Türkiye, Suriye rejiminden ‘olumlu adımlar’ bekliyor

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Erdoğan ile Esed arasında bir görüşmenin tarihini belirlemek için henüz erken olduğunu belirtirken ABD’nin tutumunu da eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
TT

Türkiye, Suriye rejiminden ‘olumlu adımlar’ bekliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)

Türkiye, Suriye rejiminden gelecek her türlü ‘olumlu adıma’ karşılık vereceğini açıkladı. Buna karşın Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed arasında olası bir görüşmenin tarihi hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu vurguladığı açıklamasında “Şu an bunu söylemek için erken. Sürecin seyrine bağlı” dedi.  Kalın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye'nin kuzeyinde Rus güçleriyle ortak devriyelerini geliştirilebileceğini ve bu konuda uzman toplantıları düzenleneceğini duyururken ABD'nin Esed'le yakınlaşma konusundaki tutumunu da eleştirdi.
Kalın, geçtiğimiz ay Moskova'da düzenlenen, Türkiye ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat şeflerinin bir araya geldiği toplantıya Suriyeli muhalif grupların gösterdiği tepkilerle ilgili kendilerine bilgi verildiğini ancak Türkiye'nin politikalarını belirlediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Esed'in görüşme tarihi hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu belirten Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın sözlerini şöyle sürdürdü:
 “Bugünden bir şey söyleyemem. Önümüzdeki üç ay içinde mi olur, altı ay içinde mi olur, olur mu olmaz mı... Şu anda bunu söylemek için erken, sürecin seyrine bağlı.”
Moskova’da 28 Aralık’ta Türkiye ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanları arasında yapılana benzer bir görüşmenin iki ülkenin dışişleri bakanları arasında gerçekleşeceğini söyleyen Kalın, ancak bu görüşmenin tarihinin henüz belli olmadığını kaydetti.
Kalın, salıyı çarşambaya bağlayan gece bir televizyon kanalına yaptığı açıklamalarda görüşmeler cumhurbaşkanları düzeyine gelmeden önce yapılacak çok şey olduğunu belirtti:
“11 yıl sonra ilk defa bu konularla ilgili bir temas kurduk. Bunun hayırlı neticeler vermesi rejimin bundan sonra atacağı adımlara, taşıdığı niyete ve sahip olduğu bir perspektife bağlı. Tabii ilk görüşmede hepsinin karara bağlanması beklenemez, bu bir süreç. Eğer bunları bizim iyi niyetimizle birleştirip kararlılığa dönüştürürse biz bu iki konuda, terörle mücadele ve mülteciler konusunda rahatlıkla adım atabiliriz.”
Diğer yandan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Esed'le üçlü görüşme teklifine ilişkin açıklamasına atıfla, Erdoğan ve Esed'in katılımıyla üçlü bir görüşme yapılmasının beklenmediğini belirtti. Çavuşoğlu, şu andan itibaren cumhurbaşkanları düzeyinde bir toplantı için bir takvim belirlemenin mümkün olmadığını, çünkü önce dışişleri bakanlarının bir araya gelmesi gerektiğini ve bunun ardından liderler düzeyinde bir toplantıya ilişkin karar çıkabileceğini kaydetti.
Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad ile yapacağı görüşmeye değinen Çavuşoğlu, Rusya'nın bir tarih belirleme teklifinde bulunduğunu ancak ülkesinin önerilen tarihlerde hazır olmadığını söyledi. Dışişleri bakanları toplantısına kadar yapılması gereken bir takım hazırlıklar olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, geçtiğimiz hafta Mikdad ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bu ayın ikinci yarısında görüşebileceğini belirterek görüşme yerinin henüz belirlenmediğini ve Rusya’da ya da başka bir ülkede olabileceğini söylemişti.

Olumlu işaretler
Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde askeri harekatlar gerçekleştirmemiş olsaydı bölgede bir ‘terör devleti’ kurulacağını söyleyen Kalın, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturan Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) varlığının ortadan kaldırılması ve Suriyeli mültecilerin ülkelerine güvenli bir şekilde dönmelerinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Suriyeli mültecilerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları çerçevesinde güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde ülkelerine geri dönmelerinin sağlanması için Ankara’nın PKK’nın Suriye'deki uzantısı olarak gördüğü YPG tehdidinin ortan kaldırılmasının yanı sıra Suriye rejimi tarafından gerekli zeminin hazırlanması ve gerekli güvencelerin sağlanması gerektiğini belirten Kalın, bu nedenle rejim güçleri, İran ve Rusya ile sahada koordinasyon halinde olmaları gerektiğinin altını çizdi.
Geçtiğimiz hafta Moskova'da yapılan savunma bakanları ve istihbarat başkanları toplantısının atılan ilk adım olduğunu ve başka görüşmelerin de olacağını düşündüğünü ifade eden Kalın, Türkiye'nin Suriye meselesine yönelik temel yaklaşımının, ilgili BMGK kararları çerçevesinde anayasal yol ve siyasi müzakerelerin sürdürülmesine dayandığını belirtti. Kalın, Türkiye'nin Suriye ile ilgili temel endişelerinin savaşın, terör tehditlerinin ve kötüleşen insani krizin devam etmesi olduğunu da sözlerine ekledi.
Moskova’daki toplantıda olumlu işaretler, mesajlar alındığını, ancak bunun kararlara ve taahhütlere dönüştürülmesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, söz konusu toplantıyla 11 yıl sonra ilk kez bu konularla ilgili kurulduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bunun hayırlı neticeler vermesi rejimin bundan sonra atacağı adımlara, taşıdığı niyete ve sahip olduğu bir perspektife bağlı. Tabii ilk görüşmede hepsinin karara bağlanması beklenemez, bu bir süreç. Eğer bunları bizim iyi niyetimizle birleştirip kararlılığa dönüştürürse biz bu iki konuda, terörle mücadele ve mülteciler konusunda rahatlıkla adım atabiliriz.”

Suriyeli muhaliflerin tutumu
Türkiye’nin Suriye muhalefeti konusundaki tutumu ve başta muhalefetin salı günü Ankara'da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiği görüşme olmak üzere gerçekleştirilen temaslara da değinen Kalın, “Suriyeli muhalifleri baştan beri destekledik, desteklemeye de devam ediyoruz” dedi. Türkiye’nin ‘bugüne kadar Suriye muhalefetini hiç yüzüstü bırakmadıklarını’ belirten Kalın, Çavuşoğlu’nun onlarla yaptığı toplantının nedenini, “Onlara tekrar bu güveni vermek içindi” diye açıkladı. Her zaman temas halinde olduklarını ifade eden Kalın, topun artık Suriye rejiminin sahasında olduğunu belirterek, “Türkiye bir el uzattı, bu eli havada bırakmayacaklarını düşünüyoruz”  dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçtiğimiz salı günü Ankara’da Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Salim el Muslat, Suriye Müzakere Komitesi Başkanı Bedir Camus ve SMDK Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa ile bir araya geldi. Çavuşoğlu, görüşmenin ardından Twitter hesabından "Suriye bağlamındaki son gelişmeleri ele aldık. 2254 sayılı BMGK Kararı uyarınca Suriye muhalefetine ve halkına desteğimizi yineledik” paylaşımını yaptı.
Konuyla ilgili Reuters’a konuşan üst düzey bir Türk yetkili, Türkiye’nin Moskova'da Türk ve Suriyeli yetkililer arasındaki görüşmeye karşı muhalefetin tepkilerinin farkında olduğunu ancak Türkiye’nin politikalarını belirlediğini söyledi. Türkiye ve Suriye savunma bakanlarının Rus mevkidaşlarıyla 28 Aralık'ta yaptıkları görüşmeye atıfla, iki tarafın ilk görüşmesinden hemen sonuç beklemenin akıllıca olmayacağını belirtti. Reuters, bu toplantının Suriye’nin siyasi ve silahlı muhalif güçleri arasında endişelere yol açtığına dikkat çekti.
Heyetu Tahriru’ş  Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Cevlani, geçtiğimiz pazartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye, Rusya ve Türkiye arasındaki müzakerelerin ‘Suriye devriminin hedeflerinden ciddi bir sapma’ olarak değerlendirdi. Türkiye’nin tutumunu anlayışla karşılasa da Suriye hükümetiyle uzlaşmayı dahi düşünemeyeceğinin söyledi. Türkiye destekli SMDK Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa ise Bakan Çavuşoğlu'nun SMDK’ya Türkiye’nin Suriye muhalefetine bağlı kurumlara ve muhaliflerin kontrolündeki bölgelerdeki Suriyelilere desteğini sürdüreceğine dair güvence verdiğini açıkladı.

ABD ile yaşanan anlaşmazlıklar
Diğer yandan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ABD'nin Suriye rejimiyle ilişkilerin normalleştirilmesine karşı olduğunu ancak Türkiye'yi yakınlaşma projesi konusunda eleştirmediğini söyledi. Çavuşoğlu, Washington'ın tüm bu olanlardan sonra Suriye'de bir sonuca varılmadığını görmesi gerektiğini ancak YPG ve PKK'ya karşı mücadele için bir teklifte bulunmadığını belirtti.
ABD, geçtiğimiz salı günü tüm dünya ülkelerine Esed rejimi ile ilişkilerini normalleştirmemeleri çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:
“Suriye ile ilişkilerini normalleştiren ya da acımasız diktatör Beşşar Esed'in toparlanmasına destek veren ülkeleri desteklemiyoruz. Suriye halkına karşı zulmünü sürdürdüğü ve güçlerinin kontrolü dışındaki bölgelerde hayat kurtaran insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engellediği bir dönemde onları Esed'in son 12 yıldır kaydettiği korkunç insan hakları sicilini dikkatle gözden geçirmeye çağırıyoruz.”

Rusya ile koordinasyon
Diğer taraftan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Suriye'nin kuzeyinde Rusya ile ortak devriyeler geliştirilebileceğini söyledi. Bakan Akar şu ifadeleri kullandı:
“Suriye'nin kuzeyinde Rusya ile ortak devriyeleri geliştirebiliriz. Uzmanların tekrar buluşması şeklinde bu süreç devam edecek. Umudumuz bu sürecin makul, mantıklı ve başarılı şekilde devam etmesi, terörle mücadelenin başarılı şekilde gerçekleşmesi.”
Dün Ankara'da yapılan AK Parti Grup Toplantısı'na öncesinde açıklamalarda bulunan Akar sözleirni şöyle sürdürdü:
“Bizim bir diğer temennimiz de Türkiye'de misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü, güvenli ve saygın şekilde evlerine ve topraklarına dönmesidir. BMGK’nın 2254 sayılı kararının uygulanmasını da her zaman destekledik, destekliyoruz. Bizim amacımız ülkemizin, milletimizin savunması. Bunun için terörle mücadele çok önemli bir unsur. Bugüne kadar terörle mücadelede yapılanlar, sağlanan başarılar ortada. Bu konuda kararlı olduğumuzu oradaki muhataplarımıza ifade ettik. Diğer taraftan ilave bir mülteci alma durumumuz söz konusu değil. Onu kendilerine vurguladık. Bir diğer önemli konu da ister Türkiye'de ister Suriye'de olsun bizim birlikte olduğumuz Suriyeli kardeşlerimiz var. Onları zora sokacak herhangi bir durumda, kararda bulunmamız asla söz konusu değil. Bu tutumumuz herkes tarafından bilinmeli ve buna göre davranılmalı. Herhangi bir provokasyona, gerçek dışı haberlere itibar ederek farklı tutumlara girmemeleri lazım.”
Türkiye'nin başta Suriye ve Irak olmak üzere tüm komşularının toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu belirten Akar, “Tek gayemiz ülkemizin, milletimizin savunması ve buna karşı saldırıda, tacizde bulunan teröristleri etkisiz hale getirmek. Bu konuda çalışıyoruz” şeklinde dedi.



Türkiye ve Batı ülkelerinden Somali'deki siyasi düğümü çözmek için arabuluculuk

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
TT

Türkiye ve Batı ülkelerinden Somali'deki siyasi düğümü çözmek için arabuluculuk

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)

Uluslararası arabulucular, iki aydan kısa bir süre içinde ikinci kez Somali'deki siyasi taraflar arasında yeni bir arabuluculuk turu başlattı. Bu süreç, doğrudan seçimler ve cumhurbaşkanının görev süresini 2027'ye uzatan yeni anayasanın uygulanması konusundaki emsalsiz çatışma ve görüş ayrılıkları ortamında yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Afrika işleri uzmanına göre Türkiye'nin, Batılı ülke büyükelçileri ile Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletlerin (BM) arabuluculuğunu üstlendiği bu tur, Somali'deki siyasi düğümün çözülmesi için fırsatlar taşıyor. Uzman, biri başlıca anlaşmazlıklar etrafındaki uzlaşıyı yeniden tesis edecek kapsamlı bir siyasi anlaşmaya ulaşılması olmak üzere üç senaryo öngörüyor.

Haber sitesi Al-Somal Al-Jadid’in haberine göre başkent Mogadişu, seçimlerin nasıl yapılacağını, anayasanın tamamlanmasını ve gözden geçirilmesini ile ülkedeki siyasi geçiş döneminin nasıl yönetileceğini kapsayan bir gündemle Federal Hükümet ile muhalif ittifak Mustakbel (Gelecek) Konseyi arasındaki hassas siyasi görüşmelere ev sahipliği yaptı.

Somalili bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin dün de sürdüğünü ve federal hükümete muhalif Jubaland ile Puntland eyaletlerinin bugün müzakerelere katılmasının beklendiğini belirtti. Bu gelişme, çeşitli Batılı ülkelerin büyükelçileri ile AB ve BM temsilcilerinin hazır bulunacağı kapanış oturumuyla eş zamanlı gerçekleşecek.

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni, söz konusu görüşmeleri ‘geçtiğimiz bir buçuk yılda siyasi tabloyu kilitleyen anlaşmazlıklı dosyalar etrafındaki uzlaşıyı canlandırma girişimi’ olarak değerlendirdi. Görüşmelerin başta Eş-Şebab Hareketi’ne karşı sürdürülen savaş olmak üzere, anayasa değişiklikleri, seçim sisteminin şekli ve federal hükümet ile eyaletler arasındaki yetki dağılımına ilişkin iç siyasi çatışmalarla aynı anda yaşanan eş zamanlı zorluklarla gölgelendiğini de vurguladı.

Bu turda öne çıkan gelişme olarak Türkiye'nin bu düzeyde ilk kez arabuluculuk sürecine dahil olmasını ve diyalogda arabulucu ve garantör olarak yer almasını vurgulayan Kelni, bu gelişmenin ‘Ankara'nın yıllara yayılan askeri, ekonomik ve kalkınma alanındaki varlığının ardından Somali'deki rolünün genişlemesini yansıttığını ve Batılı ortakların Somalili taraflar arasında siyasi bir uzlaşıya ulaşma çabalarına verdiği desteği pekiştirdiğini’ belirtti.

Görüşmelerin yaklaşan seçimlerin geleceği, anayasa değişiklikleri etrafındaki anlaşmazlığın çözüme kavuşturulması ve federal hükümet, eyaletler ile muhalefet güçleri arasında daha fazla bölünmüşlüğü engelleyecek biçimde önümüzdeki siyasi aşamayı yönetmek için uzlaşıya dayalı bir çerçevenin belirlenmesi olmak üzere üç ana dosya üzerinde yoğunlaşması bekleniyor.

dfrgth
Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud, siyasi krizin ele alınmasına yönelik istişare oturumlarına katılmak üzere Mustakbel Konseyi yetkilileriyle bir araya geldiği önceki bir toplantıya katıldığı sırada (SONNA)

Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud geçtiğimiz mayıs ayında liderliğindeki Federal Hükümet ile muhalefet arasında üç gün süren diyalog turu, Batılı ve BM arabuluculuğuna rağmen herhangi bir anlaşmayla sonuçlanamadı.

Anlaşmazlıkların özünde muhalefet aşiret sistemine bağlılığını korurken doğrudan seçimlerin yapılmasını reddetmesi yatıyor. Bunun yanı sıra muhalefet, eyaletlerin yetkilerini kısıtlayan ve cumhurbaşkanlığını bu yıl yerine 15 Mayıs 2027'de sona erecek şekilde bir yıl uzatan anayasa maddelerine itiraz ederek anayasanın uygulanmasını reddediyor.

Somali muhalefeti Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'un meşruiyetini tanımadığını ilan ederek geçen Haziran'da haftalık protesto gösterileri çağrısında bulundu; bu gösterilerin bir kısmında hükümet ve muhalefet yanlıları arasında daha önce görülmemiş silahlı çatışmalar yaşandı.

Yeni diyalog turuna eşlik eden olumlu havaya karşın siyasi bir kırılım sağlanması, tarafların özellikle parlamentonun mart ayında anayasa değişikliklerini onaylamasının ardından muhalefet güçleri ve bazı bölgesel yönetimlerin geniş çaplı itirazlarıyla gündeme gelen tartışmalı konularda karşılıklı taviz verme kapasitesine bağlı olmayı sürdürüyor.

Bu kez Türkiye'nin arabuluculuğa dahil olmasının, Somalili farklı taraflarla kurduğu ilişkiler sayesinde müzakerelere ek bir ivme kazandırdığı değerlendiriliyor. Ancak Kelni, başarının siyasi güçlerin kutuplaşmayı sürdürmek yerine uzlaşı seçeneğini ön plana çıkarmaya ne ölçüde hazır olduğuna bağlı kalacağına dikkati çekti.

Kelni görüşmelerin üç ana senaryo doğurabileceğini öngörüyor. Birinci senaryoda seçimler ve anayasal süreçler etrafındaki uzlaşıyı yeniden tesis eden ve yaklaşık 18 aydır süren krizin sona ermesinin önünü açan kapsamlı bir siyasi anlaşmaya ulaşılıyor. İkinci senaryoda diyaloğu canlı tutmakla birlikte anlaşmazlığın kökenine inmeden en karmaşık meseleleri sonraki turlara erteleyen kısmi mutabakatlar gerçekleşiyor. Üçüncü senaryoda ise müzakereler tökezliyor ve siyasi bölünmüşlük sürüyor. Bu da terörle mücadele çabalarını olumsuz etkileyebilir ve devlet kurumlarının inşa sürecini geciktirebilir.

Kelni, değerlendirmesinin sonunda “Bu turun çıktıları, siyasi güçlerin görüş ayrılıklarını aşma ve ülkenin iç istikrar gereksinimleri ile güvenlik baskıları arasında denge kuran ulusal uzlaşıyı yeniden üretme kapasitesinin belirleyici bir sınavı olmaya devam edecek. Somali hızlanan siyasi ve güvenlik yükümlülükleriyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.


Erdoğan: İsrail ve Yunanistan'ın Türkiye'nin F-35 savaş uçağı alımına karşı çıkmasının benim dünyamda yeri yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
TT

Erdoğan: İsrail ve Yunanistan'ın Türkiye'nin F-35 savaş uçağı alımına karşı çıkmasının benim dünyamda yeri yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,yaptığı açıklamada Türkiye'nin uçak ve askeri teçhizat satın alma hakkına sahip olduğunu belirterek, bu konuda görüşmeler yürütüldüğünü söyledi, (Reuters)

Erdoğan, "İsrail ve Yunanistan'ın Türkiye'nin F-35 uçaklarını satın almasına karşı çıkmasının benim dünyamda yeri yok" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump ise Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının satılıp satılmayacağı konusunda henüz karar vermediğini, ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ittifakın ne kadar güçlü olduğunu değerlendirdiğini söyledi.

Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin ardından düzenlediği basın toplantısında, "Nihai kararımı henüz vermedim. Ancak şunu söyleme eğilimindeyim: Bakın, o elinden gelen her şeyi yaptı, bize birçok farklı şekilde yardımcı oldu" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre İsrailli bir kaynak, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in, Türkiye'ye olası F-35 savaş uçağı satışı konusunu görüşmek üzere dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yapması planlanan toplantıyı iptal ettiğini açıkladı.

Söz konusu nitelikte bir anlaşmanın İsrailli yetkililer arasında rahatsızlık yaratması bekleniyor. Hassasiyet nedeniyle isminin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynak, Hegseth'in İsrail ziyareti kapsamında İsrail Savunma Bakanı Yısrael Katz ile de görüşmesinin planlandığını, görüşmelerde İran savaşı konusunun da ele alınacağını belirtti.


NATO ve Körfez ülkeleri güvenlik durumunu ele aldı ve iş birliğinin güçlendirilmesini teşvik etti

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
TT

NATO ve Körfez ülkeleri güvenlik durumunu ele aldı ve iş birliğinin güçlendirilmesini teşvik etti

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)

NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ile İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları, İran savaşının ortaya çıkardığı güvenlik sınamaları karşısında iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda mutabakata vardı.

Salıyı çarşambaya bağlayan gece, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen toplantıda, bölgedeki güvenlik gelişmeleri, deniz ulaşım yollarının güvenliği ve İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamındaki ülkeler ile NATO arasındaki ortaklığın geliştirilmesi ele alındı.

(foto altı) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında (Dışişleri Bakanlığı)

Toplantı, 36. NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye’nin, İran savaşı ile bunun bölge ve dünya üzerindeki etkilerini değerlendirme girişimi çerçevesinde düzenlendi.

Görüşme, ABD ile İran arasında geçici bir barış anlaşmasına varılmış olmasına rağmen, Hürmüz Boğazı’nda haftalardır devam eden gerginliğin ardından gerçekleştirildi.

İş birliğini güçlendirmek

Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, ABD ve İsrail ile yaşanan savaş sırasında İran saldırılarına maruz kalan Körfez ülkelerinin istikrarının Avrupa’nın istikrarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Konunun, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından büyük önem taşıyan Hürmüz Boğazı’nın ötesine geçtiğini vurgulayan Prevot, bölgesel istikrarın Avrupa güvenliği açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.

Toplantıya katılan Körfez ülkelerinin temsilcileri de NATO ile iş birliğinin daha da güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

VGBHYJU
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed es-Sabah’ın Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı binasında gerçekleşen görüşmesinden (Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul İşbirliği Girişimi’nin ev sahibi ülkesi olan Kuveyt’i toplantıda Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed temsil etti. El-Ahmed, NATO Zirvesi’nin başlamasından bir gün önce (pazartesi) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelerek ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Bahreyn heyetine ise Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürü Şeyh Abdullah bin Ali Al Halife başkanlık etti.

Katar heyetinin başkanı Muhammed el-Huleyfi toplantıda yaptığı açıklamada, ülkesi ile NATO’nun ayrıntıları henüz açıklanmayan bir ortaklık programı üzerinde anlaşmaya vardığını duyurdu. El-Huleyfi, söz konusu programın iki taraf arasındaki sivil ve askerî iş birliğinin düzenlenmesi ve yönlendirilmesi için kapsamlı stratejik çerçeveyi oluşturacağını söyledi.

XSDVFBHYTJ
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısına katılan Körfez heyetleri (Dışişleri Bakanlığı)

Katar’ın İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında NATO ile iş birliğinin geliştirilmesine büyük önem verdiğini belirten el-Huleyfi, NATO himayesinde Katar’da kurulacak Bölgesel Barış Destek Operasyonları Merkezi’nin kuruluş sürecinde son aşamaya yaklaşıldığını açıkladı.

Ankara’daki toplantının, güvenlik ve siyasi tehditlerin giderek daha fazla iç içe geçtiği, uluslararası çıkarların ise daha yoğun şekilde kesiştiği kritik bir dönemde yapıldığına dikkat çeken el-Huleyfi, Ortadoğu ülkelerinin güvenliğini etkileyen ve bölgesel ile uluslararası istikrarın temellerini tehdit eden sorunlarla mücadelede çabaların birleştirilmesi ve koordinasyonun güçlendirilmesinin zorunlu hale geldiğini ifade etti.

İstanbul İşbirliği Girişimi ve İran savaşı

Bölgede art arda yaşanan krizler nedeniyle uzun süre askıda kalan İstanbul İşbirliği Girişimi, son gelişmeler ve ABD, İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın ardından yeniden önem kazandı. Türkiye ise girişimin, bölgesel istikrarsızlığın yükünü taşıyan ülkelerle iş birliği içinde daha etkin bir mekanizmaya dönüştürülmesini savunuyor.

NATO liderleri, İstanbul İşbirliği Girişimi’ni 28 Haziran 2004’te İstanbul’da düzenlenen zirvede, terörle mücadele, enerji güvenliği, hava savunması ve ortak askerî tatbikatlar gibi alanlarda pratik iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan bir ortaklık çerçevesi olarak hayata geçirdi. Girişimin oluşturulmasında, 11 Eylül 2001’de ABD’ye düzenlenen terör saldırılarının ardından NATO’nun kuruluş anlaşmasının 5. maddesini tarihinde ilk kez yürürlüğe koyması belirleyici rol oynadı. Sınır aşan ve ortak müdahale gerektiren terör tehdidinin ortaya çıkardığı yeni güvenlik ortamı, NATO’nun bölgesel ortaklarıyla siyasi ve operasyonel iş birliğini güçlendirmesini zorunlu kıldı.

SCDFRGTY6
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında (Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul İşbirliği Girişimi, NATO’nun 1994 yılında başlattığı Akdeniz Diyaloğu ile Kuzey Afrika ülkeleriyle ortaklığını derinleştirme adımının devamı niteliğinde hayata geçirildi.

Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 2005 yılında Körfez bölgesinden başlanarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da geniş kapsamlı bir iş birliği çerçevesi olarak uygulamaya konulan İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katıldı. Suudi Arabistan ile Umman ise girişime resmen katılmayarak yalnızca belirli faaliyetlerde yer almayı tercih etti.

Girişimin hedefleri

İstanbul İşbirliği Girişimi, başta Körfez bölgesi olmak üzere katılım göstermeye istekli Ortadoğu ülkeleriyle ikili ve uygulamaya dönük ortaklıklar kurarak bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesini amaçlıyor.

Girişim kapsamında, NATO ile ortak ülkeler arasındaki ilişkileri yürütmek üzere NATO üyesi ülkelerin siyasi danışmanlarından oluşan İstanbul İşbirliği Girişimi Grubu kuruldu. Daha sonra bu yapı, NATO’nun tüm ortaklık ilişkilerinden sorumlu olan Siyasi Ortaklıklar Komitesi ile değiştirildi.

DFGRTHY
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve dört Körfez ülkesinin temsilcileri Ankara’daki İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısında (NATO internet sitesi)

İstanbul İşbirliği Girişimi Bölgesel Merkezi, Ocak 2017’de Kuveyt’te kuruldu. Merkez, NATO ile girişime üye Körfez ülkeleri arasındaki eğitim, öğretim ve operasyonel ortaklığın geliştirilmesinde temel bir platform olarak faaliyet gösteriyor. NATO’nun eski Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de girişimin kuruluşunun 20. yılı dolayısıyla 2024 yılında Kuveyt’te düzenlenen toplantılara katılmıştı.

NATO Genel Sekreteri, ittifakın Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki ortaklarla yürüttüğü iş birliğini koordine etmek üzere Güney Komşuluğu Özel Temsilcisi atadı. Bu görev kapsamında, İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarıyla savunma planlaması, savunma bütçesi ve kapasite geliştirme ile sivil-asker ilişkileri gibi alanlarda, her ülkenin kendine özgü koşulları dikkate alınarak iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede, NATO kuvvetleri ile ortak ülkelerin silahlı kuvvetleri arasında koordineli operasyonların yürütülmesine imkân sağlayacak iş birliği mekanizmalarının oluşturulması ve ortak ülkelerin NATO tatbikatlarına katılımının kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Özel temsilci ayrıca belirli askerî tatbikat programlarının koordinasyonu, istihbarat paylaşımı yoluyla terörle mücadele, kitle imha silahları ve bunların taşıma sistemlerinin yayılmasının önlenmesi ile sınır güvenliği alanlarında da koordinasyon görevini yürütüyor. Çalışmalar; terörle mücadele, hafif silahların kontrolsüz yayılmasının önlenmesi, kaçakçılıkla mücadele ve doğal afetlere müdahale amacıyla sivil acil durum eylem planlarının hazırlanmasına odaklanıyor.