Goebbels'in izinde: 'Sosyal medya' çağında Rusya propagandası

Moskova medyası savaş için dış destek toplayamazken, kararlılık mesajları vermeye ve ülkesinin tutumunu savunan Zelenskiy, askeri yeşili kıyafetleriyle savaşın sembolü oldu

Putin, tüm gücüyle Nazi ideolojisine karşı savaştığını söylese de aynı güçle bu ideolojinin bazı mekanizmalarına tutunuyor / Fotoğraf: AFP
Putin, tüm gücüyle Nazi ideolojisine karşı savaştığını söylese de aynı güçle bu ideolojinin bazı mekanizmalarına tutunuyor / Fotoğraf: AFP
TT

Goebbels'in izinde: 'Sosyal medya' çağında Rusya propagandası

Putin, tüm gücüyle Nazi ideolojisine karşı savaştığını söylese de aynı güçle bu ideolojinin bazı mekanizmalarına tutunuyor / Fotoğraf: AFP
Putin, tüm gücüyle Nazi ideolojisine karşı savaştığını söylese de aynı güçle bu ideolojinin bazı mekanizmalarına tutunuyor / Fotoğraf: AFP

Hamide Ebu Humeyle 
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batı'yı Ukrayna topraklarında olup bitenlere karşı yanıltıcı bir propaganda yürütmekle suçlarken ABD ve Avrupa ülkelerinin medyayı Kiev'i destekleye yönlendirecek beceriye sahip olduklarına inandığını gözler önüne seriyor.  
Lavrov, tüm medya platformlarını, Rusya'nın, Ukrayna'da savaştığını söylediği neo-Nazi ideolojisine bağlı olarak gördüğü Ukraynalı yetkililerle 'aynı tutumu sergilemekle' suçladı.
Medya alanındaki savaşta Rusya'nın kültür ve bilgi teknolojisi bakanlıklarından daha etkili görünen Lavrov, Rusya'nın muhaliflerine karşı çeşitli suçlamalarda bulunurken Kremlin'in internet sitesinde, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in sahada olup bitenlerle ilgili gerçeği resmi bakış açısıyla ortaya koyan belgesellerin yayımlanmasını organize etme kararını duyuran resmi bir mesaj yayımlandı.
Söz konusu belgesellerin, şubat ayı başlarında Rusya'daki sinemalarda gösterime girmesi gerekiyordu, ancak bazıları şimdiden orada burada Rusya ve Rusya yanlısı medya kuruluşlarınca yayınlanmaya başladı.
Gerekli etki yakalanamadığı için halkın daha geniş kesimlerine ulaşmak amacıyla yeni bir plan yapılmış gibi görünüyor
Peki Lavrov, Batı medyasının yaptığının 'seferberlik' anlamına geldiğini söylerken ülkesinin izlediği yeni plan neydi?
Yeni mesaj, Nazilikten arındırma ve neo-faşist ideolojinin yayılmasıyla mücadele gibi ifadelerden de yoksun değildi.
Putin, bir yandan tüm gücüyle Nazi ideolojisine karşı savaştığını söylerken diğer yandan aynı güçle bu ideolojinin bazı mekanizmalarına tutunuyor.
Bu mekanizmalardan belki de en öne çıkanı, savaş kararı için medya kuruluşlarına ve propaganda platformlarına verilen doğrudan talimatlarla medya ve propaganda seferberliği başlatmaktı.
Ayrıca talimatlara uymayanlara caydırıcı cezalar verileceği de bildirildi. Şimdi 2023 model yeni bir Goebbels üretiliyor?

Goebbels nostaljisi
Propaganda amaçlı bir takım girişimler olabilir ama bunlar asla İkinci Dünya Savaşı'ndaki gibi kolay olmayacaktır.
Nazi lideri Adolf Hitler, bu görevi, 1933-1945 yılları arasında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Paul Joseph Goebbels'e emanet etti.
Goebbels'in propaganda çalışmaları, Alman ırkının üstünlüğünün öne çıkarılmasına, güçlü ve öncü bir imparatorluğun inşasına ve Yahudilere karşıtlığı ve onların yok edilmesi çağrısına dayanıyordu ve bu propagandayı yapmak için gazete, radyo ve tüm medya araçlarının yanı sıra sanatı kullandı.
Nispeten yeni bir araç olarak Nazi Almanya'sı tarafından yürütülen savaşın propaganda konularını işleyen ve Hitler'in hoşlanmadığı ne varsa ona saldıran filmler yapıldı.
Devletin girdiği savaşlar ve art arda kendisine yönelik dışarıdan yapılan düşmanlıklardan sonra halkın moralini yükseltmek için halka durmaksızın mesajlar tekrar edildi.
O dönemde siyasi propaganda, mücadelenin önemli bir koluydu. Nazi propagandasının kitlelerin duygularını ve ruhlarını etkilemeye ve amaçlarına hizmet etmek için duyguları manipüle etmeye dayalı olduğu Hitler'in kaleme aldığı 'Kavgam' adlı ünlü kitabında yer alanlar uygulandığında gözler önüne serildi.
Yani medyayı harekete geçirme fikri ve devletin başta milli duyguları etkileme sürecini daha erişilebilir ve kabul edilebilir kılan çoklu teknikleri içeren, hızlı ve kolay anlaşılır bir araç olarak filmler olmak üzere mevcut tüm platformları kullanarak kendi tarafındaki halkı harekete geçirme girişimi ilk kez Naziler tarafından kullanılmış bir yöntemdir.
Sovyetler Birliği de 1990'lı yılların başlarındaki çöküşünden önce bu şekilde yapılan propaganda yöntemini kullandı.
Şimdi yurtdışındaki bazı bürolarını kapatılan ve muhabirleriyle iş birliği yapmayan Rusya basını bu eski, ancak kendisi için yeni olan planda başarılı olabilecek mi?

Bir düşman ve rol model olarak Nazizm
Rusya uzmanı Dr. Nebil Rişvan, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik 'özel askeri operasyonun' gerekçesini halka açıklayan araçların yoğunlaştırılması gerektiğine dair ülkede verilen resmi talimatları, Hitler ve Goebbels'in İkinci Dünya Savaşı sırasında izledikleri propaganda politikasına benzetti.
Putin'in Ukrayna'da savaştığını söylediği Nazizm'in propaganda yöntemini benimsenmesiyle ortaya çıkan ikileme değinen Dr. Rişvan, Rusların savaş zamanlarında her şeyi mubah gördüklerinin altını çizdi.
Rusya'da resmi basın araçlarının sıkı bir şekilde kontrol altında olduğunu söyleyen Dr. Rişvan, mevcut durumu üçüncü bir dünya savaşına benzetiyor.
Rusya'nın propaganda konusunda başarılı olduğunu inkar etmeyen Dr. Rişvan, Putin'in vatandaşları arasındaki popülerliğinin artmasının bunu kanıtladığını, ancak dış politikada başarısız olduğunu belirtti.
Dr. Rişvan'a göre Moskova, örneğin yeni müttefikler kazanamazken kendisine karşı tarafsız olanları bile yanına çekmeyi başaramadı.
Dr. Rişvan, NATO ülkelerinin Rusya'ya karşı olmaları kaçınılmaz olsa da bir başka noktaya dikkat çekerek Rusya'nın halkın görüşlerini umursamadığı ve tek kaygısının hükümetlerden ve devletlerden resmi bir destek almak olduğunu vurguladı.
Dr. Rişvan'a göre Moskova, medya propagandasında Ukrayna'ya karşı halkın milli duygularıyla oynarken her zaman askeri operasyon kararı alınmasına neden olan verilere, istatistiklere ve tarihi faktörlere dayandı ve dolayısıyla insan hikayelerine, kurban sayılarına ve çektikleri acılara odaklanarak bu dosyayı iyi yönetmeyi başardı.

Zelenski nasıl başarılı oldu?
Dolayısıyla gözlemcilerin görüşlerine göre Rusya'nın özellikle dışarıya yönelik siyasi propagandasında, siyasi liderlerin yanı sıra, dünya halkları arasında hakim olan genel hoşnutsuzluk çerçevesinde Rus yetkililerin 'dokunulmaz' olan tarihten bir takım yöntemler ödünç almasına neden olan bir başarısızlık söz konusu.
Yaklaşık bir yıldır devam eden savaşın yansımaları, halkın geçim kaynaklarını doğrudan etkileyen ciddi ekonomik krizlere yol açmıştı.
Rusya halen, herkesin 'tam bir savaş' olarak nitelendirdiği, ancak Rus yetkililerin ve onların destekçilerinin düzeni yeniden sağlamayı ve Rusça konuşan insanları 'soykırımdan' korumayı hedeflediğini söyledikleri 'özel bir askeri operasyon' demekle yetindikleri savaşla ilgili tutumunun çok daha büyük bir yankı uyandırmasını umuyor. 
Rusya'nın savaşla ilgili dayatmaya çalıştığı isim bile dünyayı ikna etmeyi başaramadı.
Aynı şekilde Rusya'nın Ukrayna'nın NATO'ya üyeliğine karşı çıktığı ve Ukrayna'nın silahsızlandırılması gerektiğini söylediği açıklamalar da gölgede kaldı ve itaatsiz komşusuyla ilgili gerekçeleri pek taraftar bulamadı.
Medya savaşını iyi yönetmeyi başaran Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye yapılan yardımlarla Rus ordusu tükendi.
Rusya tarafından yapılan, Ukrayna'nın iktidarını ve büyük şehirleri kontrol etme arzusuna ilişkin söylemler hiç beklenmedik bir şekilde azaldı.
Zelenski, Avrupa hükümetlerinden destek alırken sosyetik ünlüler ve yıldızlar arasında kazandı. Büyük festivallerin ve ödül törenlerinin baş konuğu haline geldi.
Buralarda kararlılık mesajları vermeye ve ülkesinin tutumunu savunan Zelenski, askeri yeşili kıyafetleriyle savaşın sembolü oldu.
ABD Başkanı Joe Biden'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i 'savaş suçlusu' olarak nitelediği sözlerinin, Rusya'nın tutumuna karşı çıkan çoğu platformda benimsenmesinin ardından Rusya, medya savaşında kayıp vermeye devam etti.
ABD'nin eski Ukrayna ve Özbekistan Büyükelçisi, Atlantik Konseyi Avrasya Merkezi Kıdemli Direktörü John Herbst, National Interest dergisi tarafından yayımlanan açıklamasında, "Rusya Devlet Başkanı kendisini büyük bir ikileme soktu" dedi.
Rusya uzmanı Dr. Rişvan, bu değişimi, büyük bir siyasi potansiyele ve tarihi olarak büyük bir siyasi değere sahip olmayan bir ülke olmasına rağmen hiçbir siyasi analistin Ukrayna'nın bunca zaman kararlı bir şekilde dimdik durmasını beklemediğine işaret ederek açıkladı.
Dr. Rişvan, Putin'in halen 'inatla' ilerlemeye çalıştığını ve bu durumun büyük ekonomik kayıplara neden olduğunu söyledi.

Demir yumruk ama...
Mevcut koşulların Rusya'ya hizmet ettiği söylenemez. İkinci Dünya Savaşı sırasındaki gibi meseleyi takip edenlerin olayı onlara tek bir bakış açısıyla aktaran tek bir araca dayandığı bir propaganda artık söz konusu değil.
Bilginin basit ve anında ulaşılabilir olduğu bir çağda yaşıyoruz. Örneğin, Rusya'nın resmi medya araçlarında çalışanlar arasındaki istifa dalgası, savaş çağrısı yapanların niyetleri hakkındaki şüphelere katkıda bulundu.
Rus devlet televizyonunda çalışan gazeteci Marina Ovsyannikova, istifa edenlerin en önde gelenlerinden biriydi.
Ovsyannikova, gece haberlerinin sunulduğu televizyon stüdyosuna elinde ülkesinin tutumuyla çelişen ve savaşın yanıltıcı siyasi propagandasını reddeden 'Savaşa hayır' yazılı dövizle girdi.
Bu olay sonrasında Rusya'nın devlet denetimindeki medya kuruluşlarında istifalar birbirini izlemeye başladı.
Farklı ülkelerde birkaç dilde yayın yapan Rus resmi haber ağı Russia Today (RT) bünyesinde çalışan Maria Baronova, Shadia Edwards-Dashti ve Frédéric Taddeï gibi ünlü isimler de istifalarını sundular. 
Bu istifaların yanı sıra Rus medyasının, Putin'e büyük bir sempati duyan ve onu arkadaşı olarak gören ABD'li oyuncu Stephen Seagal gibi şu ya da bu şekilde kamuoyunun önde gelenleri sayılan dünyaca ünlü isimlerin büyük bir bölümünün desteğini kaybetmesine yol açan sosyal medya platformlarına getirdiği kısıtlamalar mevcut durumu gözler önüne seriyor.
Birçok dünya yıldızı ve ünlü isim, Putin'in yaptıklarını kınayan düzensiz ama etkili bir karşı-medya kampanyası yürütürken Ukrayna halkına bağış için çağrılarda bulundu.

Rusya'da medyayı kim yönetiyor?
Rusya'da Ukrayna'ya yönelik askeri saldırıyla ilgili olarak medya birçok koldan yönetiliyor. Örneğin Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, askeri operasyonun 'savaş' ya da 'işgal' olarak adlandırılması da dahil olmak üzere yetkililerin 'yanlış' olarak gördüğü bilgileri yayınlayanlar hakkında 15 yıla kadar hapis ve büyük para cezaları öngören bir yasayı onayladı.
Rusya Federal Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişim Denetleme Kurumu (Roskomnadzor), resmi açıklamalarla çelişen bilgiler paylaşan çok sayıda kuruluşuna karşı caydırıcı önlemler aldı.
Örneğin Radio Echo'ya, savaşın başlamasından sadece birkaç hafta sonra yayın yasağı getirildi. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) tarafından iki yıldan kısa bir süre önce yayımlanan bir rapora göre Rusya, basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 150'nci sırada yer alıyor. 
Rusya'da medya yönetiminin üst düzey siyasetçilere ve iktidarın önde gelen isimlerine bırakıldığı ortada. Burada en çok Dışişleri Bakanlığı duruma müdahil görünüyor.
Dışişleri Bakanı Lavrov, art arda açıklamalarda bulunurken Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ülkesinin kültürel birikimine karşı bulduğu yorumlarla alay etmekten geri kalmıyor.
Zaharova daha birkaç gün önce yerel basına verdiği demeçte, Litvanya Kültür Bakanı Simonas Kairys'in savaşa ilişkin tutumu nedeniyle Rusya kültürünün engellenmesini talep etmesinin ardından Kairys'in böyle şeyler düşünmesinin engellenmesi gerektiğini söyleyerek onu 'kültürsüzlük bakanı' olarak nitelendirdi.
Rusya'nın tarihi, edebiyat ve müzik mirasının halen savaştan uzak, aşılmaz bir mesele olarak görülmesi dikkati çekiyor.
Savaşın başlarında bazı ilmi kuruluşlar, Rusya kültürüne ait ürünlerin öğretilmesinin yasaklanması çağrısında bulundu.
Ancak, Rus kültürünün yüksek ürünlerinin insanlığa ait olduğu düşüncesi daha baskındı.
Her ne kadar Rusya, savaşla birlikte başta Mariupol Şehir Tiyatrosu olmak üzere Ukrayna'nın müzelerini ve tiyatrolarını bombalayarak ülkenin kültürel başarılarının çoğunu yok etse de kültürel miras, ilk etapta bir ceza konusu olmamalı.

Bir biri ardına gelen krizler
Tüm bunlara karşın Rusya Kültür Bakanı Olga Lyubimova, savaş propagandasına uzak duruyor gibi görünüyor.
Rutin açıklamalar dışında adından neredeyse hiç bahsedilmiyor. Rusya Federasyonu Dijital Kalkınma, İletişim ve Kitle İletişim Bakanı Maksut Şadayev tarafından yapılan açıklamalarda da çoğunlukla ülkedeki durum ve yasaların uygulanma mekanizması hakkında bilgilerden bahsediliyor.
Şadayev, geçen yılın sonlarında Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonun başlamasından bu yana ülkeden kaçan ve bu alanlarda büyük bir açığa neden olan yaklaşık 100 bin teknisyeni kaybettiği şeklindeki sözleri de dahil olmak üzere medya politikalarını izlemekten çok uzak görünüyor.
Analistlere göre teknisyenlerin gitmelerinin nedeni, güvenlik durumunun istikrarsızlaşması e ayrıca ordunun yedek askerlere duyduğu ihtiyacın artması.
Ülke genelinde askerlik yapmak ve savaşa katılmak istemeyen birçok genç ülkeden ayrıldı. Bu durum, Rusya'nın istemediği diğer hikayelerin haberlere hakim olmasıyla karşı medya propagandasının gücüne güç katan başka bir mesele.
Bunlar arasında, Rusya adına Ukraynalılarla savaşan Wagner Grubu'nun paralı askerlerinin hareketleriyle ilgili hikayeler de yer alıyor.
Wagner'in savaşçı sayısında düşüş kaydedilirken Ukrayna, Rusya'yı düşmanlarını yok etmek için Wagner savaşçılarını kullanmakla suçluyor. 
 
 Independent Türkçe



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.