Kadınları ve müziği yücelten bir medeniyet adına zafer kazanan kadın müzik topluluğu: Sumeryat

Irak'ta ve bölgede grup ya da solo olarak bir müzik aleti çalmaya yahut şarkı söylemeye dayalı bir mirası canlandırmayı amaçlayan eşsiz bir deneyim olarak Sumeryat Müzik Topluluğu

Her yaştan kadın müzisyenin yer aldığı Sumeryat Müzik Topluluğu’nun en genç müzisyeni 11 yaşında / Fotoğraf: Independent Arabia
Her yaştan kadın müzisyenin yer aldığı Sumeryat Müzik Topluluğu’nun en genç müzisyeni 11 yaşında / Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Kadınları ve müziği yücelten bir medeniyet adına zafer kazanan kadın müzik topluluğu: Sumeryat

Her yaştan kadın müzisyenin yer aldığı Sumeryat Müzik Topluluğu’nun en genç müzisyeni 11 yaşında / Fotoğraf: Independent Arabia
Her yaştan kadın müzisyenin yer aldığı Sumeryat Müzik Topluluğu’nun en genç müzisyeni 11 yaşında / Fotoğraf: Independent Arabia

Gufran Yunus
Sumeryat Müzik Topluluğu, Irak'ın başkenti Bağdat'taki Ulusal Tiyatro'da ülkenin geleneksel şarkılarını icra ettiği ilk konseriyle kurulduğunu duyurdu.
Sümer arpı çalmasıyla bilinen Sümer Kraliçesi Şebad'ın torunları, iki saati aşkın bir süre boyunca enstrümanlarını çalarken sahneden Abdulhalim Hafız, Ümmü Gülsüm ve Feyruz'un şarkıları gibi Arap müziğinin klasikleri ile Irak müziği arasında zarif bir şekilde hareket eden notalar yükseliyordu.
Irak'taki müzik akademilerinden mezun olan ve halen öğrenimi sürdüren 50 kadın müzisyenden oluşan Sumeryat Müzik Topluluğu (Sumeryat Music Ensemble), hayallerini ve akorlarını Irak'ta türünün ilk örneği olan müzikal bir boyuta taşıyarak, enstrüman çalmadaki ve şarkı söylemedeki hünerlerini sergiledi.
Adını Sümer medeniyetinden alan Sumeryat Müzik Topluluğu, doğu çalgılarını batı çalgılarıyla birleştirerek geçmişin mirasını orijinalliğini koruyarak sunarken aynı zamanda modern müziği de yakalamayı başarıyor. 

Özgün bir deneyim
Sumeryat Müzik Topluluğu'nun kurucusu ve yöneticisi Alaa Macid, İsveç'te kurduğu 'Tuyur Dicle' (Dicle Kuşları) adlı grup da dahil olmak üzere çok sayıda müzik grubunun kurulmasına katkıda bulundu.
Bu gruplarda geleneksel Irak müziğini icra etmeyen çok sayıda kadın müzisyen de vardı.
Macid, Londra'da farklı milletlerden müzisyenlerin eğitim gördüğü, Arap Müzik Akademisi'nin de kurucusu. 
Macid, her grubun kendine özgü olduğunu, ancak Sumeryat Müzik Topluluğu'nu diğerlerinden ayıran noktanın, akademik bir şekilde müzik eğitimi alan kadın müzisyenlerden oluşması olduğunu söyledi.
Bunun Arap dünyası için neredeyse eşsiz bir deneyim olduğunu vurgulayan Macid, Sumeryat Müzik Topluluğu'nun tıpkı Tunus'taki gibi bölgede de var olan bir kadın korosu olduğunun altını çizdi.
Müzik topluluğunun üyelerinin ağırlıklı olarak müzik akademilerinde eğitim görmüş kadınlardan oluştuğuna dikkati çeken Macid, "Bir müzisyen, müzik öğrencisi olmadıkça ayırt edilemez" dedi. 

Tarihteki ilk aşk şarkısı
Tarih kaynakları, müziğin Mezopotamya'da Sümer, Akad ve Babil medeniyetlerinin tüm dönemlerinde var olduğunu, Irak halkının çeşitli dini ritüellerinde yer aldığını, bunun yanı sıra, Irak'ın eski hükümdarlarının müziği önemsediğini ve müzikle ilgili çalışmalar için çeşitli yöntemler geliştirdiklerini ortaya koyuyor.
Arkeolojik kazılarda bulunan, müzik notaları, şarkı sözleri ve müzik ölçeği ile ilgili matematiksel metinlerin olduğu topraktan yapılmış tabletler bunları doğruluyor.
Ayrıca, tarihçilerin 'tarihteki ilk aşk şarkısı' olduğunu düşündükleri ilk lirik metni de bu toprak tabletlerde bulundu.
Sumeryat Müzik Topluluğu'nun kurucularından biri ve basın sözcüsü olan arkeolog Cumana es-Samarrai, böyle bir mirasın olduğunu doğrulayarak, grubun adının bu tarihi boyutu yansıtmasını sağlamaya çalıştıklarını söyledi. 
Samarrai, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Irak, müziğin mucididir ve ilk notalar burada (Irak'ta) yazılmıştır. Sümer medeniyeti de 5 bin 200 yıl önce kadınları tapınılacak tanrılar yaparak kutsallaştırdı. Bu yüzden, kadınları ve müziği kutsayan eski Irak uygarlığının mirasçıları olarak gruba Sumeryat Müzik Topluluğu adını verdik."

Doğu müzik tarzı Taht'ta (Tahkt) kullanılan müzik aletlerine eğilim
Tar sanatçısı Sara Beyan, Batı tarzı enstrümanların öğreniminin pahalı olmasından sonra özellikle Batı ülkelerde Doğu çalgıları için eğitimlerin verilmeye başlanmasının ardından genç kızlar arasında Doğu tarzı enstrümanları öğrenmeye yönelik bir eğilim başladığını söyledi.
Artık enstrüman çalma alanının genişlediğini söyleyen Beyan, "Toplumun bakış açısı değişmeye başladı. Bir genç kızın ud, kanun ya da herhangi Doğu enstrümanını çalmayı öğrenmesi doğal karşılanır oldu" ifadelerini kullandı.
Sumeryat Müzik Topluluğu'nun bir üyesi ve Müzikal Araştırmalar Enstitüsü'nde öğretim görevlisi olan kanun sanatçısı Huveyda Hanna, "Genişlemeye başlayan bir müzik zevkinin olması ve konserlere seyircilerin yoğun katılımı, kadınların müzisyen ve müzik öğrencisi olarak toplum tarafından kabul görüyor olduklarının kanıtı" şeklinde konuştu.
Müzik ve Bale Okulu mezunu ney ve flüt solisti Alaa Ziya da hazırlık ve provalar sırasında grubun kurulduğu henüz duyurulmamış olsa da konserin tanıtımının yapılmasıyla tüm biletlerin tükenmiş olması karşısında şaşırdıklarını ifade etti. 
Ziya, şunları söyledi:
"Bu da Irak'ın bir müzik ülkesi olduğu ve izaha ihtiyaç duymayan bir dil olduğu için her türlü müziği dinleyenlerin olduğu mesajımızı doğruluyor ve destekliyor."

Desteksizlik nedeniyle yarım kalan projeler
Genellikle müzik grupları kurulur, ancak birçok engel ve destek eksikliği nedeniyle hızla ortadan kaybolurlar.
Bu kapsamda Güzel Sanatlar Akademisi mezunu olan santur sanatçısı Hela Bessam Abbas, devletten destek alamayan müzik gruplarının yaşadıklarıyla ilgili olarak 2003 yılından önce Sumeryat Müzik Topluluğu'na benzer bir deneyime sahip olan ve kadın üyelerin yer aldığı 'İştar' adlı bir müzik grubunun kurulduğunu, fakat desteksizlik nedeniyle grubun yoluna devam edemediğini ve kadın müzisyenlerin kısıtlı maaş almaları nedeniyle başka alanlara yönelmek zorunda kaldıklarını söyledi.
Sumeryat Müzik Topluluğu'nun üyelerinden kemane virtüözü Hazar Bessam, kadın müzisyenlerin işlerine olan bağlılığının ve desteğinin, grubun çalışmalarını sürdürmesinin temelini oluşturduğunu söyledi.
Müzik topluluğunun kurulmasının üzerinden altı ayı aşkın bir süre geçtiğini söyleyen Bessam, "Kişisel çabalarımızla prova yapıyoruz. Kültür Bakanlığı'ndan provalar için bize bir salon tahsis edilmesiyle desteklendiğimiz de somutlaşmış oldu" ifadelerini kullandı.
Grubun özellikle Irak ve Arap müziği mirasının yanı sıra piyano çalma ve opera eserler söyleme gibi müzik yelpazesini genişletmeye ve tanıtmaya çalıştığını belirten Bessam, müzik mirasının geri kazanılmasına katkıda bulunan bu tür projelerin desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. 

Müzik sevgisi
Müzikal Araştırmalar Enstitüsü öğrencisi ve ud sanatçısı Rima Sermed ise Sumeryat Müzik Topluluğu'nun yoluna devam etmesinin temelinde üyelerinin müziğe olan sevgisinin yattığını ve projeyi ayakta tutanın müzik tutkusu olduğunu söyledi.
Grubun kemane virtüözlerinden Aleyna Reyyan, Sumeryat Müzik Topluluğu'ndaki deneyiminin kendisine birçok beceri kazandırdığını ve geleneksel şarkıları dinleme ve doğru çalma konusundaki zevkini geliştirdiğini belirtti.
Reyyan, müzik tutkusunun ve sevgisinin projeyi sürdürmenin temeli olduğu konusunda meslektaşı Sermed ile aynı fikirde.
Müzik ve bale okulunu bitirdikten sonra, toplumun bakış açısı ve bu alanda iş bulmanın zorluğu nedeniyle başka bir bölüm daha almak zorunda kaldığını anlatan tar sanatçısı Beyan, grupların müzik sanatları okuyanlara karşı kalıplaşmış bakış açısı değişip toplumdan destek bulmaları halinde yollarına devam edebileceklerine inanıyor. 

Müzik zevki çeşitliliğine katkı
Son yıllarda öğrenci olmayan amatörler için müzik eğitimi verilen merkezlerin sayısında bir artış görülüyor.
Bunlar arasında ud çalmayı öğreten merkezler de var. Bir diğer merkez de keman eğitimi açılmış durumda.  
Bunun çok sağlıklı bir olgu olduğunu düşünen Sumeryat Müzik Topluluğu'nun kurucusu Macid, bunun devlet konservatuarlarını, değerlerini kanıtlamak ve özel merkezlerden daha iyi olmaya çalışmak için eğitim yöntemlerini yeniden gözden geçirmeye ve rekabet etmeye iteceğine inanıyor.  
Macid'e göre bu merkezler ayrıca, toplumun müzik zevkindeki çeşitliliğe ve müzik kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlayacak.
Sumeryat Müzik Topluluğu'nun hayali, grubun kalıcılı olmasını ve yoluna devam etmesini sağlayacak olan desteği alabilmekti.
Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Ahmed Fekak Ahmed Berdani, grubun bakanlığın tanınan oluşumları arasına dahil edildiğini açıkladı.
Bu açıklama, Sumeryat Müzik Topluluğu'nun Irak Senfoni Orkestrası'na benzer şekilde hükümet desteği alacağı anlamına geliyor.
 
Independent Türkçe



Sudani’nin Irak Başbakanı olarak yeniden atanma olasılığı artıyor

Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
TT

Sudani’nin Irak Başbakanı olarak yeniden atanma olasılığı artıyor

Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Irak parlamentosunun cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)

Şii bloğunu (Sadr Hareketi hariç) temsil eden Koordinasyon Çerçevesi, başbakanlık makamı için adayını belirlemek üzere yalnızca iki haftalık bir süreye sahip. Ancak Irak Cumhurbaşkanlığı görevine Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) adayı Nizar Amidi’nin seçilmesinin ardından, bu yapı içindeki görüş ayrılıkları devam ediyor. Söz konusu ayrılıkların, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin başbakan adaylığını reddeden paylaşımının ardından başladığı belirtiliyor.

Şii siyasi güçler, ABD vetosuna rağmen Maliki’nin adaylığını sürdürme yönünde ilerleyememiş olsa da, Maliki yarıştan çekilmedi ve ABD Başkanı’nın tutumuyla ilgilenmediğini ifade ederek, kararın Koordinasyon Çerçevesi’ne ait olduğunu savundu. Bu durum, Koordinasyon Çerçevesi’nin adaylığı geri çekip çekmeyeceği konusunda süreci belirsiz bırakırken, siyasi gözlemciler yeni hükümetin başına Muhammed Şiya es-Sudani’nin getirilme ihtimalinin giderek güçlendiğine dikkat çekiyor.

sdfv
Irak parlamentosu binası (AFP)

Öte yandan, geçen yılın sonlarında yapılan parlamento seçimlerinden bu yana dört ayı aşkın bir süre geçtikten sonra yeni cumhurbaşkanı seçimi ve başbakan ataması için anayasal sürelerin aşılmasıyla birlikte, Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan anayasal sürelerin ihlal edilmesi konusunda uyarıda bulundu. Zeydan, geçen hafta yaptığı açıklamada, bu sürelerin aşılmasına yönelik yaptırım mekanizmasının bulunmamasının ‘söz konusu durumun sürdürülmesi gerektiği anlamına gelmediğini’ belirterek, bunun ülkeyi anayasal ihlal sürecine sokacağını ve mevcut bölgesel gelişmeler, özellikle İran ile ABD-İsrail arasındaki gerilimler ışığında bunun uluslararası koşullarla uyumlu olmadığını ifade etti.

Konsensüsün bozulması

Görünüşe göre Irak Cumhurbaşkanlığı makamına ilişkin nihai karar, siyasi gözlemcilerin de belirttiği gibi, Şii-Kürt ilişkilerinin gelecekteki doğasını doğrudan etkileyecek. Bu ilişkiler, cumhurbaşkanlığı için Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile KYB arasında uzlaşmazlık yaşanmadan önce ‘tarihi ve stratejik’ olarak sınıflandırılıyordu. Ancak son süreçte Kürtlerin ve Şiilerin yarısının KYB’nin adayını desteklemesi, 2003 yılında eski Irak rejiminin devrilmesinin ardından siyasi süreci şekillendiren ‘uzlaşı’ ilkesinden bir uzaklaşma olarak değerlendiriliyor.

dvgfrb
Irak’ın yeni Cumhurbaşkanı Nizar Amidi (INA)

Bu çerçevede Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi, yeni cumhurbaşkanının yemin ederek görevine başlamasının ardından, en büyük parlamento bloğuna başbakan adayını en geç 15 gün içinde belirleme çağrısında bulundu. Halbusi, anayasaya göre cumhurbaşkanı ve en büyük bloğun bu süreci belirlenen süre içinde tamamlamakla yükümlü olduğunu vurguladı.

Herkesin bedelini ödediği bir yorum

‘En büyük parlamenter blok’ kavramı bağlamında Iraklı siyasi güçler, Federal Yüksek Mahkeme’nin eski başkanı Mitat el-Mahmud tarafından 2010 yılında verilen önceki bir yoruma dayanıyor. Söz konusu yoruma göre ‘en büyük parlamenter blok’, ya seçimleri kazanan liste ya da seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından parlamentoda şekillenen blok olarak tanımlanıyor. Bu yorumun temel nedeni ve bugün hâlâ etkisi hissedilen sonuçları, İyad Allavi liderliğindeki Irakiye Listesi’nin 91 sandalye kazanmasına rağmen hükümeti kurmasının engellenmesi oldu. Buna karşılık Nuri el-Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu 89 sandalye ile ikinci sırada yer almıştı. Bu süreçte, o dönemde Allavi’nin listesinin ana gövdesini oluşturan Sünni Arapların, yürütme erkinin başı olan başbakanlık makamından dışlanması da önemli bir etken olarak gösteriliyor.

fdvfd
Koordinasyon Çerçevesi toplantılarından (INA)

Halbusi’nin Şii siyasi bloklara yaptığı çağrı çerçevesinde ‘en büyük parlamento bloğu’ ifadesine yaptığı vurgu, doğrudan Koordinasyon Çerçevesi yerine, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin liderliğini yaptığı ve seçimlerde birinci çıkan İmar ve Kalkınma Bloğu’ndan bir adayın görevlendirilmesine işaret ettiği şeklinde yorumlanıyor.

Halbusi açıklamasında, ülkenin ciddi bir ekonomik krizden geçtiğini ve anayasa gereği geçici hükümetin herhangi bir mali, ekonomik ya da reform niteliğinde adım atamayacağını belirtti. Bu nedenle hükümetin bir an önce kurulmasının zorunlu olduğunu, zira halkın geçiminin doğrudan buna bağlı olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı’nın yemin ederek görevine başlamasının ardından yaptığı değerlendirmede Halbusi, ‘en büyük parlamento bloğunun’ milletvekillerinin imzalarıyla resmi başvuruda bulunduğunu ve bunun Koordinasyon Çerçevesi olduğunu ifade etti. Anayasanın 76. maddesine göre, en büyük bloğun 15 gün içinde başbakan adayını sunmakla yükümlü olduğunu hatırlattı. Halbusi ayrıca siyasi blok liderlerini ve Koordinasyon Çerçevesi’ni, kabine kurulma sürecini başlatmak üzere Cumhurbaşkanı’na resmî görevlendirme başvurusunu iletmeye çağırdı. Ülkenin ekonomik ve güvenlik sorunları nedeniyle, günlük işleri yürüten bir geçici hükümet varken yeni bir hükümetin kurulmasının acil bir ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

vfdvbf
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani (DPA)

Bağdat’taki siyasi gözlemcilere göre Şii siyasi blok içinde seçenekler giderek daralıyor ve görüş ayrılıkları derinleşiyor. Özellikle Maliki ve liderliğini yaptığı grubun cumhurbaşkanlığı seçim sürecine katılmayı reddetmesi ve Kürt cumhurbaşkanının seçilmesinde Koordinasyon Çerçevesi içindeki güçlerin yarısından fazlasının oluşturduğu uzlaşmadan ayrılması, Maliki’nin başbakanlığa dönüş ihtimalinin tamamen zayıfladığı şeklinde değerlendiriliyor. Bu nedenle başbakanlık için öne çıkan isimler arasında mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin yanı sıra, Hesap Verebilirlik ve Adalet Konseyi Başkanı Basim el-Bedri ile İstihbarat Servisi Başkanı Hamid eş-Şatri’nin bulunduğu belirtiliyor.


Gazze’ye yönelik İsrail ablukasını kırmayı hedefleyen yeni bir yardım filosu yola çıkıyor

Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)
Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)
TT

Gazze’ye yönelik İsrail ablukasını kırmayı hedefleyen yeni bir yardım filosu yola çıkıyor

Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)
Küresel Direniş Filosu Yönlendirme Komitesi üyeleri ile Open Arms (Açık Kollar) örgütü temsilcileri, insani yardım filosunun Barselona’dan Gazze’ye hareketine hazırlanılırken düzenlenen basın toplantısına katıldı (Reuters)

Filistinlilere insani yardım ulaştırmayı amaçlayan ikinci bir filonun, bugün (Pazar) İspanya’nın Barselona Limanı’ndan hareket etmesi planlanıyor. Girişim, İsrail’in Gazze Şeridi üzerindeki ablukasını kırmayı hedefliyor.

Akdeniz’e kıyısı bulunan limandan, tıbbi malzemeler ve diğer insani yardımlarla yüklü yaklaşık 30 teknenin “Küresel Direniş Filosu” kapsamında yola çıkması bekleniyor. Filoya, Gazze’ye uzanan güzergâh boyunca daha fazla teknenin katılması öngörülüyor.

dervf
Gazze’ye doğru yola çıkmaya hazırlanan insani yardım filosuna ait bir teknede, Yeni Zelanda hükümetine İsrail’e yaptırım uygulama çağrısı yapan bir pankart asılı görülüyor. Girişim, İspanya’nın Barselona kentinde gerçekleşti (Reuters)

İsrail ordusu, aynı organizasyon tarafından geçen yıl Ekim ayında Gazze’ye ulaşmaya çalışan yaklaşık 40 tekneyi durdurmuş, İsveçli aktivist Greta Thunberg ile birlikte 450’den fazla katılımcıyı gözaltına almıştı.

“İnsani koridor açılması”

Gazze’nin tüm giriş-çıkış noktalarını kontrol eden İsrail, bölgeye yönelik yardım akışını engellediği yönündeki iddiaları reddediyor. Ancak Filistinliler ve uluslararası yardım kuruluşları, Ekim ayından bu yana yürürlükte olan ve yardımın artırılmasını da içeren ateşkes anlaşmasına rağmen, bölgeye ulaşan yardımların hâlâ yetersiz olduğunu belirtiyor.

Game of Thrones dizisindeki rolüyle tanınan İrlandalı oyuncu Liam Cunningham, filoya destek veren isimler arasında yer alıyor. Reuters’a değerlendirmede bulunan Cunningham, teknelerde taşınan yardımların, devletlerin uluslararası hukuk kapsamında yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin gönüllüler tarafından üstlenildiğini gösterdiğini belirterek, bunu “bir başarısızlık göstergesi” olarak nitelendirdi.

vfvf
Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan filo, İspanya’nın Barselona Limanı’ndan hareket etmeye hazırlanıyor (Reuters)

Dünya Sağlık Örgütü ise, devletlerin silahlı çatışmalar sırasında dahi uluslararası insancıl hukuk kapsamında insanların sağlık hizmetlerine güvenli erişimini sağlamakla yükümlü olduğunu vurguluyor.

Filonun organizasyon komitesinde yer alan Filistinli aktivist Saif Ebu Keşk, Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bu görev, yardım kuruluşlarının bölgeye ulaşabilmesi için bir insani koridor açmayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Geçen yılki filoya katılan İsviçreli ve İspanyol aktivistler, İsrail güçleri tarafından gözaltında tutuldukları süre boyunca insanlık dışı koşullara maruz kaldıklarını öne sürerken, İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bu iddiaları reddetti.


İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısında aynı aileden altı kişi hayatını kaybetti

 İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)
İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)
TT

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısında aynı aileden altı kişi hayatını kaybetti

 İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)
İsrail’e ait bir Apache helikopteri Lübnan üzerinde uçarken işaret fişekleri ateşliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın yerel medyadan aktardığına göre, İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırısında aynı aileden altı kişi hayatını kaybetti.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), güneydeki Sur ilçesine bağlı Marub köyüne düzenlenen saldırıda ‘altı kişinin şehit olduğunu’ duyurdu. Saldırının, yedi kişiden fazla nüfusa sahip bir ailenin yaşadığı bir evi hedef aldığı belirtildi.

NNA ayrıca, İsrail güçlerinin Bint Cubeyl’de kalan mahallelere sızma ve kontrol sağlama girişimlerini sürdürdüğünü, bölgede şiddetli çatışmaların yaşandığını ve İsrail tarafının ağır kayıplar verdiğini aktardı.

Açıklamada, İsrail topçusunun kentin çevresini, giriş noktalarını ve yakın köylerin kenar bölgelerini yoğun şekilde bombaladığı da ifade edildi.

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğü, bu operasyonlarda Hizbullah unsurlarının hedef alındığını açıkladığı ve söz konusu faaliyetlerin İran ile ABD arasındaki ateşkesin bir parçası olmadığı yönündeki tutumunu koruduğu belirtildi.

İran ise Lübnan’daki askeri operasyonların durdurulması gerektiğini savunuyor.

İsrail ordusu, dün geceden bugün sabah saatlerine kadar Hizbullah’a ait roket fırlatma rampalarını vurduğunu açıkladı. Bugün Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar görülürken, İsrail’in sınıra yakın yerleşimlerinde ise Lübnan’dan gelen roket tehdidi nedeniyle hava saldırısı sirenleri çaldı.