Papa Francis muhafazakarların hedefinde: Gizli planla istifaya zorlanacak

XVI. Benedictus'un ölümünden sonra çalışmalar hızlandı

2013'te görevden çekilen Alman Papa'nın yerine Arjantinli Jorge Mario Bergoglio geçmişti (Vatikan)
2013'te görevden çekilen Alman Papa'nın yerine Arjantinli Jorge Mario Bergoglio geçmişti (Vatikan)
TT

Papa Francis muhafazakarların hedefinde: Gizli planla istifaya zorlanacak

2013'te görevden çekilen Alman Papa'nın yerine Arjantinli Jorge Mario Bergoglio geçmişti (Vatikan)
2013'te görevden çekilen Alman Papa'nın yerine Arjantinli Jorge Mario Bergoglio geçmişti (Vatikan)

Birleşik Krallık'ın The Telegraph gazetesi, Vatikan'daki muhafazakarların bir "gizli planla" Papa Francis'i istifaya zorlamaya çalıştığı iddialarını sayfalarına taşıdı. 
Arjantinli Papa aleyhindeki kampanyanın 31 Aralık'ta son nefesini verdiği açıklanan selefinin ölümünden birkaç gün önce başladığı bildirildi. 
Papa Francis sağlığı bozulursa istifa edebileceğini daha önce belirtse de XVI. Benedictus'un hâlâ hayatta olması nedeniyle bu ihtimal gerçekçi görülmüyordu. Zira Katolik Kilisesi, Vatikan'da üç Papa'nın aynı anda yaşaması gibi emsalsiz bir duruma karşıydı.
Ancak 2022'nin son günündeki ölüm haberiyle birlikte; Papa Francis'in eşcinsellik, kürtaj, rahiplerin dini nedenlerle evlenmemesi ve boşandıktan sonra yeniden evlenen çiftlerin komünyon alabilmeleri gibi meselelerdeki özgürlükçü yorumlarından, yasadışı yollarla göç edenlere yönelik pozitif tutumundan ve kapitalizm karşıtı söylemlerinden rahatsız olan muhafazakarlar harekete geçti. 
Ülkesinin La Stampa gazetesine konuşan İtalyan bir kardinal şu ifadeleri kullandı:
"Gizli plan farklı eksenler ve süreçler üzerinden kurulacak ama tek bir hedef var: Papalık öylesine strese sokulacak ki Francis istifa etmek durumunda kalacak."
Adını gizleyen din insanı, Papa Francis'in göreve getirilmeden önce kullandığı Jorge Mario Bergoglio adına işaret ederek, "Francis'in karşıtları şimdi azınlıkta kaldıklarını biliyorlar ve hem Bergoglio'yu zayıflatmak hem de fikir birliğini sağlamak için zamana ihtiyaçları olduğunun da farkındalar" dedi. Bazı karşıtlarının gizlilikle, bazılarınınsa açık açık Papa'yı eleştireceğini vurguladı. 
86 yaşındaki Papa Francis'i kamuoyu önünde eleştirmeye başlayanlar arasında, 19 yıl boyunca XVI. Benedictus'un sekreterliğini yürüten Kardinal Georg Gänswein de var. 66 yaşındaki Alman, ülkesinin Die Tagespost gazetesine verdiği röportaj verdi. Papa Francis'in Tridentine Ayini'ne karşı çıkmasının XVI. Benedictus'un kalbini kırdığını söyledi. 
Gänswein'in, kendisini daha düşük rütbeli bir göreve atayan ve aralarında hiçbir zaman güven iklimi oluşmadığını söylediği Papa Francis'e yönelik eleştirilerini yakında yayımlanacak Yalnızca Gerçek adlı kitabında anlatması bekleniyor. 
ABD'li kardinal Raymond Burke ve Alman Kardinal Gerhard Ludwig Müller de Papa Francis'e karşı gelenler arasında. 
Müller'in de arkadaşı olan  Papa XVI. Benedictus, 2013'te istifasını açıklayarak dünyayı şaşırtmıştı. 
Vatikan uzmanı Gianluigi Nuzzi, La Stampa'daki yazısında "Katolik Kilisesi'nde aynı sözleri, bu sefer İspanyol aksanıyla duymak isteyen çok kişi var" diyerek son durumu açıkladı. 
Alman Kardinal Walter Kasper ise muhalefetin olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: 
"Eğer bu görevin yükümlülüklerini yerine getiremezse istifa eder ama şimdilik devam ediyor. Şu anda istifaya hazır değil. Muhafazakarlarla ilericiler arasında çatışma olduğu aşikar ama farklı bakış açıları arasındaki diyalogu sürdürmeliyiz."
Doğum adı Joseph Ratzinger olan XVI. Benedictus, 19 Nisan 2005'te Papa II. Jean Paul'ün yerine geçerek göreve başlamıştı.
95 yaşında hayatını kaybeden XVI. Benedictus, Katolik Kilisesi'ndeki cinsel istismar skandallarının ardından yaşlılığını gerekçe göstererek 28 Şubat 2013'te istifa etmişti.
Böylelikle 600 yıl aradan sonra görevinden istifa eden ilk Papa olan XVI. Benedictus'un yerine 13 Mart 2013'te Papa Francis geçmişti.
Papa XVI. Benediktus, "Emerit" sıfatını alarak inzivaya çekilirken halefini belirlemek üzere yapılan Papalık Seçimi'nde Arjantinli Kardinal Jorge Mario Bergoglio Mart 2013'te 266. Papa olarak seçilmişti. Kardinal Bergoglio da kendisine Franciscus ismini seçerek görevine başlamıştı.
Emerit Papa 16. Benediktus, Vatikan'daki Aziz Mater Ecclesiae Manastırı'nda yaşamını sürdürüyordu.
Independent Türkçe, The Telegraph, AA
 



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.