Türkiye, Suriye rejiminden ‘olumlu adımlar’ bekliyor

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Erdoğan ile Esed arasında bir görüşmenin tarihini belirlemek için henüz erken olduğunu belirtirken ABD’nin tutumunu da eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
TT

Türkiye, Suriye rejiminden ‘olumlu adımlar’ bekliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)

Türkiye, Suriye rejiminden gelecek her türlü ‘olumlu adıma’ karşılık vereceğini açıkladı. Buna karşın Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed arasında olası bir görüşmenin tarihi hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu vurguladığı açıklamasında “Şu an bunu söylemek için erken. Sürecin seyrine bağlı” dedi.  Kalın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye'nin kuzeyinde Rus güçleriyle ortak devriyelerini geliştirilebileceğini ve bu konuda uzman toplantıları düzenleneceğini duyururken ABD'nin Esed'le yakınlaşma konusundaki tutumunu da eleştirdi.
Kalın, geçtiğimiz ay Moskova'da düzenlenen, Türkiye ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat şeflerinin bir araya geldiği toplantıya Suriyeli muhalif grupların gösterdiği tepkilerle ilgili kendilerine bilgi verildiğini ancak Türkiye'nin politikalarını belirlediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Esed'in görüşme tarihi hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu belirten Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın sözlerini şöyle sürdürdü:
 “Bugünden bir şey söyleyemem. Önümüzdeki üç ay içinde mi olur, altı ay içinde mi olur, olur mu olmaz mı... Şu anda bunu söylemek için erken, sürecin seyrine bağlı.”
Moskova’da 28 Aralık’ta Türkiye ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanları arasında yapılana benzer bir görüşmenin iki ülkenin dışişleri bakanları arasında gerçekleşeceğini söyleyen Kalın, ancak bu görüşmenin tarihinin henüz belli olmadığını kaydetti.
Kalın, salıyı çarşambaya bağlayan gece bir televizyon kanalına yaptığı açıklamalarda görüşmeler cumhurbaşkanları düzeyine gelmeden önce yapılacak çok şey olduğunu belirtti:
“11 yıl sonra ilk defa bu konularla ilgili bir temas kurduk. Bunun hayırlı neticeler vermesi rejimin bundan sonra atacağı adımlara, taşıdığı niyete ve sahip olduğu bir perspektife bağlı. Tabii ilk görüşmede hepsinin karara bağlanması beklenemez, bu bir süreç. Eğer bunları bizim iyi niyetimizle birleştirip kararlılığa dönüştürürse biz bu iki konuda, terörle mücadele ve mülteciler konusunda rahatlıkla adım atabiliriz.”
Diğer yandan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Esed'le üçlü görüşme teklifine ilişkin açıklamasına atıfla, Erdoğan ve Esed'in katılımıyla üçlü bir görüşme yapılmasının beklenmediğini belirtti. Çavuşoğlu, şu andan itibaren cumhurbaşkanları düzeyinde bir toplantı için bir takvim belirlemenin mümkün olmadığını, çünkü önce dışişleri bakanlarının bir araya gelmesi gerektiğini ve bunun ardından liderler düzeyinde bir toplantıya ilişkin karar çıkabileceğini kaydetti.
Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad ile yapacağı görüşmeye değinen Çavuşoğlu, Rusya'nın bir tarih belirleme teklifinde bulunduğunu ancak ülkesinin önerilen tarihlerde hazır olmadığını söyledi. Dışişleri bakanları toplantısına kadar yapılması gereken bir takım hazırlıklar olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, geçtiğimiz hafta Mikdad ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bu ayın ikinci yarısında görüşebileceğini belirterek görüşme yerinin henüz belirlenmediğini ve Rusya’da ya da başka bir ülkede olabileceğini söylemişti.

Olumlu işaretler
Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde askeri harekatlar gerçekleştirmemiş olsaydı bölgede bir ‘terör devleti’ kurulacağını söyleyen Kalın, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturan Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) varlığının ortadan kaldırılması ve Suriyeli mültecilerin ülkelerine güvenli bir şekilde dönmelerinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Suriyeli mültecilerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları çerçevesinde güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde ülkelerine geri dönmelerinin sağlanması için Ankara’nın PKK’nın Suriye'deki uzantısı olarak gördüğü YPG tehdidinin ortan kaldırılmasının yanı sıra Suriye rejimi tarafından gerekli zeminin hazırlanması ve gerekli güvencelerin sağlanması gerektiğini belirten Kalın, bu nedenle rejim güçleri, İran ve Rusya ile sahada koordinasyon halinde olmaları gerektiğinin altını çizdi.
Geçtiğimiz hafta Moskova'da yapılan savunma bakanları ve istihbarat başkanları toplantısının atılan ilk adım olduğunu ve başka görüşmelerin de olacağını düşündüğünü ifade eden Kalın, Türkiye'nin Suriye meselesine yönelik temel yaklaşımının, ilgili BMGK kararları çerçevesinde anayasal yol ve siyasi müzakerelerin sürdürülmesine dayandığını belirtti. Kalın, Türkiye'nin Suriye ile ilgili temel endişelerinin savaşın, terör tehditlerinin ve kötüleşen insani krizin devam etmesi olduğunu da sözlerine ekledi.
Moskova’daki toplantıda olumlu işaretler, mesajlar alındığını, ancak bunun kararlara ve taahhütlere dönüştürülmesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, söz konusu toplantıyla 11 yıl sonra ilk kez bu konularla ilgili kurulduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bunun hayırlı neticeler vermesi rejimin bundan sonra atacağı adımlara, taşıdığı niyete ve sahip olduğu bir perspektife bağlı. Tabii ilk görüşmede hepsinin karara bağlanması beklenemez, bu bir süreç. Eğer bunları bizim iyi niyetimizle birleştirip kararlılığa dönüştürürse biz bu iki konuda, terörle mücadele ve mülteciler konusunda rahatlıkla adım atabiliriz.”

Suriyeli muhaliflerin tutumu
Türkiye’nin Suriye muhalefeti konusundaki tutumu ve başta muhalefetin salı günü Ankara'da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiği görüşme olmak üzere gerçekleştirilen temaslara da değinen Kalın, “Suriyeli muhalifleri baştan beri destekledik, desteklemeye de devam ediyoruz” dedi. Türkiye’nin ‘bugüne kadar Suriye muhalefetini hiç yüzüstü bırakmadıklarını’ belirten Kalın, Çavuşoğlu’nun onlarla yaptığı toplantının nedenini, “Onlara tekrar bu güveni vermek içindi” diye açıkladı. Her zaman temas halinde olduklarını ifade eden Kalın, topun artık Suriye rejiminin sahasında olduğunu belirterek, “Türkiye bir el uzattı, bu eli havada bırakmayacaklarını düşünüyoruz”  dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçtiğimiz salı günü Ankara’da Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Salim el Muslat, Suriye Müzakere Komitesi Başkanı Bedir Camus ve SMDK Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa ile bir araya geldi. Çavuşoğlu, görüşmenin ardından Twitter hesabından "Suriye bağlamındaki son gelişmeleri ele aldık. 2254 sayılı BMGK Kararı uyarınca Suriye muhalefetine ve halkına desteğimizi yineledik” paylaşımını yaptı.
Konuyla ilgili Reuters’a konuşan üst düzey bir Türk yetkili, Türkiye’nin Moskova'da Türk ve Suriyeli yetkililer arasındaki görüşmeye karşı muhalefetin tepkilerinin farkında olduğunu ancak Türkiye’nin politikalarını belirlediğini söyledi. Türkiye ve Suriye savunma bakanlarının Rus mevkidaşlarıyla 28 Aralık'ta yaptıkları görüşmeye atıfla, iki tarafın ilk görüşmesinden hemen sonuç beklemenin akıllıca olmayacağını belirtti. Reuters, bu toplantının Suriye’nin siyasi ve silahlı muhalif güçleri arasında endişelere yol açtığına dikkat çekti.
Heyetu Tahriru’ş  Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Cevlani, geçtiğimiz pazartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye, Rusya ve Türkiye arasındaki müzakerelerin ‘Suriye devriminin hedeflerinden ciddi bir sapma’ olarak değerlendirdi. Türkiye’nin tutumunu anlayışla karşılasa da Suriye hükümetiyle uzlaşmayı dahi düşünemeyeceğinin söyledi. Türkiye destekli SMDK Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa ise Bakan Çavuşoğlu'nun SMDK’ya Türkiye’nin Suriye muhalefetine bağlı kurumlara ve muhaliflerin kontrolündeki bölgelerdeki Suriyelilere desteğini sürdüreceğine dair güvence verdiğini açıkladı.

ABD ile yaşanan anlaşmazlıklar
Diğer yandan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ABD'nin Suriye rejimiyle ilişkilerin normalleştirilmesine karşı olduğunu ancak Türkiye'yi yakınlaşma projesi konusunda eleştirmediğini söyledi. Çavuşoğlu, Washington'ın tüm bu olanlardan sonra Suriye'de bir sonuca varılmadığını görmesi gerektiğini ancak YPG ve PKK'ya karşı mücadele için bir teklifte bulunmadığını belirtti.
ABD, geçtiğimiz salı günü tüm dünya ülkelerine Esed rejimi ile ilişkilerini normalleştirmemeleri çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:
“Suriye ile ilişkilerini normalleştiren ya da acımasız diktatör Beşşar Esed'in toparlanmasına destek veren ülkeleri desteklemiyoruz. Suriye halkına karşı zulmünü sürdürdüğü ve güçlerinin kontrolü dışındaki bölgelerde hayat kurtaran insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engellediği bir dönemde onları Esed'in son 12 yıldır kaydettiği korkunç insan hakları sicilini dikkatle gözden geçirmeye çağırıyoruz.”

Rusya ile koordinasyon
Diğer taraftan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Suriye'nin kuzeyinde Rusya ile ortak devriyeler geliştirilebileceğini söyledi. Bakan Akar şu ifadeleri kullandı:
“Suriye'nin kuzeyinde Rusya ile ortak devriyeleri geliştirebiliriz. Uzmanların tekrar buluşması şeklinde bu süreç devam edecek. Umudumuz bu sürecin makul, mantıklı ve başarılı şekilde devam etmesi, terörle mücadelenin başarılı şekilde gerçekleşmesi.”
Dün Ankara'da yapılan AK Parti Grup Toplantısı'na öncesinde açıklamalarda bulunan Akar sözleirni şöyle sürdürdü:
“Bizim bir diğer temennimiz de Türkiye'de misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü, güvenli ve saygın şekilde evlerine ve topraklarına dönmesidir. BMGK’nın 2254 sayılı kararının uygulanmasını da her zaman destekledik, destekliyoruz. Bizim amacımız ülkemizin, milletimizin savunması. Bunun için terörle mücadele çok önemli bir unsur. Bugüne kadar terörle mücadelede yapılanlar, sağlanan başarılar ortada. Bu konuda kararlı olduğumuzu oradaki muhataplarımıza ifade ettik. Diğer taraftan ilave bir mülteci alma durumumuz söz konusu değil. Onu kendilerine vurguladık. Bir diğer önemli konu da ister Türkiye'de ister Suriye'de olsun bizim birlikte olduğumuz Suriyeli kardeşlerimiz var. Onları zora sokacak herhangi bir durumda, kararda bulunmamız asla söz konusu değil. Bu tutumumuz herkes tarafından bilinmeli ve buna göre davranılmalı. Herhangi bir provokasyona, gerçek dışı haberlere itibar ederek farklı tutumlara girmemeleri lazım.”
Türkiye'nin başta Suriye ve Irak olmak üzere tüm komşularının toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu belirten Akar, “Tek gayemiz ülkemizin, milletimizin savunması ve buna karşı saldırıda, tacizde bulunan teröristleri etkisiz hale getirmek. Bu konuda çalışıyoruz” şeklinde dedi.



İstanbul, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı toplantıya ev sahipliği yapacak

Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı toplantıya ev sahipliği yapacak

Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul, cuma günü Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanları ile Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarını bir araya getirecek görüşmelere ev sahipliği yapacak. Türkiye’nin girişimiyle düzenlenen toplantı, bu formatta ilk kez gerçekleştirilecek.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynakları perşembe günü yaptıkları açıklamada, “E3” grubunu oluşturan İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ve Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un, “R4” grubundaki mevkidaşları Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve toplantıya ev sahipliği yapacak Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geleceğini bildirdi.

Toplantıda önemli bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı belirtildi.

Görüşmelerin gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Hürmüz Boğazı, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik çabalar ve iki grup arasında önümüzdeki dönemde iş birliği ile eş güdüm imkânları yer alacak.

İsrail’in ihlalleri ve İran savaşı

Kaynaklara göre toplantıya başkanlık edecek Hakan Fidan, tüm ülkelerin Kudüs’ün tarihî ve hukuki statüsünü zedeleyecek ve iki devletli çözüm çabalarına zarar verecek adımlardan kaçınması gerektiğini vurgulayacak.

Fidan’ın ayrıca uluslararası toplumun, İsrail’in yasa dışı yerleşimleri genişletme ve yasa dışı yerleşimcilerin terör eylemlerini teşvik etme girişimlerine karşı kararlı bir tutum sergilemesi ve İsrail üzerindeki baskıyı artırması gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

cdvfgthy
İsrail’in bombardımanı sonucu Gazze’de meydana gelen yıkım (Reuters)

Fidan’ın, “İsrail’in Filistin’i işgalinin sürmesi, uluslararası barış çabalarını engelleyen katı tutumu ve bölgenin dört bir yanına yayılan saldırganlığı, Ortadoğu’daki gerilimlerin temel nedenleridir” mesajını vermesi öngörülüyor.

Bu çerçevede Fidan’ın, iki grubun da Suriye’de istikrarın ve refahın güçlendirilmesine önemli katkılarda bulunduğunu hatırlatarak İsrail’in “Suriye’yi istikrarsızlaştırmaya” yönelik adımlarını sürdürmesine de değinmesi bekleniyor.

İran savaşına ilişkin olarak ise Fidan’ın, Washington ile Tahran arasındaki çatışmanın “ancak diplomasi ve diyalog yoluyla çözülebileceğini” vurgulayacağı kaydedildi. Kaynaklar, askerî yöntemlerin kalıcı bir çözüm sunmadığını, aksine bölgedeki kırılganlıkları artırarak çatışmanın yayılması riskini beraberinde getirdiğini belirtti.

Fidan’ın, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınmasının bölgesel ve küresel istikrar açısından hayati önem taşıdığını ifade etmesi bekleniyor.

tyuö
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AP)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın Husilerin saldırılarına karşı güvenliğinin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekecek olan Fidan’ın, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün sürekli olarak güvence altına alınması çağrısını yineleyeceği bildirildi.

Kaynaklara göre Fidan, Husilerin Suudi Arabistan’daki sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları karşısında Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın güvenliğine verdiği desteği de yeniden vurgulayacak. Bu kapsamda, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ile ortaya konulan dayanışma ve güvenlik anlayışının önemine işaret edecek.

Rusya-Ukrayna savaşı

Görüşmelerde Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın da ele alınması bekleniyor. Fidan’ın, savaşın Karadeniz bölgesine yayılmasını önlemek ve sivil can kayıplarını durdurmak amacıyla Türkiye’nin sürekli dile getirdiği “uyarı ve önerileri” yeniden gündeme getireceği öngörülüyor.

scdfgthyju
29 Kasım 2025’te Türkiye kıyıları açıklarında, Karadeniz’de Rusya’nın gölge filosuna ait bir gemiye yönelik Ukrayna saldırısı (AFP)

Türk Dışişleri Bakanı’nın, Rusya-Ukrayna savaşının diyalog ve diplomasi yoluyla sona erdirilmesi için Türkiye’nin mümkün olan her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu yinelemesi bekleniyor. Fidan’ın ayrıca iki ülke arasındaki çatışmanın tırmanmasının bölgesel güvenlik açısından oluşturduğu risklere dikkat çekeceği belirtildi.

“E3” grubu, İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik eş güdümü güçlendirmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce kuruldu. Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Türkiye arasında bir eş güdüm mekanizması olarak oluşturulan “R4” grubu ise geçen mart ayında teşkil edildi. Dört ülke, 8 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamıştı.


Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.


Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM'ye sunuldu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM'ye sunuldu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile ilgili kanun teklifi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un imzasıyla TBMM'ye sunuldu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onayına ilişkin kanun teklifinin parlamentoya sunulmasının, üç kardeş ülke arasındaki stratejik iş birliğinin pekiştirilmesi yolunda önemli bir adım olduğunu belirtti.

Duran, söz konusu stratejik ortaklığın kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi, ortak savunma kapasitesini artırmayı ve bölgede güvenlik ile istikrarı korumayı amaçladığını ifade etti.

Duran, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, bölge ülkelerinin bölgesel meselelerde sorumluluk üstlenmesi ilkesine dayanan Mekke Anlaşması’nın, güvenlik ve dayanışmaya öncelik veren ortak bir iradeyi yansıttığını kaydetti.

Duran, “Anlaşmanın parlamentoda onay sürecinin ülkemiz ve kardeş ülkeler Suudi Arabistan ile Pakistan için hayırlı olmasını temenni ediyor, bu sürece katkı sağlayacak tüm siyasi partilere ve milletvekillerine şimdiden teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

vfghy
Hakan Fidan ve Faysal bin Ferhan, pazartesi günü yaptıkları telefon görüşmesinde bölgesel meseleleri ve Husilerin saldırılarını ele aldı (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Parlamento kaynakları, şu anda çalışma ziyareti için Kırgızistan’da bulunan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Türkiye’ye dönüşünün ardından kanun teklifini, eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu başkanlığındaki Dışişleri Komisyonu’na sevk edeceğini bildirdi. Teklif, komisyonda ele alınmasının ardından onaylanmak üzere Genel Kurul’a sunulacak.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, imzacı ülkelerden herhangi birine yönelik saldırının üç ülkeye yapılmış bir saldırı sayılması gibi önemli hükümler içeriyor. Bu düzenleme, NATO Antlaşması’nın 5. maddesini andırıyor.

Anlaşmada ayrıca ortak silah üretimi, savunma sanayisi şirketleri arasında teknoloji paylaşımı, askerî eğitim ve ortak tatbikatlar, uzman askerî personelin yetiştirilmesi, istihbarat paylaşımı ve terörle mücadele alanlarında iş birliğine ilişkin hükümler bulunuyor.

Kanun teklifinin parlamentoya sunulmasından bir gün önce Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile bölgesel güvenlik meselelerini görüştü.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre pazartesi günü telefonla gerçekleştirilen görüşmede iki bakan, Husilerin Suudi Arabistan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarına odaklandı.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Husilerin saldırılarını sert bir dille kınadı. Erdoğan, Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlediği saldırının aralarında umrecilerin de bulunduğu çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yüzlerce kişinin yaralanmasına yol açtığını söyledi.

csdfghy
Erdoğan, pazartesi akşamı Türkiye’de köy muhtarlarıyla yaptığı toplantıda konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, pazartesi gecesi ile salıyı bağlayan saatlerde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde köy muhtarlarıyla yaptığı toplantıda konuştu. Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıların bölgedeki gerilimi ciddi ölçüde artırdığını belirten Erdoğan, Suudi Arabistan’ı “dost ve kardeş ülke” olarak nitelendirdi.