Epstein, 2017'de hapishanede intihar olarak değerlendirilen ölümünden iki yıl önce, yazar Michael Wolffe'a Trump'ın "en yakın arkadaşı" olduğunu söylemişti.

Başkan, hüküm giymiş cinsel suçluyla ilişkisini yıllar önce kestiğini ve herhangi bir yanlış davranışta bulunmadığını defalarca dile getirdi. Epstein tartışmasını Demokratlar tarafından uydurulmuş bir "aldatmaca" diye niteledi.

Independent Türkçe


İsrail ordusu: “İran yüzlerce füzeyle misket bombası attı”

İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
TT

İsrail ordusu: “İran yüzlerce füzeyle misket bombası attı”

İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)

İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) göre İran'ın şimdiye dek fırlattığı 300 balistik füzenin yaklaşık yarısı misket bombası taşıyordu.

IDF'nin salı günü yaptığı açıklamada, İran'ın kullandığı misket bombaları nedeniyle pazartesi günü iki kişinin öldüğü, bir kişinin de ağır yaralandığı bildirildi.

Açıklamada, İran füzelerindeki misket bombalarının yaklaşık 10 kilometre yarıçapında yayılarak kontrol edilemez şekilde hasar yarattığı belirtildi.

Salı günü de İsrail'in Kudüs bölgesindeki Beyt Şemeş şehrine misket bombası taşıyan bir füze fırlatıldığı fakat can kaybı yaşanmadığı aktarıldı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan İsrailli askeri yetkililer, hava savunma sistemlerinin misket bombası taşıyan füzelerin etkisini tamamen engellemekte zorlandığını söylüyor.

Uluslararası Af Örgütü, geçen yıl haziranda patlak veren 12 günlük savaşta da İran'ın İsrail'e en az üç kez misket bombası attığını duyurmuştu.

Tahran yönetimi, misket bombası kullandığına dair iddialarla ilgili açıklama yapmadı.

Diğer yandan Guardian'ın Kasım 2025'teki analizinde, İsrail ordusunun Lübnan'a saldırılarda benzer misket bombaları kullandığı ortaya konmuştu. İsrail'in bunları 155 milimetrelik M999 Barak Eitan ve 227 milimetrelik Ra'am Eitan güdümlü füzelerine yerleştirdiği tespit edilmişti. Tel Aviv yönetimiyse iddiaları ne doğrulamış ne de reddetmişti.

2010'da yürürlüğe giren Misket Bombası Anlaşması (CCM), bu mühimmatın kullanımını, üretimini, stoklanmasını ve transferini yasaklıyor. Türkiye'nin yanı sıra ABD, İsrail ve İran da anlaşmaya taraf değil.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı harekatta ülkenin dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan üst düzey yetkililer öldürülmüştü. Hamaney'in yerine oğlu Mücteba'nın geçtiği de 8 Mart'ta duyurulmuştu.

Tel Aviv ve Washington farklı hedeflere sahip

İran'a saldırılar sürerken Washington'la Tel Aviv'in savaşın gidişatına ilişkin görüş ayrılığı yaşadığı aktarılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Miami'de pazartesi düzenlediği basın toplantısında, Tahran yönetimiyle savaşın "çok yakında biteceğini" öne sürmüş, İran ordusunun gücünü kaybettiğini savunmuştu. Cumhuriyetçi lider, önceki açıklamalarında operasyonun 4 haftadan uzun sürebileceğini söylemişti.

Wall Street Journal'ın analizine göre Trump, savaşı “kendi koşullarıyla" kısa sürede bitirmek isterken İsrail lideri Binyamin Netanyahu, İran'da rejim değişikliği koşulları oluşana dek harekatı sürdürmeyi planlıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li yetkililer, Washington'ın İran'daki enerji altyapısını vuran İsrail'i uyararak bunu tekrarlamamasını istediğini de söylüyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Ali Vaez şu değerlendirmeleri paylaşıyor:

Trump, insanlık tarihinin en eski dersini öğreniyor olabilir: Savaş başlatmak, sona erdirmekten çok daha kolaydır. İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini sürdürmek için her türlü motivasyona sahipken, İsrail ise kendi kampanyasını durdurmak için hiçbir neden görmeyebilir.

Times of Israel'in analizine göre savaşın yarattığı ekonomik sarsıntı da ABD'yle İsrail arasındaki görüş farklılıklarını etkiliyor.

George W. Bush döneminde Beyaz Saray'ın Ortadoğu danışmanı olarak görev yapan Michael Singh, İsrail'in saldırıları sürdürmek isteyeceğini vurgularken, "ABD uzun süreli bir çatışmaya pek istekli olmayabilir" diyor.

Analizde özellikle ABD ve Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik bağların ve Beyaz Saray'ın Ortadoğu'dan almak istediği yatırımların çatışmalar nedeniyle tehlike altında olduğuna dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Wall Street Journal