Protestolar Tahran Kapalı Çarşısı’nı felç ederken, hükümet dolar kurunu düşürme sözü verdi

Kürdistan eyaletinde bir gösterici öldürülürken, Yüksek Mahkeme idam cezasına çarptırılan bir kişinin itirazını kabul etti

Protestocular Cevanrud’da bir sokakta barikat kurmaya çalışırken (Twitter)
Protestocular Cevanrud’da bir sokakta barikat kurmaya çalışırken (Twitter)
TT

Protestolar Tahran Kapalı Çarşısı’nı felç ederken, hükümet dolar kurunu düşürme sözü verdi

Protestocular Cevanrud’da bir sokakta barikat kurmaya çalışırken (Twitter)
Protestocular Cevanrud’da bir sokakta barikat kurmaya çalışırken (Twitter)

İran'ı sarsan son halk protestolarının patlak vermesinin üzerinden 107 gün geçti. Tahran Kapalı Çarşısı’ndaki protestocular, sıkı güvenlik önlemleri arasında rejimi suçlayan sloganlar atarken, yetkililer, yerel para biriminde son günlerde yaşanan rekor derecedeki hızlı düşüşün ardından piyasaları tekrar yatıştırmaya çalışıyor.
İran protestolarını yakından takip eden 1500 Tasvir internet sitesinin paylaştığı videoda çarşıda bir panik durumu olduğu göze çarpıyor ve ‘Diktatöre ölüm’, ‘Bu yıl kan yılı, Seyyid Ali düşecek’ ve ‘Yoksulluk, yolsuzluk ve pahalılık... rejimi devirmeye geliyor’ şeklinde sloganlar duyuluyor.
Sosyal paylaşım sitelerindeki aktivistlere göre dükkandaki tüccarlar greve gitti. Bazı videolarda sokakta yanan ateşler ve protestocularla güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar görülüyor.
Aktivistler sosyal medyadan, kötüleşen ekonomik durumu protesto etmek için Tahran'da ve İran'ın diğer şehirlerinde yürüyüşler düzenleme çağrısında bulundu.
Yaptırımlara maruz kalan İran’da enflasyon nedeniyle İran Riyali paralel piyasada son iki ayda değerinin yaklaşık üçte birini kaybederken, devlet medyasının bildirdiğine göre perşembe günü yeni bir merkez bankası başkanı atandı.
Protestolar üç aydan uzun bir süre önce başladığından beri, İran para birimi değerinin dörtte birini kaybetti ve resmi olmayan serbest piyasada rekor bir düşüş yaşadı. Çaresiz kalan İranlılar, yüzde 50’ye ulaşan enflasyon karşısında birikimlerinin erimesini engellemek için dolar ve altın satın almaya yöneldiler.
Ülkenin yeni Merkez Bankası Başkanı Muhammed Rıza Farzin cuma günü devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, Merkez Bankası’nın en önemli sorumluluğunun enflasyonu ve döviz kurunu kontrol etmek olduğunu söyledi. Farzin, bankanın İran para birimini desteklemek için döviz piyasasına müdahale edeceğini söyledi.
Farzin perşembe günü yaptığı açıklamada “Mevcut kur resmi piyasaya uygun değil. Tabiki serbest piyasaya müdahale edeceğiz” dedi. Öte yandan Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani, dolardaki yükselişi ‘düşman projesine’ bağlarken, doların ‘430 bin riyali geçmesini yalan’ olarak nitelendirdi.
Tahran Kapalı Çarşısı’ndaki protestolar devam ederken, sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanan videolara göre Cevanrud şehrinde öldürülen göstericiler için 40. gün anma törenleri yapıldığı sırada güvenlik güçlerinin göstericileri dağıtmak için gerçek mermi kullanması ve göz yaşartıcı gaz kullanmasının ardından en az bir kişinin hayatını kaybettiği haberi geldi.
Cevanrud halkı, protestolarda ölenler için düzenlenen 40. gün anma törenlerinde ‘Bütün İranlılar kardeştir, liderin kanına susamıştır’ sloganı attı.
Kürt haklarını savunan Hengaw İnsan Hakları Örgütü, güvenlik güçlerinin yerel bir mezarlıkta gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanarak Burhan İlyasi'yi (22 yaşında) öldürdüğünü ve sekiz kişiyi yaraladığını bildirdi. Bundan bir gün önce Hengaw, protestoların patlak vermesinden bu yana Kürt şehirlerinde 19'u çocuk olmak üzere 126 protestocunun öldürüldüğünü duyurmuştu.
İran, 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin Ahlak Polisi tarafından başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınmasından üç gün sonra hayatını kaybettiği 16 Eylül'den bu yana protestolara sahne oluyor.
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), başkent ile İsfahan ve Necefabad kentlerinde küçük çaplı protestoların yapıldığını belirterek buradan rejimi kınayan sloganların duyulduğu videolar yayınladı.
Tahran’da protestolar tekrar alevlenmeden önce ‘Kara Cuma’ olarak adlandırılan 30 Eylül'de 90'dan fazla kişinin güvenlik güçleri tarafından öldürülmesinden bu yana haftalık protestolara sahne olan Zahidan sokaklarında büyük gösteriler düzenlendi.
1500 Tasvir, Beluçistan eyaletinin yönetim merkezinde Dini Lider Ali Hamaney'e işaret ederek ‘Diktatöre ölüm’ sloganları atan kalabalıkların görüldüğü videolar paylaştı.
2 milyon nüfusa sahip yoksul eyaletin çoğunluğunu oluşturan Beluçlar, onlarca yıldır ayrımcılıktan, haksızlıktan ve baskıdan şikayet ediyorlar.
Son aylardaki en şiddetli kaoslardan bazıları, Beluçistan eyaleti ve Kürt bölgeleri de dahil olmak üzere, devletle uzun süredir sorun yaşayan dini ve azınlık etnik grupların bulunduğu bölgelerde meydana geldi.
Her kesimden insanın iktidarı devirmek için çağrıda bulunduğu protestolar, Velayet-i Fakih rejiminin 1979 devriminden bu yana karşı karşıya kaldığı en cüretkar meydan okumalardan biri sayılıyor.
Yetkililer protestoculara 'kamu malına zarar verme' gibi suçlamalar yağdırıyor ve 'devlet düşmanları ve yabancı ülkeler tarafından eğitilip silahlandırıldıklarını' iddia ediyorlar. Salı günü İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ülkesinin rejimin 'düşmanlarına' merhamet göstermeyeceğini söylemişti.
Şarku’l Avsat’ın HRANA’dan aktardığı bilgilere göre, 29 Aralık itibariyle 66 güvenlik görevlisinin yanı sıra 69'u çocuk olmak üzere 508 protestocunun öldürüldüğünü bildirdi. Ayrıca protestolar sırasında 19 bin 196 kişinin gözaltına alındığının tahmin edildiğini belirtti.
Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHR), salı günü yeni bir bilanço açıklayarak İran'daki gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısının 476'ya yükseldiğini belirtti. İranlı yetkililer daha önce, olaylarda güvenlik güçleri de dahil olmak üzere 300 kadar kişinin öldüğünü açıklamıştı.
İran bu ay iki protestocuyu idam etti. İlki, eylül ayında bir ana yolu kapatmakla ve paramiliter Besic güçlerinin bir üyesini bıçaklamakla suçlanan 23 yaşındaki Muhsin Şikari idi. İkincisi ise iki Besic üyesini bıçaklayarak öldürmekle suçlanan 23 yaşındaki Macid Rıza Rahnavard idi. Rahnavard herkesin gözü önünde bir inşaat vincine asılmıştı.
Geçen hafta Yüksek Mahkeme, rapçi Saman Seydi Yasin'e verilen idam cezasına yapılan itirazı kabul ederken, aynı cezaya çarptırılan protestocu Muhammed Kobadlu’ya verilen hükmü onamıştı.
Bu ayın başlarında mahkeme, bir polis memurunu bıçaklamak ve motosikleti ateşe vermek de dahil olmak üzere çeşitli suçlarla itham edilen protestocu Mahan Sadrat'ın idam cezasını ertelemişti.
Dün İran Yargı Erki'ne bağlı Mizan Haber Ajansı, Yüksek Mahkeme'nin idam cezasına çarptırılan bir sanığın yeniden yargılanmasına karar verdiğini bildirdi. Bunun sonucunda rejim karşıtı protestolarla bağlantılı olarak idam cezası ile karşı karşıya kalan sandıklar hakkında bu yönde üçüncü kez böyle bir karar verilmiş oldu.
İran dışındaki insan hakları örgütleri, Tahran'da kamuya ait yollardaki demir bariyerleri kaldırdığı ve çöp konteynırlarını ateşe verdiği gerekçesiyle Sahand Nur Muhammedzade’ye idam cezası verildiğini bildirdi.
Mizan, Yüksek Mahkeme'nin ‘Tahran'daki Devrim Mahkemesi tarafından verilen karara itiraz etmeyi kabul ettiğini’ belirtti.
Bununla birlikte 26 yaşındaki Nur Muhammedzade hakkındaki kararı paylaşmadı.
Öte yandan İran İşçi Haber Ajansı’na (ILNA) konuşan avukatı Hamid Ahmedi 21 Aralık'ta müvekkilinin ‘devlete ve Allah’a karşı savaş açmak’ suçundan idam cezasına mahkum edildiğini ve ‘sundukları yeni belgelere dayanarak’ Yüksek Mahkeme’nin kararı bozmasını umduklarını söyledi.
Reuters Haber Ajansı’na göre İran mahkemeleri, protestocuları güvenlik güçleri üyelerini öldürmek veya yaralamak, kamu malını tahrip etmek ve halkı korkutmak suçlarından mahkum ettikten sonra ‘devlete ve Allah’a karşı savaş açmak’ gibi ithamlara dayanarak şimdiye kadar bir düzineden fazla davada idam cezası verdi.
Geçtiğimiz salı, İran'daki idamları takip eden İHR şu uyarıda bulundu:
“En az 100 protestocu idam edilme riskiyle, ölüm cezası içeren suçlamalarla veya haklarında idam cezası verilme olasılığıyla karşı karşıya. Çoğu aile sessiz kalmaya zorlandığı için aslında bu sayı minimum. Gerçek sayının çok daha yüksek olduğuna inanılıyor.”



Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.


Refah Sınır Kapısı’nın yeniden kapanması Gazze’deki hastaları yeniden ölümle karşı karşıya bıraktı

Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden kapanması Gazze’deki hastaları yeniden ölümle karşı karşıya bıraktı

Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)
Han Yunus’taki Kızılay Hastanesi avlusunda tedavi için Gazze’den çıkmayı bekleyen Filistinli hastalar tekerlekli sandalyelerde oturuyor. (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki hastalar ve yaralılar, İsrail makamlarının Refah Kara Sınır Kapısı’nı yeniden kapatmasının ardından son derece ağır ve zor koşullarla karşı karşıya kaldı. Ateşkes anlaşması kapsamında kısa süreliğine kısmen açılan kapı, daha önce uzun süre kapalı tutulmuş ve on binlerce kişinin tedavi için Gazze’den çıkmasına engel olmuştu.

Refah Sınır Kapısı’nın geçen yıl şubat ayı başında yeniden açılması, hastalar ve yaralılar için tedavi amacıyla Gazze’den çıkma konusunda umut yaratmıştı. Ancak İsrail’in çıkış yapmasına izin verdiği kişi sayısına sınırlama getirmesi durumu daha da karmaşık hale getirdi. Geçtiğimiz ayın 28’inde İran’a yönelik savaşın başlamasıyla kapının yeniden kapatılması ise bu umutları tamamen kararttı.

fvvfe
Yeniden kapatılmadan önce Mısır tarafındaki Refah Sınır Kapısı önünde bekleyen Mısır ambulansları. (Reuters)

Nadir görülen “Sanfilippo sendromu” hastalığından muzdarip 12 yaşındaki Esma eş-Şaviş, annesinin Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre yıllardır ölüm riskiyle karşı karşıya bulunuyor ve son dönemde sağlık durumu kritik biçimde kötüleşmiş durumda.

Anne, kızının 2023 yılında – savaşın başlamasından kısa süre önce – yurt dışında tedavi için tıbbi sevk aldığını, ancak savaşın patlak vermesi nedeniyle Gazze’den çıkamadığını söyledi. O günden bu yana küçük kızın sağlık durumunun her geçen gün daha da kötüleştiğini belirtti.

dfvf
Yaralı bir kız çocuğu, yeniden kapatılmadan önce Refah Sınır Kapısı üzerinden taşınıyor. (Mısır Kızılayı)

Annesi, kızının artık su içme yetisini kaybettiğini, beyin küçülmesi, karaciğer ve dalak büyümesi yaşadığını ve sürekli nöbet geçirdiğini belirtti. Çocuğun hayatta kalabilmesi için hastanelerde her gün tedaviye ihtiyaç duyduğunu ifade eden anne, durumunun hızla kötüleştiğini vurguladı.

Anne sözlerini şöyle sürdürdü:

“Refah Kapısı açıldığında yeniden seyahat edebileceğimiz ve tedaviye ulaşabileceğimiz konusunda biraz umutlanmıştık. Ancak bizim gibi bekleyen çok sayıda hasta ve yaralı olduğu için çıkışımız gecikti. Sonra işgal güçleri kapıyı yeniden kapattı ve bizi tekrar kaderimizle baş başa bıraktı. Çocuğumu bu halde gördükçe içim parçalanıyor. Son nefeslerini alıyor gibi… Her an ölebilir.”

20 bin hasta

Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre Gazze’de 20 binden fazla hasta ve yaralı, acil olarak yurt dışında tedaviye ihtiyaç duyuyor. Sınır kapısının yeniden düzenli biçimde açılmasını bekleyen bu kişiler arasında hayatını kaybedenlerin sayısının arttığı bildiriliyor.

sfrgty
Böbrek yetmezliği yaşayan bir Filistinli kadın, Gazze’nin merkezindeki bir hastanede diyaliz tedavisi görüyor. (Reuters)

Bakanlık, Gazze’deki hastanelerin bu hastaların hayatını kurtarabilecek tıbbi imkânlara sahip olmadığını ve İsrail ablukasının yarattığı ağır koşullar nedeniyle bazı ilaçların tamamen tükendiğini, bazılarının ise tükenmek üzere olduğunu belirtiyor.

Hükümet Medya Ofisi’nin verilerine göre Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açık kaldığı süre boyunca toplam 1148 kişi giriş-çıkış yapabildi. Oysa ateşkes anlaşmasına göre 3 bin 400 kişinin seyahat etmesi planlanıyordu. Bu da anlaşmanın yaklaşık yüzde 33’ünün uygulanabildiğini gösteriyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas’a bağlı hükümet kaynakları ise Refah Kapısı’nın yeniden açılmasına ilişkin herhangi bir vaat bulunmadığını, hatta kısmi bir açılış ihtimalinin bile gündemde olmadığını söyledi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, Refah Kapısı’nın “asılsız güvenlik gerekçeleri ve yalanlar” öne sürülerek kapalı tutulmasının ateşkes anlaşmasının açık ve ciddi bir ihlali olduğunu belirtti. Kasım, bunun özellikle Mısır başta olmak üzere arabuluculara verilen taahhütlerden geri adım anlamına geldiğini ve Gazze’ye uygulanan kuşatmanın daha da sıkılaştırılması çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti. Bu durumun on binlerce yaralının seyahat ederek tedavi görmesini engellediğini söyledi.

Sahada gerilim sürüyor

Sahadaki gelişmelerde ise İsrail saldırıları devam ederek fazla Filistinlinin ölümüne neden oluyor. İsrail ordusu salı günü yaptığı açıklamada 6 Filistinlinin öldürüldüğünü duyurdu. Bunlardan üçünün Gazze’nin kuzeyinde “sarı hattı” geçtikleri iddiasıyla vurulduğu, diğer üçünün ise Refah’taki tünellerde bulunan Hamas mensupları olduğu ileri sürüldü.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Filistinli ölü sayısı 656’nın üzerine çıktı. Bunların en az 20’si, İran’la savaşın başlamasından sonra hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybı ise 72 bin 134’e ulaştı.

tyn
Filistinliler, Gazze kentine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından hayatını kaybeden bir kişinin cenazesini taşıyor. (AFP)

İsrail güçleri, Gazze’de “sarı hattın” her iki tarafında da hava ve topçu saldırıları ile ateş açma eylemlerini sürdürdü. Aynı zamanda ikinci gün üst üste, Han Yunus’un doğusunda özellikle Salahaddin Caddesi’ne yaklaşık 20 metre mesafedeki bölgelerde kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı görüldü.

Bir savaş uçağı, İsrail’in tahliye emri verdiği ve sakinleri tarafından boşaltılan Kuzey Han Yunus’taki bir evi bombaladı. Ayrıca Gazze kentinin güneybatısında, yerinden edilmiş sivillerin çadırlarının yakınındaki boş bir arazide bulunan cep telefonu şarj noktası ve internet hizmeti veren bir alan da hedef alındı.


Suriye İçişleri Bakanlığı, Seraya el-Cevad milislerinin itiraflarının bir kısmını yayınladı

24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
TT

Suriye İçişleri Bakanlığı, Seraya el-Cevad milislerinin itiraflarının bir kısmını yayınladı

24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)
24 Şubat’ta Ceble kırsalında düzenlenen nitelikli bir operasyonda Seraya el-Cevad milislerinin lideri etkisiz hale getirildi. (SANA)

Suriye İçişleri Bakanlığı, yaklaşık iki hafta önce Bakanlık tarafından Seraya el-Cevad olarak bilinen örgütün en önemli merkezlerinden birinin hedef alındığının duyurulmasının ardından, dün operasyona ilişkin görüntülü bir rapor yayımladı. Raporda, örgütün sahil bölgesinde ikmal hatları kurduğu, bir operasyon odası oluşturduğu ve devrik rejime bağlı eski milis liderlerinden mali destek aldığı yönündeki itiraflara yer verildi. Bu destekle Suriye İç Güvenlik Güçleri’ne yönelik saldırıların planlandığı belirtildi.

Görüntülü raporda, Lazkiye vilayetine bağlı Ceble kırsalındaki Beyt Aluni ve Besniya bölgelerinde 23 Şubat’ta İç Güvenlik Güçleri tarafından gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlardan görüntüler yer aldı.

Bakanlığa göre operasyon, birkaç gün süren hassas bir istihbarat takibinin ardından Seraya el-Cevad milis grubunun en önemli merkezlerinden birini hedef aldı. Operasyonda sahil bölgesindeki grubun lideri olduğu belirtilen Beşşar Abdullah Ebu Rukiyye ile birlikte iki üst düzey üye öldürüldü, 6 kişi ise gözaltına alındı. Milis gruba ait silah ve patlayıcı deposunun tamamen imha edildiği operasyonda, özel görev kuvvetlerinden bir güvenlik görevlisi hayatını kaybederken bir başka görevli hafif yaralandı.

Bakanlığın yayımladığı görüntülü raporda yer alan itiraflara göre gözaltına alınan kişiler, Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde düzenlenen saldırılara katıldıklarını kabul etti. Şüphelilerden biri, genel güvenlik devriyesine saldırdığını ve çıkan çatışmada bir güvenlik görevlisini öldürdüğünü itiraf etti.

İfadelerde ayrıca, bir operasyon odası kurulduğu belirtildi. İtiraflara göre Seraya el-Cevad milisleri, iş insanı kardeşler Eymen Cabir ve Muhammed Cabir’den mali destek aldı; lojistik ikmalin ise Lübnan üzerinden sağlandığı ifade edildi.

dsvfe
Seraya el-Cevad’ın finansörü iş adamı Muhammed Cabir’in sağ kolu Albay Muhammed Nedim eş-Şab (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye’de devrik rejime yakın isimlerden biri olarak bilinen Muhammed Cabir’in daha önce bir televizyon röportajında, 6 Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde düzenlenen saldırıyı yönettiğini kabul ettiği belirtildi. Öte yandan El Cezire televizyonunda yayımlanan ‘el-Müteharri’ programının elde ettiği belge ve ses kayıtlarının, devrik rejimin önde gelen bazı isimlerinin yeni silahlı gruplar kurarak Suriye İç Güvenlik Güçleri ve orduya yönelik saldırılar planladığını ortaya koyduğu aktarıldı. Suriye İçişleri Bakanlığı’nın ise söz konusu grupların üyelerini takip ettiği ve faaliyetlerini engellemeye çalıştığı ifade edildi.

sdfrg
Dördüncü Tümen Komutanı Gıyas Süleyman Dalla (Sosyal medya)

Seraya el-Cevad adlı silahlı grubun, Lazkiye, Ceble ve Tartus’u kapsayan Suriye sahil bölgesinde faaliyet gösterdiği belirtiliyor. Örgüt ilk olarak Ağustos 2025’te sosyal medyada yayılan ve Ceble kırsalında İç Güvenlik Güçleri’ne ait bir aracın bombalanmasını gösteren video ile gündeme geldi.

Eylül 2025’te askeri faaliyetlerine resmen başladığını duyuran örgüt, 9 Kasım 2025’te yayımladığı bir videoda Baniyas karakolunu hedef alan ve 27 Ekim 2025’te gerçekleştirildiği belirtilen saldırının görüntülerini paylaştı. Bunu, Ceble Köprüsü’nde güvenlik araçlarını hedef alan başka saldırıların izlediği bildirildi.

sdvfv
Suriye ordusunun 25. Tümeni’nin eski komutanı Süheyl el-Hasan, 21 Mart 2021’de Rus güçleriyle birlikte (Rus medyası)

Söz konusu örgütte, eski rejim güçlerinde görev yapan ve ‘Kaplan’ lakabıyla bilinen Süheyl el-Hasan ile bağlantılı bazı isimlerin de öne çıktığı belirtiliyor. Ayrıca ‘Sahil Kalkanı Tugayı’ olarak adlandırılan grubun lideri Mikdad Fatiha ile bağlantılı kişiler de örgüt içinde yer alıyor. Fatiha’nın, Mart 2025’te Suriye sahil bölgesinde meydana gelen patlama olaylarına karışmakla suçlandığı ve yeni Suriye yönetimine karşı bölgede ortaya çıkan en sert silahlı gruplardan birini yönettiği ifade ediliyor.

Sahil Kalkanı Tugayı, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin hemen ardından sahil bölgesinde ortaya çıkan ilk silahlı grup olarak kaydedildi. Bunu daha sonra üç farklı grup izledi: Seraya el-Cevad, Suriye’yi Kurtarma Askeri Konseyi ve en-Nuhbe Kuvvetleri.

Daha önce yayımladığı bir açıklamada Seraya el-Cevad, Alevi toplumunun dini referansı olarak Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Gazal Gazal’ı gösterdiğini duyurdu. Gazal’ın, Aleviler için federal bir yapı kurulması çağrısında bulunduğu da belirtildi.

cxd vdf
Ali Zuheyr İdris, Ammar Madin Yusuf ve Musa Mazhar Miya, geçtiğimiz cumartesi günü Suriye’nin Tartus vilayetinin güvenliğini hedef alan terör eylemleri planlamak ve hazırlamak suçundan suçlu bulunarak tutuklandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

İç Güvenlik Güçleri’ne bağlı Tartus birimi, 7 Mart’ta Terörle Mücadele Şubesi ile koordinasyon içinde düzenlediği operasyonda Ali Zuheyr İdris, Ammar Madin Yusuf ve Musa Mazhar Miya isimli üç kişiyi gözaltına aldı. Yetkililer, söz konusu kişilerin vilayetin güvenliğini ve vatandaşların emniyetini hedef alan terör eylemleri planlamak ve hazırlamakla suçlandığını açıkladı.

Operasyonun, ‘Ali’ olarak anılan şüphelinin devrik rejim kalıntılarıyla bağlantılı bir terör hücresine liderlik ettiğini ortaya koyan hassas istihbarat bilgilerine dayanarak gerçekleştirildiği belirtildi. Yetkililere göre şüpheli, komşu ülkelerden birinde patlayıcı düzenekler ve patlayıcı maddelerin hazırlanmasına yönelik eğitim aldıktan sonra sabotaj planlarını hayata geçirmek amacıyla yeniden Tartus’a sızdı. Operasyon sırasında ele geçirilen materyallere usulüne uygun şekilde el konulduğu, gözaltına alınan kişilerin ise soruşturmanın tamamlanması için Terörle Mücadele birimine sevk edildiği bildirildi.