Almanya, Leopard tanklarını Ukrayna’ya göndermeye karar verdi... Diğer ülkelere de benzer bir adım atmaları için izin verdi

Washington, Kiev’e Abrams tankları sağlayabilir

Berlin’in dün Ukrayna’ya gönderilmesine izin verdiği Alman Leopard tarzı tankları (Reuters)
Berlin’in dün Ukrayna’ya gönderilmesine izin verdiği Alman Leopard tarzı tankları (Reuters)
TT

Almanya, Leopard tanklarını Ukrayna’ya göndermeye karar verdi... Diğer ülkelere de benzer bir adım atmaları için izin verdi

Berlin’in dün Ukrayna’ya gönderilmesine izin verdiği Alman Leopard tarzı tankları (Reuters)
Berlin’in dün Ukrayna’ya gönderilmesine izin verdiği Alman Leopard tarzı tankları (Reuters)

Alman hükümeti, Ukrayna’ya Leopard savaş tankları tedarik etmeye ve diğer ülkelerin de bu tür Alman yapımı tankları Kiev’e tedarik etmesine izin vermeye karar verdi.
Bu haber, Alman Haber Ajansı (DPA) tarafından dün akşam (Salı) hükümet kaynaklarından aktarıldı. Alman dergisi Der Spiegel ve NTV kanalı bu konuyu daha önce haber yapmıştı.
Karar, haftalar süren tartışmalardan sonra Ukrayna ve diğer ortaklar tarafından Berlin’e yapılan baskının artmasının ardından geldi.
Aynı bağlamda, Wall Street Journal gazetesi, ABD yönetiminin şu anda Ukrayna’ya Abrams tankları tedarik etmeyi düşündüğünü bildirdi. Daha önce yayınlanan bir haberde, tankların gönderilen silah sevkiyatlarının bir parçası olmayacağı belirtilmişti.
DPA’ya göre, Wall Street Journal gazetesi, ABD’li yetkililerden ‘(Başkan Joe) Biden yönetiminin, Ukrayna’ya çok sayıda M1 Abrams tankı gönderme eğiliminde olduğunu ve sevkiyatlara yönelik açıklamanın bu hafta gelebileceğini’ aktardı. Haberde ayrıca “Bu yöndeki açıklama, Almanya ile daha geniş bir diplomatik anlaşmamın bir parçası olarak gelecek. Almanya bu anlaşma kapsamında az sayıda Leopard 2 tankını göndermek üzere anlaşacak. Ayrıca Polonya ve diğer ülkelerden daha fazla Alman yapımı tank gönderilmesini de kabul edecek” ifadelerine yer verildi.
Haberde, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta Almanya Başbakanı Olaf Scholz ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında, Ukrayna’ya tank tedarik etme konusunu düşünmeyi kabul ettiği belirtildi.



Mısır, İsrail'le yaşanan gerilimin ortasında Ekim Savaşı belgelerini yayınladı

13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
TT

Mısır, İsrail'le yaşanan gerilimin ortasında Ekim Savaşı belgelerini yayınladı

13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)

Amr İmam

Mısır Savunma Bakanlığı, içinde bulunduğumuz Şubat ayının başında 1973'ten bu yana ilk kez Ekim Savaşı'nın dosya ve belgelerini yayınlayarak Mısır ordusunun Mısır topraklarını savunma yeteneğini yakından incelemeye aldı.

Söz konusu dosyaların gizliliğinin kaldırılması, Gazze'deki mevcut savaşın arka planında İsrail ile ilişkilerin aşırı gergin olduğu ve İsrail ordusunun şu anda kuzey ve orta Gazze Şeridi'nden yerinden edilmiş yaklaşık 1,4 milyon Filistinlinin de bulunduğu güney Gazze Şeridi'ndeki Refah şehrini işgal etmeyi planladığı bir döneme denk geldi.

Belgeler, Mısır ordusunun savaştaki çeşitli muharebe planlarına ve Mısır kuvvetlerinin bazı operasyonel risklerle başa çıkmadaki başarısına ilişkin nadir bilgiler içeriyor. İsrail'in 16 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'ndaki İsmailiye'de Mısır ordusunun 2’nci ve 3’üncü Saha Kolordusu arasındaki boşluğu kullanarak başlattığı el-Ğazel Harekâtı olarak bilinen operasyon da buna dahildir.

Belgelerde ayrıca, Mısır ordusunun 1967'de İsrail'in işgal ettiği Sina'yı geri almak için mücadele ettiği, bölgesel siyasi koşullarda sismik değişimlere ve bölgesel düzende büyük değişikliklere neden olan savaş sırasında Arap ülkelerinin Mısır'a sağladığı destek de vurgulanıyor.

Söz konusu belgeler benzersizliğini, çoğunun Sina'yı özgürleştirme yolunda İsrail işgal ordusuna karşı çeşitli savaşlarda Mısır kuvvetlerine liderlik eden subaylar tarafından el yazısıyla yazılmış olmasından alıyor.

Yayınlanan belgelerin yaklaşık yüzde 40'ı savaş sırasında Mısır ordusu komutanları tarafından el yazısıyla yazılmış.

50 yıl sonra

Ekim 1973'te İsrail'e karşı yürütülen savaşa kadar uzanan binlerce orijinal dosyanın gizliliğinin kaldırılmasının, geçtiğimiz yılın Ekim ayında savaşın 50’nci yıldönümüne denk getirilmesi planlanıyordu.

Mısır Savunma Bakanlığı, belgelerin yayına hazırlanması amacıyla incelenmeleri üzere geçtiğimiz Ağustos ayında gazilerden oluşan bir komite kurdu.

Gazilerin dosyalar üzerindeki incelemelerini Ekim ayına kadar bitirmeleri gerekiyordu. Komite üyelerinden birine göre, söz konusu komitenin misyonu, incelenmek üzere masadaki binlerce belgenin, Mısır Savunma Bakanlığı'nın internet sitesinde yayınlanmadan önce Mısır ordusu hakkında herhangi bir gizli veya hassas bilgi içermediğinden emin olmaktı.

Ekim Savaşı gazisi ve komite üyesi Tümgeneral Nasır Salim, Al Majalla'ya şunları söyledi: “Dosyaları inceleme görevi hiç de kolay olmadı. Çünkü orduyla ilgili herhangi bir hassas bilgiyi yayınlamadığımızdan emin olmak için her belgeyi ayrı ayrı incelemek zorunda kaldık. Önümüzdeki dosyaların miktarı her anlamda bir zorluk teşkil ediyordu.”

Mısır Savunma Bakanlığı belgeleri internet sitesinde ‘Ekim Savaşı Belgeleri: Savaşın Sırları - Stratejik ve Askeri Planlama’ başlığı altında yayınladı.

fdvdvf
Fotoğraf: Majalla

Yayınlanan belgelerin yaklaşık yüzde 40'ı savaş sırasında Mısır ordusu komutanları tarafından el yazısıyla yazılmıştı.

Belgeler, Mısır ordusunun, Mısırlıların Süveyş Kanalı’nı geçip Sina'ya girmesini engellemek için İsrail tarafından Süveyş Kanalı'nın doğu yakası boyunca inşa edilen Bar Lev Hattı’nı yok etmesi de dahil olmak üzere, savaştaki önemli dönüm noktalarını kapsıyor.

Belgelerden biri 22 Nisan 1973 tarihli ve Deniz Harekât Şefi’ne hitaben yazılmış. Söz konusu belge, Süveyş Körfezi'nin doğu yakasında Granit 2 Operasyonu olarak bilinen operasyonda savaşan birliklere gerekli korumanın sağlanması yönündeki önceki talebe atıfta bulunuyor.

Başka bir belgede, ordu güçlerinin el-Ğazel Harekâtı’na yanıt olarak 26 Ekim 1973'te başlattığı saldırı olan Çin Çiftliği Savaşı'ndan bahsediliyor. Belgelerde ayrıca onlarca harita, yüzlerce mektup ve Mısır ordusunun çeşitli liderleri ve subayları arasındaki iletişimlerin kopyaları da yer alıyor. Belgeler, Ekim Savaşı öncesi ve sırasında Mısır ve Suriye orduları arasındaki koordinasyon da dahil olmak üzere, savaş sırasında geniş bir yelpazedeki gelişmeleri tüm ayrıntılarıyla kapsıyor.

Mısır, İsrail'le barış anlaşması imzalayan ilk Arap ülkesi oldu. Bu, Arap-İsrail çatışmasının odak noktası olmaya devam ettiği bir bölgede açık bir gelişmedir.

Geniş kapsamlı saldırı

Sina'yı İsrail işgalinden kurtarmaya yönelik 1973 saldırısının Mısır, bölge ve Arap-İsrail çatışması üzerinde büyük etkisi oldu. Mısırlıların saldırıyı başlatmadan önce kullandıkları aldatmacanın büyüklüğü göz önüne alındığında, saldırı İsrailliler için bir sürprizdi.

Mısır ordu liderliği, Yahudilikte yılın en kutsal günü olan Yom Kippur'da İsrail ordusunun işgal altındaki Sina'daki mevzilerine bir dizi sürpriz hava saldırısı gerçekleştirdi.

Bu aynı zamanda Mısırlıların oruç tuttuğu ve savaşma ihtimalinin en düşük olduğu Ramazan Ayı’ydı. Mısırlılar ayrıca güpegündüz saldırıyı tercih etti ve bu da İsrail kuvvetlerinin kafasını tamamen karıştırdı. Mısır ordusunun saldırının ilk saatlerinde elde ettiği zaferler, İsraillileri ABD'nin yardımına koşmaya yöneltti.

dsvedf
Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat (solda), İsrail Başbakanı Menahem Begin (sağda) ve ABD Başkanı Jimmy Carter (ortada), 17 Eylül 1978'de Beyaz Saray'ın Doğu Salonu’nda düzenlenen basın toplantısının ardından el sıkışırken. (AP)

Birkaç gün süren çatışmalar, İsrail kuvvetlerinin Sina'nın çoğundan çekilmesine ve sonraki yıllarda ABD'nin aracılık ettiği barış çabalarına yol açtı. Bu çabalar 1978'de Camp David Anlaşmaları’nın ve 1979'da Mısır-İsrail Barış Antlaşması'nın imzalanmasını sağladı.

Mısır, İsrail'le barış anlaşması imzalayan ilk Arap ülkesi oldu. Bu, Arap-İsrail çatışmasının odak noktası olmaya devam ettiği bir bölgede açık bir gelişmedir.

Bazı Araplar, Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının, özellikle de anlaşmanın Mısır'ı tarafsız hale getirmesi ve topraklarını kurtarmak için mücadele eden Filistinlileri, Suriyelileri ve Lübnanlıları kritik bir durumda bırakması nedeniyle, Arapların daha sonraki tüm yenilgilerinin nedeni olduğuna inanıyordu. Aynı zamanda Mısır'ın savaştaki zaferi uluslararası toplumu şaşırttı ve dünyanın her yerindeki Arapları cesaretlendirdi.

İsrail'in askeri üstünlüğüne ilişkin iddialar yalanlandı. Mısır'ın zaferine eşlik eden şokun kökeni, Mısırlıların sahip olduğu teçhizat ile İsraillilerin sahip olduğu teçhizat arasındaki büyük uçurumdan kaynaklanıyordu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Ekim 2018'de bu farkı eski bir SEAT ile son model bir Mercedes arasındaki yarış olarak tanımladı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Cemal Beyumi: Belgeler, Mısır'ın kendi topraklarını savunma yeteneğini vurguluyor.

Dezenformasyon planları

Mısır Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan dosyalar, Mısır'ın modern tarihinin en önemli olaylarından birini belgelemesi açısından önem taşıyor.

Gaziler, söz konusu belgelerin, Mısır'ın zaferini küçümsemeyi ve İsrail ordusunun savaş sırasındaki performansını abartmayı amaçlayan İsrail propagandasını da çürüttüğünü söylüyor.

Salim şunları söyledi: “Bu belgeler, İsrail'in savaşla ilgili ortaya attığı ve savaşan kişilerin yazdığı birçok iddiayı çürütüyor. Bu, savaşa ilişkin olayları yalan söylemeden ve abartmadan perspektife oturtmak açısından çok önemli.”

İsrail'in savaşla ilgili açıklamalarının çoğu, Mısır'ın bu savaştaki başarılarını küçümsemekte, bazen Mısırlıların 6 Ekim'deki ilk saldırıları dışında önemli bir zafer elde edemediklerini iddia etmektedir. İsrail propagandası, Mısır ordusu için her zaman aşağılayıcı bir yenilgi olarak tanımladığı el-Ğazal Harekâtı’na da odaklanıyor.

vvvdffdv
Kahire'deki 6 Ekim Savaş Panoraması Müzesi'ni ziyaret eden bir çocuk, 1 Ekim 2023. (AFP)

Ancak yakın zamanda gizliliği kaldırılan bu belgeler, aynı harekâtın tamamen farklı bir anlatımını sunuyor. Belgeler aynı zamanda Mısır ordusunun, İsrail operasyonunu sabote etmek için yaptığı çeşitli savaşlara da ışık tutuyor.

Kritik zamanlama

Belgelerin yayınlanması, İsrail'in Mısır sınırından sadece birkaç kilometre uzaktaki güney Gazze'yi işgal etmeyi planladığı ve bu sebeple Mısır ile İsrail arasında yoğun gerilim olduğu bir dönemde gerçekleşti.

İsrail'in işgal planları, Kahire’nin Filistinli mültecilerin Mısır'a doğru beklenen göçüne ilişkin korkuları ışığında büyük endişeyle karşılanıyor. Kahire, İsrail'in Refah'ı işgalinin Mısır'ın güvenliğine tehdit oluşturacağı konusunda Tel Aviv’i uyardı.

vdvbdf
Mısır'ın Gazze sınırı yakınında büyük bir beton duvar inşa ediliyor. (Reuters)

Mısır, Filistin kıyı yerleşim bölgesinde yaşayanların Sina'ya akın etmesini önlemek için Gazze ile olan sınırını güçlendiriyor. Ancak, İsrail'in Gazze'nin güneyindeki saldırılarından canlarını kurtaran yüzbinlerce Filistinlinin sınıra hücum etmesi halinde, şu anda sınırda alarma geçen Mısır güçlerinin ellerinin kollarının bağlanacağı yönünde korkular var.

Mısır, Gazzeli Filistinlilerin Sina'ya girdikten sonra kalıcı bir varlık oluşturabileceklerinden korkuyor. Kahire'deki gözlemcilerin söylediklerine göre bu durum, akılları Mısır Savunma Bakanlığı'nın yakın zamanda sunduğu belgelerin önemine yöneltiyor. Gözlemciler ayrıca, söz konusu belgelerin herkese Mısır'ın kendi topraklarına yönelik tehditleri uzak tutma konusunda fazlasıyla yetenekli olduğunu hatırlattığını ifade ediyor.

Al Majalla'ye konuşan eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Cemal Beyumi şu ifadeleri kullandı: “Belgeler, Mısır'ın kendi topraklarını savunma yeteneğini vurguluyor. Bu, şu anda son teknoloji silahlara sahip olan Mısır ordusunun, Mısır sınırlarını savunmaya hazır olduğunun güvencesini veriyor.”

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

 


İsrailli rehinelerin aileleri Gazze sınırındaki Kibbutz Re’im’den Kudüs’e doğru yürüyüşe başladı

Kudüs’e doğru yola çıkan aileler İsrail bayrakları ve rehine olan yakınlarının fotoğraflarını taşıyor (EPA)
Kudüs’e doğru yola çıkan aileler İsrail bayrakları ve rehine olan yakınlarının fotoğraflarını taşıyor (EPA)
TT

İsrailli rehinelerin aileleri Gazze sınırındaki Kibbutz Re’im’den Kudüs’e doğru yürüyüşe başladı

Kudüs’e doğru yola çıkan aileler İsrail bayrakları ve rehine olan yakınlarının fotoğraflarını taşıyor (EPA)
Kudüs’e doğru yola çıkan aileler İsrail bayrakları ve rehine olan yakınlarının fotoğraflarını taşıyor (EPA)

Gazze Şeridi’nde Hamas hareketi tarafından tutulan İsrailli rehinelerin aileleri, bu sabah ‘Rehineleri kurtarmak için birleşelim’ sloganıyla, Gazze Şeridi sınırındaki Kibbutz Re’im’den Kudüs’e dört günlük bir yürüyüşe başladı.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel gazetesinden aktardığı habere göre söz konusu yürüyüşün, önümüzdeki Cumartesi Kudüs’te sona ermesi planlanıyor.

vfdv
İsrailli aileler yürüyüş sırasında rehin olan yakınlarının fotoğraflarını tutuyor (EPA)

Programa göre aileler, ilk olarak bugün Gazze sınırındaki Kibbutz Re’im’den Sderot şehrine yürüyecek ve burada saat 16.30’da polis karakolunda bir dayanışma töreni düzenleyecek.

Sderot’taki törenin ardından grup, geceyi geçirecekleri Kiryat Gat’a doğru yürüyüşe geçecek. 

csd vfd
Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin fotoğrafları (AP)

Rehinelerin aileleri yarın sabah ise Beyt Cibrin’e doğru ilerleyecek, ardından akşam törenin yapılacağı Beyt Şemeş’e doğru devam edecek.

Grup, Cuma sabahı Gazze’de esirler arasında tutulan askerlerle dayanışma amacıyla bir başka yürüyüş düzenleyecek. 

fdv

Grup, geceyi Kibbutz Tzora’da geçirdikten sonra Cumartesi sabahı yürüyüşün son bölümüne başlayacak ve Cumartesi akşamı şehrin Paris Meydanı’ndaki miting için Kudüs’e doğru yola çıkacak.


Kendini yakan ABD askeri, "Amerikan birlikleri Gazze'deki tünellerde savaşıyor" demiş

Eylemciler, kendisini yakarak öldüren Bushnell'i anmak için Washington'daki İsrail Büyükelçiliği önüne mum bırakmıştı (AFP)
Eylemciler, kendisini yakarak öldüren Bushnell'i anmak için Washington'daki İsrail Büyükelçiliği önüne mum bırakmıştı (AFP)
TT

Kendini yakan ABD askeri, "Amerikan birlikleri Gazze'deki tünellerde savaşıyor" demiş

Eylemciler, kendisini yakarak öldüren Bushnell'i anmak için Washington'daki İsrail Büyükelçiliği önüne mum bırakmıştı (AFP)
Eylemciler, kendisini yakarak öldüren Bushnell'i anmak için Washington'daki İsrail Büyükelçiliği önüne mum bırakmıştı (AFP)

ABD'nin başkenti Washington'daki İsrail Büyükelçiliği önünde kendi yakan askerin, gizli belgelere erişimi olduğu öne sürüldü.

ABD Hava Kuvvetleri'ne mensup Aaron Bushnell, pazar günü düzenlediği eylemde "Soykırımın parçası olmayacağım" diyerek kendini yakmıştı. 

25 yaşındaki askerin arkadaşı, ABD'nin önde gelen tabloid gazetelerinden New York Post'a (NYP) Bushnell'in eylemi düzenlemeden önce cumartesi günü kendisini aradığını söyledi.

Kimliği paylaşılmayan kişi, Bushnell'in bir takım gizli belgelere eriştiğini ve ABD askerlerinin Gazze'deki yeraltı tünellerinde Hamas militanlarına karşı savaştığını belirttiğini aktardı. 

Bushnell'in arkadaşı, genç askerin görevi gereği istihbarat verileriyle uğraştığını ve bunlardan bazılarının Gazze savaşıyla ilgili olduğunu belirtti.

Kaynak, Bushnell'le konuşmasına dair şunları söyledi: 

Bana masasına gelen belgelerden bahsetti. Bunlarda ABD ordusunun Filistin'deki soykırıma karıştığına yönelik bilgiler olduğunu belirtti. Bana sahada askerlerimizin olduğunu ve çok sayıda Filistinliyi öldürdüklerini söyledi. Çok şey bilmiyorum ama ses tonundan korktuğunu anladığımı söyleyebilirim. Daha önce bu tonda konuştuğunu hiç duymamıştım.

NYP, söz konusu kişiyle Bushnell'in bağını doğruladıklarını aktardı. Arkadaşı, Bushnell'in intiharını öğrendiğinde şoke olduğunu belirterek "Görebileceğiniz en sakin ve aklı başında kişilerden biriydi. İntihar onun yapacağı bir şey değil" ifadelerini kullandı. 

ABD Hava Kuvvetleri'nin paylaştığı bilgilere göre Bushnell, siber savunmayla ilgili veri işleme biriminde "inovasyon hizmetleri teknisyeni" olarak çalışıyordu. Ancak yetkililer, askerin ne tür bir güvenlik iznine sahip olduğuna dair açıklama yapmadı.

NYP ve ABD'nin önde gelen gazetelerinden Washington Post, askerin "anarşist eğilimleri" olduğunu da yazmıştı.

Independent Türkçe, New York Post, Washington Post


ABD ordusu, yeniden yapılanma kapsamında 24 bin kadroyu kaldırmayı planlıyor

Amerikan askerleri askeri bir aracın yanında yürüyor (Reuters)
Amerikan askerleri askeri bir aracın yanında yürüyor (Reuters)
TT

ABD ordusu, yeniden yapılanma kapsamında 24 bin kadroyu kaldırmayı planlıyor

Amerikan askerleri askeri bir aracın yanında yürüyor (Reuters)
Amerikan askerleri askeri bir aracın yanında yürüyor (Reuters)

ABD Kara Kuvvetlerinin, "değişen güvenlik ortamı ve savaşın gelişen karakteri ışığında" ordunun yeniden yapılanması kapsamında 24 bin kadroyu kaldırmayı planladığı belirtildi.

Kara Kuvvetleri, internet sitesinden yayımlanan "Ordu Kuvvet Yapısının Dönüşümü" başlıklı raporda, yeniden yapılanmaya ilişkin planını duyurdu.

Raporda, "Değişen güvenlik ortamı ve savaşın gelişen karakteri ışığında ordu, teknolojik olarak gelişmiş askeri güçlere karşı büyük ölçekli muharebe operasyonları yürütmeye yeniden odaklanmaktadır. Ordu, bu gereklilikleri karşılamak için yeni kabiliyetler üretmeli ve kuvvet yapısını yeniden dengelemelidir." ifadelerine yer verildi.

Yapılanmanın, Kara Kuvvetlerinin 494 bin askeri barındıracak şekilde tasarlanan kuvvet yapısı ile kanunen 445 bin olarak belirlenen asker sayısı arasındaki makası daraltma imkanı tanıyacağı vurgulanan raporda, asker sayısındaki üst sınırın düşürülmesinin ordunun kuvvet yapısının dengelenmesi planının bir parçası olduğu ifade edildi.

Raporda, mevcut 24 bin kadronun kaldırılmasının planlandığı bildirilirken, söz konusu değişikliğin sadece norm kadro yapısını içerdiği ve hiçbir askerin görevinden ayrılmayacağına dikkati çekildi.

Kara Kuvvetlerinin mevcut kadrolarını dolduracak sayıda yeterli askerin bulunmadığına işaret edilen raporda, birkaç yıl içinde asker sayısında da bir artış görüleceği kaydedildi.


Macron ve Şeyh Temim, İsrail'in Refah'a saldırılarına karşı olduklarını belirtti

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani'yi ağırladı (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani'yi ağırladı (AFP)
TT

Macron ve Şeyh Temim, İsrail'in Refah'a saldırılarına karşı olduklarını belirtti

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani'yi ağırladı (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani'yi ağırladı (AFP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, İsrail'in Refah'a saldırı düzenlemesine karşı olduklarını söyledi.

Fransa'ya dün gelen Katar Emiri Şeyh Temim'in 2 günlük resmi ziyareti devam ediyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, dün başkent Paris'te Elysee Sarayı'nda Şeyh Temim'i ağırladı.

Görüşmeye ilişkin yapılan ortak yazılı açıklamaya göre iki lider, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını ve iki ülke arasında farklı alanlarda yapılan işbirliklerini ele aldı.

Macron ve Şeyh Temim, bölgede devam eden arabuluculuk çabalarının Gazze'de insani ara verilmesi için gerekli olduğunun altını çizdi.

Ülkelerinin, Gazzelilere insani yardımın ve ilaçların ulaşması için anlaşmaya varılmasında sarf ettikleri çabadan dolayı memnuniyetlerini dile getiren Macron ve Şeyh Temim, Gazze'ye büyük çapta bir insani yardımın ulaşması ve sivillerin korunması için bölgede derhal ve kalıcı bir ateşkesin gerekli olduğunu vurguladı.

Macron ve Şeyh Temim, İsrail'in Refah'a saldırı düzenlenmesine karşı olduklarını belirterek insani yardım çalışanlarının faaliyetlerine devam edebilmesi ve gıda dağıtımı yapabilmesi için Gazze'ye tüm giriş noktalarının açılması çağrısında bulundu.

Filistin halkına toplam 200 milyon dolar destek sağlayacaklarını bildiren Macron ve Şeyh Temim, sivillere yönelik her türlü saldırıyı kınadıklarını ve gazetecilerin çatışma alanında çalışabilmeleri gerektiğini ifade etti.

Macron ve Şeyh Temim, bölgede 1967 sınırları çerçevesinde bir Filistin devletinin kurulmasının ve iki devletli çözümün tek uygulanabilir çare olduğunu ifade ederek Fransa ve Katar'ın Kudüs'teki kutsal mekanları üzerindeki tarihi statükoyu güçlü şekilde desteklediğini belirtti.

Kızıldeniz'de saldırılara son verilmesi gerekiyor

İki lider, bölgede ve Gazze Şeridi'nde gerginliğin artmasından, bölgeyi ve dünyayı istikrarsızlığa iten tüm adımlardan ve Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditlerden endişe duyduklarını ifade etti.

Kızıldeniz'de seyrüsefer haklarını ve serbestisini ihlal eden saldırılara son verilmesi gerektiğini kaydeden Macron ve Şeyh Temim, Lübnan'ın siyasi ve ekonomik sorunlarının çözülmesine bağlı olduklarını ve Lübnan'da acilen bir cumhurbaşkanının seçilmesinin önemini vurguladı.

İki lider, Lübnan'ın egemenliğine ve istikrarına bağlı olduklarını belirterek Lübnan ordusunu desteklemeyi sürdüreceklerini ve bu kapsamda Paris'te uluslararası bir konferans düzenleneceğini bildirdi.

Katar, 2023'a kadar Fransa'ya 10 milyar avro yatırım yapacak

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ciddi sonuçları olduğuna değinen Macron ve Şeyh Temim, Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediklerini ifade etti.

Macron ve Şeyh Temim, yakın zamanda Paris'te Fransa ve Katar arasında stratejik diyaloğa ilişkin 3. toplantının düzenlenecek olmasından dolayı memnuniyetlerini dile getirirken Katar'ın 2023'a kadar Fransa'ya 10 milyar avro yatırım yapması konusunda anlaşmaya varıldı.

Macron ve Şeyh Temim, Katar'ın askeri kapasitesini güçlendirmek ve modernleştirmek için işbirliği yapmak konusunda istekli olduklarını kaydetti.


Gazze’deki şiddet sahnelerinin bizim için ‘sıradanlaşmaması’ için ne yapmalıyız?

Filistinliler, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah mülteci kampına düzenlediği hava saldırılarında ölen yakınlarının cesetleri yanında ağlıyor (AFP)
Filistinliler, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah mülteci kampına düzenlediği hava saldırılarında ölen yakınlarının cesetleri yanında ağlıyor (AFP)
TT

Gazze’deki şiddet sahnelerinin bizim için ‘sıradanlaşmaması’ için ne yapmalıyız?

Filistinliler, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah mülteci kampına düzenlediği hava saldırılarında ölen yakınlarının cesetleri yanında ağlıyor (AFP)
Filistinliler, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah mülteci kampına düzenlediği hava saldırılarında ölen yakınlarının cesetleri yanında ağlıyor (AFP)

İsrail’in Ekim ayında Gazze’de savaş başlatmasıyla birlikte televizyonlar ve sosyal medyada yer alan şiddet içerikli korkunç görüntüler pek çok kişiyi rahatsız etti.

Gazze Şeridi’nden gelen bu dehşet verici görüntüler tüm dünyanın gündemine oturdu.

Lübnan’da sosyal bilimler ve iletişim alanında üniversitede eğitim alan Jana, savaş nedeniyle yaşanan acı sahneleri görmemek için sosyal medya platformu X’i bir süre açmadığını söyledi.

Jana konuya ilişkin açıklamasını şöyle sürdürdü;

Telefonum suçluluk ve panik duygusunun bir aracı haline geldi. Savaşın başlamasından sonra, yıkımın ortasında ölen çocukları veya yerinden edilmiş Filistinlileri gösteren acı görüntülerin yayılması nedeniyle yaklaşık 20 gün boyunca X hesabımı açamadım. Tüm bu görüntülere dayanamadım ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimi hissettiğim için de görüntülerden uzak durmaya karar verdim.

Ancak yaklaşık bir ay sonra hızla X’e geri döndüğünü söyleyen Jana, açıklamasına şu ifadelerle devam etti;

Savaş uzadıkça, her yerde acı verici fotoğraf ve videolar görürken X’e geri dönmenin doğal olduğunu hissettim. Çünkü bu görüntüler kaçınılmaz ve beyin zamanla buna alışıyor. Maalesef çoğu kişi için de durum böyle sanırım.

Çaresizliğe alışmak

Şarku’l Avsat’a konuşan klinik psikoterapist Rita Maria Hawila, bu psikolojik süreci şu ifadelerle değerlendirdi;

Günlük hayatımızda defalarca gördüğümüz, karşılaştığımız tüm bu acı kareler ve sahneler, zamanla sıradanlaşıyor. Şiddet içerikli video oyunları karşısında saatlerce vakit geçiren çocukların öldürmeye ve yok etmeye alışmasının nedeni bu. Bu nedenle aile içi şiddete maruz kalan insanlar da buna uyum sağlıyor, onlar zor ve zulmü bir yaşam biçimi haline getiren sorunlar yaşıyor.

fdrvbefb
Filistinliler İsrail’in gece Refah mülteci kampına düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan binaları inceliyor (AFP)

Konuyu daha önce köpekler üzerinde yapılan bir araştırmadan bir örnekle açıklayan Hawila, şöyle devam etti;

 Birkaç köpek bir kafese yerleştirildi ve elektrik şoku verildi. İlk başta köpekler kafesten kaçmaya çalıştı. Ama bunu yapamadı. Bir süre tecrübe kazandıktan sonra köpeklere yine elektrik şoku verildi. Ancak deneyi yapanlar bu sefer kafesin kapısını açtılar ve ironik bir şekilde köpekler kaçmayı düşünmediler. Buradaki fikir alışkanlıkla ve öğrenilmiş çaresizlik duygusuyla alakalı.

Tüm canlılar gibi bizim de çevremize ve maruz kaldığımız koşullara uyum sağladığımızı ve bunun tehlikeli bir konu olduğunun altını çizen Hawila şunları söyledi;

Acıya ne kadar çok maruz kalırsak, ona karşı o kadar toleransımız olur. Beyin, çevresinde olup bitenlerin normal olduğuna ve bununla yaşanılması gerektiğine ikna olmasına yardımcı olan maddeler salgılar.

Hawila bundan yola çıkarak, şiddete ve çaresizliğe alışmamak için konuyu daha açık bir şekilde konuşmanın, özellikle sosyal medya aracılığıyla sık sık tartışmanın önemini vurguladı.

sdvdsvds
Bir Filistinli, ağır yaralı bir çocuğu Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’taki bir hastaneye taşıyor (AFP)

Şiddet ve ölen insanlara dair sahnelere maruz kaldığımızda beynimize ne olur?

Şarku’l Avsat’a görüş bildiren bir diğer klinik psikoloji uzmanı Benin Britaa ise, durumu bilimsel ve fizyolojik açıdan şöyle açıkladı;

Beynimiz, vücuda tehlike sinyalleri göndermekten, duyguları ve anıları düzenlemekten sorumlu olan amigdala adı verilen bölgeyi içerir. Herhangi bir şoka maruz kaldığımızda tepki amigdalaya ulaşır ve beynimiz şuna komutu verir: Bununla yüzleş ya da yüzleşme veya düşünceleri dondur. Duygusal sistemimiz durumdan etkileniyor, bu nedenle vücudumuz bilinçdışı duygusal mekanizma adı verilen ve unutmayla doğrudan ilgili olan bir sürece başvuruyor. Beynimiz, örneğin uyum sağlamak, işi normal bir şekilde tamamlamak ve bir arada yaşamak için acı verici sahneleri unutmak zorunda olduğuna karar veriyor. Bu, acı verici düşünceleri bastırmak için beynin benimsediği bir savunma mekanizmasıdır.

dscsdv def
Han Yunus’un doğusunda İsrail uçakları tarafından yıkılan bir evin enkazı altından bir erkek çocuğunun cesedi çıkarıldı (AFP)

Psikoterapist ve öğrenme güçlükleri uzmanı Rania el-Bobo da, gerçeği değiştiremediğimiz bir dönemde acı verici sahnelere maruz kalmanın olumsuz etkileri olduğunu, kişinin sürekli ve tekrar tekrar korku, üzüntü ve kaygı hissetmesine neden olduğunu, bunun da konsantrasyon ve dikkat gibi bilişsel yetenekler üzerinde olumsuz etkiye yol açtığını söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan psikoterapist değerlendirmesini şöyle sürdürdü;

Bu insanlar odaklanamayabilir ve dikkatleri dağılabilir, hatta günlük işlerini bile tamamlayamayabilirler. Şiddete defalarca tanık olan insanlar doğal olarak daha saldırgan hale gelebilir ve temelde strese girebilir. Bazıları sosyal ilişkilerden çekilerek ve depresyon durumuna girerek tepki gösterebilir. Bu, uykuyu etkiler, kötü rüyalara ve kabuslara yol açabilir.

Psikoterapist, bu sahnelere maruz kalan bazı kişilerin, duygularını kontrol etme yeteneklerinin diğerlerine göre daha zayıf olması nedeniyle panik atak ve sürekli kaygı yaşadıklarını, bunun normal olduğunu söyledi.

df dfevf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahya’da çocuklar gıda yardımı toplamak için çabalıyor (AFP)

Bobo, bazı insanların ‘duygusal donukluk’ olarak adlandırılan durumu, yani şiddete, öldürmeye ve yıkıma karşı tepkisizlik yaşadığını vurgulayarak, şu ifadelerle devam etti;

Özellikle zaman geçtikçe ve zihnimizin gördüğü acı verici görüntülerin çokluğuyla birlikte, bu durum önemli sayıda sosyal medya kullanıcısı tarafından da hissediliyor. Bu olumsuz bir şey, duygusal donukluk olarak bilinen şeye yol açıyor. Öyle ki trajediler meydana geldiğinde empati kuramıyoruz, etkileşim kurma ve gerçekliği değiştirme yeteneğimizi kaybediyoruz.

dsv dfvb
İsrail’ in düzenlediği saldırının ardından yaşanan yıkım (Reuters)

Peki gerçekten şiddete alışkın mıyız?

Şiddete alışmanın normal olmadığının altını çizen Bobo, “Gazze’deki sahnelerde olduğu gibi, gördüğümüz şeylerin sırf tekrar etmesi yüzünden alışmamız sağlıklı değil” dedi.

Psikoterapist, “Şiddetin hepimizin yaşadığı insan deneyiminin bir parçası olduğunu bilerek, olay pasif uyum sağlama kategorisine giriyor.  Ancak adaptasyonun insan deneyimi üzerinde acı etkileri vardır. Bu nedenle kişinin duygusal hissedebilmesi için daha korkunç veya tehlikeli bir şoka veya sahneye ihtiyacı vardır” ifadelerini kullandı.

devffedv
Han Yunus’un doğusunda İsrail’in hava saldırısında öldürülen çocuğunun cesedini taşıyan bir baba (AFP)

Bunun bir örneğini Lübnan gerçekliğinden ve İsrail sınırında yaşananlardan veren Bobo, şu ifadelerle değerlendirmesini sürdürdü;

İsrail’in Lübnan’ın güney sınırına ilk saldırısında öfkelendik ve olup bitenlere karşı gerginlik hissettik, ancak zamanla buna alıştık. Daha sonra bombardımanın yoğunluğu arttı ve Lübnan’ın iç kesimlerinde, başkente nispeten yakın olan kasabaları da etkiledi.  Bu da duyguları yeniden alevlendirdi. Ancak yakında buna da uyum sağlayabiliriz.

Kendimizi şiddete alışmaktan nasıl koruruz?

Şiddet ve savaş sahnelerine alışmanın kabul edilemez olduğunun altını çizen Bobo, insanlara konuyu daha fazla konuşmalarını, cesetlerin ve ölümlerin sıradan rakamlar haline gelmemesinin önemini vurgulamalarını tavsiye etti.

Psikoterapist, şu ifadelerle açıklamasını noktaladı;

Şiddete alışmanın yalnızca daha tehlikeli şiddet doğurduğu, izlemekten kaçınmanın krizin sonu anlamına gelmediği konusunda farkındalık yaratmaya çalışmalıyız.


ABD'nin Texas eyaletinde orman yangınları nedeniyle "acil durum" ilan edildi

Teksas'taki orman yangınlarının bir kısmı (Reuters)
Teksas'taki orman yangınlarının bir kısmı (Reuters)
TT

ABD'nin Texas eyaletinde orman yangınları nedeniyle "acil durum" ilan edildi

Teksas'taki orman yangınlarının bir kısmı (Reuters)
Teksas'taki orman yangınlarının bir kısmı (Reuters)

ABD'nin Texas eyaletinin kuzeyindeki Panhandle kasabasında 26 Şubat'ta başlayan orman yangınları nedeniyle "acil durum" ilan edildi.

Eyalet yetkilileri, Panhandle'daki yangınlar nedeniyle 5 bine yakın bölge sakininin tahliye edildiğini ve yangının başladığı tarihten bu yana yaklaşık 240 bin dönümlük alanın etkilendiğini belirtti.

Teksas'taki orman yangınlarının bir kısmı (Reuters)
Teksas'taki orman yangınlarının bir kısmı (Reuters)

Saatte 64 ila 96 kilometre hızla esen rüzgarlar nedeniyle yangınların bölge genelinde hızla yayıldığını ifade eden yetkililer, görüş mesafesini daraltan dumandan dolayı bölgedeki birçok yolun trafiğe kapatıldığını aktardı.

Teksas'taki orman yangınlarının bir kısmı (Reuters)
Teksas'taki orman yangınlarının bir kısmı (Reuters)

Texas Valisi Greg Abbott, yaptığı açıklamada, 26 Şubat'tan beri devam eden orman yangınları nedeniyle "acil durum" ilan ettiğini duyurdu.


Paris Olimpiyatları'nın hassas güvenlik planları çalındı

Fransa'da müsabakaların sorunsuz geçmesi için geniş çaplı güvenlik önlemleri alınacak (Reuters)
Fransa'da müsabakaların sorunsuz geçmesi için geniş çaplı güvenlik önlemleri alınacak (Reuters)
TT

Paris Olimpiyatları'nın hassas güvenlik planları çalındı

Fransa'da müsabakaların sorunsuz geçmesi için geniş çaplı güvenlik önlemleri alınacak (Reuters)
Fransa'da müsabakaların sorunsuz geçmesi için geniş çaplı güvenlik önlemleri alınacak (Reuters)

Fransa'nın başkenti Paris'te bu yıl düzenlenecek Yaz Olimpiyatları'nda alınacak güvenlik önlemlerine dair planların çalındığı bildirildi.

Paris'teki ana tren istasyonu Kuzey Garı'nda dün yaşanan olayda, güvenlik planlarına dair bilgilerin yer aldığı bir bilgisayarla iki USB'nin bulunduğu çantanın çalındığı aktarıldı.

Polisten yapılan açıklamada, Paris Belediyesi'nde çalışan bir mühendisin, çantayı koltuğunun üzerindeki bölmeye yerleştirdiği belirtildi.

56 yaşında olan ve kimliği paylaşılmayan mühendisin, trenden inerken çantanın çalındığını fark ettiği bildirildi.

Çantada, güvenlik güçlerinin ve Paris Belediyesi'ne bağlı zabıta ekiplerinin olimpiyatlarda alacağı önlemlere dair hassas bilgilerin bulunduğu ifade edildi. 

Polis, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını söylerken, belediyeden henüz açıklama yapılmadı. 

26 Temmuz-11 Ağustos'ta düzenlenecek Yaz Olimpiyatları'nda her gün toplamda yaklaşık 35 bin güvenlik görevlisinin hazır bulunması planlanıyor.

Ayrıca müsabakaların düzenleneceği bölgelerde özel geçiş noktaları ve QR kodlu kimlik tarama sistemleri de kurulacak.

Independent Türkçe, Guardian, RFI


Tayvan: "Çin bandıralı 5 sahil güvenlik botu yasak sulara girdi"

Taipei ve Pekin arasında yükselen tansiyon devam ederken Tayvan, Çin bandıralı 5 sahil güvenlik teknesinin ülkenin hassas Kinmen adaları çevresindeki yasak sulara girdiğini salı günü iddia etti.
Taipei ve Pekin arasında yükselen tansiyon devam ederken Tayvan, Çin bandıralı 5 sahil güvenlik teknesinin ülkenin hassas Kinmen adaları çevresindeki yasak sulara girdiğini salı günü iddia etti.
TT

Tayvan: "Çin bandıralı 5 sahil güvenlik botu yasak sulara girdi"

Taipei ve Pekin arasında yükselen tansiyon devam ederken Tayvan, Çin bandıralı 5 sahil güvenlik teknesinin ülkenin hassas Kinmen adaları çevresindeki yasak sulara girdiğini salı günü iddia etti.
Taipei ve Pekin arasında yükselen tansiyon devam ederken Tayvan, Çin bandıralı 5 sahil güvenlik teknesinin ülkenin hassas Kinmen adaları çevresindeki yasak sulara girdiğini salı günü iddia etti.

Tayvanlı bir bakan, botların yetkililer tarafından uyarıldıktan kısa bir süre sonra ayrıldığını da sözlerine ekledi.

Bu olay, önceki günlerde Tayvan Sahil Güvenliği'nin izinsiz giriş yapmakla suçlayarak peşine düştüğü teknedeki iki Çinli balıkçının boğulması üzerine, Çin'in Tayvan'ın Kinmen takımadaları açıklarındaki sularında devriyelerini artırmasından sonra meydana geldi.

Çin Sahil Güvenlik Sözcüsü Gan Yu, sahil güvenliğinin Fujian birimi, Kinmen'den birkaç kilometre uzaklıktaki Xiamen şehrinin güney kıyısı açıklarındaki suları düzenli olarak izleyerek sahil güvenlik teşkilatını güçlendireceğini söyledi.

Ayrıca sahil güvenlik birimini yöneten Tayvan Okyanus İşleri Konseyi Başkanı Kuan Bi-ling basın açıklamasında, Çin botlarının kendilerine ayrılmaları söylendikten kısa bir süre sonra bölgeyi terk ettiklerini belirtti.

Bi-ling, "Siyasi önemi yüksek, bu da bir tür egemenlik ilanı anlamına geliyor" dedi.

Tayvan'ın kayda değer sayıda askeri varlığının bulunduğu ve Çin kıyılarına sadece 3 km uzaklıkta bir cephe hattı olan Kinmen Adası, Soğuk Savaş'ın zirvede olduğu dönemde sık sık çatışmaların yaşandığı bir geçmişe sahip ve çevresindeki sularda esas olarak Tayvan Sahil Güvenliği devriye geziyor.

Ancak geçen hafta Tayvan Savunma Bakanlığı, Kinmen'in kuzeyindeki Matsu takımadaları da dahil Çin'e yakın adalardaki askeri varlığını artırmayacağını açıklamıştı.

Tayvan Savunma Bakanı Chiu Kuo-cheng parlamentoda yaptığı konuşmada Kinmen çevresindeki durumun barışçıl bir şekilde çözülmesini umduğunu ifade ederek çatışmadan kaçınma arzusunu vurgulamıştı.

Herhangi bir çatışma ortamının oluştuğunu görmek istemiyoruz.

6 Çinli sahil güvenlik subayı geçen hafta Kinmen adalarında 23 yolcu ve 11 kişilik mürettebatı bulunan Tayvan bandıralı bir gezi feribotuna çıkmıştı.

Tayvan Sahil Güvenliği, King Xia adlı gezi feribotunda yarım saat kaldıklarını ve ayrılmadan önce rota planları, sertifikaları ve mürettebat lisanslarını kontrol ettiklerini söylemişti.

Bunun üzerine bir Tayvan Sahil Güvenlik devriyesi King Xia'ya limana kadar eşlik etmek üzere gelmişti.

Kuan Bi-ling daha sonra Taipei'deki parlamento binası dışında gazetecilere "Bunun halkımızın duygularına zarar verdiğini ve onların paniğe kapılmasına yol açtığını düşünüyoruz. Bu aynı zamanda boğazın karşısındaki halkın çıkarlarına da uygun değil" demişti. 

Ajanslardan da yararlanılmıştır.

Independent Türkçe


İsrail ve Hizbullah arasındaki saldırıların artması kapsamlı bir çatışmaya yol açar mı?

Çatışmanın iki tarafı da savaşın genişlemesiyle ilgili karşılıklı tehdit ediyor (EPA)
Çatışmanın iki tarafı da savaşın genişlemesiyle ilgili karşılıklı tehdit ediyor (EPA)
TT

İsrail ve Hizbullah arasındaki saldırıların artması kapsamlı bir çatışmaya yol açar mı?

Çatışmanın iki tarafı da savaşın genişlemesiyle ilgili karşılıklı tehdit ediyor (EPA)
Çatışmanın iki tarafı da savaşın genişlemesiyle ilgili karşılıklı tehdit ediyor (EPA)

İsrail ordusunun bu hafta Lübnan’ın derinliklerine hava saldırıları düzenlemesiyle birlikte, Hizbullah ile İsrail ordusu arasındaki yıpratma savaşı tehlikeli bir yöne evrildi. Bu durum aylardır süren çatışmanın daha genişlemesine ilişkin soruları gündeme getiriyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre analistler, cephenin genişletilmesi yönünde iki taraftan gelen tehditlere ve sahadaki durumun kırılganlığına rağmen, neredeyse beş ay süren saldırıların ardından her iki tarafın da bölgesel bir çatışmayı alevlendirmeye niyeti olmadığı görüşünde.

Peki sahanın durumu nasıl?

Hamas Hareketi’nin müttefiklerini ve rakiplerini şaşırtan sürpriz bir hamle ile 7 Ekim’de İsrail’e saldırmasının ertesi günü Hizbullah, Gazze’yi ve ‘direnişini desteklemek’ için Güney Lübnan’dan İsrail mevzilerini hedef almaya başlamıdı.

İsrail ordusu, bu saldırılara hava ve topçu bombardımanıyla karşılık vererek, hedefinin Hizbullah’ın ‘altyapısı’ ve sınır yakınındaki savaşçıların hareketleri olduğunu belirtiyor.

Beyrut’un güney banliyölerinde Hamas Hareketi’nin bir liderini hedef alan hava saldırısı dışında, gerilimin başlangıcından beri İsrail saldırıları, sınır bölgeleri veya güneyin derinlikleriyle sınırlı kalmıştı. Ancak pazartesi günü ilk kez Hizbullah’ın ülkenin doğusundaki ana kalesi olan ve İsrail sınırına yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunan Baalbek kentinin civarı hedef alındı.

İsrail ordusu, Hizbullah’ın İsrail’e ait Hermes-450 insansız hava aracını (İHA) düşürmesine tepki olarak Hizbullah’ın hava savunma sistemini hedef aldığını duyurdu.

Lübnanlı askeri uzman Hişam Cabir; ‘İsrail saldırılarının genişlediğinin doğru olduğunu’, ancak ‘İsrail en uzak bölgeleri bombalasa bile Hizbullah’ın henüz İsrail’in derinliklerini vurmadığını’ kaydetti.

Hizbullah, Baalbek'in hedef alınmasına ‘misilleme olarak’ İsrail’in kuzeyindeki iki İsrail üssünü ve Golan Tepeleri’ni onlarca füzeyle hedef almasına rağmen, ‘İsrail’le devam eden yıpratma savaşını sürdürmeyi tercih ediyor ve geniş bir cephe açmaya başlayan taraf olmamaya dikkat ediyor.’

Çatışmanın iki tarafı, savaşın kapsamının genişlemesiyle ilgili karşılıklı tehditlerde bulunuyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah bu ay, Hizbullah’ın İsrail’in güneyini füzelerle hedef alabileceği konusunda uyarmış, ancak İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşı durdurmasının Güney Lübnan’dan gelen ateşleri durdurabileceğini yinelemişti.

İsrail, Savunma Bakanı Yoav Gallant aracılığıyla pazar günü, Gazze’de anlaşmaya varılsa bile Hizbullah’a yönelik operasyonların durmayacağını duyurdu.

Lübnan ordusundan emekli Tuğgeneral Cabir, ‘Hizbullah’ın şu ana kadar denge anlayışına göre hareket ettiğine’ ve ‘hassas füzeler ve karadan denize füzeler de dahil olmak üzere cephaneliğinin yalnızca yüzde 10’unu kullandığına’ işaret etti.

sdcvdsvd
Baalbek bölgesinde İsrail uçaklarının bombaladığı yerlerden biri (AP)

Öte yandan İsrail, saldırılarında ‘Hizbullah’ın üçüncü düzey liderlerine ve İsrail’e füze fırlatmaktan sorumlu olanlara’ odaklanıyor.

Kapsamlı bir çatışma olur mu?

Cabir’e göre bu ihtimal ‘düşük’ olsa da ‘hiç kimse geniş çaplı bir savaşın gelmeyeceğinden emin olamaz’. Ancak Cabir, Hizbullah’ın ve kendisine para, silah ve teçhizat sağlayan ana destekçisi Tahran’ın bölgeyi ateşleyecek ‘geniş bir savaş istemediğini’ düşünüyor.

Bununla birlikte, ölçüsüz yapılacak herhangi bir saldırı kartları karıştırabilir.

Lübnan’da bu ay ortasında İsrail’in saldırıları sonucu bir günde 10 sivil hayatını kaybetti. İsrail’de ise Yedioth Ahronoth gazetesi pazartesi günü, Hizbullah’ın İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’ne ateşlediği füzenin bir okul otobüsünün yakınına düştüğünü bildirdi.

Yedioth Ahronoth’da dün yayınlanan bir yazıda İsrailli analist Avi Sakharov “Her iki taraf da gerçekten topyekûn bir savaş istemiyor gibi görünürken, pazartesi günü açılan karşılıklı ateş kuzeydeki durumun ne kadar hassas olduğunu ve durumun ne kadar kolay bir şekilde topyekûn bir gerilime dönüşebileceğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Walla sitesindeki askeri analist Emir Baht ise ‘güvenlik durumunun kontrol edilemeyecek bir gerilimden uzak olduğunu’ düşündüğünü dile getirdi.

Baht “Havadaki patlayıcı kokularına rağmen, parmak ucunda yürüyen iki kamp tarafından durum kontrol altında tutuluyor” dedi.

Peki ya diplomatik çözümler ne durumda?

Sınır ötesindeki karşılıklı bombardımanların, 2006 yazında yıkıcı bir savaşa giren Hizbullah ile İsrail arasında geniş bir çatışmaya dönüşeceği yönünde yerel ve uluslararası korkular var.

Batılı yetkililer haftalardır Beyrut ve Tel Aviv’i ziyaret ederek itidal çağrısında bulunuyor ve diplomatik çözümler için baskı yapıyor.

Geçen ay Fransa iki ülkeye bir teklifte bulunmuştu. Fransız bir diplomatik kaynağa göre teklif, 1701 sayılı uluslararası kararın tam olarak uygulanmasını öngörüyor. 2006 yazında iki taraf arasındaki yıkıcı savaşı sona erdiren 1701 sayılı karar, sınır bölgesinde Lübnan Ordusu kuvvetlerinin ve UNIFIL güçlerinin dışında herhangi bir silahlı güç konuşlandırmayı yasaklıyor. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgiye göre teklif, İsrail’in hava ihlallerine son vermesinin yanı sıra saldırıların durdurulmasını denetlemek üzere Fransa, ABD, İsrail ve Lübnan’dan oluşan dörtlü bir komite kurulması karşılığında, Hizbullah savaşçıları ve müttefiklerinin sınırdan 12 kilometreye kadar geri çekilmesini içeriyor.

Bir hükümet kaynağına göre Beyrut’taki yetkililer bu girişim üzerinde çalışsalar da Gazze’deki savaşın durması durumunda bölge için kapsamlı bir plandan bahseden ABD elçilerinin önerilerine daha büyük umutlar bağlıyorlar.