İsrail ile Hamas arasında propaganda savaşı sürüyor

Hamas Hareketi, İsrailli tutuklular hakkında ücretsiz bilgi vermeyeceğini açıkça belirtiyor

Hamas, İsrail'i gözaltında tutulan mahkumların dosyasını sonsuza dek kapatmakla tehdit etti / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia
Hamas, İsrail'i gözaltında tutulan mahkumların dosyasını sonsuza dek kapatmakla tehdit etti / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia
TT

İsrail ile Hamas arasında propaganda savaşı sürüyor

Hamas, İsrail'i gözaltında tutulan mahkumların dosyasını sonsuza dek kapatmakla tehdit etti / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia
Hamas, İsrail'i gözaltında tutulan mahkumların dosyasını sonsuza dek kapatmakla tehdit etti / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia

İzzeddin Ebu Ayşa 
Tel Aviv, Gazze Şeridi'nde tuttuğu İsrailli mahkumların durumlarına ilişkin zaman zaman yayımladığı Hamas Hareketi'nin provokatif mesajlarını görmezden gelmeyecek gibi görünüyor.
Bu yüzden bir karşıt propagandayla karşılık vermeye karar verdi.
Tel Aviv'i bir mahkûm takası anlaşmasına zorlama çabalarının bir parçası olarak Hamas, bir yıl içinde dördüncü kez, 2014'ten beri Gazze Şeridi'nde tutulan İsrailli mahkumların video ve fotoğraflarını yayımladı.

Karar piramidin tepesinden
Tel Aviv ile Hamas arasındaki propaganda savaşı, Hamas'ın İsrailli tutuklu Avira Mengistu'yu sekiz yıl tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmasını hızlandırmak için ülkesine çağrıda bulunduğu bir video kaseti yayınlamasının ardından alevlendi.
Etiyopya kökenli Mengistu, İbranice konuştuğu kısa bir videoda şöyle dedi:
"Bu uzun yıllar süren acı ve ıstıraptan sonra ben ve yoldaşlarım burada ne kadar kalacağız? İsrail devleti ve halkı kaderimizin neresinde?"
Hamas Hareketi kaydı şu notla paylaştı:
"İsrail eski Genelkurmay Başkanı Aviv Kohavi'nin ve kurumunun başarısızlığını ve sözde ve hayali kazanımlarla halkına ve hükümetine yalan söylediğini teyit ediyoruz. Ve onun halefi Herzi Halevi, bu başarısızlığın ve sonuçlarının yükünü taşımaya hazırlanmalı."
İsrail, video klipteki Mengistu'nun kimliğini doğruladıktan sonra, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas propagandasıyla yüzleşmeye karar verdi.
Netanyahu bakanlardan, resmi ve devlete sadık İsrail medyasından, Hamas'ı kışkırtıp suçlamalarını ve son yayınlanan videonun önemini küçümsemelerini ve onunla ilgilenmemelerini istedi.
Netanyahu videoyu "önemsiz" olarak nitelendirdi ve ele alınmaması gerektiğini söyledi. Netanyahu, "Esirimizin Hamas tarafından tutulduğu video, hayatta olduğuna dair başından beri bildiğimiz şeyi doğruluyor. Video, onun sağlığının iyi olmaması ve hayatını koruma sorumluluğunun Hamas'a ait olması dışında bize yeni bir şey vermedi" dedi.

Netanyahu kayıtsız mı ilgili mi?
Netanyahu sözlerine şöyle devam etti:
"Hamas, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde psikolojik rahatsızlıkları olan sivil bir hastayı Gazze'de tutuyor ve medya propagandasıyla meşgul. Biz esirleri ve kayıpları anavatanlarına geri döndürmek için tüm kaynak ve çabalarımızı harcarken onlar kendi vatandaşlarının mağduriyetini umursamak yerine tutsak bir İsrailliyi psikolojik savaşla sömürüyor."
Netanyahu, Hamas'ın mesajına kayıtsız görünse de askeri gözlemciler farklı görüşteler.
Güvenlik işleri araştırmacısı Macid eş-Şarafi, "İsrail Başbakanı'nın Mengistu'nun videosuna yaptığı yorum, konuşmasında belirtilenin aksine konuya olan ilgisini gösteriyor. Güvenlik bilimlerinde, üst düzey yetkililer bir konuya kayıtsız kalırsa medya sözcülerinden yorum yapmalarını isterler. Ancak daha yüksek bir ilgi varsa kendileri konuşurlar. Bu kurala dayanarak Netanyahu'nun talimatları tam tersi olmasına rağmen Hamas'ın mesajıyla meşgul olduğu sonucuna varıyoruz" diye konuştu.

Hamas ücretsiz bilgi verdi mi?
Hamas ve İsrail esir değişimi anlaşması müzakerelerine başladığından beri Hamas tutukluları hakkında ücretsiz bilgi vermeyi reddettiğini öne sürüyor.
Buna rağmen Mengistu'nun iki mesajını yayımladı, ilki ses kaydı, ikincisiyse bir videoydu. Hamas ayrıca, İsrailli tutuklu Hişam es-Seyyid'in hastalığını açıklayan bir video klibi de yayımladı.
Videoda askerin silahı Hadar Goldin'ı gösterirken Şaul Aron'un hayatta olduğu da ima ediliyordu.
Knesset Üyesi Danny Danon, bununla ilgili olarak ve İsrail tarafından sürdürülen karşı propaganda bağlamında "Ücretsiz hediye olmadığını savunan Hamas bu ilkeden vazgeçti. Elinde tuttuğu sivil rehineler hakkında herhangi bir ödeme yapılmadan bilgi verdi. Ama asıl soru, bu değişikliğin nedeni nedir?" dedi.
Danon, sözlerine şunları ekledi:
"Bu, Hamas'ın İsrail tarafından istenilmeden sivil rehinelerin sağlık durumuyla ilgili yanıtını dördüncü kez verdiği olay. Bu durum, Hamas'ın Tel Aviv'in tutuklularının gerçekliği hakkında tüm bilgilere sahip olduğunun farkına vardığını gösteriyor. Dolayısıyla, kullandığı baskıya devam etmesi için hiçbir neden yok."
Tel Aviv'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi olan Danon sözlerine şöyle devam etti:
"Hamas yüzsüzce, bir tutukluyu teşhir ediyor ve onu kötü amaçları için kullanıyor. Mengistu zihinsel sorunları olan biri ve buna rağmen acımasız ve insanlık dışı koşullarda tutuluyor. Ancak biz Hamas'ın psikolojik baskı içeren mesajlarına asla teslim olmayacağız."

İsrail halkı bedelini ödemeyi reddediyor!
Ayrıca Hamas, İsrail'e bir esir takası anlaşması yapması için baskı yapmaya çalışırken, İsrail bununla ilgilenmiyor gibi görünüyor.
Hamas Hareketi'nin Gazze Sorumlusu Yahya Sinvar, "İsrail'in iki olasılıktan birini seçmek için belirli ve kısa bir süresi var. Ya bir takas anlaşması ya da mahkumlarının sonsuza kadar kayıp olduğunu düşünmek" ifadelerini kullandı.
İsrail'de şu anda bir takas anlaşmasına gitmek zor görünüyor.
Tel Aviv Hükümeti'ndeki Tutsaklar ve Kayıp Kişilerle İlişkiler Koordinatörü pozisyonu Yaron Blum'un istifa etmesinden sonra hala boş.
Netanyahu ise bu görevi devralmak için yeni bir isim atayacağını belirtti.
İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN askeri analisti Eyal Alime, Tel Aviv'in Mengistu dosyasına insancıl bir şekilde baktığını söylüyor.
Bu nedenle İsrail toplumunun, hükümetin bir takas anlaşması için fahiş bir bedel ödemesine razı olması mümkün değil.
Bu nedenle kamuoyu, Hamas'ın gözaltına aldığı sivillerin dosyasına tepki göstermedi.
Hamas sessiz kalmadı ve aynı zamanda karşı propagandaya da yöneldi. Hamas liderlerinden İsmail Rıdvan, "Yayınladıklarımız, İsrail şokun boyutunu ne kadar küçültmeye çalışırsa çalışsın, sahip olduğumuz değerli avın bir parçası. Dolayısıyla Netanyahu'nun takas anlaşmasını kabul etmekten başka seçeneği yok" diye konuştu.
Rıdvan, "Yaptığımız işi derinlemesine inceliyoruz ve hiçbir şey bedava değil. Bu mesajımız Tel Aviv'e ulaştı. Tel Aviv Hükümeti'ne video yayınıyla samimi olduğumuza dair güvence verdik. İsrail Hükümeti halkına yalan söylüyor ve onları kandırıyor" dedi.
 
Independent Türkçe



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.