Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı bakanlar, haftalık kabine toplantısını boykot etti

Yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerine desteğiyle tanınan aşırı sağcı Dini Siyonizm Partisi üyesi bakanlar, Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın cuma günü Batı Şeria'daki bir gecekondu yerleşim yerini tahliye ettirmesine tepki gösterdi.

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı bakanlar, haftalık kabine toplantısını boykot etti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail siyasetinde ırkçı ve ayrımcı söylemleri, yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerine desteğiyle tanınan koalisyon ortaklarından Dini Siyonizm Partisi üyesi bakanlar, "Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın Batı Şeria'daki bir gecekondu yerleşim yerini tahliye ettirmesine" tepki olarak bu haftaki kabine toplantısına katılmadı.
İsrail Kamu Yayın Kuruluşunun (KAN) haberine göre, Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi üyesi bakanlar, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde Yahudi yerleşimcilerce kurulan "Or Hayim" gecekondu yerleşim yerinin, Savunma Bakanı Gallant tarafından tahliye edilmesine tepki gösterdi.
Dini Siyonizm Partisi üyesi bakanlar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğinde toplanan bu haftaki kabine toplantısını boykot etti.
Dini Siyonizm Partisi, Smotrich'in Netanyahu ile yaptığı koalisyon görüşmelerinde, "Maliye Bakanlığı koltuğunun yanı sıra İsrail ordusuna bağlı Sivil İşleri İdaresi'nde söz sahibi olma ve ordunun bazı yetkilerinin Smotrich'e devredilmesi" talebinin karşılanmasına rağmen Gallant'ın bu konuları ertelediğini savunuyor.
Dini Siyonizm Partisi yetkililerinin aktardığına göre, mevcut kriz çözülmez veya herhangi bir ilerleme olmazsa partinin milletvekillerinin, İsrail Meclisindeki oylamalara katılmama ihtimali gündemde.
Smotrich, Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinin genişletilmesi, İsrail nezdinde de yasa dışı kabul edilen gecekondu yerleşim yerlerine yasal statü verilmesi, Filistinli nüfusa yönelik ayrımcı ve "şahin" tavırlarıyla tanınıyor.

- Ben-Gvir'den Filistinlilerin "ruhsatsız" evlerini yıkın çağrısı
Öte yandan İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de kabine toplantısında, gecekondu yerleşim yerinin tahliye edilmesine karşı olduğunu ifade ederek, Batı Şeria'da "ruhsatsız olduğu" gerekçesiyle Araplara ait daha fazla evin yıkılması çağrısında bulundu.
Başbakan Netanyahu ise "Yasalar, Araplara da uygulanır." diyen Ben-Gvir'e cevap olarak, "Biz yasaları dengeli olarak uyguluyoruz. Bugün Filistinlilere ait, yasalara aykırı 3 evi yıktık." ifadesini kullandı.
Ben-Gvir, daha önce hazırladığı ve Filistinlilerin yasa dışı olarak inşa ettiğini ileri sürdüğü evlerin fotoğrafının olduğu dosyayı göstererek, bunların yıkılması ve Doğu Kudüs kırsalında bulunan Filistinli bedevilerin yaşadığı Han el-Ahmar bölgesinin tahliye edilmesi çağrısında bulundu.

- Sullivan'ın İsrail ziyareti sonrası gecekondu yerleşim yeri tahliye edilmişti
İsrail ordusu, 20 Ocak Cuma günü, Batı Şeria'nın Nablus kentine bağlı Curiş köyünde Filistinlilerle çıkan olayların ardından, yerleşimciler tarafından saatler öncesinde kurulan bir gecekondu yerleşim yerini tahliye etmişti.
Söz konusu tahliye kararı, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'ın İsrail'i ziyaretinden bir gün sonra gerçekleşmişti.
Yediot Ahronot gazetesinin haberine göre, Maliye Bakanı ve Dini Siyonizm Partisi lideri Smotrich ise 20 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "Gallant, talimatlarıma rağmen ve koalisyonun anlaşmalarına tamamen aykırı olarak gecekondu yerleşimin boşaltılması emrini verdi." demişti.

- İsrail'de "ülke tarihinin en sağcı" hükümeti görevde
Netanyahu'nun aşırı dindar Yahudi ve aşırı sağcı partilerle kurduğu yeni hükümet 29 Aralık 2022'de Meclisten güvenoyu alarak göreve başlamıştı.
Filistinlilere yönelik ayrımcı ve ırkçı politikalarıyla bilinen ortaklara sahip yeni koalisyon hükümeti, İsrail siyasi tarihinin "en aşırı sağcı" hükümeti olarak değerlendiriliyor.
Netanyahu öncülüğündeki aşırı sağcı hükümet, Filistin geneli ile İsrail'deki toplumsal muhalefetin yanı sıra başta ABD olmak üzere İsrail’in Batılı müttefikleri tarafından da endişe ile karşılanıyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.