Reuters: Erdoğan seçim öncesi 'dışarıda güçlü lider' söylemleri ile iç sorunları ikincil hale getirmeye çalışıyor

“Politikacılar ve analistler gerilimleri seçim dönemlerinde Erdoğan'ın lehine kullanmaya çalıştığını vurguluyorlar”

Reuters
Reuters
TT

Reuters: Erdoğan seçim öncesi 'dışarıda güçlü lider' söylemleri ile iç sorunları ikincil hale getirmeye çalışıyor

Reuters
Reuters

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın dış politikada çizdiği "güçlü" lider portresi ve Kuran'a yönelik saldırılar sonrası İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine karşı söylemleri, muhalefetin seçim öncesi en güçlü silahı olan ekonomik sorunlara rağmen, kitlesini "dış düşman" karşısında konsolide ediyor ve bu silahı muhalefetin elinden almaya çalışıyor.
En son İsveç'in başkenti Stockholm'de hafta sonu gerçekleşen gösterilerde aşırı sağ ve göçmen karşıtı bir politikacının Kuran'ı yakması, İsveç'in NATO üyeliği için Ankara'nın desteğine ihtiyaç duyduğu bugünlerde iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırdı.
Politikacılar ve analistler buna benzer gerilimleri seçim dönemlerinde Erdoğan'ın lehine kullanmaya çalıştığını vurguluyorlar.
Son olayları değerlendiren CHP Sözcüsü Faik Öztrak, "Seçim yaklaşırken, yurtdışında da ilginç olaylar, psikolojik harp taktiklerini andıran gelişmeler yaşanmaya başladı" yorumunda bulunurken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:
"Sayın Erdoğan ve arkadaşları, bu tarz konularda, genellikle; 'Oh ne güzel! Seçim için malzeme çıktı…' diye, sevinmeyi tercih ediyorlar. İç politika için, siyasi rant devşirmeyi tercih ediyorlar. Bol bol gürültü çıkartmayı, ama iş icraata gelince, arazi olmayı tercih ediyorlar."
Akşener, devleti yönetenlerin esas hedefinin bu tip eylemlerin tekrarlanmasını önlemek olması gerektiğini söyledi ve, "Bu nefret suçunun gerçekleşmesine yol verdiği için, İsveç hükûmetini yargıya şikâyet edeceğiz. Ve nihai olarak, bu davayı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin, ilgili maddeleri kapsamında açacağız" diye konuştu.

"İç malzeme üretim meseleleri"
MetroPOLL Araştırma Yöneticisi Özer Sencar'a göre, İsveç ve Finlandiya'nın NATO girişlerinin bloke edilmesi, NATO'ya ya da ABD'ye karşı tavır alınması gibi konular Erdoğan'ın iç politikada kullanabileceği "malzeme üretim meselesi" olurken, Sencar "(Erdoğan'ın) burada temel yaklaşımı (amacı) kamuoyu üzerinde güvenlik algısını ön plana çıkarmak" dedi.
Yunanistan ile olan çekişme, Suriye'nin kuzeyinde PYD ile ilgili ABD ile olan ilişkilerin benzer düzeyde güvenlik algısını öne çıkaran konular olduğunu söyleyen Sencar, "Geleneksel olarak Türkiye'de Cumhuriyet politikasıdır: 'Herkes Türkiye'nin düşmanıdır. Türk'ün dostu yoktur. Herkes Türk'ün düşmanıdır' algısı zaten halktan yerleşmiş bir şey. Erdoğan bu duyguyu da esas alarak olayları Türkiye için bir güvenlik meselesi haline dönüştürüyor" diye konuştu.
"Eğer bir güvenlik algısı, güvenlik sorunu üretebilirseniz o zaman insanlar, güvenlik söz konusu olduğunda güçlü liderlerin arkasında toplanırlar" diyen Sencar, İsveç'te Kuran yakılması olayının iç politikada nasıl kullanıldığını ise şöyle açıkladı:
"Manipüle edilmiş, provokasyon hareketidir... Eğer iktidar buna sahip çıkmasaydı Türkiye'de hiçbir gürültü olmazdı. Bunu 'dış dünya, hem Türklere karşı hem müslümanlara karşı hem dine karşı' algısı üreterek bunların karşısında olan bir lider çıkıyor ortaya. Erdoğan çok iyi kullanıyor bunları."

"İç siyasi söyleme döner ama seçmeni etkilemez"
Ekonomik ve Dış Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen de, "Bu son hadiselerle gördüğümüz gibi özellikle İsveç'le NATO'dan da bağımsız olarak bir siyasi kriz yaşanması ve içeride bunun bir iç siyasi söyleme dönüşmesi söz konusu olabilir, özellikle İslamofobi eleştirisi üzerinden. Fakat bunun seçimler üzerindeki etkisini değerlendirmek zor. Bunun, seçmen davranışını etkileyecek nitelikte bir gelişme olduğunu düşünmüyorum" diye konuştu.
Seçmenin şu anda büyük ölçüde ekonomiye odaklanmış durumda olduğunu söyleyen Ülgen, seçmenin hükümetin ekonomi alanında atacağı ya da atmayacağı adımlara bakacağını belirterek, "Bu gibi dış politika dinamikleri seçmen kararını etkileyecek gibi durmuyor" dedi.
Ülgen Kuran'a saldırı olayında bütün Türkiye'nin iktidar-muhalefet tüm partiler bu eylemi eleştirdiği için aynı ölçüde iç siyasete malzeme olacak bir konu olarak görünmediğini vurguladı.
Erdoğan'ın 20 yıllık iktidarının ilk yarısında ekonomik büyümenin ivme kazanması dikkat çekerken, analistlere göre son 10 yılda refah seviyesinde gerçekleşen düşüş Erdoğan'ın seçmen arasındaki popülerliğini zedeledi.
TL son 3 ayda yatay bir seyre geçmeden önceki son 5 yılda dolar karşısında yüzde 80 civarı değer kaybı yaşadı. TL böylece yüzde 89 kayıp yaşayan Arjantin'den sonra benzerleri arasında en kötü performansı gösteren para birimi oldu.
Tüm bunlar enflasyonun yüzde 85'i aşarak 20 yıldan uzun bir sürenin zirvesine çıkmasıyle sonuçlanırken pek çok seçmene göre ise sokakta hissedilen enflasyon çok daha yüksek oldu.
İktidar, yeni konut paketlerinden emeklilikte yaşa takılanlara, yapılandırmadan 2 bin TL altı icralık borçların silinmesine kadar bir çok düzenleme ile azalan popülerliği tekrar artırmaya da çalışıyor. Bunun için diğer ülkelere göre daha güçlü olan bütçeden harcamalar kullanılırken, piyasalar iktidarın son attığı adımların seçmen davranışlarına nasıl yansıyacağını izliyorlar
 
Reuters, Independent Türkçe



Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Türkiye, Husilerin insansız hava aracıyla Mekke-i Mükerreme'ye saldırı girişimini ve grubun gerçekleştirdiği diğer eylemleri şiddetle kınadı. Ankara, bu eylemlerin yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmekle kalmadığını, uluslararası deniz ticaret yolları ve küresel istikrar üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınarken Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediğini ve Riyad'la dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Türkiye Savunma Bakanlığı da Husilerin saldırılarını ve Suudi Arabistan'a yönelik diğer eylemlerini kınayarak bölgenin istikrarını tehdit eden bu eylemlere son verilmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlık, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki tehditlerinin sürmesinin yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bugün (Perşembe) düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, “Husilerin, geçen hafta sonu Suudi Arabistan'ı hedef alan İHA saldırısı da dahil olmak üzere gerçekleştirdiği eylemleri kınıyor ve yalnızca bölgesel istikrarı değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da tehdit eden bu tür eylemlere derhal son verilmesi gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

‘Kabul edilemez eylemler’

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, çarşamba gecesi yayımladığı açıklamada, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınadı. Açıklamada, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediği ve Suudi Arabistan'la dayanışma içinde olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit eden bu saldırıların derhal durdurulması ve gerilimi daha da tırmandıracak her türlü eylemden kaçınılması çağrısı yinelendi.

hju
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dün (Çarşamba) yayımlanan Türk gazetecilere yönelik açıklamalarında, Irak'ta konuşlanan saldırganların Suudi Arabistan'ı hem güneyden hem de kuzeyden hedef almaya çalışmasının “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

Fidan, bu girişimlerin yalnızca Suudi Arabistan'a zarar vermeyi değil, bölgeyi de hedef aldığını belirterek bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalınamayacağını ifade etti.

Türkiye'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ruhuna uygun hareket ettiğini belirten Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki anlaşmanın teknik görüşmelerinde şu aşamada ittifakın karargâh yapısı ve personel sayısı gibi konuların ele alındığını kaydetti.

Bu kapsamda Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde üç ülke arasındaki askeri işbirliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirlik kapasitesinin artırılması ve savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin yürütüldüğünü belirtti.

Sözcü, üç ülke arasındaki ittifakın kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.


Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
TT

Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Danışman Türki Al eş-Şeyh, Riyad Sezonu’nun geleneksel sporların yer aldığı Etnospor Festivali’nin 2026 edisyonuna ev sahipliği yapacağını açıkladı. Kasım ayında başkent Riyad’da düzenlenmesi planlanan festivalin ardından Riyad Sezonu, 2027 yılında İstanbul’da düzenlenecek festival edisyonuna da sponsor olacak. İstanbul’daki organizasyonun Mayıs 2027’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Açıklama, Al eş-Şeyh ile Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan’ın katılımıyla perşembe günü İstanbul’da düzenlenen imza töreninde yapıldı. Törende Riyad’ın 2026 edisyonuna ev sahipliği yapmasına ve Riyad Sezonu’nun İstanbul’da düzenlenecek bir sonraki edisyona sponsor olmasına ilişkin anlaşmalar imzalandı.

Al eş-Şeyh, Etnospor Festivali’nin gelecek kasım ayında Riyad’da düzenlenecek edisyonunun izleyiciler için “büyük bir sürpriz” barındıracağını açıkladı. Al eş-Şeyh ayrıca gelecek yıl Bilal Erdoğan ve Dünya Etnospor Konfederasyonu ile işbirliğinin sürdürüleceğini ve Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacağını belirtti.

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı, anlaşmanın önümüzdeki dönemde daha fazla işbirliğinin önünü açacağını ifade etti. Al eş-Şeyh, kısa sürede elde edilen sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getirirken ortaklığın başarıya ulaşmasına katkı sağlayan çalışmaları övdü.

Dünya Etnospor Konfederasyonu tarafından düzenlenen festival, dünyanın çeşitli ülkelerinden katılımcıları geleneksel spor dallarına ilişkin farklı müsabaka ve deneyimlerde buluşturuyor. Uluslararası organizasyon, farklı yaş gruplarından geniş bir izleyici kitlesini kendine çekiyor.

Etnospor kapsamında çeşitli halkların kültürlerinde tarihsel köklere sahip geleneksel spor ve uygulamalar yer alıyor. Geleneksel okçuluk, binicilik sporları, güreş ve atlı sporların yanı sıra zamanla uluslararası etkinlik ve şampiyonalara dönüşen farklı müsabakalar da festival programında bulunuyor.

Bu spor dalları, son yıllarda uluslararası katılımla çeşitli Etnospor etkinliklerine ev sahipliği yapan Türkiye’de geniş bir ilgi görüyor. Riyad’da düzenlenecek 2026 edisyonu, Riyad Sezonu’nun ev sahipliği yaptığı uluslararası etkinlikler listesine yeni bir organizasyon eklerken Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olması da etkinliğin Suudi Arabistan dışındaki varlığını genişletmesini sağlayacak.


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 16 Nisan 2028’de yapılabileceğini söyledi

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili ve Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olacağını ve cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimlerinin normal takvimi olan 7 Mayıs 2028 olan tarihinin aynı yılın 16 Nisan'ına çekilebileceğini ifade etti.

Türkiye Basın Federasyonu'nca düzenlenen Anadolu Sohbetleri programında gündeme dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum,  “Mecliste 600 milletvekilinin 360'ının, yani milletvekillerinin beşte üç çoğunluğunun seçimlerin yenilenmesi yönünde karar vermesi halinde seçimler 16 Nisan 2028'de yapılabilir” dedi.

 Yeni dönem için adaylık

Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2018'de uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kapsamında son kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacağını söyledi.

Uçum'un açıklaması, “erken seçim” yapılmasından ziyade “seçimlerin yenilenmesine” işaret ediyor. Buna göre Erdoğan, cumhurbaşkanı ve Meclisin beş yıllık görev süresi dolmadan önce, 360 milletvekilinin imzasıyla seçimlerin yenilenmesini talep edebiliyor.

dfgthy
Erdoğan’ın başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum (X hesabı)

Seçimlerin yenilenmesi, Erdoğan'ın anayasal olarak iki dönemle sınırlı olan cumhurbaşkanlığı adaylığı hakkını tüketmesi nedeniyle yeniden aday olabilmesinin iki yolundan biri olarak değerlendiriliyor. Diğer yol ise anayasa değişikliği yapılması veya yeni bir anayasa hazırlanması ve bunun Mecliste üçte iki çoğunlukla, yani 600 milletvekilinden 400'ünün oyuyla kabul edilmesi ya da halkoyuna sunulması.

Ancak Cumhur İttifakı'nı oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) bu çoğunluğa sahip olmaması ve iktidar partisinin kamuoyu yoklamalarında gerileyen desteği dikkate alındığında, yeni anayasa değişikliklerinin halk tarafından kabul edilmemesine ilişkin ihtimallerin de bulunduğu belirtiliyor.

Uçum, daha önce 25 Haziran'da X hesabından yayımladığı açıklamada da seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak işaret etmiş ve “erken seçim” ifadesinin kullanılmasına karşı çıkarak “seçimlerin yenilenmesi” senaryosundan söz etmişti.

frgthy
Erdoğan, 14 Eylül'de Türkiye'nin kuzeyindeki Samsun'da gençlerle bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu tarih, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş için yapılan anayasa referandumunun gerçekleştirildiği tarih olması nedeniyle sembolik önem taşıyor. Söz konusu sistem, 2018'de yapılan erken seçimlerin ardından uygulanmaya başlanmış ve Erdoğan seçimi kazanmıştı.

Gerçekte Erdoğan üç cumhurbaşkanlığı dönemi geçirdi. Bunlardan ilki 2014'te, parlamenter sistem döneminde başladı. O dönemde cumhurbaşkanlarının tek bir yedi yıllık dönem için seçilmesi ve siyasi partileriyle ilişkilerini kesmeleri öngörülüyordu.

Erdoğan, anayasa değişikliği ve 2018'de seçimlerin yapılması nedeniyle bu dönemi tamamlamadı. Böylece 2018 ve 2023'te olmak üzere iki dönem için aday olma hakkı elde etti. Eğer 360 milletvekilinin onayıyla seçimlerin yenilenmesine karar verilirse bu, Erdoğan'ın Mayıs 2028'e kadar sürmesi öngörülen mevcut ikinci dönemini tamamlamamış olması anlamına gelecek ve yeni bir dönem için adaylığının önünü açacak.

En uygun senaryo

Gözlemciler, seçimlerin normal tarihinden üç hafta önce yapılmasını öngören “seçimlerin yenilenmesi” senaryosunun, Erdoğan'ın mevcut görev süresinin uzun bir bölümünün kaybedilmesini önlemek amacıyla seçildiğini belirtiyor.

Bu değerlendirmelere göre Erdoğan, kabul edilmeme endişesi veya yeniden aday olmasına imkân verecek kadar zaman kalmaması nedeniyle yeni anayasanın gündeme getirilmesini ertelemeyi tercih etti.

Cumhur İttifakı'nın 360 milletvekiline sahip olmamasına rağmen muhalefet ve bazı gözlemciler, PKK'nın feshedilmesi ve silah bırakmasını öngören “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin çerçeve yasanın kabul edilmesi sırasında ortaya çıkan siyasi ivmeye güvenildiğini belirtiyor.

gthyjukı
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanı'nın talebi üzerine 360 milletvekilinin onay vermesi şartıyla seçimleri yenileyebilir (TBMM'nin X hesabı)

Bu kapsamda, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nden (DEM Parti) ya da muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP), yaşanan bölünmenin ardından destek verecek milletvekillerinin çıkabileceği ifade ediliyor. CHP'de eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla geçici olarak yeniden genel başkanlık görevine dönmesi ve partide 44 milletvekilinin Özgür Özel'in CHP'den geçici olarak uzaklaştırılmasının ardından kurduğu “yeni partiye” geçmemiş olması da bu senaryonun unsurları arasında gösteriliyor.

Yoğun mesaj trafiği

Son günlerde seçimlerin öne çekilmesi ve Erdoğan'ın yeniden adaylığına işaret eden mesajlar artarken, bunun “erken seçim” olarak nitelendirilmemesine özellikle dikkat çekiliyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımızın siyasi tarzını bilenler için, bir sonraki seçime hazırlandığımızı söylediğinde bunun erken seçimle hiçbir ilgisi olmadığı açıktır” dedi.

6yjı7
Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlamalarında konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada bir sonraki seçimlerde aday olmaya hazır olduğunu ortaya koydu. Erdoğan, partisinin 2071 yılına kadar uzanan gelecek planları hazırladığını söyledi.

72 yaşındaki Erdoğan, siyasi hayatında 50 yılı geride bıraktığını belirterek, “Hayatta olduğum sürece Türkiye'ye hizmet etmeyi sürdüreceğim” dedi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Ben Tayyip Erdoğan'ım. Siyasette 50 yılı tamamladım. Allah ömür ve sağlık verirse daha nice yıllar Türkiye'ye hizmet etmek için mücadele edeceğim. Aziz milletimin duası ve desteğiyle bu ülke için sevgiyle çalışmayı sürdüreceğim. Bu bedende ruh olduğu müddetçe bu sevda sönmeyecek.”

dfgthy
Bahçeli, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanlığına aday olması konusunda ısrarcı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan'ın en yakın müttefiki olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de çarşamba günü yaptığı açıklamada yeniden adaylık konusuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı üç adımın ikisini tamamladı. 2018 ve 2023 seçimlerini kazanmasının ardından önünde sadece üçüncü ve son aşamayı tamamlamak kaldı. İnşallah üçüncü zaferi de tamamlanacaktır.”