Mısır, Sudan krizine ilişkin girişimde bulunmakta gecikti mi?

Kimi gözlemciler Mısır'ın girişimini, Sudan'ın siyasi sürecindeki çıkmazı kırmak için bir fırsat olarak değerlendirdiler

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi
TT

Mısır, Sudan krizine ilişkin girişimde bulunmakta gecikti mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi

İsmail Muhammed Ali 
Sudan siyaset sahnesinin 25 Ekim 2021 tarihindeki askeri darbe nedeniyle bir yılı aşkın bir süredir devam eden siyasi krize son verilmesi amacıyla 5 Aralık'ta ülkede sivil bir yönetim kurulması için askerler ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri-Merkez Konseyi (ÖDBG) önderliğindeki siviller arasında imzalanan 'çerçeve anlaşma' konusunda gerilim ve bölünmelere tanık olduğu bir dönemde Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil, 2 Ocak'ta Sudan'ı ziyaret etti.
Tümgeneral Kamil, başkent Hartum'a varır varmaz, Sudan kulislerinde ziyaretin gizli gündemine dair fısıltılar başladı.
Ziyaret, Mısır'ın, Sudan-Sudan uzlaşısının önünü açacak bir diyalog platformu yaratmak amacıyla Sudanlı tüm tarafları Kahire'nin ev sahipliğinde 1-8 Şubat tarihleri arasında "Herkesi kucaklayan bir Sudan'a Doğru Demokratik Geçiş Beklentileri" başlıklı bir çalıştaya davet ettiğini açıklamak üzere gerçekleşti. 

Peki, siyasi gözlemciler, Mısır'ın bu girişimini Sudan sahnesinde bir kırılma ya da bölünme yaratabilmesi bakımından nasıl gördüler?

"Siyasi krizin tüm taraflarıyla doğrudan ya da dolaylı ilişkileri var"
Sudanlı siyasi ve askeri işler uzmanı Tümgeneral Emin İsmail Meczub, "Misyonu (UNITAMS), Afrika Birliği (AfB) ve Doğu Afrika'da Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesinden (IGAD) oluşan üçlü mekanizması gibi siyasi arenayı destekleyen diğer tüm uluslararası ve bölgesel girişimlere benziyor. Kahire'nin bir yandan ekonomik krizle boğuşurken diğer yandan Filistin davası, Gazze ve Mescid-i Aksa'daki duruma ilişkin dosyalarla ilgilenmesi nedeniyle Kahire,  Sudan krizi için girişim başlatmakta gecikmiş olabilir. Ancak biz Sudan'da Mısır'ı 1920'lerden bu yana tarihi bir ilişki içinde olduğumuz kardeşçe bir komşu olarak görüyoruz. Bu yüzden ülkedeki siyasi krizin tüm taraflarıyla doğrudan ya da dolaylı ilişkileri var" dedi.
Meczub, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mısır'ın Sudan'daki siyasi çözümü tamamlamak için görüşleri yakınlaştırma girişimi, Suudi Arabistan-ABD ortak girişimi ya da Birleşmiş Milletler (BM) Sudan'daki Geçiş Entegre Kahire'nin İstihbarat Şefi Tümgeneral Kamil'in Ocak ayı başlarında Hartum'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı gözlemler, Sudanlı siyasi güçlerin beklenen nihai siyasi anlaşmaya geniş bir katılım göstermeleri gerektiğine işaret etti. Sudanlı taraflar arasında Sudan-Sudan diyalogunun başlatılmasını sağlayacak bir çalıştaya ev sahipliği yapma çağrısında bulundu. Mısır Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada, Sudan krizinin sona ermesini sağlayacağını umarak çerçeve anlaşmayı desteklemişti. Daha sonra Kahire, bir girişim başlatmadığını, Sudan krizinin tarafları arasında bir görüş birliği için çaba sarf ettiğini açıkladı."

"Ortamı germek istiyorlar"
Meczub, "Dolayısıyla amaç Sudanlı tarafların görüşlerini yakınlaştırmaksa, bunda bir sakınca yok ama eğer bir inisiyatif söz konusu ise başta Demokratik Blok olmak üzere Sudan krizinin bazı taraflarının bu durumdan yararlanarak ülkenin siyaset sahnesinde gerilimi artıran bir faktör olarak kabul edilsin ya da edilmesin inisiyatifi mevcut krizin sac ayaklarından biri haline getirmeye çalışacağına inanıyorum. Bunu ÖDBG-Merkez Konsey'inin Mısır'ın çalıştay çağrısını reddettiğine dair açıklamasında gördük.  Bu yüzden Mısır gerilimi çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorum. Mısır'ın davetini ya da girişimini, Suudi Arabistan-ABD girişiminin karşısına rakip olarak koyanlar, ortamı germek istiyorlar" diye konuştu.
Sahadaki gerçekler kanıtlanmadıkça, Mısır'ın girişiminin nihai anlaşmayı engelleme girişiminden ibaret kalacağına dair iddiaları reddeden Meczub, Mısır'ın nihai bir siyasi anlaşma imzalanması için mümkün olduğu kadar çok sayıda Sudanlı tarafı bir araya getirme çabasıyla başlattığı girişime, Sudan sahnesinde aktif olan uluslararası güçlerden yeşil ışık yakıldığını söyledi.
Meczub, ancak ÖDBG-Merkez Konseyi'nin Sudanlı tarafları negatif bir ayrımcılıkla 'isyancı güçler, eski rejimle iş birliği yapan güçler ve 25 Ekim darbesini destekleyen güçler' şeklinde üç kategoriye ayırdığı da sözlerine ekledi.
Ordunun, konunun hassasiyeti göz önüne alındığında, Mısır'ın girişimine dair ne kabul eden ne de reddeden bir açıklamada bulunmadığına dikkati çeken Meczub, "Ancak bana göre Mısır'ın çağrısı, ordunun çerçeve anlaşmayı Ulusal Kongre Partisi dışında ülkedeki diğer tüm siyasi güçleri de kapsayacak şekilde genişletme vizyonuyla örtüşüyor"değerlendirmesinde bulundu.

"Ülkedeki siyasi süreci etkileyen çıkmazı kırmak için iyi bir fırsat"
Hartum'daki Uluslararası Afrika Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan Zemzemi Beşir, kısa süre önce askerler ile siviller arasında imzalanan çerçeve anlaşma konusunda Sudan'ın siyasi güçleri arasında herhangi bir fikir birliği olmadığına dikkat çekti. Mısır'ın girişiminin doğru zamanda başlatıldığına inandığını ifade eden Prof. Beşir, dolayısıyla bu girişimin, özellikle hesaplanmış adımlarla ülkedeki siyasi süreci etkileyen çıkmazı aşmak için iyi bir fırsat olduğunu söyledi. 
Prof. Beşir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mısır'ın girişimi, 70 yılı aşkın süredir Sudan'ın bir ortak olduğu için Kahire'nin özellikle Washington'dan aldığı uluslararası destek ve Sudanlı siyasi güçlerin çoğu üzerindeki nüfuzu nedeniyle, çerçeve anlaşmadan daha büyük bir başarı şansına sahip. Ancak girişimler genel olarak birleşmeye, istikrara kavuşmaya ve genel seçimlere yol açacak bir sivil hükümet kurulmasına katkıda bulunmalıdır. Ülkedeki bir numaralı siyasi talep budur. Mısır, güvenlik, stratejik ve ekonomik çıkarları çerçevesinde hareket etse de bu adımlar, Sudan'ın ulusal güvenliğinden uzakta atılan adımlar değil. Mısır, Sudan'daki herhangi bir güvenlik ve siyasi istikrarsızlıktan etkilenebilir. Bu yüzden karşılaşacağı bazı zorluklar ve engeller olmasına rağmen, Sudan siyasi sürecinde bir ilerleme kaydedilmesini sağlayabilmek için tüm tarafları bir araya getirmek istiyor. Ancak böylece bu meselelerin üstesinden gelebilir."
Kahire'nin Sudan'daki siyasi nüfuzunu yeniden oluşturmaya çalıştığı iddialarını reddeden Prof. Beşir, iki ülkenin siyasi ve sosyal ortamlarının farklı ve bunun çok zor olduğunu belirterek “Mısır, yalnızca ülkenin siyasi istikrarını garanti eden Sudan-Sudan uzlaşısının başarısı için baskı yapan bir rol oynamak istiyor” şeklinde konuştu.

Karşı hareket
ÖDBG güçleri, çerçeve anlaşmanın, demokratik sivil geçişi yeniden tesis etme yolunda bir atılım teşkil ettiğinden Sudanlıların öncülüğünde bir süreç için iyi bir temel oluşturduğunu belirterek, Mısır'ın girişimi kapsamında Kahire'de yapılacak çalıştaya katılmayı reddettiklerini açıkladı.
Mısır'ın Hartum Büyükelçiliği aracılığıyla Mısır hükümetinden 1-8 Şubat tarihleri arasında Kahire'de düzenlenecek olan 'Herkesi kucaklayan bir Sudan'a Doğru Demokratik Geçiş Beklentileri' başlıklı çalıştaya katılmak üzere bir davet aldığını açıklayan ÖDBG, açıklamasında, çerçeve anlaşmadaki ilerleme nedeniyle çalıştayın gecikmiş bir girişim olduğunu vurguladı.
ÖDBG açıklamasında ayrıca çalıştayın, Sudan halkının sivil demokratik sürecini yeniden tesis etme çabalarını baltalamak için karşı hareket başlatan güçler için bir platform oluşturduğunu değerlendirirken söz konusu güçlerin, politikaları hem ülkelere hem de halklarına zarar veren eski rejimle bağlantılı olduğunu öne sürdü.
Açıklamada, çerçeve anlaşmaya dayanan siyasi sürecin gidişatını desteklemek için tüm uluslararası ve bölgesel çabalardan memnuniyet duyduklarını ifade eden ÖDBG güçleri, son aşamanın başlamasıyla birlikte önemli adımlar atıldığını vurguladılar.
Açıklamada ayrıca, çerçeve anlaşmaya imza atan tüm tarafların, sorunlarını çözecek, bir an önce halkın umutlarını ve özlemlerini giderecek ve 5 Aralık hareketinin temel taleplerini karşılayacak adil ve demokratik bir çözüme ulaşmak amacıyla titiz bir çalışma içinde örgütlendiklerinin altı çizildi. 
 
 Independent Türkçe



‘Yeşil Refah’ ve ‘Yeni Gazze’... Gazze Şeridi'ni neler bekliyor?

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan çadırlar (AP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan çadırlar (AP)
TT

‘Yeşil Refah’ ve ‘Yeni Gazze’... Gazze Şeridi'ni neler bekliyor?

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan çadırlar (AP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ta yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan çadırlar (AP)

Son iki gündür Gazze Şeridi'ne ilişkin dosyada ‘Yeşil Refah’ ve ‘Yeni Gazze’ gibi yeni isimler öne çıkmaya başladı. Bu gelişme, ABD’nin arabuluculuğu ile Arap ve uluslararası desteğe rağmen İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçişin sekteye uğradığı bir dönemde yaşanıyor.

İsrail basınındaki haberlere göre hükümet, ABD’nin kararına boyun eğerek orduya Refah’ın doğusunda ‘Yeşil Refah’ adıyla yeni bir kent kurulmasına yönelik saha çalışmalarına başlaması için izin verdi. İlk hazırlıklar kapsamında ağır iş makinelerinin bölgeye sokularak molozların temizlenmesi ve arazinin düzenlenmesi planlanıyor.

İsrail’in geciktirme girişimleri

İsrail medyasında yer alan bilgilere göre Tel Aviv yönetimi, bu çalışmaların henüz geçiş yapılmamış olan anlaşmanın ikinci aşamasına dahil olduğu gerekçesiyle haftalarca süren bir geciktirme çabasına girişti. Ancak Washington’un artan baskıları sonucunda İsrail, planın bir sonraki etabına yönelik hazırlıkları başlatmak zorunda kaldı.

Bu çalışmalar; işgal altındaki topraklarda Refah’ın doğusunda bir insani bölge ve yeni bir kent inşasını içeriyor. Washington yönetimi, söz konusu adımla Filistinlilere ‘umut şehri’ modelini sunmayı ve ‘Hamas’ın kontrolündeki eski, yıkılmış ve karanlık Gazze’nin’ karşısına ‘yeni, modern ve gelişen bir Gazze’ örneği koymayı hedefliyor.

İsrail, planın ikinci aşamasında atılacak bu tür adımların Refah Sınır Kapısı’nın açılmasına yol açacağı, ayrıca Gazze Şeridi’nin başka bölgelerinden çekilmeyi ve yerlerine uluslararası güçlerin konuşlanmasını gerektireceği gerekçesiyle itiraz etti. Söz konusu ülkeler, İsrail’in taleplerini karşılamanın zorluğu ve bölgedeki işgal koşulları nedeniyle kuvvet göndermeyi reddetti.

Şarku’l Avsat’ın İsrail Kanal 12 televizyonundan aktardığına göre, İsrail’in bu tutumu üzerine Washington yönetimi Tel Aviv’i süreci oyalamakla suçladı ve çok uluslu güce katılmaktan çekilen ülkelerin sorumluluğunu İsrail’e yükledi. Bu baskının ardından İsrail geri adım atarak yeni kentin inşasına başlanmasını kabul etti.

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN, İsrail’in ‘gelecek hafta bölgede geniş çaplı moloz temizliği başlatmak üzere ağır iş makinelerini Refah’a sokmaya hazırlandığını’ ve bunun ‘Hamas unsurlarından arındırılmış yeni insani bölgenin oluşturulması’ amacıyla yapıldığını bildirdi.

Silahlı milislerden destek

Habere göre İsrail ordusu, ‘İsrail’le koordineli çalışan silahlı milislere’ atılacak adımlar konusunda bilgi verdi. ABD planına göre bir sonraki aşama, ‘İsrail’in kısmen kontrol ettiği bölgelerde yabancı bir askeri gücün faaliyete geçmesini’ öngörüyor.

i24NEWS ise İsrail ordusunun Refah’ın doğusunda Filistinliler için ‘Yeşil Refah’ adıyla yeni bir kent kurulmasına yönelik geliştirme çalışmalarına fiilen başladığını bildirdi. Kanal, bölgede gelecek hafta kapsamı genişletilecek hazırlıkların sürdüğünü, bunların ‘moloz ve patlayıcı kalıntılarının temizlenmesini’ içerdiğini aktardı.

sdfrt
Gazze Şeridi'nin Refah kentindeki İsrail askerleri (Arşiv – Reuters)

Maariv gazetesinin haberine göre, Refah’ta faaliyet gösteren Yaser Ebu Şebab milisleri, söz konusu yeni kentin bulunduğu bölgede İsrail güçlerinin temsilcileriyle ve ayrıca İsrail’in güneyindeki Kiryat Gat’ta bulunan ABD komuta merkezi adına bölgede bulunan sivil temsilcilerle birlikte görülmeye başladı.

Kabinede itirazlar

Siyasi kaynaklar, İsrail’in bu adımına kabinenin büyük bölümündeki bakanların karşı çıktığını, hatta tepkinin öfkeye dönüştüğünü aktardı. Bakanların, İsrail’in ‘sarı hat üzerinde inşaat yaparak Gazze çevresindeki yerleşimleri tehlikeye atmaması gerektiğini’ savunduğu belirtildi. Bazı sağ görüşlü medya organları haberi ‘utanç’ başlığıyla duyurdu.

Başbakan Netanyahu ise kararını savunarak hazırlık çalışmalarının ‘tünellere büyük miktarda beton dökme ve geniş bölgeleri izole etme’ işlemlerini içerdiğini söyledi. Netanyahu, söz konusu adımların ‘Hamas’ın askeri altyapısını yok etme yönündeki İsrail çıkarlarına hizmet ettiğini’ ifade etti.

gthy
Başbakan Binyamin Netanyahu, Ocak 2025'te İsrail kabine toplantısına başkanlık ediyor. (DPA)

Netanyahu, uluslararası güce katılmaktan vazgeçen Arap ve İslam ülkelerinin tutumunun Katar ve Türkiye’nin çıkarlarına hizmet ettiğini savundu. Bu nedenle İsrail’in ABD yönetiminin taleplerine yanıt vermesi ve Washington’la çatışmaya girmemesi gerektiğini kaydetti.

Filistin Yönetimi ve Hamas’ın itirazları

Filistin Yönetimi, İsrail’in ‘Gazze’yi yeniden inşa’ başlığı altında yürüttüğü çalışmalara karşı çıkıyor. Yönetim, farklı düzeylerde yaptığı açıklamalarda bu dosyadaki rolünü korumakta kararlı olduğunu ve Arap planına desteğini sürdürdüğünü vurguluyor.

Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, perşembe günü bir İtalyan heyetini kabul ederken yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi için bir yeniden imar ve toparlanma planımız var. Bu planın bir icra programı bulunuyor ve Arap ile İslam ülkeleri tarafından benimsendi. Uluslararası toplum da New York Bildirgesi aracılığıyla destek veriyor. Kardeş Mısır’la birlikte Kahire’de bir yeniden imar ve toparlanma konferansı düzenlemek için çalışıyoruz” dedi.

Hamas, söz konusu projeyi ‘İsrail’in ateşkes anlaşmasını açık biçimde ihlal etmesini gerekçelendirmeye yönelik yeni bir aldatmaca’ olarak nitelendirdi. Hareket, yayımladığı açıklamada, “İsrail’in anlaşmayı çiğnediğini ve günlük ihlallerle daha ilk aşamayı ortadan kaldırdığını” belirtti.

Geçtiğimiz salı günü konuya ilişkin bilgi veren Mısırlı bir kaynak, Gazze’nin erken toparlanması ve yeniden inşasına yönelik Kahire Konferansı’nın kasım ayı sonunda yapılmasının planlandığını ancak toplantının erteleneceğini söyledi. Kaynak, “Konferans ay sonunda düzenlenmeyecek; biraz gecikmesi muhtemel. Özellikle şu anda paralel bir çaba yürütülüyor. Görünen o ki ABD, Refah’la ilgili kendi özel girişimini planlıyor” değerlendirmesinde bulundu. Bu açıklama, İsrail’in kontrolündeki bölgelerde oluşturulması öngörülen ‘yeşil bölgeye’ işaret olarak yorumlandı.

Gazze İnsan Hakları Merkezi, ateşkesin başlamasından bu yana geçen 47 günde İsrail tarafından işlenen ihlallerde 350 Filistinlinin öldürüldüğünü açıkladı. Ölenler arasında 130 çocuk ve 54 kadın bulunuyor.

Merkez, aynı dönemde günlük ortalama 11’i aşan 535 ihlal kaydettiğini bildirerek ateşkesin yürürlüğe girdiği ilk andan itibaren ihlallerin sürdüğünü vurguladı.

Açıklamada, İsrail’in insani yardım girişlerini kısıtladığı, günde yalnızca 211 kamyonun geçişine izin verdiği, oysa 600 kamyona izin verildiği yönünde iddialarda bulunduğu aktarıldı. Ayrıca İsrail’in üzerinde mutabık kalınan çekilme haritasına uymadığı ve sivil bölgelere yönelik ateş kontrolünü sürdürerek zaman zaman bölgeye girdiği belirtildi.


İsrail’den Suriye'nin Beyt Cin kasabasına baskın: En az kişi 9 öldü

Golan Tepeleri'nde iki İsrail askeri (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
Golan Tepeleri'nde iki İsrail askeri (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
TT

İsrail’den Suriye'nin Beyt Cin kasabasına baskın: En az kişi 9 öldü

Golan Tepeleri'nde iki İsrail askeri (Arşiv fotoğrafı - Reuters)
Golan Tepeleri'nde iki İsrail askeri (Arşiv fotoğrafı - Reuters)

Suriye kaynakları, İsrail devriyesinin bölgeye girmesi sonrası çatışma çıktığını; hava saldırılarının ardından yoğun sivil göç yaşandığını bildirdi.

Suriye medyası, Şam’ın güneyindeki Beyt Cin kasabasına düzenlenen İsrail baskının  ve hava saldırısının ayrıntılarını açıkladı. Suriye kaynakları, saldırılarda en az 9 kişinin öldüğünü aktardı.

Suriye’nin “El-İhbariyye” kanalı, kasabanın İsrail savaş uçaklarının yoğun bombardımanına hedef olduğunu, çok sayıda ölü ve yaralı bulunduğunu bildirdi.

Açıklamalara göre olay, İsrail’e ait bir askeri devriyenin bölgeye kara yoluyla girmesi, sakinlerle çatışma yaşanması ve devriyenin geri çekilmesi sonrası hava saldırılarının başlamasıyla tırmandı. Bölge üzerinde İsrail uçaklarının yoğun şekilde uçtuğu belirtildi.

Saldırıların ardından Beyt Cin’de büyük bir sivil göç hareketi yaşandı; çok sayıda kişi çevre kasabalara yöneldi.


Washington milislere: Irak'ta yeriniz yok

Süleymaniye ilindeki Çamçemal yakınlarında füze saldırısının ardından Kormor gaz sahası (Reuters)
Süleymaniye ilindeki Çamçemal yakınlarında füze saldırısının ardından Kormor gaz sahası (Reuters)
TT

Washington milislere: Irak'ta yeriniz yok

Süleymaniye ilindeki Çamçemal yakınlarında füze saldırısının ardından Kormor gaz sahası (Reuters)
Süleymaniye ilindeki Çamçemal yakınlarında füze saldırısının ardından Kormor gaz sahası (Reuters)

aIrak'ın kuzeyindeki Süleymaniye'de bir doğalgaz sahasının insansız hava aracıyla (İHA) bombalanması öfkeli tepkilere yol açtı ve ABD'nin silahlı gruplara uyarıda bulunması ve hükümetin faillerin yakalanması için harekete geçmesiyle sonuçlandı.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne göre çarşamba akşamı Dana Gas tarafından işletilen Khor Mor gaz sahasını hedef alan bir İHA saldırısı, elektrik santrallerine gaz arzının tamamen kesilmesine neden oldu. ABD'nin Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya, saldırıyı "düşmanca dış amaçlarla hareket eden yasadışı grupları" gerçekleştirmekle suçladı.

Savaya, Bağdat'ı "bu saldırının sorumlularını tespit etmeye ve adalete teslim etmeye" çağırdı ve "tam egemen bir Irak'ta bu tür silahlı gruplara yer olmadığını" vurguladı.

Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur ​​Barzani ise Washington'a "sivil altyapıyı korumak için gerekli savunma ekipmanını sağlama" çağrısında bulundu. Barzani, "Bu tür saldırıların faillerinin geçmişte olduğu gibi cezadan kaçmaması gerektiğini" vurguladı.

Saldırıyı henüz üstlenen olmadı ancak Irak yetkilileri dün saldırıyı araştırmak üzere bir komite kurulduğunu duyurdu ve askeri bir sözcü de saldırıda yer alanların "cezalandırılacağına" söz verdi.