Lübnanlı şarkıcı Machaalani, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Hobbak Me'zi, gerçek hikayesiyle beni ağlattı’

Pascale Machaalani, merhum şarkıcı Sabah’ın bir şarkısını yeniden seslendirmeye hazırlanıyor.

Pascale Machaalani’nin yeni klibi Hobbak Me'zi büyük beğeniyle karşılandı. (Machaalani özel)
Pascale Machaalani’nin yeni klibi Hobbak Me'zi büyük beğeniyle karşılandı. (Machaalani özel)
TT

Lübnanlı şarkıcı Machaalani, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Hobbak Me'zi, gerçek hikayesiyle beni ağlattı’

Pascale Machaalani’nin yeni klibi Hobbak Me'zi büyük beğeniyle karşılandı. (Machaalani özel)
Pascale Machaalani’nin yeni klibi Hobbak Me'zi büyük beğeniyle karşılandı. (Machaalani özel)

Pascale Machaalani, yeni şarkısı Hobbak Me’zi’nin başarısı karşısında şaşırmış değil. Şarkının klibi, yayınlandığı andan itibaren bir milyon kez tarafından izlendi.
Şarkı, Machaalani’nin bir arkadaşının gerçek hikayesini anlatıyor. Machaalani bu hikayeyi ilk kez duyduğunda büyük üzüntü yaşamış. Kaydını yeni bitirdiği popüler bir şarkıyı yayınlamak yerine şair Hasan Halife’yi arayarak ondan arkadaşının durumunu anlatan bir şarkı sözü yazmasını istemiş.
Lübnanlı şarkıcı Machaalani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Birkaç gün sonra şarkının bestecisi, eşim Mülhim Şedid’in şarkının sözlerini mırıldandığını ve melodiyi piyanoda çaldığını duydum. Şarkıya aşık oldum ve yaklaşık üç saat prova yaptık. Kaydetmek için stüdyoya gittiğimizde, şarkının yürek burkan sözleri beni ağlattı. Ben kolay kolay gözyaşı dökmeyenlerdenim. Şarkıda pek çok kadına hitap eden duygular var.”
Şarkı, kocasına olan büyük aşkına rağmen ondan ayrılmaya karar veren bir kadının hikayesini anlatıyor. Kadın, kocasının narsisizmi yüzünden artık onunla yaşamaya devam edemeyecek duruma geliyor. Hobbak Me’zi, bazı insanların muzdarip olduğu ve iyileştirilemeyen psikolojik bir durumu konu alıyor. Bu, konuyu net bir şekilde anlatan ilk Arapça şarkı nitelğinde. Şarkıda şu ifadeler yer alıyor:
“Kör oluncaya kadar seni gözlerime koydum. Aşkın, acı verici; bedeni ve ruhu yıktı ve sen yaraladığında bundan zevk alıyorsun.”
Machaalani konuya dair şunları söyledi:
“Arkadaşım bana hikayesini anlattığında bu beni çok şaşırttı. Evliliği boyunca yaşadığı narsist ve incitici tavırlar onu yormuştu. Bana üzgün olduğunu ve yaşadığı şeyin aşk olmadığını, onu üzdüğünü, kalbini kırdığını ve sürekli kendisine zarar verdiğini söylediğini çok iyi hatırlıyorum. Bir yandan yeni, diğer yandan gerçek acılardan bahsettiği için bu fikre bağlı kaldım.”
Şarkının video klibi, Pascale Machaalani'yi sade ve güzel bir şekilde ekrana taşıyan yönetmen Ziyad Khuri imzası taşıyor. Lübnanlı sanatçı, ülkesinin güzelliğini vurgulamak için klibi Lübnan'ın birçok yerinde çekmeyi tercih etti. Şarkıcı, Chouf bölgesindeki ünlü turistik yerlerden Deyr el Kamer, Erz el-Baruk ve Deyr el Umera kasabalarını seçti. Machaalani, Lübnan'ın mirasını, turizmini ve büyüleyici doğasını gözler önüne sermek istedi. ‘Lübnan'ı ziyaret eden insanlardan ülke hakkında birçok şikayet ve eleştiri duyduğunu ve kendisini Lübnan’dan göç etmeye teşvik ettiklerini’ söyleyen Machaalani, bu durumun kendisini kışkırttığını belirtti. Bu durum onu, Lübnan topraklarına giderek daha fazla bağlanmaya ve ülkenin güzelliğini göstermeye sevk etti. Şarkıcı, Şarku’l avsat’a verdiği röportajını söyle sürdürdü:
“Şarkılarımda her zaman Lübnan’ın gerçek güzelliğini yansıtan ve herkesin hakkında konuştuğu bölgelerini gösterme kararı almıştım. Ayrıca bu dönemde Lübnan şarkılarını diğer lehçelerden uzak sunmaya karar verdim. Bugün Lübnan'ın bize çok ihtiyacı var. O halde sıkıntı içindeyken onu bırakalım mı?”

Lübnanlı şarkıcı Pascale Machaalani. (Machaalani özel)
Son zamanlarda Pascale Machaalani’nin takipçileri bu konuda anlattılarının farkına vardılar. Machaalani, geçen yaz başında çıkardığı ‘Aa Beirut’ adlı şarkısıyla turistleri ve gurbetçileri yeniden Lübnan'a davet etmek istedi. O gün de müzik piyasası için hazırladığı başka bir şarkının çıkışını erteledi. Machaalani, Ziyad Khuri’ye, Beyrut onun için ne ifade ediyorsa onu yansıtması gerektiğini özellikle söyledi. Klipte, başkentin merkezinde turist taşıyan otobüs kullanıldığı gibi klipte yer alanlar üzerinde Beyrut yazan tişörtler giydi. Machaalani, “Böylece, başladığım işi, Hobbak Me’zi ile bitirmiş oldum” dedi.
Machaalani, yeni bir klip için kıyafet ve aksesuar seçimi konusunda da şunları söyledi:
“Genellikle bir moda uzmanından yardım alırım. Hangi moda çizgisini takip etmek istediğim konusunda sık sık fikrimi söylerim. Son zamanlarda, bu işi kendim yapıyorum. Pascale'ı ondan iyi kim tanıyor ve ona ne yakıştığını kendisinden iyi kim biliyor? Dolabıma yöneldim ve sade ama parlak kombinler seçtim. Şarkının acı içerdiği doğru ama zor bir karar veren sağlam bir kadın imajı sunuyor. Yani arkadaşımın bahsettiği bakış buydu. Daha önce bir kez bana Lübnan'ın ve köyün mirasını hatırlattığı için Istanna şarkısında uzun bir kadın elbisesi giymiştim.”
Pascale Machaalani diğer yandan da merhum şarkıcı Sabah’ın bir şarkısını yeniden seslendimeye hazırlanıyor. Bu şarkıyı da yine Lübnan başlığı kapsamında sunacağını belirten Pascale şu açıklamada bulundu:
“Çok sevdiğim efsaneye ait bir şarkıyı yenileyeceğim. Önümüzdeki iki ay içinde piyasaya sürmeyi planlıyorum. Özellikle Lübnan folklorundan geldiği ve güzel Lübnan'ı tanıtma fikrini yansıttığı için başarılı olmasını bekliyorum.”
Pascal, siyaset hakkında konuşmayı sevmediği için medyaya pek çıkmadığını belirtti:
“Beni konuk etmeyi teklif eden programların çoğunda siyasi bir kesim de var ve ben de bundan kaçmaya çalıştım. Ben bir sanatçıyım ve siyaset hakkında konuşmayı hiç sevmiyorum. Bana yakışan görünümler sunmayı istiyorum, fazlasını değil. Bu yüzden kaostan kaçınan ve kendisini sosyal medyada tanıtabilecek şeyler aramayan barışçıl bir sanatçı olarak kalmaya devam ediyorum. Bazen bazıları ismimin sosyal medyada dolaşması için benzer durumlar uydurmamı tavsiye ediyor ama ben reddediyorum. Yakında, Anneler Günü vesilesiyle Karla Haddad ile birlikte yer aldığım program gibi, seyirciyi neşelendiren çeşitli programlara konuk olacağım.”
Pascale Machaalani açıklamasının devamında romantik ve pop şarkıları seslendireceğini belirtti. "Şarkıları, mini albümde birlikte sunmak için uygun bir zaman gelmediği sürece bu şekilde tek tek yayınlamaya devam edeceğim" ifadelerini kullandı.

Machaalani, estetik cerrahiye karşı olmadığını vurguladı. (Machaalani özel)
Machaalani, bugün yaptıklarının deneyim ve sanatsal olgunluğun meyvesi olduğunu ve kariyerine ve yaşına uygun bulduğunu vurguladığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“30 yıllık deneyimin ardından bugün beklentilerime uygun olanı nasıl seçeceğimi bilmemem çok ayıp olurdu. Zaman zaman karanlık şarkılar söylüyorum ama adıma ve Lübnan'a yakışır bir düzeyde kalmayı seviyorum.”
Machaalani, Hobbak Me’zi şarkısının klibinde parlak görünümünü ve ışıltısını aynen koruyor. Peki, estetiğe karşı mı? Bu soruya şu cevabı verdi:
“Karşı olmadığımı defalarca söyledim ve cildimde sarkma fark edersem yüz germe işlemine başvurabilirim. Botoks ve dolgu enjeksiyonları da yüzde olumlu etkiler bırakabiliyor ve bu konuyu kişisel bir özgürlük olarak görüyorum. Estetik cerrahiye başvuran kişi rahat ediyorsa ve bunu görünüşüne bir katkı olarak görüyorsa neden yaptırmasın? Sanatçı, hayranlarının zihnine kazınmış olan imajını korumalı. Görünüşte abartılı bir değişiklik yapmamak şartıyla olduğu gibi muhafaza edilmesi doğal bir şey.”



Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

TT

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

İsrail dün Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı sivil geçişlerine yeniden açtı. Bu adımın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden ayrılmasına ve İsrail’in yürüttüğü savaştan kaçarak bölge dışına çıkanların geri dönmesine imkân tanıyacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş ve çıkış yapan Filistinlilerin güvenlik kontrolünden geçirilmesini talep ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesle kırılgan bir şekilde durmuştu. Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması, Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik daha geniş kapsamlı planının ilk aşamasında yer alan önemli şartlardan biri olarak görülüyor.

cdfgt
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, yurtdışında tedavi görmek üzere Refah Sınır Kapısı’ndan tahliye edilmeyi bekliyor. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, İsrailli bir güvenlik yetkilisi, “Avrupa Birliği (AB) adına sınır desteği sağlamak üzere AB Refah Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah Sınır Kapısı, giriş ve çıkışlar için halkın kullanımına açılmıştır” dedi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın bildirdiğine göre, Gazze Şeridi’nden 150 kişinin ayrılması bekleniyor; bunların 50’si hasta. Karşılık olarak, 50 kişinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilecek.

Yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi'ne girişi yasaklandı

Genel olarak Filistinliler, 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından patlak veren İsrail’in Gazze operasyonlarının ilk dokuz ayında Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a geçebiliyordu.

cdfgrt
İnsani yardım malzemesi taşıyan kamyonlar dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaştı. (DPA)

Filistinli yetkililer, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 100 bin Filistinlinin Gazze Şeridi’nden ayrıldığını, bunların çoğunun ilk dokuz ay içinde çıkış yaptığını belirtiyor.

Uluslararası sesler

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası sesler gelmeye devam etti; açıklamalar arasında adımı memnuniyetle karşılayanlar ve daha fazla yardımın Gazze Şeridi’ne ulaştırılması talebinde bulunanlar oldu.

AB Komisyonu’nun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica dün, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ardından Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

sfr
Mısır ambulansları Refah Sınır Kapısı önünde bekliyor. (Reuters)

Suica, X platformundaki paylaşımında, “Yaklaşık iki yıl aradan sonra, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı, sivil geçişleri için yeniden açıldı. Bu adım, uzun süredir beklenen bir barış planı aşamasını temsil ediyor ve birçok kişi için bir nebze rahatlama ve umut getirecek” ifadelerini kullandı.

Suica, “Şimdi daha fazla yardımın girişine izin verilmesi şart; halk hâlâ acı çekiyor ve kayıpların sayısı kabul edilemeyecek kadar yüksek” dedi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da dün, Gazze Şeridi’ndeki ana sınır kapısı Refah’ın yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cooper, kapının Filistinlilerin her iki yönde yaya olarak geçişine imkân tanıdığını belirtirken, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Cooper, X platformundaki paylaşımında, “Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını, insanların her iki yönde yaya olarak geçiş yapabilmesi açısından memnuniyetle karşılıyorum. Bu, bazı ciddi şekilde yardıma muhtaç kişilerin Mısır’da tıbbi hizmet almasına olanak tanıyor. Ancak hâlâ yapılması gereken çok şey var. Yardımlar akmalı, temel ihtiyaç malzemelerine uygulanan kısıtlamalar hafifletilmeli ve yardım çalışanlarının görev yapmasına izin verilmeli” ifadelerini kullandı.

İsrail, güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’nı kapatmış, ayrıca Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru’nu da kapalı tutmuştu.

Bu adım, yaralı ve hastalıklı Filistinlilerin bölgeden çıkarak tedavi görmesine imkân tanıyan hayati bir geçidi işlevsiz hale getirmişti. Geçen yıl, birkaç bin kişinin üçüncü ülkelerde tedavi görmesine izin verilirken, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre hâlâ binlerce kişi yurt dışında sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor.

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına rağmen, İsrail yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi hâlâ reddediyor. Gazeteciler, savaşın başından bu yana bölgeye girişleri yasaklanan ve savaşın yol açtığı geniş yıkımla karşı karşıya kalan Gazze Şeridi’ndeki durumu aktaramıyor.

Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon Filistinli, yıkılmış şehirlerinin enkazı arasında geçici çadırlarda ve hasarlı evlerde yaşamını sürdürüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, yabancı gazetecilerin İsrail üzerinden Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi talebiyle Yabancı Gazeteciler Derneği tarafından açılan davayı inceliyor. Hükümetin avukatları, gazetecilerin girişinin İsrail askerleri için risk oluşturabileceğini öne sürerek, olası tehlikelere dikkat çekiyor.

Dernek ise bu iddiaları reddediyor ve halkın bağımsız, hayati bir bilgi kaynağından mahrum bırakıldığını vurguluyor. Dernek ayrıca, savaşın başından itibaren birçok BM ve yardım görevlisinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verildiğine işaret ediyor.

Trump’ın Gazze planı, ikinci aşamasına girerken, yönetimin Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini, Hamas’ın silah bırakmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini öngörüyor; ardından yeniden imar çalışmaları yapılması planlanıyor.

İsrail, Hamas’ın silah bırakma olasılığı konusunda şüphelerini koruyor ve bazı yetkililer, ordunun yeniden savaşa hazırlık yaptığını belirtiyor. Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 500’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, İsrail tarafında ise 4 askerin öldüğünü aktardı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, İsrail ateşkesten bu yana gerçekleştirdiği en şiddetli hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda en az 30 kişi hayatını kaybederken, İsrail bunu, Hamas’ın cuma günü ateşkesi ihlal etmesine karşı bir yanıt olarak nitelendirdi.


Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
TT

Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)

Suriye’nin çoğunluğu Dürzi nüfusa sahip Süveyda vilayetinden akademisyenler ve aydınlar, dün ‘Üçüncü Akım’ adıyla açık bir sivil inisiyatif başlattı. Girişimin, toplumdan doğacak bir sivil kurtarma heyeti oluşturulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatifin ayrıca, Suriye hükümeti ile vilayetin geniş kesimlerinde etkili olan fiili otorite arasında süren ‘kilitlenmiş’ durumdan çıkış hedefi taşıdığı ifade edildi.

Üçüncü Akım’ın hedefleri arasında, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulanması ve çözümün temelini uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim anlayışının oluşturması yer alıyor.

Girişimi başlatanların Süveyda’daki ve yurt dışındaki Süveydalılara hitaben yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verildi: “Biz, Süveyda vilayetindeki tıkanmış gerçekliğin dayattığı Üçüncü Akım’ız. Toplumu koruma, istikrarını, onurunu ve güvenliğini sağlama yönündeki ahlaki ve tarihsel sorumluluğumuzdan hareketle, sesimizi cesaret ve şeffaflıkla yükseltiyoruz.” Şarku’l Avsat’ın ulaştığı belgede, söz konusu girişimin, toplumdan doğan ve toplum için çalışan bir sivil kurtarma heyeti kurulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan ‘pratik bir yol haritası’ niteliği taşıdığı vurgulandı.

tyu
Geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda şehir merkezindeki el-Kerama Meydanı'nda düzenlenen gösteride bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı talep edildi. (Sosyal medya)

Bildiride, Süveyda’nın halihazırda ‘halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiği bir merkeziyetçi söylem ve siyasi tıkanıklık ortamında kritik bir süreçten geçtiği’ belirtildi. Metinde, bildiriyi imzalayanların yalnızca kendilerini temsil ettiği vurgulandı.

Bildiride, Üçüncü Akım’ın temel hedeflerinin, katliamların kınanması, hesap sorulmasının talep edilmesi ve zararların telafi edilmesi olduğu kaydedildi. Temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan sorumluluğun, bazı tarafların çatışmayı körükleme çabalarına rağmen, yönetime ait olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, halkının tarihinin, Sultan Paşa el-Atraş liderliğindeki Büyük Suriye İsyanı mirası da dahil olmak üzere, ortak ulusal mücadelenin ruhunu yansıttığına dikkat çekildi. Çözümün temelinin ise uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim olduğu belirtildi.

Üçüncü Akım bildirisini imzalayanlar, halkın köylerine güvenli şekilde geri dönmesini, kaçırılanların serbest bırakılmasını ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesini, öğrencilerin korunmasını ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını, Süveyda’nın bölgesel eksenlerden uzak tutulmasını ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını, ayrıca diyalog ve sivil iş birliğinin toplumsal çalışmanın temeli olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bildiride, girişimin ‘bir iktidar ilanı ya da yönetim projesi olmadığı, geliştirmeye ve tartışmaya açık bir inisiyatif’ olduğu vurgulanarak, Süveyda’nın tüm sakinleri ve istikrarla ilgilenen taraflar, toplumu koruyan ve ona hizmet eden pratik bir sürece dönüştürülmesi için bu girişimi tartışmaya ve katkı sunmaya davet edildi.

sfgrt
Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Söz konusu girişim, Şeyh Hikmet el-Hicri ve kendisine bağlı olduğu belirtilen Ulusal Muhafızlar’ın Süveyda’nın geniş kesimlerinde etkisini sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi. El-Hicri ve çevresinin, İsrail desteğiyle Süveyda vilayetinde kurmayı planladıkları yapılanma doğrultusunda hareket ettikleri, geçtiğimiz eylül ayında ABD ve Ürdün desteğiyle Şam’dan ilan edilen ‘yol haritasını’ ise reddettikleri kaydedildi.

Öte yandan, el-Hicri ve destekçilerinin, Süveyda Valisi Mustafa el-Bekkur’un kısa süre önce duyurduğu girişime ilişkin şimdiye kadar herhangi bir tutum açıklamadığı belirtildi. ‘Süveyda için güvenli bir geleceğe doğru’ başlığıyla ve ‘Krizin sürmesi ile geleceğin gölgesini koruyan bir çözüm arasında kader belirleyici bir tercih’ sloganıyla duyurulan söz konusu girişimin, vilayetteki krize kapsamlı bir çözüm hedeflediği ifade edildi.

Vilayetteki gelişmeleri takip eden gözlemciler, geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda kentinde el-Hicri yanlılarının düzenlediği ve vilayetin Suriye devletinden ayrılması yönündeki taleplerin yeniden dile getirildiği toplantının, Vali el-Bekkur’un girişimine fiili bir ret anlamına geldiğini değerlendirdi.

dfg
Süveyda’daki Ulusal Muhafızlar’ın liderleri, Şeyh Hikmet el-Hicri ile birlikte (Arşiv – Facebook)

Diğer yandan Ulusal Muhafızlar’ın kasım ayının sonlarında yaklaşık 10 kişiyi gözaltına aldığı hatırlatıldı. Söz konusu kişilerin, el-Hicri’nin politikaları ve projelerine karşı ‘darbe girişiminde bulunmak’ ve onun akımına paralel bir ‘alternatif akım’ oluşturmakla suçlandığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında din adamı Şeyh Raid el-Meteni’nin yanı sıra Asım Ebu Fahr, Ganidi Ebu Fahr, Mahir Felhut, Hüsam Zeydan, Zeydan Zeydan ve İlmüddin Zeydan’ın bulunduğu kaydedildi. Güvenlik operasyonundan iki gün sonra ise yerel kaynaklar, Şeyh el-Meteni’nin Ulusal Muhafızlar tarafından gözaltında tutulduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.


Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
TT

Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)

Irak Yüksek Yargı Konseyi Suriye topraklarındaki tutuklulardan Irak'a teslim edilen "DEAŞ" örgütüne mensup bin 387 kişi hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden dün yapılan açıklamada, "Birinci Kerh Soruşturma Mahkemesi, terörle mücadele konusunda uzmanlaşmış hakimlerin gözetiminde, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Hakim Faık Zeydan'ın doğrudan gözetimi altında, Suriye topraklarındaki tutuklulardan yakın zamanda teslim alınan bin 387 DEAŞ terör örgütü üyesi hakkında soruşturma işlemlerine başlamıştır" denildi.

DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)

Açıklamada, “tutuklularla ilgili işlemlerin, yerleşik yasal ve insani çerçeveler dahilinde ve ulusal yasalar ile uluslararası standartlara uygun olarak yürütüleceği” belirtildi.

Açıklamada ayrıca, “bu işlemlerin, Irak'ın DEAŞ terör örgütünün suçlarına karışanları soruşturmak ve hesap sormak için yürüttüğü çabalar bağlamında, yürürlükteki yasalara uygun olarak ve DEAŞ terör unsurları ile soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden suçların ele alınmasına yönelik uluslararası koordinasyonla paralel olarak gerçekleştirildiği” ifade edildi.

Açıklamada, “Irak'a gelmesi beklenen DEAŞ terör örgütü üyesinin sayısının 7 bini aştığı ve Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi'nin, soruşturma organlarına ve mahkemelere daha önce arşivlenmiş belgeleri ve kanıtları derleyip sunmak için çalışacağı” belirtildi.

Yaklaşık iki hafta önce, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), yaklaşık 7 bin DEAŞ tutuklusunun Suriye'den Irak'a transferinin başlatıldığını duyurmuştu; bu hamlenin amacının “teröristlerin güvenli gözaltı tesislerinde kalmasını sağlamak” olduğu belirtilmişti.

Irak güvenlik kaynaklarına göre Irak'a transfer edilenler arasında Suriyeliler, Iraklılar, Avrupalılar ve diğer uyruklardan kişiler bulunuyor.

Aşırılıkçı grup, 2014'ten 2017'ye kadar Irak'ın kuzey ve batısındaki geniş alanları kontrol etti ve ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun desteğiyle Irak güçleri tarafından bölgeden çıkarıldı.

Irak, terörist grubun yol açtığı yıkıcı etkilerden hala kurtulmaya çalışıyor.

Örgütün 2019'da yenilgiye uğratıldığı Suriye'de, aralarında yabancıların da bulunduğu binlerce aşırılıkçı grup üyesi olduğundan şüphelenilen kişi ve aileleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından işletilen hapishanelerde ve kamplarda gözaltına alındı.

 Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre örgüt üyelerinin Irak'a transferine ilişkin planın duyurulması, ABD'nin Şam Büyükelçisi Tom Barrack'ın "Suriye Demokratik Güçleri"nin aşırılıkçı örgütle mücadeledeki rolünün sona erdiğini açıklamasının ardından geçen ay gerçekleşti.

Son yıllarda Irak mahkemeleri, terörizm ve aralarında Fransız vatandaşlarının da bulunduğu yüzlerce insanın öldürülmesiyle ilgili davalarda "terör örgütüne" üye olmaktan suçlu bulunan kişilere ölüm ve ömür boyu hapis cezaları verdi.

Örgüte üye olmaktan suçlu bulunan binlerce Iraklı ve yabancı uyruklu şu anda Irak hapishanelerinde bulunuyor.