"QAnon'un Q"su Twitter'a geri döndü

Radikal sağcı komplo teorisinin mimarı olduğu düşünülen Ron Watkins'in hesabı 2021'de kapatılmıştı

Twitter, QAnon'un gizemli liderine ait olduğu düşünülen hesabın aktif hale getirilmesine dair açıklama yapmadı (Reuters)
Twitter, QAnon'un gizemli liderine ait olduğu düşünülen hesabın aktif hale getirilmesine dair açıklama yapmadı (Reuters)
TT

"QAnon'un Q"su Twitter'a geri döndü

Twitter, QAnon'un gizemli liderine ait olduğu düşünülen hesabın aktif hale getirilmesine dair açıklama yapmadı (Reuters)
Twitter, QAnon'un gizemli liderine ait olduğu düşünülen hesabın aktif hale getirilmesine dair açıklama yapmadı (Reuters)

Twitter, ABD'de milyonlarca taraftarı bulunan ve QAnon komplo teorisinin mimarı olduğu düşünülen Ron Watkins'in hesabını tekrar açtı.
Teknoloji milyarderi Elon Musk'ın geçen yıl satın aldığı Twitter'da, Watkins'in @CodeMonkeyZ hesabı yeniden aktif hale getirildi.
Radikal sağcı komplo teorisyeni, 385 bin 900 takipçisinin yer aldığı Twitter hesabından henüz yeni bir paylaşım yapmadı.
Watkins'in hesabı, 2021'de QAnon komplo teorisini yayan zararlı içerikler paylaştığı gerekçesiyle kapatılmıştı.
Aynı dönemde eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn ve Trump'ın seçim kampanyası avukatı Sidney Powell'ın hesapları da devre dışı bırakılmıştı. Flynn ve Powell da radikal sağcı komplo teorisinin önde gelen figürleri arasında görülüyordu.
QAnon hareketi, ABD'de derin devletin şeytana tapan pedofiller tarafından kontrol edildiğini ve Trump'ın bunlara karşı mücadele verdiğini savunan bir dizi komplo teorisinden oluşuyor.
Hareket, "Q" rumuzlu bir internet kullanıcısının 4chan mesaj platformunda 2017'de yapığı paylaşımlara başlamıştı.
Paylaşımlarını şifreli olarak yapan Trump destekçisi, devletin gizli belgelerine erişimi olduğunu iddia etmişti. Komplo teorisinin takipçileri, 6 Ocak 2021'deki ABD Kongre baskınında da rol oynamıştı.
Kullanıcının kimliği henüz tespit edilemezken, bu kişinin Watkins olduğuna dair birçok iddia ortaya atılmıştı.
HBO kanalının söz konusu komplo teorisiyle ilgili mini belgeselinin yönetmeni Cullen Hoback, Watkins'in Q olduğunu öne sürenlerden biriydi.
Watkins, belgeselin bir noktasında "…Aslında daha önce anonim olarak yaptığım bir şeydi ama Q olarak hiç yapmadım" ifadelerini kullanmıştı.
Bunun ardından kendisi "Ben Q değilim" dese bile Hoback, bunun Watkins'in Q rumuzlu kullanıcı olduğuna dair bir kanıt olarak görülebileceğini savunmuştu. Watkins daha sonra iddiaları defalarca yalanlamıştı.
Bazılarıysa Q'nun aslında birden fazla kişi olduğunu düşünüyor. Harvard Üniverstesi'nden akademisyen Joan Donovan, Q'nun bir kolektif olduğunu öne sürmüştü.
Öte yandan Musk'ın Twitter'ı satın aldıktan sonra Trump'ın kapatılan hesabını yeniden açması da gündem olmuştu. Fakat eski lider, Twitter'a dönmeyi düşünmediğini, kendi sosyal medya platformu Truth Social'ı kullanmaya devam edeceğini belirtmişti.
Independent Türkçe, Gizmodo, Rolling Stone

 



Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
TT

Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Japonya'nın enerji ve temel madenler projelerine yaptığı ilk yatırımları duyurdu. Bu açıklama, Başbakan Sanae Takaichi'nin ABD ziyaretinden önce iki ülke arasında ticaret anlaşmasının ilerletilmesi kapsamında yapıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Japonya, Amerika Birleşik Devletleri'ne yatırım yapma taahhüdü olan 550 milyar dolarlık yatırımların ilk aşamasına resmi ve mali olarak adım atıyor" dedi. Bu yatırımların üç projeyi kapsadığını açıkladı: biri Teksas'ta petrol ve doğalgaz, diğeri Ohio'da elektrik üretimi ve üçüncüsü Georgia'da nadir toprak mineralleriyle ilgili.

12 Şubat'ta Japon basını, toplamda yaklaşık 40 milyar dolarlık bir yatırım için üç proje hakkında ileri düzeyde görüşmeler yapıldığını bildirmişti.

Trump, projelerin gümrük vergileri olmadan hayata geçmeyeceğini savundu. "Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya için çok heyecan verici ve tarihi bir dönem" ifadesini kullandı.

İki ülke, temmuz ayı sonunda, ABD'nin ithal Japon mallarına %15 gümrük vergisi uygulayacağı ve karşılığında Japon şirketlerinin toplam 550 milyar dolarlık yatırım yapacağı bir ticaret anlaşması imzaladıklarını duyurmuştu.

Protokol, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yatırımlarının nereye yönlendirileceğine ilişkin kararın Washington'a ait olduğunu öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ortak bir Japon-Amerikan komitesi önerilen projeleri inceleyecek, ancak nihai karar Trump'a ait olacak.

Projeler seçildikten sonra, Tokyo'dan 45 gün içinde gerekli fonu sağlaması istenecek. Protokole göre, Japonya yatırımının değerini geri kazanana kadar, Japonlar ve Amerikalılar her projenin karını eşit olarak paylaşacaklar.


Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.