Goebbels'in izinde: 'Sosyal medya' çağında Rusya propagandası

Moskova medyası savaş için dış destek toplayamazken, kararlılık mesajları vermeye ve ülkesinin tutumunu savunan Zelenskiy, askeri yeşili kıyafetleriyle savaşın sembolü oldu

Putin, tüm gücüyle Nazi ideolojisine karşı savaştığını söylese de aynı güçle bu ideolojinin bazı mekanizmalarına tutunuyor / Fotoğraf: AFP
Putin, tüm gücüyle Nazi ideolojisine karşı savaştığını söylese de aynı güçle bu ideolojinin bazı mekanizmalarına tutunuyor / Fotoğraf: AFP
TT

Goebbels'in izinde: 'Sosyal medya' çağında Rusya propagandası

Putin, tüm gücüyle Nazi ideolojisine karşı savaştığını söylese de aynı güçle bu ideolojinin bazı mekanizmalarına tutunuyor / Fotoğraf: AFP
Putin, tüm gücüyle Nazi ideolojisine karşı savaştığını söylese de aynı güçle bu ideolojinin bazı mekanizmalarına tutunuyor / Fotoğraf: AFP

Hamide Ebu Humeyle 
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batı'yı Ukrayna topraklarında olup bitenlere karşı yanıltıcı bir propaganda yürütmekle suçlarken ABD ve Avrupa ülkelerinin medyayı Kiev'i destekleye yönlendirecek beceriye sahip olduklarına inandığını gözler önüne seriyor.  
Lavrov, tüm medya platformlarını, Rusya'nın, Ukrayna'da savaştığını söylediği neo-Nazi ideolojisine bağlı olarak gördüğü Ukraynalı yetkililerle 'aynı tutumu sergilemekle' suçladı.
Medya alanındaki savaşta Rusya'nın kültür ve bilgi teknolojisi bakanlıklarından daha etkili görünen Lavrov, Rusya'nın muhaliflerine karşı çeşitli suçlamalarda bulunurken Kremlin'in internet sitesinde, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in sahada olup bitenlerle ilgili gerçeği resmi bakış açısıyla ortaya koyan belgesellerin yayımlanmasını organize etme kararını duyuran resmi bir mesaj yayımlandı.
Söz konusu belgesellerin, şubat ayı başlarında Rusya'daki sinemalarda gösterime girmesi gerekiyordu, ancak bazıları şimdiden orada burada Rusya ve Rusya yanlısı medya kuruluşlarınca yayınlanmaya başladı.
Gerekli etki yakalanamadığı için halkın daha geniş kesimlerine ulaşmak amacıyla yeni bir plan yapılmış gibi görünüyor
Peki Lavrov, Batı medyasının yaptığının 'seferberlik' anlamına geldiğini söylerken ülkesinin izlediği yeni plan neydi?
Yeni mesaj, Nazilikten arındırma ve neo-faşist ideolojinin yayılmasıyla mücadele gibi ifadelerden de yoksun değildi.
Putin, bir yandan tüm gücüyle Nazi ideolojisine karşı savaştığını söylerken diğer yandan aynı güçle bu ideolojinin bazı mekanizmalarına tutunuyor.
Bu mekanizmalardan belki de en öne çıkanı, savaş kararı için medya kuruluşlarına ve propaganda platformlarına verilen doğrudan talimatlarla medya ve propaganda seferberliği başlatmaktı.
Ayrıca talimatlara uymayanlara caydırıcı cezalar verileceği de bildirildi. Şimdi 2023 model yeni bir Goebbels üretiliyor?

Goebbels nostaljisi
Propaganda amaçlı bir takım girişimler olabilir ama bunlar asla İkinci Dünya Savaşı'ndaki gibi kolay olmayacaktır.
Nazi lideri Adolf Hitler, bu görevi, 1933-1945 yılları arasında Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Paul Joseph Goebbels'e emanet etti.
Goebbels'in propaganda çalışmaları, Alman ırkının üstünlüğünün öne çıkarılmasına, güçlü ve öncü bir imparatorluğun inşasına ve Yahudilere karşıtlığı ve onların yok edilmesi çağrısına dayanıyordu ve bu propagandayı yapmak için gazete, radyo ve tüm medya araçlarının yanı sıra sanatı kullandı.
Nispeten yeni bir araç olarak Nazi Almanya'sı tarafından yürütülen savaşın propaganda konularını işleyen ve Hitler'in hoşlanmadığı ne varsa ona saldıran filmler yapıldı.
Devletin girdiği savaşlar ve art arda kendisine yönelik dışarıdan yapılan düşmanlıklardan sonra halkın moralini yükseltmek için halka durmaksızın mesajlar tekrar edildi.
O dönemde siyasi propaganda, mücadelenin önemli bir koluydu. Nazi propagandasının kitlelerin duygularını ve ruhlarını etkilemeye ve amaçlarına hizmet etmek için duyguları manipüle etmeye dayalı olduğu Hitler'in kaleme aldığı 'Kavgam' adlı ünlü kitabında yer alanlar uygulandığında gözler önüne serildi.
Yani medyayı harekete geçirme fikri ve devletin başta milli duyguları etkileme sürecini daha erişilebilir ve kabul edilebilir kılan çoklu teknikleri içeren, hızlı ve kolay anlaşılır bir araç olarak filmler olmak üzere mevcut tüm platformları kullanarak kendi tarafındaki halkı harekete geçirme girişimi ilk kez Naziler tarafından kullanılmış bir yöntemdir.
Sovyetler Birliği de 1990'lı yılların başlarındaki çöküşünden önce bu şekilde yapılan propaganda yöntemini kullandı.
Şimdi yurtdışındaki bazı bürolarını kapatılan ve muhabirleriyle iş birliği yapmayan Rusya basını bu eski, ancak kendisi için yeni olan planda başarılı olabilecek mi?

Bir düşman ve rol model olarak Nazizm
Rusya uzmanı Dr. Nebil Rişvan, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik 'özel askeri operasyonun' gerekçesini halka açıklayan araçların yoğunlaştırılması gerektiğine dair ülkede verilen resmi talimatları, Hitler ve Goebbels'in İkinci Dünya Savaşı sırasında izledikleri propaganda politikasına benzetti.
Putin'in Ukrayna'da savaştığını söylediği Nazizm'in propaganda yöntemini benimsenmesiyle ortaya çıkan ikileme değinen Dr. Rişvan, Rusların savaş zamanlarında her şeyi mubah gördüklerinin altını çizdi.
Rusya'da resmi basın araçlarının sıkı bir şekilde kontrol altında olduğunu söyleyen Dr. Rişvan, mevcut durumu üçüncü bir dünya savaşına benzetiyor.
Rusya'nın propaganda konusunda başarılı olduğunu inkar etmeyen Dr. Rişvan, Putin'in vatandaşları arasındaki popülerliğinin artmasının bunu kanıtladığını, ancak dış politikada başarısız olduğunu belirtti.
Dr. Rişvan'a göre Moskova, örneğin yeni müttefikler kazanamazken kendisine karşı tarafsız olanları bile yanına çekmeyi başaramadı.
Dr. Rişvan, NATO ülkelerinin Rusya'ya karşı olmaları kaçınılmaz olsa da bir başka noktaya dikkat çekerek Rusya'nın halkın görüşlerini umursamadığı ve tek kaygısının hükümetlerden ve devletlerden resmi bir destek almak olduğunu vurguladı.
Dr. Rişvan'a göre Moskova, medya propagandasında Ukrayna'ya karşı halkın milli duygularıyla oynarken her zaman askeri operasyon kararı alınmasına neden olan verilere, istatistiklere ve tarihi faktörlere dayandı ve dolayısıyla insan hikayelerine, kurban sayılarına ve çektikleri acılara odaklanarak bu dosyayı iyi yönetmeyi başardı.

Zelenski nasıl başarılı oldu?
Dolayısıyla gözlemcilerin görüşlerine göre Rusya'nın özellikle dışarıya yönelik siyasi propagandasında, siyasi liderlerin yanı sıra, dünya halkları arasında hakim olan genel hoşnutsuzluk çerçevesinde Rus yetkililerin 'dokunulmaz' olan tarihten bir takım yöntemler ödünç almasına neden olan bir başarısızlık söz konusu.
Yaklaşık bir yıldır devam eden savaşın yansımaları, halkın geçim kaynaklarını doğrudan etkileyen ciddi ekonomik krizlere yol açmıştı.
Rusya halen, herkesin 'tam bir savaş' olarak nitelendirdiği, ancak Rus yetkililerin ve onların destekçilerinin düzeni yeniden sağlamayı ve Rusça konuşan insanları 'soykırımdan' korumayı hedeflediğini söyledikleri 'özel bir askeri operasyon' demekle yetindikleri savaşla ilgili tutumunun çok daha büyük bir yankı uyandırmasını umuyor. 
Rusya'nın savaşla ilgili dayatmaya çalıştığı isim bile dünyayı ikna etmeyi başaramadı.
Aynı şekilde Rusya'nın Ukrayna'nın NATO'ya üyeliğine karşı çıktığı ve Ukrayna'nın silahsızlandırılması gerektiğini söylediği açıklamalar da gölgede kaldı ve itaatsiz komşusuyla ilgili gerekçeleri pek taraftar bulamadı.
Medya savaşını iyi yönetmeyi başaran Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye yapılan yardımlarla Rus ordusu tükendi.
Rusya tarafından yapılan, Ukrayna'nın iktidarını ve büyük şehirleri kontrol etme arzusuna ilişkin söylemler hiç beklenmedik bir şekilde azaldı.
Zelenski, Avrupa hükümetlerinden destek alırken sosyetik ünlüler ve yıldızlar arasında kazandı. Büyük festivallerin ve ödül törenlerinin baş konuğu haline geldi.
Buralarda kararlılık mesajları vermeye ve ülkesinin tutumunu savunan Zelenski, askeri yeşili kıyafetleriyle savaşın sembolü oldu.
ABD Başkanı Joe Biden'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i 'savaş suçlusu' olarak nitelediği sözlerinin, Rusya'nın tutumuna karşı çıkan çoğu platformda benimsenmesinin ardından Rusya, medya savaşında kayıp vermeye devam etti.
ABD'nin eski Ukrayna ve Özbekistan Büyükelçisi, Atlantik Konseyi Avrasya Merkezi Kıdemli Direktörü John Herbst, National Interest dergisi tarafından yayımlanan açıklamasında, "Rusya Devlet Başkanı kendisini büyük bir ikileme soktu" dedi.
Rusya uzmanı Dr. Rişvan, bu değişimi, büyük bir siyasi potansiyele ve tarihi olarak büyük bir siyasi değere sahip olmayan bir ülke olmasına rağmen hiçbir siyasi analistin Ukrayna'nın bunca zaman kararlı bir şekilde dimdik durmasını beklemediğine işaret ederek açıkladı.
Dr. Rişvan, Putin'in halen 'inatla' ilerlemeye çalıştığını ve bu durumun büyük ekonomik kayıplara neden olduğunu söyledi.

Demir yumruk ama...
Mevcut koşulların Rusya'ya hizmet ettiği söylenemez. İkinci Dünya Savaşı sırasındaki gibi meseleyi takip edenlerin olayı onlara tek bir bakış açısıyla aktaran tek bir araca dayandığı bir propaganda artık söz konusu değil.
Bilginin basit ve anında ulaşılabilir olduğu bir çağda yaşıyoruz. Örneğin, Rusya'nın resmi medya araçlarında çalışanlar arasındaki istifa dalgası, savaş çağrısı yapanların niyetleri hakkındaki şüphelere katkıda bulundu.
Rus devlet televizyonunda çalışan gazeteci Marina Ovsyannikova, istifa edenlerin en önde gelenlerinden biriydi.
Ovsyannikova, gece haberlerinin sunulduğu televizyon stüdyosuna elinde ülkesinin tutumuyla çelişen ve savaşın yanıltıcı siyasi propagandasını reddeden 'Savaşa hayır' yazılı dövizle girdi.
Bu olay sonrasında Rusya'nın devlet denetimindeki medya kuruluşlarında istifalar birbirini izlemeye başladı.
Farklı ülkelerde birkaç dilde yayın yapan Rus resmi haber ağı Russia Today (RT) bünyesinde çalışan Maria Baronova, Shadia Edwards-Dashti ve Frédéric Taddeï gibi ünlü isimler de istifalarını sundular. 
Bu istifaların yanı sıra Rus medyasının, Putin'e büyük bir sempati duyan ve onu arkadaşı olarak gören ABD'li oyuncu Stephen Seagal gibi şu ya da bu şekilde kamuoyunun önde gelenleri sayılan dünyaca ünlü isimlerin büyük bir bölümünün desteğini kaybetmesine yol açan sosyal medya platformlarına getirdiği kısıtlamalar mevcut durumu gözler önüne seriyor.
Birçok dünya yıldızı ve ünlü isim, Putin'in yaptıklarını kınayan düzensiz ama etkili bir karşı-medya kampanyası yürütürken Ukrayna halkına bağış için çağrılarda bulundu.

Rusya'da medyayı kim yönetiyor?
Rusya'da Ukrayna'ya yönelik askeri saldırıyla ilgili olarak medya birçok koldan yönetiliyor. Örneğin Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, askeri operasyonun 'savaş' ya da 'işgal' olarak adlandırılması da dahil olmak üzere yetkililerin 'yanlış' olarak gördüğü bilgileri yayınlayanlar hakkında 15 yıla kadar hapis ve büyük para cezaları öngören bir yasayı onayladı.
Rusya Federal Bilgi Teknolojileri ve Kitle İletişim Denetleme Kurumu (Roskomnadzor), resmi açıklamalarla çelişen bilgiler paylaşan çok sayıda kuruluşuna karşı caydırıcı önlemler aldı.
Örneğin Radio Echo'ya, savaşın başlamasından sadece birkaç hafta sonra yayın yasağı getirildi. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) tarafından iki yıldan kısa bir süre önce yayımlanan bir rapora göre Rusya, basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 150'nci sırada yer alıyor. 
Rusya'da medya yönetiminin üst düzey siyasetçilere ve iktidarın önde gelen isimlerine bırakıldığı ortada. Burada en çok Dışişleri Bakanlığı duruma müdahil görünüyor.
Dışişleri Bakanı Lavrov, art arda açıklamalarda bulunurken Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ülkesinin kültürel birikimine karşı bulduğu yorumlarla alay etmekten geri kalmıyor.
Zaharova daha birkaç gün önce yerel basına verdiği demeçte, Litvanya Kültür Bakanı Simonas Kairys'in savaşa ilişkin tutumu nedeniyle Rusya kültürünün engellenmesini talep etmesinin ardından Kairys'in böyle şeyler düşünmesinin engellenmesi gerektiğini söyleyerek onu 'kültürsüzlük bakanı' olarak nitelendirdi.
Rusya'nın tarihi, edebiyat ve müzik mirasının halen savaştan uzak, aşılmaz bir mesele olarak görülmesi dikkati çekiyor.
Savaşın başlarında bazı ilmi kuruluşlar, Rusya kültürüne ait ürünlerin öğretilmesinin yasaklanması çağrısında bulundu.
Ancak, Rus kültürünün yüksek ürünlerinin insanlığa ait olduğu düşüncesi daha baskındı.
Her ne kadar Rusya, savaşla birlikte başta Mariupol Şehir Tiyatrosu olmak üzere Ukrayna'nın müzelerini ve tiyatrolarını bombalayarak ülkenin kültürel başarılarının çoğunu yok etse de kültürel miras, ilk etapta bir ceza konusu olmamalı.

Bir biri ardına gelen krizler
Tüm bunlara karşın Rusya Kültür Bakanı Olga Lyubimova, savaş propagandasına uzak duruyor gibi görünüyor.
Rutin açıklamalar dışında adından neredeyse hiç bahsedilmiyor. Rusya Federasyonu Dijital Kalkınma, İletişim ve Kitle İletişim Bakanı Maksut Şadayev tarafından yapılan açıklamalarda da çoğunlukla ülkedeki durum ve yasaların uygulanma mekanizması hakkında bilgilerden bahsediliyor.
Şadayev, geçen yılın sonlarında Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonun başlamasından bu yana ülkeden kaçan ve bu alanlarda büyük bir açığa neden olan yaklaşık 100 bin teknisyeni kaybettiği şeklindeki sözleri de dahil olmak üzere medya politikalarını izlemekten çok uzak görünüyor.
Analistlere göre teknisyenlerin gitmelerinin nedeni, güvenlik durumunun istikrarsızlaşması e ayrıca ordunun yedek askerlere duyduğu ihtiyacın artması.
Ülke genelinde askerlik yapmak ve savaşa katılmak istemeyen birçok genç ülkeden ayrıldı. Bu durum, Rusya'nın istemediği diğer hikayelerin haberlere hakim olmasıyla karşı medya propagandasının gücüne güç katan başka bir mesele.
Bunlar arasında, Rusya adına Ukraynalılarla savaşan Wagner Grubu'nun paralı askerlerinin hareketleriyle ilgili hikayeler de yer alıyor.
Wagner'in savaşçı sayısında düşüş kaydedilirken Ukrayna, Rusya'yı düşmanlarını yok etmek için Wagner savaşçılarını kullanmakla suçluyor. 
 
 Independent Türkçe



ABD mahkemesi, işkence suçlamasıyla Adra Cezaevi’nin eski müdürüne 60 yıl hapis cezası verdi

Esed rejiminin devrilmesi sonrası Suriye’deki Sednaya Hapishanesi’nden binlerce mahkûmun serbest bırakılmasının ardından bir kadın akrabalarını arıyor. (Reuters – Arşiv)
Esed rejiminin devrilmesi sonrası Suriye’deki Sednaya Hapishanesi’nden binlerce mahkûmun serbest bırakılmasının ardından bir kadın akrabalarını arıyor. (Reuters – Arşiv)
TT

ABD mahkemesi, işkence suçlamasıyla Adra Cezaevi’nin eski müdürüne 60 yıl hapis cezası verdi

Esed rejiminin devrilmesi sonrası Suriye’deki Sednaya Hapishanesi’nden binlerce mahkûmun serbest bırakılmasının ardından bir kadın akrabalarını arıyor. (Reuters – Arşiv)
Esed rejiminin devrilmesi sonrası Suriye’deki Sednaya Hapishanesi’nden binlerce mahkûmun serbest bırakılmasının ardından bir kadın akrabalarını arıyor. (Reuters – Arşiv)

ABD Adalet Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, 2005-2008 yılları arasında Şam’da cezaevi müdürlüğü yapan Suriyeli bir kişinin işkence suçlamasıyla ABD’deki federal bir mahkeme tarafından 60 yıl hapis cezasına çarptırıldığını duyurdu.

Beşşar Esed döneminde kötü şöhretli Adra Cezaevi’ni yöneten Samir Osman Şeyh, bakanlığın açıklamasına göre Suriye’de siyasi muhalifleri susturmak da dahil olmak üzere insan hakları ihlallerine ilişkin ‘vahşet’ suçlarından mahkûm edildi. Şeyh’in mahkûmlara işkence yapılması yönünde emir verdiği ve bu işkencelere bizzat katıldığı belirtildi.

Duruşma sırasında üç mağdur, maruz kaldıkları kötü muamele ve diğer mahkûmlara yönelik işkenceler hakkında ifade verdi.

Açıklamada, ABD Başsavcı Yardımcısı A. Tysen Duva’nın, “Bu davada verilen karar, mağdurların cesaretine bir övgüdür” ifadesine yer verildi.

Şeyh ayrıca, ‘vize başvurusunda dolandırıcılık’ ve ‘vatandaşlık elde etmek için dolandırıcılık girişiminde bulunmak’ suçlarından da mahkûm edildi.

Bugün 74 yaşında olan Şeyh, 2020’de ABD’ye geldikten sonra 2023’te Amerikan vatandaşlığına başvurdu. Şeyh, oturma izni alabilmek için geçmişi konusunda ABD makamlarına yalan söylediği gerekçesiyle Temmuz 2024’te Los Angeles’ta gözaltına alınarak hakkında dava açıldı.

Duva, “İnsan hakları ihlallerinin failleri ABD’ye geldiklerinde burada sığınacak bir yer bulamayacak. Onların izini süreceğiz, suçlarından dolayı yargılanmalarını ve cezalandırılmalarını sağlayacağız” dedi.

Şam yönetimine karşı silahlı muhalif grupların Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, aralarında Şam’ın kuzeyinde bulunan Sednaya Cezaevi’nin de yer aldığı çok sayıda Suriye cezaevinin kapıları açıldı. Bu sırada, şaşkınlık ve aşırı zayıflık belirtileri gösteren mahkûmların görüntüleri dünya genelinde yayıldı. Bazı mahkûmların, hücrelerinden çıkamayacak kadar güçsüz olmaları nedeniyle arkadaşlarının omuzlarında taşındığı görüldü.


Ticaretten Tayvan ve İran’a kadar… Trump-Şi zirvesinden neler bekleniyor?

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)
TT

Ticaretten Tayvan ve İran’a kadar… Trump-Şi zirvesinden neler bekleniyor?

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, bu yıl ikinci kez bir araya geleceği Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i gelecek hafta Beyaz Saray’da ağırlayacak. İki lider, ticaret ve Tayvan’dan İran krizine, ayrıca yapay zekâya ilişkin küresel endişelere kadar uzanan çeşitli başlıkların baskı oluşturduğu ABD-Çin ilişkilerinde belirli bir istikrar sağlamaya çalışıyor.

Şi, Çin ekonomisinin üst üste ikinci yıl 1 trilyon dolarlık ticaret fazlası vermeye hazırlandığı bir dönemde, ülkesine liderlik ettiği son 10 yıl içinde ilk kez Beyaz Saray’ı ziyaret edecek.

İran’la savaşa dahil olan ve kamuoyu desteğinde düşüş yaşayan Trump ise artan fiyatlardan rahatsız olan Amerikalılara sunabileceği ticari kazanımlar elde etmeye çalışıyor.

Trump’ın mayıs ayında Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretin ardından düzenlenecek 24 Eylül’deki zirvenin gündeminde öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

Ateşkesi uzatmak mı, yoksa ticaret savaşını yeniden başlatmak mı?

Piyasalar, Trump ile Şi’nin geçtiğimiz yıl ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirdiği zirvenin ardından ilan edilen ve 10 Kasım’da sona ermesi planlanan gümrük vergileri ateşkesinin uzatılacağına ilişkin işaretleri yakından takip edecek.

Söz konusu anlaşma, dünyanın en büyük iki ekonomisinin karşılıklı olarak yüzde 100’ü aşan gümrük vergileri uygulamasıyla küresel tedarik zincirlerini tehdit ettiği ticaret savaşını durdurmuştu.

xcvfgbh
Çin Halk Kurtuluş Ordusu onur kıtası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda ABD Başkanı Donald Trump’ı karşılamasından önce Çin ve Amerikan bayraklarını göndere çekiyor... Çin, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer bu ay yaptığı açıklamada, iki ülkenin ‘tarım ve tarife dışı engellerle ilgili bazı tedbirleri’ açıklayacağını söyledi. Piyasa aktörleri, 30 milyar dolar değerindeki malları kapsayacak karşılıklı gümrük vergisi indirimine ilişkin herhangi bir ilerleme olup olmadığını izleyecek. Çin, ABD’nin tarım ürünlerine uygulanan vergileri düşürerek bu adımı daha kolay hayata geçirebilir.

Tayvan

ABD’nin Asya’daki müttefikleri, Trump’ın ekonomik kazanımları güvence altına almak amacıyla Washington’ın demokratik yönetilen Tayvan’a verdiği desteği azaltmaya yönelebileceği yönündeki endişelerini giderek artırıyor. Çin, Tayvan üzerinde egemenlik hakkı olduğunu savunuyor.

Tayvan, Çin’in egemenlik iddialarına şiddetle karşı çıkıyor. ABD’nin de çoğu ülke gibi Tayvan’la resmi diplomatik ilişkileri bulunmamasına rağmen Washington, adanın en önemli uluslararası destekçisi ve silah tedarikçisi konumunda.

Trump, Şi’nin mayıs ayında gerçekleştirilen görüşme sırasında ABD’nin Tayvan’a silah satışları konusunda kendisine baskı yaptığını söyledi. ABD Başkanı daha sonra, değeri 14 milyar dolara ulaşan ve henüz sonuçlandırılmamış bir silah anlaşmasını ‘pazarlık kozu’ olarak nitelendirdi.

scdfgh
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’deki Cennet Tapınağı’na yaptıkları gezinti sırasında yan yana yürüyorlar... Çin, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

Reuters’a konuşan ve Çin’in yürüttüğü girişimler hakkında bilgi sahibi olan kaynaklara göre Pekin, silah satışlarının yanı sıra Trump’ı, ABD’nin Tayvan’ın bağımsızlığına destek vermediğini söylemekle yetinmek yerine bağımsızlığa karşı olduğunu açıklamaya ikna etmeyi de umuyor. Washington, onlarca yıldır bu konuda ‘bağımsızlığı desteklemediği’ yönündeki ifadeyi kullanıyor.

ABD’nin Tayvan politikasında yapılacak herhangi bir değişiklik, Washington’ın adayı savunma konusundaki kararlılığına ilişkin soru işaretlerine yol açabileceği ve Kongre’de muhalefeti tetikleyebileceği için ciddi tartışmalara neden olabilir.

İran Savaşı

İki liderin, Trump’ın İsrail’le birlikte şubat ayında başlattığı ve sona erdirmeye çalıştığı İran savaşını da ele alması bekleniyor.

Pekin, Tahran’la yakın ilişkilerini sürdürüyor. Çin, açık ara farkla dünyanın İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda. Washington, Şi’nin Tahran üzerinde baskı uygulama konusunda benzersiz bir kapasiteye sahip olduğunu düşünüyor ancak Çin liderinin bunu yapma konusunda fazla istekli olmadığı görülüyor. Reuters, geçen ay Pekin’in yaptırımları aşmaya yönelik bir düzenek aracılığıyla İran’a milyarlarca dolarlık mal sattığını bildirmişti. Çin Dışişleri Bakanlığı ise böyle bir düzenekten haberdar olmadığını belirtiyor.

ABD’nin yaşadığı hayal kırıklığına rağmen Hazine Bakanı Scott Bessent, geçen ay İran’a yönelik bir ‘ekonomik saldırı’ başlatıldığını duyururken Çin bankalarına yaptırım uygulamaya kadar gitmedi ve ülkelere Tahran’la ticari ilişkilerini kesmeleri çağrısında bulundu.

Bessent, gelecek haftanın başında Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile görüşeceğini, Trump ile Şi’nin ise zirvede Çin ile İran arasındaki mali ilişkiler konusundaki görüşmelerini sürdüreceğini söyledi.

Trump, pazar günü İran’ın, temmuz ayında üç ABD askerinin hayatını kaybettiği saldırıdan önce Çin’deki kuruluşlar aracılığıyla Ürdün’deki bir üsse ait uydu görüntülerini elde ettiğini öne süren bir haberi dikkate almadı.


İran'daki ekonomik kriz Afgan göçmenleri de vurdu

Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)
Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)
TT

İran'daki ekonomik kriz Afgan göçmenleri de vurdu

Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)
Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı savaş nedeniyle İran'da derinleşen ekonomik kriz, 2021'de Taliban'ın Afganistan'da iktidarı yeniden ele geçirmesinin ardından ülkeye sığınan binlerce göçmeni geri dönmeye zorluyor.

İran İstatistik Merkezi'ne göre tüketici fiyatları yıllık yaklaşık yüzde 90, gıda fiyatları ise yaklaşık yüzde 130 arttı. Uluslararası Göç Örgütü'nün (IOM) araştırmasına göre İran'dan dönen Afganların yalnızca yüzde 29'unun birikimi kaldı, ortalama gelirleri de kriz öncesine kıyasla yaklaşık üçte bir azaldı.

Reuters'ın Afganistan'ın İran sınırındaki Herat ve Ferah vilayetlerinde görüştüğü göçmenler, işsizlik ve hızla yükselen fiyatlar nedeniyle İran'da yaşamın sürdürülemez hale geldiğini söylüyor.

18 yaşındayken ailesiyle İran'a giden Muhammed Said, 5 ay önce Afganistan'a döndüklerini belirtiyor. Ailenin İran riyali cinsinden birikimleri, para biriminin sert değer kaybetmesi nedeniyle değerinin üçte ikisinden fazlasını yitirmiş.

Göçmen Sayid Cavid de geçmişte Afgan satıcıların İran pazarlarında malları yaklaşık iki katına satarak kâr edebildiğini ancak enflasyon ve birikimlerin erimesiyle tüketici talebinin çöktüğünü söylüyor.

Abdul Cabbar da eşi, iki kızı, torunu ve annesiyle yaklaşık 40 yıldır yaşadığı İran'dan Afganistan'a dönmek zorunda kaldıklarını anlatıyor. Kirman'daki evlerinin İran ordusuna ait bir askeri üsse yakın olduğunu anlatan Abdul Cabbar, bölgenin savaş sırasında defalarca füzelerle vurulması ve iş imkanlarının ortadan kalkması nedeniyle Afganistan'a döndüklerini belirtiyor.

İran sınırındaki İslam Kale kapısında görev yapan Taliban yetkilisi Abdulgani Kazızade, her gün kadın ve kız çocuklarının da bulunduğu en az 20 ila 40 ailenin gönüllü olarak Afganistan'a döndüğünü söylüyor. Yetkili, İran'da kazanılan ücretlerin artık temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini ifade ediyor.

Independent Türkçe, Reuters, Ynet