Sudan polisi, Hartum’daki binlerce göstericiye göz yaşartıcı gazla müdahale etti

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na giden yollar ve köprüler kapatıldı.

 Hartum’da göstericiler, kötüleşen yaşam koşullarını protesto ettiler. (AFP)
Hartum’da göstericiler, kötüleşen yaşam koşullarını protesto ettiler. (AFP)
TT

Sudan polisi, Hartum’daki binlerce göstericiye göz yaşartıcı gazla müdahale etti

 Hartum’da göstericiler, kötüleşen yaşam koşullarını protesto ettiler. (AFP)
Hartum’da göstericiler, kötüleşen yaşam koşullarını protesto ettiler. (AFP)

Sudan polisi, ülkedeki yaşam koşullarını kınamak, barışçıl protestocuları öldürenlerden hesap sorulmasını talep etmek ve ordu ile siviller arasındaki çerçeve anlaşmayı reddetmek amacıyla sokaklara akın eden, başkent Hartum’un merkezindeki binlerce eylemciyi göz yaşartıcı gaz ve ses bombalarıyla dağıttı.
Görgü tanıkları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada gösterilerin, yetkililerin sokaklarda ve saray çevresinde seferber ettiği ağır polis takviyelerine açıkça meydan okuyarak, Cumhurbaşkanlığı Sarayı yakınlarındaki Jackson Meydanı ve Arap Pazarı’nda başladığını aktardı.
Twitter üzerinden zorlu yaşam koşullarına karşı gösterilere katılma çağrıları yapıldı.
Polis, sıkı güvenlik önlemleri alarak protestoları engelledi. Bu durum, ‘çerçeve anlaşmanın’ imzalanmasından önce göstericilere karşı verdikleri mücadeleyi hatırlattı. Güvenlik güçleri, Hartum’un üç şehrini birbirine bağlayan büyük köprüleri geçişlere kapatırken, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na giden yolların çoğunda da araçları durdurdu. Ayrıca erken saatlerden itibaren sokaklara güvenlik gücü konuşlandırıldı.
Güvenlik yetkilileri, Hartum’un merkezini tamamen kapatırken, otomobiller ve toplu taşıma otobüsleri üst üste yığıldı, yollar ulaşıma kapatıldı.
Eylemciler, 17 Ocak’ta patlak veren gösterilerde eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir hükümetini deviren ‘Sudan devrim taktiklerini’ yeniden gündeme getirirken bir kadın protestocunun çektiği ‘zilgit’ ile birlikte çoğunluğu gençlerden oluşan binlerce protestocu da toplanma alanlarından sokaklara akın etti.
Protestolar, genellikle ‘öğleden sonra tam saat 1’de’ başlıyor. Protestocu Muhammed Halife, Facebook üzerinden şu paylaşımı yaptı:
“Hartum’un merkezinin kapatılmasına, darbeci milislere ve onların devasa askeri cephaneliğine rağmen Kandake, saat tam 1’de zilgit çekti. Böylece yürüyüş istikrar ve prestij içinde Arap Pazarı’nın merkezinden başladı.”
Polis ve güvenlik güçleri, göz yaşartıcı gaz, ses bombaları, coplar, protesto kontrol araçları ve tomalar kullanarak göstericilere müdahalede bulundu.
Eylemcilerin, satıcıların ve dükkan sahiplerinin iç içe geçtiği alan, bir saatten fazla süren vur-kaç operasyonlarına tanık oldu. Operasyonlar, eylemcileri güneydeki Şervani otoparkındaki ve el-Kuraşi Bahçesi’ndeki ‘geleneksel gösteri’ alanına doğru yöneltmeyi başardı.
Omdurman’da polis, göstericilerin parlamento binalarına ulaşmasını engellemek için yoğun bir şekilde göz yaşartıcı gaz kullandı.
Görgü tanıkları, bölgenin uzun saatler vur-kaç operasyonlarına tanık olduğunu, Hartum’un güneyinde ise polisin göz yaşartıcı gazla dağıttığı protesto yürüyüşlerinin düzenlendiğini belirtti.
Direniş komiteleri ise protestolar sırasında taktiklerini değiştirdi. Eylemcilerin Hartum’un güneyinde toplanması ve cumhurbaşkanlığı sarayına doğru uzun bir yol kat etmeleri sonrasında komiteler, gösterilerin Hartum’un merkezinde düzenlenmesi kararı aldı.
Sudan devrimi sırasında sokaklarda oluşturulan gençlik örgütleri olan Direniş Komiteleri, ordu, Hızlı Destek Güçleri, sivil parti ve örgütler arasında geçen ay imzalanan çerçeve anlaşmayı reddediyor. Anlaşmayı imzalayan sivil taraflar arasında ‘Komünist’ ve ‘Arap Baas’ partileri ve muhalefet koalisyonundan ayrılan diğer sol grupların desteklediği Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) de var.
Direniş Komiteleri ve ÖDBG, 25 Ekim 2021 darbesine ilk andan itibaren karşı koydu. İlk açıklamasını yayınlamadan önce ordu ve güvenlik güçleri, 122 barışçıl protestocunun ölümüne ve yüzlercesinin yaralanmasına yol açan sert bir şekilde müdahale etti. Ancak protestolar, bir yıl boyunca devam etti. Ayrıca eylemciler de güvenlik ve polis güçlerinin kendisine karşı uyguladığı aşırı şiddete rağmen birçok kez Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaştı.
ÖDBG ve diğer bir dizi siyasi örgüt 5 Aralık’ta, Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo ile bir çerçeve anlaşma imzaladı. Anlaşma, ordunun siyasetten çekilmesini ve sivil bir hükümet kurulmasını şart koşuyor. Ancak anlaşma, barışçıl protestolar yoluyla hükümeti devirmek için çalıştıklarını ‘açıkça’ ilan eden ve siyasi bir greve ve genel sivil itaatsizliğe başvuran direniş komiteleri tarafından kabul edilmedi.
 



Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.


İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.