Lübnanlı şarkıcı Machaalani, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Hobbak Me'zi, gerçek hikayesiyle beni ağlattı’

Pascale Machaalani, merhum şarkıcı Sabah’ın bir şarkısını yeniden seslendirmeye hazırlanıyor.

Pascale Machaalani’nin yeni klibi Hobbak Me'zi büyük beğeniyle karşılandı. (Machaalani özel)
Pascale Machaalani’nin yeni klibi Hobbak Me'zi büyük beğeniyle karşılandı. (Machaalani özel)
TT

Lübnanlı şarkıcı Machaalani, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Hobbak Me'zi, gerçek hikayesiyle beni ağlattı’

Pascale Machaalani’nin yeni klibi Hobbak Me'zi büyük beğeniyle karşılandı. (Machaalani özel)
Pascale Machaalani’nin yeni klibi Hobbak Me'zi büyük beğeniyle karşılandı. (Machaalani özel)

Pascale Machaalani, yeni şarkısı Hobbak Me’zi’nin başarısı karşısında şaşırmış değil. Şarkının klibi, yayınlandığı andan itibaren bir milyon kez tarafından izlendi.
Şarkı, Machaalani’nin bir arkadaşının gerçek hikayesini anlatıyor. Machaalani bu hikayeyi ilk kez duyduğunda büyük üzüntü yaşamış. Kaydını yeni bitirdiği popüler bir şarkıyı yayınlamak yerine şair Hasan Halife’yi arayarak ondan arkadaşının durumunu anlatan bir şarkı sözü yazmasını istemiş.
Lübnanlı şarkıcı Machaalani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Birkaç gün sonra şarkının bestecisi, eşim Mülhim Şedid’in şarkının sözlerini mırıldandığını ve melodiyi piyanoda çaldığını duydum. Şarkıya aşık oldum ve yaklaşık üç saat prova yaptık. Kaydetmek için stüdyoya gittiğimizde, şarkının yürek burkan sözleri beni ağlattı. Ben kolay kolay gözyaşı dökmeyenlerdenim. Şarkıda pek çok kadına hitap eden duygular var.”
Şarkı, kocasına olan büyük aşkına rağmen ondan ayrılmaya karar veren bir kadının hikayesini anlatıyor. Kadın, kocasının narsisizmi yüzünden artık onunla yaşamaya devam edemeyecek duruma geliyor. Hobbak Me’zi, bazı insanların muzdarip olduğu ve iyileştirilemeyen psikolojik bir durumu konu alıyor. Bu, konuyu net bir şekilde anlatan ilk Arapça şarkı nitelğinde. Şarkıda şu ifadeler yer alıyor:
“Kör oluncaya kadar seni gözlerime koydum. Aşkın, acı verici; bedeni ve ruhu yıktı ve sen yaraladığında bundan zevk alıyorsun.”
Machaalani konuya dair şunları söyledi:
“Arkadaşım bana hikayesini anlattığında bu beni çok şaşırttı. Evliliği boyunca yaşadığı narsist ve incitici tavırlar onu yormuştu. Bana üzgün olduğunu ve yaşadığı şeyin aşk olmadığını, onu üzdüğünü, kalbini kırdığını ve sürekli kendisine zarar verdiğini söylediğini çok iyi hatırlıyorum. Bir yandan yeni, diğer yandan gerçek acılardan bahsettiği için bu fikre bağlı kaldım.”
Şarkının video klibi, Pascale Machaalani'yi sade ve güzel bir şekilde ekrana taşıyan yönetmen Ziyad Khuri imzası taşıyor. Lübnanlı sanatçı, ülkesinin güzelliğini vurgulamak için klibi Lübnan'ın birçok yerinde çekmeyi tercih etti. Şarkıcı, Chouf bölgesindeki ünlü turistik yerlerden Deyr el Kamer, Erz el-Baruk ve Deyr el Umera kasabalarını seçti. Machaalani, Lübnan'ın mirasını, turizmini ve büyüleyici doğasını gözler önüne sermek istedi. ‘Lübnan'ı ziyaret eden insanlardan ülke hakkında birçok şikayet ve eleştiri duyduğunu ve kendisini Lübnan’dan göç etmeye teşvik ettiklerini’ söyleyen Machaalani, bu durumun kendisini kışkırttığını belirtti. Bu durum onu, Lübnan topraklarına giderek daha fazla bağlanmaya ve ülkenin güzelliğini göstermeye sevk etti. Şarkıcı, Şarku’l avsat’a verdiği röportajını söyle sürdürdü:
“Şarkılarımda her zaman Lübnan’ın gerçek güzelliğini yansıtan ve herkesin hakkında konuştuğu bölgelerini gösterme kararı almıştım. Ayrıca bu dönemde Lübnan şarkılarını diğer lehçelerden uzak sunmaya karar verdim. Bugün Lübnan'ın bize çok ihtiyacı var. O halde sıkıntı içindeyken onu bırakalım mı?”

Lübnanlı şarkıcı Pascale Machaalani. (Machaalani özel)
Son zamanlarda Pascale Machaalani’nin takipçileri bu konuda anlattılarının farkına vardılar. Machaalani, geçen yaz başında çıkardığı ‘Aa Beirut’ adlı şarkısıyla turistleri ve gurbetçileri yeniden Lübnan'a davet etmek istedi. O gün de müzik piyasası için hazırladığı başka bir şarkının çıkışını erteledi. Machaalani, Ziyad Khuri’ye, Beyrut onun için ne ifade ediyorsa onu yansıtması gerektiğini özellikle söyledi. Klipte, başkentin merkezinde turist taşıyan otobüs kullanıldığı gibi klipte yer alanlar üzerinde Beyrut yazan tişörtler giydi. Machaalani, “Böylece, başladığım işi, Hobbak Me’zi ile bitirmiş oldum” dedi.
Machaalani, yeni bir klip için kıyafet ve aksesuar seçimi konusunda da şunları söyledi:
“Genellikle bir moda uzmanından yardım alırım. Hangi moda çizgisini takip etmek istediğim konusunda sık sık fikrimi söylerim. Son zamanlarda, bu işi kendim yapıyorum. Pascale'ı ondan iyi kim tanıyor ve ona ne yakıştığını kendisinden iyi kim biliyor? Dolabıma yöneldim ve sade ama parlak kombinler seçtim. Şarkının acı içerdiği doğru ama zor bir karar veren sağlam bir kadın imajı sunuyor. Yani arkadaşımın bahsettiği bakış buydu. Daha önce bir kez bana Lübnan'ın ve köyün mirasını hatırlattığı için Istanna şarkısında uzun bir kadın elbisesi giymiştim.”
Pascale Machaalani diğer yandan da merhum şarkıcı Sabah’ın bir şarkısını yeniden seslendimeye hazırlanıyor. Bu şarkıyı da yine Lübnan başlığı kapsamında sunacağını belirten Pascale şu açıklamada bulundu:
“Çok sevdiğim efsaneye ait bir şarkıyı yenileyeceğim. Önümüzdeki iki ay içinde piyasaya sürmeyi planlıyorum. Özellikle Lübnan folklorundan geldiği ve güzel Lübnan'ı tanıtma fikrini yansıttığı için başarılı olmasını bekliyorum.”
Pascal, siyaset hakkında konuşmayı sevmediği için medyaya pek çıkmadığını belirtti:
“Beni konuk etmeyi teklif eden programların çoğunda siyasi bir kesim de var ve ben de bundan kaçmaya çalıştım. Ben bir sanatçıyım ve siyaset hakkında konuşmayı hiç sevmiyorum. Bana yakışan görünümler sunmayı istiyorum, fazlasını değil. Bu yüzden kaostan kaçınan ve kendisini sosyal medyada tanıtabilecek şeyler aramayan barışçıl bir sanatçı olarak kalmaya devam ediyorum. Bazen bazıları ismimin sosyal medyada dolaşması için benzer durumlar uydurmamı tavsiye ediyor ama ben reddediyorum. Yakında, Anneler Günü vesilesiyle Karla Haddad ile birlikte yer aldığım program gibi, seyirciyi neşelendiren çeşitli programlara konuk olacağım.”
Pascale Machaalani açıklamasının devamında romantik ve pop şarkıları seslendireceğini belirtti. "Şarkıları, mini albümde birlikte sunmak için uygun bir zaman gelmediği sürece bu şekilde tek tek yayınlamaya devam edeceğim" ifadelerini kullandı.

Machaalani, estetik cerrahiye karşı olmadığını vurguladı. (Machaalani özel)
Machaalani, bugün yaptıklarının deneyim ve sanatsal olgunluğun meyvesi olduğunu ve kariyerine ve yaşına uygun bulduğunu vurguladığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“30 yıllık deneyimin ardından bugün beklentilerime uygun olanı nasıl seçeceğimi bilmemem çok ayıp olurdu. Zaman zaman karanlık şarkılar söylüyorum ama adıma ve Lübnan'a yakışır bir düzeyde kalmayı seviyorum.”
Machaalani, Hobbak Me’zi şarkısının klibinde parlak görünümünü ve ışıltısını aynen koruyor. Peki, estetiğe karşı mı? Bu soruya şu cevabı verdi:
“Karşı olmadığımı defalarca söyledim ve cildimde sarkma fark edersem yüz germe işlemine başvurabilirim. Botoks ve dolgu enjeksiyonları da yüzde olumlu etkiler bırakabiliyor ve bu konuyu kişisel bir özgürlük olarak görüyorum. Estetik cerrahiye başvuran kişi rahat ediyorsa ve bunu görünüşüne bir katkı olarak görüyorsa neden yaptırmasın? Sanatçı, hayranlarının zihnine kazınmış olan imajını korumalı. Görünüşte abartılı bir değişiklik yapmamak şartıyla olduğu gibi muhafaza edilmesi doğal bir şey.”



Taiz’de Husilerin sivillere yönelik saldırıları ağır can kayıplarına yol açtı

Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
TT

Taiz’de Husilerin sivillere yönelik saldırıları ağır can kayıplarına yol açtı

Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)
Husilerin düzenlediği bombardımanın ardından Yemen’in Taiz kentindeki mahallelerden birinden duman yükseliyor (AP)

Yemen’in Taiz vilayeti, Husilerin devam eden askerî saldırısıyla karşı karşıya. Yerleşim bölgeleri ve köylere yönelik bombardıman sürerken, sivillerin hareket özgürlüğü ve temel ihtiyaç maddelerine erişimi üzerindeki kısıtlamalar da ağırlaşıyor. İnsan hakları raporları, yüzlerce sivilin öldüğünü veya yaralandığını, yüzlerce kişinin kaçırıldığını ve yüzlerce ev ile aracın zarar gördüğünü ortaya koyuyor.

Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, Husilerin vilayetteki sivillere ve sivil varlıklara yönelik gerçekleştirdiğini belirttiği bin 891 suç ve ihlali, 1 Eylül’den 22 Ekim’e kadar olan dönemi kapsayan “Taiz... Kanlı İşgal ve Sistematik Öldürme” başlıklı raporunda belgeledi.

Bu bilanço, ağın 24 saat içinde 21 yeni suç ve ihlali daha kayda geçirdiği ve yerleşim bölgelerine yaklaşık 213 mühimmat atıldığını bildirdiği bir zamanda açıklandı.

Husilerin Taiz’e düzenlediği roket saldırısının ardından evlerinin enkazı arasında yürüyen kent sakinleri (AP)
Husilerin Taiz’e düzenlediği roket saldırısının ardından evlerinin enkazı arasında yürüyen kent sakinleri (AP)

52 günlük dönemi kapsayan rapora göre ihlaller sonucunda 7’si bebek olmak üzere 38 çocuk, 27’si kadın olmak üzere 212 sivil hayatını kaybetti. Yaralanan 319 sivilin 29’unu çocuklar, 46’sını ise kadınlar oluşturdu.

Raporda ayrıca 23 kişinin sahada infaz edildiği, beş toplu katliam yaşandığı ve 314 kişinin kaçırılma ya da zorla kaybedilme vakasına konu olduğu belirtildi. Kaçırılanlar arasında, aileleri üzerinde baskı kurmak amacıyla rehin tutulan 14 çocuk da bulunuyor. Öte yandan, hükümet güçleriyle bağlantılı olduğundan şüphelenilen kişileri aramak amacıyla 516 eve baskın düzenlendiği kaydedildi.

Geniş çaplı hasar

İnsan hakları kuruluşunun açıkladığı veriler, sivil mülklere verilen zararın boyutunu da gözler önüne seriyor. Bombardımanlarda 356 evin zarar gördüğü, bunlardan 98’inin tamamen yıkıldığı ve üç evin daha patlayıcılarla havaya uçurulduğu belirtildi. Ayrıca 131 sivil araç hasar gördü, vatandaşlara ait 36 araç ve ulaşım aracı yağmalandı.

Ağın belgelediği son olaylarda 2 çocuk hayatını kaybetti, aralarında iki kadının da bulunduğu üç sivil yaralandı. Dört kişi kaçırılarak bilinmeyen yerlere götürüldü. Üç eve baskın düzenlenip yağmalanırken yedi ev zarar gördü; bunlardan ikisi tamamen yıkıldı.

Hayatını kaybeden çocuklardan Ammar Yasir eş-Şureyhi’nin ağın aktardığına göre Husiler tarafından Sabr bölgesindeki Akme köyünde bulunan evinden kaçırıldığı, daha sonra ise öldürülmüş hâlde bulunduğu belirtildi.

Taiz kentinde cuma namazının ardından Husiler aleyhine slogan atan kent sakinleri (Reuters)
Taiz kentinde cuma namazının ardından Husiler aleyhine slogan atan kent sakinleri (Reuters)

Rapora göre bombardıman ve keskin nişancı saldırıları Kahlan ve Şakab köylerine, Eski Havalimanı Mahallesi’ne, Dıbab, Mihal ve Necd Kasim bölgelerine kadar uzandı.

Sabr el-Mevadim ilçesine bağlı Kahlan köyünde havan mermilerinin iki eve isabet ettiği, evlerin eşyalarının zarar gördüğü ve bazı hayvanların telef olduğu bildirildi. Hedef alınan ailelerden birinin üyeleri arasında yaralanan olmadığı kaydedildi.

Sivilleri hedef alan kapsamlı saldırılar

Saldırıların sonuçları can kayıpları ve maddi yıkımla sınırlı kalmadı. Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, raporun kapsadığı dönemde Husilerin yaklaşık 9 bin 876 mühimmat kullandığını, 3 Eylül’den bu yana vilayet üzerindeki kuşatmayı sıkılaştırdığını ve yasa dışı 26 kontrol noktası ile kontrol bariyeri kurduğunu bildirdi.

Raporda ayrıca Heyce el-Abd yolu üzerindeki bir geçidin patlatıldığı ve Taiz’i Lahic vilayeti üzerinden Aden’e bağlayan ana yolun kesildiği ifade edildi.

Husiler gıda, ilaç, yakıt, oksijen tüpleri ve içme suyunun bölgeye girişini engellemekle suçlandı. Yardım konvoyları ve ticari sevkiyatların yanı sıra kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların ve çocuk aşılarının ulaştırılmasının da aksatıldığı belirtildi.

İnsan hakları ağı, hastanelerin, kanser tedavi merkezlerinin ve diyaliz ünitelerinin jeneratörlerini çalıştırmak için gereken yakıtın engellenmesinin hastaların hayatını tehlikeye attığı uyarısında bulundu. Şarku’l Avsat’ın Ağ’dan aktardığına göre saldırılar ve kuşatma nedeniyle vilayette yaklaşık 280 bin kişi yerinden edildi.

Taiz’de Husilerin saldırısına uğrayan bir ambulans (AFP)
Taiz’de Husilerin saldırısına uğrayan bir ambulans (AFP)

Raporda ayrıca biri özel, dördü devlet okulu olmak üzere beş okulun operasyon merkezine, silah deposuna ve hapishaneye dönüştürüldüğü öne sürüldü. Üç ambulansın, üç sağlık tesisi ve hastanenin saldırılarda hedef alındığı, beş sağlık çalışanının hayatını kaybettiği kaydedildi.

Ağ, başka bir başlık altında Husilerin Maafir ilçesine bağlı Samika bölgesinde, toplumun en dezavantajlı kesimlerinden gençleri kültürel ve askerî eğitim programlarına katılmaları için teşvik ettiğini ve ardından vilayetin güneyindeki cephelere göndermeyi amaçladığını bildirdi. Kuruluş, özellikle çocukların silahlı gruplara katılmaya zorlanması ve en savunmasız kesimlerin istismar edilmesi konusunda uyarıda bulundu.

Yemen Hak ve Özgürlükler Ağı, Taiz’in afet bölgesi ilan edilmesini, bombardımanın durdurulmasını, kuşatmanın kaldırılmasını, yolların açılmasını ve insani yardımların ulaştırılmasının güvence altına alınmasını istedi.

Yemen Kadınları Güçlendirme Vakfı ise kadınların, çocukların ve sağlık çalışanlarının korunması, bağımsız soruşturmalar yürütülmesi ve ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi çağrısında bulundu.


Etiyopya’daki Megech Barajı, Mısır’a akan Nil sularını etkiliyor mu?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Etiyopya’daki Megech Barajı, Mısır’a akan Nil sularını etkiliyor mu?

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Megech Sulama Barajı’nın açılış törenine katıldı. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Etiyopya hükümeti tarafından dün yapılan açıklamada, kalkınma amacıyla inşa edilen yeni bir barajın açılışı duyuruldu. Söz konusu açılış, Kahire ile Addis Ababa arasında Rönesans Barajı konusundaki derin görüş ayrılıklarının ve yeni baraj yapımlarına yönelik itirazların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Megech adıyla bilinen barajın ‘su akışlarını etkilemediği’ yönündeki değerlendirme Kahire tarafından 2013 yılında dile getirilmişti.

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Başbakan Abiy Ahmed’in, ‘tarihi Gondar şehri ve çevresi için önemli bir kalkınma adımı’ olarak nitelendirilen Megech Sulama Barajı Projesi’nin resmi açılışını gerçekleştirdiği bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, 185 milyon metreküp depolama kapasitesine sahip barajın, 17 bin hektardan fazla tarım arazisine sulama imkanı sağlaması, on binlerce çiftçinin yararlanmasını ve Gondar ile çevre şehirlere güvenilir temiz içme suyu temin etmesi bekleniyor.

Abiy Ahmed, projenin kentsel tarımı geliştirerek yeni ekonomik fırsatlar yaratacağını ve gençler için istihdam olanağı sunacağını ifade etti.

Mısır makamlarından açılışa ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak dönemin Mısır Sulama Bakanı Muhammed Abdulmuttalib Aralık 2013’te yaptığı açıklamada, Mısır’ın teknik incelemelerine dayanarak Etiyopya’nın Tana Gölü’nün kuzeydoğusundaki Gondar şehri yakınlarında inşa ettiği Megech Barajı projesinin Nasır Gölü’ne ulaşan su akışını etkilemediğini ve barajın yalnızca içme suyu ile sulama amaçlı olduğunu belirtmişti.

Mısır Eski Sulama Bakanı Hüsam Megazi de dün yaptığı açıklamada, söz konusu barajın Mavi Nil havzasının ve Nil Nehri güzergahının dışında yer aldığını doğruladı. Megazi, Mısır’ın su kaynaklarının bu barajdan kesinlikle etkilenmediğini ve Mısır’ın su payı üzerinde herhangi bir yansımasının bulunmadığını vurguladı.

Megazi ayrıca, Mavi Nil üzerinde mevcut olan tek barajın Rönesans Barajı olduğunu ve bu barajın Mısır üzerinde kesin bir etkisi bulunduğunu kaydetti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Kahire Üniversitesi Jeoloji ve Su Kaynakları Profesörü Abbas Şaraki, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu baraj, Amhara eyaletindeki Tana Gölü havzasında yer alan küçük barajlardan biri. Depolama kapasitesi milyarlarca değil, yaklaşık 185 milyon metreküp civarında. Bu durum onu, temel amacı yaklaşık 40 bin dönümlük arazinin sulanmasında kullanılmak üzere sınırlı miktarda su tutmak olan küçük bir baraj yapmakta” ifadelerini kullandı.

Etiyopya’nın baraj projelerini artırması ve bunun Kahire ile ilişkilere yansımalarına değinen Şaraki, “Projeler Mısır’ın su kaynaklarını etkilemediği ve tam bir koordinasyon içinde yürütüldüğü sürece Kahire bunlara karşı çıkmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Şaraki, “Ancak Mısır’ın veya başka bir ülkenin kaynaklarına bir etkisi varsa, önceden istişare ve koordinasyon yapılması şart” diyerek, Kahire’nin daha önce defalarca dile getirildiği üzere kalkınmaya karşı olmadığını vurguladı.

Etiyopya’nın Megech Barajı adımı, Mısır ile Rönesans Barajı konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde atıldı. Kahire ile Addis Ababa arasında yaklaşık on yıl boyunca yürütülen müzakereler, 2023 yılında tekrar başlatılmadan önce 3 yıl süreyle askıya alınmış, ancak Etiyopya’nın bir anlaşmaya varmayı reddetmesi üzerine 2024 yılında yeniden dondurulmuştu.

Şarku’l Avsat’ın resmi haber ajansı MENA’dan aktardığına göre yetkili bir kaynağın demecine göre geçtiğimiz ağustos ayında Mısır, su konusunun ‘milli güvenlik ve kırmızı çizgi’ olduğunu yineleyerek, ‘Nil üzerinde yeni barajların inşasını reddettiğini’ bildirmişti. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de o dönemde Nil Nehri dosyası ve Rönesans Barajı krizindeki gelişmeler karşısında ‘meşru müdafaa hakkının’ kullanılabileceğini ifade etmişti.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed dün Megech Sulama Barajı’nın resmi açılışını gerçekleştirdi. (Etiyopya Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Sulama Bakanı Hani Suveylem, geçtiğimiz günlerde Mısır Forumu kapsamındaki bir oturumda yaptığı açıklamada, Mısır devletini Etiyopya barajının risklerinden ve alınabilecek tek taraflı önlemlerin etkilerinden korumak amacıyla geçmiş dönemlerde Mısır tarafından çabalar sarf edildiğini belirterek; su arıtma tesislerinin kurulduğunu, kanal betonu kaplama projeleri ile Yeni Delta Projesi gibi çeşitli adımların hayata geçirildiğini ifade etti.

Suveylem o dönemde, “Nil Havzası sadece Etiyopya’dan ibaret değil; çözümler mevcut ancak tüm tarafların bu yönde gerekli niyeti göstermesi gerekmektedir” vurgusunda bulundu.

Etiyopya’nın barajlara ilişkin devam eden adımları karşısında Mısır’ın su haklarını korumasını güvence altına alacak seçeneklere ilişkin değerlendirmede bulunan Megazi, Mısır’ın bağlayıcı bir anlaşmanın gerekliliğini vurgulayarak görüşünü ortaya koyduğunu, bu hususun uluslararası platformlarda gündeme getirildiğini ve Mısır’ın bunu her fırsatta dile getirmekten çekinmediğini belirtti. Megazi, Mısır’ın diplomasi yolunu defalarca izlediğini ve Mavi Nil üzerinde başka bir barajın inşasına izin vermeyeceğini net bir şekilde ilan ettiğini vurguladı.

Şaraki ise yeni barajın doğrudan Mavi Nil yatağı üzerinde yer almadığını, Mavi Nil Havzası’na bağlı küçük kollardan biri olan küçük bir nehir üzerinde inşa edildiğini kaydetti. Şaraki, doğrudan Mavi Nil üzerinde yer alan ve Mısır’ın karşı çıktığı, henüz yapımına başlanmamış planlanan diğer üç barajın aksine, bu barajın depolama kapasitesinin küçüklüğü ve havzadaki küçük barajlardan biri olması sebebiyle Mısır’ın su payı üzerindeki etkisinin neredeyse yok denecek kadar az ve çok zayıf olduğunu vurguladı.


İsrail el Halil’de onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorluyor

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
TT

İsrail el Halil’de onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorluyor

İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)
İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde devriye geziyor (AP)

İsrail güçleri bugün şafak vakti, işgal altındaki Batı Şeria’nın güneyinde yer alan el Halil kentindeki Celde ve Deyr Baha bölgelerinde onlarca Filistinliyi evlerini boşaltmaya zorladı.

Filistin haber ajansı WAFA’nın yerel kaynaklara dayandırdığı habere göre, “İşgal ordusuna bağlı çok sayıda asker iki bölgeye baskın düzenleyerek çevrelerini kuşattı ve onlarca vatandaşı evlerini boşaltmaya zorladı.” Haberde, İsrail güçlerinin geniş çaplı bir gözaltı operasyonu gerçekleştirdiği de belirtildi.

Ajans, el Halil vilayetinde önceki günden bu yana geniş çaplı bir saldırının sürdüğünü, İsrail güçlerinin kente, köylere, kasabalara ve mülteci kamplarına ulaşan bütün girişleri kapattığını bildirdi.

El Halil Valisi Halid Dudin ile el Halil Belediye Başkanı Yusuf el-Caberi, söz konusu bölgelerden yerinden edilenlere ve kasaba girişlerinde mahsur kalan vatandaşlara yardım sağlamak amacıyla vilayet genelinde acil durum planı açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiğı bilgiye göre İsrail güçleri dün de el Halil kentinin batısındaki Feraş el-Heva bölgesinde üç daireden oluşan bir konut binasını yıktı. Bölgeyi ve kentin çevre yoluna bağlanan tek güzergâhı oluşturan ana girişini kapatan İsrail güçleri, vatandaşların ve araçlarının bölgeye girişini ve çıkışını engelledi. Ayrıca el Halil kentine ulaşan tüm giriş ve yolları kapattı.

İsrail ordusu ve iç istihbarat servisi Şin Bet, iki askerin hayatını kaybettiği saldırının ardından işgal altındaki Batı Şeria’nın el Halil bölgesinde terörle mücadele operasyonu başlattıklarını açıkladı.

İsrail ordusu dün el Halil yakınlarında düzenlenen silahlı saldırıda 2 İsrail askerinin öldüğünü, 3 askerin yaralandığını duyurdu. Ordu ayrıca saldırıyı gerçekleştiren ve el Halil kentinden oldukları belirtilen 2 Filistinlinin öldürüldüğünü bildirdi.