Türkiye, Suriye rejiminden ‘olumlu adımlar’ bekliyor

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Erdoğan ile Esed arasında bir görüşmenin tarihini belirlemek için henüz erken olduğunu belirtirken ABD’nin tutumunu da eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
TT

Türkiye, Suriye rejiminden ‘olumlu adımlar’ bekliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)

Türkiye, Suriye rejiminden gelecek her türlü ‘olumlu adıma’ karşılık vereceğini açıkladı. Buna karşın Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed arasında olası bir görüşmenin tarihi hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu vurguladığı açıklamasında “Şu an bunu söylemek için erken. Sürecin seyrine bağlı” dedi.  Kalın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye'nin kuzeyinde Rus güçleriyle ortak devriyelerini geliştirilebileceğini ve bu konuda uzman toplantıları düzenleneceğini duyururken ABD'nin Esed'le yakınlaşma konusundaki tutumunu da eleştirdi.
Kalın, geçtiğimiz ay Moskova'da düzenlenen, Türkiye ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat şeflerinin bir araya geldiği toplantıya Suriyeli muhalif grupların gösterdiği tepkilerle ilgili kendilerine bilgi verildiğini ancak Türkiye'nin politikalarını belirlediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Esed'in görüşme tarihi hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu belirten Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın sözlerini şöyle sürdürdü:
 “Bugünden bir şey söyleyemem. Önümüzdeki üç ay içinde mi olur, altı ay içinde mi olur, olur mu olmaz mı... Şu anda bunu söylemek için erken, sürecin seyrine bağlı.”
Moskova’da 28 Aralık’ta Türkiye ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanları arasında yapılana benzer bir görüşmenin iki ülkenin dışişleri bakanları arasında gerçekleşeceğini söyleyen Kalın, ancak bu görüşmenin tarihinin henüz belli olmadığını kaydetti.
Kalın, salıyı çarşambaya bağlayan gece bir televizyon kanalına yaptığı açıklamalarda görüşmeler cumhurbaşkanları düzeyine gelmeden önce yapılacak çok şey olduğunu belirtti:
“11 yıl sonra ilk defa bu konularla ilgili bir temas kurduk. Bunun hayırlı neticeler vermesi rejimin bundan sonra atacağı adımlara, taşıdığı niyete ve sahip olduğu bir perspektife bağlı. Tabii ilk görüşmede hepsinin karara bağlanması beklenemez, bu bir süreç. Eğer bunları bizim iyi niyetimizle birleştirip kararlılığa dönüştürürse biz bu iki konuda, terörle mücadele ve mülteciler konusunda rahatlıkla adım atabiliriz.”
Diğer yandan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Esed'le üçlü görüşme teklifine ilişkin açıklamasına atıfla, Erdoğan ve Esed'in katılımıyla üçlü bir görüşme yapılmasının beklenmediğini belirtti. Çavuşoğlu, şu andan itibaren cumhurbaşkanları düzeyinde bir toplantı için bir takvim belirlemenin mümkün olmadığını, çünkü önce dışişleri bakanlarının bir araya gelmesi gerektiğini ve bunun ardından liderler düzeyinde bir toplantıya ilişkin karar çıkabileceğini kaydetti.
Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad ile yapacağı görüşmeye değinen Çavuşoğlu, Rusya'nın bir tarih belirleme teklifinde bulunduğunu ancak ülkesinin önerilen tarihlerde hazır olmadığını söyledi. Dışişleri bakanları toplantısına kadar yapılması gereken bir takım hazırlıklar olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, geçtiğimiz hafta Mikdad ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bu ayın ikinci yarısında görüşebileceğini belirterek görüşme yerinin henüz belirlenmediğini ve Rusya’da ya da başka bir ülkede olabileceğini söylemişti.

Olumlu işaretler
Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde askeri harekatlar gerçekleştirmemiş olsaydı bölgede bir ‘terör devleti’ kurulacağını söyleyen Kalın, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturan Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) varlığının ortadan kaldırılması ve Suriyeli mültecilerin ülkelerine güvenli bir şekilde dönmelerinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Suriyeli mültecilerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları çerçevesinde güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde ülkelerine geri dönmelerinin sağlanması için Ankara’nın PKK’nın Suriye'deki uzantısı olarak gördüğü YPG tehdidinin ortan kaldırılmasının yanı sıra Suriye rejimi tarafından gerekli zeminin hazırlanması ve gerekli güvencelerin sağlanması gerektiğini belirten Kalın, bu nedenle rejim güçleri, İran ve Rusya ile sahada koordinasyon halinde olmaları gerektiğinin altını çizdi.
Geçtiğimiz hafta Moskova'da yapılan savunma bakanları ve istihbarat başkanları toplantısının atılan ilk adım olduğunu ve başka görüşmelerin de olacağını düşündüğünü ifade eden Kalın, Türkiye'nin Suriye meselesine yönelik temel yaklaşımının, ilgili BMGK kararları çerçevesinde anayasal yol ve siyasi müzakerelerin sürdürülmesine dayandığını belirtti. Kalın, Türkiye'nin Suriye ile ilgili temel endişelerinin savaşın, terör tehditlerinin ve kötüleşen insani krizin devam etmesi olduğunu da sözlerine ekledi.
Moskova’daki toplantıda olumlu işaretler, mesajlar alındığını, ancak bunun kararlara ve taahhütlere dönüştürülmesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, söz konusu toplantıyla 11 yıl sonra ilk kez bu konularla ilgili kurulduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bunun hayırlı neticeler vermesi rejimin bundan sonra atacağı adımlara, taşıdığı niyete ve sahip olduğu bir perspektife bağlı. Tabii ilk görüşmede hepsinin karara bağlanması beklenemez, bu bir süreç. Eğer bunları bizim iyi niyetimizle birleştirip kararlılığa dönüştürürse biz bu iki konuda, terörle mücadele ve mülteciler konusunda rahatlıkla adım atabiliriz.”

Suriyeli muhaliflerin tutumu
Türkiye’nin Suriye muhalefeti konusundaki tutumu ve başta muhalefetin salı günü Ankara'da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiği görüşme olmak üzere gerçekleştirilen temaslara da değinen Kalın, “Suriyeli muhalifleri baştan beri destekledik, desteklemeye de devam ediyoruz” dedi. Türkiye’nin ‘bugüne kadar Suriye muhalefetini hiç yüzüstü bırakmadıklarını’ belirten Kalın, Çavuşoğlu’nun onlarla yaptığı toplantının nedenini, “Onlara tekrar bu güveni vermek içindi” diye açıkladı. Her zaman temas halinde olduklarını ifade eden Kalın, topun artık Suriye rejiminin sahasında olduğunu belirterek, “Türkiye bir el uzattı, bu eli havada bırakmayacaklarını düşünüyoruz”  dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçtiğimiz salı günü Ankara’da Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Salim el Muslat, Suriye Müzakere Komitesi Başkanı Bedir Camus ve SMDK Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa ile bir araya geldi. Çavuşoğlu, görüşmenin ardından Twitter hesabından "Suriye bağlamındaki son gelişmeleri ele aldık. 2254 sayılı BMGK Kararı uyarınca Suriye muhalefetine ve halkına desteğimizi yineledik” paylaşımını yaptı.
Konuyla ilgili Reuters’a konuşan üst düzey bir Türk yetkili, Türkiye’nin Moskova'da Türk ve Suriyeli yetkililer arasındaki görüşmeye karşı muhalefetin tepkilerinin farkında olduğunu ancak Türkiye’nin politikalarını belirlediğini söyledi. Türkiye ve Suriye savunma bakanlarının Rus mevkidaşlarıyla 28 Aralık'ta yaptıkları görüşmeye atıfla, iki tarafın ilk görüşmesinden hemen sonuç beklemenin akıllıca olmayacağını belirtti. Reuters, bu toplantının Suriye’nin siyasi ve silahlı muhalif güçleri arasında endişelere yol açtığına dikkat çekti.
Heyetu Tahriru’ş  Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Cevlani, geçtiğimiz pazartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye, Rusya ve Türkiye arasındaki müzakerelerin ‘Suriye devriminin hedeflerinden ciddi bir sapma’ olarak değerlendirdi. Türkiye’nin tutumunu anlayışla karşılasa da Suriye hükümetiyle uzlaşmayı dahi düşünemeyeceğinin söyledi. Türkiye destekli SMDK Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa ise Bakan Çavuşoğlu'nun SMDK’ya Türkiye’nin Suriye muhalefetine bağlı kurumlara ve muhaliflerin kontrolündeki bölgelerdeki Suriyelilere desteğini sürdüreceğine dair güvence verdiğini açıkladı.

ABD ile yaşanan anlaşmazlıklar
Diğer yandan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ABD'nin Suriye rejimiyle ilişkilerin normalleştirilmesine karşı olduğunu ancak Türkiye'yi yakınlaşma projesi konusunda eleştirmediğini söyledi. Çavuşoğlu, Washington'ın tüm bu olanlardan sonra Suriye'de bir sonuca varılmadığını görmesi gerektiğini ancak YPG ve PKK'ya karşı mücadele için bir teklifte bulunmadığını belirtti.
ABD, geçtiğimiz salı günü tüm dünya ülkelerine Esed rejimi ile ilişkilerini normalleştirmemeleri çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:
“Suriye ile ilişkilerini normalleştiren ya da acımasız diktatör Beşşar Esed'in toparlanmasına destek veren ülkeleri desteklemiyoruz. Suriye halkına karşı zulmünü sürdürdüğü ve güçlerinin kontrolü dışındaki bölgelerde hayat kurtaran insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engellediği bir dönemde onları Esed'in son 12 yıldır kaydettiği korkunç insan hakları sicilini dikkatle gözden geçirmeye çağırıyoruz.”

Rusya ile koordinasyon
Diğer taraftan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Suriye'nin kuzeyinde Rusya ile ortak devriyeler geliştirilebileceğini söyledi. Bakan Akar şu ifadeleri kullandı:
“Suriye'nin kuzeyinde Rusya ile ortak devriyeleri geliştirebiliriz. Uzmanların tekrar buluşması şeklinde bu süreç devam edecek. Umudumuz bu sürecin makul, mantıklı ve başarılı şekilde devam etmesi, terörle mücadelenin başarılı şekilde gerçekleşmesi.”
Dün Ankara'da yapılan AK Parti Grup Toplantısı'na öncesinde açıklamalarda bulunan Akar sözleirni şöyle sürdürdü:
“Bizim bir diğer temennimiz de Türkiye'de misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü, güvenli ve saygın şekilde evlerine ve topraklarına dönmesidir. BMGK’nın 2254 sayılı kararının uygulanmasını da her zaman destekledik, destekliyoruz. Bizim amacımız ülkemizin, milletimizin savunması. Bunun için terörle mücadele çok önemli bir unsur. Bugüne kadar terörle mücadelede yapılanlar, sağlanan başarılar ortada. Bu konuda kararlı olduğumuzu oradaki muhataplarımıza ifade ettik. Diğer taraftan ilave bir mülteci alma durumumuz söz konusu değil. Onu kendilerine vurguladık. Bir diğer önemli konu da ister Türkiye'de ister Suriye'de olsun bizim birlikte olduğumuz Suriyeli kardeşlerimiz var. Onları zora sokacak herhangi bir durumda, kararda bulunmamız asla söz konusu değil. Bu tutumumuz herkes tarafından bilinmeli ve buna göre davranılmalı. Herhangi bir provokasyona, gerçek dışı haberlere itibar ederek farklı tutumlara girmemeleri lazım.”
Türkiye'nin başta Suriye ve Irak olmak üzere tüm komşularının toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu belirten Akar, “Tek gayemiz ülkemizin, milletimizin savunması ve buna karşı saldırıda, tacizde bulunan teröristleri etkisiz hale getirmek. Bu konuda çalışıyoruz” şeklinde dedi.



Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan'dan Sudan'ın devlet kurumlarına destek

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)
TT

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan'dan Sudan'ın devlet kurumlarına destek

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)

Sudan'daki savaşı sona erdirmeye yönelik uluslararası girişimler, siyasi ve diplomatik çekişmelerin yeni bir aşamasına girdi. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan, “meşru ulusal devlet kurumlarına” desteklerini sürdürürken paralel yapılanmaları reddetti. Hartum ise Washington'ın savaşın taraflarının meşruiyetine ilişkin tutumunu reddetti. Bu gelişmelerin yanı sıra Birleşmiş Milletler, Geçiş Egemenlik Konseyi Başkanı ve ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan'ın ABD vizesi krizinin sürmesinden endişe duyarken Washington ile ordu yönetimi arasında önerilen 90 günlük insani ateşkes konusunda da görüş ayrılığı derinleşiyor.

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumu kapsamında New York'ta düzenlenen istişare toplantısında Sudan'ın egemenliği, birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne yönelik “sarsılmaz” desteklerini teyit etti. Bakanlar, “meşru ulusal devlet kurumlarının” korunmasının önemini vurgularken ülkenin egemenliğini ve birliğini zayıflatabilecek paralel yapılanmaların oluşturulmasını reddetti.

dfgthyju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Riyad'da Sudanlı mevkidaşı Muhyiddin Salim Ahmed İbrahim'i kabul etti (SPA)

Bakanlar ayrıca Sudan'a yasa dışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçı akışının durdurulması çağrısında bulundu. Bu açıklama, Nisan 2023'ten bu yana devam eden savaşı sona erdirecek bir formül bulmak amacıyla uluslararası ve bölgesel girişimlerin yoğunlaştığı bir dönemde geldi.

Hartum'dan ret

Sudan Dışişleri Bakanlığı, çarşamba günü savaşın taraflarına ilişkin ABD'nin son tutumunu reddetti. Bakanlık, herhangi bir barış girişiminin Sudan'ın egemenliğine, birliğine, toprak bütünlüğüne ve “meşru ulusal kurumlarına” saygı temelinde şekillenmesi ve dış müdahaleler ile Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) yönelik destek kaynaklarını ele alması gerektiğini belirtti.

Dışişleri Bakanlığı, ordu ile HDK'nın eşit tutulmasını veya herhangi bir müzakere sürecinin savaşın ortaya çıkardığı fiili duruma meşruiyet kazandırmasını reddetti. Bununla birlikte Hartum'un barışın sağlanması amacıyla ABD ve bölgesel ve uluslararası ortaklarla çalışmaya hazır olduğu vurgulandı.

cdfvgthy
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Washington'ın Burhan'a vize vermemesi nedeniyle endişeli (AP)

Bakanlığın açıklamasında, ABD'nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Rusya, Çin, Türkiye ve Pakistan ile Arap Birliği, Afrika Birliği, Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki Afrika Grubu da Hartum'un işbirliğine hazır olduğunu belirttiği taraflar arasında sayıldı.

Guterres'ten vize krizi uyarısı

Öte yandan Burhan'ın ABD'ye giriş vizesi alamamasıyla ilgili kriz, Sudan'ın konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşımasının ardından daha da büyüdü.

Sudan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi el-Haris İdris, 21 Eylül'de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e bir mektup göndererek ABD makamları nezdinde “acil müdahalede” bulunmasını ve Burhan ile beraberindeki heyete vize verilmesini güvence altına almasını istedi. İdris, sorunun devam etmesinin BM'ye üye bir ülkenin devlet başkanının Genel Kurul çalışmalarına bizzat katılmasını engelleyeceği uyarısında bulundu.

dfgthy
ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP)

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, Guterres'in vizenin verilmemesinden “büyük endişe” duyduğunu ve Genel Sekreterlik makamının konuyu derhal ABD makamlarının gündemine taşıyarak temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Reuters'ın haberine göre Burhan New York'a seyahatini erteledi ancak vize başvurusunun reddedildiğine ilişkin resmi bir bildirim almadı. Ajansa konuşan başka bir Sudanlı kaynak ise Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim'in Genel Kurul'da Sudan adına Burhan'ın yerine konuşma yapacağını söyledi.

90 günlük ateşkes önerisi

Vize krizi, ABD'nin 90 günlük insani ateşkes önerisi konusunda yaşanan daha geniş kapsamlı anlaşmazlıkla iç içe geçmiş durumda.

Reuters, Sudanlı bir diplomatik kaynak ile taraflar arasındaki görüşmeler hakkında bilgi sahibi Batılı bir analiste dayanarak vize verilmesinin Burhan'ın ABD Başkanı'nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos tarafından sunulan 90 günlük ateşkes önerisini kabul etmesine bağlı göründüğünü bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise vize verilmesini ateşkesin kabul edilmesine bağladığını resmi olarak açıklamadı.

Üst düzey Sudanlı bir kaynak, Reuters'a yaptığı açıklamada Burhan'ın öneriye “kabul et veya reddet” yaklaşımıyla karşılık vermeyi reddettiğini ve herhangi bir girişimin müzakereye ve değişikliğe açık olması gerektiğini düşündüğünü söyledi.

İdris daha önce Burhan'ın temmuz ayında Boulos'a müzakereye hazır olduğunu ve 90 günlük insani ateşkes ilan edebileceğini bildirdiğini açıklamıştı. Ancak Burhan bunun için HDK'nın kontrol ettiği bölgelerden çekilmesini, ateşkesin uygulanmasını denetleyecek mekanizmalar oluşturulmasını ve insani yardımların ulaştırılmasının güvence altına alınmasını şart koşmuştu.

 cvbgnh
Beşir ile Turabi arasındaki ilişkide yaşanan çalkantılar, Sudan tarihinin dönüm noktalarından birine damga vurdu (AFP)

Burhan ayrıca pazartesi günü Foreign Policy dergisinde yayımlanan makalesinde savaş konusunda dışarıdan verilen talimatları reddettiğini belirtti. Burhan, daha önceki ateşkes anlaşmalarının HDK ve destekçilerine saflarını yeniden düzenleme fırsatı verdiğini savundu.

Washington'ın dili sertleşiyor

Buna karşılık Washington, savaşın taraflarına yönelik söylemini sertleştirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Başkan Donald Trump'ın “dünyanın en kötü insani krizini” sona erdirme konusunda kararlı olduğunu belirtti.

Bakanlık, ordu ve HDK'yı acil ateşkese yönelik ciddi bir bağlılık göstermemekle, çatışmaları ve sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan insansız hava aracı saldırılarını yoğunlaştırmakla suçladı.

Washington, iki taraftan da defalarca “sunulan biçimiyle ve ön koşulsuz” bir insani ateşkesi kabul etmelerini ve sivil yönetime geçişe öncülük edecek kapsamlı bir siyasi diyaloğa girmelerini istediğini açıkladı.

ABD ayrıca çatışmanın sürmesinin maliyetini savaşan taraflar ve savaşı besleyen ağlar açısından “artırmak” için girişimlerde bulunacağı uyarısında bulundu.

Boulos da New York'ta bu tutumu yineleyerek Sudan halkının, “Sudanlılar arasında Sudanlıların yürüteceği bir diyaloğu” kolaylaştıracak bir insani ateşkesi hak ettiğini söyledi ve BM'nin uyguladığı silah ambargosunun genişletilmesi çağrısında bulundu.

Beşir dönemindeki vize krizi yeniden gündemde

Vize krizi, ABD'nin Birleşmiş Milletler merkezine ev sahipliği yapan ülke olarak üstlendiği yükümlülükleri yeniden gündeme getirirken Sudan'la ilgili 2013 yılına uzanan bir örneği de hatırlattı.

Eylül 2013'te eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından çıkarılan iki tutuklama emri nedeniyle tartışmaların yaşandığı bir dönemde New York'a gitmek için vize başvurusunda bulunmuştu.

Beşir o dönemde New York'a gitme konusundaki ısrarını sürdürmüş ancak ziyaret gerçekleşmemişti. Sudan'ın o dönemki Dışişleri Bakanı Ali Karti, Genel Kurul'da ülkesinin konuşmasını yapmıştı.

Aradan 13 yıl geçtikten sonra Burhan'la birlikte tablonun bir bölümü yeniden ortaya çıkıyor. Reuters'a göre Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim'in Genel Kurul'da Sudan adına Burhan'ın yerine konuşma yapması bekleniyor. Ancak iki kriz arasındaki koşullar ve nedenler birbirinden farklı.


Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)

Türkiye ve Irak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki bir askeri kampı kademeli olarak Irak hükümetine devretmesi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı. New York’ta gerçekleştirilen görüşmelerin ardından dün yapılan açıklamada, iki tarafın ayrıca Kuzey Irak’taki “yasa dışı silahlı unsurların” varlığına son verilmesi konusunda da mutabakata vardığı belirtildi.

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından iki ülke, güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirme konusunda anlaştıklarını ortak bir bildiriyle duyurdu.

Ortak bildiride, iki tarafın “Irak devletinin Sincar üzerindeki egemenliğinin tamamen tesis edilmesi ve yasaklı silahlı yabancı unsurların varlığına son verilmesi” konusunda mutabakata vardığı belirtildi. Açıklamada, Kuzey Irak’taki Sincar dağlık bölgesinde konuşlanan bazı Kürt silahlı gruplara atıfta bulunuldu.

Türkiye, yasa dışı PKK mensuplarının silah bırakmasını ve onlarca yıldır devam eden çatışmanın sona ermesini hedefleyen bir barış sürecini sürdürüyor.

Bildiride, “Irak’ın güvenlik alanında attığı adımlar doğrultusunda kaydedilen ilerleme çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri, üzerinde mutabakata varılan mekanizma ve takvim uyarınca Başika-Zelikan Kampı’nı Irak Federal Hükümeti’ne kademeli olarak devredecektir” ifadelerine yer verildi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu tesis, Kuzey Irak’ta Musul yakınlarında bulunuyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi Iraklı bir askeri yetkili, Türk güçlerinin Başika Kampı ve Musul yakınlarındaki daha küçük bir başka üsten kademeli olarak çekilmesinin bu yıl sonuna kadar tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Türkiye’den söz konusu takvime ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

Ankara, 2015 yılında Musul yakınlarına asker konuşlandırmış ve bu adımın, 2014’te Musul’u ele geçiren DEAŞ’a karşı savaşmaya hazırlanan Irak güçleri ile Sünni Arap, Türkmen ve Kürtlerden oluşan yerel savaşçılara eğitim vermek ve onları korumak amacı taşıdığını açıklamıştı.

Söz konusu konuşlanma, askerlerin çekilmesini talep eden Bağdat ile Ankara arasında anlaşmazlığa yol açmıştı. Ankara ise DEAŞ’la mücadele kapsamında yürütülen eğitim misyonunu desteklediğini savunmuştu. Türkiye, bölgede halen birkaç askeri üs bulunduruyor ve bunların ulusal güvenliğini korumayı amaçladığını belirtiyor.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, bu adımı memnuniyetle karşıladı. Barrack, gelişmenin “hem Irak’ın egemenliğinin hem de Türkiye’nin güvenliğinin yararına” olduğunu söyledi.

Ortak bildiride, iki tarafın ikili ilişkiler ve ticaret hacmini de ele aldığı, daha önce imzalanan anlaşmaların bir an önce uygulanması ve “ortak stratejik projelerin” hayata geçirilme sürecinin hızlandırılması gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması ve insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan bölgeye ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakan  Ferhan, bağımsız bir Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve işgalin sona erdirilmesinin bölgenin güvenliği ve istikrarının iki temel dayanağını oluşturduğunu vurguladı. Bakan ayrıca Suudi Arabistan’ın ortak tehditlerle mücadele etmek ve bölgesel istikrarı desteklemek amacıyla Suriye ve Türkiye ile koordinasyon ve iş birliğini güçlendirdiğini belirtti.

Suudi Bakan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. döneminin üst düzey haftası kapsamında salı günü düzenlenen ve Fransa, İngiltere ve Kanada ile birlikte eş başkanlığını yaptığı “İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya katıldı.

Prens Faysal bin Ferhan, toplantıda Fransa, İngiltere, Kanada ve giderek artan sayıdaki ülkenin Filistin devletini tanıma yönünde attığı adımları ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri konusunda hesap verebilirliği güçlendirmeye yönelik girişimlerini memnuniyetle karşıladı. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkelere de bu yönde adım atmaları çağrısında bulundu.

Bakan Ferhan, yerleşimlerin genişletilmesi, yerleşimci şiddeti ve ilhak politikalarıyla mücadele edilmesi gerektiğini vurgularken Kudüs’teki tarihî ve hukuki statükonun korunması çağrısı yaptı. Bakan ayrıca tüm tarafların şiddeti, nefreti ve kışkırtmayı reddetmesi ve barış ile uzlaşmayı destekleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Gazze konusunda ise Dışişleri Bakanı, barış planının eksiksiz ve derhal uygulanmasının yanı sıra insani yardımların herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasının önemini vurguladı. Bunun, Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın Filistin Ulusal Yönetimi çatısı altında birleştirilmesi hedefine ulaşılması açısından gerekli olduğunu belirtti.

thy
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya eş başkanlık ederken (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Bakan Ferhan, güvenliğin bir tarafın diğer taraf pahasına sağlanmasına değil, karşılıklı çıkarlar ve birbirine bağlı güvenlik anlayışına dayanması gerektiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini belirten Bakan Ferhan, bu çabaların Arap Barış Girişimi, ilgili Birleşmiş Milletler kararları ve New York Bildirisi doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.

Bakan, bu yaklaşımın çatışmayı sona erdirmeyi, herkesin haklarını ve güvenliğini güvence altına almayı ve bölgenin istikrar, iş birliği ve refah için yeni ufuklara açılmasını sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Suriye arasında koordinasyon

Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, başka bir diplomatik girişim kapsamında New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Görüşmede üç ülke arasındaki ortak iş birliği alanları ele alınırken ortak çıkarlara hizmet edecek ve halkların büyüme ile refahına katkı sağlayacak ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi için mevcut fırsatlar değerlendirildi.

yu
Suudi Dışişleri Bakanı, New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda ayrıca ortak tehditlerle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi ve koordinasyon ile iş birliğinin daha üst seviyeye taşınmasının yolları ele alındı. Taraflar, istişare ve koordinasyonun sürdürülmesinin ve bölgede güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların devam ettirilmesinin önemini vurguladı.