İran, Batı’ya yaptırımlarla karşılık verme tehdidinde bulundu

Abdullahiyan: Avrupa'nın duygusal davranışları pahalıya patlayacak olumsuz sonuçlara neden olacak.

Batı’nın yaptırımları dün Tahran'daki Fransız Büyükelçiliği önünde düzenlenen gösteri ile kınandı. (Tesnim)
Batı’nın yaptırımları dün Tahran'daki Fransız Büyükelçiliği önünde düzenlenen gösteri ile kınandı. (Tesnim)
TT

İran, Batı’ya yaptırımlarla karşılık verme tehdidinde bulundu

Batı’nın yaptırımları dün Tahran'daki Fransız Büyükelçiliği önünde düzenlenen gösteri ile kınandı. (Tesnim)
Batı’nın yaptırımları dün Tahran'daki Fransız Büyükelçiliği önünde düzenlenen gösteri ile kınandı. (Tesnim)

Avrupa ve ABD’nin Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO), İran’daki rejim karşıtı protestolara yönelik ‘acımasız’ baskı kampanyasını ve İran’ın Rusya’ya silahlı insansız hava aracı (SİHA) göndermesiyle doğrudan bağlantılı olan kişi ve kuruluşları hedef alan yaptırımları hedef alan adımları İran Dışişleri Bakanlığı’nın tepkisine neden oldu. Bakanlık, Batı’nın adımlarını sert bir şekilde eleştirerek Avrupalı yetkililere benzer yaptırımlar uygulamakla tehdit etti. Avrupa Birliği (AB), başta DMO liderleri olmak üzere 37 İranlı kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. Listedekileri, insan hakları ihlallerinden ve Ahlak Polisi tarafından başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra yaşamını yitiren Mahsa Amini adlı genç kızın ölümünün ardından patlak veren protestolara yönelik baskılardan sorumlu tuttu.
ABD ve İngiltere de DMO oluşumlarına yeni yaptırımlar uyguladı. Bu durum, Batı'nın İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkilerindeyaşanan bozulmanın boyutlarını gözler önüne seriyor. Mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasakları da dahil olmak üzere kara listeye alınan İranlı yetkililerin ve kuruluşların sayısı, protestoların patlak vermesinden bu yana 50'ye yükseldi.

Tahran'daki İngiliz Büyükelçiliği önüne dün DMO’ya destek için pankart asıldı.(Telegram)
Washington, İran'a açık bir mesaj göndererek Avrupalı müttefiklerine katıldı ve ‘barışçıl protestoları bastırmaya karışanlara’ yaptırım uygulamaya karar verdi. DMO komutanları, DMO Kooperatif Vakfı yetkilileri ve İstihbarat ve Güvenlik Bakan Yardımcısı Nasır Raşidi’nin de yer aldığı 10 kişilik bir liste yayınladı.
Söz konusu yaptırımlar, Avrupa Parlamentosu'nun geçen perşembe AB’yi DMO’yu terör örgütleri listesine almaya çağıran, bağlayıcı olmayan bir kararı kabul etmesinin ardından geldi.
ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley, Twitter hesabından konuya ilişkin yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Bugün İngiltere, AB ve ABD'nin koordineli yaptırımları, İran rejimi tarafından gerçekleştirilen insan hakları ihlalleri karşısında müttefiklerimiz ve ortaklarımızla yürüttüğümüz yakın koordinasyonumuzun en yeni örneğidir.”
Malley, Twitter’da İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly’in “İngiltere ve ortaklarımız bu yaptırımlar aracılığıyla, en kötü insan hakları ihlallerinin faillerinin sığınacak hiçbir yeri olmayacağına dair açık bir mesaj göndermiş oldu” ifadelerini kullandığı bir gönderisini de tekrar paylaştı.
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ABD’nin tutumunu eleştirerek şunları söyledi:
“Beyaz Saray insan haklarından söz edecek bir konumda değil. Afganistan, Irak, Yemen, Filistin ve Suriye'de iki milyona yakın insanın katledilmesi, Ukrayna'da savaşın körüklenmesi ve barışın engellenmesi ABD müdahalelerinin bir sonucudur.”
Abdullahiyan, ABD’li yetkililere hitaben “İkiyüzlülüğünüze son verin. İran halkı, kurtların dışı güzelleştirilmiş ama içi çürük olan dişlerini iyi tanıyor” dedi.
Abdullahiyan daha sonra, dün, Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te düzenlenen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada da ‘Avrupa'da duygusal davranışların pahalıya patlayacak olumsuz sonuçları olacağı’ uyarısında bulunarak “Avrupa Parlamentosu’nun müdahaleci ve alışılmışın dışındaki kararını kınıyorum” dedi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani’nin açıklaması da şöyle oldu:
“AB ve İngiliz rejiminin adımı, İran gerçekliğini doğru anlamaktan aciz olduklarını ve İslam Cumhuriyeti'nin gücü karşısındaki kafa karışıklıklarını gösteriyor. Tahran, bu tür başarısız politikalara karşılık verme hakkını saklı tutuyor ve yakında AB ve İngiltere'de insan haklarını ihlal edenlere ve terörü destekleyenlere karşı yeni yaptırım listesini açıklayacak.”
AFP’nin aktardığına göre Kenani sözlerini şöyle sürdürdü:
“Avrupa ve İngiltere'nin İran İslami Şura Meclisi’nin milletvekillerine ve İran'ın adli, askeri ve kültürel yetkililerine uyguladığı son yaptırımlar, tüm girişimlere ve külfetli maliyetlere rağmen İran'ın güvenliğini bozma çabalarının aldığı son utanç verici yenilgi karşısındaki acizliklerinin, hayal kırıklıklarının ve öfkelerinin bir göstergesidir. Yaptırımların İran halkının dış müdahale ve komplolarla başa çıkma kararlılığını etkilemeyeceğini elbette çok iyi biliyorlar.”
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Tahran'daki Avrupa büyükelçilikleri önünde DMO’yu destekleyen afişlerin asılı olduğu fotoğraflar sosyal medyada paylaşıldı. Altın madalya resminin olduğu afişte hem Farsça hem de İngilizce olarak ‘Halkın Gururu’ ifadesi yer aldı.
Bu ayın başlarında DMO’nun yaptırım listesine alınması önerileri ve İran içinden ve dışından İranlı ressamların katılımıyla ülkedeki protestoların bastırılması konulu bir karikatür yarışması düzenleyen Fransız dergisi Charlie Hebdo’da İran Dini Lideri Ali Hamaney ile alay eden karikatürlerin yayınlanması nedeniyle Tahran’daki İngiltere, Fransa ve Almanya büyükelçiliklerinin duvarları, iktidar destekçileri tarafından yazılan düşmanca sloganlar için adeta bir tuvale dönüşmüştü. Bunun üzerine ilgili büyükelçiler, duvarlar için ortak bir denetim gezisi düzenlemişlerdi.
Avrupa ve İngiltere'nin son hamlesi, başta İranlı yetkililerin protestoları ele alış şekli ve Batı'nın Tahran'ı Ukrayna savaşında Rusya'ya askeri destek sağlamakla suçlaması olmak üzere çeşitli meseleler yüzünden Tahran ile Avrupalılar arasında yükselen tansiyonun bir parçası olarak geldi.
Yeni yaptırımlar, İran Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanı General Kiyumers Haydari’yi de hedef aldı. DMO Operasyon Komutan Yardımcısı General Abbas Nilfuruşan ve kriz zamanlarında başkent Tahran ve çevresinin güvenliğinden sorumlu Sarallah Karargahı Komutan Yardımcısı Hüseyin Necat, yaptırımların DMO’dan hedef aldığı en önemli iki lider oldu. DMO’nun Kum, Kirmanşah ve İsfahan’daki komutanlarına ek olarak, Besic Güçleri Eski Komutan Yardımcısı General Salar Abnuş ve Batı Bölgesi Komutan Yardımcısı Kuruş Asyabani de yaptırımlardan nasibini alan isimlerden oldu. Aynı şekilde yaptırım listesinde Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Kasım Rezai, Spor ve Gençlik Bakanı Hamid Seccadi, Emri bi'l-Maruf Komitesi Genel Sekreteri Muhammed Galbeyegani ve İran Başsavcı Yardımcısı Ahmed Fazelyan da var.
İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), İranlı yetkililerin protestoları bastırmak için başlattığı baskı kampanyasında 71'i çocuk 525 kişinin öldürüldüğünü ve İran güvenlik ve askeri teşkilatından da 68 kişinin öldüğünü bildirdi. HRANA, protestoların kasıp kavurduğu 164 şehir ve 144 üniversitede 19 bin 571 kişinin gözaltına alındığı tahmininde bulundu.
İran yargısı, protestolarla ilgili saldırılarla bağlantılı 18 kişi hakkında idam cezası verdiğini ve bunlardan dördünün infazının gerçekleştiğini duyurdu. İnsan hakları örgütleri yaklaşık 109 kişinin idam cezası ile sonuçlanabilecek suçlamalarla karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulundu.
Başta Washington, Londra ve AB olmak üzere birçok Batılı taraf bu protestoları desteklediklerini ifade ettiler. Buna karşılık İranlı yetkililer Batılı güçleri ayaklanmalarda parmakları olmakla suçladı.
AB daha önce de gösterilerin bastırılmasıyla bağlantılı 60'tan fazla İranlı yetkili ve kuruluşa mal varlıklarının dondurulması ve vize verilmesinin yasaklanması da dahil olmak üzere çeşitli yaptırımlar uygulamıştı. Londra ve Berlin de benzer adımlar atmıştı.
İran daha önce bu tür adımlara, Batılı şahıs ve kuruluşları, İran'ı ziyaret etmelerini yasaklamak ve topraklarında sahip oldukları her türlü mal varlığını dondurmak da dahil olmak üzere yaptırımlar listesine alarak yanıt vermişti.
Tahran geçtiğimiz aralık ayında, Avrupalılar tarafından uygulanan 'hukuksuz yaptırımlara' yanıt olarak İngiliz iç istihbarat servisi MI5, İngiliz askeri yetkilileri ve Alman politikacılara karşı yaptırımlar uygulama kararı almıştı.
Washington'ın Amini'nin ölümünü izleyen protestolar ile bağlantılı olarak Tahran'a yaptırım uygulamasının ardından İran ekim ayında, ülkede ‘şiddet ve kaosu’ teşvik ettikleri gerekçesiyle CIA da dahil olmak üzere ABD'li şahıs ve kuruluşlara yaptırımlar uygulamıştı. Tahran geçtiğimiz günlerde AB’nin DMO’yu terör örgütleri listesine alması halinde Avrupa gemilerinin Hürmüz Boğazı'ndaki hareketlerini kısıtlamak, Avrupa ordularını terör örgütleri listesine dahil etmek, bölgedeki Avrupalı askeri personeli hedef almak ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'ndan (NPT) çekilmek de dahil olmak üzere çeşitli seçeneklere başvurmakla tehdit etmişti.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.