İsrail’den İsfahan'da saldırı

Saldırıda İran Savunma Bakanlığı’na ait bir ‘askeri’ tesis hedef alınırken DMO, Tel Aviv'i tehdit etti.

İsfahan'da dün sabaha karşı saldırıya uğrayan askeri tesisin çatısında yangın çıktı. (Fars)
İsfahan'da dün sabaha karşı saldırıya uğrayan askeri tesisin çatısında yangın çıktı. (Fars)
TT

İsrail’den İsfahan'da saldırı

İsfahan'da dün sabaha karşı saldırıya uğrayan askeri tesisin çatısında yangın çıktı. (Fars)
İsfahan'da dün sabaha karşı saldırıya uğrayan askeri tesisin çatısında yangın çıktı. (Fars)

İran, İsfahan'ın merkezindeki en büyük uranyum zenginleştirme tesisinin yakınında bulunan Savunma Bakanlığı'na bağlı mühimmat fabrikalarından birine patlayıcı yüklü kamikaze insansız hava araçlarının (İHA) düzenlediği saldırı girişiminin savunma sistemleri tarafından önlediğini duyurdu. The Wall Street Journal gazetesine konuşan ABD’li yetkililer ve güvenilir kaynaklar, İran ile ilgili bölgesel ve uluslararası gerilimlerin arttığı bir zamanda ülkenin hassas tesislerini hedef alan son gizemli saldırının arkasında İsrail’in olduğunu iddia ettiler.
İran Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, saldırının üç küçük quadcopter İHA tarafından gerçekleştirildiğini bildirdi. Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı kanallar ise dört adet quadcopter İHA’nın düşürüldüğünü belirtti. İran Savunma Bakanlığı, saldırının faili olarak kimden şüphelenildiği hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Saldırı, ülkenin kuzeybatısındaki bir rafineride çıkan yangının ve üç kişinin ölümüyle sonuçlanan 5,9 büyüklüğündeki depremin ardından geldi.
İsfahan’ın Siyasi ve Güvenlik İşlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı Muhammed Rıza Can Nesari, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada saldırının ‘herhangi bir can kaybına yol açmadığını’ vurgulayarak, arkasındaki sebepleri ortaya çıkarmak için soruşturma açıldığını bildirdi.
İran Savunma Bakanlığı’nın resmi medya tarafından aktarılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Hava savunması (İHA'lardan) birini vurdu. Diğer iki İHA savunma tuzaklarına takıldı ve patladı. Çok şükür ki bu başarısız saldırı herhangi bir can kaybına yol açmayıp sadece fabrikanın çatısında ufak çaplı hasara sebep oldu. Saldırı tesislerimizi ve görevlerimizi etkilemedi. Bu tür pervasız eylemlerin ülkenin ilerlemesinin devamlılığı üzerinde herhangi bir etkisi olmayacaktır.”
İran İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı’na (IRNA) göre iki İHA’dan birinde ciddi bir hasar oluşmadı ve ele geçirilerek ‘yerleşkede konuşlanmış güvenlik güçlerine teslim edildi’. Haberde saldırının herhangi bir yaralanmaya yol açmayıp yalnızca ‘binalardan birinin çatısında hafif bir hasara’ neden olduğu bildirildi.
İran haber ajansları daha önce güçlü bir patlama meydana geldiğini bildirmiş ve uçan bir cismin mühimmat deposu olduğu belirtilen fabrika zeminine çarpması sonucu patlama sesinin duyulduğu bir video kaydı yayınlamıştı. Aynı zamanda acil durum ve itfaiye araçları, fabrikanın dışında, İsfahan'ın kuzeybatısına giden ve sürücülerin Kum şehri ile başkent Tahran'a gitmek için kullandığı birçok rotadan birinde ilerlediği görülmüştü. İHA’lara ateş açılan yerin yakınlarında toplanan küçük bir kalabalığın patlamaya ve karanlıkta binaya çarpan şarapnelleri izlediği görüntülendi.
AP, elde edilen bilgilerin İsfahan'ın kuzeybatısındaki Mino Caddesi'nde halı ve elektronik eşya satan bir mağazanın bulunduğu bir alışveriş merkezinin yakınındaki konumla uyuştuğunu bildirdi. Resmi Mehr Haber Ajansı’na konuşan İsfahan Kriz Hücresi Müdürü Mansur Şişe Feruş, “Humeyni Caddesi'nde kaynağı bilinmeyen sesler duyuldu. Kaynağı araştırılıyor” dedi. Videolarda birinde duyulan seslerde bir İHA görüldüğü duyuldu. Saldırının ardından bölgede toplananlar kaçtı.
İran Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamadan önce DMO’ya bağlı Fars ve Tesnim haber ajansları patlamayı doğrulamış ancak kentteki durumu ‘normal’ olarak nitelendirmişti.

İHA imalathanesi
İsfahan'ın eteklerindeki bir otoyolun yakınında bulunan tesiste iki büyük patlama yaşandığını gösteren videolar sosyal ağlarda hızl yayıldı. Videolarda hava savunmalarının sesi duyuldu. Ayrıca bir videoda büyük bir patlama ve bir alevler görüldü.
Yetkililer, İsfahan şehrinin kuzeyinde hedef alınan tesiste yürütülen faaliyet hakkında ayrıntı vermediler. Ancak DMO'nun Telegram ağındaki propaganda platformlarından Sabirin News kanalı yaptığı paylaşımda, saldırının 'bir İHA imalathanesini hedef aldığı' öne sürüldü.
Telegram’daki DMO kanalları olaydan birkaç saat sonra eş zamanlı olarak “Bilgiler, her biri iki kilo RDX patlayıcı madde taşıyan küçük kamikaze İHA’larının yaklaşık bir kilometre mesafeden havalandığını ve bunlardan birinin İsfahan'daki mühimmat depolarını vurduğunu gösteriyor” paylaşımında bulundular. DMO kanallarından bazıları, “İsrail gemilerinden kamikaze İHA’ları düşürülerek yanıt verilecek”  mesajı yayınladı.
İran geçmişte de benzer saldırılara maruz kalmıştı. Son saldırı, Parçin Askeri Araştırma Tesisi’ne, Kerec’deki bir santrifüj montaj tesisine ve iki yıl önce Natanz Nükleer Tesisi’ne düzenlenen saldırılarla benzerlikler taşıyor. Bu saldırılar, İsrail'in İran'ın içine girebildiği yönünde bir iç tartışmaya sebep oldu. Üst düzey yetkililer, ‘güvenlik kirliliği’ olarak tanımladıkları durumu eleştirdiler.
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, iç kurumların moralini yükseltmeye çalışarak, “Kurumlarımız ülkedeki en yüksek güvenlik seviyelerini sağlamak için yoğun bir şekilde çalışıyor” dedi.
Devlet televizyonu, İran İslami Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi’nin komisyonun saldırıyı görüşmek üzere toplanacağını ve bu konuda kararlar almak üzere İsfahan'a bir soruşturma komitesi gönderileceğini söylediğini aktardı.

Büyük bir başarı
The Wall Street Journal’a konuşan ABD’li yetkililer ve kaynaklar, İsrail’in İsfahan'daki bir askeri komplekse gizli bir İHA saldırısı düzenlediğini öne sürdüler. Bu iddia, ABD ve İsrail’in Tahran'ın nükleer ve askeri emellerini kontrol altına almanın yeni yollarını aradığı sırada geldi.
İsrailli yetkililer saldırı hakkında yorum yapmadı. Zira İsrail, ülkenin gizli askeri birimlerinin veya Mossad'ın operasyonlarını nadiren üstleniyor. Bununla birlikte, yakın zamanda başbakanlık koltuğuna tekrar kavuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, uzun süredir İran'ı ülkesinin karşı karşıya olduğu en büyük tehdit olarak görüyor.
The Jerusalem Post gazetesine konuşan Batılı ve yabancı istihbarat kaynakları ‘İsfahan'daki İran'a yönelik İHA saldırısının Tahran’ın iddialarına rağmen büyük bir başarıya imza attığını’ savundular.
Gazete, çoğu Batılı istihbarat ve İran kaynağının Mossad'ın Temmuz 2020'de İran'ın Natanz Nükleer Tesisi’ni bombalaması, Nisan 2021'de Natanz'daki farklı bir nükleer tesisi bombalaması, Haziran 2021'de Kerec’deki başka bir nükleer tesisi hedef alması ve Şubat 2022'de İran’a ait yaklaşık 120 veya daha fazla İHA’yı imha etmesi gibi geçmiş yıllarda yaptığı benzer başarılı saldırıları olduğu için bu son saldırının arkasında da yine Mossad’ın olduğuna inandıklarını vurguladı.
Diğer yandan ABD’li bir yetkili, İsrail radyosuna verdiği röportajda ABD askeri güçlerinin İran içinde hava saldırıları düzenlediği yönündeki iddiaları yalanlayarak, “İsfahan’daki bir silah deposuna yapılan saldırının ardından durumu yakından izliyoruz” dedi. İran meselelerinde çalışmalar yürüten bir güvenlik uzmanı olaya ilişkin şu açıklamada bulundu:
“İHA’lara quadcopter denir çünkü dört rotorları vardır. Kısa bir uçuş menziline sahiptirler. İsfahan’ın uluslararası sınırlardan uzakta, İran'ın derinliklerinde olduğu göz önüne alınırsa en mantıklı açıklama, cumartesi günü saldırıyı gerçekleştiren İHA'ların İran'ın içinden havalandığı olacaktır.”
Bu, İsrail'in Binyamin Netanyahu’nun yeni hükümeti baştayken İran tesislerine yönelik ilk saldırısı sayılıyor. İsrail, İran'la gerilim sürerken, birkaç gün önce şimdiye kadarki en büyük ABD-İsrail tatbikatlarına sahne oldu. Çok yönlü senaryo eğitimine binlerce asker, gemi ve nükleer kapasiteli bombardıman uçakları katıldı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere öre bu son saldırı akıllara İran'da 2009-2021 yılları arasında gerçekleştirilen bir dizi operasyonu akla getirdi. Bunlardan öne çıkanı, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden önceki karmaşık süreçte, İran nükleer arşivinin Tahran'dan Tel Aviv'e götürülmesiydi.

Savaş mantığı
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile dün düzenlediği basın toplantısında “şu açıklamada bulundu:
“Bugün İran'ı daha az güvenli hale getirmek için korkakça bir eylem gerçekleştirildi (...) Bu tür eylemler, uzmanlarımızın barışçıl nükleer ilerleme konusundaki kararlılığını ve niyetini etkileyemez.”
Diğer yandan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı’nın diplomatik danışmanı Enver Karkaş sosyal medyada yaptığı paylaşımda İsfahan saldırısının ‘şu an bölgedeki tehlikeli gerilimin’ bir başka yansıması olduğu konusunda uyardı. BAE, geçtiğimiz yıl İran destekli Husiler tarafından üstlenilen füze ve drone saldırılarının hedefi olmuştu.
Enver Karkaş, Twitter’da yaptığı paylaşımda “Bu, bölgenin ve geleceğinin çıkarına değildir. Bölgedeki sorunlar karmaşık olsa da diyalogun yerini hiçbir şey tutamaz” ifadelerini kullandı.
İran'ı Rusya'ya cephe hattından uzak şehirlerdeki sivil hedeflere saldırması için yüzlerce İHA sağlamakla suçlayan Ukrayna'da Devlet Başkanı’nın kıdemli danışmanlarından biri, İran'da yaşananların doğrudan ülkesindeki savaşla ilgili olduğunu söyledi. İran, Rusya'ya İHA gönderdiğini kabul etmiş ancak bunların Moskova'nın geçen yıl Ukrayna'ya savaş açmasından önce gönderildiğini savunmuştu. Moskova, Ukrayna'da İran İHA’larının bazıları düşürülüp kalıntılarını bulunmuş olmasına rağmen güçlerinin bunları kullandığını kabul etmiyor.
Mihaylo Podolyak, Twitter hesabında yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
“Savaş mantığı acımasız ve ölümcüldür. Bunu gerçekleştirenler ve suç ortakları kesinlikle sorumlu tutulur. İran'da bombalı bir gece… İHA ve füze üretimi ve petrol rafinerileri… Sizi uyardık.”



İranlılar, protesto kurbanları için düzenlenen 40. gün anma töreninde liderlik karşıtı sloganlar attı

İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
TT

İranlılar, protesto kurbanları için düzenlenen 40. gün anma töreninde liderlik karşıtı sloganlar attı

İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)

AFP’nin doğruladığı videolara göre İranlılar dün, binlerce kişinin ölümüne yol açan protestoların başlamasının 40. gününde hükümet karşıtı sloganlar attılar.

Tahran'daki yetkililer ayrıca, 8 ve 9 Ocak'taki protestoların zirve noktasında hayatını kaybeden "şehitler" için anma töreni düzenledi.

İranlı yetkililer, aralık ayı sonlarında başlayan karışıklıklar sırasında 3 binden fazla kişinin öldüğünü açıkladı. Ölenlerin çoğunun güvenlik güçleri mensupları ve yoldan geçenler olduğu, ayrıca ABD ve İsrail'den destek aldıkları iddia edilen "terörist eylemlerin" faillerinin de bulunduğu belirtildi.

Başlangıçta artan hayat pahalılığına karşı ortaya çıkan protestolar, rejimi, özellikle de Yüksek Lider Ali Hamaney'i hedef alan sloganlara dönüşüp büyümeden önce bir süre hafiflemişti. Ancak son günlerde, İranlıların geceleri evlerinden ve çatılarından sloganlar attığını gösteren videolar ortaya çıktı.

Bazı videolarda ise birkaç kurbanın ölümünün 40. gününü anmak için düzenlenen anma töreninde toplanan kalabalıkların hükümet karşıtı sloganlar atıldığı görülüyor.

vffdv
Tahran'da bir kadın, İran'daki önceki hükümet karşıtı protestolarda hayatını kaybedenlerin 40. yıldönümünde öldürülen bir kişinin fotoğrafını gösteriyor (AFP)

Görüntülerde, Abadan'da (güneybatı) insanların ellerinde çiçekler ve bir gencin resmini taşıyarak, "Hamaney'e ölüm" ve "Şah çok yaşasın" diye slogan attıkları görülüyor.

Aynı şehirden bir başka videoda ise silah seslerine benzeyen sesler duyduktan sonra panik içinde koşuşturan insanlar görülüyor; ancak seslerin gerçek mermi olup olmadığı net değil.

İnsan hakları örgütleri tarafından yayınlanan videolarda ayrıca, kuzeydoğudaki Meşhed ve merkezdeki Necefebad şehirlerinde düzenlenen anma törenlerinde, kalabalıkların yönetim karşıtı sloganlar attığı da görüldü.

Tahran'daki Büyük Camii'de yetkililer tarafından düzenlenen 40. gün anma töreninde, kalabalıklar İran bayrakları ve "şehitlerin" resimlerini taşıdı; büyük kompleksin her yerinde millî marşlar ile "Amerika'ya ölüm" ve "İsrail'e ölüm" sloganları yankılandı.

Yetkililer, protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizm içeren "ayaklanmalara" dönüştüğünü söylüyor ve şiddetten ABD ile İsrail'i sorumlu tuttuyor.

Törene, aralarında Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif ve Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin de bulunduğu üst düzey yetkililer katıldı.

Tesnim haber ajansına göre Kaani, “Göstericileri ve teröristleri destekleyenler suçludur ve sonuçlarına katlanacaklardır” dedi.

Dünkü tören, İran ve ABD arasında Cenevre'de yapılan ikinci tur müzakerelerle eş zamanlı gerçekleşti. Bu müzakereler, Washington'un ölümcül protestoların ardından Ortadoğu'ya bir uçak gemisi ve saldırı gurubu konuşlandırması ve Başkan Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât tehdidinde bulunmasının ardından artan gerilimler arasında gerçekleşti.


Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
TT

Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)

İsrail basınına yansıyan sızıntılar, yarın (19 Şubat Perşembe) Washington’da Gazze Şeridi’ne ilişkin başlıkları ele almak üzere yapılması planlanan Barış Konseyi toplantısı öncesinde gündeme geldi. Söz konusu sızıntılarda, Hamas’ın silahsızlanması için 60 günlük süre tanınacağı, aksi halde ABD’nin ‘yeşil ışığıyla’ savaşın yeniden başlayabileceği ifade edildi.

Sızıntıların, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hamas’ın derhal ve tamamen silahsızlanması yönündeki açıklamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğü belirtiliyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu adımı ABD ile İsrail’in, söz konusu dosyayı toplantı gündemine dayatmak amacıyla kullandığı ortak bir baskı aracı olarak değerlendirdi. Uzmanlar, bu baskının ‘Gazze anlaşmasının seyrini sekteye uğratabileceği’ uyarısında bulundu.

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana, Trump’ın sunduğu öneriye dayanan bir ateşkes anlaşması yürürlükte bulunuyor. Hamas’ın silahsızlandırılması, ABD’nin ocak ayı ortasında ikinci aşamasına geçildiğini duyurduğu planın temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu aşamanın, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden kademeli çekilmesi ve bölgede istikrarın sağlanması için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasıyla eş zamanlı ilerlemesi öngörülüyordu.

İsrail tarafı ise Trump yönetiminin talebi doğrultusunda Hamas’a silah bırakması için 60 günlük süre tanınacağını, sürenin yarınki Barış Konseyi toplantısının ardından başlayabileceğini belirtiyor. İsrail hükümet sekreteri Yossi Fuchs’un pazartesi akşamı yaptığı açıklamaya dayandırılan ve The Times of Israel tarafından aktarılan haberde, Hamas’ın talebe yanıt vermemesi halinde savaşın yeniden başlatılacağı tehdidinde bulunulduğu kaydedildi.

Bu gelişme, Trump’ın pazar günü sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımdan sonra geldi. Trump mesajında, “Hamas silahsızlanma taahhüdüne tamamen ve derhal uymalıdır” ifadesini kullandı.

Son sızıntı, aralık ayında gündeme gelen benzer bir iddiayı da hatırlattı. Israel Hayom gazetesi, ABD ile İsrail’in, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Florida’da gerçekleşen görüşmenin ardından Hamas’ın silahsızlandırılması için iki aylık bir takvim üzerinde uzlaştığını öne sürmüştü.

Trump söz konusu dönemde Netanyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Hamas ve silahsızlanma konusunu ele aldık. Silah bırakmaları için çok kısa bir süre verilecek, sürecin nasıl ilerleyeceğini göreceğiz” demişti. Netanyahu ise o tarihte Fox News kanalına verdiği mülakatta, Hamas’ın yaklaşık 20 bin silahlı unsurunun bulunduğunu ve bunların yaklaşık 60 bin Kalaşnikof tüfeği bulundurduğunu savunmuş, savaşın hedeflerinin -başta Hamas’ın tamamen ortadan kaldırılması olmak üzere- henüz tam anlamıyla gerçekleşmediğini belirtmişti.

frrftgtr
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında, yerinden edilmiş insanların çadırlarının yanından geçen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Muhammed el-Umde, söz konusu sızıntının ‘İsrail’in anlaşma sürecini yalnızca sekteye uğratmayı değil, tamamen başarısızlığa sürüklemeyi amaçlayan doktriniyle örtüştüğünü’ belirtti. El-Umde, özellikle bu yıl yapılacak seçimlerle bağlantılı çıkarlarının, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu müzakereleri uzatmaya, süreci yavaşlatacak engeller ve savaşa dönüşü meşrulaştıracak gerekçeler üretmeye ittiğini savundu.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal ise sızıntının birden fazla hedef taşıdığını ifade etti. Nazzal’a göre bunlar arasında beklenti çıtasını yükseltmek, ikinci aşama resmen sabitlenmeden önce ‘oyunun kurallarının’ değişebileceği mesajını vermek ve daha önce gündeme gelen kademeli silahsızlanma önerisinden farklı fikirler ortaya atarak Hamas üzerinde baskı kurmak yer alıyor.

Nazzal, bu gelişmeyi Washington yönetiminin Gazze anlaşmasını ilerletme konusundaki ciddiyetini test eden bir adım olarak nitelendirdi. Netanyahu hükümetinin ise süreci karmaşıklaştırmak ve Barış Konseyi’nde ortaya çıkabilecek muhtemel uzlaşıların önünü kesmek istediğini dile getirdi.

Son sızıntılar, bir hafta önce gündeme gelen farklı bir iddiayla çelişiyor. New York Times gazetesi, kaynaklara dayandırdığı haberinde Washington’un Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını yazmıştı. Haberde, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini öngören teklifin, ilk aşamada Hamas’ın bazı hafif silahları elinde tutmasına izin verebileceği ve önerinin önümüzdeki haftalarda sunulmasının planlandığı belirtilmişti.

fygfy
Geçtiğimiz pazar günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yıkılmış binaların enkazı üzerine Ramazan süsleri asan Filistinliler (EPA)

Hamas ise silah konusunda tutumunu koruyor. Hareketin önde gelen isimlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha’da düzenlenen bir forumda silahların tamamen bırakılması çağrılarını reddetti. “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolayca ortadan kaldırılabilecek bir kurban haline getirme girişimidir. İsrail ise uluslararası düzeyde her türlü silahla donatılmış durumda” diyen Meşal, Barış Konseyi’ne ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu.

Askeri uzman Muhammed el-Umde, tartışmaların kademeli silahsızlanma önerisi etrafında şekillenebileceğini ancak iki aylık sürenin Hamas ya da başka bir yapının silah bırakması için yeterli olmayacağını savundu. El-Umde, “Hareket zaten böyle bir adım atmayacak ve bu yolu kabul etmeyecektir” dedi.

El-Umde’ye göre Hamas gibi bir yapının silahsızlandırılması, taraflar arasında bir mutabakat sağlansa dahi en az bir yıl sürecek bir süreç gerektirir.

Nizar Nazzal da çelişkili sızıntıların ‘müzakere sürecinde kullanılan bir baskı kartı’ olabileceğini ifade etti. Nazzal’a göre 60 günlük süre iki olası senaryoya işaret ediyor: Hamas’ı kısmi tavizlere zorlayarak Gazze anlaşmasının yavaş da olsa sürmesini sağlamak ya da anlaşmayı uzun süreli olarak dondurmanın ve İsrail’e daha geniş çaplı ihlaller için alan açmanın zeminini hazırlamak.


JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
TT

JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, dün Cenevre'de ABD ile İran arasında yapılan ikinci tur müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın belirlediği bazı ‘kırmızı çizgileri’ kabul etmeye hala isteksiz olduğunu söyledi.

Bazı konularda görüşmelerin iyi gittiğini ve İranlıların daha sonra tekrar bir araya gelmeyi kabul ettiğini belirten JD Vance’e göre diğer konularda ise Başkan Trump’ın İranlıların hala kabul etmek ve ele almak istemediği bazı kırmızı çizgiler belirlediği aşikâr.

ABD televizyonu Fox News'ün “The Briefing” programında açıklamalarda bulunan Vance, “ABD Başkanı, İranlıların nükleer silah elde edememesi için diplomatik veya diğer yollarla bir çözüm bulmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. Başkan elbette diplomasi yolunun doğal sonuca ulaştığına karar verme hakkını saklı tutuyor. Bu noktaya gelmememizi umuyoruz, ancak gelirse, karar başkana ait olacak” ifadelerini kullandı.

Vance, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Buradaki temel çıkarımız, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemektir. Nükleer silahların yayılmasını istemiyoruz. İran nükleer silaha sahip olursa, diğer birçok ülke de bu silahlara sahip olacak, bazıları dost, bazıları düşman olacak ve bu, Amerikan halkı için bir felaket olacak, çünkü dünyanın her yerinde en tehlikeli silahlara sahip aşırıcı rejimler ortaya çıkacak.”

Trump'ın geçtiğimiz cuma günü İran'da rejim değişikliğini desteklediğini belirten açıklamasıyla ilgili olarak ‘Başkan’ın Amerikan halkının çıkarlarına en uygun olduğunu düşündüğü ne varsa onu yapacağını’ söyleyen Vance, “Bence o, Barack Obama olmadığını açıkça ortaya koydu. Amerikan ulusal güvenliğine çok farklı bir yaklaşımı var ve onu savunmak için daha güçlü adımlar atmaya daha istekli” şeklinde konuştu.

dfvgbhy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de (AP)

Amerikan halkının ‘İran'ın dünyadaki en düşmanca ve irrasyonel rejimlerden biri olduğunu anlamasının çok önemli olduğuna’ inandığını ifade eden ABD Başkan Yardımcısı, “Bu tür insanların, insanlık tarihinin en tehlikeli silahına sahip olmasına izin verilemez. Bu, güvenliğimiz ve çocuklarımızın geleceği için felaket olur. ABD Başkanı bunu hedefliyor. Bunun gerçekleşmemesi için elinde birçok seçenek ve araç bulunuyor” dedi.

Nükleer silahlar kırmızı çizgidir

Vance, kendisine yöneltilen “Görüşmeler balistik füze programı ve vekillere verilen desteği de içeriyor mu?” şeklindeki soruya, “Her şey masada. İran'ın terörizmi desteklemeyi kesinlikle durdurmasını istiyoruz. İran, dünyanın en büyük terörizm destekçisi devletlerden biridir. İran, ABD'nin ulusal güvenliğini birçok yönden tehdit ediyor, ancak en ciddi tehdit nükleer silaha sahip olmasıdır. Bu kırmızı çizgidir” cevabını verdi.

Vance, yanıtını şöyle sürdürdü:

“İranlılar nükleer silah peşinde olmadıklarını söylüyorlar. Ama biz bunun doğru olmadığını biliyoruz. Nükleer silaha sahip olma isteklerini doğrulayan birçok şey yaptılar. Amacımız bunun gerçekleşmemesini sağlamak. Tekrar söylüyorum; Başkan’ın bunun gerçekleşmemesini sağlamak için birçok aracı var.”

ABD Başkanı Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlığındaki İran heyeti arasında Umman'ın arabuluculuğunda Cenevre'de yapılan görüşmeler, nihai bir anlaşma veya ortak bildiri olmadan sona erdi. Üçüncü tur için henüz bir tarih belirlenmedi, ancak her iki taraf da müzakereleri sürdürmeyi istediğini açıkladı.

Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad el-Busaidi, görüşmelerin İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve uranyum zenginleştirmesinin sınırlandırılması konularına odaklandığını belirterek, görüşmeleri ‘çok ciddi’ olarak nitelendirdi ve ortak hedeflerin belirlenmesi konusunda iyi ilerleme kaydedildiğini söyledi.