Küresel piyasalarda gözler Fed'e çevrildi

Küresel pay piyasaları, ABD ekonomisinin "yumuşak iniş" yapabileceği beklentileriyle bu hafta pozitif seyir izlerken, gelecek hafta gözler başta ABD ve Avrupa merkez bankalarının para politikası kararlarıyla birlikte yoğun veri gündemine çevrildi.

AA
AA
TT

Küresel piyasalarda gözler Fed'e çevrildi

AA
AA

Dünya genelinde açıklanan makroekonomik verilerin resesyon endişesini yumuşatması ve hızlanan bilanço döneminde şirket karlılıklarının beklentileri geride bırakması risk iştahını artırdı.
Küresel pay piyasaları bu gelişmelerle yükseliş eğiliminde hareket ederken, para politikalarına ilişkin beklentilerdeki belirsizlikler de azaldı.
Buna göre, para piyasalarındaki fiyatlamalarda ABD Merkez Bankası'nın (Fed) gelecek hafta yapılacak toplantıda 25 baz puan faiz artıracağına kesin gözüyle bakılırken, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) ise 50 baz puan faiz artışına gideceği tahmin ediliyor.
Analistler, gelecek hafta merkez bankası kararları ve yoğun makroekonomik veri takviminin piyasalarda oynaklığı artırmasının beklendiğini dile getirerek, fiyatlamaların zorlaşabileceğini söyledi.
Fed ve ECB'nin politika metinlerindeki yönlendirmelerle birlikte merkez bankası başkanlarının toplantı sonrası yapacağı açıklamaların önemine dikkati çeken analistler, mart ayındaki toplantıya ilişkin ipuçlarının yatırımcıların odağında olduğunu bildirdi.
Analistler, Fed'in martta faiz artışlarına ara verilip verilmeyeceğine yönelik soru işaretlerinin bulunduğunu kaydederek, Fed Başkanı Jerome Powell'ın yönlendirmelerinin yanı sıra cuma günü açıklanacak tarım dışı istihdam verisinin de piyasa beklentilerini etkilemesinin olası olduğunu ifade etti.
ECB tarafında, faiz artışlarına mart ayında da devam edileceğinin öngörüldüğünü aktaran analistler, buna karşın bankanın nerede faiz artışlarına son verebileceğine yönelik olası sinyallerin önem arz ettiğini söyledi.
Emtia fiyatları bu hafta karışık bir seyir izlerken, Brent petrolün varil fiyatı haftalık yüzde 1,86 azalışla 86,1'ya indi. Altının ons fiyatı ise haftalık yüzde 0,1 artışla 1928,8 dolara çıktı.

ABD'de bilanço dönemi piyasaları hareketlendirdi
ABD'de pay piyasaları geçen hafta alıcılı bir seyir izlerken, gelecek hafta çarşamba günkü Fed'in para politikası kararları ve cuma günkü istihdam raporu yatırımcıların odağında bulunuyor.
Geçen hafta ülkede açıklanan veriler ekonominin "yumuşak iniş" yapabileceği beklentisini artırarak pay piyasalarını desteklerken, açıklanan şirket finansal sonuçları da hisse ve sektör bazlı oynaklıkları artırdı.
Buna göre, ABD ekonomisi, 2022'nin 4'üncü çeyreğinde yüzde 2,9 ile beklenenden fazla büyürken, yeni konut satışları da Aralık 2022'de aylık yüzde 2,3 artışla 616 bine çıkarak 4 ayın en yüksek seviyesini kaydetti.
Ülkede kişisel tüketim harcamaları büyümesi yıllık bazda yüzde 2,1'e gerilerken, enflasyonda düşüş eğiliminin hızlanacağına yönelik beklentiler güçlendi.
Elektrikli araba üreticisi Tesla gelirlerini dördüncü çeyrekte yüzde 37 artırarak 24,3 milyar dolara çıkarırken, piyasa beklentileri gelirlerin 24,7 milyar dolar olacağı yönündeydi.
ABD'li teknoloji şirketlerinden Microsoft'un net karı, geçen yılın ekim-aralık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12 azaldı.
General Electric söz konusu dönemde 21,8 milyar dolar gelir elde ederek beklentileri geride bırakırken, Johnson&Johnson'ın geliri 23,7 milyar dolarla piyasa öngörülerinin altında kaldı.
Analistler, yoğun takvimle birlikte bilanço döneminin de devam ettiğini hatırlatarak, gelecek hafta açıklanacak Apple, Amazon, Alphabet ve Meta şirketlerinin finansal sonuçlarının piyasaların yönü üzerinde etkili olabileceğini dile getirdi.
Bu gelişmelerle, geçen hafta New York borsasında, S&P 500 yüzde 2,47, Nasdaq endeksi yüzde 4,32 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,81 değer kazandı.
30 Ocak ile başlayan haftanın veri takviminde, çarşamba ADP özel sektör istihdam raporu ve ISM imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), perşembe fabrika siparişleri ile dayanıklı mal siparişleri ve cuma işsizlik oranı takip edilecek.

Avrupa'da gündem yoğun
Avrupa borsalarında geçen hafta İngiltere hariç yükseliş eğilimi öne çıkarken, gelecek hafta gözler perşembe günkü ECB ve İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) para politikası kararlarının yanı sıra bölge genelinde açıklanacak büyüme ve enflasyon verilerine çevrildi.
Analistler, bölgede daha önce alınan enflasyona ilişkin yumuşama sinyallerinin ECB ve BoE tarafından yeterli bulunmadığını kaydederek, iki merkez bankasının da 50 baz puanlık faiz artışının ardından mart ayındaki toplantıda faiz artırım hızını yavaşlatabileceğini söyledi.
Bölge ekonomisine ilişkin geçen hafta alınan sinyallerin karışık olduğuna dikkati çeken analistler, buna karşın doğal gaz fiyatlarındaki aşağı yönlü seyrin bölge ekonomilerinde üretim maliyetleri ve enflasyon açısından rahatlama sağladığını bildirdi.
ECB'nin şahin politikalarına devam edeceğine yönelik beklentilerle avro/dolar paritesi 1,0931'le 10 ayın zirvesini görmesini ardından sınırlı gerileyerek haftayı yüzde 0,1 artışla 1,0868'den tamamladı.
Öte yandan, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin gelişmeler de yeniden hızlandı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, ülkesinin, Ukrayna'ya verdiği askeri desteği daha da güçlendireceğini ve Leopard 2 ana muharebe tankları sağlamaya karar verdiklerini açıklarken, ABD'li üst düzey yetkililer de, Ukrayna'ya 31 adet M1 Abrams tankı ve 8 adet M88 tank kurtarma aracı temin edileceğini duyurdu.
Geçen hafta İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,07 değer kaybederken, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 1,45, Almanya'da DAX endeksi yüzde 0,77 ve İtalya'da MIB 30 endeksi yüzde 2,56 yükseldi.
Gelecek hafta pazartesi Avro Bölgesi'nde tüketici güven endeksi ve Almanya'da büyüme, salı Avro Bölgesi'nde büyüme ve Almanya'da Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), çarşamba bölge genelinde imalat sanayi PMI ve Avro Bölgesi'nde tahmini TÜFE ile işsizlik oranı ve cuma bölge genelinde hizmet sektörü PMI ile Avro Bölgesi'nde Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verileri takip edilecek.

Asya piyasaları yeni yıl tatili haftasında pozitif seyretti
Asya borsalarında geçen hafta alış ağırlıklı bir seyir öne çıkarken, Çin piyasaları hafta boyunca kapalı kaldı.
Japonya'da açıklanan verilere göre, imalat sanayi PMI ocakta 48,9'da sabit kalarak imalat sanayinde daralmanın devam ettiğine işaret ederken, hizmet sektörü PMI 52,4'e çıktı.
Ülkede, Tokyo Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ocakta yüzde 4,3 artarak son 41 yılın en hızlı yükselişini kaydederken, analistler, Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) söz konusu veriye karşın güvercin duruşunu korumasının beklendiğini bildirdi.
Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 3,12, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 2,92 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 3,71 yükseldi.
30 Ocak ile başlayan haftanın veri takviminde salı Japonya'da işsizlik oranı ve sanayi üretimi, Çin'de sanayi karlılıkları, çarşamba Çin'de imalat sanayi PMI ve cuma hizmet sektörü PMI verileri takip edilecek.

Yurt içinde gözler enflasyon verilerine çevrildi
Yurt içinde geçen hafta satış ağırlıklı bir seyir öne çıkarken, Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 5,44 azalışla 5.191,83 puandan tamamladı.
Analistler, bilanço sezonun gelecek haftadan itibaren hızlanmasıyla hisse ve sektör bazlı ayrışmaların ortaya çıkabileceğine dikkati çekerek, cuma günü açıklanacak TÜFE ve yurt içi ÜFE verisinin de yatırımcıların odağında olduğunu ifade etti.
Dolar/TL haftayı bir önceki haftalık kapanışın hemen üzerinde 18,8052'den tamamladı.
Analistler, BIST 100 endeksinde teknik açıdan 5.250 ve 5.300 seviyelerinin direnç, 5.100 ve 5.000 puanın ise destek olarak öne çıkabileceğini söyledi.
Gelecek hafta yurt içinde salı dış ticaret dengesi ve çarşamba imalat sanayi PMI verileri takip edilecek.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times