Sudan devrim güçleri ve çelişkili gündemlerin çatışması

Değişkenlerin çoğu, önceki rejimin kavramlarına daha yakın olan siyasi nihilizm ile ideolojik vizyonlar arasında değişen partizan tepkiler

Sudan'da gösteriler sürekli olarak tekrarlanıyor / Fotoğraf: AFP
Sudan'da gösteriler sürekli olarak tekrarlanıyor / Fotoğraf: AFP
TT

Sudan devrim güçleri ve çelişkili gündemlerin çatışması

Sudan'da gösteriler sürekli olarak tekrarlanıyor / Fotoğraf: AFP
Sudan'da gösteriler sürekli olarak tekrarlanıyor / Fotoğraf: AFP

Sudan devrim hareketi bugün, beklenen ve beklenmeyen pek çok tepkiyi öngörecek şekilde dalgalı bir modelde, iki irade arasında çalkalanıyor.
Sadece eski rejim güçleri ile yeni devrim güçleri arasındaki temel uyuşmazlık düzeyinde değil, aynı zamanda şu an üç yönelime dağılan devrim güçlerinin kendi arasında da var olan üç yönelim şunlar:
Özgürlük ve Değişim Güçleri ile Merkezi Meclis Koalisyonu; Minni Minnavi ve Cibril İbrahim'in Darfur'daki hareketleri gibi, el-Beşir rejimine karşı silahlı mücadele tarihleri göz önüne alındığında askeri mahiyetteki devrimci güçleri içeren Demokratik Blok Koalisyonu; diğer küçük sivil partiler).
Bunun yanı sıra Demokratik Blok ile nesnel olarak ittifak halinde olan başka güçler de var; "Köklü Değişim Güçleri".
İdeolojik particilik mantığı, bu güçler için tehlikeli ve devrim güçlerinin, demokratik geçiş yolunda ortak çalışmanın temel ve kaideleri üzerindeki birleşik müştereklerini görme gücünden daha büyük bir engel oluşturuyor.
Devrim güçlerinin bu üç siyasi yönelimi arasında, Sudan'daki durum bugün siyasi gerçeklerin etkin olduğu garip çatışmaya bakılırsa özellikle beklenmeyeni önceden haber verir gibi duruyor.
Şu noktada, 30 yıldır Sudan'da siyasetin kamusal alanını zehirleyen ve bugün kamu işlerinde aktif tüm siyasi güçlerin söylemlerine zayıflık olarak yansıyan İhvan-ı Müslimin rejimi gibi siyasi bir sistemin etkileri asla göz ardı edilmemeli.
Yerel, bölgesel ve uluslararası koşulların, oluşumunda pay sahibi olduğu yasalar ve güç dengelerine göre siyasete, değişen ve dönüşen bir şey olarak bakabilmek için basiretli olmak gerekir. 
Bu düşünce silsilesine, "devrim güçleri" olarak adlandırılan sanal bir kapsamda faaliyet yürüten bu güçlere dair tasnif ve incelemeyi de eklersek kendimizi, totalde kelimenin siyasi manasıyla devrimci bir ifadeyi temsil ettiği söylenemeyecek Sudan güçlerinin partizan gerçekliği karşısında buluruz.
Bu, önceki rejimin 30 yıllık zehirli politikalarının ve siyasi deneyimlerinde kendi kendine koyduğu engellerin bir sonucu olarak bugün bu siyasi güçleri vuran kazmanın etkileridir.
Bu güçlerin, düşünme biçimlerini ve düşüncelerinin siyasetin kapsamına mı yoksa ideoloji ve siyasi kaos risklerine mi ait olduğunu anlamamıza yardımcı olacak yollarla, siyasi eylemlerinin uygulanabilirliğini bugün yeniden incelemeye bizi iten şey de belki bu etkilerdir.  
Bugün bize düşen, bilgi ve iletişim devrimi ve onun dünyaya hükmetmede eski güçlerin politikaları ile yeni ilişkilerin kaderi üzerinde doğurduğu gerçekliğe ve bu uluslararası güçlerin iç içe geçmiş çıkarlarına yansımalarının ardından devrimci düşüncenin yeni değişkenlerine eşlik etmektir.
Bu temel değişkenler çerçevesinde devrim kavramını yeni bir gözle ele almamız da gerekecek.
Bu, Sudan'daki devrimci siyasi güçleri, Sudan'ı tehlikeli maceralara bulaştıran ve yeni devrimci güçlere yorucu denklemlerle zorunlu bir mücadeleyi miras bırakan heybetli bir ideolojik askeri rejimin ağır mirası karşısında farklı bir düşünceyi ciddi bir hak ediş konumuna yerleştirecektir.
Söz konusu denklemler, İhvan-ı Müslimin rejimi için, adeta 30 yıl boyunca siyasi eylemde benzeri görülmemiş bir kaotik deneyi temsil eden, oldukça maliyetli bir siyasi durumun dengesizliğinin sonucudur.  
Bu tahriple bugün Sudan'da son derece karmaşık bir hal alan siyasi gerçekliğe bakınca anlarız ki Sudan'da akıştaki siyasi değişkenlere yönelik tepkileri üzerine düşündüğümüzde devrim güçleri denen bu güçlerden bazısı bu sıfata layık olmayabilir.
Sözü edilen tepkiler, ideolojik tasavvurların yansıması olmakla eski rejimin söylemlerine yakın bir tarzda, siyasi anlayışta nihilist bir söylem olmak arasında gidip gelen partizan tepkilerdir. 
Gerek bu ideolojik düşünce gerek devrim güçleri denen ve komünistlerle bazı sol güçlerin etkin olduğu "Köklü Değişim" adlı hareket veya asker kökenli Minni Minnavi ile Cibril İbrahim hareketlerinin yanı sıra başka partilerin katıldığı "Demokratik Blok" ittifakı gibi (sivil veya asker) bazı güçlerin, siyasi gerçekliğin sonuçlarına yönelik tepkilerine yansıyan nihilizm… hiçbiri devrim güçleri arasındaki siyasi farklılık kavramına hayati bir değer atfetmez.
Halbuki devrim adındaki farazi bir şemsiye altında bir araya gelen güçlerin, kendisine karşı mütevazı olmaları gereken en önemli şey bu farklılıktır. 
Bundan dolayı askeri darbeyi sona erdiren siyasi bir anlaşma gerçekleştirmek arzusundaki Özgürlük ve Değişim Güçleri (Merkezi Meclis) gibi siyasi devrimci güçlere, devrim amaçlarına ihanet ettikleri gerekçesiyle, komünistler gibi başka devrimci güçler tarafından ihanet edilmesi gibi bir eğilimi gördüğümüzde ya da Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi ve Demokratik Blok İttifakı Siyasi Komitesi Başkanı Minni Minnavi'nin, siyasi bir anlaşmaya mukavemet için tüm yolların kullanılacağına açık bir atıfta bulunarak, "Mevcut haliyle çerçeve anlaşmayı ölü bedenimiz üzerinde imzalayın" demesi gibi, tarafı olmadığı herhangi bir siyasi anlaşmaya direndiğini sert bir tehdit üslubuyla dile getiren birine rastladığımızda işte o zaman, devrimci olduklarını iddia eden bu siyasi güçleri anlama çabamızı büyük soru işaretleri ile karşılayan bir tehlike ile mi yüzleşmiş bulunuyoruz? 
Bugün, devrime mensup olduğunu iddia eden siyasi ve askeri güçlerin niteleyebileceği başka herhangi bir durumdan ziyade, düşmanlığa yakın olan bir durumu yansıtan bu siyasi gerçeklik bizi, eski rejim güçleri gibi gerçek düşmanlar hanesinde yer alanlar bir yana devrimci olduğunu iddia edenler arasında bile devrimin kaderini tehdit edebilecek tehlikelerin karşısına çıkarıyor. 
Devrimci olduğunu iddia eden bazı güçlerin diğer bazı devrimci güçlere yönelik bir ihanet ve düşmanlık ifadesi olan siyasi tutumlarının, gerçek devrim düşmanlarının, yani eski rejim unsurlarının ekmeğine yağ sürdüğünü söylemeye gerek bile yok.
Özellikle de bu unsurlar, iktidarda bulundukları uzun süre boyunca elde ettikleri güç ve deneyimlere ek olarak, ciddi bir faaliyet ve siyasi gerçeklik üzerinde belirgin bir nüfuza sahipken.
Üstelik ürettiği ideolojik sahtekarlıklar üzerinden, liderlerinin, devrim hedeflerini tamamlamanın yolunun tıkanmasını kolaylaştırdığı birçok basit insanı gıdıklayan İslami kimlik sloganlarını yüksek sesle dillendiriyorlar. 
Böylece görmüş oluyoruz ki sözde devrim şemsiyesi altındaki bazı güçler arasındaki etkileşim özünde gerçek devrim hedeflerine hizmet etmiyor.
Devrim güçlerini, karşı devrim güçlerinin yararına olacak bir gerçeklik haline gelmiş dikey bir bölünme tehlikesinden veya bazı partizan devrimci güçlerin olguların değişkenlerini ve yerel, bölgesel ve uluslararası güç dengelerini umursamayan katı bir ideolojik bilinç yapısındaki derin sorunlardan koruyan siyasi bir bilinç mekanizmasını da yansıtmıyor.
Ayrıca, zıt ikilikler kapsamında karmaşık siyasi gerçeklik denklemleri ortaya koymaktan mutlu, zayıf bir sistemci ideolojik anlayışı aşan pek çok derin okumanın, ayak uydurmak için gerekli olduğu değişen ve dönüşen siyasi durumların doğasına ilişkin bir farkındalığa da işaret etmiyor. 
Devrimden sonra Özgürlük ve Değişim Güçleri ittifakının siyasi uygulamaları üzerinden son üç yılda gözler önüne serilen deney, Aralık Devrimi hedeflerinin meydan okumasına gerçek bir karşılığı yansıtmadı.
Zira önemli bazı olumlu durumlara rağmen belirgin başarısızlıkları, askeri oluşumun darbeden sonra ülkeyi yönetemediğini itiraf ederek siyasi süreçten çekilip işleri sivil siyasi güçlere bırakma niyetini açıklamasının ardından bugün şekillenen sürece ulaşmak üzere, durumu daha kötü bir aşamaya geri döndüren 25 Ekim 2021 darbesiyle önü kesilen geçiş döneminin sona erdiğinin en büyük göstergesiydi. 
Bununla birlikte Özgürlük ve Değişim Güçleri İttifakı'nın ilk deney köprüsünün altından çok sular aktıktan sonra bugün, asker müdahalesinden bağımsız yetkilerle sivil bir hükümetin gölgesinde Sudan için siyasi bir istikrarı destekleyen güçlü ve ciddi uluslararası ve bölgesel bir iradeyle pekişmiş müstakbel bir siyasi aşama için yeni bir oluşum mevcut.
Özgürlük ve Değişim Güçlerinin bu yeni sınavı (siyasi deneyimleri hakkında açıktan açığa bir özeleştiri yaptıktan sonra), ittifakın karmaşık ve bileşik bir gerçeklikte bir kez daha girişeceği siyasi bir fasıl ve neredeyse son bir maceradır.
Sudan siyasetinin kumlarının aktığı bu gerçekliği bugün sadece devrim güçleri ile eski rejim güçleri arasında tek taraflı bir çatışma isteği değil, aynı zamanda devrim güçleri içindeki, devrimci bilincin kimlikleri ve çeşitli devrim güçlerinin siyasi vizyonlarının farklılaşmasıyla bağlantılı pek çok başarısızlığı yansıtan dikey bir bölünme zemininde çifte bir çatışma da çekiştiriyor.
Bu, Sudan'ın siyasi geleceğinin ufkunu şu iki durum arasında kararsız bir hale getirecektir:
Özgürlük ve Değişim İttifakı tarafından bölgesel ve uluslararası bir dayanak üzerinden desteklenen yeni bir hükümet elinde siyasi istikrara olası bir dönüş ihtimali ile bir yandan devrim güçleri diğer yandan devrim güçleri ile karşı devrim güçleri arasında aşırı uyuşmazlık çatışmasının patlamasından kaynaklanan tehlikeli bir gelişme, ki bu sonuncusu asla temenni etmediğimiz ürkütücü bir senaryodur. 

Independent Türkçe



Kürt Yönetimi: Şara’nın kararnamesi ilk adımdır, ancak demokratik bir anayasa taslağı hazırlanmalıdır

SDG ile Suriye hükümeti arasındaki gerilimin artmasından korkan siviller, Deyr Hafir'den batıya doğru akın ederken silahlı bir asker (Reuters)
SDG ile Suriye hükümeti arasındaki gerilimin artmasından korkan siviller, Deyr Hafir'den batıya doğru akın ederken silahlı bir asker (Reuters)
TT

Kürt Yönetimi: Şara’nın kararnamesi ilk adımdır, ancak demokratik bir anayasa taslağı hazırlanmalıdır

SDG ile Suriye hükümeti arasındaki gerilimin artmasından korkan siviller, Deyr Hafir'den batıya doğru akın ederken silahlı bir asker (Reuters)
SDG ile Suriye hükümeti arasındaki gerilimin artmasından korkan siviller, Deyr Hafir'den batıya doğru akın ederken silahlı bir asker (Reuters)

Kuzey ve Doğu Suriye Kürt yönetimi bugün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'nın dün yayınladığı kararnamenin "ilk adım olabileceğini, ancak Suriye halkının özlem ve umutlarını karşılamadığını" belirterek, "ülkenin tüm kesimlerinin haklarını koruyan demokratik bir anayasanın yapılmasının" önemini vurguladı.

Suriye'de yaşayan tüm Kürt kökenli vatandaşlara Suriye vatandaşlığı verilmesini öngören Suriye Cumhurbaşkanı'nın dün yayınladığı kararnameye yanıt olarak Kürt yönetimi açıklamasında, "hakların geçici kararnamelerle değil, kalıcı anayasalarla korunduğunu ve güvence altına alındığını" belirtti.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters – Arşiv)Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters – Arşiv)

Kuzey ve Doğu Suriye'deki Kürt yönetimi, tüm bileşenlerin haklarını koruyan, muhafaza eden ve sürdüren demokratik, çoğulcu bir anayasa taslağı hazırlanması çağrısında bulundu. Niyet ne olursa olsun herhangi bir kararnamenin, kapsamlı bir anayasal çerçevenin parçası olmadığı sürece hakların gerçek bir güvencesini oluşturamayacağını vurguladı.

Açıklamada, Suriye'nin kuzey ve doğusundaki Kürt yönetiminin, Suriye'deki haklar ve özgürlükler sorununun temel çözümünün kapsamlı bir ulusal diyalog ve demokratik bir anayasada yattığına inandığı ifade edildi.


Suriye ordusu Deyr Hafir'i kontrol altına aldı ve Rakka’ya girdi

Suriye ordusu Deyr Hafir'i kontrol altına aldı ve Rakka’ya girdi
TT

Suriye ordusu Deyr Hafir'i kontrol altına aldı ve Rakka’ya girdi

Suriye ordusu Deyr Hafir'i kontrol altına aldı ve Rakka’ya girdi

 

Suriye ordusu bugün, "Suriye Demokratik Güçleri"nin (SDG) çekilmesinin ardından Halep'in doğusundaki Deyr Hafir şehrinin kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu ve SDG'yi anlaşmayı ihlal etmekle ve Meskene şehri yakınlarında bir Suriye ordusu devriyesine saldırmakla suçladı. Saldırıda iki asker öldü, birçok asker yaralandı.

Suriye televizyonu daha sonra ordunun Rakka vilayetine girdiğini ve Dibsi Afnan kasabasının kontrolünü ele geçirdiğini bildirdi.

SDG yaptığı açıklamada, Suriye ordusunun "savaşçılarımızın geri çekilmesi tamamlanmadan önce Deyr Hafir ve Meskene şehirlerine girdiğini ve çok tehlikeli bir durum yarattığını" belirtti.

Bu gelişmeler, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi'nin bir görüşme için Erbil'e geldiği yönündeki haberlerin ardından yaşandı.


Trump, Sisi'ye gönderdiği mesajda: Mısır ve Etiyopya arasındaki arabuluculuk görüşmelerine yeniden başlamaya hazırız dedi

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, Sisi'ye gönderdiği mesajda: Mısır ve Etiyopya arasındaki arabuluculuk görüşmelerine yeniden başlamaya hazırız dedi

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah el-Sisi'ye gönderdiği mektupta, ABD'nin Nil Nehri sularının paylaşımı sorununu çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında arabuluculuğa yeniden başlamaya hazır olduğunu belirtti.

Truth Social'da yayınlanan bir mektupta şunları yazdı: "Nil sularının paylaşımı sorununu sorumlu ve kesin bir şekilde çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında Amerikan arabuluculuğuna yeniden başlamaya hazırım." Şöyle devam etti: "Mısır, Sudan ve Etiyopya'nın su ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayacak bir çözüme ulaşmanıza yardımcı olmak istiyorum."

Nil Havzası ülkelerinin tamamı için kalıcı bir anlaşmaya müzakereler ve ABD'nin taraflar arasındaki koordinasyonu yoluyla ulaşılabileceğine inanıyor, "Büyük Etiyopya Rönesans Barajı etrafındaki gerilimlerin çözülmesi en önemli önceliklerim arasında yer alıyor" diye vurguladı.

Başarılı bir yaklaşım sayesinde, Mısır ve Sudan'daki kuraklık dönemlerinde su tahliyesinin garanti altına alınabileceğini belirtti. Etiyopya ayrıca önemli miktarda elektrik üretebilir ve bunun bir kısmını Mısır veya Sudan'a sağlayabilir veya satabilir.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre “Hiçbir ülke Nil sularını tek taraflı olarak kontrol etmemelidir” ifadesini kullandı.

Sisi'yi ve 7 Ekim 2023'ten bu yana Mısır ve bölgedeki güvenlik ve insani sorunların yönetimindeki rolünü övdü.