Rusya'nın Eritre'nin Massava lojistik limanını kullanma girişiminin etkisi nedir?

Gözlemciler bu adımı, Moskova'nın Kızıldeniz'deki etkisini artırmak için potansiyel bir fırsat olarak görüyor.

Eritre Cumhurbaşkanı’nın Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile bir araya geldi. (Eritre Enformasyon Bakanlığı)
Eritre Cumhurbaşkanı’nın Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile bir araya geldi. (Eritre Enformasyon Bakanlığı)
TT

Rusya'nın Eritre'nin Massava lojistik limanını kullanma girişiminin etkisi nedir?

Eritre Cumhurbaşkanı’nın Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile bir araya geldi. (Eritre Enformasyon Bakanlığı)
Eritre Cumhurbaşkanı’nın Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile bir araya geldi. (Eritre Enformasyon Bakanlığı)

Rusya, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Afrika’ya son altı ay içinde gerçekleştirdiği ikinci ziyaretle Kıta’daki varlığını güçlendirme çabalarını sürdürüyor. Lavrov, geçtiğimiz perşembe günü Eritre’ye yaptığı ziyarette, iki ülkenin Massava Limanı’nın lojistik kapasitesini kullanma ve şehrin havaalanından faydalanma başlıklarını incelemeyi planladıklarını söyledi.
Şarku’l Avsat’ın Eritre Dışişleri Bakanlığı'nın resmi internet sitesinden elde ettiği bilgilere göre yapılan açıklamada, Rusya'ya söz konusu limanı kullanmaya ilişkin imtiyazlar tanındığına dair net bir ifade yer almadı. Gözlemciler, Moskova'nın Doğu Afrika bölgesinde ve Kızıldeniz girişinde daha geniş bir nüfuz için bir başlangıç ​​noktası olarak ‘önümüzdeki dönemde kendisi için (stratejik dayanak noktası) olabilecek Eritre'de daha büyük bir rol bulmaya çalışacağını’ ileri sürdüler.
Lavrov, Eritreli mevkidaşı Osman Salih ile görüşmesinin ardından düzenlediği basın toplantısında şu açıklamada bulundu:
“Ayrıntılı olarak incelenecek, gelecek vaat eden planlar arasında ulaşım alanındaki kapasitesi ile ilgi uyandıran bu şehrin havalimanının yanı sıra Massava Limanı’nın lojistik yeteneklerini kullanma olasılığı var. Eritre tarafı bu konuyla ilgileniyor ve biz de yardıma hazırız.”
Lavrov dün Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile bazına kapalı gerçekleşen toplantıda bir araya geldi. Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Ghebremeskel resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, görüşmenin Ukrayna'daki savaşın dinamikleri ve enerji, madencilik, bilgi teknolojisi, eğitim ve sağlık sektörlerinde ikili ilişkilerin güçlendirilmesi üzerine yapıldığını ifade etti.

Lavrov’un Eritre’yi ziyaret etti. (Rusya Dışişleri Bakanlığının resmi Twitter hesabı)
Rusya ile Eritre arasındaki diplomatik ilişkiler, Etiyopya'dan bağımsızlığını kazanmasının ardından, 1993 yılında başladı. Ancak Lavrov, Afrika Boynuzu ülkesini ziyaret eden ilk Rusya Dışişleri Bakanı oldu.
Afrika meselelerinde uzman olan araştırmacı İbrahim İdris, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada Lavrov’un Afrika temaslarının, Çin Dışişleri Bakanı'nın Kıta’ya olan uluslararası ilginin boyutunu ortaya koyan ziyaretinin ardından, ABD Hazine Bakanı'nın gezisiyle aynı zamana denk geldiğine dikkat çekti. Bunu, Afrika’nın tanık olduğu diplomatik hareketliliğin devamı olarak nitelendirdi.
Rusya Dışişleri Bakanı'nın ziyaret programında yer alan ülkelerin gelişigüzel bir şekilde seçilmediğine dikkat çeken İdris değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Lavrov’un ziyaretleri Eritre ile birlikte tümü ‘Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) ve genel olarak uluslararası toplumdaki konumunu destekleyen’ ülkeler olan Angola ve Güney Afrika'yı kapsıyor. Eritre, 24 Şubat'ta Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini kınayan BM kararına karşı oy kullanan birkaç Afrika ülkesinden biriydi. Doğu Afrika'da stratejik bir konuma sahip ve iki dünya savaşından beri uluslararası güçlerin ilgisini çekiyor. Eritre ile Rusya arasında enerji, dijital teknoloji, madencilik, tarım, sağlık ve eğitim alanlarında imzalanan iş birliği anlaşmaları, geniş iş birliği perspektifleri olduğunu gösteriyor.”
Eritre'nin limanlarının kullanımı konusunda Rusya'ya ayrıcalık sağladığına dair söylenenlerin doğruluğundan şüphe duyan İdris, Eritre'nin Tigray bölgesindeki savaşın sona ermesinden sonra Etiyopya ile ilişkilerini güçlendirme, mevcut iki deniz limanını geliştirme ve uluslararası seyrüsefer trafiğini destekleyecek, bölgedeki stratejik konumunu pekiştirecek ve ulusal bağımsızlığını koruyacak şekilde üçüncü bir liman kurma arayışında olduğuna işaret etti.
Rusya bu yıl ikinci Rusya-Afrika Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Rusya'da konferanslar düzenlemekten sorumlu Roscongress Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre zirvenin önümüzdeki 26-29 Temmuz tarihlerinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Rusya, 2019'da Soçi'de, o sırada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi’nin başkanlık ettiği Rusya-Afrika Zirvesi’nin ilkine ev sahipliği yapmıştı.
Rusya Dışişleri Bakanı'nın iddialarına göre ABD'nin ‘askeri darbelere’ tanık olan bazı ülkeleri geçtiğimiz aralık ayında gerçekleştirilen ABD-Afrika Zirvesi’ne davet etmekten kaçınma kararının aksine Moskova, tüm Afrika ülkelerini zirveye katılmaya çağırdı.

Afrika'da yayılan Rus ve Çin silah satışlarının haritası. (RAND Araştırma Merkezi)
Washington geçtiğimiz ağustos ayında ‘Rus ve Çin varlığına karşı koyma ve terörizme karşı askeri olmayan yöntemler geliştirme’ amacıyla Sahra Altı politikasında kapsamlı bir yeniden formülasyon gerçekleştirildiğini açıklamıştı.
Gözlemcilerin tahminleri, ‘genel olarak Afrika'da ve özel olarak Sahel ve Sahra-Altı ile Batı Afrika'da Rus etkisinin arttığına’ işaret ediyor. Araştırma merkezlerinden alınan istatistikler, ‘son yirmi yılda Rusya'nın Afrika'da önemli bir rol oynadığını’ gösteriyor. Nitekim nükleer enerji ve silah ihracatı alanında anlaşmalar imzalayan Rusya, şu an Afrika Kıtası’nın en büyük silah ihracatçısı haline geldi.
RAND Araştırma Merkezi’nin (ABD'de 1948'de kurulan bağımsız, kâr amacı gütmeyen bir araştırma kuruluşu) yakın tarihli bir raporuna göre Afrika'nın askeri teçhizat ithalatının yaklaşık yarısı (yüzde 49) Rusya'dan geliyor. Bunlar arasında büyük silahlar (savaş tankları, savaş gemileri, savaş uçakları ve savaş helikopterleri) ve küçük silahlar (tabancalar ve yeni Kalaşnikof AK-200 gibi saldırı tüfekleri) bulunuyor.
Çin ve Rusya'nın Afrika'ya yaptığı silah satışlarının izlendiği ve geçtiğimiz aralık ayında yayınlanan raporda, Rusya'dan Afrika'daki en büyük silah alıcıları listelendi. Listedeki ülkeler Cezayir, Angola, Burkina Faso, Botsvana, Mısır, Etiyopya, Gana, Libya, Fas, Mozambik, Namibya, Ruanda, Sudan, Güney Afrika, Uganda ve Zimbabve olarak sıralandı.
Rapor, askeri silahların ve özel askeri ve sözleşmeli güvenlik personellerinin özellikle Rus Wagner şirketinden, Rusya'nın Afrika'daki etkisini vurgulamak için önemli araçların ihraç edildiğine dikkat çekti. RAND araştırmacıları, 2018 ile 2021 yılları arasında Çin ve Rusya'dan silah ve özel askerlik ve güvenlik şirketi hizmetleri hizmetleri alan Afrika ülkelerini analiz etti. Bu, her iki ülkenin de ‘Kıta genelinde büyük ölçekte savunma ve güvenlik nüfuzu ihraç ettiğini’ gösterdi.
Aynı bağlamda Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün 2020 yılı yıllık raporu da Rusya'nın Afrika'ya yaptığı askeri ihracatının, 2016-2020 döneminde Rusya'nın toplam silah ihracatının yüzde 18'ini oluşturduğunu gösterdi.

Rus silahlarının geçen yıl boyunca Afrika'daki satış dağılımını gösteren harita. (RAND Araştırma Merkezi)
Enstitünün 2022 raporu, Rusya'nın uluslararası silah ihracatının geçen yıl yüzde 26 oranında azalmasına rağmen bu düşüşün Afrika'yı kapsamadığını, daha çok Rusya'nın Hindistan ve Vietnam'a yaptığı silah ihracatındaki düşüşten kaynaklandığını belirtti.

Ticari tarafı
Rus resmi verilerine göre Rusya’nın Afrika ile arasındaki ticaret hacmi 2022'de yüzde 34'ün üzerinde arttı.
Afrika meseleleri araştırmacısı Dr. Rami Zühdi, Şarku'l Avsat’a şu açıklamada bulundu:
“Rusya, özellikle Batı ile çatışmanın genişlemesiyle uluslararası düzeyde daha fazla etki ve varlık alanı sağlamaya çalışıyor ve bu Ukrayna'daki savaşla sınırlı değil. Rusya'nın Eritre'deki Massava Limanı’nın potansiyelinden yararlanma çabaları, ‘stratejik öneme sahip birçok alanda varlığını genişletmeye yönelik açık bir Rus yaklaşımının devamını temsil ediyor. Rusya'nın bu çabası tamamlandığında, Rusların Doğu Afrika bölgesindeki, Kızıldeniz girişindeki ve Babu'l Mendeb Boğazı'ndaki varlıklarını güçlendirmelerine olanak tanıyacak. Küresel ticaret hareketi için çok önemli bir alan ve dünyadaki hayati ekonomik arterlere yakın. Körfez bölgesi ve Süveyş Kanalı gibi bölgede çok sayıda askeri üs bulunmasının yanı sıra başta ABD ve Türkiye üsleri olmak üzere Cibuti'de Batı ülkelerine ait üsler de bulunuyor. Rusya, Çin ve Güney Afrika ile iş birliği içinde askeri tatbikatlar yürüteceğini duyurdu. Ayrıca bu genişlemenin ABD’nin korkularını artırmasına rağmen Batı Afrika bölgesi ile Sahel ve Sahra Altı ülkelerinde de somut bir etkiye sahip oldu. Ancak Moskova'nın stratejisini sürdürmeye kararlı olduğu açık. Afrika'da her geçen gün yeni bir zemin kazanıyor ve geleneksel Batılı güçlerin bölgedeki azalan etkisinden yararlanıyor.”



Ticaretten Tayvan ve İran’a kadar… Trump-Şi zirvesinden neler bekleniyor?

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)
TT

Ticaretten Tayvan ve İran’a kadar… Trump-Şi zirvesinden neler bekleniyor?

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Busan’da düzenlenen ikili görüşme sırasında... Güney Kore, 30 Ekim 2025 (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, bu yıl ikinci kez bir araya geleceği Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i gelecek hafta Beyaz Saray’da ağırlayacak. İki lider, ticaret ve Tayvan’dan İran krizine, ayrıca yapay zekâya ilişkin küresel endişelere kadar uzanan çeşitli başlıkların baskı oluşturduğu ABD-Çin ilişkilerinde belirli bir istikrar sağlamaya çalışıyor.

Şi, Çin ekonomisinin üst üste ikinci yıl 1 trilyon dolarlık ticaret fazlası vermeye hazırlandığı bir dönemde, ülkesine liderlik ettiği son 10 yıl içinde ilk kez Beyaz Saray’ı ziyaret edecek.

İran’la savaşa dahil olan ve kamuoyu desteğinde düşüş yaşayan Trump ise artan fiyatlardan rahatsız olan Amerikalılara sunabileceği ticari kazanımlar elde etmeye çalışıyor.

Trump’ın mayıs ayında Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretin ardından düzenlenecek 24 Eylül’deki zirvenin gündeminde öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

Ateşkesi uzatmak mı, yoksa ticaret savaşını yeniden başlatmak mı?

Piyasalar, Trump ile Şi’nin geçtiğimiz yıl ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirdiği zirvenin ardından ilan edilen ve 10 Kasım’da sona ermesi planlanan gümrük vergileri ateşkesinin uzatılacağına ilişkin işaretleri yakından takip edecek.

Söz konusu anlaşma, dünyanın en büyük iki ekonomisinin karşılıklı olarak yüzde 100’ü aşan gümrük vergileri uygulamasıyla küresel tedarik zincirlerini tehdit ettiği ticaret savaşını durdurmuştu.

xcvfgbh
Çin Halk Kurtuluş Ordusu onur kıtası, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda ABD Başkanı Donald Trump’ı karşılamasından önce Çin ve Amerikan bayraklarını göndere çekiyor... Çin, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer bu ay yaptığı açıklamada, iki ülkenin ‘tarım ve tarife dışı engellerle ilgili bazı tedbirleri’ açıklayacağını söyledi. Piyasa aktörleri, 30 milyar dolar değerindeki malları kapsayacak karşılıklı gümrük vergisi indirimine ilişkin herhangi bir ilerleme olup olmadığını izleyecek. Çin, ABD’nin tarım ürünlerine uygulanan vergileri düşürerek bu adımı daha kolay hayata geçirebilir.

Tayvan

ABD’nin Asya’daki müttefikleri, Trump’ın ekonomik kazanımları güvence altına almak amacıyla Washington’ın demokratik yönetilen Tayvan’a verdiği desteği azaltmaya yönelebileceği yönündeki endişelerini giderek artırıyor. Çin, Tayvan üzerinde egemenlik hakkı olduğunu savunuyor.

Tayvan, Çin’in egemenlik iddialarına şiddetle karşı çıkıyor. ABD’nin de çoğu ülke gibi Tayvan’la resmi diplomatik ilişkileri bulunmamasına rağmen Washington, adanın en önemli uluslararası destekçisi ve silah tedarikçisi konumunda.

Trump, Şi’nin mayıs ayında gerçekleştirilen görüşme sırasında ABD’nin Tayvan’a silah satışları konusunda kendisine baskı yaptığını söyledi. ABD Başkanı daha sonra, değeri 14 milyar dolara ulaşan ve henüz sonuçlandırılmamış bir silah anlaşmasını ‘pazarlık kozu’ olarak nitelendirdi.

scdfgh
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pekin’deki Cennet Tapınağı’na yaptıkları gezinti sırasında yan yana yürüyorlar... Çin, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

Reuters’a konuşan ve Çin’in yürüttüğü girişimler hakkında bilgi sahibi olan kaynaklara göre Pekin, silah satışlarının yanı sıra Trump’ı, ABD’nin Tayvan’ın bağımsızlığına destek vermediğini söylemekle yetinmek yerine bağımsızlığa karşı olduğunu açıklamaya ikna etmeyi de umuyor. Washington, onlarca yıldır bu konuda ‘bağımsızlığı desteklemediği’ yönündeki ifadeyi kullanıyor.

ABD’nin Tayvan politikasında yapılacak herhangi bir değişiklik, Washington’ın adayı savunma konusundaki kararlılığına ilişkin soru işaretlerine yol açabileceği ve Kongre’de muhalefeti tetikleyebileceği için ciddi tartışmalara neden olabilir.

İran Savaşı

İki liderin, Trump’ın İsrail’le birlikte şubat ayında başlattığı ve sona erdirmeye çalıştığı İran savaşını da ele alması bekleniyor.

Pekin, Tahran’la yakın ilişkilerini sürdürüyor. Çin, açık ara farkla dünyanın İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda. Washington, Şi’nin Tahran üzerinde baskı uygulama konusunda benzersiz bir kapasiteye sahip olduğunu düşünüyor ancak Çin liderinin bunu yapma konusunda fazla istekli olmadığı görülüyor. Reuters, geçen ay Pekin’in yaptırımları aşmaya yönelik bir düzenek aracılığıyla İran’a milyarlarca dolarlık mal sattığını bildirmişti. Çin Dışişleri Bakanlığı ise böyle bir düzenekten haberdar olmadığını belirtiyor.

ABD’nin yaşadığı hayal kırıklığına rağmen Hazine Bakanı Scott Bessent, geçen ay İran’a yönelik bir ‘ekonomik saldırı’ başlatıldığını duyururken Çin bankalarına yaptırım uygulamaya kadar gitmedi ve ülkelere Tahran’la ticari ilişkilerini kesmeleri çağrısında bulundu.

Bessent, gelecek haftanın başında Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile görüşeceğini, Trump ile Şi’nin ise zirvede Çin ile İran arasındaki mali ilişkiler konusundaki görüşmelerini sürdüreceğini söyledi.

Trump, pazar günü İran’ın, temmuz ayında üç ABD askerinin hayatını kaybettiği saldırıdan önce Çin’deki kuruluşlar aracılığıyla Ürdün’deki bir üsse ait uydu görüntülerini elde ettiğini öne süren bir haberi dikkate almadı.


İran'daki ekonomik kriz Afgan göçmenleri de vurdu

Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)
Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)
TT

İran'daki ekonomik kriz Afgan göçmenleri de vurdu

Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)
Afgan göçmenler, İran'dan ülkelerine dönmek için ağırlıklı olarak İslam Kale sınır kapısını kullanıyor (Reuters)

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı savaş nedeniyle İran'da derinleşen ekonomik kriz, 2021'de Taliban'ın Afganistan'da iktidarı yeniden ele geçirmesinin ardından ülkeye sığınan binlerce göçmeni geri dönmeye zorluyor.

İran İstatistik Merkezi'ne göre tüketici fiyatları yıllık yaklaşık yüzde 90, gıda fiyatları ise yaklaşık yüzde 130 arttı. Uluslararası Göç Örgütü'nün (IOM) araştırmasına göre İran'dan dönen Afganların yalnızca yüzde 29'unun birikimi kaldı, ortalama gelirleri de kriz öncesine kıyasla yaklaşık üçte bir azaldı.

Reuters'ın Afganistan'ın İran sınırındaki Herat ve Ferah vilayetlerinde görüştüğü göçmenler, işsizlik ve hızla yükselen fiyatlar nedeniyle İran'da yaşamın sürdürülemez hale geldiğini söylüyor.

18 yaşındayken ailesiyle İran'a giden Muhammed Said, 5 ay önce Afganistan'a döndüklerini belirtiyor. Ailenin İran riyali cinsinden birikimleri, para biriminin sert değer kaybetmesi nedeniyle değerinin üçte ikisinden fazlasını yitirmiş.

Göçmen Sayid Cavid de geçmişte Afgan satıcıların İran pazarlarında malları yaklaşık iki katına satarak kâr edebildiğini ancak enflasyon ve birikimlerin erimesiyle tüketici talebinin çöktüğünü söylüyor.

Abdul Cabbar da eşi, iki kızı, torunu ve annesiyle yaklaşık 40 yıldır yaşadığı İran'dan Afganistan'a dönmek zorunda kaldıklarını anlatıyor. Kirman'daki evlerinin İran ordusuna ait bir askeri üsse yakın olduğunu anlatan Abdul Cabbar, bölgenin savaş sırasında defalarca füzelerle vurulması ve iş imkanlarının ortadan kalkması nedeniyle Afganistan'a döndüklerini belirtiyor.

İran sınırındaki İslam Kale kapısında görev yapan Taliban yetkilisi Abdulgani Kazızade, her gün kadın ve kız çocuklarının da bulunduğu en az 20 ila 40 ailenin gönüllü olarak Afganistan'a döndüğünü söylüyor. Yetkili, İran'da kazanılan ücretlerin artık temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini ifade ediyor.

Independent Türkçe, Reuters, Ynet


Amerikan petrol devi, Venezuela'ya dönmeye hazırlanıyor

Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)
Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)
TT

Amerikan petrol devi, Venezuela'ya dönmeye hazırlanıyor

Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)
Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)

Amerikan petrol devi ExxonMobil, yaklaşık 19 yıl önce çekildiği Venezuela'ya yeniden dönmesini sağlayacak anlaşmayı tamamlamaya yakın.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre ExxonMobil, ülkedeki bazı petrol sahalarına yatırım yapmak için Venezuela devletine ait Petróleos de Venezuela firmasıyla ön anlaşma imzalamaya hazırlanıyor.

Habere göre muhtemel anlaşma, yeraltında toplam 50 milyar varilden fazla petrol barındıran sahaları kapsayabilir.

Diğer yandan görüşmelerin eylül sonrasına sarkabileceği veya tamamen sonuçsuz kalabileceği de ifade ediliyor.

Venezuela'nın resmi rakamlarına göre ülkenin elinde yaklaşık 300 milyar varillik petrol rezervi var. Bu rakam, Venezuela'yı dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi konumuna getiriyor.

ExxonMobil, ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan petrol şirketlerini Venezuela'ya yatırıma teşvik etmesinin ardından görüşmeler yapmak üzere ekiplerini Karakas'a göndermişti.  

Firmanın rakibi Chevron da bu ayın başında Venezuela'daki ortak girişimleri üzerinden 5 yılda 7 milyar dolarlık yatırım yapmak için anlaşma imzalamış, üretimini günlük 600 bin varile çıkarmayı hedeflediğini açıklamıştı.

Bununla birlikte bazı büyük petrol ve doğalgaz şirketleri Venezuela'ya uzun vadeli yatırım hakkında temkinli davranıyor.

Eski Venezuela lideri Hugo Chávez'in 2007'deki kararıyla ExxonMobil ve ABD'nin üçüncü büyük petrol şirketi ConocoPhillips'in varlıklarına el konmuştu. Firmalar uğradıkları milyarlarca dolarlık kaybın tazmin edilmesine yönelik taleplerini sürdürüyor.

Amerikan petrol ve doğalgaz firmalarının Venezuela'da yatırımı yeniden değerlendirmesi, Washington'ın ocak ayında ülkeye düzenlediği askeri baskının ardından geldi. ABD ordusu, 3 Ocak'taki baskında Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmıştı.

Trump, Venezuela'yla "dünya tarihinin en büyük petrol anlaşmasını" yaptıklarını geçen ay duyurmuştu. Cumhuriyetçi lider, ABD'nin özel sektörle kurulan ortaklık aracılığıyla Venezuela'daki 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin büyük bölümü üzerinde kontrol sağladığını açıklamıştı.

Venezuela'da solcular anlaşmaya karşı protestolar düzenlerken, Maduro sonrasında ülkenin başına geçen Delcy Rodriguez sözleşmeyi savunmuştu.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters