Şarku'l Avsat özel... Ukrayna kritik bir aşamada!

Patriot hava savunma sistemlerinin Almanya'nın Gnoien şehrinden Polonya'ya nakledildiği araçların yanında yürüyen Alman askerleri (Reuters)
Patriot hava savunma sistemlerinin Almanya'nın Gnoien şehrinden Polonya'ya nakledildiği araçların yanında yürüyen Alman askerleri (Reuters)
TT

Şarku'l Avsat özel... Ukrayna kritik bir aşamada!

Patriot hava savunma sistemlerinin Almanya'nın Gnoien şehrinden Polonya'ya nakledildiği araçların yanında yürüyen Alman askerleri (Reuters)
Patriot hava savunma sistemlerinin Almanya'nın Gnoien şehrinden Polonya'ya nakledildiği araçların yanında yürüyen Alman askerleri (Reuters)

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns'ün Ukrayna’nın başkenti Kiev’e yaptığı ziyaret tek başına önemliyken ziyaretin Brüksel'deki karargâhta düzenlenen NATO Savunma Bakanları Toplantısı ile aynı zamana denk gelmesi de oldukça önemli. Ancak hem Burns’n Kiev ziyaretinin hem de NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nın, Rusya’ya karşı savaşında Ukrayna’yı destekleyen ülkelerin Almanya'nın Ramstein kentinde yapacağı toplantıyla aynı zamana denk geliyor. Bu toplantıların çok önemli stratejik sonuçları söz konusu ve bunlara aşağıda sıralayacaklarımız da dahil.
*ABD’nin başını çektiği Batı ülkeleri, Rusya Devlet Başkanı Putin'in Ukrayna'da kazanmasına izin vermemeye kararlı.
*Putin'in Batı'yı kana bulamak için Ukrayna’daki savaşı uzatma stratejisi şimdiye kadar başarılı olamadı.

CIA Direktörü Burns'ün Kiev ziyareti
CIA Direktörü William Burns, tam bir siyaset ve istihbarat dahisi, birinci sınıf bir analisttir. Rusya tarihinin yanı sıra stratejik ve jeopolitik düşünce konusunda da bilgili bir isimdir. Eski Başkan George W. Bush döneminde ABD’nin Moskova Büyükelçisi idi. Dönemin Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'a Ukrayna'nın NATO'ya üye olmasının yarattığı tehlike dair analiz notu gönderen de oydu, Putin'in düşüncelerini derinlemesine okuyup onun ülkesini eski ihtişamlı günlerine döndürmek istediği sonucuna varan da. Burns’ün analizlerine göre Putin ayrıca Rusya’nın çevresinde bir nüfuz alanı çizmek istiyor ve Ukrayna bu nüfuz alanının merkezinde yer alıyor.
Rusya-Ukrayna savaşı başlamadan önce Putin’in Ukrayna'daki hedeflerini analiz eden de, onun Ukrayna planlarının yarattığı tehlike konusunda uyarmak için Kremlin'i ziyaret eden de oydu. Burns aynı zamanda Rusya ordusunun Kiev çevresindeki askeri planlarına ilişkin Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'i bilgilendirmek için Kiev'i ziyaret eden ve Rusya Hava Kuvvetleri’nin başkenti Kiev'e 10 kilometre uzaklıktaki Gostomel Antonov Askeri Havaalanı'nın ele geçirmesini engellemenin önemini belirten kişiydi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, Rusya'nın Gostomel Antonov Askeri Havaalanı'nı ele geçirmesinin önlenmesinin tüm askeri operasyonun önünde engel oluşturduğunu söylüyorlar. Çünkü Kiev'in yani Ukrayna'daki en önemli siyasi ağırlık merkezinin düşmesi, Ukrayna’nın tamamında askeri savunmanın çökmesi ve dolayısıyla teslim olması anlamına geliyor.
Burns'ün ziyaretleri, her zaman son derece önemli zamanlarda gerçekleşir. Peki, Burns, Ukrayna Devlet Başkanı’nı son ziyaretinde ne söyledi? Diplomatik süreçten bahsetti mi? Elbette hayır. Çünkü henüz böyle bir süreç için gerekli atmosfer oluşmadı.  Öyleyse Ukrayna'nın gelecekteki askeri planlarından mı bahsetti? Tabii ki. Peki ya Zelenskiy'den ABD’yi bu meselelere bulaştırmamasını istedi mi? Ukrayna'nın planlarını her zaman en yakın müttefiklerinden bile gizli tuttuğu göz önüne alınırsa ondan istihbarat paylaşımı yapmasını istemiş olabilir mi?
Ukrayna Devlet Başkanı’na ve İstihbarat Şefi’ne Rusya'nın niyetleri ve bir sonraki aşamaya yönelik planları hakkında bilgi verdi mi? Bu ziyaret, Brüksel’deki NATO karargahında ve Ramstein Hava Üssü’nde gerçekleşen toplantıların bir uzantısı mı?

Tank!
ABD yapımı Bradley, Alman yapımı Marder, Fransız yapımı AMX-10, ABD yapımı Stryker, İngiliz yapımı Challenger ve (halen tartışılan) Alman yapımı Leopard model tanklar, akıllı mühimmat sistemleri, insansız hava araçları (İHA), çeşitli tür ve görevlerde karadan havaya füzeler ve her düzeyde mayın savunma sistemlerinin yanı sıra ABD’den Ukrayna ordusuna çeşitli silahlarla nasıl savaşılacağı konusunda verilen eğitim. Eksik olan ne? Kiev’in taleplerine göre Batılı ülkeler, Ukrayna’ya savaş uçakları ve uzun menzilli füzeler tedarik etmedi. Ukrayna, savaşı kazanmak için 600 zırhlı arala birlikte 300 muharebe tankı istedi. Peki, ABD’nin Ukrayna’ya silah tedarik kararının ve bunların kalitesinin dayandığı dengeler neler?
*Silahlar saha ve taktik gerekliliklerine göre tedarik edilir. Savaşın her aşamasının bir silahı ve pek çok örneği vardır
*Ukrayna ordusunun bu silahı, özellikle teknolojik yanını hızlı bir şekilde öğrenmesi gerekir
*Ayrıca bu silah, özellikle nükleer silahların kullanımı açısından Rusya’yı büyük bir gerilimi tırmandırmaya itmemeli

Leopard 2 neden tartışma konusu oldu?
Analistler, Almanya'nın Ukrayna'ya Leopard 2 model tankları gönderme ve hatta bu tanklara sahip olan ülkelere tankları Ukrayna’ya tedarik etmelerine için izin verme konusundaki isteksizliğinin çeşitli nedenleri olduğunu söylüyorlar. Analistlere göre bu nedenlerden bazıları şunlar:
*Almanya’da Ukrayna’ya silah tedariki konusunda halen büyük ölçüde isteksiz bir kamuoyu var.
*Almanya, Hitler döneminde Alman yapımı tankların Rusya'ya saldırmak için Ukrayna'ya geçtiği sıradaki acı tecrübeyi tekrarlamak istemiyor. Eğer bu tanklardan biri, Rusya ordusunun eline geçerse tankın yapımında kullanılan teknolojinin çalınma olasılığından bahsetmiyorum bile.
*Son olarak, tankı vermek demek gerilim demektir ve bu gerilim, Putin'in yenilgisi durumunda nükleer silahların kullanımına kadar varabilir. Özellikle Almanya’nın caydırıcı bir nükleer silaha sahip olmamasından ötürü toprakları nükleer silahların hedefi olabilir. Buna karşın Almanya, ABD’nin nükleer şemsiyesinin koruması altında olan bir ülke. Ancak Almanya, ABD’nin Berlin'i korumak için nükleer silah kullanacağına inanabilir mi?
Almanya Dışişleri Bakanı geçtiğimiz günlerde, Almanya'nın diğer ülkelerin Ukrayna'ya Alman yapımı tanklar tedarik etmesine bir itirazı olmadığını söyledi. Peki bu ne demek?
Açıklama, Alman hükümetinin önemli bir kaynağı tarafından yapılmıştı. Bu yüzden her ne kadar Başbakan’ın açıklamanın içeriğini kabul ettiği anlamına gelse de bunun resmi olarak ifade edilmesi gerekir. Öyleyse bu açıklama, Alman kamuoyunun nabzını tutmak için bir test olabilir mi? Yoksa amaç müttefiklerin düşüncelerini yatıştırmak mı? Elbette açıklama, bir süre sonra resmiyet kazanacak. Aksi halde Almanya’nın yeni Savunma Bakanı'nın geçtiğimiz günlerde “(Polonya’ya atıfla) Müttefikler, Ukrayna askeri personeli tank konusunda eğitmeye başlasın” şeklindeki son açıklamasının ne anlamı olabilir ki?

*Bu analiz, Şarku’l Avsat için bir askeri analist tarafından kaleme alınmıştır.



Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.