Fas meydanlarında neden heykel yok?

Fas Kralı II. Hasan, babası için bir anıt dikilmesini onayladı ancak Alimler Birliği buna karşı çıktı

Rabat'ta bir Masai savaşçısı heykeli / Fas Haber Ajansı (MAP)
Rabat'ta bir Masai savaşçısı heykeli / Fas Haber Ajansı (MAP)
TT

Fas meydanlarında neden heykel yok?

Rabat'ta bir Masai savaşçısı heykeli / Fas Haber Ajansı (MAP)
Rabat'ta bir Masai savaşçısı heykeli / Fas Haber Ajansı (MAP)

Hasan el-Eşref 
Fas'taki ana ve büyük meydanlar ister siyaset ister sanat veya düşünce olsun, çeşitli alanlarda tarihi veya ünlü halk figürlerinin heykellerinden veya anıtlarından yoksun.
Bu nedenle bu yokluğun arkasındaki nedenlere ilişkin sorular daima yenileniyor.
Dini ve fıkhî saiklerden mi, siyasi sebeplerden mi yoksa estetik eğilimle ilgili faktörlerden mi olduğu her zaman merak edildi.
Birçok ülkede olduğu gibi Fas’ta da büyük meydanlarda zaman zaman tarihi Faslı şahsiyetlerin heykel ve anıtlarının dikilmesi çağrıları yapılıyor. Ancak bu çağrılar hızla arka planda kayboluyor.
Bazıları bu heykellerin yapılması yönünde genel bir "çekince" eğilimi gösterirken, bazıları da Fas'taki büyük şehirlerin heykel olmayan meydanlarının estetik vizyon ve görsellik açısından eksik olduğunu düşünüyor.

Yerine getirilmemiş vaatler
Faslı yetkililer birçok kez tarihi figürlerin heykellerinin dikilmesiyle ilgili vaatlerde veya açıklamalarda bulundular.
Ancak bunlar, Fas şehirlerinin büyük meydanlarında bu vaatleri gerçeğe dönüştürmeden, yalnızca yerine getirilmemiş vaatler ve "kağıt üzerindeki mürekkep" olarak kaldı.
Bu konu Fas'ta resmi olarak ilk kez 1961 yılında Kral 5. Muhammed'in ölümüyle gündeme geldi.
Kraliyet ailesiyle birlikte Madagaskar ve Korsika'ya sürgün edilmesi de dahil olmak üzere yaptığı fedakarlıkları anmak için büyük meydanlardan birine onun bir heykelini dikme fikri ortaya atıldı. 
Rahmetli Kral II. Hasan, babası için bir anıt dikilmesi fikrini kabul etti. Buna itiraz etmedi.
Ancak o dönemde Faslı Alimler Birliği heykel dikilmesini yasaklayan bir fetva yayınlayarak tamamen farklı bir görüşe sahip olduğunu ortaya koydu.
Bu nedenle merhum kral Alimler Birliği’nin kararına itaat etti ve heykel dikme fikrinden vazgeçti. 
Fikir yeniden ortaya çıkana kadar yıllar geçti. Bu kez, Rif bölgesinin İspanyol sömürgeciliğine karşı direnişini savunduğu için birçok kişinin "Emir" olarak adlandırdığı, son dönem tanınmış Faslı direniş savaşçısı Muhammed bin Abdulkerim el-Hattabi'nin heykelinin dikilmesiyle ilgili bir fikir ortaya atıldı.
Birkaç yıl önce, Direniş Gazileri ve Kurtuluş Ordusu Yüksek Komisyonu (bir devlet kurumu) Başkanı, Agadir'deki meydanlardan birinde el-Hattabi için bir heykel veya anıt dikme yönünde bir istek olduğunu ifade etti.  
Ancak bu vaat yerine getirilmedi ve "gerçekleşmeyecek emellerin" tutsağı olarak kaldı. El-Hattabi, heykeli Cezayir başkentinin merkezine dikilen "Emir Abdülkadir" gibi bir anıta sahip olamadı.
Aynı kader, Fas’ın kuzeyinde bulunan Tanca'nın eski belediye başkanının şehir meydanlarından birine iki heykel dikmek istediğini açıkladığında da yaşandı.
Bu heykellerden birincisi ünlü seyyah İbn Battuta için, ikincisiyse ismi Tanca'da bir mağaraya verilmiş olan Yunan mitolojisindeki Herkül içindi.

Sert fetvalar
Sanat eleştirmeni Fuad Zuveyrik, Fas meydanlarında heykel olmamasını, bazı din alimlerinin tarihi şahsiyetlerin heykellerinin dikilmesine engel teşkil eden fetvalarına bağladı.
Tarihi sembollerin ve şahsiyetlerin heykellerinin meydanları süslediği birçok İslam ülkesinin aksine Fas’ta söz konusu fetvalardan dolayı bunları göremiyoruz.
Oysa heykeller, turistlerin ve ziyaretçilerin önünde bir karakter veya tarihi bir dönem için estetik tanımlayıcı bir araç olarak dimdik durur.
Zuveyrik, İndependent Arabia’ya yaptığı açıklamalarda, "bazı hukukçuların iddia ettiği gibi, çağımızda heykellerin putlarla hiçbir ilgisi olmadığına" inanıyor.
Zuveyrik heykeller için, "Bunlar, halkların tarih ve uygarlıklarından türetilen saf sanatsal şaheserler olup, turistlerin merakını gideren, özel tarihi bilgiler üzerinde durmasını sağlayan veya ona keşfetme ve araştırma kapısı açan sanatsal, görsel ve kültürel araçlardır" ifadelerini kullandı.
Zuveyrik, "Arap ve İslam dünyasına dağılmış binlerce olmasa da yüzlerce heykel var ve bir heykeli ibadet için kullanan tek bir kişi duymadık. Fas'taki uzman makamların, Tancalı İslam hukukçularının 1961'de meydanlara heykel dikilmesinin yasak olduğu fetvasını yeniden gözden geçirmesinin zamanı geldi" dedi.
Zuveyrik üzüntüsünü dile getirerek sözlerine şöyle devam etti:
"O zamandan beri, merhum Kral 5. Muhammed'in heykellerini yontmak ve onları Fas'ın en büyük meydanlarına dikmek için hazırlıklar yapılıyordu. Ancak bazı makul girişimlere rağmen başarısız oldular."

Estetik nedenler
İslami İlimler araştırmacısı olan Muhammed Abdulvahhab Refiki, Fas meydanlarında tanınmış ve halka mal olmuş kişilerin heykellerinin olmamasının gerekçeleri konusunda sanat eleştirmeni Zuveyrik ile aynı fikirde.
Refiki, bazı İslam hukukçularının, tarihi ya da tanınmış kişilerin heykellerini dikmeyi bu kişilerin bir tür kutsanması olarak gördüklerini ve bu nedenle heykel yapmanın haram olduğuna inandıklarını söylüyor.
Rabat'taki devasa at heykeli.jpg
Rabat'taki devasa at heykeli / Fotoğraf: Müze Vakfı internet sitesi
Refiki, genel olarak geleneksel fıkıh alimlerinin yani İslam hukukçularının, heykelleri yontmanın ve yapmanın yanı sıra bunları meydanlara dikmenin, insanı yaratan Allah'ın bir tür taklidi olduğu konusunda neredeyse hemfikir olduğuna işaret etti. Bu durum, önde gelen tarihsel figürlerin heykellerinin neden olmadığı sorusunun büyük ölçüde cevaplıyor.
Estetik ve görsel mühendislik araştırmacısı Murad Benhayun, Fas'ta büyük şehirlerin bazı mekanlarında hayvan heykelleri ve figürlerinin bulunduğunu göz önünde bulundurarak önceki görüşlere katılmadığını belirtti.
Benhayun, "Eğer temel sorun haramlık olsaydı, bu heykellere hiç izin verilmezdi" dedi.
Benhayun, "bunun başlıca nedeninin, şehirlerin işlerini yönetmekle yükümlü olanların, bu tür heykellerin şimdiki ve gelecek nesiller için önemine kendilerini ikna edecek kadar estetik vizyona sahip olmamalarından kaynaklandığını" da sözlerine ekledi.
Bu şahsiyetlerin yaptıklarını takdir etme ve tanıma kültürü oluşturmak için, "Bir şahsiyetin tarihini binden fazla kitapla belgelemektense tek bir heykel daha faydalı olabilir" ifadelerini kullandı.
Fas meydanlarında at heykeli de dahil olmak üzere Faslı olmayan kişilikler ve figürler için heykeller bulunduğuna dikkat edilmeli. Mesela başkent Rabat'ta bir "2. Juba" heykeli bulunuyor.
Ayrıca Senegalli heykeltıraş Osman Sow tarafından yapılmış olan Masai kabilelerinden bir savaşçı heykeli de Rabat'taki Modern Sanat Müzesi'nin kapısında misafirleri karşılıyor.
 
Independent Türkçe



Washington ve Tahran arasında Zeydi: Yetersiz bir hükümet ve mercek altındaki Irak egemenliği

 Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Washington ve Tahran arasında Zeydi: Yetersiz bir hükümet ve mercek altındaki Irak egemenliği

 Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)

Selam Zeydan

Irak parlamentosu, Iraklı fraksiyonların hükümete katılmasının engellenmesi sebebiyle son derece karmaşık bölgesel ve iç koşulların ortasında, Ali el-Zeydi hükümetine güvenoyu verdi ve 23 bakanlık için önerdiği adaylardan 14'ünü onayladı.

Hukuk Devleti Koalisyonu Başkanı Nuri el-Maliki, parlamentonun Yüksek Öğretim ve İçişleri bakanlıkları için adaylarını reddetmesinin ardından büyük darbe aldı. Aynı kaderi, Sünni müttefiki Azm Koalisyonu Başkanı Müsenna es-Samarrai de yaşadı; Kültür ve Planlama bakanlıkları için adayları parlamento tarafından reddedildi.

Konu hakkında bilgili kaynaklara göre Zeydi, silahlı örgütlerle bağlantılı herhangi bir bakanı reddetmesi için yoğun Amerikan baskısıyla karşı karşıya kaldı. Çok sayıda bakan adayı veto edildi ve yerlerine yenileri önerildi. Kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi’nin, özellikle bazı fraksiyonların silahsızlanma ve yalnızca siyasi sürece katılma arzusunu dile getirmesi nedeniyle, Amerikan tarafıyla müzakereler sonuçlanana kadar bu fraksiyonlara tahsis edilen bakanlıklar için yeni adayların sunulmasını ertelemeye karar verdiğini doğruladı. Zeydi, yaklaşan Kurban Bayramı'ndan sonra kabinesini tamamlayacak ve kalan dokuz bakanlık pozisyonu için Amerikan tarafıyla bir anlaşmaya varmaya çalışacak.

Bu arada İran, Koordinasyon Çerçevesi’ne Amerikan baskısına boyun eğmemesi ve hükümet içindeki pozisyonlara fraksiyonların temsilcilerinin atanması yönünde yoğun baskı uyguladı. Bu ihtilaf, Amerikan tehditlerinin ciddiyetiyle birleşince, Koordinasyon Çerçevesi içinde bölünmeye yol açtı. Bu bölünmeden Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim ile Asaib Ehli-l Hak lideri Kays el-Hazali'nin temsil ettiği, ABD ile karşı karşıya gelmeye karşı çıkan grup zaferle çıktı.

Zeydi, son derece karmaşık koşullar altında görevi üstlendi. Irak, mutlak Amerikan ve İsrail hakimiyeti altındaki hava sahası üzerinde kontrol sahibi değil. Bu durum, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle petrol ihracatının yapılamaması ve hükümetin çalışanların maaşlarını ödeyememesi gibi zorlukla karşı karşıya kalmasıyla aynı zamanda meydana geldi.

Zeydi, son derece karmaşık koşullar altında görevi üstlendi. Irak, mutlak Amerikan ve İsrail hakimiyeti altındaki hava sahası üzerinde kontrol sahibi değil. Bu durum, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle petrol ihracatının yapılamaması ve hükümetin çalışanların maaşlarını ödeyememesi gibi bir zorlukla karşı karşıya kalmasıyla aynı zamanda meydana geliyor.

Koordinasyon Çerçevesi, Seyyid eş-Şuhada Tugayları’na bağlı ve Ebu Ala el-Veli önderliğindeki Zafer Hareketi, Hizbullah Tugayları’na bağlı Haklar Hareketi ile İmam Ali Tugayları’na bağlı ve Şibli el-Zeydi önderliğindeki Hizmetler Hareketi, ayrıca Muhsin el-Mendelavi önderliğindeki el-Esas Koalisyonu gibi fraksiyonları temsil eden güçlere herhangi bir bakanlık vermedi. Öte yandan, mevcut kabinede yer almayan Asaib Ehli-l Hak hareketi, başbakan yardımcılığı pozisyonunu hedefliyor. Bu görev için Kays Hazali, kardeşi ve hareketin genel sekreteri olan Leys Hazali'yi aday gösterdi.

Karmaşık bölgesel ortamda, Zeydi hükümeti, adaylar konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle İçişleri ve Savunma Bakanlıkları için atamaları kesinleştirmeden çalışmalarına başladı. Durumu daha da karmaşık hale getiren bir diğer unsur ise Irak'ta son zamanlarda Necef şehrinde bir İsrail askeri üssünün inşa edildiğine dair çıkan haberlerdi. Zira bu durum, Ekim 2023 savaşından bu yana İsrail ile çatışma halinde olan Iraklı örgütler için açık bir meydan okuma oluşturuyor.

Görsel kaldırıldı.Iraklı milletvekilleri, Bağdat'taki parlamento binasında, Başbakan Ali Zeydi başkanlığındaki yeni hükümeti oylamak üzere yapılacak oturuma katılıyor, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

Bu bağlamda, bilgili kaynaklar, Irak hükümetinin Necef çölündeki bu güçlerin ne kadar süre kaldığı ile ilgili kesin kanıtlardan yoksun olduğunu söyledi. Ancak, bir çobanın ihbarı üzerine, bölgeye derhal bir güvenlik gücü gönderildi ve söz konusu güç hedef alındı. Kaynaklar, ABD Büyükelçiliği ile temasa geçildikten sonra büyükelçiliğin Irak tarafına bu güçlerin kendileriyle bağlantılı olmadığını bildirdiğini ve o zaman bunların İsrail güçleri oldukları hipotezinin güçlendiğini de belirtti.

Aynı kaynaklar, bölgede beşten fazla uçak ve çok sayıda askeri aracın bulunduğunu vurguladı. 12 Günlük Savaş'tan bu yana Irak'ın hava savunma sistemlerinin yetersizliği nedeniyle Amerikan ve İsrail uçaklarının Irak hava sahasını kontrol ettiğini belirtmekte fayda var.

Kerbela Operasyon Komutanı Ali el-Haşimi şunları söyledi: “İsrailli güç Necef çölüne doğru 25 kilometre mesafede bulunuyordu. Kendisine yaklaşırken, güvenlik güçlerimizi hedef alan uçaklarla karşılaştık. Bu nedenle geri çekilmek yerine konuşlanmaya karar verdik. Ertesi gün, gücün bulunduğu yere doğru ilerlediğimizde, çoktan ayrılmış olduğunu gördük.”

Gücün söz konusu yerde 48 saatten fazla bulunmadığını ve bölgede haftalarca bulunduğu yönündeki haberlerin yanlış olduğunu, bunun bir üs değil, bir girişim olduğunu ifade etti.. Wall Street Journal'ın bir İsrail üssünün kurulduğuna ilişkin haberinin ardından, Ortak Operasyonlar Komutanlığı yeni bir askeri operasyon başlatacağını duyurdu. Bu operasyon, Irak hükümetinin bilmediği herhangi bir İsrail veya Amerikan üssünün varlığına ilişkin endişeler nedeniyle, bütün birliklerin katılımını ve ıssız çöl alanlarının aranması faaliyetlerini içeriyor.

Aynı bağlamda, Parlamento Güvenlik ve Savunma Komitesi üyesi Yaser İskender Vatut, İsrail güçlerinin 2003'ten önce kurulmuş bir askeri üsse ait eski bir piste bir günlük iniş gerçekleştirdiğini belirtti. İsrail varlığının amacının Irak topraklarından fırlatılan insansız hava araçlarının kalkış noktalarını takip etmek ve hedeflerini belirlemek olduğunu açıkladı. Irak güvenlik güçleri iniş alanına vardığında İsrail güçlerinin çoktan geri çekilmiş olduğunu, ardından yapılan aramada sadece askerlerin geride bıraktığı yiyecek artıklarının ve kalıntıların bulunduğunu kaydetti.

Ancak yazar Muntazar Nasır, Necef çölünde bir İsrail üssünün kurulmasını, devlet otoritesinin yokluğunu ortaya koyan büyük bir skandal olarak nitelendirdi. Bunu, devlet projesinin kendi mimarları veya projede yer alanlar tarafından, son yıllarda dış taleplere boyun eğilmesi nedeniyle çökmesine, ayrıca, direniş gruplarıyla bağlantılı bazı kişilerin Irak hava sahasında yabancı cisimleri tespit eden radarları hedef alıp devre dışı bırakmalarına bağladı.

Nasır, yaptığı açıklamaada, Irak hükümetinin Irak hava sahasını koruyan, güvenlik ve askeri konularda kendisi ile iş birliği yapan uluslararası koalisyonla olan anlaşmasını feshettiğini söyledi. İş birliğinin devam etmesinin Irak'ı bu tür ihlalleri ortaya çıkarmaktan sorumlu tutabileceği için feshedilmiş olabileceğini belirten Nasır, Irak'ın gelişmiş hava savunma sistemlerinden yoksun olduğu için tanımlanamayan cisimleri tespit edemediğini açıkladı.

Nasır şunu da vurguladı: “Bu İsrail üssü Sünni çoğunluklu bir bölge olan Anbar çölünde kurulmuş olsaydı, bu konu propaganda amacıyla kullanılır ve Sünni bileşene veya ayrım gözetmeksizin Sünni siyasi oluşumlara suçlamalar yöneltilirdi. Ancak bugün herkes sessiz çünkü burası Şii bir bölge ve Irak güçlerinin ve milislerinin burnunun dibinde bulunuyor.”

İsrail üssünün kurulmasının ardındaki amaçların çok sayıda olduğunu, bunların arasında İran'ın Tel Aviv'i hedef alan uçak ve füzelerini izlemek, sahip olduğu teknolojiyi korumak için bir uçağı veya mürettebatını kurtarmaya çalışmak gibi amaçların da bulunduğunu vurguladı. İsrail'in Irak devletine nüfuz edebilecek kapasitede olduğuna dair herkese açık bir mesaj gönderdiğini belirtti. “Hatta Bağdat'ın kalbinde özel operasyonlar bile gerçekleştirebilirken, etkili siyasi bloklar kurulacak hükümetteki paylarını güvence altına almakla meşgul oldukları için bu tehlikeyi fark edemediler” dedi.

Zeydi, Irak'ın İran’ın müdahalelerini sınırlamasını, müttefiklerini hükümet pozisyonlarından uzaklaştırmasını ve komşularını tehdit etmekten kaçınmasını talep eden Washington ile ilişkilerini yönetmede ciddi bir zorlukla karşı karşıya

Zeydi, Irak'ın İran’ın müdahalelerini sınırlamasını, müttefiklerini hükümet pozisyonlarından uzaklaştırmasını ve komşularını tehdit etmekten kaçınmasını talep eden Washington ile ilişkilerini yönetmede ciddi bir zorlukla karşı karşıya. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardı analize göre Chatham House'un Ortadoğu ve Kuzey Afrika programında araştırmacı olan Haydar el-Şakiri şunları söyledi: “Eğer İsrail'in Amerikan desteğiyle Necef'te üs kurduğu kanıtlanırsa, Irak ile ABD arasındaki ilişki daha da gerginleşecektir, çünkü şu anda ABD'nin Irak'ın egemenliğini ihlal etmesi nedeniyle ilişkide bir karışıklık yaşanıyor.” ABD'nin İsrail'in Irak'ın egemenliğini ihlal etmesine yardım ettiğini ve bunun gelecekte ve özellikle de güvenlik ve ekonomik anlaşmaların sonuçlandırılması alanında, İran ile ABD arasındaki ilişkileri karmaşıklaştırdığını vurguladı.

Görsel kaldırıldı.Irak'ın güneybatısındaki Necef çölünde, enkaz halindeki bir kamyonetin etrafında toplanan adamlar. İsrail güçleri, İran'a karşı savaş sırasında Irak çölünde eski bir havaalanını kullanarak geçici bir üs kurmuştu,12 Mayıs 2026 (AFP)

Şakiri, silahlı fraksiyonlar ve Amerikalılar arasındaki ateşkesin geçici olduğunu ve ABD'nin Irak’ın egemenliğini ihlal etmeye devam etmesi halinde, yeniden çatışmalar nedeniyle ateşkes görüşmelerinin geçmişte kalacağını belirtti. Zira fraksiyonlar şu anda hükümet kurma ve pozisyonları paylaşma sürecinde oldukları için herhangi bir gerilimin kendi çıkarlarına olmadığını düşünüyorlar.

Şakiri, İsrail ve ABD'nin Irak hava sahasını sürekli ihlal etmesinin ve uçakların hedef alınmamasının öncelikle Irak'ı savaştan uzak tutma yönündeki siyasi bir karardan kaynaklandığını, herhangi bir teknik veya askeri zayıflıkla ilgili olmadığını, çünkü hükümetin hava savunması olsa bile gerilimi tırmandırmayacağını açıkladı.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


İsrail ordusu, Batı Şeria'daki Cenin mülteci kampında Filistinli genci öldürdü

Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)
Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)
TT

İsrail ordusu, Batı Şeria'daki Cenin mülteci kampında Filistinli genci öldürdü

Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)
Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)

Filistin Sağlık Bakanlığı, bugün, İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı’nda bir Filistinli genci öldürdüğünü açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İsrail ordusu ise bir yıldan uzun süredir kontrol altında tuttuğu ve girişleri yasakladığı kampa sızmaya çalıştığını öne sürdüğü kişiye ateş açıldığını bildirdi.

Bakanlığın kısa açıklamasında, “34 yaşındaki Nuruddin Kemal Hasan Feyyad’ın, işgal güçlerinin açtığı ateş sonucu Cenin Kampı’nda hayatını kaybettiği” belirtildi.

İsrail ordusu sözcüsü AFP’ye yaptığı açıklamada, askerlerin sabaha karşı “Cenin Kampı bölgesine sızmaya çalışan şüpheli bir kişiyi tespit ettiğini” söyledi. Sözcü, bölgede askerlerin faaliyet yürüttüğünü ve girişlerin yasak olduğunu ifade etti.

Açıklamada, askerlerin prosedür gereği önce havaya uyarı ateşi açtığı, ancak kişinin uyarıları dikkate almayıp bölgeye yaklaşmayı sürdürmesi üzerine doğrudan ateş açıldığı ve yaralandığı kaydedildi.

İsrail ordusu ayrıca, askerin olay yerinde ilk müdahaleyi yaptığı, ardından yaralının Filistin Kızılay ekiplerine teslim edildiği ve daha sonra ölümünün açıklandığı bilgisini paylaştı.

Filistin Kızılayı ise Cenin’deki ekiplerinin, “uyluğundan gerçek mermiyle vurulmuş halde hayatını kaybetmiş bir genci” teslim alarak hastaneye naklettiğini duyurdu.

İsrail ordusu, 21 Ocak 2025’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin ve Tulkerim mülteci kamplarında geniş çaplı askeri operasyonlar yürütüyor. “Demir Duvar” adı verilen operasyon kapsamında, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) göre yaklaşık 40 bin Filistinli yerinden edildi.

İsrail’in 1967’den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria’da günlük şiddet olayları yaşanırken, AFP’nin Filistin yönetimi verilerinden elde ettiği bilgilere göre, 2023’te başlayan Gazze savaşı sonrası aralarında çocuklar ve silahlı kişilerin de bulunduğu en az bin 72 Filistinli, İsrail askerleri veya Yahudi yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.


Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas kaynakları Haddad suikastını doğruladı

Gazze’de bombalanan bir binadan alevler yükseliyor. (Reuters)
Gazze’de bombalanan bir binadan alevler yükseliyor. (Reuters)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas kaynakları Haddad suikastını doğruladı

Gazze’de bombalanan bir binadan alevler yükseliyor. (Reuters)
Gazze’de bombalanan bir binadan alevler yükseliyor. (Reuters)

Hamas kaynakları, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın üst düzey ismi İzzeddin el-Haddad’ın dün Gazze kentinde düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybettiğini doğruladı.

Hamas’a yakın üç kaynak Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Haddad’ın cenazesinin ailesi ve yakın çevresi tarafından teşhis edildiğini belirtti. Kaynaklar, saldırının şiddeti nedeniyle Haddad’ın naaşının bazı bölümlerinin parçalandığını ifade etti.

Kaynaklar ayrıca, Haddad’ın cenazesinin bugün öğle saatlerinde toprağa verileceğini aktardı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yisrael Katz, Gazze kentinin er-Rimal mahallesinde bir apartman dairesini hedef alan saldırının Haddad’a yönelik olduğunu açıklamıştı. İsrailli yetkililer, Haddad’ın 7 Ekim 2023 saldırılarının planlayıcılarından biri olduğunu ve binlerce İsraillinin öldürülmesi ile kaçırılmasından sorumlu tutulduğunu öne sürmüştü.

Saldırının dün saat 19.45 sularında Gazze kentinin merkezindeki er-Rimal mahallesinde bulunan bir apartman dairesine düzenlendiği belirtildi. Gazze’nin en seçkin bölgelerinden biri olarak bilinen mahalledeki saldırıdan yaklaşık 10 dakika sonra ise el-Vahde Caddesi’nde bir araç daha hedef alındı.

İki saldırıda en az 7 Filistinlinin yaşamını yitirdiği, 30’dan fazla kişinin de yaralandığı bildirildi.

İsrailli güvenlik kaynakları, Kanal 12 televizyonuna yaptıkları açıklamada, Haddad’a yönelik saldırının hassas istihbarat bilgilerine dayandığını belirtti. Kaynaklar, hedef alınan aracın saldırıya uğrayan apartman dairesinin bulunduğu bölgeden ayrıldığını, Haddad ya da beraberindekilerin kaçmasını önlemek amacıyla aracın da vurulduğunu ve içindekilerin öldürüldüğünü ifade etti.

Haddad’a yönelik suikastın, Hamas’ın yeni siyasi büro başkanını belirleme sürecini tamamlamak üzere olduğu bir dönemde gerçekleştiği belirtildi. Hareketin yeni liderinin yarın açıklanmasının beklendiği kaydedildi.

Haddad, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri konseyin diğer önde gelen isimlerini öldürmesinin ardından, Kassam Tugayları içinde Gazze’deki en etkili isim olarak görülüyordu. İsrail daha önce Kassam Tugayları’nın eski komutanı Muhammed ed-Dayf ile daha sonra örgütün liderliğini üstlenen Muhammed Sinvar’ı öldürdüğünü açıklamıştı. Savaşın ilk dönemlerinde ise askeri konsey üyelerinden Mervan İsa hayatını kaybetmişti.

Esir takası anlaşmaları kapsamında serbest bırakılan çok sayıda İsrailli rehinenin, daha önce Haddad ile görüştüklerini anlattıkları belirtildi.

Haddad’ın savaş sırasında en az iki oğlunu kaybettiği ifade edildi. Bunlar arasında büyük oğlu Suhayb el-Haddad’ın da bulunduğu, oğullarının düzenlenen hava saldırılarında yaşamını yitirdiği aktarıldı. Ayrıca Haddad’ın kişisel korumalarından biri olan damadının da ayrı bir saldırıda hayatını kaybettiği kaydedildi.