Macron, Cezayirlileri hayal kırıklığına uğrattı

Fransa Cumhurbaşkanı, Cezayir'den özür dilemenin yolunu kesiyor. Sömürgecilik suçları için özrü uzak ihtimal olarak görüyor.

 Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun geçtiğimiz ağustos ayında Fransız mevkidaşını Macron’u Cezayir Havaalanı’nda karşıladı. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)
 Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun geçtiğimiz ağustos ayında Fransız mevkidaşını Macron’u Cezayir Havaalanı’nda karşıladı. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)
TT

Macron, Cezayirlileri hayal kırıklığına uğrattı

 Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun geçtiğimiz ağustos ayında Fransız mevkidaşını Macron’u Cezayir Havaalanı’nda karşıladı. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)
 Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun geçtiğimiz ağustos ayında Fransız mevkidaşını Macron’u Cezayir Havaalanı’nda karşıladı. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Cezayirli-Fransız yazar ve gazeteci Kamel Daoud’a verdiği ve Le Point dergisinin son sayısında yayımlanan, 11 sayfalık röportajın uzun bir hikayesi var. Daoud, röportaj için Macron’la daha önce birçok kez görüştüğünü, Cezayir’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında kendisine eşlik eden heyet içinde bulunduğunu, Fransa Cumhurbaşkanı’nın buna rağmen röportajı vermekte tereddüt ettiğini söyledi. Gerçek şu ki diyalog bir basın röportajı değil, bazen siyasi meselelerle ilgili felsefi nitelikteki ‘yansımalar’dır. Ancak Fransa-Cezayir ilişkileri röportajda geniş bir yer tuttu. Fransız ve Cezayir medyasında yer alan haberler, Cezayir'in 132 yıl süren Fransız sömürgeciliğinin işlediği suçlar, bağımsızlık savaşı ve Cezayir'in işgali sırasında yaşanan katliamlar nedeniyle af dilemesi etrafında dönüyordu. Cezayir tarafının ısrarla üzerinde durduğu bu adımı bugüne kadar sağcı ve solcu tüm Fransız Cumhurbaşkanları reddetti. Fransa'nın Cezayir konusunda diğer taraflardan af dilemekten çekinmediği halde bunu yapmayı neden reddettiği merak ediliyor.
Bu soru Macron'a yöneltiğinde, Fransa-Cezayir ilişkisinden ‘af dilemek ya da istememek’ üzerinden bahsetmenin sandığa yansıyabilecek bir ‘siyasi risk’ anlamına geldiği cevabını verdi. Macron, sağın ve özellikle aşırı sağın böyle bir şeyi kategorik olarak reddetmesi nedeniyle Fransızların özür dilemeadımını atmaya henüz hazır olmadığını ima etti. Gerçekten de Fransa'da Macron'un 2017 baharında Elysee Sarayı'na gelişinden bu yana dilediği özürleri kınayan bir eğilim var.
Cezayir ile ilişkilere gelince; Macron ‘anıların uzlaştırılması’ dediği şeyi sağlamaya çalıştı ve bu yönde adımlar önermek için bir komite kurdu. Gerçekten de rapor 21 teklif içeriyordu ancak hiçbiri af dilemedi. Bu da Cezayirlileri kızdırdı ve onları büyük bir soğuklukla kabul etmeye sevk etti. İki taraf arasındaki ilişkilerin her zaman dalgalı olduğu bir sır değil. Buradan bir açıklama veya oradan bir girişim, iki taraf arasında işlerin daha da kötüye gitmesi için yeterlidir. Tıpkı Macron’un ‘askeri rejim ve geçmişten rant elde edilmesini’ eleştiren, Fransız sömürgeciliği öncesi bir Cezayir ulusunun varlığını sorguladığı açıklamasından sonra olanlar gibi. Ancak bu, geçtiğimiz ağustos ayında Cezayir'e yaptığı ziyarette açıkça görüldüğü gibi aralarının yeniden ısınmasını engellemedi.
Macron, konuşmasında da belirttiği gibi, sömürgeciliğin geldiği aşamayı ve onunla biten savaşı göz önünde bulundurarak af dileyip dilememenin ‘hiçbir şeyi düzeltemeyeceği’ değerlendirmesinde bulundu. Özür talebinin onlarca yıldır var olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“En kötü çözüm özür talep etmektir. Çünkü her iki taraf da özrün ardından kendi yoluna gidecek. Bu, yaşananların gerçek olarak tanınması değil, hesaplaşmak olacaktır. Bunun tersini yapmalıyız. Hafıza onarımı çalışmalarına odaklanmalıyız. Yani telafi edilemeyecek şeyler olduğunu ve bunların affedilemeyeceğini kabul etmek gerek. Af dilemek zorunda değilim. Mevzu bu değil, bu ifade (af dilemek) Cezayir’le tüm bağları koparır."
Macron, Fransız Cumhuriyeti kendilerine sözler verip bunları birkaç kez bozması nedeniyle aktivistlerden ‘toplu’ af dilediğini de belirtti. Matematikçi Maurice Audin ve Avukat Ali Boumendjel'in ailelerinden af dilediğini; her hata yapıldığında, tartışmaya gerek olmadığını dile getirdi. Ancak Macron, her iki taraftaki arşivleri açmak, sömürge döneminde işlenen suçlara, Fransız nükleer denemelerine ışık tutmak, kayıplar dosyasını yeniden açmak gibi ek adımlarla başladığı işi tamamlamak istiyor ve Fransız Cumhurbaşkanı’na göre tüm bunların yolu ortak bir tarihçiler komitesi oluşturmaktan geçiyor.
Macron, Cezayir ile ilişkiler hakkında konuşmanın ‘hassas olduğu için zor’ olduğunu ve Cezayir ile doğrudan ilişkisi olan en az on milyon insanı etkilediğini de kabul etti. Cezayir hakkında konuşmanın ‘Fransa hakkında konuşmak anlamına geldiğini’ söyledi. Ona göre bu ilişkileri ‘normalleştirmek’ için aşmaya çalıştığı asıl zorluk, ‘çelişkili anılar üzerinde çalışmaktan’ geçiyor. Bu da Macron Cumhurbaşkanı olduğundan beri başlattığı adımları devam ettiren her iki taraftaki tarihçilerin görevidir. Buna rağmen Macron geleceğe iyimser bakıyor. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un iki ülke arasındaki ilişkilerde ‘yeni bir aşama başlatmak için gerçek bir arzu ile yaklaştığını’ ve söz verdiği devlet ziyaretinin bu yıl içinde gerçekleşmesini umduğunu vurguladı. Macron, Cezayir Cumhurbaşkanı’nın Fransız işgaline direnen ve 1848 - 1852 yılları arasında Amboise Şatosu’na sürgün edilen Prens Abdulkadir el-Cezairi'nin akrabalarının cenazesini onurlandırma olasılığını da memnuniyetle karşıladı. Cezayir ile olan ilişki, Macron'un önümüzdeki birkaç hafta içinde ziyaret etmeyi planladığı, Fas'ı da kapsayan üçlü bir ilişkinin parçası olduğu için Macron, iki komşu ülke arasındaki ilişkilerin ‘açıklığa kavuşmasını’ umduğunu dile getirdi. Arabuluculukların bugüne kadar geçtiğimiz yılın yazından bu yana diplomatik ilişkilerini kesen Rabat ve Cezayir'i yakınlaştırmayı başaramamasına rağmen aralarında silahlı bir çatışma noktasına gelmesi pek olası değil.
Cumhurbaşkanı’nın verdiği röportajın ardından, geçtiğimiz 10 Ocak’ta Başbakan Elizabeth Bourne tarafından detayları açıklanan emeklilik yasası dosyasıyla meşgul olan Fransız siyasi sınıfından tepki gelmemesi dikkat çekici. Bir Fransız siyasi kaynağına göre tepkilerin olmaması, her halükarda daha önce kendisi için çizdiği sınırlar içinde kalan Fransa Cumhurbaşkanı’nın sözlerinde yeni bir şey olmadığı anlamına geliyor. Bahsi geçen röportajda söylediklerinin önemi de yaptığı açıklamalarda yatıyor.
Cezayir'deki resmi makamlar ise dün Cumhurbaşkanı Macron'un sansasyonel açıklamalarına açık bir tepki göstermezken bu durumun, Fransa ile üzerinde çalışılan ‘hatıra acısı dosyasının’ çözümünü ‘özür ve suçluluk ifadesi meselesine’ dayandıran yetkilileri ve toplumun geniş kesimlerini kızdıracağı tahmşn ediliyor.
Bu açıklamalar Cezayir'deki herhangi bir devlet kurumunda hemen tepki uyandırmadıysa da önümüzdeki günlerde ‘Mücahid Örgütü’, ‘Şehit Evlatları Teşkilatı’, ‘Mücahit Evlatları Teşkilatı’ gibi birçok sivil toplum kuruluşundan, parlamentodan ve basından da sert saldırılar ve eleştiriler gelmesi bekleniyor. Hükümet genellikle hassas meselelerle ilgilenmeyi siyasi kaygılar yerine ‘sivil topluma’ bırakır.
Cezayir Cumhurbaşkanlığı, ‘hafıza görevleri’ üzerinde çalışacak beş Cezayirli araştırmacıyı seçerken, Elysee Sarayı mevkidaşlarının isimlerini açıklamadı. Cezayirli uzmanlara verilen görevin amacı, Cezayir işgalinin af dilemeyi ve pişmanlık duymayı gerektiren bir insanlık suçu’ olduğunu belge ve tanıklıklarla kanıtlamaktır. Bunu, 1960’lı yıllarının başlarında Cezayir çölündeki Fransız nükleer testleri için tazminat ödemek gibi başka adımlar izledi. Ancak Macron'un yeni açıklamalarının ardından gözlemciler, komitenin çalışmalarının Cezayir tarafından yeni olaylara kadar askıya alınmasını bekliyor.
Cezayir'in sömürge dönemi konusunda uzman olan Fransa'daki ‘Büyük Tarihçi’ Benjamin Stora, 2020'nin başlarında Macron'a hafıza konusunda Cezayir'i tatmin edebilecek bazı cesur girişimler öneren bir rapor sunmuştu. Rapor bir ‘özür ve pişmanlık’ içermediği için, Cezayir bunu ‘Fransa’nın iç meselesi’ olarak değerlendirerek şiddetle karşı çıktı.
İçeriğinin uygulanmasıyla ilgili olarak 1957'de ‘Cezayir Savaşı’ sırasında Matematikçi Maurice Audin ve ulusal hukukçu Ali Bumengel'in öldürülmesinde Fransız ordusunun sorumluluğunu kabul ederek hafıza dosyasında adımlar attı. 17 Ekim 1961'de Paris'te Cezayirli göstericilerin katledilmesi sırasında Fransız ordusu tarafından işlenen ‘haksız suçlar’ kınandı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.