Basil ve Hizbullah arasındaki görüşmede ittifakın devamı vurgulandı

Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil, Hizbullah heyetini ağırladı. (Şarku’l Avsat)
Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil, Hizbullah heyetini ağırladı. (Şarku’l Avsat)
TT

Basil ve Hizbullah arasındaki görüşmede ittifakın devamı vurgulandı

Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil, Hizbullah heyetini ağırladı. (Şarku’l Avsat)
Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil, Hizbullah heyetini ağırladı. (Şarku’l Avsat)

Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil ile Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil başkanlığındaki bir heyet, aralarındaki siyasi gerilimin ardından bir görüşme gerçekleştirdi. ‘Samimi’ ve ‘kapsamlı’ bir toplantı yapıldığını belirten Halil, Mar Mihail Mutabakatı’nın yürürlükte olduğunu vurguladı.
Çatışma içerisinde oldukları iddialarını yalanlayan Halil sözlerini şöyle sürdürdü:
“Görüşme çok açık ve netti. Cumhurbaşkanlığı ve hükümet oturumları konusunda birçok fikir sunduk. Bu son görüşmemiz olmayacak. Görüşmenin detaylarına fazla girmeyeceğim. Zira tavsiyeleri medya önünde değil, kapalı kapılar ardında yapıyoruz. Mar Mihail Mutabakatı yürürlükte. Biz ve Özgür Yurtsever Hareketi, biri diğerinden hızlı olsa dahi birbiriyle çarpışmayacak iki araba gibi tek yönde ilerliyoruz. Basil'den bu hususta bir kırgınlık görmedik.”
Aralarındaki farklılıkları doğal olarak nitelendiren Halil ayrıca “Biz tek parti değiliz. Bazı konulara farklı yaklaşımda bulunan iki partiyiz. Ancak her zaman ortak noktalarda çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Liman patlaması konusunda adli soruşturmacı Tarık Bitar'ın görev başına dönmesi hususunda da şunları söyledi:
“Hizbullah'ın yargı konusunda bir görüşü var. Yargının beyaz olması gereken kıyafeti, liman dosyası da dahil olmak üzere pek çok kara noktayı gözler önüne serdi.”
İki müttefik, seçimler ve geçici hükümet oturumları dolayısıyla ciddi bir gerginliğin yaşanmasının ardından ilk kez bu tür bir toplantı düzenliyor. Cumhurbaşkanlığı için partinin gayriresmi adayı olan Marada Genel Başkanı Süleyman Franci’yi desteklemeyi kabul etmeyen Basil, bakanlarının hükümet oturumlarına katılması dolayısıyla Hizbullah’ı eleştiriyor. Zira cumhurbaşkanı makamının boşluğu sırasında toplanma hakkının olmadığı üzerine duruluyor. Bu durum, güvenilir olmadığı suçlamasıyla müttefikine karşı sert tutum takınmasına yol açmıştı.



Suriye hükümeti ve Şii Hilali’nin yenilgilerinin sürdürülmesi

Suriye hükümeti ve Şii Hilali’nin yenilgilerinin sürdürülmesi
TT

Suriye hükümeti ve Şii Hilali’nin yenilgilerinin sürdürülmesi

Suriye hükümeti ve Şii Hilali’nin yenilgilerinin sürdürülmesi

İbrahim Hamidi

Suriye hükümetindeki yeni bakanlardan biri, bakanlığının kayıtlarını incelediğinde ‘İran dosyalarının’ büyüklüğü ve ciddiyeti karşısında şaşırdığını söyledi. Söz konusu bakanlıktaki bu durum, Suriye'deki diğer birçok bakanlıktaki ve kuruluştaki durumla aynı. Dosyalar, sözleşmeler, anlaşmalar, bilgiler, müdahaleler ve bazen Tahran'a ulaşan uzantılar... İran’ın ‘rejimin derinliklerine’ nüfuz etmiş olması, yeni hükümetin Beşşar Esed rejiminin mirasından kurtulmasını yavaşlatıp zorlaştırıyor.

Geçtiğimiz on yıllar boyunca Suriye-İran ilişkileri, 1979 yılındaki İran İslam Devrimi'nden sonra çeşitli aşamalardan geçti. Her kriz ve sınav karşısında dikey olarak derinleşirken, yatay olarak genişledi. Hafız Esed, 1980 yılında patlak veren İran-Irak savaşında Saddam Hüseyin’e karşı Ayetullah Humeyni'nin yanında yer aldı. Esed, İsrail'in 1982 yılında Lübnan'ı işgali sırasında, Hizbullah'ın kurulması için topraklarını İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) açtı.

Hafız Esed, 1990 Körfez Savaşı sırasında Bağdat'taki ‘Baasçı’ yoldaşının (Saddam) karşısında yer aldı ve bir yıl sonra Kuveyt'i kurtarmak için yapılan savaşa katıldı. Esed, 1990'lı yıllarda ABD’nin himayesi altında İsraillilerle müzakere ederken bile İran’ın yanında olmaya ve 1993 tarihli Oslo Anlaşmalarına karşı çıkan Filistinli gruplardaki müttefikleriyle koordinasyona devam etti.

Hafız Esed bir yandan (Sovyetler Birliği sonrası) Rusya, Çin ve Kuzey Kore ile askeri ve güvenlik iş birliğini, diğer yandan Arap ülkeleriyle siyasi ve ekonomik ilişkileri sürdürdü. İran ile ise askeri, güvenlik ve füze alanlarında gizli bilimsel iş birliği programlarına devam etti.

Oğlu Beşşar Esed'in 2000 yılında iktidara gelmesiyle Şam'ın Tahran'la ilişkisi ittifak ve dengeden İran’ın dini liderinin (rehber) görüşüyle özdeşleşmeye dönüştü. Suriye ordusunun 2005 yılında Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinin ardından Lübnan'dan çıkması ve 2006 İsrail-Hizbullah savaşı ile Suriye rejimi ‘İran'ın koynunda’ uyuyup uyanır oldu.

Suriye'de İran destekli milisler, eğitim kampları, gizli koridorlar, geçişler, kaçakçılık ağları, yaptırımları delen şirketler, silah ve füze programları, tesisler ve anlaşmalar gibi çok daha fazlası var.

En büyük değişim son on yılda, 2011 yılında Suriye’deki devrimin patlak vermesi ve Beşşar Esed rejiminin İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’e ve Hizbullah'a boyun eğerek İran'ın Suriye'deki araçlarından biri haline gelmesiyle yaşandı. Kararlar Tahran'da ve güney banliyölerinde alınmaya ve İran'ın bölgedeki silahları tarafından uygulanmaya başladı. Suriye nüfuz savaşı için kullanılan bir arenaya ve Tahran'dan Irak'a, Lübnan'a, Filistin davasına ve Ortadoğu'nun geri kalanına silah, mühimmat ve ideoloji transferi için kullanılan bir koridora dönüştü. Suriye'de koalisyon şemsiyesi altında, İran destekli milisler, eğitim kampları, gizli koridorlar, geçişler, kaçakçılık ağları, yaptırımları delen şirketler, silah ve füze programları, askeri, ekonomik, sosyal ve dini tesisler, ekonomik anlaşmalar, sanayi bölgeleri, güvenlik koordinasyonu ve son on yılda rejimin kabiliyetleri azaldıkça ülkede gelişen siber programlar ve gizli hücrelerden oluşan bütün bir altyapı gibi çok daha fazlası var.

İran, Suriye’de her şeye sirayet etmiş durumda. Onun etkisinden ve nüfuzundan kurtulmak kolay olmayacak. Çok şey başarıldı ve geriye zor, karmaşık ve zaman alıcı bir süreç kaldı. Yeni hükümetin gizli görevlerinden biri de gizli programlardan kurtulmak.

İran, Suriye’de askeri, ekonomik, güvenlik ve sosyal örgütlenmeleriyle bir gölge devlet inşa etmeye çalıştı. Açılan her devlet dosyası, İran'ın Suriye'deki nüfuzunun boyutları ortaya koyuyor. Gayrimenkul alanında birçok mülk İranlı kurumlar adına kayıtlı. Güvenlik kurumlarında ve orduda çok sayıda koordinasyon komitesi var. Casusluk ve dinleme altyapısı da İran'a ait.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık'ta çökmesi 'İran’ın Suriye’deki varlığının' açık olan kısmını sona erdirdi. İran destekli milisler ve İranlı danışmanlar geri çekildi. İnsansız hava araçları (İHA) ve uçaklar imha edildi. Ancak en tehlikeli olanı bunun görünmeyen kısmı. Bu kısım için silah ve uyuşturucu kaçakçılığı ağlarının çökertilmesi, Suriye'den Irak, Lübnan ve Ürdün sınırlarına uzanan gizli koridorların kapatılması, Suriye rejiminin yapısındaki hücrelerin ve programların lağvedilmesi gerekiyor.

İran, Suriye’de her şeye sirayet etmiş durumda. Onun etkisinden ve nüfuzundan kurtulmak kolay olmayacak. Çok şey başarıldı ve geriye zor, karmaşık ve zaman alıcı bir süreç kaldı. Devrik Esed rejimi sonrası kurulan yeni hükümetin gizli görevlerinden birinin de gizli programlardan kurtulmak olduğuna şüphe yok. Arap ve Avrupa ülkelerinin yeni Suriye hükümetinin kurulmasını memnuniyetle karşılamasının, İran’ın aldığı bölgesel darbenin tamamlanması ve ‘Şii Hilali’nin Suriye ve Ortadoğu'daki gerilemelerinin istikrarlı bir şekilde devam etmesi için destek vermeye hazır olmalarını gerektirdiği de tartışmasız bir gerçek.