Türkiye, Suriye rejiminden ‘olumlu adımlar’ bekliyor

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Erdoğan ile Esed arasında bir görüşmenin tarihini belirlemek için henüz erken olduğunu belirtirken ABD’nin tutumunu da eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
TT

Türkiye, Suriye rejiminden ‘olumlu adımlar’ bekliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen AK Parti Grup Toplantısı'na katıldı. (AFP)

Türkiye, Suriye rejiminden gelecek her türlü ‘olumlu adıma’ karşılık vereceğini açıkladı. Buna karşın Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed arasında olası bir görüşmenin tarihi hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu vurguladığı açıklamasında “Şu an bunu söylemek için erken. Sürecin seyrine bağlı” dedi.  Kalın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye'nin kuzeyinde Rus güçleriyle ortak devriyelerini geliştirilebileceğini ve bu konuda uzman toplantıları düzenleneceğini duyururken ABD'nin Esed'le yakınlaşma konusundaki tutumunu da eleştirdi.
Kalın, geçtiğimiz ay Moskova'da düzenlenen, Türkiye ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat şeflerinin bir araya geldiği toplantıya Suriyeli muhalif grupların gösterdiği tepkilerle ilgili kendilerine bilgi verildiğini ancak Türkiye'nin politikalarını belirlediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Esed'in görüşme tarihi hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu belirten Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın sözlerini şöyle sürdürdü:
 “Bugünden bir şey söyleyemem. Önümüzdeki üç ay içinde mi olur, altı ay içinde mi olur, olur mu olmaz mı... Şu anda bunu söylemek için erken, sürecin seyrine bağlı.”
Moskova’da 28 Aralık’ta Türkiye ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanları arasında yapılana benzer bir görüşmenin iki ülkenin dışişleri bakanları arasında gerçekleşeceğini söyleyen Kalın, ancak bu görüşmenin tarihinin henüz belli olmadığını kaydetti.
Kalın, salıyı çarşambaya bağlayan gece bir televizyon kanalına yaptığı açıklamalarda görüşmeler cumhurbaşkanları düzeyine gelmeden önce yapılacak çok şey olduğunu belirtti:
“11 yıl sonra ilk defa bu konularla ilgili bir temas kurduk. Bunun hayırlı neticeler vermesi rejimin bundan sonra atacağı adımlara, taşıdığı niyete ve sahip olduğu bir perspektife bağlı. Tabii ilk görüşmede hepsinin karara bağlanması beklenemez, bu bir süreç. Eğer bunları bizim iyi niyetimizle birleştirip kararlılığa dönüştürürse biz bu iki konuda, terörle mücadele ve mülteciler konusunda rahatlıkla adım atabiliriz.”
Diğer yandan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Esed'le üçlü görüşme teklifine ilişkin açıklamasına atıfla, Erdoğan ve Esed'in katılımıyla üçlü bir görüşme yapılmasının beklenmediğini belirtti. Çavuşoğlu, şu andan itibaren cumhurbaşkanları düzeyinde bir toplantı için bir takvim belirlemenin mümkün olmadığını, çünkü önce dışişleri bakanlarının bir araya gelmesi gerektiğini ve bunun ardından liderler düzeyinde bir toplantıya ilişkin karar çıkabileceğini kaydetti.
Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad ile yapacağı görüşmeye değinen Çavuşoğlu, Rusya'nın bir tarih belirleme teklifinde bulunduğunu ancak ülkesinin önerilen tarihlerde hazır olmadığını söyledi. Dışişleri bakanları toplantısına kadar yapılması gereken bir takım hazırlıklar olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, geçtiğimiz hafta Mikdad ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bu ayın ikinci yarısında görüşebileceğini belirterek görüşme yerinin henüz belirlenmediğini ve Rusya’da ya da başka bir ülkede olabileceğini söylemişti.

Olumlu işaretler
Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde askeri harekatlar gerçekleştirmemiş olsaydı bölgede bir ‘terör devleti’ kurulacağını söyleyen Kalın, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturan Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) varlığının ortadan kaldırılması ve Suriyeli mültecilerin ülkelerine güvenli bir şekilde dönmelerinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Suriyeli mültecilerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları çerçevesinde güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde ülkelerine geri dönmelerinin sağlanması için Ankara’nın PKK’nın Suriye'deki uzantısı olarak gördüğü YPG tehdidinin ortan kaldırılmasının yanı sıra Suriye rejimi tarafından gerekli zeminin hazırlanması ve gerekli güvencelerin sağlanması gerektiğini belirten Kalın, bu nedenle rejim güçleri, İran ve Rusya ile sahada koordinasyon halinde olmaları gerektiğinin altını çizdi.
Geçtiğimiz hafta Moskova'da yapılan savunma bakanları ve istihbarat başkanları toplantısının atılan ilk adım olduğunu ve başka görüşmelerin de olacağını düşündüğünü ifade eden Kalın, Türkiye'nin Suriye meselesine yönelik temel yaklaşımının, ilgili BMGK kararları çerçevesinde anayasal yol ve siyasi müzakerelerin sürdürülmesine dayandığını belirtti. Kalın, Türkiye'nin Suriye ile ilgili temel endişelerinin savaşın, terör tehditlerinin ve kötüleşen insani krizin devam etmesi olduğunu da sözlerine ekledi.
Moskova’daki toplantıda olumlu işaretler, mesajlar alındığını, ancak bunun kararlara ve taahhütlere dönüştürülmesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, söz konusu toplantıyla 11 yıl sonra ilk kez bu konularla ilgili kurulduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bunun hayırlı neticeler vermesi rejimin bundan sonra atacağı adımlara, taşıdığı niyete ve sahip olduğu bir perspektife bağlı. Tabii ilk görüşmede hepsinin karara bağlanması beklenemez, bu bir süreç. Eğer bunları bizim iyi niyetimizle birleştirip kararlılığa dönüştürürse biz bu iki konuda, terörle mücadele ve mülteciler konusunda rahatlıkla adım atabiliriz.”

Suriyeli muhaliflerin tutumu
Türkiye’nin Suriye muhalefeti konusundaki tutumu ve başta muhalefetin salı günü Ankara'da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiği görüşme olmak üzere gerçekleştirilen temaslara da değinen Kalın, “Suriyeli muhalifleri baştan beri destekledik, desteklemeye de devam ediyoruz” dedi. Türkiye’nin ‘bugüne kadar Suriye muhalefetini hiç yüzüstü bırakmadıklarını’ belirten Kalın, Çavuşoğlu’nun onlarla yaptığı toplantının nedenini, “Onlara tekrar bu güveni vermek içindi” diye açıkladı. Her zaman temas halinde olduklarını ifade eden Kalın, topun artık Suriye rejiminin sahasında olduğunu belirterek, “Türkiye bir el uzattı, bu eli havada bırakmayacaklarını düşünüyoruz”  dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçtiğimiz salı günü Ankara’da Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Salim el Muslat, Suriye Müzakere Komitesi Başkanı Bedir Camus ve SMDK Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa ile bir araya geldi. Çavuşoğlu, görüşmenin ardından Twitter hesabından "Suriye bağlamındaki son gelişmeleri ele aldık. 2254 sayılı BMGK Kararı uyarınca Suriye muhalefetine ve halkına desteğimizi yineledik” paylaşımını yaptı.
Konuyla ilgili Reuters’a konuşan üst düzey bir Türk yetkili, Türkiye’nin Moskova'da Türk ve Suriyeli yetkililer arasındaki görüşmeye karşı muhalefetin tepkilerinin farkında olduğunu ancak Türkiye’nin politikalarını belirlediğini söyledi. Türkiye ve Suriye savunma bakanlarının Rus mevkidaşlarıyla 28 Aralık'ta yaptıkları görüşmeye atıfla, iki tarafın ilk görüşmesinden hemen sonuç beklemenin akıllıca olmayacağını belirtti. Reuters, bu toplantının Suriye’nin siyasi ve silahlı muhalif güçleri arasında endişelere yol açtığına dikkat çekti.
Heyetu Tahriru’ş  Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Cevlani, geçtiğimiz pazartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye, Rusya ve Türkiye arasındaki müzakerelerin ‘Suriye devriminin hedeflerinden ciddi bir sapma’ olarak değerlendirdi. Türkiye’nin tutumunu anlayışla karşılasa da Suriye hükümetiyle uzlaşmayı dahi düşünemeyeceğinin söyledi. Türkiye destekli SMDK Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa ise Bakan Çavuşoğlu'nun SMDK’ya Türkiye’nin Suriye muhalefetine bağlı kurumlara ve muhaliflerin kontrolündeki bölgelerdeki Suriyelilere desteğini sürdüreceğine dair güvence verdiğini açıkladı.

ABD ile yaşanan anlaşmazlıklar
Diğer yandan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, ABD'nin Suriye rejimiyle ilişkilerin normalleştirilmesine karşı olduğunu ancak Türkiye'yi yakınlaşma projesi konusunda eleştirmediğini söyledi. Çavuşoğlu, Washington'ın tüm bu olanlardan sonra Suriye'de bir sonuca varılmadığını görmesi gerektiğini ancak YPG ve PKK'ya karşı mücadele için bir teklifte bulunmadığını belirtti.
ABD, geçtiğimiz salı günü tüm dünya ülkelerine Esed rejimi ile ilişkilerini normalleştirmemeleri çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:
“Suriye ile ilişkilerini normalleştiren ya da acımasız diktatör Beşşar Esed'in toparlanmasına destek veren ülkeleri desteklemiyoruz. Suriye halkına karşı zulmünü sürdürdüğü ve güçlerinin kontrolü dışındaki bölgelerde hayat kurtaran insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engellediği bir dönemde onları Esed'in son 12 yıldır kaydettiği korkunç insan hakları sicilini dikkatle gözden geçirmeye çağırıyoruz.”

Rusya ile koordinasyon
Diğer taraftan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Suriye'nin kuzeyinde Rusya ile ortak devriyeler geliştirilebileceğini söyledi. Bakan Akar şu ifadeleri kullandı:
“Suriye'nin kuzeyinde Rusya ile ortak devriyeleri geliştirebiliriz. Uzmanların tekrar buluşması şeklinde bu süreç devam edecek. Umudumuz bu sürecin makul, mantıklı ve başarılı şekilde devam etmesi, terörle mücadelenin başarılı şekilde gerçekleşmesi.”
Dün Ankara'da yapılan AK Parti Grup Toplantısı'na öncesinde açıklamalarda bulunan Akar sözleirni şöyle sürdürdü:
“Bizim bir diğer temennimiz de Türkiye'de misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimizin gönüllü, güvenli ve saygın şekilde evlerine ve topraklarına dönmesidir. BMGK’nın 2254 sayılı kararının uygulanmasını da her zaman destekledik, destekliyoruz. Bizim amacımız ülkemizin, milletimizin savunması. Bunun için terörle mücadele çok önemli bir unsur. Bugüne kadar terörle mücadelede yapılanlar, sağlanan başarılar ortada. Bu konuda kararlı olduğumuzu oradaki muhataplarımıza ifade ettik. Diğer taraftan ilave bir mülteci alma durumumuz söz konusu değil. Onu kendilerine vurguladık. Bir diğer önemli konu da ister Türkiye'de ister Suriye'de olsun bizim birlikte olduğumuz Suriyeli kardeşlerimiz var. Onları zora sokacak herhangi bir durumda, kararda bulunmamız asla söz konusu değil. Bu tutumumuz herkes tarafından bilinmeli ve buna göre davranılmalı. Herhangi bir provokasyona, gerçek dışı haberlere itibar ederek farklı tutumlara girmemeleri lazım.”
Türkiye'nin başta Suriye ve Irak olmak üzere tüm komşularının toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu belirten Akar, “Tek gayemiz ülkemizin, milletimizin savunması ve buna karşı saldırıda, tacizde bulunan teröristleri etkisiz hale getirmek. Bu konuda çalışıyoruz” şeklinde dedi.



Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması ve insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan bölgeye ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakan  Ferhan, bağımsız bir Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve işgalin sona erdirilmesinin bölgenin güvenliği ve istikrarının iki temel dayanağını oluşturduğunu vurguladı. Bakan ayrıca Suudi Arabistan’ın ortak tehditlerle mücadele etmek ve bölgesel istikrarı desteklemek amacıyla Suriye ve Türkiye ile koordinasyon ve iş birliğini güçlendirdiğini belirtti.

Suudi Bakan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. döneminin üst düzey haftası kapsamında salı günü düzenlenen ve Fransa, İngiltere ve Kanada ile birlikte eş başkanlığını yaptığı “İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya katıldı.

Prens Faysal bin Ferhan, toplantıda Fransa, İngiltere, Kanada ve giderek artan sayıdaki ülkenin Filistin devletini tanıma yönünde attığı adımları ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri konusunda hesap verebilirliği güçlendirmeye yönelik girişimlerini memnuniyetle karşıladı. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkelere de bu yönde adım atmaları çağrısında bulundu.

Bakan Ferhan, yerleşimlerin genişletilmesi, yerleşimci şiddeti ve ilhak politikalarıyla mücadele edilmesi gerektiğini vurgularken Kudüs’teki tarihî ve hukuki statükonun korunması çağrısı yaptı. Bakan ayrıca tüm tarafların şiddeti, nefreti ve kışkırtmayı reddetmesi ve barış ile uzlaşmayı destekleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Gazze konusunda ise Dışişleri Bakanı, barış planının eksiksiz ve derhal uygulanmasının yanı sıra insani yardımların herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasının önemini vurguladı. Bunun, Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın Filistin Ulusal Yönetimi çatısı altında birleştirilmesi hedefine ulaşılması açısından gerekli olduğunu belirtti.

thy
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya eş başkanlık ederken (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Bakan Ferhan, güvenliğin bir tarafın diğer taraf pahasına sağlanmasına değil, karşılıklı çıkarlar ve birbirine bağlı güvenlik anlayışına dayanması gerektiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini belirten Bakan Ferhan, bu çabaların Arap Barış Girişimi, ilgili Birleşmiş Milletler kararları ve New York Bildirisi doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.

Bakan, bu yaklaşımın çatışmayı sona erdirmeyi, herkesin haklarını ve güvenliğini güvence altına almayı ve bölgenin istikrar, iş birliği ve refah için yeni ufuklara açılmasını sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Suriye arasında koordinasyon

Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, başka bir diplomatik girişim kapsamında New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Görüşmede üç ülke arasındaki ortak iş birliği alanları ele alınırken ortak çıkarlara hizmet edecek ve halkların büyüme ile refahına katkı sağlayacak ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi için mevcut fırsatlar değerlendirildi.

yu
Suudi Dışişleri Bakanı, New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda ayrıca ortak tehditlerle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi ve koordinasyon ile iş birliğinin daha üst seviyeye taşınmasının yolları ele alındı. Taraflar, istişare ve koordinasyonun sürdürülmesinin ve bölgede güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların devam ettirilmesinin önemini vurguladı.


FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
TT

FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri

Türkiye, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede önemli ilerleme kaydetti. Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) son değerlendirmesine göre kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali istihbaratın kullanımı ve uluslararası işbirliğinde gelişme sağlanırken kara para aklamaya ilişkin soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısı da önemli ölçüde arttı.

FATF, çarşamba günü yayımladığı değerlendirmede Türkiye'nin sınır ötesi suç gelirlerinin izini sürme ve yurt dışında bulunan yasa dışı varlıkların geri alınması konusunda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini belirtti. Kuruluş ayrıca karmaşık ve yüksek riskli davalardaki bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Değerlendirme, FATF'ın Türkiye'ye yönelik 2019 yılında gerçekleştirdiği kapsamlı incelemenin ardından geldi. Buna göre Ankara, o tarihten bu yana özellikle kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali bilgilerin kullanımı ve yabancı makamlarla işbirliği alanlarında mali suçlarla mücadele kapasitesini güçlendirdi.

Türkiye'nin teknik uyum düzeyindeki iyileşmenin göstergelerinden biri de FATF'ın 40 tavsiyesi kapsamında hiçbir başlıkta "uyumsuz" olarak sınıflandırılmaması oldu. Türkiye yalnızca iki tavsiyede "kısmen uyumlu" olarak değerlendirildi.

Türkiye'nin ekonomik konumundan kaynaklanan riskler

Türkiye'nin kaydettiği ilerlemeye rağmen FATF, ülkenin bölgesel bir finans, ticaret ve lojistik merkezi olması, nakit işlemlerin yaygınlığı ve kayıt dışı ekonominin büyüklüğü nedeniyle kara para aklama risklerine açık olmaya devam ettiğini belirtti.

Başlıca riskler arasında dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve kumar ile uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer kaçakçılık faaliyetleri yer alıyor.

FATF, Türkiye'nin karmaşık kara para aklama soruşturmaları yürütme kapasitesini geliştirdiğine dikkat çekti. Soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısının da önceki değerlendirmeye kıyasla önemli ölçüde arttığı belirtildi.

Yurt dışındaki varlıkların takibinde zorluklar

Yetkililerin performansındaki iyileşmeye rağmen FATF, yurt dışında bulunan suç gelirlerinin geri alınmasını daha fazla çalışma gerektiren alanlardan biri olarak belirledi. Kuruluş ayrıca sınır ötesi hareket eden yasa dışı gelirlerin izinin sürülmesi kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Değerlendirmede, Türkiye'nin Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) mali bilgilerin toplanması, analiz edilmesi ve ilgili kurumlarla paylaşılmasında merkezi bir rol üstlendiği belirtildi. MASAK'ın 300'den fazla veri tabanına doğrudan erişim imkanına sahip olduğu kaydedildi.

FATF ayrıca MASAK ile kolluk kuvvetleri ve diğer kamu kurumları arasındaki işbirliğine övgüde bulundu. Türkiye'nin sınır ötesi soruşturmalarda resmi ve gayriresmi işbirliği kanallarından yararlandığına dikkat çekildi.

Üç yıllık yol haritası

FATF, Türkiye'ye yüksek riskli suçlardan kaynaklanan kara para aklamaya ilişkin soruşturma ve kovuşturmalara daha fazla öncelik vermesi çağrısında bulundu. Bu suçlar arasında uyuşturucu ticareti, kaçakçılık ve yasa dışı bahis faaliyetleri yer alıyor.

Kuruluş ayrıca yurt dışında bulunan suç varlıklarının daha etkin şekilde tespit edilmesi, izlenmesi ve geri alınması yönündeki kapasitenin geliştirilmesini tavsiye etti. Terörizmin finansmanı riskleriyle mücadele kapasitesinin de ülkenin güncellenmiş risk profiliyle uyumlu şekilde güçlendirilmesi istendi.

FATF, etkinlik ve teknik uyum değerlendirmelerinin sonuçlarına dayanarak Türkiye'yi "artırılmış izleme" sürecine dahil etti. Buna göre Ankara'nın önümüzdeki üç yıl içinde tavsiyelerin uygulanmasında kaydettiği ilerlemeye ilişkin FATF'a rapor sunması gerekiyor.


Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız olarak devam edecek

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız olarak devam edecek

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP üyeliğinden ayrıldığını duyurdu. Görevini bağımsız sürdüreceğini belirten Yavaş, muhalefetteki ayrışmaların demokratik siyasete zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Yavaş, 23 Eylül'de X hesabından yaptığı yazılı açıklama ile kararını duyurdu.

19 Mart sonrası yaşanan tartışmalara ve "mutlak butlan" sürecine işaret ederek bunların CHP'de derin bir ayrışmaya yol açabileceğini söyledi.

Yavaş, bağımsız olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdüreceğini belirtti.

Mansur Yavaş açıklamasında parti değişikliğine de kapıyı kapatan ifadeler kullandı.

"Seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum" dedi.

Yavaş istifa açıklamasında CHP Sözcüsü Müslim Sarı'ya da yanıt verdi.

Sarı, Yavaş'ı, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile temas halinde olmakla eleştirmişti.

Kılıçdaroğlu istifayı, "İstifa tek taraflı bir işlemdir. Kendi siyasi tercihi" şeklinde değerlendirdi.

YENİ Parti'den açıklama

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'den istifa etmesiyle ilgili açıklama yaptı.

Emir, Meclis'te basın mensuplarının sorusu üzerine verdiği kısa yanıtta şöyle dedi:

"Sayın Mansur Yavaş, sadece bizim değil 86 milyonun bence onur duyduğu, hizmetleriyle, dürüstlüğüyle, halkçı belediyeciliğiyle ön plana çıkan belediye başkanımızdır. Kendi takdirleridir. Ayrıca bir açıklama yapmaya ihtiyaç duyarsa da kendisi yapacaktır."

'Hadsizlik' yanıtı

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, 23 Eylül'de Ankara'daki basın toplantısında Yavaş'ı işaret ederek, "Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez. Bunu diyemez" dedi.

Sarı, "CHP'nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, hepimizin önündedir. Hiç kimse CHP'den üstün değildir ve kendisini CHP'den üstün görmemelidir" diye konuştu.

Önümüzdeki günlerde belediye başkanları toplantısı yapacaklarını belirten Sarı, "Ortaya çıkacak tabloya göre ayrıca bir değerlendirme yapacağız" dedi.

Mansur Yavaş yaptığı istifa açıklamasında bu çıkışa yanıt verdi ve "Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım" dedi.

Muhalefete birlik çağrısı

Aylardır devam eden tartışmaların, özellikle de "mutlak butlan" üzerinden yürütülen sürecin CHP'de derin bir ayrışmaya yol açabileceği uyarısını yineleyen Yavaş, bunun yalnızca partiye değil, Türkiye'de demokratik siyaset umuduna da zarar verebileceğini belirtti.

Yavaş, "Türkiye'de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir," ifadelerini kullandı.

Kendisini hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmediğini, böyle bir iddiayı "hadsizlik" sayacağını belirten Yavaş, buna karşılık siyasi yönetimler arasında sağlanamayan birliğin seçmenler arasında kurulabileceğini savundu.

"Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir. Biz bunu Ankara'da başardık," diyen Yavaş, farklı siyasi görüşlerden insanları ortak bir irade etrafında buluşturduklarını ve kimseyi siyasi kimliği nedeniyle ayırmadıklarını söyledi.

CHP'yi küçük düşürecek veya partiye oy verenleri mahcup edecek bir davranışta bulunmadığını vurgulayan Yavaş, Ankara'da ayrım yapmayan, şeffaf ve hesap verebilir bir belediyecilik anlayışıyla çalıştıklarını belirtti.

Yavaş, üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiği, mücadele ettiği ve desteğini gördüğü kişilere teşekkür borçlu olduğunu ifade ederek, geçmişte birlikte yürüdüğü arkadaşlarını bugünkü siyasi tercihleri nedeniyle yok saymayacağını kaydetti.

'Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur'

Açıklamasında bağımsız devam etme kararının gerekçesine de değinen Yavaş, seçmenlerin sandıkta yalnızca bir kişiye değil, siyasi bir iradeye de oy verdiğini vurguladı.

Yavaş, "Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum. Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur," dedi.

Seçmenin iradesini kişisel hesaplarla başka bir yere taşımanın "seçmene karşı ağır bir vebal" olduğunu söyleyen Yavaş, belediye başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini belirtti ve "Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır," ifadelerini kullandı.

Kendisine oy verip vermediğine veya siyasi görüşüne bakmaksızın bütün Ankaralılara hizmet etmeye devam edeceğini ifade eden Yavaş, "Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir," diye yazdı.

9 Eylül'de Erdoğan ile görüşmüştü

Yavaş, 10 Eylül'de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Erdoğan'la görüşmesinde gündemin Ankara olduğunu vurgulamıştı.

Görüşmenin ardından ortaya atılan "parti değiştirecek" iddialarına da yanıt veren Yavaş, kendisini destekleyen insanları "hayal kırıklığına" uğratacak bir tutum içinde olmayacağını söylemişti.

Yavaş ayrıca hem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hem de Yeni Parti lideri Özgür Özel'in öncesinde görüşmeden haberdar olduğunu açıklamıştı.