Sudan’da devrim hareketi taktiklerini değiştirerek başladığı yere geri döndü

Aktivistler ‘kritik kitlenin’ toparlanmasını beklerken ‘açlık devrimi’ diye bir şey olmadığını vurguladılar

Başkent Hartum’da sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
Başkent Hartum’da sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
TT

Sudan’da devrim hareketi taktiklerini değiştirerek başladığı yere geri döndü

Başkent Hartum’da sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
Başkent Hartum’da sivil yönetim talebiyle düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)

Sudan devrimci hareketinin talepleri, askeri yönetimin devrilmesi ve siyasi bir çözüm talebinden başlayan Sudan devriminin taleplerinin aksine, yaşamsal ve ekonomik sorunların ele alınmasını isteyen nitelikteki protestolara dönüştü. Ekonomik koşulların kınanması ve ücretlerin iyileştirilmesi talebi olarak başlayan ve eski Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir liderliğindeki “Kardeşlik” rejiminin devrilmesiyle sonuçlanan ve tek hedef altında ‘Git artık' sloganlarıyla özetlenen protestolar siyasi hedeflere evrilmişti.
Ülke ordunun 25 Ekim 2021'de iktidara gelmesinden bu yana siyasi harekete liderlik eden Direniş Komiteleri, askeri yönetimin devrilmesi, şehitlerin intikamının alınması ve İslamcı rejim yapısının tasfiye edilmesi çağrısında bulunuyordu. Ancak 12 Ocak protestolarından bu yana  ‘halkın geçimi’ olarak adlandıran yeni sloganlar atmaya başlayan Direniş Komiteleri, ücretsiz sağlık hizmeti, eğitim ve halkın güvenliği taleplerini dile getiriyor. Direniş Komiteleri, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na doğru yürüyüş yapılan 17 Ocak’taki protestoda aynı sloganları kullandı.
Direniş Komiteleri, geçtiğimiz salı günü ‘kahrolsun açlık politikaları’ adlı bir protesto yürüyüşü için çağrıda bulunurken ‘İnsanları aç bıraktınız... Kurtuluş için yürüyün’ sloganları attılar. Direniş Komiteleri’nden protesto yürüyüşü ile ilgili yapılan açıklamada, “Ordu, 25 Ekim’de iktidara geldi. İlk günden beri silahlı hareketlerle birlikte Sudan'ın ekonomik kaynaklarını yağmalamaya çalışan ordu, utanmadan elini Sudanlıların cebine uzattı” denildi.
Açıklamada, mevcut hükümetin vatandaşlara yönelik hizmet bedellerini ve vergileri ikiye katladığı, sağlık hizmetlerinden ve eğitimden elini çektiği ve halkın çıkarlarını, ‘vatandaşlara karşı şiddet mekanizmasını yöneten’ ordunun maaşlarını ödemek ve finanse etmek için tahsilat araçlarına dönüştürdüğü belirtildi. Direniş Komiteleri, vatandaşa haksızlık edilen ekonomi politikalarına karşı çıkmak, halkın otoritesinin, özgürlüğün, barışın ve onurlu bir devletin inşasını başlatmak ve siyasi grev ve sivil itaatsizlik için ortak çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.
Sudan’da 2018 yılının Aralık ayında ekonomi ve hayati taleplerle halk devrimi başladı. Yüksek fiyatlarla, ürün kıtlığıyla ve düşük ücretlerle mücadele sloganları atıldı. Ardından tüm bunlar rejimin düşmesi çağrılarına dönüştü. Siyasi güçler ve protestocular, ünlü ‘git artık’ sloganını atmaya başladılar.  Böylece ülke tarihinin en büyük oturma eylemi düzenlendi. Tüm bu gelişmeler, orduyu Ömer el-Beşir rejimini düşürmeye ve Direniş Komiteleri tarafından bir yılı aşkın bir süredir devam ettirilen, siyasi olarak başlasa da ardından taleplerin dile getirildiği gösterilere dönüşen protestoların aksine Müslüman Kardeşler iktidarını sona erdirmeye itti.
Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi aktivist ve analist Amr Şaban, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Kitlelerin çoğunluğu siyasi bilinçleri olmasına rağmen siyasi olarak organize değiller. Ancak ordunun politikaları, demokrasi ve özgürlük sloganlarının yerine hayati ihtiyaçları ve talepleri ön plana çıkardı ve bu taleplerin, devrimin kazanmaya çalıştığı kritik kitlenin en önemli sloganları arasında yer aldığını gösterdi. 2019 yılının Nisan ayında sloganların taleplerden siyasi söylevlere dönüşmesiyle süreç başarıya ulaştı. Kritik kitle, taleplerin siyaset ve özgürlüklerle ilgili olduğunu keşfederek devrime katıldı ve belirleyici unsur haline geldi. Küresel ekonomik merkezlere bağlı devrim hükümeti, tüm dertlerine ve kapitalist ekonomik yaklaşımına rağmen kitlelerin karşısına taleplerin yanıtlarıyla çıkamadı. Çünkü devrimin zafer duygusu talepleri gölgede bıraktı. Özgürlük talepleri vardı. Bu yüzden sendikalar, ekonomik koşulların iyileştirilmesi taleplerini dile getirdiler. Askeri darbe, demokrasi ve özgürlüğü ihlal ettiğinden direnişi de siyasi sloganlarla başladı. Devrimcilerin kitlelerin taleplerine olan duyarlılıkları, onları taleplerin dile getirildiği sloganları yeniden kullanmaya ve siyasi sloganlarla, onur, ekonomik ve siyasi bağımsızlık talepleriyle birleştirmeye itti.”
Şaban, birçok kişinin, taleplerin dile getirildiği sloganların ‘açlık devrimine’ dönüşebileceği uyarısını gerçek dışı olarak niteledi. Halkı sokağa çağıran Direniş Komiteleri’nin protesto hareketinin açlık devrimine dönüşmesine izin vermeyeceğini söyleyen Şaban, bunun nedeninin kitlelerin taleplerinin sadece yeme-içmeden ibaret olmamasından kaynaklandığını söyledi. Talepler ve politikalar arasındaki tartışmanın özünde bir ‘özgürlükler tartışması’ olduğunun altını çizen Şaban, “Bu yüzden kritik kitle özgürlük arayışına yönelecek. ‘Yiyecek nerede?’ diye durup bakmayacak” dedi.
Sudan Komünist Partisi’nin (SKP) önde gelen isimlerinden Kemal Karrar, dün Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Halk hareketi çeşitli direniş biçimlerine sahip. Siyaset çerçevesi dışındaki güçleri kendine çekmeyi, gösterilere ve protesto yürüyüşlerine katılmayanların taleplerini dile getirerek katılımcı sayısını artırmayı amaçlayan yeni taktiklere başvuruyor. Ancak taleplerin dile getirildiği protestolar kısa sürede siyasi taleplere dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
Ekonomik durumun kötüleşmesini mevcut yönetime bağlayan Karrar, “Bu yüzden talepler, reddedilme çemberini genişletmeyi ve rejimi devirme sürecini tamamlamak için sendikalar, dernekler, Direniş Komiteleri ve devrimci güçlerin ortaklığında siyasi grevlere ve sivil itaatsizliğe hazır olan insanları harekete geçirmeyi amaçlayan bir taktiktir. Bu yeni bir taktik değil, daha çok Sudan halkının devrimlerinde daha önce de kullandığı kendini kanıtlamış bir taktik” değerlendirmesinde bulundu.
Halkın taleplerinin siyasi taleplerle çeliştiği iddialarını yalanlayan Karrar, protesto gösterilerinin, taleplerle ilgili sloganların atılmasına rağmen, ‘çatışma taktiklerinin farklı versiyonları’ olduğunu söyledi. Durumun, devletin parçalanmasına yol açabilecek bir ‘açlık devrimi’ aşamasına gelebileceği yönündeki iddiaları kategorik olarak reddeden Karrar, “Sudan’da devletin parçalanması söz konusu değil. Bu konuda uyarıda bulunmak, Ömer el-Beşir rejimi tarafından halkı kendisine karşı isyan etmeye karşı korkutmak için kullanılan bir taktiktir. Fakat Aralık Devrimi, bu korkuların yersiz olduğunu ortaya çıkardı. Sudan, siyasi deneyimi ve uzun yıllara yayılan deneyimlerinden kaynaklanan siyasi ve entelektüel farkındalığı sayesinde eksen kaymasına ve parçalanmaya karşı dirençli bir ülkedir” ifadelerini kullandı.



Sudan’da dengeleri değiştirecek Pakistan hamlesi: 1,5 milyar dolarlık anlaşmada sona gelindi

Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
TT

Sudan’da dengeleri değiştirecek Pakistan hamlesi: 1,5 milyar dolarlık anlaşmada sona gelindi

Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)
Pakistan yapımı JF-17 Thunder savaş uçağı, Pakistan’daki bir etkinlik sırasında düzenlenen gösteride (Reuters)

Askerî kaynaklar, Pakistan’ın Sudan ile yaklaşık 1,5 milyar dolar değerinde bir silah anlaşmasını sonuçlandırmanın son aşamasına geldiğini açıkladı.  Sudan’daki kriz, askerî ve diplomatik cephelerde hızlanan gelişmelerle yeni bir aşamaya girerken, özellikle Darfur ve Kordofan bölgelerinde savaşın yıkıcı biçimde sürmesi, uluslararası toplumun insani felaketin derinleştiğine yönelik uyarılarını artırdı. Çatışmaların bölgesel boyut kazanabileceğine dair endişeler de giderek güçleniyor.

Anlaşmanın, Sudan ordusuna hafif saldırı uçakları, keşif ve taarruz amaçlı insansız hava araçları ile gelişmiş hava savunma sistemlerinin tedarikini kapsadığı belirtildi. Eski bir üst düzey hava kuvvetleri yetkilisi ile Reuters’a konuşan kaynaklara göre pakette yaklaşık 10 adet “Karakoram-8” tipi uçak, 200’den fazla insansız hava aracı ve “Super Mushshak” eğitim uçakları yer alıyor. Çin ile ortak geliştirilen “JF-17” savaş uçaklarının da anlaşmaya dahil edilmesi ihtimali bulunuyor; ancak teslimat takvimi ve kesin sayılar konusunda bilgi verilmedi.

vfedv
Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)

Pakistan Hava Kuvvetleri’nde daha önce üst düzey görevlerde bulunan emekli Mareşal Amir Masood, söz konusu anlaşmanın “fiilen tamamlandığını” belirterek, bu satışın, Sudan ordusunun, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin insansız hava araçlarını yoğun biçimde kullanmaya başlamasıyla kaybettiği hava üstünlüğünü yeniden kazanmasına katkı sağlayabileceğini söyledi. Buna karşın, Pakistan ve Sudan hükümetlerinden şu ana kadar resmi bir açıklama yapılmadı.

Pakistan’ın savunma sanayii hamlesi

Pakistan’ın savunma alanındaki hedefleri, son yıllarda büyüme kaydeden askerî sanayisini güçlendirmeye odaklanıyor. Yetkililere göre bu sektör, özellikle geçen yıl Hindistan’la yaşanan gerilimde Pakistan uçaklarının kullanılması sonrasında artan ilgi ve yatırımlarla daha da öne çıktı. İslamabad, geçen ay Doğu Libya’daki Libya Ulusal Ordusu ile değeri 4 milyar doları aşan büyük bir silah satış anlaşması imzaladı. Anlaşma, “JF-17” savaş uçakları ile eğitim uçaklarını kapsıyor.

Pakistan ayrıca, Dakka ile ilişkilerin iyileşmesiyle birlikte Bangladeş ile de “Super Mushshak” eğitim uçakları ve “JF-17” savaş uçaklarını içerebilecek bir savunma anlaşması konusunda görüşmeler yürütüyor. Hükümet, büyüyen savunma sanayiinin uzun vadeli ekonomik istikrar için önemli bir itici güç olabileceğini değerlendiriyor.

Sahada çatışmalar sürüyor

Sahada ise Sudan ordusu, Darfur ve Kordofan eyaletlerinde, ayrıca Güney Libya’dan gelen ikmal hatlarını hedef alan yoğun hava ve kara saldırıları düzenlediğini açıkladı. Ordu Sözcülüğü’nden yapılan açıklamada, operasyonlarda “Hızlı Destek Kuvvetleri”ne ait 240’tan fazla savaş aracının imha edildiği, yüzlerce unsurun öldürüldüğü, ayrıca Nyala Havalimanı’ndaki insansız hava araçları, askerî depolar ve operasyon merkezlerinin hedef alındığı bildirildi. Nyala, Güney Darfur’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin önemli merkezlerinden biri olarak biliniyor.

Buna karşılık Hızlı Destek Kuvvetleri, Nyala üzerinde uçan bir insansız hava aracını düşürdüklerini duyurdu. Grup, Sudan ordusunu sivilleri ve altyapıyı, özellikle de sağlık tesislerini hedef alan hava saldırıları düzenlemekle suçladı ve hava savunma unsurlarının olası yeni saldırılara karşı hazır olduğunu vurguladı.

Bu gelişmeler, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin daha önce Sudan-Libya-Mısır sınırındaki üçgen bölgenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından, Kahire’nin olası güvenlik sonuçlarına dair artan kaygılarıyla birlikte yaşanıyor. Sudan’da iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden savaş, dünyadaki en ağır insani krizlerden birine yol açarken, ülkenin stratejik konumu, Kızıldeniz kıyıları ve önemli altın üretimi nedeniyle dış aktörlerin de çatışmaya dahil olmasına neden oluyor.

İngiltere-Almanya girişimi

Siyasi cephede ise İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, İngiltere’nin Almanya ile birlikte Nisan ayında Berlin’de Sudan konulu bir uluslararası konferans düzenleyeceğini açıkladı. Konferansın, savaşın üçüncü yıl dönümüne denk geleceğini belirten Cooper, ülkesinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başkanlığını, Sudan dosyasının uluslararası gündemdeki önceliğini korumak için kullanacağını ifade etti.

sdfvgt
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper (AP)

Cooper, Şarku’l Avsat’ta yayımlanan makalesinde, Londra’nın Sudan’da işlenen ihlalleri gündemde tutmayı ve 2026’da barışa yönelik yeni bir ivme oluşturmak için uluslararası desteği seferber etmeyi sürdüreceğini kaydetti. ABD’nin, ABD-Suudi Arabistan-Mısır-BAE’den oluşan dörtlü mekanizma aracılığıyla ateşkes sağlanmasına yönelik girişimlerine de değinen Cooper, Washington’da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Donald Trump’ın üst düzey danışmanlarıyla görüşmeler yaptığını aktardı. Cooper, Sudan’daki savaşın artık yerel bir kriz olmaktan çıktığını, bölgesel ve küresel bir nitelik kazandığını ve uluslararası toplumun etkili ittifaklar kurma kapasitesi açısından ciddi bir sınav teşkil ettiğini vurguladı.


Halep’te SDG’yi şoke eden hamle: Saf değiştirdiler

Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
TT

Halep’te SDG’yi şoke eden hamle: Saf değiştirdiler

Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)
Halep kentindeki Eşrefiye Mahallesi’nde ordu unsurları ile SDG arasında yaşanan çatışmalar sonucu zarar gören konutlar (AP)

Suriye Arap Haber Ajansı SANA’nın bir güvenlik kaynağına dayandırdığı habere göre bugün (Cuma) Halep’in kuzeyinde Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı 100 unsurun saf değiştirdiğini, iç güvenlik güçlerinin söz konusu kişileri koruma altına aldı.

Olay, İçişleri Bakanlığı’nın, SDG’ye bağlı silahlı grupların çekilmesinin ardından devlete devredilen mahallelerde güvenliğin yeniden sağlanması planı çerçevesinde Eşrefiye Mahallesi’nde iç güvenlik güçlerinin görevlendirildiğini duyurmasından saatler sonra gerçekleşti.

SANA’nın bir askeri kaynağa dayandırdığı habere göre SDG, Cuma günü İran yapımı insansız hava araçlarıyla Halep’in kuzeyindeki sivil ve güvenlik noktalarını hedef alarak saldırılarda çok sayıda kişi yaralandı.

Ajans, kaynaklarına dayanarak, PKK mensuplarının hükümet güçlerine karşı çatışmalara katılmayı reddeden dört Kürt’ü öldürdüğünü aktardı. Aynı kaynak, PKK’nın SDG unsurlarının da yardımıyla Halep’teki Şeyh Maksud Mahallesi’nden ayrılan sivillere ait evleri ateşe verdiğini ileri sürdü.

dfvg
Halep kentindeki Şeyh Maksud Mahallesi’nden sivillerin insani bir koridor üzerinden tahliyesi (SANA)

Suriye basınında yer alan haberlerde, Şeyh Maksud Mahallesi’nde SDG’ye ait büyük bir mühimmat deposunun imha edildiği bildirildi. Suriye Savunma Bakanlığı ise SDG’nin Halep’te bir hastanenin hedef alındığı yönündeki iddiasının doğru olmadığını, vurulan hedefin bir mühimmat deposu olduğunu açıkladı.

Günün erken saatlerinde Suriye ordusu, ateşkes ilanından kısa süre sonra, Halep’teki Kürt mahallesinde bazı bölgelerin bombardıman öncesinde boşaltılması çağrısında bulunarak, SDG’yi bu alanları askerî amaçlarla kullanmakla suçladı. SANA, ordunun hedef alınması planlanan noktaları gösteren haritalar yayımladığını, sivillerden bu bölgeleri “derhal terk etmelerini” istediğini ve SDG’nin buraları “Halep kentinin mahallelerini ve sakinlerini hedef almak için askerî mevzi olarak kullandığını” ileri sürdüğünü aktardı.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığı habere göre askeri bir kaynak yaptığı açıklamada, orduya ait insansız hava araçlarının, SDG’nin Şeyh Maksud Mahallesi’nde yolları kapattığını, halkı korkutarak mahalleden çıkmalarını engellediğini ve sivilleri, ordu ve güvenlik güçlerine yönelik saldırılar sırasında “canlı kalkan” olarak kullanmayı amaçladığını belirtti.

Suriye televizyonu, ordunun harekât birimine dayandırdığı haberinde, Şeyh Maksud Mahallesi’nin “kapalı askerî bölge” ilan edildiğini ve saat 18.30’dan itibaren “ikinci bir duyuruya kadar” tam sokağa çıkma yasağı uygulandığını bildirdi. Harekât birimi, mahalledeki sivillere pencerelerden uzak durmaları, alt katlara inmeleri ve SDG mevzilerine yaklaşmamaları yönünde uyarıda bulundu.

Öte yandan SDG, Şeyh Maksud Mahallesi’nin “Suriye hükümetine bağlı gruplar tarafından yoğun ve şiddetli bombardımana maruz kaldığını”, hükümet güçlerinin tanklarla ilerlemeye çalıştığını ve buna karşı “şiddetli ve sürekli bir direniş” gösterdiklerini savundu.

Ordu daha önce, sivillerin Şeyh Maksud’dan çıkışı için yerel saatle 16.00–18.00 (13.00–15.00 GMT) arasında bir geçiş noktası açıldığını, SDG savaşçıları ise “silah bırakma” çağrısı yapıldığını duyurmuştu. AFP muhabiri, Şeyh Maksud yakınlarında bazı sivillerin mahalleden ayrıldığını gözlemledi.

SDG güçleri, günün erken saatlerinde, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmeyi reddettiklerini açıklamıştı. Yetkililer, ateşkes kapsamında bu bölgelerin saatler içinde tahliye edileceğini duyurmuştu.

Suriye Savunma Bakanlığı, Cuma günü şafak vakti yaptığı açıklamada, ateşkesin gece yarısından sonra saat 03.00’te yürürlüğe girdiğini, silahlı grupların bu saatten itibaren en geç 09.00’a kadar bölgeyi terk etmeleri gerektiğini bildirdi. Açıklamada, militanların yalnızca hafif bireysel silahlarını taşıyabilecekleri, Suriye ordusunun ise “güvenli şekilde refakat ve kuzeydoğu bölgelerine ulaşana kadar tam güvenlik sağlama” taahhüdünde bulunduğu belirtildi.

Salı günü, Halep’teki Kürt ağırlıklı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde hükümet güçleri ile Kürt güçler arasında çıkan şiddetli çatışmalarda 21 kişi hayatını kaybetmiş, taraflar olayların sorumluluğu konusunda birbirini suçlamıştı. Gelişmeler, Mart ayında imzalanan ve Kürt özerk yönetimine bağlı kurumların Suriye devleti çatısı altında birleştirilmesini öngören anlaşmaya rağmen, Şam ile SDG arasındaki müzakerelerin tıkanması ortamında yaşanıyor.


SDG Halep'ten ayrılmayı reddediyor

Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
TT

SDG Halep'ten ayrılmayı reddediyor

Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)
Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çatışmaların ardından kontrolünü ele geçirdikleri Eşrefiye mahallesinde devriye geziyor... Halep, 9 Ocak 2026 (Reuters)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bugün yaptıkları açıklamada, yetkililerin ateşkes kapsamında saatler içinde tahliye edileceklerini duyurmasına rağmen Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmeyi reddettiklerini bildirdi. Söz konusu ateşkes, günler süren kanlı çatışmaların ardından sağlanmıştı.

Şeyh Maksud ve Eşrefiye Halk Meclisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şam hükümeti güçlerinin halkımıza ve güvenlik güçlerimize yaptığı çağrı bir teslimiyet çağrısıdır. Ancak bu mahallelerdeki halkımız, yaşadığı yerlerde kalma ve onları savunma konusunda kararlıdır” denildi. Açıklamada ayrıca, “Mahallelerimizde kalma ve onları savunma yönünde kararımızı aldık” ifadesine yer verildi.

ı8
Suriye'nin kuzeyindeki Halep şehrinde, Şeyh Maksud mahallesine girmek ve SDG milislerini iki bölgeden tahliye etmek için sıraya giren otobüsler, 9 Ocak 2026... (AFP)

Halep’teki yerel yetkililer bugün erken saatlerde yaptıkları açıklamada, kentte kuşatma altında bulunan SDG  milislerinin saatler içinde Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgelere nakledileceğini duyurmuştu.

Halep Valiliği Basın Müdürlüğü tarafından yayımlanan açıklamada, ‘Savunma Bakanlığı’nın günler süren kanlı çatışmaların ardından ateşkes ilan etmesinin akabinde, önümüzdeki saatlerde SDG unsurlarının hafif bireysel silahlarıyla birlikte Fırat’ın doğusuna nakledileceği’ belirtildi. Açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Kürt güçleri ile hükümet güçleri arasında yaşanan çatışmaların binlerce sivili yerinden ettiği kaydedildi.

Suriye Savunma Bakanlığı ise bugün şafak vakti yayımladığı açıklamada, ateşkesin gece yarısından sonra saat 03.00’te yürürlüğe girdiğini bildirdi. Açıklamada, mahallelerdeki silahlı gruplardan ateşkesin başlamasından itibaren cuma sabahı saat 09.00’a kadar bölgeyi terk etmeleri istendi. Bakanlık, silahlı unsurların yalnızca hafif bireysel silahlarını yanlarına alarak ayrılabileceklerini belirterek, Suriye ordusunun ‘kendilerine eşlik etmeyi ve ülkenin kuzeydoğusundaki bölgelere güvenli şekilde ulaşmalarını sağlamayı taahhüt ettiğini’ duyurdu.

dfrgthy
Suriye iç güvenlik güçleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile şiddetli çatışmaların ardından 8 Ocak 2026 günü geç saatlerde Halep'in Eşrefiye mahallesine girerken sokakları güven altına alıyor. (AFP)

Yetkililer, söz konusu adımın ‘bu mahallelerdeki askerî durumu sona erdirmeyi, hukukun ve resmî kurumların yeniden tesis edilmesini sağlamayı, ayrıca evlerinden zorla ayrılmak zorunda kalan sivillerin geri dönerek güven ve istikrar ortamında normal hayatlarına dönmelerine imkân tanımayı’ amaçladığını açıkladı.

Açıklamada, herkesin güvenliğinin sağlanması ve sahada herhangi bir sürtüşmenin önlenmesi için belirlenen süreye titizlikle uyulması çağrısında bulunulurken, silahlı grupların mahallelerden Suriye’nin kuzeydoğusuna çıkışının, iç güvenlik güçleri ile Suriye ordusundaki operasyonlar biriminin koordinasyonunda düzenleneceği bildirildi.

Öte yandan Suriye ordusuna bağlı birliklerin, açıklamadan saatler önce Halep’te SDG’nin kontrolünde bulunan mahallelerden biri olan Eşrefiye’nin büyük bölümünde kontrolü sağladığı belirtildi. Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, Eşrefiye mahallesinin “güvenli hale geldiğini, diğer eksenlerde de ilerlemenin sürdüğünü” söyledi. Sözcü ayrıca, SDG güçlerinin evleri ve iş yerlerini mayınladığını belirterek, bakanlık birliklerinin Eşrefiye mahallesini mayınlardan arındırmak için çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.