Sudan’da devrim hareketi taktiklerini değiştirerek başladığı yere geri döndü

Aktivistler ‘kritik kitlenin’ toparlanmasını beklerken ‘açlık devrimi’ diye bir şey olmadığını vurguladılar

Başkent Hartum’da sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
Başkent Hartum’da sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
TT

Sudan’da devrim hareketi taktiklerini değiştirerek başladığı yere geri döndü

Başkent Hartum’da sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
Başkent Hartum’da sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)

Sudan devrimci hareketinin talepleri, askeri yönetimin devrilmesi ve siyasi bir çözüm talebinden başlayan Sudan devriminin taleplerinin aksine, yaşamsal ve ekonomik sorunların ele alınmasını isteyen nitelikteki protestolara dönüştü. Ekonomik koşulların kınanması ve ücretlerin iyileştirilmesi talebi olarak başlayan ve eski Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir liderliğindeki “Kardeşlik” rejiminin devrilmesiyle sonuçlanan ve tek hedef altında ‘Git artık' sloganlarıyla özetlenen protestolar siyasi hedeflere evrilmişti.
Ülke ordunun 25 Ekim 2021'de iktidara gelmesinden bu yana siyasi harekete liderlik eden Direniş Komiteleri, askeri yönetimin devrilmesi, şehitlerin intikamının alınması ve İslamcı rejim yapısının tasfiye edilmesi çağrısında bulunuyordu. Ancak 12 Ocak protestolarından bu yana  ‘halkın geçimi’ olarak adlandıran yeni sloganlar atmaya başlayan Direniş Komiteleri, ücretsiz sağlık hizmeti, eğitim ve halkın güvenliği taleplerini dile getiriyor. Direniş Komiteleri, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na doğru yürüyüş yapılan 17 Ocak’taki protestoda aynı sloganları kullandı.
Direniş Komiteleri, geçtiğimiz salı günü ‘kahrolsun açlık politikaları’ adlı bir protesto yürüyüşü için çağrıda bulunurken ‘İnsanları aç bıraktınız... Kurtuluş için yürüyün’ sloganları attılar. Direniş Komiteleri’nden protesto yürüyüşü ile ilgili yapılan açıklamada, “Ordu, 25 Ekim’de iktidara geldi. İlk günden beri silahlı hareketlerle birlikte Sudan'ın ekonomik kaynaklarını yağmalamaya çalışan ordu, utanmadan elini Sudanlıların cebine uzattı” denildi.
Açıklamada, mevcut hükümetin vatandaşlara yönelik hizmet bedellerini ve vergileri ikiye katladığı, sağlık hizmetlerinden ve eğitimden elini çektiği ve halkın çıkarlarını, ‘vatandaşlara karşı şiddet mekanizmasını yöneten’ ordunun maaşlarını ödemek ve finanse etmek için tahsilat araçlarına dönüştürdüğü belirtildi. Direniş Komiteleri, vatandaşa haksızlık edilen ekonomi politikalarına karşı çıkmak, halkın otoritesinin, özgürlüğün, barışın ve onurlu bir devletin inşasını başlatmak ve siyasi grev ve sivil itaatsizlik için ortak çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.
Sudan’da 2018 yılının Aralık ayında ekonomi ve hayati taleplerle halk devrimi başladı. Yüksek fiyatlarla, ürün kıtlığıyla ve düşük ücretlerle mücadele sloganları atıldı. Ardından tüm bunlar rejimin düşmesi çağrılarına dönüştü. Siyasi güçler ve protestocular, ünlü ‘git artık’ sloganını atmaya başladılar.  Böylece ülke tarihinin en büyük oturma eylemi düzenlendi. Tüm bu gelişmeler, orduyu Ömer el-Beşir rejimini düşürmeye ve Direniş Komiteleri tarafından bir yılı aşkın bir süredir devam ettirilen, siyasi olarak başlasa da ardından taleplerin dile getirildiği gösterilere dönüşen protestoların aksine Müslüman Kardeşler iktidarını sona erdirmeye itti.
Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi aktivist ve analist Amr Şaban, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Kitlelerin çoğunluğu siyasi bilinçleri olmasına rağmen siyasi olarak organize değiller. Ancak ordunun politikaları, demokrasi ve özgürlük sloganlarının yerine hayati ihtiyaçları ve talepleri ön plana çıkardı ve bu taleplerin, devrimin kazanmaya çalıştığı kritik kitlenin en önemli sloganları arasında yer aldığını gösterdi. 2019 yılının Nisan ayında sloganların taleplerden siyasi söylevlere dönüşmesiyle süreç başarıya ulaştı. Kritik kitle, taleplerin siyaset ve özgürlüklerle ilgili olduğunu keşfederek devrime katıldı ve belirleyici unsur haline geldi. Küresel ekonomik merkezlere bağlı devrim hükümeti, tüm dertlerine ve kapitalist ekonomik yaklaşımına rağmen kitlelerin karşısına taleplerin yanıtlarıyla çıkamadı. Çünkü devrimin zafer duygusu talepleri gölgede bıraktı. Özgürlük talepleri vardı. Bu yüzden sendikalar, ekonomik koşulların iyileştirilmesi taleplerini dile getirdiler. Askeri darbe, demokrasi ve özgürlüğü ihlal ettiğinden direnişi de siyasi sloganlarla başladı. Devrimcilerin kitlelerin taleplerine olan duyarlılıkları, onları taleplerin dile getirildiği sloganları yeniden kullanmaya ve siyasi sloganlarla, onur, ekonomik ve siyasi bağımsızlık talepleriyle birleştirmeye itti.”
Şaban, birçok kişinin, taleplerin dile getirildiği sloganların ‘açlık devrimine’ dönüşebileceği uyarısını gerçek dışı olarak niteledi. Halkı sokağa çağıran Direniş Komiteleri’nin protesto hareketinin açlık devrimine dönüşmesine izin vermeyeceğini söyleyen Şaban, bunun nedeninin kitlelerin taleplerinin sadece yeme-içmeden ibaret olmamasından kaynaklandığını söyledi. Talepler ve politikalar arasındaki tartışmanın özünde bir ‘özgürlükler tartışması’ olduğunun altını çizen Şaban, “Bu yüzden kritik kitle özgürlük arayışına yönelecek. ‘Yiyecek nerede?’ diye durup bakmayacak” dedi.
Sudan Komünist Partisi’nin (SKP) önde gelen isimlerinden Kemal Karrar, dün Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Halk hareketi çeşitli direniş biçimlerine sahip. Siyaset çerçevesi dışındaki güçleri kendine çekmeyi, gösterilere ve protesto yürüyüşlerine katılmayanların taleplerini dile getirerek katılımcı sayısını artırmayı amaçlayan yeni taktiklere başvuruyor. Ancak taleplerin dile getirildiği protestolar kısa sürede siyasi taleplere dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
Ekonomik durumun kötüleşmesini mevcut yönetime bağlayan Karrar, “Bu yüzden talepler, reddedilme çemberini genişletmeyi ve rejimi devirme sürecini tamamlamak için sendikalar, dernekler, Direniş Komiteleri ve devrimci güçlerin ortaklığında siyasi grevlere ve sivil itaatsizliğe hazır olan insanları harekete geçirmeyi amaçlayan bir taktiktir. Bu yeni bir taktik değil, daha çok Sudan halkının devrimlerinde daha önce de kullandığı kendini kanıtlamış bir taktik” değerlendirmesinde bulundu.
Halkın taleplerinin siyasi taleplerle çeliştiği iddialarını yalanlayan Karrar, protesto gösterilerinin, taleplerle ilgili sloganların atılmasına rağmen, ‘çatışma taktiklerinin farklı versiyonları’ olduğunu söyledi. Durumun, devletin parçalanmasına yol açabilecek bir ‘açlık devrimi’ aşamasına gelebileceği yönündeki iddiaları kategorik olarak reddeden Karrar, “Sudan’da devletin parçalanması söz konusu değil. Bu konuda uyarıda bulunmak, Ömer el-Beşir rejimi tarafından halkı kendisine karşı isyan etmeye karşı korkutmak için kullanılan bir taktiktir. Fakat Aralık Devrimi, bu korkuların yersiz olduğunu ortaya çıkardı. Sudan, siyasi deneyimi ve uzun yıllara yayılan deneyimlerinden kaynaklanan siyasi ve entelektüel farkındalığı sayesinde eksen kaymasına ve parçalanmaya karşı dirençli bir ülkedir” ifadelerini kullandı.



Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
TT

Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, imzaladığı kararnameyle Kürtlere ilişkin bir dizi önemli düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Kürtlerin haklarını ve güvenliğini yasal güvence altına aldığını belirttiği bir kararnameye imza attı. Şarku'l Avsat'ın  Resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre  yayımlanan kararname, Suriye’nin yeni ulusal kimliğini “çok kültürlü ve birleşik” olarak tanımladı. Kararnamede, Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Şara, kararnameyi imzalamadan önce yaptığı konuşmayı sosyal medya platformu X hesabından paylaştı.

“Bir Arabın bir Kürde üstünlüğü yoktur”

Konuşmasında eşitlik ve birlik mesajı veren Ahmed Şara, aidiyet üzerinden üstünlük kurulamayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Allah, iyiliği ve takvayı aidiyetten üstün kılmıştır. Hayır, vallahi; bir Arabın bir Kürde, bir Türk’e veya başkasına hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak Allah korkusu ve hangi milletten olursa olsun kişinin dürüstlüğüyle ölçülür.”

Kürt halkına hitap eden eş-Şara, “Ey Kürt halkımız, Selahaddin’in torunları!” sözleriyle başladığı konuşmasında, Kürtlere zarar verileceğine dair iddialara inanılmaması gerektiğini belirterek, “Vallahi, size kim kötülükle dokunursa kıyamet gününe kadar hasmımızdır. Bizim hayatımız sizin hayatınızdır” dedi.

Zorla göç ettirilenlere geri dönüş çağrısı

Ülkenin selameti, halkın refahı ve birliğinin öncelikleri olduğunu vurgulayan eş-Şara, kimsenin bu süreçten dışlanmayacağını ifade etti. Bu kapsamda Kürt halkının haklarını ve bazı özel durumlarını yasayla güvence altına alan özel bir kararname yayımladıklarını açıklayan eş-Şara, topraklarından zorla göç ettirilenlere de çağrıda bulundu.

Eş-Şara, silahlarını bırakmaları şartıyla, hiçbir koşul ve kısıtlama olmaksızın herkesin evlerine güvenle dönebileceğini belirterek, Kürt halkını ülkenin yeniden inşasına aktif şekilde katılmaya davet etti.

Konuşmasının sonunda birlik vurgusunu yineleyen Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, “Sizi bu vatanın inşasına etkin bir şekilde katılmaya, selameti ve birliğini korumaya ve bunun dışındaki her şeyi reddetmeye çağırıyorum. Başarı Allah’tandır” ifadelerini kullandı.

8 madde halinde yayımlanan kararname

Kürtlerin statüsü ve kültürel kimliği güvence altına alındı

Kararnamede, Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının temel ve ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi. Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğinin, çok kimlikli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir unsuru olduğu belirtildi.

Devletin kültürel ve dilsel çeşitliliği korumayı taahhüt ettiği vurgulandı. Bu kapsamda Kürt vatandaşların, ulusal egemenlik çerçevesinde kendi kültürel miraslarını ve sanatlarını canlandırma, ana dillerini geliştirme hakkının devlet güvencesi altında olduğu kaydedildi.

Kürtçe ulusal dil olarak tanındı, eğitim hakkı düzenlendi

Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edildiği belirtildi. Kürtlerin nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerde, kamu ve özel okullarda Kürtçe öğretimine izin verileceği ifade edildi. Kürtçenin, seçmeli ders kapsamında ya da kültürel ve eğitsel bir faaliyet olarak okutulabileceği bildirildi.

Vatandaşlık sorunu çözüldü, 1962 uygulamaları kaldırıldı

1962 yılında Haseke vilayetinde yapılan genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve uygulamaların yürürlükten kaldırıldığı açıklandı. Bu çerçevede, Suriye topraklarında yaşayan tüm Kürt kökenli kişilere, doğum kaydı bulunmayanlar dahil olmak üzere, hak ve yükümlülüklerde tam eşitlik esasına dayalı Suriye vatandaşlığı verileceği hükme bağlandı.

Nevruz resmî ve ücretli tatil ilan edildi

21 Mart Nevruz’un, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti genelinde resmî ve ücretli tatil günü ilan edildiği duyuruldu.

Ayrımcılık yasaklandı, kapsayıcı ulusal söylem vurgusu

Devlet medyası ve eğitim kurumlarının kapsayıcı ve bütüncül bir ulusal söylem benimsemekle yükümlü olduğu belirtildi. Etnik köken veya dil temelinde her türlü ayrımcılık ve dışlamanın yasa ile yasaklandığı vurgulandı. Ulusal fitne ve ayrışmayı teşvik edenlerin yürürlükteki yasalar çerçevesinde cezalandırılacağı kaydedildi.

Uygulama ve yürürlük hükümleri

Kararnamenin uygulanması için ilgili bakanlıklar ve yetkili kurumların, kendi görev alanları dahilinde gerekli yürütme talimatlarını çıkaracağı ifade edildi.

Kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği bildirildi.

Aşağıda kararnamenin tam metni yer almaktadır:

Cumhurbaşkanı Anayasal Bildiri hükümlerine dayanarak, Yüksek ulusal çıkarların gerekleri doğrultusunda, Devletin ulusal birliği güçlendirme ve tüm Suriyeli vatandaşların kültürel ve medeni haklarını güvence altına alma konusundaki rolü ve sorumluluğu çerçevesinde,

Aşağıdaki hususların kararlaştırılmasına hükmedilmiştir:

Madde (1): Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Madde (2): Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır.

Madde (3): Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.

Madde (4): Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve tedbirler yürürlükten kaldırılır. Suriye topraklarında ikamet eden Kürt kökenli tüm vatandaşlara, kaydı kapalı olanlar dâhil olmak üzere, Suriye vatandaşlığı verilir; hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitlik sağlanır.

Madde (5): “Nevruz Bayramı” (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.

Madde (6): Devletin medya ve eğitim kurumları kapsayıcı bir ulusal söylemi benimsemekle yükümlüdür. Etnik veya dilsel temelde her türlü ayrımcılık ve dışlama kanunen yasaktır. Ulusal ayrışmayı körükleyenler yürürlükteki yasalar uyarınca cezalandırılır.

Madde (7): İlgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar, bu kararnamenin hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli yürütme talimatlarını, kendi yetki alanları dâhilinde çıkarır.

Madde (8): Bu kararname Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Ahmed El-Şara
Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı


Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
TT

Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in bugün yayımlanan resmi programına göre salı günü Berlin’i ziyaret edecek.

Alman hükümeti adına konuşan bir sözcü, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in salı günü Berlin’de Şera ile yapacağı görüşmede, Suriyeli vatandaşların ülkelerine dönüşü başta olmak üzere çeşitli konuları ele alacağını söyledi.

Sözcü, “İlişkileri güçlendirme ve tabiri caizse Suriye hükümetiyle yeni bir sayfa açma isteğimiz var. Ele almamız gereken birçok önemli konu bulunuyor. Bunlar arasında Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü de yer alıyor” ifadelerini kullandı.

sdfrg
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz (EPA)

Ziyaret, Almanya’nın 23 Aralık’ta silahlı soygun, saldırı, darp ve şantaj suçlarından hüküm giymiş bir Suriyeli vatandaşı ülkesine sınır dışı etmesinden bir aydan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu adım, 2011’de Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana ilk sınır dışı işlemi olarak kayda geçmişti.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve başlayan Merz, aşırı sağın yükselişiyle birlikte göç politikalarını sıkılaştırma yoluna gitmişti.

Merz, kasım ayında yaptığı açıklamada, ‘Suriye’de iç savaşın sona erdiği’ gerekçesiyle Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri gönderilmesi çağrısında bulunmuştu.

Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından Almanya’nın da aralarında bulunduğu birçok Avrupa ülkesi, yabancıların karıştığı çeşitli saldırıların ardından aşırı sağ partilerin seçimlerde güçlü kazanımlar elde etmesi bağlamında, iltica başvurularına ilişkin işlemleri askıya aldıklarını duyurmuştu.


Suriye ordusunun belirlediği yeni sürenin ardından, Halep kırsalında Kürt kontrolündeki bölgelerden sakinler ayrılmaya başladı

Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)
Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)
TT

Suriye ordusunun belirlediği yeni sürenin ardından, Halep kırsalında Kürt kontrolündeki bölgelerden sakinler ayrılmaya başladı

Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)
Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)

Suriye'nin kuzeyindeki Halep'in doğu kırsalında, Kürt güçlerinin kontrolündeki bölgelerden sakinler bugün de ayrılmaya devam etti. Ordu, yeni bir son tarih verdi ve askeri harekat hazırlığı için bölgeye takviye kuvvetler gönderdi.

Bu arada ABD, Suriye özel temsilcisi Tom Barrack aracılığıyla, ülkedeki “tüm taraflarla” temas halinde olduğunu ve “gerilimi azaltmak, tırmanışı önlemek ve Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki entegrasyon görüşmelerine geri dönmek için 24 saat çalışmakta” olduğunu duyurdu.

Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)

Dünden bu yana, ordunun talebi üzerine sakinler Halep kırsalında Kürtlerin liderliğindeki SDG tarafından kontrol edilen bölgeleri terk etmeye başladı. Bu gelişme, Şam yetkilileri ile Kürt “Özerk Yönetimi” arasındaki müzakerelerin tıkanması ve ordunun, günlerce süren kanlı çatışmaların ardından geçen hafta sonu Halep şehrindeki Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerini kontrol altına almasının ardından gerçekleşti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre bu sabah onlarca sakin bölgeyi terk ederek, Fırat Nehri'nin bir kolu üzerindeki harap bir köprüyü geçti.

Ayrılanlar arasında, tam adını vermek istemeyen 60 yaşındaki Ebu Muhammed de vardı. Köprüyü geçtikten sonra, “SDG ayrılmamızı engelledi, bu yüzden tarla yolları ve köylerden gelerek suyu geçtik” dedi.

 Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)

Ailesinin birkaç üyesiyle birlikte gelen adam, “Halep'e, sığınma evlerine gidiyoruz. Umarız orada uzun süre kalmak zorunda kalmayız” dedi.

Resmi haber ajansı SANA'ya göre ordu dün benzer bir süre belirledikten sonra, "insani yardım koridoru"nun bir gün daha uzatıldığını, yani bugün sabah 9:00'dan akşam 17:00'ye kadar geçerli olacağını duyurdu.

Ordu dün gece, çarşamba günü Halep'in doğu kırsalındaki Deyr Hafir ve çevresinin “kapalı askeri bölge” olduğunu ilan edip takviye kuvvetler göndererek sivillere SDG ‘konumlarından’ uzak durmaları çağrısında bulundu. Daha sonra, “bölgeyi güven altına almak için tüm saha hazırlıklarının tamamlandığını” vurguladı ve Kürt güçlerinden Fırat'ın doğusundaki bu bölgelerden çekilmelerini istedi.

Öte yandan, SDG bu sabah erken saatlerde yaptığı açıklamada, hükümet güçlerini “Deyr Hafir şehrindeki nüfuslu bölgelere ayrım gözetmeksizin topçu ateşi açarak askeri gerilimi sürdürmek ve yeni bir girişimle bölge sakinlerine baskı uygulayarak, onları bölgeden zorla çıkarmakla” suçladı.

Açıklamada, şehrin gece boyunca “20'den fazla top mermisiyle vurulduğu ve bombalı bir insansız hava aracının (SİHA) hedefi olduğu” belirtildi.

Yoğun yerinden edilmelerin yaşandığı Deyr Hafir bölgesinde Suriye güvenlik güçleri tarafından kurulan bir kontrol noktası (Reuters)Yoğun yerinden edilmelerin yaşandığı Deyr Hafir bölgesinde Suriye güvenlik güçleri tarafından kurulan bir kontrol noktası (Reuters)

Dün ordu, SDG ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile bağlantılı militanları sivillerin ayrılmasını engellemekle suçladı ve “sivillerin geçişini engelleyen her yer uygun şekilde hedef alınacaktır” uyarısında bulundu. Ancak SDG sözcüsü Ferhad eş Şemi bunu yalanlayarak suçlamaların “asılsız” olduğunu ifade etti.