Tigray'da hayat normale dönüyor... Barış, büyük zorluklar taşıyacak

Resmi bir Etiyopya heyeti Etiyopya Halkların Temsilcileri Meclisi Başkanı önderliğinde bölgeyi ziyaret ediyor ve telekomünikasyon hizmetlerini, bankaları ve havayollarını eski haline getirmek için çalışıyor

UNICEF görevlileri, Tigray Bölgesi'ndeki anne ve çocukların rutin olarak sağlık kontrollerini yapıyor (AP)
UNICEF görevlileri, Tigray Bölgesi'ndeki anne ve çocukların rutin olarak sağlık kontrollerini yapıyor (AP)
TT

Tigray'da hayat normale dönüyor... Barış, büyük zorluklar taşıyacak

UNICEF görevlileri, Tigray Bölgesi'ndeki anne ve çocukların rutin olarak sağlık kontrollerini yapıyor (AP)
UNICEF görevlileri, Tigray Bölgesi'ndeki anne ve çocukların rutin olarak sağlık kontrollerini yapıyor (AP)

Mahmud Ebu Bekir
Yaklaşık yarım milyon cana mal olan ve iki milyondan fazla insanı evlerini terk etmeye zorlayan iki yıllık bir savaşın ardından, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile düzenli ordu ve müttefikleri arasında imzalanan barış anlaşmasına göre, Etiyopya'nın Tigray bölgesinde normal hayata dönüşün sinyalleri verilmeye başlandı.
Bölgede kademeli olarak normal hayata dönüşün başlangıcı, iki taraf arasında geçen yılın kasım ayında Güney Afrika'nın başkentinde imzalanan anlaşmayla başladı.
Barışın sağlanmasıyla, devlet bankalarının hareketine ek olarak, telefon ve elektrik gibi askıya alınan başlıca temel hizmetler de tekrar verilmeye başlandı.
Bu gelişmeler, Addis Ababa'dan ilk resmi hükümet heyetinin Tigray bölgesinin başkenti Mekele şehrine vardığı ve büyük bir resmî törenle karşılandığı bir zamanda geldi.
Etiyopya Halkların Temsilcileri Meclisi Başkanı Tagesse Chafo öncülüğündeki heyete, Başbakanın Ulusal Güvenlik İşlerinden Sorumlu Danışmanı Rıdvan Hüseyin, Adalet Bakanı Gideon Timothyos, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Dagmawit Moges, Sanayi Bakanı Malako Alabel, Etiyopya Havayolları CEO'su Mufsin Tasew ve telekomünikasyon şirketi "Ethio Telekom" CEO'su Frehiwot Tamru katıldı. 
Ulusal Diyalog Komisyonu üyeleri ile halk ve hükümet organlarının temsilcilerinin, yakın zamanda imzalanan barış anlaşmasını uygulama yolları konusunda bölgesel hükümetle kapsamlı görüşmeler yapması planlanıyor.
Bu görüşmeler, TPLF güçlerinin askeri teçhizatlarını bırakması, ihtiyaç sahiplerine insani yardımın ulaşmasının sağlanması, ordunun ve federal polisin kuzey bölgesindeki görevlerini yerine getirmek üzere geri dönmesi de dahil olmak üzere barış sürecinin sorunsuz gelişimini sağlamayı amaçlıyor.

Anlaşmayı sahaya indirmek
Hükümet İletişim Ofisi tarafından yapılan açıklamada, "Ziyaretin amacı, barış anlaşmasında yer alan ana konuların planlandığı gibi uygulanmasını sağlamaktır" denildi.
Etiyopya Hükümeti ile TPLF arasındaki anlaşma "basında çıkan, anlaşma maddelerinin uygulanmasında büyük sorunların olduğundan bahseden, haberlerin aksine etkili ve olumlu yönde ilerliyor."
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, bir halk mitinginde, hükümetinin Pretoria kentinde imzalanan barış anlaşmasının dürüst ve sağlam bir şekilde uygulanmasını sağlama konusundaki ısrarı hakkında konuştu.
TPLF Sözcüsü Getachew Reda da bu ziyaretin "barış anlaşmasının uygulanmasında önemli bir adım" olduğunu belirterek, "verimli tartışmalardan ve karşılıklı anlayıştan" söz etti.
Reda, Etiyopya Havayolları'nın bölgenin başkentine uçuşlarının yeniden başlamasına ek olarak, Etiyopya Hükümeti'nin bankacılık ve telekomünikasyon gibi uzun zamandır beklenen hizmetleri eski haline getirmek için yeşil ışık yakma girişimini memnuniyetle karşıladığını dile getirdi.

"Karşılıklı güven artırıcı önlemler gerekir"
Barış anlaşmasının uygulanmasına ilişkin müzakere sürecini başlatan son ziyaretin önemine rağmen, ülkenin başkenti Addis Ababa ile bölge arasındaki hava yolları başta olmak üzere tüm hizmetlerin yeniden sağlanması dahil, anlaşmanın sorunsuz bir şekilde uygulanmasının önünde pek çok engel bulunuyor.
Afrika Boynuzu meselelerinde uzmanlaşmış bir analist olan Abdurrahman Ebu Haşim, anlaşma hükümlerinin uygulanmasının "çatışmanın tarafları arasında daha fazla zamana ihtiyaç duyabilecek karşılıklı güven artırıcı önlemler gerektirdiğine inandığını" söyledi.
Ebu Haşim, "TPLF'nin silahsızlandırılması başlarsa ve geçiş döneminin yönetimine bölge halkının bireysel veya toplu olarak daha fazla sayıda katılımı sağlanırsa daha iyi fırsatlar olabilir ki bu da merkezi hükümetin gözetiminde genel seçimlerin yapılmasını gerektirir" dedi.
Ebu Haşim, TPLF'yi daha önce "yasa dışı terör örgütü" olarak sınıflandıran Etiyopya Halkların Temsilcileri Meclisi'nin, bölgeyi ziyaretinin birçok olumlu şeyin başlangıcı olabileceğini söyledi. 
Ebu Haşim, sözlerine şunları ekledi:
"Ziyaret, her halükârda Pretoria ve Nairobi barış anlaşmalarının yetkilerinin uygulanması ve iki yıllık kesintinin ardından bankacılık, telekomünikasyon ve elektrik hizmetlerinin başlaması için gerekli düzenlemelerin yapılması konusunda hükümetin iyi niyetinin ve ciddiyetinin bir tezahürüdür."
Ebu Haşim, anlaşmanın uygulanmasının karşı karşıya olduğu en önemli potansiyel zorluğun "TPLF'nin silahlarını teslim etme maddesinin uygulanmasında Eritre güçlerinin ve Amhara milislerinin bölgeden çıkışı" olduğuna inanıyor;
"Bu mesele sahneyi karmaşıklaştırabilir ve TPLF'nin askeri bir çözüm girişimine geri dönme niyetini açıklayabilir. Bunun nedeni, TPLF'nin Etiyopya ordusunun zayıflığını önceden biliyor oluşu ve müttefiklerinin sahada bulunmaması durumunda kendi topraklarını koruma hususunda kararlı olmasıdır."
"Bir başka zorluk da bölgesel düzeyde başka bir iç savaşa yol açabilecek olan çatışmanın nasıl yönetileceği ve çözüleceği konusunda Tigray seçkinleri arasında görüş ayrılıklarının olmasıdır" diyen Ebu Haşim, "Bu seçkinlerden bazıları, Tigray kuvvetlerinin, bölgenin Etiyopya'dan bağımsızlığını ilan etmelerini sağlayacak kesin bir askeri zafer elde etmesini beklediklerini belirterek, özellikle son iki yılda Tigray gençleri arasında bağımsızlık hayali ve Amhara, Afar ve Eritre topraklarının büyük bir bölümünün ilhakı için başlatılan büyük seferberlik kampanyalarından sonra şimdi durumun farklı bir noktaya evrildiğini söylüyorlar. Ancak saha gerçeği TPLF'yi barışçıl bir seçim yapmaya sevk etti. TPLF savaş yerine silahlarını bırakmaya ve yaklaşık otuz yıl önce silah zoruyla işgal ederek bölgeye kattığı tarım alanlarından vazgeçmeye razı oldu" şeklinde konuştu.

Barışın zorlukları
Tigraylı aktivist Mikail Abraha ise "İki yıldır savaşın cephelerinde ve siperlerinde direnen TPLF, barışın zorluklarıyla yüzleşmek için yeterince hazırlıklı olmayabilir" ifadelerini kullandı.
Abraha, geçiş yönetiminin bölgede karşı karşıya kalacağı zorluklar, iki yıllık askeri çatışma sırasında karşılaştığı zorluklardan çok daha zor olacak" diye vurguladı.
Ayrıca Abraha, "Bütün Tigraylılar savaş sırasında hayallerinin ve umutlarının ifadesi olarak gördükleri TPLF çatısı altında birlik olmuşlardı. Ancak işlerin bu şekilde sona ermesi, hele silahlarını tamamen bırakmalarının istenmesi, onları bunun hesabını sormaya sevk edecektir" dedi.
"Bir sonraki aşamanın büyük zorluklar taşıyacağını ve çatışmanın Tigray-Etiyopya arasından çıkıp Tigray-Tigray arasına kayabileceğini" vurgulayan Abraha, "çünkü Tigray gençliğinin geniş kesimleri arasında büyük bir memnuniyetsizlik hali var ve savaş ve barışın kaderini TPLF'nin tek başına belirlemesi artık onlar tarafından kabul edilemez" şeklinde konuştu.
Özellikle diasporadaki Tigraylı aktivistler arasında yeni bir siyasi hareket olduğuna dikkat çeken Abraha, bunun önümüzdeki dönemde daha da genişleyerek bölge içinde yayılabileceğine işaret etti.
Ayrıca, bu siyasi hareketin son dönemde yaşanan savaşın nedenlerini araştıran bir hareket olduğunu söyleyen Abraha, sözlerini şöyle sürdürdü:
"TPLF ile merkezi hükümet arasında, anlaşmanın bazı hükümlerinin uygulanmasının zorluğuyla ilgili başka sıkıntılar da var. Anlaşmanın öngördüğü gibi, bu konudaki değerlendirme görecelidir ve iki taraf bu değerlendirmelerde farklılık gösterebilir. Ancak bu koşullardan en önemlisi Eritre güçlerinin geri çekilmesi olacak ki Etiyopya basınında çıkan haberlere göre şimdilerde olmaya başlayan da bu."
Bu noktaya yanıt olarak, "Eritre'nin Tigray bölgesinden çekildiğine dair resmi bir beyanı yok" ifadelerini kullanan Abdurrahman Ebu Haşim, "Eritre tarafından bu konuda bir açıklama beklemiyorum. Eritre'deki rejim açıklamalarla ve basın açıklamalarıyla ilgilenmiyor. Bu nedenle Etiyopya-Etiyopya savaşına katıldığını resmi olarak açıklamadı, çekileceğini de açıklaması beklenmiyor" dedi.
Abraha, "Eritre güçlerinin, Sudan sınırları boyunca batı kesiminde hala varlığını sürdürürken, birkaç bölgeden çekildiğini" doğruladı. Bu, silahsızlanma maddesine bağlılık sorununu gündeme getirdi.

Independent Türkçe



Güney Sudan’da rakip gruplar arasında çıkan çatışmalarda yaklaşık 70 kişi öldü

Güney Sudan askerleri, başkent Cuba’da, (AP)
Güney Sudan askerleri, başkent Cuba’da, (AP)
TT

Güney Sudan’da rakip gruplar arasında çıkan çatışmalarda yaklaşık 70 kişi öldü

Güney Sudan askerleri, başkent Cuba’da, (AP)
Güney Sudan askerleri, başkent Cuba’da, (AP)

Güney Sudan’ın merkezinde, rakip topluluklara mensup silahlı gruplar arasında geçen hafta yaşanan çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, çatışmaların hastanelerin yaralılarla dolmasına neden olduğunu bildirdi.

Yetkililerin dün yaptığı açıklamaya göre, çatışmalar geçen cuma günü Lakes eyaletine bağlı Rumbek bölgesinde yaşandı. Olaylar sırasında hükümet askerleri ve Birleşmiş Milletler barış gücü birlikleri düzeni sağlamaya çalıştı.

Güney Sudan Enformasyon Bakanlığı, aralarında 4 askerin de bulunduğu yaklaşık 70 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Ancak can kaybına ilişkin kesin rakamın henüz doğrulanmadığı belirtildi.

Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre Rumbek Devlet Hastanesi yetkililerinden Tiran Madit dün ajansa telefonla yaptığı açıklamada, “Hastaneye çok sayıda silahla yaralanmış kişi getirildi” dedi.

Madit, hastaneye 50’den fazla yaralının kabul edildiğini ve yaralıların çoğunun göğüs bölgesinden yaralanmış olduğunu kaydetti.


Libya’nın başkentinden BM Güvenlik Konseyi reformu için Afrika girişimi

Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
TT

Libya’nın başkentinden BM Güvenlik Konseyi reformu için Afrika girişimi

Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)

Libya’nın başkenti Trablus’ta, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin reformuyla ilgilenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı dün başladı. Üye ülkelerin temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Afrika ülkelerinin ortak tutumunun güçlendirilmesi ve kıtanın BM sistemi içindeki etkinliğinin artırılması hedefleniyor. Toplantı, Libya’nın BM Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmek için yürüttüğü girişimlerle eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.

Geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nde Dışişleri Bakanlığı görevini vekâleten yürüten Tahir el-Baur, Afrikalı delegelere hitabında, “Uluslararası sistemin kurumları, geçmiş bir dönemin güç dengelerini değil, çağdaş dünyanın gerçeklerini yansıtmalıdır” dedi. El-Baur, Afrika’nın ortak tutumunun gücünün ülkelerin birliğine, uzlaşılarını düzenli ve etkili bir siyasi girişime dönüştürme kapasitesine bağlı olduğunu belirtti. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri ve müzakerelerde yer alan taraflarla temasların yoğunlaştırılması çağrısında bulundu.

Libya, Afrika kıtasının BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı dâhil tüm yetkilere sahip iki daimî üyelik ve buna ilave olarak iki daimî olmayan üyelik elde etmesini öngören “ortak Afrika tutumuna” bağlılığını yineledi. Libya, bu talebin Afrika’ya tanınacak bir ayrıcalık değil, adalet ve egemen eşitlik ilkeleriyle uyumlu bir hak olduğunu vurguladı.

Libya’nın başkenti Trablus’ta düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’na katılanlar (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Libya’nın başkenti Trablus’ta düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’na katılanlar (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)

Grup, hükümetler arası müzakerelerde Afrika ülkelerinin tutumlarını eşgüdüm içinde yürütmek, ülkeler ve uluslararası bloklarla istişarelerde bulunmak, kıtanın taleplerine destek toplamak ve BM Güvenlik Konseyi reformuna ilişkin gelişmeleri takip etmek amacıyla faaliyet gösteriyor. Grup, çalışmalarına ilişkin rapor ve tavsiyeleri Afrika Birliği zirvesine sunuyor.

Libya, Cezayir, Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Kenya, Namibya, Senegal, Sierra Leone, Uganda ve Zambiya’dan oluşan grubun koordinatörlüğünü Sierra Leone yürütüyor.

Toplantıya, El-Baur ile birlikte C10 koordinatörü ve Sierra Leone Dışişleri Bakanı Muhammed Rahman Svaray başkanlık etti. El-Baur, toplantının Trablus’ta düzenlenmesinin diplomatik protokolün ötesinde bir anlam taşıdığını belirterek, bunun Libya’nın Afrika kıtasına yeniden yönelişini ve kıtanın meselelerine, ortak Afrika çalışmalarına destek verme rolünü yansıttığını söyledi.

resim

El-Baur, Libya’nın 2009’da Sirte kentinde Afrika Birliği Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasını ve bu zirvede BM reformuna ilişkin Sirte Bildirisi’nin yayımlanmasını da hatırlattı. Trablus’taki toplantının, bu sürece yeni bir siyasi ve pratik ivme kazandırmak, ilkeleri yinelemenin ötesine geçerek somut ilerleme sağlamak için bir fırsat olduğunu ifade etti.

Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi’nde daha güçlü temsili hedefleniyor

Grubun temel amacı, Afrika’nın uluslararası meselelerdeki konumunu ve rolünü yansıtacak adil bir temsil sağlamak üzere, BM Güvenlik Konseyi’nde reform yapılmasını teşvik etmek. Bu çerçevede uluslararası barış ve güvenlik konuları öncelikli yer tutuyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre toplantıda, üye ülkeler arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi, Afrika’nın taleplerini desteklemek üzere atılacak diplomatik adımların belirlenmesi ve alınan kararların uygulanmasını izleyecek mekanizmaların oluşturulması ele alındı. Bu çalışmalarla Afrika Birliği’nin uluslararası müzakerelerdeki rolünün artırılması amaçlanıyor.

El-Baur, Afrika’nın ortak tutumunun ülkelerin birliğine ve uzlaşılarını etkili bir siyasi harekete dönüştürme yeteneğine dayandığını yineledi. Başkentler ile New York ve Addis Ababa’daki diplomatik misyonlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini, BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri ve müzakerelerdeki taraflarla temasların artırılmasını istedi.

Afrika’nın taleplerine yönelik genel siyasi desteğin, destek veren ülkeler ve gruplarla somut uzlaşılara dönüştürülmesi gerektiğini belirten El-Baur, izlenebilir adımlar içeren pratik sonuçlar elde edilmesinin önemini vurguladı.

El-Baur, art arda yaşanan kriz ve savaşların mevcut Güvenlik Konseyi yapısının sınırlarını ortaya koyduğunu söyledi. Daimî üyeler arasındaki görüş ayrılıklarının krizlere müdahaleyi geciktirebildiğini ve çatışmalarla insani meseleler karşısında farklı uygulamalara yol açabildiğini ifade etti.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf da toplantıda ülkesinin ortak Afrika tutumuna bağlılığını yineledi. Attaf, kıtanın küresel yönetişim sisteminde hak ettiği rolü üstlenmesini sağlamak amacıyla diplomatik girişimlerin sürdürülmesi ve uluslararası desteğin artırılması çağrısında bulundu.

Bu çerçevede Libya, C10 için ortak bir eylem planı hazırlanmasını önerdi. Öneri kapsamında üye ülkelerin büyükelçilerinin, BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri, reform grupları ve etkili ülkelerle düzenli temas yürütmesi; kaydedilen ilerlemenin ölçülmesi için periyodik bir izleme mekanizması kurulması ve bir sonraki Afrika Birliği Zirvesi’ne siyasi değerlendirme ile somut tavsiyeler sunulması öngörüldü.

El-Baur, BM Güvenlik Konseyi reformunun artık ertelenebilecek kurumsal bir mesele olmaktan çıktığını, BM’nin güvenilirliği ve uluslararası barış ile güvenliği koruma kapasitesi açısından siyasi ve ahlaki bir zorunluluk hâline geldiğini söyledi. Veto yetkisinin sorumluluk ve ölçülülükle kullanılması gerektiğini vurgulayan El-Baur, bu yetkinin Konseyin çalışmalarını engelleyen veya çifte standartları pekiştiren bir araca dönüşmemesi gerektiğini belirtti.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, Trablus’ta düzenlenen C10 toplantısında (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, Trablus’ta düzenlenen C10 toplantısında (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar toplantısı öncesinde El-Baur, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve C10 koordinatörü Svaray ile de bir araya geldi. Libya Dışişleri Bakanlığına göre görüşmede, Libya ile Afrika ülkeleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, ortak meselelerde istişare ve koordinasyonun artırılması, BM Güvenlik Konseyi reformu ve Afrika’nın BM sistemi içindeki temsilinin güçlendirilmesi konuları ele alındı.

El-Baur ayrıca toplantı kapsamında Senegal Afrika Entegrasyonu, Dışişleri ve Yurt Dışındaki Senegalliler Bakanı Şeyh Niang ile görüştü. Görüşmede Afrika kıtasındaki son gelişmeler, ortak çalışmaların güçlendirilmesi ve bölgedeki güvenlik, siyasi ve ekonomik sorunlarla mücadele için üye ülkeler arasındaki koordinasyonun artırılması değerlendirildi.

Toplantının sonunda C10, Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi reformuna ilişkin ortak tutumuna bağlılığını yineleyen “Trablus Belgesi”ni kabul etti.

Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakan Vekili Tahir el-Baour, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve Afrika’nın Onlar Komitesi (C-10) Koordinatörü Mohamed Rahman Swaray ile bir araya geldi (Dışişleri Bakanlığı).
Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakan Vekili Tahir el-Baour, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve Afrika’nın Onlar Komitesi (C-10) Koordinatörü Mohamed Rahman Swaray ile bir araya geldi (Dışişleri Bakanlığı).

2005 yılında kurulan Afrika Onlusu Grubu, Afrika Birliği’nin BM reformunda kıtanın ortak tutumunu savunma çabaları kapsamında oluşturuldu. Grubun çalışmalarına, Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi’nin yeniden yapılandırılmasına ilişkin taleplerinin temel dayanakları olan Sirte Bildirisi ve Ezulwini Uzlaşısı yön veriyor.


Eritre ve Etiyopya birbirlerini “saldırı savaşı” yürütmekle suçluyor

Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)
Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)
TT

Eritre ve Etiyopya birbirlerini “saldırı savaşı” yürütmekle suçluyor

Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)
Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)

Etiyopya ve Eritre, dün birbirlerini “saldırgan savaş” yürütmekle suçladı. Etiyopya ordusu ile Tigraylı isyancılar arasında artan çatışmaların bölgesel savaşa dönüşme riski taşıdığı bir dönemde karşılıklı suçlamalar geldi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Etiyopya, BM Güvenlik Konseyi üyelerine gönderdiği mektupta, Eritre’yi “açık bir saldırganlık” sergilemekle suçlayarak “meşru müdafaa hakkını kullanmak zorunda olduğunu” bildirdi. Etiyopya Dışişleri Bakanı Gideon Timothewos, ülkesinin BM nezdindeki Fransız temsilciliğine ilettiği mektupta, Eritre askerlerinin Tigray bölgesinin 30 ila 60 kilometre derinliğine kadar ilerlediğini belirtti. Timothewos, bunu “Etiyopya’nın asli meşru müdafaa hakkını kullanmasını haklı kılan açık bir saldırganlık eylemi” olarak nitelendirdi.

Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel ise gecikmeden cevap verdi. Gebremeskel X platformundan yaptığı açıklamada, ülkesinin Etiyopya tarafından yürütülen “haksız bir saldırganlık savaşıyla” karşı karşıya olduğunu belirtti. Eritre yönetimi, Etiyopya’nın suçlamalarının büyük bölümünü reddediyor.