Mısır, Sudan krizine ilişkin girişimde bulunmakta gecikti mi?

Kimi gözlemciler Mısır'ın girişimini, Sudan'ın siyasi sürecindeki çıkmazı kırmak için bir fırsat olarak değerlendirdiler

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi
TT

Mısır, Sudan krizine ilişkin girişimde bulunmakta gecikti mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi

İsmail Muhammed Ali 
Sudan siyaset sahnesinin 25 Ekim 2021 tarihindeki askeri darbe nedeniyle bir yılı aşkın bir süredir devam eden siyasi krize son verilmesi amacıyla 5 Aralık'ta ülkede sivil bir yönetim kurulması için askerler ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri-Merkez Konseyi (ÖDBG) önderliğindeki siviller arasında imzalanan 'çerçeve anlaşma' konusunda gerilim ve bölünmelere tanık olduğu bir dönemde Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil, 2 Ocak'ta Sudan'ı ziyaret etti.
Tümgeneral Kamil, başkent Hartum'a varır varmaz, Sudan kulislerinde ziyaretin gizli gündemine dair fısıltılar başladı.
Ziyaret, Mısır'ın, Sudan-Sudan uzlaşısının önünü açacak bir diyalog platformu yaratmak amacıyla Sudanlı tüm tarafları Kahire'nin ev sahipliğinde 1-8 Şubat tarihleri arasında "Herkesi kucaklayan bir Sudan'a Doğru Demokratik Geçiş Beklentileri" başlıklı bir çalıştaya davet ettiğini açıklamak üzere gerçekleşti. 

Peki, siyasi gözlemciler, Mısır'ın bu girişimini Sudan sahnesinde bir kırılma ya da bölünme yaratabilmesi bakımından nasıl gördüler?

"Siyasi krizin tüm taraflarıyla doğrudan ya da dolaylı ilişkileri var"
Sudanlı siyasi ve askeri işler uzmanı Tümgeneral Emin İsmail Meczub, "Misyonu (UNITAMS), Afrika Birliği (AfB) ve Doğu Afrika'da Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesinden (IGAD) oluşan üçlü mekanizması gibi siyasi arenayı destekleyen diğer tüm uluslararası ve bölgesel girişimlere benziyor. Kahire'nin bir yandan ekonomik krizle boğuşurken diğer yandan Filistin davası, Gazze ve Mescid-i Aksa'daki duruma ilişkin dosyalarla ilgilenmesi nedeniyle Kahire,  Sudan krizi için girişim başlatmakta gecikmiş olabilir. Ancak biz Sudan'da Mısır'ı 1920'lerden bu yana tarihi bir ilişki içinde olduğumuz kardeşçe bir komşu olarak görüyoruz. Bu yüzden ülkedeki siyasi krizin tüm taraflarıyla doğrudan ya da dolaylı ilişkileri var" dedi.
Meczub, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mısır'ın Sudan'daki siyasi çözümü tamamlamak için görüşleri yakınlaştırma girişimi, Suudi Arabistan-ABD ortak girişimi ya da Birleşmiş Milletler (BM) Sudan'daki Geçiş Entegre Kahire'nin İstihbarat Şefi Tümgeneral Kamil'in Ocak ayı başlarında Hartum'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı gözlemler, Sudanlı siyasi güçlerin beklenen nihai siyasi anlaşmaya geniş bir katılım göstermeleri gerektiğine işaret etti. Sudanlı taraflar arasında Sudan-Sudan diyalogunun başlatılmasını sağlayacak bir çalıştaya ev sahipliği yapma çağrısında bulundu. Mısır Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada, Sudan krizinin sona ermesini sağlayacağını umarak çerçeve anlaşmayı desteklemişti. Daha sonra Kahire, bir girişim başlatmadığını, Sudan krizinin tarafları arasında bir görüş birliği için çaba sarf ettiğini açıkladı."

"Ortamı germek istiyorlar"
Meczub, "Dolayısıyla amaç Sudanlı tarafların görüşlerini yakınlaştırmaksa, bunda bir sakınca yok ama eğer bir inisiyatif söz konusu ise başta Demokratik Blok olmak üzere Sudan krizinin bazı taraflarının bu durumdan yararlanarak ülkenin siyaset sahnesinde gerilimi artıran bir faktör olarak kabul edilsin ya da edilmesin inisiyatifi mevcut krizin sac ayaklarından biri haline getirmeye çalışacağına inanıyorum. Bunu ÖDBG-Merkez Konsey'inin Mısır'ın çalıştay çağrısını reddettiğine dair açıklamasında gördük.  Bu yüzden Mısır gerilimi çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorum. Mısır'ın davetini ya da girişimini, Suudi Arabistan-ABD girişiminin karşısına rakip olarak koyanlar, ortamı germek istiyorlar" diye konuştu.
Sahadaki gerçekler kanıtlanmadıkça, Mısır'ın girişiminin nihai anlaşmayı engelleme girişiminden ibaret kalacağına dair iddiaları reddeden Meczub, Mısır'ın nihai bir siyasi anlaşma imzalanması için mümkün olduğu kadar çok sayıda Sudanlı tarafı bir araya getirme çabasıyla başlattığı girişime, Sudan sahnesinde aktif olan uluslararası güçlerden yeşil ışık yakıldığını söyledi.
Meczub, ancak ÖDBG-Merkez Konseyi'nin Sudanlı tarafları negatif bir ayrımcılıkla 'isyancı güçler, eski rejimle iş birliği yapan güçler ve 25 Ekim darbesini destekleyen güçler' şeklinde üç kategoriye ayırdığı da sözlerine ekledi.
Ordunun, konunun hassasiyeti göz önüne alındığında, Mısır'ın girişimine dair ne kabul eden ne de reddeden bir açıklamada bulunmadığına dikkati çeken Meczub, "Ancak bana göre Mısır'ın çağrısı, ordunun çerçeve anlaşmayı Ulusal Kongre Partisi dışında ülkedeki diğer tüm siyasi güçleri de kapsayacak şekilde genişletme vizyonuyla örtüşüyor"değerlendirmesinde bulundu.

"Ülkedeki siyasi süreci etkileyen çıkmazı kırmak için iyi bir fırsat"
Hartum'daki Uluslararası Afrika Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan Zemzemi Beşir, kısa süre önce askerler ile siviller arasında imzalanan çerçeve anlaşma konusunda Sudan'ın siyasi güçleri arasında herhangi bir fikir birliği olmadığına dikkat çekti. Mısır'ın girişiminin doğru zamanda başlatıldığına inandığını ifade eden Prof. Beşir, dolayısıyla bu girişimin, özellikle hesaplanmış adımlarla ülkedeki siyasi süreci etkileyen çıkmazı aşmak için iyi bir fırsat olduğunu söyledi. 
Prof. Beşir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mısır'ın girişimi, 70 yılı aşkın süredir Sudan'ın bir ortak olduğu için Kahire'nin özellikle Washington'dan aldığı uluslararası destek ve Sudanlı siyasi güçlerin çoğu üzerindeki nüfuzu nedeniyle, çerçeve anlaşmadan daha büyük bir başarı şansına sahip. Ancak girişimler genel olarak birleşmeye, istikrara kavuşmaya ve genel seçimlere yol açacak bir sivil hükümet kurulmasına katkıda bulunmalıdır. Ülkedeki bir numaralı siyasi talep budur. Mısır, güvenlik, stratejik ve ekonomik çıkarları çerçevesinde hareket etse de bu adımlar, Sudan'ın ulusal güvenliğinden uzakta atılan adımlar değil. Mısır, Sudan'daki herhangi bir güvenlik ve siyasi istikrarsızlıktan etkilenebilir. Bu yüzden karşılaşacağı bazı zorluklar ve engeller olmasına rağmen, Sudan siyasi sürecinde bir ilerleme kaydedilmesini sağlayabilmek için tüm tarafları bir araya getirmek istiyor. Ancak böylece bu meselelerin üstesinden gelebilir."
Kahire'nin Sudan'daki siyasi nüfuzunu yeniden oluşturmaya çalıştığı iddialarını reddeden Prof. Beşir, iki ülkenin siyasi ve sosyal ortamlarının farklı ve bunun çok zor olduğunu belirterek “Mısır, yalnızca ülkenin siyasi istikrarını garanti eden Sudan-Sudan uzlaşısının başarısı için baskı yapan bir rol oynamak istiyor” şeklinde konuştu.

Karşı hareket
ÖDBG güçleri, çerçeve anlaşmanın, demokratik sivil geçişi yeniden tesis etme yolunda bir atılım teşkil ettiğinden Sudanlıların öncülüğünde bir süreç için iyi bir temel oluşturduğunu belirterek, Mısır'ın girişimi kapsamında Kahire'de yapılacak çalıştaya katılmayı reddettiklerini açıkladı.
Mısır'ın Hartum Büyükelçiliği aracılığıyla Mısır hükümetinden 1-8 Şubat tarihleri arasında Kahire'de düzenlenecek olan 'Herkesi kucaklayan bir Sudan'a Doğru Demokratik Geçiş Beklentileri' başlıklı çalıştaya katılmak üzere bir davet aldığını açıklayan ÖDBG, açıklamasında, çerçeve anlaşmadaki ilerleme nedeniyle çalıştayın gecikmiş bir girişim olduğunu vurguladı.
ÖDBG açıklamasında ayrıca çalıştayın, Sudan halkının sivil demokratik sürecini yeniden tesis etme çabalarını baltalamak için karşı hareket başlatan güçler için bir platform oluşturduğunu değerlendirirken söz konusu güçlerin, politikaları hem ülkelere hem de halklarına zarar veren eski rejimle bağlantılı olduğunu öne sürdü.
Açıklamada, çerçeve anlaşmaya dayanan siyasi sürecin gidişatını desteklemek için tüm uluslararası ve bölgesel çabalardan memnuniyet duyduklarını ifade eden ÖDBG güçleri, son aşamanın başlamasıyla birlikte önemli adımlar atıldığını vurguladılar.
Açıklamada ayrıca, çerçeve anlaşmaya imza atan tüm tarafların, sorunlarını çözecek, bir an önce halkın umutlarını ve özlemlerini giderecek ve 5 Aralık hareketinin temel taleplerini karşılayacak adil ve demokratik bir çözüme ulaşmak amacıyla titiz bir çalışma içinde örgütlendiklerinin altı çizildi. 
 
 Independent Türkçe



Mazlum Abdi: Ateşkes dönemini 18 Aralık anlaşmasında pratik ilerleme sağlamak için kullanıyoruz

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)
TT

Mazlum Abdi: Ateşkes dönemini 18 Aralık anlaşmasında pratik ilerleme sağlamak için kullanıyoruz

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlığı heyetinin dün yaptığı görüşmeden (SDG’nin sosyal medya hesabı)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi, bir süredir ateşkes sağlanması yönünde çabalar yürütüldüğünü belirterek, mevcut ateşkesin ‘ABD ordusunun talebi üzerine’ hayata geçirildiğini açıkladı.

Abdi, “Önümüzdeki kısa süre içinde anlaşmayı uygulamaya hazırız… Birçok konuda mutabakat sağlandı” ifadelerini kullandı. Kürtçe yayın yapan Ronahi televizyonuna konuşan Abdi, “Ateşkes süresini değerlendirecek ve bu dönemde 18 Aralık anlaşmasında somut ilerleme kaydetmeye çalışacağız” dedi.

Anlaşmaya göre hükümet güçlerinin Kürt bölgelerine girmeyeceğini belirten Abdi, buna karşın SDG’ye bağlı kurumların devlet kurumlarıyla entegre edileceğini söyledi.

Abdi, Şam’dan kente girilmemesi yönünde talepte bulunulduğunu ve bu talebin kabul edildiğini ifade ederek, tarafların buna bağlı kalmasını umduklarını dile getirdi. Abdi, Kobani ve Kamışlı’ya ilişkin herhangi bir çözümün, Serekaniye (Resulayn) ve Afrin’i de kapsaması gerektiğini ifade etti.

Jdkdk
Mesud Barzani ve Mazlum Abdi, Erbil'de ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ile görüştü. (Kürdistan Demokrat Partisi – KDP)

Abdi, “Ateşkes süresini, varılan anlaşmayı hayata geçirmek için değerlendirmeye çalışıyoruz” dedi. Sürecin müzakereler çerçevesinde ilerlediğini belirten Abdi, taraflar arasında bazı maddelerde uzlaşı sağlandığını, ancak kendilerine yöneltilen bazı taleplerin de bulunduğunu ifade etti.

Mevcut sürenin, entegrasyon yönünde somut adımlarla tamamlanacağını kaydeden Abdi, SDG’nin 18 Aralık’ta Şam ile varılan anlaşmayı kısa süre içinde uygulamaya hazır olduğunu vurguladı. Abdi ayrıca, Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseke Valiliği görevleri için bazı isimlerin önerildiğini, ancak şu ana kadar üzerinde mutabakata varılmış bir listenin oluşmadığını söyledi.

Abdi, görüşmelerin uluslararası himaye altında yürütüldüğünü; ABD’nin siyasi ve askeri kurumları ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da sürece dahil olduğunu belirtti. Bununla birlikte, yaşananların nihai bir anlaşma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Abdi, uluslararası toplumun gerilimi düşürmeye yönelik çabalarının, Şam’ın taahhütlerine bağlı kalmasına ve öne sürülen talepleri uygulamasına bağlı olduğunu vurguladı. Abdi, ‘kabul edilemez’ koşullar dayatılmadığı sürece bu girişimlerin başarıya ulaşacağını dile getirdi.

Mxmxm
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (North Press Agency – NPA)

Bu çerçevede Abdi, Şam ile ‘açık bir iletişim hattının’ bulunduğunu belirterek, yapılan anlaşma uyarınca ordunun Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelere girmemesi gerektiğini vurguladı.

Abdi, Suriye hükümetiyle bir anlaşma ve çözüme ulaşılana kadar ‘direnişin’ süreceğini ifade ederken, Kobani’nin tıpkı 2014 yılında olduğu gibi bu direnişe öncülük edeceğini söyledi.

Jxjxj
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları, Kürtlerin kontrolündeki Ayn el-Arab (Kobani) şehrine geldi. (AFP)

SDG bugün yaptığı açıklamada, Suriye hükümetine bağlı grupların sabahın erken saatlerinden itibaren saldırılar başlatmasının ardından Kobani’nin güneydoğusunda şiddetli çatışmaların yaşandığını bildirdi.

Yapılan açıklamada, çatışmaların özellikle el-Celbiye kasabasında devam ettiği; saldırgan grupların tank ve zırhlı araçlardan oluşan ek takviyeler getirdiği ve bölge üzerinde yoğun Türk insansız hava aracı (İHA) uçuşlarının gerçekleştiği ifade edildi.

Suriye Savunma Bakanlığı ise dün SDG’yi ateşkesi ihlal etmek ve Kobani çevresindeki ordu mevzilerini 25’ten fazla İHA’yla hedef almakla suçladı.


SDG: Kobani'nin güneydoğusunda Suriye hükümet güçleriyle şiddetli çatışmalar yaşandı

Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)
Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)
TT

SDG: Kobani'nin güneydoğusunda Suriye hükümet güçleriyle şiddetli çatışmalar yaşandı

Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)
Haseke'deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) milisleri (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanlığı bugün yaptığı açıklamada, Kobani/Ayn el-Arab kenti üzerinde yeniden saldırı, kuşatma ve sürekli baskılar yaşandığını duyurdu. Açıklamada, bunun ‘kentin halkının iradesini zayıflatma ve istikrarı bozma amaçlı açık girişimler’ olarak nitelendirildiği belirtildi. SDG, kuzey ve doğu Suriye’de istikrarın bozulmasının bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu ve terör örgütlerine saflarını yeniden organize etme ve faaliyetlerini canlandırma fırsatı verdiğini vurguladı.

SDG, sabah saatlerinden itibaren Suriye hükümetine bağlı güçlerin Kobani’nin güneydoğusunda SDG unsurlarına saldırmasıyla şiddetli çatışmaların yaşandığını bildirdi.

Yapılan açıklamada, çatışmaların özellikle el-Celbiye kasabasında devam ettiği; saldırgan grupların tank ve zırhlı araçlardan oluşan ek takviyeler getirdiği ve bölge üzerinde yoğun Türk insansız hava aracı (İHA) uçuşlarının gerçekleştiği ifade edildi.

Suriye Savunma Bakanlığı ise dün SDG’yi ateşkesi ihlal etmek ve Kobani çevresindeki ordu mevzilerini 25’ten fazla İHA’yla bombalamakla suçladı.

Suriye ordusu, dört gün süren önceki ateşkesin sona ermesinin ardından, Kürt güçleriyle ateşkesi 15 gün daha uzattığını önceki gün duyurmuştu.

SDG, hükümete bağlı grupların saldırılarının ‘ateşkesin net bir ihlali’ olduğunu belirterek, bunun Şam’ın taahhütlerine uymadığını ve bölgedeki istikrarsızlık politikasının devam ettiğini gösterdiğini ifade etti. SDG, ateşkesi garanti eden taraflardan ‘bu saldırıları durdurmak ve Şam’ın sürdürdüğü tırmanışı sonlandırmak için derhal harekete geçmelerini’ talep etti.

SDG, bugün Kobani’nin DEAŞ’tan kurtuluşunun 11. yıldönümü vesilesiyle yaptığı basın açıklamasında, “Bugünkü Kobani saldırısı, DEAŞ’a karşı kazanılan zaferin simgesine doğrudan bir saldırıdır; projeyi bozan bir şehre yönelik intikam girişimidir ve istikrarı zayıflatma, kaosu körükleme ve terörün geri dönmesine alan açma girişimlerinden ayrı değerlendirilemez” ifadelerini kullandı.

SDG, uluslararası topluma yönelik açık bir mesaj vererek, “DEAŞ’a karşı elde edilen kazanımları korumak ve bu savaşta ağır bedeller ödeyen bölgelerin güvenliğini ve istikrarını sağlamak siyasi bir tercih değil, ortak bir etik ve hukuki sorumluluktur” dedi.

Açıklamada ayrıca, “Kobani’ye yönelik sessizlik, terörün yenilgiye uğratılması için verilen fedakârlıklarla çelişiyor ve uluslararası çabaları zayıflatıyor” denilerek, Kobani’nin “direniş ve kararlılığın kalıcı simgesi olmaya devam edeceği; 11 yıl önce kazanılan zaferin sadece anı değil, özgürlüğü savunma, şehitlerin kazanımlarını koruma ve Suriye halkları için güvenli, demokratik bir gelecek inşa etme yönünde yenilenmiş bir taahhüt” olduğu vurgulandı.


El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı
TT

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye yetkililerine, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol edilen ve şu anda hükümetin kontrolü altına giren tüm gözaltı merkezlerinin güvenliğini, SDG'den yönetimini devraldıktan hemen sonra sağlamaları çağrısında bulundu. SDG, Suriye hükümetinin cumartesi günü Rakka'daki el-Aktan Hapishanesinden serbest bıraktığı 126 çocuğun tutuklanmasını, bu hapishanenin bir kısmının çeşitli davalara karışan veya DEAŞ tarafından askere alınmış çocukları barındırmak için ayrıldığını ve güvenlik nedenleriyle yaklaşık üç ay önce çocuk hapishanesinden buraya nakledildiklerini söyleyerek savundu.

Rakka'daki aktivistlerden Şarku’l Avsat'a verilen bilgilere göre, el-Aktan Hapishanesi'ndeki tutuklu sayısı bin 200'e ulaştı ve onlara yöneltilen suçlamaların çoğu DEAŞ'a üye olmak, Özgür Ordu ile iletişim ve yabancı taraflarla ilişki kurmak idi.

Suriye devlet medyası, çoğu 18 yaşın altında olan gözaltından serbest bırakılan çocuklarla yapılan çok sayıda röportaj ve haberi yayınladı. Bu durum Suriyeliler arasında şok dalgası yarattı. Bir çocuk, amcasının kızını sevdiği için onu ihbar etmesi üzerine üç ay hapis yattığını, bir diğeri ise telefonunda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın fotoğrafı bulunduğu için gözaltına alındığını söyledi. Serbest bırakılan çocuklar, Suriye Haber Kanalı'nda yayınlanan röportajlarda, yemek istedikleri için istismara, elektrik şoku işkencesine ve dayaklara maruz kaldıklarını vurguladılar.

dfgty7u

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi'nin cezaevi idaresi, pazar günü, gözaltında bulunan çocukların şok edici görüntülerini haklı gösteren resmi bir açıklama yayınlayarak, Rakka'daki el Aktan cezaevinin bir kısmının çeşitli davalara karışan veya DEAŞ tarafından askere alınmış çocukları barındırmak için tahsis edildiğini, “Güvenlik nedenleriyle” yaklaşık üç ay önce çocuk cezaevinden buraya nakledildiklerini” belirtti.

Özerk Yönetim'in birçok cezaevi var ve Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) Müdürü Fadl Abdulgani Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bunların sayısının kesin olmadığını söyledi.

sdfrgt
Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) bağlı unsurlar, 23 Ocak 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışındaki El-Aktan hapishanesinden çekilerek Kobani'ye doğru ilerledi (AFP)

Son askeri operasyonlar sırasında Suriye hükümeti, el-Haseke'deki el-Şeddadi hapishanesini ve Rakka'daki el-Aktan hapishanesini Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) geri aldı. Suriye medya kaynakları, SDG'nin geçen yıl onlarca sivili DEAŞ üyesi oldukları suçlamasıyla, herhangi bir doğrulama yapmadan tutukladığını belgeledi.

SDG'nin en öne çıkan hapishaneleri arasında, Haseke'nin güney girişindeki Sanayi Lisesi hapishanesi (tahmini mahkum sayısı 8 bin), Haseke'nin Guveyran mahallesindeki merkez hapishane (erkek, kadın ve çocuklar için, tahmini tutuklu sayısı 10 bin), en kötü olarak kabul edilen Alaya hapishanesi ve Malikiye (Derik) hapishanesi bulunmaktadır.

Suriye İnsan Hakları Ağı'na göre, SDG'nin kurulduğu günden bu yana en az 3 bin 705 kişi zorla kaybedilmiş ve 122 kişi işkence sonucu öldürülmüştür.

rfgt

Medya haberlerine göre son iki gün içinde yüzlerce kişi kayıp oğullarını aramak için el-Aktan hapishanesinin çevresinde toplandı. Rakka vilayetinde yaşayan Hüseyin Halil, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, kardeşinin 10 yıldır kayıp olduğunu belirterek şunları söyledi: “Onu el-Şeddadi veya el-Aktan hapishanelerinde bulacağımıza dair büyük umutlarımız vardı, ancak onunla ilgili herhangi bir bilgi alamadık.” Halil, diğer hapishanelerde kardeşini bulmayı hala umduklarını dile getirdi.

Suriye'nin kuzey ve doğusundaki hapishaneler konusu, Suriye hükümeti ile SDG arasında devam eden müzakerelerde en hassas konulardan biri, çünkü Rakka, Haseke ve Deyrizor illerindeki DEAŞ tutuklularının akıbetiyle ilgili. Medya haberlerine göre, yabancıların da dahil olduğu tahmini 8 bin tutuklu var. ABD önderliğindeki koalisyon güçleri, bu mahkumları Irak'a nakletmeye başladı. Mevcut bilgilere göre, yaklaşık 1000 mahkum nakledildi. Ateşkes anlaşması, bu mahkumların Suriye'den Irak'a naklinin tamamlanması için uzatıldı.

rfgt

ABD'nin, geçen pazartesi günü örgütün tutuklularının el-Şeddadi hapishanesinden kaçmasının ardından tutukluları nakletmeye karar vermesi dikkat çekicidir. Suriye İçişleri Bakanlığı, 120 DEAŞ tutuklusunun kaçmasından SDG'yi sorumlu tutmaktadır. Öte yandan SDG, hapishanenin kontrolü dışında olduğunu ifade etti.

Suriye İnsan Hakları Ağı, dün yayınladığı raporunda, “Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolü altında bulunan eski gözaltı merkezlerindeki suç mahallerinin korunması” çağrısında bulundu. Raporda, “Suriye'nin kuzeydoğusundaki bir dizi gözaltı merkezinin kontrolünün SDG'den Suriye hükümetine devredilmesinin (ciddi insan hakları ihlalleriyle ilgili kanıtların korunması ve bunların kaybolması veya tahrif edilmesinin önlenmesi açısından) acil bir sorun teşkil ettiği” belirtildi.