Türkiye'de ilk ölümlü vakanın Ankara'da gerçekleştiği Streptekok A bakterisinin merak edilenleri: Hastalık daha fazla yayılır mı? Nasıl önlem alınır?

Dünyada yayılan, Türkiye'de ilk ölümlü vakanın Ankara'da gerçekleştiği hastalığı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol ve Prof. Dr. Tutku Taşkınoğlu'yla konuştuk

Üç yıla yakın süredir devam eden Kovid-19 pandemisine ek olarak bu yıl aynı anda influenza, adenovirüs gibi pek çok üst solunum yolu enfeksiyonu görülüyor. Son olarak Strep A bakterisi kaynaklı bir ölümün gerçekleşmesi, toplumda tedirginliğe yol açtı / Fotoğraf: Pixabay
Üç yıla yakın süredir devam eden Kovid-19 pandemisine ek olarak bu yıl aynı anda influenza, adenovirüs gibi pek çok üst solunum yolu enfeksiyonu görülüyor. Son olarak Strep A bakterisi kaynaklı bir ölümün gerçekleşmesi, toplumda tedirginliğe yol açtı / Fotoğraf: Pixabay
TT

Türkiye'de ilk ölümlü vakanın Ankara'da gerçekleştiği Streptekok A bakterisinin merak edilenleri: Hastalık daha fazla yayılır mı? Nasıl önlem alınır?

Üç yıla yakın süredir devam eden Kovid-19 pandemisine ek olarak bu yıl aynı anda influenza, adenovirüs gibi pek çok üst solunum yolu enfeksiyonu görülüyor. Son olarak Strep A bakterisi kaynaklı bir ölümün gerçekleşmesi, toplumda tedirginliğe yol açtı / Fotoğraf: Pixabay
Üç yıla yakın süredir devam eden Kovid-19 pandemisine ek olarak bu yıl aynı anda influenza, adenovirüs gibi pek çok üst solunum yolu enfeksiyonu görülüyor. Son olarak Strep A bakterisi kaynaklı bir ölümün gerçekleşmesi, toplumda tedirginliğe yol açtı / Fotoğraf: Pixabay

Dünyadaki en ölümcül patojenler arasında yer alan 'Streptekok' (Strep A) bakterisi; Fransa, İrlanda, Hollanda, İsveç ve Birleşik Krallık gibi ülkelerin ardından Türkiye'de tespit edildi. 
Özellikle Birleşik Krallık'ta 21'i çocuk 94 kişinin ölümüne neden olan Streptekok (Strep A) bakterisi Türkiye'de de yayılıyor.
Strep A'ya bağlı boğaz ve kızıl hastalığı salgınları, genellikle kış ve ilkbahar aylarında, daha çok çocuklarda görülüyor.
Ankara'da 3 yaşındaki Aras Sönmez'in Strep A bakterisi nedeniyle yaşamını yitirmesi sonrası aileler alarm durumuna geçti. 

Independent Türkçe'nin özel haberine göre, Strep A bakterilerinin ne kadar yaygın hale gelebileceğini ve alınabilecek önlemleri, Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Tutku Taşkınoğlu değerlendirdi.
Hastalığa sebep olan bakterinin hapşırma, öksürük veya yakın temas yoluyla yayılabildiğini belirten Şenol ve Taşkınoğlu, hastalığın görülme oranının önceki yıllara göre artabileceği uyarısını yapsa da çocuklarda ölümcül seyrin nadiren görüldüğünü aktardı.
Uzmanlar, ebeveynlere çocuklarının boğazında ağrıdan şüphelendiklerinde vakit kaybetmeden doktora gidip muayene yaptırılması tavsiyesinde bulundu.

"Ölümcül seyir nadiren görülüyor"
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol; bu yıl grip, Kovid-19 gibi birden fazla salgının yaşandığını, iki yıl boyunca dışarı çıkılmaması sonrası sosyalleşmelerin artmasıyla bu vakaların katlandığını söyledi.
Strep A seyrinin ise nadiren ölümle sonuçlandığını aktaran Şenol, bu hastalığın genellikle grip, influenza ya da suçiçeği salgınlarına eşlik ettiğini, yani bir viral enfeksiyonun üzerine ikincil olarak eklendiğinde saldırgan bir seyir izleyebildiğini belirtti.
"10 yaş altında su çiçeği, grip gibi süreçlere eşlik eder, şimdi Kovid'i de tetiklediği görülüyor" diyen Şenol, virüslerin bulunduğu ortamı değiştirerek bakterilerin saldırgan özelliklerini ortaya çıkardığını ifade etti. Şenol, "Strep A bakterisi, viral enfeksiyonun üzerine eklendiğinde, fazla protein senteziyle daha etkili oluyor ve saldırganlığı artıyor" dedi.

"Boğaz ağrısı olan çocuklara test yapılmalı"
Velilerin bu konuda tetikte olmasını isteyen Prof. Dr. Şenol, boğaz ağrısı olan çocuklara zaman kaybetmeden test yaptırılması gerektiğini uyarısında bulundu.
Streptekok bakterisinin erken teşhis ve etkin bir antibiyotik kullanımıyla tedavisinin mümkün olabildiğini vurgulayan Şenol, bugünlerde dünya genelinde çok hasta bulunduğu için antibiyotik erişiminde de güçlük çekildiği uyarısını da yaptı.
Grip ve Kovid aşısının Strep A için önleyici olacağını belirten Şenol; maske kullanımı, kapalı alanların özellikle de sınıfların havalandırılması ve hijyenin önemini vurgularken, hasta çocukların okula gönderilmemesi ve şüpheli durumlarda yakın temastan kaçınılması gerektiğini kaydetti.

"Ölüme neden olabildiği için halkı panik etmeden doğru bilgi paylaşımı gerekli" 
Bu hastalık yaygın şekilde görülmese de ölüme neden olabildiği için halkı panik etmeden Sağlık Bakanlığı tarafından doğru bilgilerin paylaşılması gerektiğini de dile getiren Şenol, "Sağlık yükünün kaliteli bakıma izin verecek hale getirilmesi lazım. Alt grup çalışmalarının yapılması lazım, sistematik olarak süreci bakanlığın, birinci basamak hekimler ve akademiyle ele alması lazım ama böyle bir yaklaşım görmüyoruz" diye konuştu.

"Hafif boğaz ağrısı şeklinde başlıyor"
Dr. Tutku Taşkınoğlu da grup A streptokok bakterileri konusunda uyarılarda bulundu.
Bu bakterilerin hafif bir boğaz ağrısından zatürreye veya hayatı tehdit eden kan ve organ enfeksiyonlarına kadar bir dizi hastalığa neden olabildiği uyarısı yapan Taşkınoğlu, genellikle insanların derisinde veya boğaz florasında zararsız bir şekilde yaşayan bu mikroroganizmaların kimi zaman boğaz iltihabı gibi hafif enfeksiyonlara veya impetigo ve selülit dahil cilt ve yumuşak doku enfeksiyonlarına neden olabileceğini aktardı. 

"Yılda yaklaşık 300 bin kişinin hayatını kaybettiği romatizmal kalp hastalığına yol açıyor"
Özellikle çocuklarda ve gençlerde boğaz enfeksiyonun yaygın bir nedeni olan Strep A'nın gelir düzeyi yüksek ülkelerde antibiyotiklerle tedavi edilebildiğini ancak tıbbi bakıma erişimin sınırlı olduğu yerlerde önü alınamayıp tekrarlandığına işaret eden Taşkınoğlu, "Bakteriye karşı aşırı bağışıklık cevabı ile kalp kapakçıklarında iltihaplanmayı ve akut romatizmal ateş adı verilen bir durumu tetikleyebiliyor. Her yıl yaklaşık 300 bin kişinin hayatını kaybettiği romatizmal kalp hastalığına yol açıyor" ifadelerini kullandı.
Bu bakterilerin nadiren toksin üreterek deri döküntüsüne neden olabileceğine değinen Dr. Tutku Taşkınoğlu; küçük, kabarık tümsekler gibi görünen, zımpara kağıdı gibi pürüzlü, bu döküntülü hâle "kızıl hastalığı" denildiğini söyledi.
Döküntünün genellikle göğüs ve karında başlayıp yayıldığını aktaran Taşkınoğlu, enfekte kişilerin dillerinin ise kırmızı, şiş ve beyaz olabildiğini belirtti.

"Antibiyotiklerle tedavi edilebiliyor"
1940'lara kadar çocukluk çağında yaygın bir ölüm nedeni olan bu hastalığın günümüzde antibiyotiklerle tedavi edilebildiğini dile getiren Taşkınoğlu, Strep A bakterilerinin kimi zaman kan dolaşımına veya beyin omurilik sıvısına girerek nekrotizan fasiit (et yiyen hastalık) ya da bakteriyel toksinlerin kontrolsüz ve aşırı bir bağışıklık reaksiyonu tetiklendiği streptokok toksik şok sendromu gibi hayatı tehdit eden enfeksiyonları tetikleyebileceği uyarısını da yaptı.

"Vaka artışları 2022'nin ikinci yarısında belirginleşti"
"2022 boyunca iGAS ve kızıl hastalığı vakalarında bir artış bildirdi, ancak bu özellikle yılın ikinci yarısında belirginleşti" diyen Taşkınoğlu, genellikle bahardan yaza doğru A grubu Streptokok enfeksiyonlarında düşüş görülse de bu yıl farklı bir tablonun görülebileceği uyarısını yaptı.
Bir teoriye göre Kovid-19 salgınının en yoğun olduğu dönemdeki sokağa çıkma yasaklarında A grubu Streptokok'a (strep A) maruz kalınmadığından, çocukların bakterilere karşı bağışıklığı azaldı. Bu görüşe katılmayan Dr. Taşkınoğlu, pandemiden önce de Streptekok enfeksiyonlarında dalgalanmaların söyledi.
Ancak 2022'de sosyalleşmenin artmasıyla kızıl hastalığının daha fazla görüldüğünü belirten Tutku Taşkınoğlu, yazın vakaların beklendiği gibi düşmediğini, hatta okulların tatil nedeniyle kapalı olduğu kısa süreli dönemlerde de yükselişin sürdüğünü aktardı.
"Düzenli el yıkamak, maske takmak, tek kullanımlık mendiller kullanmak şart"
Strep A bakterisine karşı alınabilecek tedbirleri de sorduğumuz Taşkınoğlu, "Enfekte bir kişinin öksürmesi, hapşırması veya bir yara yoluyla yayılan hastalığa karşı düzenli olarak el yıkamak, tek kullanımlık mendiller kullanmak, maske takmak ve kendinizi iyi hissetmiyorsanız başkalarından uzak durmak şart" dedi.

"Erken tespit edildiğinde tedavi edilebiliyor"
İyi bir iç mekan havalandırmasının bugünlerde dolaşımda olan sayısız solunum yolu virüsü bir yana, Strep A'nın bulaşmasını azaltmaya da yardımcı olabileceğini kaydeden Taşkınoğlu, bu (Strep A) enfeksiyonların büyük çoğunluğunun hafif geçtiğini ve çoğu kişinin bakterileri herhangi bir soruna neden olmaksızın zararsız bir şekilde taşıdığını kaydetti. 
Bu vakaların yeterince erken tespit edilirse tedavi edilebileceği için ebeveynlerden de tetikte olmalarını isteyen Dr. Tutku Taşkınoğlu, şüpheli bir durumda doktora başvurmaları gerektiğini sözlerine ekledi. 
 
Independent Türkçe



Bangladeş kızamıkla mücadele ediyor

Bangladeş’in Sylhet kentinde bulunan Şehit Şemseddin Ahmed Hastanesi’ndeki kızamık izolasyon koğuşunda yerde tedavi gören hastalar (Reuters)
Bangladeş’in Sylhet kentinde bulunan Şehit Şemseddin Ahmed Hastanesi’ndeki kızamık izolasyon koğuşunda yerde tedavi gören hastalar (Reuters)
TT

Bangladeş kızamıkla mücadele ediyor

Bangladeş’in Sylhet kentinde bulunan Şehit Şemseddin Ahmed Hastanesi’ndeki kızamık izolasyon koğuşunda yerde tedavi gören hastalar (Reuters)
Bangladeş’in Sylhet kentinde bulunan Şehit Şemseddin Ahmed Hastanesi’ndeki kızamık izolasyon koğuşunda yerde tedavi gören hastalar (Reuters)

Bangladeş, dünyadaki en büyük kızamık salgınını kontrol altına almakta zorlanıyor. Yetersiz veriler, bilinçlendirme çalışmalarındaki eksiklikler ve aşılamadaki açıklar nedeniyle daha da ağırlaşan kriz, uzmanlara göre aşılama oranlarının düşmesinin yol açabileceği ölümcül risk konusunda diğer ülkeler için de bir uyarı niteliği taşıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), rutin aşılama programının 2025’te aksadığı Bangladeş’te, salgının mart ortasında başlamasından 9 Ekim’e kadar 202 bin şüpheli kızamık vakasının bildirildiğini açıkladı. Bu vakaların 22 bini laboratuvar testleriyle doğrulandı. Bu sayı, bu yıl herhangi bir ülkede kaydedilen en yüksek şüpheli vaka sayısı oldu.

WHO, son derece bulaşıcı olan hastalık nedeniyle şu ana kadar bin 147 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Kaydedilen ölümlerin yüzde 94’ünü beş yaşın altındaki çocuklar oluşturdu.

Bangladeş’te yaşananlar, aşılama oranı yüzde 95’in altına düştüğünde bir salgını kontrol altına almanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor. WHO, salgınların önlenmesi için bu oranın gerekli olduğunu belirtiyor. Bangladeş, son birkaç yılda bu seviyeye yaklaşmıştı, ancak aşılama oranı 2025’te geriledi.

sd
Kızamık hastaları için ayrılmış izolasyon koğuşunda tedavi gören çocuklarına bakan ebeveynler (Reuters)

Reuters’ın WHO belgelerini incelemesi ve 10’dan fazla bilim insanı, sağlık çalışanı ve yetkiliyle yaptığı görüşmeler sonucunda, Bangladeş’in acil müdahale çalışmalarının, milyonlarca çocuğu kapsam dışında bırakan veriler, hazırlık eksiklikleri ve yeterli sayıda ebeveyne ulaşamama nedeniyle sekteye uğradığı ortaya çıktı.

WHO aşı danışmanı ve New York Üniversitesi Küresel Halk Sağlığı Fakültesi profesörü Mark Jit, “Bu, her ülke için gerçek bir uyarı” dedi.

Jit, salgınları aşılamayla önlemenin acil durumlara müdahale etmekten daha kolay, daha düşük maliyetli ve daha güvenli olduğunu belirtti.

Jit, “Müdahale çalışmaları sonunda salgını durduracaktır, ancak bu süreçte çok sayıda kişi kızamığa yakalanacak, bazıları ise hayatını kaybedecek” ifadelerini kullandı.

Bangladeş Başbakanı Tarık Rahman’ın sağlık işlerinden sorumlu özel danışmanı Ziyaeddin Haydar, eylül ayında Reuters’a yaptığı açıklamada, hükümetin salgını sona erdirmek için elinden gelen her şeyi yaptığını söyledi.

“Oğlumu defnettikten sonra geldiler”

178 milyon nüfuslu Bangladeş’in salgından en fazla etkilenen bölgelerinden biri olan Sylhet’te, iki yaşındaki Arman Hüseyin temmuz ayında hayatını kaybetti. Ailesinin, hastanede tedavi masraflarını karşılamak için sahip oldukları üç tekerlekli aracını satarak finanse ettiği tedavinin ardından çocuk, hastaneye yatırılmasından 24 saat sonra yaşamını yitirdi. Dört yaşındaki kız kardeşi ise kendisi de aşılanmamış olmasına rağmen hayatta kaldı.

D
Kızamık hastaları için ayrılmış koğuşta tedavi gören 6 yaşındaki bir çocuk (Reuters)

26 yaşındaki baba Emin Miya, Sylhet’teki uzak köylerine çocuklara zamanında aşı yapılması için hiçbir sağlık çalışanının gelmediğini söyledi. Miya, “Oğlumu defnettikten sonra geldiler” dedi.

WHO’ya göre kızamık, normal şartlarda her bin vakadan iki ya da üçünün ölümüne yol açıyor. Ancak yetersiz beslenme gibi etkenler nedeniyle hastalık, yoksul ülkelerde daha ölümcül olabiliyor.

Yine Sylhet bölgesinde bulunan Chhatak kasabasında, 30 yaşındaki marangoz Hümâyun Reşid’in dokuz aylık kızı, haziran ayında hayatını kaybetti. Labibe Ahter, acil aşılama programının aşılanma yaşını dokuz aydan altı aya indirdiği nisan ayında aşı olabilirdi.

Babası, “Bize haber vermek için hiçbir sağlık çalışanı gelmedi” dedi.

Bangladeş Sağlık Bakanı Serdar Muhammed Sakavat Hüseyin, mayıs ayında yaptığı açıklamada, acil aşılama kampanyasının salgın bölgelerindeki vaka sayısını ‘neredeyse sıfıra’ indirdiğini ve salgının kontrol altına alındığını söylemişti.

Ancak Bangladeş, eylül ayında yüksek ateş, öksürük ve deri döküntüsüne neden olan kızamıkta günlük ortalama bin 198 yeni vaka bildirdi. Bu, mayıs ayından bu yana kaydedilen en yüksek sayı oldu.

Bangladeş’teki salgın, özellikle daha zengin ülkelerde aşıya yönelik tereddütlerin arttığı bir dönemde yaşanıyor. Bu şüpheciliği ABD Sağlık Bakanı gibi isimler de yaygınlaştırıyor.

Uzmanlar, Bangladeş’te aşıya erişim ve aşılama konusunda farkındalık oluşturulmasının başlıca engeller arasında yer aldığını belirtti.

Bangladeş, yakın zamana kadar aşılama konusunda başarılı bir ülke olarak gösteriliyordu. WHO ile Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) tahminlerine göre, 2024’te kızamık aşısının ilk dozunu alan çocukların oranı yüzde 96’ya, tek dozla bağışıklık geliştiremeyen az sayıdaki çocuğu korumak amacıyla uygulanan ikinci dozu alanların oranı ise yüzde 93’e ulaşmıştı.

Ancak aynı yıl, Başbakan Şeyh Hasina’nın 15 yıllık iktidarını sona erdiren protestolar patlak verdi. Ardından yaşanan siyasi çalkantılar sırasında sağlık çalışanları greve gitti, aşı siparişleri gecikti ve rutin aşılama programlarında genellikle uygulanan takip dozları aksadı.

WHO ve UNICEF’in temmuz ayında yayımladığı raporda yer alan tahminlere göre, 2025’te ilk doz aşılama oranı yüzde 90’a, ikinci doz oranı ise yüzde 86’ya geriledi. Bu oranlar, sürü bağışıklığı olarak bilinen korumanın sağlanması için gerekli yüzde 95’lik seviyenin birkaç puan altında kaldı.

dcserghyj
Bangladeş’in Sylhet kentinde bulunan Şehit Şemseddin Ahmed Hastanesi’ndeki kızamık izolasyon koğuşunda tedavi gören 8 yaşındaki bir çocuk (Reuters)

Raporda ayrıca, 2023-2025 yılları arasında kızamık ve diğer hastalıklara karşı yapılan aşılara ilişkin resmî verilerin kalitesi konusunda da soru işaretleri gündeme getirildi.

Raporda, ilk verilerin bazı durumlarda aşılanan kişi sayısının hedeflenen nüfusun yüzde 100’ünü aştığını gösterdiği belirtildi. Bunun, uygulanan dozların veya hedef nüfusun hesaplanmasında yapılan hatalara işaret ettiği ifade edildi.

Acil yardım programı milyonlarca kişiyi göz ardı etti

Buna rağmen, kızamık salgınının başlamasının ardından Bangladeş hızla harekete geçti ve başlangıçta mücadelede başarılı olduğu izlenimi verdi.

Acil aşılama programının ardından, nisan ve mayıs aylarında yaklaşık 20 milyon çocuğa aşı yapılmasıyla yeni vaka sayısındaki artış ilk etapta yavaşladı. Hükümet, 6 ay ile 5 yaş arasındaki hedef yaş grubunda bulunan tüm çocukların aşılandığını açıkladı.

Ancak program gerçekte hedefine ulaşamadı. Bu durum, haziran ayında yürütülen başka bir rutin sağlık müdahalesinin hedef listesinde, aynı yaş grubunu kapsamasına rağmen kızamık aşılama kampanyasındakinden 4 milyon daha fazla çocuk bulunmasıyla ortaya çıktı.

Kızamık vakalarının 14 Eylül’de yeniden artması üzerine Reuters’a konuşan Haydar, “Bir açık var” dedi. Haydar, çocukların aşılanamamasını ebeveynlerin tereddüt etmesine veya çocukların hastalanmasına bağladı.

Başka sorunlar da ortaya çıktı.

Reuters’ın daha önce yayımlanmamış belgeleri incelemesi, hükümet, WHO ve diğer sağlık ortakları arasında nisan ve ağustos aylarında yapılan toplantıların ayrıntılarını ortaya koydu. Belgeler, hızlı hareket etme çabasının bazı eksikliklere yol açmış olabileceğini gösterdi.

19 Nisan’da yapılan toplantının tutanaklarına göre hükümet, zaman darlığı nedeniyle acil aşılama programını başlatmadan önce normalde dört tur halinde gerçekleştirilen hazırlık kontrollerinden yalnızca birini yapmayı tercih etti. Bu kontroller, aşıların soğuk zincirde saklanması için yeterli buzdolabı bulunup bulunmadığının doğrulanmasından aşılanması gereken çocuk sayısının belirlenmesine kadar birçok unsuru kapsıyor.

Tutanaklarda, tek tur halinde gerçekleştirilen kontroller sonucunda bölgelerin çoğunun hazır olduğunun, ancak tüm bölgelerin gerekli hazırlıkları tamamlamadığının belirlendiği kaydedildi.

Yoksullar bedelini ödüyor

Bangladeş’te kızamık ve kızamıkçığın ortadan kaldırılmasına yönelik Ulusal Doğrulama Komitesi Başkanı Prof. Dr. Mahmud er-Rahman, “Hazırlık kontrolleri gerektiği gibi yapılmadığında, aşılamayı kaçıran ve bunun bedelini ödeyenler genellikle en yoksul ve ulaşılması en zor çocuklar oluyor” dedi.

Diğer yandan Haydar, nisan ayındaki aşılama kampanyasının dört hafta içinde başlatıldığını söyledi. Ancak 2017 yılına kadar Bangladeş’in bağışıklama programını yöneten Taculislam Abdulbari, bu tür kampanyaların normalde aylar süren bir planlama gerektirdiğini belirtti.

Ağustos ayında yapılan toplantıya gelindiğinde uygulamadaki eksiklikler tespit edilmişti. Toplantı tutanaklarında, kızamık vakası laboratuvar testleriyle doğrulanan ancak aşılanmamış çocukların oranının kampanya öncesinde yüzde 82, sonrasında ise yüzde 85 olduğu belirtildi. Tutanaklarda bu durumun, ‘kapsama alanındaki eksikliklerin devam ettiğini’ doğruladığı ifade edildi.

WHO, nisan ve ağustos aylarında yapılan toplantılara ilişkin soruları yanıtlamadı. Ancak örgütün Bangladeş’teki temsilci yardımcısı Dr. Rajesh Narwal, risk altındaki tüm çocukların aşılanması hedefinde hükümeti desteklemeye kararlı olduklarını söyledi.

Narwal, “Bu tür eksikliklerin tekrarlanmaması için rutin aşılama programının daha etkili ve dayanıklı hale getirilmesi gerekiyor” dedi.

Resmî kayıtlara göre 180 çocuğun hayatını kaybettiği Sylhet’te, Reuters’ın eylül ayında görüştüğü 16 aileden sekizi, çocuklara aşı yapmak üzere gelen sağlık çalışanlarını hiç görmediklerini söyledi. En az altı aile ise sağlık çalışanlarının bölgeyi ancak kızamık nedeniyle bir çocuk hayatını kaybettikten sonra ziyaret ettiğini belirtti.

Hükümet, eylül ayının sonunda önceki kampanyalarda aşılanamayan 3,4 milyon çocuğu hedefleyen yeni bir kampanya başlattı.

Sağlık Bakanı, bir basın toplantısında, “Hiçbir çocuğun geride kalmaması için tüm köylerdeki insanları sürece dahil edeceğiz” dedi.

Ancak her çocuğa ulaşmak hâlâ önemli bir sorun olmayı sürdürüyor. UNICEF ve Bangladeş İstatistik Bürosu verilerine göre çocukların yüzde 40’ına kadarı nüfus kayıtlarında yer almıyor. Hükümet verileri ise sağlık çalışanlarına ayrılan kadroların yaklaşık üçte birinin boş olduğunu gösteriyor.


Gülümsemeyi çekici yapan özellikler belirendi

Denver'daki Inner City Sağlık Merkezi’nde, hastaların muayenesi sırasında diş hekimliği personelinin kullandığı plastik diş modeli (AFP)
Denver'daki Inner City Sağlık Merkezi’nde, hastaların muayenesi sırasında diş hekimliği personelinin kullandığı plastik diş modeli (AFP)
TT

Gülümsemeyi çekici yapan özellikler belirendi

Denver'daki Inner City Sağlık Merkezi’nde, hastaların muayenesi sırasında diş hekimliği personelinin kullandığı plastik diş modeli (AFP)
Denver'daki Inner City Sağlık Merkezi’nde, hastaların muayenesi sırasında diş hekimliği personelinin kullandığı plastik diş modeli (AFP)

Bilim insanları, kişinin gülümsemesinin çekici gelme olasılığını artıran yüz, dudak ve diş özelliklerini belirledi. Bu gelişme, diş ve kozmetik tedavilerin daha iyi planlanmasını sağlayabilir.

Gülümseme, insanlarda mutluluğun evrensel ifadesi olsa da tebessümünyüzdeki görünümü ve özellikleri etnik gruplara göre farklılık gösteriyor.

Araştırmacılar, gülümseme çizgisi, üst dudak eğriliği ve simetri gibi çeşitli gülümseme özellikleri belirlemişti.

Ancak araştırmacılar, gülümsemeyle ilişkili yüz özelliklerini inceleyen önceki çalışmaların çoğunlukla beyaz popülasyonlara odaklandığını belirtiyor.

Bilim insanları bu konuyu artık sistematik bir şekilde ele alarak ortalama yaşları 21 olan yaklaşık 500 genç Vietnamlı yetişkinin dinamik gülümsemelerini kaydedip inceledi.

Araştırmacılar, katılımcıların dinamik tebessümlerini kaydederek gülümsedikleri sırada dudaklarının, dişlerinin ve çevresindeki yumuşak dokuların tüm hareketlerini yakaladı.

Bilim insanlarına göre gülümseme sabit bir yapıdan ziyade bir hareket olduğu için bu yaklaşım önem taşıyordu.

Gülümseme sırasında dokuların hareket şeklinin, hangi dişlerin görüneceğini, dudakların nasıl kıvrılacağını ve diş etinin ve bukkal koridorun ne kadarının görüneceğini değiştirebileceğini söylüyorlar.

Her katılımcı, bir kez dudakları normal pozisyondayken ve bir kez de zorlamadan, doğal bir şekilde gülümserken olmak üzere iki kere kaydedildi.

Görüntüler ayrıca parlaklık, kontrast, boyut ve baş pozisyonu açısından standartlaştırıldı.

Bilim insanları bir gülümsemenin görünümünü ve ne kadar çekici göründüğünü şekillendiren yüz ve ağız parametrelerini belirlemeye çalıştı.

Gülümsemelerin 8 özelliğinin yanı sıra üst dudak eğriliği, gülümseme çizgisi, gülümseme simetrisi ve diş görünürlüğü dahil 9 ayrı yüz ve ağız parametresini daha incelediler.

Araştırmacıların özellikle üzerinde durduğu parametrelerden biri ön gülümseme çizgisiydi. Bu çizgi, gülümseyince üst ön dişlerin alt kenarları boyunca uzanan hayali bir kıvrım.

Ayrıca her katılımcının bukkal koridor boşluğunu da incelediler. Bu da ağız köşeleriyle üst arka dişlerin dış yüzeyleri arasındaki üçgen bölgeyi ifade ediyor.

Gülüş genişliğinin gülüş yüksekliğine oranı olarak hesaplanan gülümseme indeksi de her katılımcıda ölçüldü.

Araştırmacılar, bu ölçümleri üst dudak uzunluğu, dudak hareketliliği ve ağız büyüklüğü gibi diğer ölçümlerle de karşılaştırdı.

Katılımcılar daha sonra gülümsemelerinin çekicilik düzeyine göre sınıflandırıldı.

cdfgthy
2020 Miss Fransa ve Miss Guadeloupe Clemence Botino, tacını taktıktan sonra poz veriyor (AFP)

Yüz özelliklerinden üçü (ön gülümseme çizgisi, gülümseme çizgisi ve üst dudak eğriliği) çeşitli gülümseme ölçümleriyle geniş çapta ilişkiliydi.

Araştırmacılar, birçok hasta ve doktorun içgüdüsel olarak önem verdiği gülümseme simetrisiyle tebessüm sırasındaki üst dudak uzunluğu arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunduğunu saptadı.

Bilim insanları, bir kişinin gülüşünün çekiciliğine katkıda bulunan belirli yumuşak doku ve diş faktörlerini tanımladı.

Bu tür ilişkilere dair öngörüler, ortodontistler ve cerrahlar için önem arz ediyor.

Bulgular, sözkonusu unsurların birbiriyle iç içe geçmesi nedeniyle kişinin diş pozisyonunun değiştirilmesinin, gülüşün genel karakterinde anlamlı bir değişim yaratabileceği yönündeki klinik sezgiyi destekliyor.

Araştırmacılar şöyle yazıyor: 

Bu çalışma, gülüş morfolojisi, yüz ve ağız faktörleri hakkında kapsamlı bir veri seti sunuyor.

Bilim insanlarına göre Güneydoğu Asya popülasyonunda bugüne kadar gülümseme morfolojisi hakkında elde edilen en ayrıntılı verileri sunan araştırma, gelecekteki "kişiye özel estetik tedavi planlamasına" katkı sağlayabilir.

Independent Türkçe


Akdeniz diyetinin kuzeyli akrabası ömrü uzatabiliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Akdeniz diyetinin kuzeyli akrabası ömrü uzatabiliyor

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

İsveç nüfusu üzerinde yapılan uzun vadeli araştırmaya göre İskandinav ülkelerinde yaygın tüketilen meyve, sebze, tam tahıllar ve kolza yağı açısından zengin beslenme düzeni, ölüm riskini azaltabilir.

The American Journal of Clinical Nutrition adlı akademik dergide yayımlanan çalışma, Akdeniz diyetinin sağladığı kalıcı etkilere benzer şekilde İskandinav diyetinin de ölüm oranlarında "kayda değer risk azalmaları" sağladığını ortaya koydu.

Akdeniz diyeti lif kaynağı olarak yapraklı yeşillikler, domates ve turunçgiller; tahıl olarak ise kinoa, esmer pirinç ve buğday içerirken İskandinav diyeti lif ihtiyacını pancar, havuç, şalgam ve orman meyvelerinden karşılar; tahıl olarak ise çavdar, arpa ve yulafı kapsar.

Akdeniz diyetinde temel sağlıklı yağ kaynağı zeytinyağıdır. İskandinav diyetinde ise bu kaynak, ABD'de kanola diye de bilinen kolza yağıdır.

cdfgthy
Somonlu salata (Andréa Flores/Eurekalert)

Kolza yağı, mutfakta kullanılan yağlar arasında en düşük doymuş yağ oranına sahip olanlardan biridir. Araştırmalar, bu yağın "kötü" kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor.

İskandinav diyeti daha az et ve ilave şeker içeriyor. Bunun yerine daha fazla tam tahıl, baklagil, belirli balık türleri ve az yağlı süt ürünlerine yer veriyor.

Yeni çalışmada araştırmacılar, ortalama 24 yıl boyunca takip edilen orta yaşlı ve yaşlı İsveçlilerden oluşan bir grupta, sağlıklı bir İskandinav diyetine uymanın her türlü nedene bağlı ölüm üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Normal bir beslenme düzeniyle kıyaslandığında İskandinav diyetini uygulamanın her türlü nedene bağlı ölüm riskinde anlamlı bir azalma sağladığı tespit edildi.

Araştırmacılar, "Her türlü nedene bağlı ölüm oranlarına ilişkin bulgularımız umut verici" diyerek, bu etkilerin kısmen kolza yağı kullanımının artmasından kaynaklanabileceğini belirtti.

Bununla birlikte çalışma İsveç nüfusu üzerinde gerçekleştirildiğinden, araştırmacılar her türlü nedene bağlı ölüm oranlarına ilişkin sonuçların farklı geçmişlere sahip toplumlara genellenmesinin "kısıtlı olabileceği" uyarısında bulundu.
 

xcdfgh
Norveç'teki balık çiftlikleri, işletmelerini daha sürdürülebilir hale getirmek için somon balıklarını giderek daha fazla vejetaryen bir diyetle besliyor (AFP)

Bulgular geçen eylülde yayımlanan ve İskandinav diyetini uygulayan İsveçli erkek ve kadınlarda ölüm oranının, uygulamayanlara kıyasla yüzde 23 daha düşük olduğunu ortaya koyan önceki araştırmalarla uyumlu.

Bu diyet karbon emisyonlarını azaltan, enerji tüketimini düşüren ve kirliliği azaltan, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç ve İsveç'ten yerel kaynaklı, mevsimlik ve çoğunlukla bitkisel bazlı gıdalara öncelik vermesiyle biliniyor.

Araştırmacılar sera gazı emisyonlarının ve ormansızlaşmanın temel etkenlerinden olan kırmızı ve işlenmiş etleri azaltarak, İskandinav diyetinin halk sağlığına ve iklime fayda sağladığını ve dünya çapında sürdürülebilir diyetler için bir model oluşturduğunu söylüyor.

Independent Türkçe